Ana Sayfa İrtibat Amacımız    Ateist, Oryantalistlere Cevaplar       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
  Deizm ve ateizm çıkmazı

Her insan, Allah'ın varlığına iman edebilecek bir potansiyel ve temayı içinde dünyaya gelir. ( s. 17) Ünlü İngiliz felsefeci Anthony Flew, bilimsel gelişmelerin ışığı altında 2004 yılında görüşlerini değiştirerek, ' DNA üzerinde yürütülen çalışmalar bize, yaratıcı büyük bir gücün, tanrının varlığını göstermektedir.' diyerek ateizmden dönmüştür. ( s. 19) Deizm, Hıristiyanlığa karşı bir protesto hareketi olarak ilk kez 17. yüzyılda İngiltere'de ortaya çıkan bir akımdır. Dini kötü temsil eden insanların eylemlerinden dolayı bazı kişilerin de deizme yöneldikleri bilinmektedir. Farabi, ' önce doğruyu bilmek gerekir, doğru bilinirse yanlış da bilinir. Ama önce yanlış bilinirse, doğruya ulaşılamaz.' der.  ( s. 20)

İnsanlar, ' ben niçin yaratıldım, varoluşumun sebebi nedir, içimde duyduğum iyi ve kötü içerikli seslerin anlamı ve amacı nedir, yaşamdaki amacın ne olmalıdır?' gibi soruları tarih boyunca sormuş ve cevabını aramıştır. ( s. 26) İnsanda her zaman, daha mükemmele yönelme arzusu vardır. Newton, 'Tanrı, eserleri aracılığı ile bilinir.' der. ( s. 27) Din, tarihsel süreç içerisinde insanoğlu ile birlikte varlığını sürdürmüştür. Din yaşam tarzıdır. ( s. 28) Gazali, David Hume ve Kant'tan daha geri değildir. İslam filozoflarının, ' Hudus, İmkan, Gaye ve nizam, İnayet' gibi Allah'ın varlığını ispat eden delileri, Kuran ayetlerine dayalı dini delilerdir. ( s. 31) İnsanlık tarihi boyunca genel bir tanrı kavramı evrensel olarak daima vardır. ( s. 34) Sokrat'ın en meşhur öğrencisi Eflatun'dur. Eflatun, Aristo'ya da hocalık yapmıştır. ( s. 43) Aristo şöyle der, ' her ne ki sanat ve zeka eseridir, bilinmelidir ki o bir yaratıcının ürünüdür.' ( Ali Fuat Başgil, Din ve laiklik, s. 30)
 

Nizam delili gök cisimlerinin düzenli hareketlerinden, onu düzenleyene ulaşma şeklinde özetlenebilir. ( s. 45) Hudus delili, "Her sonradan yaratılan şeyin mutlaka bir yaratıcısının bulunduğu" şeklinde özetlenebilir. ( s. 94) Çiçero şöyle söylemektedir: "Allah fikrini doğuştan insan ruhuna yerleştiren, yine Allah'tır." ( s. 47) Descartes, ' Ben tanrıyı düşündüğüm için o var değildir. O var olduğu için, ben onu düşünüyorum.' diyerek ontolojik delili özetlerler.  ( s. 50) Goethe, 'Allah'ın varlığının ve birliğinin delillerini tabiattaki tecellilerden  müşahede edilebileceğine' vurgu yapar. ( s. 56) 'Kuran, kitaplarının kitabıdır. Buna bir Müslüman gibi inanıyorum.' der.  ( s. 57) 19. yüzyılda ilmin bütün problemlerinizi çözebileceği iddia ediliyordu. Bu düşünceler materyalist, pozitivist bir dünya görüşünün yansımalarına yol açtı. Comte, pozitif ilme dayanan bir insanlık dini bile kurmuştu. Avrupa'nın sosyal Darwinci materyalist düşüncesi içeride büyük sınıf çatışmalarının, dışarıda ise sömürgecilik politikalarının başlıca itici gücünü oluşturuyordu. Oysa 20. yüzyılda bütün bu teoriler ve felsefeler iflas etmiştir. ( s. 61) En pozitif denilen fizikte bile, maddenin en ufak parçacıklarının doğrudan doğruya bilinemediği ortaya çıkmıştır. Max Planck gibi büyük bir fizik alimi bile, ' fiziğin ilimden daha çok sanat olduğunu.' söylüyordu. İnsan dinin önemini son yüzyılda daha derinden anlamış, dinin en temel dayanağı olan Allah inancına yönelmiştir. ( s. 62) Einstein, kütle ile enerjinin eş değerli olduğunu kanıtlamıştır. Maurice Solovin'e yazdığı mektupta, ' pozitivistler, kainatı her türlü Tanrı anlayışından ve mucizeden kurtardıklarını sanıyorlar. Onların en zayıf yanları esasında budur.' demektedir. (Mehmet Aydın, Din Felsefesi, s. 38) Uygarlığın gayesi ilmin ve makinelerin ilerlemesi değil, insanın ilerlemesi olmalıdır.' der Alexis Carrel. ( s. 70) "Hayatın mümkün olan tek izahı, Allah'ın olduğunu kabul eden görüştür." ( Carell, Yarınlara doğru, s. 24) Fransız filozof Henri Bergson, 'varlığa dair mutlak bilginin akılla değil sezgi ile elde edilebileceğini' söyler. ( s. 72) Mühendis Profesör Claude Hatavai, 'her proje mutlaka projeyi yapan bir mühendisin bulunmasını gerektirir.' der. ( s. 77)
 

