Ana Sayfa İrtibat Amacımız    Ateist, Oryantalistlere Cevaplar       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
   Kuran cevap veriyor

 Geri kalmışlık ve zayıflıklarını yegane sebep olarak dini gösteren bazı seçkinler, dinden yüz çevirmişlerdir. Batıda, dini devre dışı bırakmayı kalkınmanın gereği gören anlayış sonucu okumuş aydın arasında, dini görevlere bağlılık sorumluluğu somut bir şekilde zayıflamaya başlamıştır. Bu durum, din eğitiminin gerçek bir şekilde anlatılmamasından kaynaklanmaktadır. ( s. 16) İnkarcıların saldırılarında ilk gözettikleri hedef  Kuran'ı kerimdir. ( s. 19) Kendine, 'Üstat Haddad' adını veren bir Hıristiyan misyonerin, 'Kuran dersleri' adı altında yazdığı bir kitap, Arap sosyalizminin ilk teorisyenlerinden olan sadık Celal el-Azm'ın da çıkmaza girdiği konularda, bilerek ve isteyerek öyle çirkin sapıklık ve çıkmazlara girmiştir ki, utanç vericidir. Bunun üzerine 'Kuran ve misyonerler' adlı eserini kaleme aldık. İslam'da sömürü, büyüklenme, ırkçılık, servet, yoksulluk kutuplaşması ve bu yüzden çekişen sınıflar yoktur. ( s. 20) İslam'ın tavafı, şirkin tortularından soyutlanmış, işi asıl temeline oturtmaya yöneliktir. ( s. 163)

Kuran'ın iki tüm içeriği vardır: Esaslar ve vasıtalar. Esaslar, Kuran'ın indiriliş hedeflerini, Allah'ın sıfatlarını ve ahiret gününü, ilahi kitaplar ve peygamberleri, hukuk, ahlak, sosyal, siyasi, ferdi ve toplumsal- ekonomik kuralları içeren bölümlerdir. Bunların dışında kalan kıssalar, uyarılar, teşvikler, deliler, ahiret olayların içeren hususlar, ilke ve hedeflere, esaslara destek sağlayan Kuran'ın bölümleridir. Bunlara vesileler denir. ( s.181) Yemen'den gelen Hıristiyan bir heyet, Peygamber Efendimize çeşitli sorular sorar ve her sorularına peygamberimiz cevap verir. Onlar da efendimize cevap veremez duruma düşünce, "Sen, Mesih'in, Allah'ın kelimesi olduğunu söylemiyor musun, bu bize yeter." deyip konuşmayı sonlandırmışlardır. (s. 187) Bunun üzerine şu ayet iner: "Kuran'ın bazı ayetleri muhkem, diğerleri de müteşabihtir.  Kalplerinde eğrilik olanlar müteşabih ayetlerin ardına düşerler." ( Ali İmran, 78) Ateistler, "Gaybî şeylere imanın ve dolayısıyla dinin, ilmin ve aklın özgürce ortaya çıkması ve gelişmesi ile çelişmektedir." derler. Bazı Müslümanlar, dine bağlılıklarını açıklayıp sonra da, yöntemlerinde, yaşamın biçimlerinde, hak yoldan, adaletten, kamu yararından, akıl ve bilimden sapıyorsa bunlar aslında Kuran'ın muhkem telkinlerinden de saptıklarının göstergesidir. (s. 196) Nitekim, İslam'ın ilk çağlarında yaşayan Müslümanlar bütün bunlara inanıyorlardı. Hayatın her alanında, büyük bir güç ve enerji ile uygarlık alanında eşsiz sıçramalar yapmalarına bu imanları engel olmamıştır. ( s. 197) Bu konuda, " İslam biliminin Rönesansa etkileri" adlı yazıyı tavsiye ederiz.

