Ana Sayfa İrtibat Amacımız    Ateist, Oryantalistlere Cevaplar       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
   Deizm ve ateizm 1

 Konuya ek olarak, "Dawkinse cevap, Dinsiz ahlak olur mu?, Deizm 1-2 , Evrim" adlı yazılarımıza bakmanızı tavsiye ederiz. 

 

 

Türkiye'de kendisine inananları tatmin etmeyen, dine mesafeli olanları iyice uzaklaştıran sahte dindar kimlikler çoğaldı. İslamcılık, muhafazakârlık söylemine dönüştü. ( s. 9) Sekülerizmle geleneksel yapının melez bir kültürü oluşturulmaya çalışılmaktadır.  ( s. 10) Üst sınıfın resmi dini, alt sınıfa da yayılmıştır.  ( s. 17) Yeni nesil, modern dünyanın meydan okumasına alternatif üretememenin ezikliğini yaşamaktadır. Asım'ın neslinin hayalet Doğu, atmosferi batıdır. ( s. 11) Gerçek din bağı zayıfladıkça, geleneğin bütün anlatıları çoğu zaman kutsanmış, din zannedilmiştir.  ( s. 12) Toplumsal dokudan kopuk düşünceler idealleştirilmiştir. ( s. 13) Genç nesil ve metropol nüfusu için modernleşme silindirinin etkin olduğunu söyleyebiliriz. ( s. 14) Din bugün batıda Hümanizm değilse de, deizmdir. ( s. 18) Modernleşmenin kalesi askeriyeden başlayacaktır. Gösterimi de kadın bedeni üzerinden daha kolay olacaktır.  ( s. 19) Dawkins, ateizmi bir inanç biçimi olarak yaymayı kendine misyon edinmiştir. ( s. 26)  Korkusu tanrının bir gün hiç habersiz çıka gelmesidir. ( s. 27) Bir ateistin, bütün enerjisini ateizme adamasını neye yoracağız? ( s. 28)

Hakiki iman, dogmatizme yegane alternatiftir. ( s. 30) Dawkins gibi Ateizm misyonerleri, önceden ateist iken teist olan Flew'e kızgınlığını saklamıyor, onu döneklikle suçluyor. Flew, kendi ifadesiyle 'kanıtın götürdüğü yere' gitmiştir. Patrick Glynn'da ateizmin bir yanılgı olduğunu itiraf etmektedir. Big Bang, alemin bir başlangıcının olduğunu, antropik prensip ise, kainatın insan için hazırlanmış olduğunu kanıtlamıştır.
( s. 32) Her şey insan için yaratıldı. Acaba İnsan niçin yaratıldı? Darwinizm, materyalizm ve pozitivizm dine tahammülsüzdür. ( s. 33)

 



Deizm, tanrının insan yaşamına müdahale eden bir tasavvurunu kabul etmez. ( s. 38) Dawkins, Darwinci düşüncelerini iman alanına kaydırmıştır. Dawkins, kendi ifadesiyle, Darwincilikten beslenen iyi bir 'ateizm savaşçısı'dır. ( s. 39) Dawkins, kendi tezine iman edilmesini ısrarla savunmaktadır. (s. 41) İnançsızlığın ilmihali, Tanrı Yanılgısı kitabıdır. Dawkins'e, inanmadığı için mi Darvincilik çok akıllıca geliyor yoksa, Darwinizmin bir sonucu olarak mı inançsız biri olmuştur? ( s. 42) Dawkins'in hararetli tartışmaları, onun 19. Yüzyıl başlarında yaşıyor olduğu izlenimini vermektedir. ( s. 43)
Dawkins, aydınlanma çağının tipik bir takipçisi olduğunu teyit etmektedir. Ne var ki deyim yerindeyse, bu köprünün altından çok sular akmıştır. ( s. 287)Darwin düşüncesinin inançsızlığa götürmekten ziyade, inanmama durumuna evrimcilikle temellendirmeye çalışılmaktadır. ( s. 308) Aynı mantığı Celal Şengör'de de görürüz! Dawkins, Darwinizm bir havari gibi yaymayı tercih etmektedir. Dawkins, dinlerin insanların ölümüne neden olduğunu ileri sürmektedir ve 'hiçbir ateist, onlar kadar acımasız olabilir mi?' demektedir. Hitler ve Lenin'in ateist olduğunu unutuyor tabiî ki. ( s. 44) Tıpkı teizm gibi ateizmde, bir kanaatler malzemesi üzerine yükselir. İman var olanın açığa çıkarılması, küfürde gizlenmesi demektir. Jaspers'in ifadesi ile, insanlık 'tanrının otoritesinden kurtulacağım' derken, kendi tahakkümüne tutsak olmuştur. Otorite baskı değildir. Sadece dağılma ve parçalanma ihtimaline karşı bir önlemdir.  ( s. 51) İnsan aklı, Tanrı olarak ikame edilmiştir. Akıl eksenindeki yapıp etmeler, birer ritüele dönüşmüştür. Modern ve kapitalist değerler ekseninde bir narsisizm kültürü geliştirilmiştir. ( s. 53) Yunan düşüncesinin vardığı ya da çıktığı nokta deizmdir. Doğal din kavramı, hiçbir aracı olmaksızın sadece akıl yoluyla kavrayabilecek yalın bir tanrı inancını belirtir. Bu inancı benimseyen kişiye deist denir. ( s. 71) İnsanoğlu farklı dekorlar da aynı oyunu oynamaktadır. ( s. 87) İnsanın ahlak ve kültür varlığı oluşunu ölümü ile fark ederiz. Zira hayvanlar aleminden bir canlının ölmesiyle, leş olurken; insan varlığı için cenaze törenleri ve hatıratlar oluşur. İnsanca oluş, özgürlüğü, sorumluluğu ve hesap vermeyi icap ettirir. Bu yetileri sadece akla bağlamak mümkün değildir. Kendi kalbine bakamayanın yaşamı bulanıktır. ( s. 97)

