Ana Sayfa İrtibat Amacımız    Ateist, Oryantalistlere Cevaplar       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
   Oryantalistlere göre Kuran'ın kaynağı ve metinleşmesi

 

                    Konuyu tamamlayan ' Kuran'ın aslı yakıldı mı?  ve ' Alman ve İngiliz Oryantalistler''  adlı yazıları tavsiye ederiz. 

 

 Başta ehli kitap olmak üzere hicri ikinci asırdan bu yana İslamiyet ile ilgili birçok çalışma yapmıştır. İftiralara dayanarak İslamiyet'i karalamaya çalışan batılılar, bu yöntemlerinin işe yaramadığını görünce metot değiştirmişler ve ilmi bir metotla İslamiyet'e karşı mücadeleye girişmişlerdir. Batılıların, Doğuyu sömürmek için kullandıkları en önemli keşif aracı oryantalistlerdir. Bilimsel çalışmalar adı altında çoğu emperyalist amaçlar doğrultusunda hazırlanmış büyük bir literatür ortaya çıkarmışlardır. Birçok Müslüman'ın düşüncelerini etkilenmişler ve birçok oryantalistik görüş Müslümanlar tarafından kaleme alınan eserler de yerini almıştır. ( s. 7) Oryantalistler, Kuran'ın kaynağını değişik yerlere bağlamaya çalışmıştır. (s. 10) Yahudi ve Hristiyanlar, İslam peygamberine ve Kuran'a İslamiyet'in ilk ortaya çıktığı tarihten itibaren ilgi duymuşlardır. (s. 11) Batılılar Kuran hakkındaki iddiaların da sürekli olarak birbirleriyle çelişmişlerdir. Yazılı reddiye ve mücadele kültürü, Yuhanna ed-Dımeşki  ile başlamıştır. (s. 12) Peter Venerable, İslam ile yapılacak entelektüel boyuttaki savaş için çalışmalara girişmiştir. Raimund Lull, Batı üniversitelerinde Arapça bölümlerin açılması kararının alınmasını sağlamıştır. (s. 14) Bazı çalışmalar, ilk Kuran tercümesinin yapıldığı 1143 tarihini oryantalizmin başlangıcı olarak kabul eder. İlk oryantalist kongresi, 1873'te Paris'te toplanır. (s. 16) Oryantalizmin en parlak dönemi, 19. ve 20. yüzyıl olmuştur. Oryantalist, doğubilimci demektir. Temelinde sürekli olarak batının güçlü oluşu, üstünlüğü anlayışını barındıran bir ayrıma dayalı olan sistematik bir disiplindir. (s. 17) 1780'lerde İngilizler Bengal'de tüm ustaların parmaklarını kestiler. (s. 18) Oryantalizm, batılı emperyalist efendilerin Doğuyu işgal etmelerini meşrulaştırmış ve altyapısını hazırlamıştır. Ortaçağ sanatında birçok tabloda, Hz İsa'yı çarmıha gerenlerden birisi Müslüman olarak tasvir edilir. (s. 19) Oryantalizmin önyargılardan kurtulup bilimsel bir nitelik kazandığı söylenemez. (s. 20) Oryantalistik çalışmalar, doğunun güçlü taraflarını bulup zayıflatmaya dönük bir araçtır. Oryantalistik çalışmaların temelinde sürekli olarak batının üstünlüğü anlayışı vurgulanır. (s. 21) Theodor Nöldeke, çalışmalarının kendisinin Doğulu insanlar hakkındaki 'alçak görüşlerini' doğrulamak şeklinde özetlenebileceğini açıkça ifade etmiştir. Batı düşüncesine göre Doğu, batının yönetimine ihtiyaç duyan cahil, ilkel toplumlardan meydana gelmiştir. (s. 22) Kitap, 31-94 arası sayfalarda oryantalistler ve Kuran, Hz Muhammed hakkındaki iddiaları özetle verir.