Ehli sünnet, aklı nakle tabi kılar. Dinde ana prensip, vahye uymaktır. Naklin akla tabi olması halinde, vahye ihtiyaç kalmaz. Ehli sünnet, Selefiyye, Maturidiyye ve Eşariyye olmak üzere üçe ayrılır. (s. 86) Eşarilik ve Maturidilik ortaya çıkıncaya kadar Sünni Müslüman çevrede hakim olan inanç Selef inancıdır. 'Halefiyye' ise, aklı yegane dayanak değil, naklin anlaşılması için bir hakem olarak görür. Eş'ari Maturidi bu yolun iki büyük ismidir. ( s. 87) Eş'ari, 40 yaşına kadar Mutezile mezhebini benimsemişti. Şafii, Maliki, Hanbelilerin çoğunluğu, Eş'ari mezhebine mensuptur. ( s. 88) Maturidilerin metodunda aklın, herhangi bir aşırılığa sapmaksızın ve sınırlarını aşmaksızın büyük bir yeri ve değeri vardır. Maturidiler şöyle der: "Akıl, Allah'a imanın kaynağı değil, fakat aleti, vasıtasıdır." ( s 92)  İmamı Azam, 'Kainat, tabiatın değil, Allah'ın eseridir.' derken (s. 98) Gazali, 'Allah'ı tanımak başka, varlığını bilmek başkadır.' der. ( s. 102)
 

Kindi: Avrupa 'da Alkindus adı ile tanınır. Meşşailik (Aristo felsefesinin hakim olduğu) ekolünü başlatan Kindi'ye göre felsefenin amacı, Allah'a ulaşmaktır. ( s. 108) Farabi: 'Toplum sevgi ile kaynaşır, adaletle yaşar.' der. Batı felsefesini etkilemiştir. Aristo'dan sonra, ' ikinci muallim' olarak kabul edilir. İllet/ilk sebep ve hareket delilleri ile Allah'ın varlığını ispat eder. ( s. 112) İbn-i Sina: Batıda Avicenna adı ile tanınır. İslam felsefesi onunla zirveye ulaşmıştır. Garrison ona, 'jeolojinin babası.' der. İmkan delili ile Allah'ın varlığını ispat eder. ( s. 117) İbni Rüşt, inayet ve ihtira delilleri ile Allah'ın varlığını ispat eder. ( s. 120) "Hikmet, ilim ve sanatın birleşmesidir." diyen Elmalılı Hamdi Yazır, nizam delili ile Allah'ın varlığını ispat eder. ( s. 128) Caner Taslaman, Tasarım ve ahlak delillerini kullanır. Big bang hem patlama, hem madde oranları, hem de bunların birbirine göre düzenlenmesiyle bilinçli bir tasarım ürünüdür. Yıldızların birbirine olan mesafesi, süpernova patlamalarının uzak,yakın ve sıklığı, dünyanın manyetik alanının gücü, oksijen ve karbondioksitin oranı, atmosferin basıncı vb. hep bir denge, düzen ve ayarı işaret eder. ( s. 137)  "İlim aklın, din ise gönlün ışığıdır." (A.F. Başgil, Din ve laiklik, s. 37)
 