 Dawkins gibi ateistin dünyasında kalp, olsa olsa kanı pompalayan bir kastır. Oysa gönül bir deryadır. İnsan sadece maddi boyutuyla ele alırsak, onun insan özelliğini iptal ederek sıradan bir canlı hürriyetine mahkum ederiz. Notalar maddi olsa da, ses ve perdeler mânâdır. Dawkins şunu itiraf etmektedir ki, bilinç, ahlak ve ölümlülük konularını Darwincilik ile izah etmek, oldukça zordur. ( s. 98) Ahlaklı olmayı Darwincilik de izah etmeye çalışanlar bunu, faydacılık/pragmatizm ile açıklamaya çalışmaktadırlar. Halbuki ahlak bambaşka bir şeydir. Tanrı inancı iptal edilince bencillik kaçınılmaz olur. Ancak karşılıklı menfaat beklentisinden âzad olan iyilik, tam anlamıyla iyilik olabilir. ( s.  99) Bilinç, ruhun varlığını kabul etmeyi gerektirir. Önceden ateist olan Patrick Glynn, ruhun varlığını idrak etmeye başlayınca, inanmaya adım attığını söyler. ( s. 100) Ölümün kıyısına gelen insanların tecrübeleri hakkındaki raporları incelemiş, hemen hepsi ruhlarının vücutlarından ayrıldığını, kendilerini dışarıdan gördüklerini belirtiyorlar, demektedir Glynn. ( s. 101)  Bir tıp doktoru, Dawkins'e yazdığı bir mektupta şöyle demektedir: "... Neden hepimiz intihar etmiyoruz? Dünya görüşünüz öğrencilere ve pek çok insana sahiden bu izlenimi veriyor. Size göre hepimiz bir hiç sayesinde, tesadüfen birleştik ve yine bir hiçe döneceğiz. Bir efsaneye inanmak, size inanmaktan iyidir, çok daha iyidir. Ayrıca, sizin dünya görüşünüz insanları endişeye, uyuşturucu bağımlılığına, şiddete, nihilizme, hedonizme, Frankenstein bilimine ve 3. Dünya Savaşı'na sürükler, dünyada cehennemi yaşatır." ( s. 103) Çıkar eksenli ahlak görüşü, ahlak olayını izah edememektedir. ( s. 104) Sınırsız cinsellik, alkol tüketimi, uyuşturucu ve diğer alışkanlıklarla birlikte insanlar bazen varoluşta bir tiksinti ve bulantı yaşayarak anlam arayışına girebilir. Nitekim, batının pek çok metropolünde insanların ruhsal arınmalara yöneldiği bilinmektedir. İslam dininin ümmet algısı dikkate alındığında, dindarlık için sınırların toprakla değil, iman ve inkar çizgisi ile ayrıştığı dikkat çeker.  (s. 106) Ümmet düşüncesi bir tür ufuktur. ( s. 108) Dawkins kendini haklı çıkarmak için Darwinciliğe sarılır. Darwincilik te ısrarla ateizmi dayanır. Tanrı sadece soyut düşüncenin değil, iyi eylemin de o arka planında bulunur. Her daim en büyük iyiliğin kaynağı tanrıdır. Tanrının bir üst değer oluşu, bencillik prangalarından özgürleşmenin de garantisidir. ( s. 111) Tarih, inançsızların inananlara direnci oarak karşımıza çıkmaktadır. ( s. 112)

Dünyadaki canlı türlerinden henüz sadece 2 milyondan biraz fazlası tanımlanabilmiştir. Henüz tanımlanmamış 10 veya 30 milyon canlı türü vardır. Bakterilerden, yüksekliği 100 metreyi ulaşan ağaçlara, sıcak su kaynaklarında ki canlılardan, Antartika'daki mantarlara, okyanus tabanlarında ki kurtçuklardan, Everest Dağı'nın yamaçlarındaki çiçeklere, örümceklere kadar. ( s. 114)