James William Hampson Stobart, 'Kuran'ın, biraz şiir kabiliyeti olan ve biraz Yahudi efsanelerine yabancı olmayan herhangi bir kişinin ilahi vahiy iddiasını taşımadan yazabileceği bir eser olduğunu'  iddia eder. (İslam and its Founder, s. 68) Ama, 600'lü yıllarda fil suresine nazire yapmak için, Müseylemetül kezzab'ın uydurduğu:" el-Fîlu me’l-Fîlu ve mâ edrâke me’l-fîlu lehu zenebun kasirun ve hurtumun tavil: Fil, filin ne olduğunu bilir misin? Onun kısacık bir kuyruğu ve uzun bir hortumu var..."(el-Amidi, Gayetu’l-Meram fi ilmi’l-kelam, 344; el-Îcî, el-Mevakıf, 3/393) gibi rezalet uydurmalardan en son, 2000'li yıllarda "The True Furqan" adlı uydurma kitaba dek bir çok denemeler olduğu ama hepsinin başarısızla sonuçlandığından habersizdir!  William St. Clair Tisdall, tek Tanrı inancının, Araplar arasında eskiden beri var olduğunu iddia edebilir. (s. 53) Gerek Tisdall gerekse Muir, ( s. 47) Muhammed'in Hıristiyanlığın gerçek öğretisi ile karşılaşsaydık, ona sarılacağım ve hemen Hıristiyan olacağını (s. 55) ileri sürerler. Christiaan S. Hurgronje, "Muhammed'in İslamiyet'in evrenselliği ile ilgili bir düşünceye sahip olmadığını" der. ( s. 63) Alphonse Mingana, "İslam alimlerinin baştan beri Kuran'ı hem yanlış yazmış hem de yanlış yorumlamış olduğunu" ileri sürer. (s. 63) Samuel Marinus Zwemer, "İslamiyet'in Yahudilikten tek farkı Muhammed'in peygamberliğidir. İslamiyet başta putperestlik, Hanifizim, Yahudilik, Hıristiyanlık dahil olmak üzere bir  çok inancın bir karışımıdır iddiasındadır. "Muhammed'in zekice sosyal, siyasi ve dini bir karışım oluşturup bunu kılıç zoruyla insanlara kabul ettirmesinin ötesinde İslamiyet'te yeni, orijinal bir düşünce bulunmamaktadır." diyerek klasik oryantalist görüşü özetler. (s. 72)  Arthur Jeffery, "Muhammed Yahudilerden para karşılığı Tevrat'ın bir kopyasını kendisine satmalarını talep etmiştir." demekte ama kaynak tabii ki, belirtmemektedir. (s. 76) Wilhelm Rudolph,  Hz Muhammed'in Yahudiler de mi yoksa Hıristiyanlardan mı çok etkilendiğini bir türlü karar verememekte, (s. 79)  Maxime Rodinson, "Arap toplumunda birisi ortaya çıksa Araplar etrafında toplanacağı kesindi." şeklinde iddiada bulmaktadır. (s. 80) Peygamberimize o kadar itiraz, işkence neden edilmişti o zaman? Tabii başka oryantalistlerin de, İslam'ın kılıç zoruyla yayıldığını söylemeleri de bu iddiayı iyice içinden çıkılmaz hale getirmektedir. "Sahtekar bir Muhammed'i açıklamak, samimi bir Muhammed'i açıklamaktan çok daha zordur." görüşü de ona aittir. (s. 82) Montgomery Watt, " Muhammed, inançları uğruna işkenceye katlanmıştır." diyerek (s. 83) aslında, Rodinson'u  yalanlamaktadır. Watt, Sara ve epilepsi iddialarının gerçeklerle örtüşmediğini de söyler. (s. 84) Watt, "İslamiyet, geldiği toplumun kültürüne uymayan kutsal metinlerin görüşlerini kabul etmemiştir." derken, putperestlik, şirk içki, kumar,...gibi birçok cahiliye adetinin ise, İslam'da yasak olduğunu göz ardı etmektedir. (s. 86) Christoph Luxenberg ise, " Kuran'ın dörtte biri hala açıklanamamış" demektedir. (s. 91) Claudie Gilliot, "Kuran'ın kolektif bir çalışmanın ürünü olduğunu, birçok oryantalistin düşüncesinin arka planında yer alır." diyerek malumu ilan etmektedir. (s. 93)