Deizm, İngiltere ve Fransa'da 17. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Voltaire ve Rousseau en tanınmış isimleridir. ( s. 160)  "Medeniyetin ürünlerinin ortaya çıkışı, hep dinlerin insanı hayrete bırakan tesirleri sonucudur." ( Ferit Kam, Dini ve felsefi sohbetler, s. 33) 19. yüzyılda endüstri devrimi, 20. yüzyılda ise teknoloji devrimi gerçekleşmiş, insanlığa kurtuluş reçetesi gibi sunulan Marksist felsefe iflas etmiştir. Bunca gelişmeye rağmen kainat hala insan için bir muammadır ve sırlarla doludur. (s. 166) Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, atom-elektronu ancak belli bir durumda tespit edebilmekteyiz. Halbuki o zaman da, onun hareketini takip imkânsızlaşacaktır. Hareketi gözlemleyene kalkarsak, o zaman da maddeyi tespit mümkün olmayacaktır. ( s. 167) Dünya kendi etrafında saatte bin mil yapar. (s. 170) DNA'nın şifresi, Big bang ve ince ayar gibi konular Flew'in ateist düşüncelerden vazgeçmesine neden olmuştur. Flew, 'kanıtın götürdüğü yere gitmelisin.' prensibini uygular ve yaratıcıya inanmaya başlar. İlahi tasarım delilini bir soru ile özetleyebiliriz: Evren, bizim geleceğimizi biliyor muydu? Fizikçi F. Dyson şöyle der: " Evreni ne kadar incelersem, bizim geleceğimize dair daha fazla kanıt buluyorum. Doğanın kanunları sanki evreni, yaşamın ortaya çıkmasına ve devam etmesine hazırlamak üzere tasarlanmıştır." Bu, insancıl ilkedir.(s. 179) A. Flew şöyle der: 'Tanrıyı keşfedişim araştırmanın bir sonucudur.' (s. 180) "Tanrı Evren'i yaratırken ileri düzeyde matematik kullanmıştır." Paul Dirac ( Flew, Yanılmışım Tanrı varmış, s. 103) Astronomi uzmanı James Jeans, "Dikkatle baktığımda bütün kainatın büyük mimarı bana, saf matematikçi olarak görünüyor." ( J.C.Monsma, Niçin Allah'a inanıyoruz, I/173) Elinize 10 tane marka alın, markaları 1'den 10'a kadar ardarda çekebilme şansının, 10 milyarda bir olacağını göreceksiniz. (s. 184) Kangurular bazen yavrularını emzirirken ikinci bir yavru daha doğurur.İkinci yavrunun doğumu ile bir memeden yeni yavru için berrak, renksiz bir süt gelirken diğer memelilerden ise, büyük yavru için koyu ve yağlı süt gelmeye devam eder. (s. 191) Kalp yumruk büyüklüğündedir. 300 gram ağırlığındadır ve bir yılda 30.000.000 kereden fazla çarpar. Dakikada, 6 litre kan pompalar. Damarların uzunluğu uçucu eklenince, 100.000 kilometreyi bulur. Yani, dünyanın çevresini 2 defa dolaşır. (s. 205) Bir tek hücrede 4 terabayt karşılığı görüntü bilgisi bulunur. (s. 206) İnsanın sahip olduğu maddi elementlerden ve taşıdığı proteinden çok, manevi ve ruhi diğerleri önemlidir. Onun bu yönleri inkar ve ihmal edilirse, geriye sadece insanın posası kalır. Özellikle batılı toplumlar bugün, insanı yeterince tanıyamamanın ve eksik algılamanın sıkıntısını yaşıyor. (s. 208) Nobel ödüllü Christian Duve, "Bugün bilebildiğimiz, bir hücrede neler olduğunun tanımlamasıdır. Nasıl olduğunu bilemiyoruz." der. Her bir hücrede DNA açılıp ip gibi uzatırsa, uzunluğu yaklaşık 2 metreyi bulur. (s. 216) Galaksiler, birbirine kütle çekimi ile bağlı yüz milyarlarca yıldız, gaz ve tozun karanlık madde denizi içerisinde yüzen sistemlerdir. (s. 245) Bir ışık yılı, 10 trilyon kilometredir. Işık, dünyanın bir ucundan diğer ucuna saniyenin 20'de birinden az zamanda ulaşır. Yaratılışından bu yana Samanyolu'nda ne bir kaos ne de karışıklık görülmüş ve yaşanmıştır. Galaksimizin merkezinde, yaklaşık 4 milyon güneş kütleli dev bir karadelik vardır. (s. 246) Evrende her cisim, hareket halindedir. Samanyolu, saatte tam 2.2 milyon kilometre hızla uzayda hareket etmektedir. (s. 247)
 