Müteşabihleri yorumlama konusunda muhkem ayetlere başvurmanın gerekliliği önemli bir husustur. ( s. 205) Kuran, kendi kendisini açıklar, ayetler birbirini tamamlar. Örneğin, Hz Ayşe, "Doğrusu kim,' Muhammed Rabbini görmüştür.' derse, büyük bir iftara da bulmuş olur. Allah buyuruyor ki, onu gözler idrak edemez, göremez." ( Enam, 103)

Kitabın 235-276; 352-456 sayfaları, Sadık Celal el Azman, " Şeytan melektir, İnsan kaderin mahkumu mudur, Tevbe, 36" vb. iddialar ve cevaplarından oluşur.

Birçok kimse, bir ayeti incelerken, ayetin önceki ve sonraki ayetler veya aynı şekilde aynı sürede veya diğer surelerde eksikliği gideren açıklama içeren ayetleri dikkate almıyor ve dolayısıyla Kuran'ın, kendi kendini açıklayan mükemmel bir bütün olduğunun farkına varmıyor. Oysa Kuran'ın bir kısmının anlaşılması için, diğer bir kısmına müracaat edilmelidir. Ayetlerin hepsine, birbirini tamamlayan bir bütün olarak bakılmalıdır. Onda, herhangi bir çelişki söz konusu değildir. ( s. 353)

Örneğin bazı ayetlerde, hidayet ve delalet mutlak bir şekilde Yüce Allah'ın dilemesine bağlanmaktadır. ( s. 355) Kaldı ki, Kuran'ın bütününe baktığınız zaman, hidayet ve sapıtmanın insanların kendi iradeleri ile yaptıklarının sonucunda kazandıkları işler oldukları görülecektir. Detay, 'Allah kalpleri mühürler mi ve kader' adlı yazılarımızda mevcuttur. Zaten, Kuran'daki ayetlerin anlamı bu şekilde olsaydı, neden iman küfür savaşıyor var olsun, cihat, imtihan gibi kavramlar neden daima gündemde kalsın. Nasılsa, her şey Allah'ın elinde...?! halbuki durum tam tersidir çünkü, bu tür ayetlerin anlamları bu şekilde değildir. Kuran'ın bazı ayetleri olayların sürecini, bazıları sonucunu bildirir, ayetlere bütünsel yaklaşınca mesaj tam olarak anlaşılır.

Allah; Rahman, Rahim, Kuddüs, Selam, Ğaffar, Vehhab, Rezzak, Razık, Fettah, HakemU'l-Adl, Latif, Halim, Ğafur,  Mucip, Vas'i,  Hakim, Vedud, Hakk, Veli, Hamid, Nasır, Nesir, Mevla, Berr, Tevvab, Afuvv, Rauf, Raşid, Sebur ve benzeri sıfatları sahiptir. Bunlar, Allah'ın kendi kullarına çok merhametli ve şefkatli olduğunun delilleridir. ( s. 403)

Hiç kuşkusuz, Kuran'ın konularını, hedeflerini anlamak isteyenin; Kuran'ın bölüm ve ayet toplulukları arasındaki öncelik ve sonralığı, uygunluğu, irtibat ve dokuyu mutlak göz önünde bulundurmaları gerekir. ( s. 456) Kuran'da yer alan herhangi bir konuda konuşmak isteyen kimse, öncelikle Kuran'ı köklü bir şekilde incelemeli, ayetlerine, bölümlerine iyi eğilmeli, ayetler arasında irtibat kurmalı, ayetlerin iyi  anlaşılması için başka ayetlere müracaat etmeli ve öncelikle, Kuran'ı Kuran'la açıklamalıdır. Kuran'ın dilinin, indiği Arap dili ile olan bağlarını da aynı şekilde sürekli olarak göz önünde bulundurmak gerekir. Aynı şekilde Kuran ayetlerinde, muhkem ve müteşabih (yani vesile ayetlerinin) bulunduğu unutulmamalıdır. ( s. 457)

 

 

İzzet Derveze, Kuran cevap veriyor