Oryantalistler İslam üzerindeki çalışmalarına, "Muhammed peygamber değildir, Kuran vahiy değildir." ön kabul ile başlarlar. Kuran bir vahiy olmadığına göre bunun kaynağı ve özelliği nedir sorusuna kendilerince cevap ararlar .
Oryantalistler yüzyıllarca Kuran'ın kaynağı konusunu araştırmalarına rağmen bir türlü tatmin edici bir sonuca ve kendi aralarında ittifak ettikleri bir görüşe ulaşamamışlardır.  İşin daha ilginci şu ki, araştırmalarında İslami kaynaklar haricinde elle tutulabilecek başka bir kaynağa sahip olamamalarıdır. İslamiyet, Hz Adem ile başlayan ve Hazreti Muhammed ile son bulan vahiy sürecinin bütünün mirasçısıdır. İslamiyet'in önceki dinler ile benzerlik arz etmesi elbette doğal ve hatta zorunludur. Aslında bu konuda tuhaf ve yanlış karşılanması gereken şey: İslam dininin önceki dinler ile benzerlik arz etmesi değil, etmemesi durumudur. (s. 97) Bütün ilahi dinler elbette kaçınılmaz olarak Allah'a ve ahiret, ceza ve mükafat, ibadet, iman, inkar, kitap, peygamber gibi kavramları kullanacaklardır. Bu dinleri gönderen kaynağın bir olduğunu gösterir.  (s. 98) Tüm peygamberlerin yaptığı şey geldikleri toplumda şirk, adaletsizlik, zulmü,  kısaca ilahi mesaja aykırı şeyleri ortadan kaldırmaktır. (s. 110) 

Oryantalistler önce bir konuda kendi kesin yargılarını verdikten sonra, bu yargıyı haklı çıkarmak için veri toplamaya çalışmaktadırlar. (s. 116) Müslüman olduktan sonra 'Seydi Abdülkerim' olarak adını değiştiren Roger du Pasquier şöyle söyler: "Batı hiçbir zaman gerçek anlamda İslamiyet'i tanımadı. Hıristiyanlar sürekli olarak ona iftira ve hakarette bulundular. Batılıları bir çoğuna göre İslam üç şeyden ibarettir: Fanatizm, kadercilik ve çok evlilik. Batıda yapılan Doğu araştırmaları tarafsız bir bilimsel anlayışla yapılmamıştır." ( Pasquier, Decouverte de l'Islam, s. 16)

Oryantalistler, kendi kutsal metinlerinin el yazmaları arasındaki büyük tutarsızlıkları, tarihe ters düşen verileri fark edince, tüm bunları bağdaştırmak için bir metodoloji geliştirmek zorunda kalmışlardır. Bu meteorolojiye göre onlar kutsal metinlerinin aslında birçok yönüyle insanî özellikler taşıdığını her ne kadar temelde ilahi ise de bunları kaleme alanların özgür iradeye sahip insanlar olduğunu ve bu insanların da yazdıklarına kendi ilmî, tarihi, psikolojik, kültürel değerlerini yaptıklarını iddia etmişlerdir
. (Robert Feuillet, Introduccion a la Biblia, I/40,324; II/109) Bugün kutsal kabul edilen metinler ( The Bible) Allah ve peygamberler tarafından değil, ümmetler tarafından kutsal metin olarak ilan edilmiştir. ( A. Jeffery, The Quran as Scripture, s. 47) Oryantalistlere göre kutsal metinler metinler temel manası itibariyle Allah'tan gelse de lafız itibarıyla insan tarafından oluşturulan şeylerdir. ( s. 167)

Birçok oryantalistin Kuran konusundaki hipotezlerinde, her biri ayrı bir iddia ortaya attığından elde ettikleri veriler gelişimsel bir birikim oluşturulamamaktadır.
( s. 169) Doğu da batı da da birbirlerinin zorunlu tamamlayıcıları olduklarını kabul etmedikleri ve bu bağlamda sağlıklı bir iletişim kurmadıkları sürece, yarım kalmaya ve çatışmaya mahkumdur. ( s. 179)

 

 

Naif Yaşar, Oryantalistlere göre Kuran'ın kaynağı ve metinleşmesi