Big Bang: Evrenin yaşı, 13.7 milyar yıldır. (s. 248) İlk patlamadaki zerreler, bir top sarmalı gibi giderek hızla ama muazzam bir ahenk içinde büyüyüp genişlemiştir. Güneş sistemimizin oluşumunun bundan 4.5 milyar yıl önce başladığı düşünülmektedir. (s. 249) Başlangıçta Newton fiziğini benimseyen Einstein, ilerleyen zamanlarda evrenin durağan değil dinamik olduğunu kabul edecektir. (s. 251) İzafiyet teorisi,  zamanın mutlak olmadığını, hıza ve çekim gücüne bağlı olarak değiştiğini göstererek büyük bir zihinsel devrime sebep olmuştur. Newton fiziğindeki mutlak zaman kavramı, Einstein devrimi ile değerini yitirmiştir. Maddenin, uzayın ve zamanın başlangıcı aynı andı. (s. 252) Evrenin sabit, durağan ve sonsuz olduğu anlayışı yerle bir olmuştur. (s. 253) Evrenin başlangıcında, evren sıcak elektron ve protonlar ile yüksek enerjili fotonlarla doluydu. Evren genişledikçe bu ışınım/radyasyon soğudu. (s. 256) Big Bang, evrenin bilinçli bir şekilde tasarlandığını ortaya koymuştur. (s. 260) Sioux Kızılderilisi Cesur Bufalo, "çiçeklere, sizi kim yarattı diye sormak istiyordum." (s. 267) İnsan, beş duyu ile bildiği şeye 'iman' demez. İnsan ancak 'gaybi bilgilere' iman eder. ( s. 280) "O, her an yaratma halindedir. ( Rahman, 29) Kainat var kılındığından bu yana oluşum ve değişim içindedir. ( s. 285)

Materyalist felsefenin en temel tezine göre madde ezelidir, yalnız madde gerçektir ve onun dışında hiçbir şey yoktur. ( s. 289) Quantum teorisi, izafiyet Tteorisi, kesinsizlik teorisi, ışığın dalgaları teorisi, entropi teorisi madde evreni ile ilgili görüşlerimizi tamamen değiştirmiştir. ( s. 291) Pozitivizmin ilkelerine göre zihin ancak, tecrübe ve deneye dayalı hakikatleri elde edebilir. Pozitivizme göre insanların bilimden başka kurtuluşu yoktur. Comte, bütün cemiyetler metafizik safhadan geçtikten sonra pozitivist bir zihniyete ulaşacaktır. der. İnsanlara müspet ilim aşılanmalı, onların kafalarından din ve metafizik düşünce çıkarılmalıdır. Ona göre bu, tarihi bir kaderdir. Durkheim, toplumun rasyonalist/akılcı düşünce safhasına gelmiş olduğunu söylüyordu. ( s. 294)

Sanıldı ki bir toplum, bir hafıza kaybına uğratılarak topyekun başka bir uygarlığın içine sokulabilir. Bu yöndeki çabalar, bugün çekilen pek çok sıkıntının nedenidir. Dinlerin ortadan kalkacağını iddia eden Comte ilginçtir ki, daha sonra bir din kurma gayreti içine girmiştir. İnsanlık dini! Evet bu yeni dinin tanrısı insanlık, mucizeleri ise ilmi buluşlardı. Comte ise, bir nevi peygamberlik iddiasında bulunmuştur. Onun bu görüşleri ilmi teori olmaktan ziyade, birer tarihi kehanet doktrininden başka bir şey değildir. Filozof da olsa sosyolog da olsa hiçbir insan bir din ortaya koymak konumunda olamaz. Bunu deneyenler olmuş ama başarılı olamamıştır. ( s. 296) Hem dinin hem ilmin sahaları ayrıdır, farklıdır. 'Neden' ve 'niçin'ler bilimin değil dinin sahasına girer. ( s. 297) Hawking, "Bilim evrenin nasıl başladığı problemini çözebilirse de, neden var sorusunu cevaplayamaz." ( Hawking, Kara delikler ve bebek evrenler, s. 99) Bilim bunların cevabını veremez diye; hayatın, evrenin ve insanı varoluşunun nedeni ve gayesi yoktur denilebilir mi? Evrimciler gibi, meseleyi tesadüflere bağlamak ne kadar hatalı ise, pozitivistler gibi, deneylerin dışında başka bir hakikati tanımamakta aynı şekilde hatalıdır. ( s. 298) Bilimsel ateizm yoktur. Çünkü ilim, Tanrı kavramını değerlendirme yetkisine sahip değildir. Söz konusu olan pozitivistler ve bilimci Ateizm değil, bunalımlardan kaynaklanan özel bir ateizmdir. Ateizmin insanlara bir vizyon sunması bugüne kadar mümkün olmamıştır. Sistemli bir dünya görüşü ortaya koymak yerine, dine ve Tanrı inancına karşı eleştirel bir tutum takınmakla yetinmişlerdir. Ateist sistem, tamamen bir bunalım felsefesidir. ( s. 300)  Tanrı yoktur demekten çok, 'Tanrı var olmamalıdır.' demektedirler. Bunun için gösterdiği gerekçeler ve bahaneler aşırılıklar ile doludur. ( Mehmet Aydın, Din Felsefesi, s. 218) Sovyetler birliği,26 Aralık 1991'de dağıldı. Bu tarih aynı zamanda, Marksizm, materyalizm ve ateizmin çöküşü olarak hatırlanacaktır. ( s. 304)  Modern bilimin verileri ateizmi değil, ilahi dinleri haklı çıkarmıştır. ( s. 307)

Deizm: 'Tanrı insanların yaptıkları ile ilgilenmez, insanlara emir vermez, yasak koymaz:' derler. ( s. 308) Deizme yönelişin bazı sebepleri:  Din diye toplumda hurafelerin yaygınlaşması. Dini emirlerin, hikmetlerinin açıklanmadan dikte edilmesi. Dinin sadece şekil ve ibadetler ibaretmiş gibi anlatımı, ahlak ve sosyal yönünün ihmal edilmesi. Yanlış dini bilgilerin gerçek sanılması. Kuran'ın söyledikleri ile Müslümanların yapıp ettiklerinin arasındaki farklılık, tutarsızlık, ikiyüzlülükler. Bilgi kirliliği.  ( s. 311) İslam'da din ve ilim çatışmasının olmadığı, gençlerimize iyi bir şekilde anlatılmalıdır. Akıllar kiraya verilmemeli, gençlere değer verilmeli, her biri adam yerine konulmalıdır. ( s. 313) İnsanı inançsızlığa götüren ateizmin kendi gücü değil, din adına sergilenen yanlışlar, bilgisizlikler, tutarsızlıklar, ikiyüzlülük ikiyüzlülüklerdir. ( s. 315) Reuters Ajansı, 'eğitim kalitesindeki artışın insanların inanma ihtiyacını ortadan kaldırmadığını' haber olarak bütün dünyaya geçiyor. ( Radikal Gazetesi,  05. 04.1997)

 

 

Emin Arık, Deizm ve ateizm çıkmazı