Muhteşem bir yapı iki soruyu akla getirir: Bu yapı neden vardır ve var olmasındaki amaç nedir? Hayatın cansız materyalden, kendiliğinden oluşunu savunmak sadece bir ön kabuldür. Burada bir şeyin canlı olmasının ne anlama geldiği önem kazanmaktadır. ( s. 115) Bir kum yığını ile bir dahinin beynindeki kimyasal yapısının aynı olduğunu söylemek, sadece maddeye duyulan kör ve temelsiz inancın göstergesidir. İnsanın dünyaya dünyaya nasıl geldiğini Dawkins tek cinsiyete kadar dayamaya temayülündedir. Cinsiyetin kadın olma olasılığı üstünde duran Dawkins kendi tezini, İsa'nın mucizevi doğumunda inkar etmiş olur. ( s. 117)

 

Dolly üzerinde klonlama mı yoksa sadece transfer, yer değiştirme mi? Dolly'nin klonlanması: Bir koyunun vücudundaki bir meme hücresinden alınan DNA, annenin yumurtalığındaki döllenmeye hazır bir yumurtanın içine konmuştur. Yani, annenin kendi yumurtası, yine var olan başka bir hazır hücreden alınan DNA ile döllenmiş ve bu yumurta anneni rahmine yerleştirilmiş, böylece gebelik süreci başlamış ve sonunda da, Dolly dünyaya gelmiştir. ( s. 117) Yani sahne hazırdır, dekorasyonların sadece yeri değiştirilmiştir.

 

Pornografi, magazin ve reklamcılık alanlarında, kadınların ne kadar istismar edildiğini kanıtlamak için çok çaba sarf etmeye gerek yoktur. Biyolojik açıdan erkek üstünlüğünü açıkça savunan Dawkins,şöyle söylemektedir: "Kadın, doğada üreme açısından silik varlıktır." ( Dawkins, Tanrı Yanılgısı, s. 296)

Newtoncu  fiziğin kesinlik ve nedenselci, dolayısıyla determinist tavrının aksine, Einstein teorisi ile, belirsizlik düşüncesini öne çıkarır. ( s. 122) Dakwins'in kuantum fiziği ile başı hoş değildir. ( s. 123)  Bilindiği gibi ateist Şengör'de, materyalizmi çürüten Big Bang teorisini kabul etmez! Bu ikisi de bilim adamıdır?'!

Bilim, insanın bu dünyada konforlu yaşamasını hedeflerken din ise, insanın huzurlu olmasını merkeze koyar. ( s. 127) Pozitivizm ve sekülerizm bir tür inanç ve dolayısıyla dogmatizm üretir. Parola şu: İnsanlar kendilerinden uzaklaştıkça modern çark daha kolay dönmektedir. ( s. 130) Doğal teoloji veya Naturel İlahiyat, deizmin temel dayanağı iken, ateizm, onu da reddeder. ( s. 133) Dawkins, 'eğer Tanrı diye bir şahıs olsaydı, o muazzam biçimde karmaşık olurdu' der ve mu mantıkla tanrı inancına karşı çıkar. ( s. 134) Öncelikle, tanrının karmaşık olduğu aşikar değildir. İkincisi, Tanrı bir şeyi bildiği için oldukça karmaşık olacaktır. Belki de öyledir ancak yine de Dawkins, bunun neden tanrının ihtimal dışı olacağı sonucunu doğurduğunu açıklayamamaktadır. ( s. 159) Dawkins, tanrının varoluşunun ihtimal dışı olduğunu ileri sürmektedir. Bunu destekleyen bir delili sunmak onun borcudur. Ne o ne de başkası geçerli bir delil ortaya koydular. ( s. 160) Evrenden hareketle, onun bir yaratıcısı olduğu fikrine ulaşmaya en genel ifade ile doğal teoloji diyebiliriz. ( s. 135) Dawkins'e göre doğal eleme, doğanın kör saatçisidir. Görünen bir amaçta yoktur. ( s. 136) Yine ona göre, doğal seçilimin aklı ve düş gücünün olmadığını söyler. ( s. 147) Kör Saatçi iddiasına rağmen evrendeki düzen şaşmadan işlemektedir. ( s.164) Yani saatçi kördür ama, 'düzlen' koyabilecek özelliğe de sahiptir! İlginç...! Onun paradoks listesi hayli uzundur. Panteizmi ateizme en yakın düşünce olarak görüp ona prim veren Dawkins esasında bir ikilem içerisindedir. ( s. 195) Dawkins, ''doğal eleme sayesinde, üstün türlerin devamı ilkesi evrenin başlangıcında tasarlanmıştır.'' demektedir. ( s. 164) Darwin, evrenin bir tasarımcı tarafından tasarlanması fikrine şiddetle karşı çıkar. Ona göre en büyük tasarım, doğal seleksiyondur. ( s. 236)

 Eğer yer çekimi biraz daha kuvvetli olsaydı veya zayıf olsaydı veya, zayıf ve kuvvetli nükleer güç birazcık daha farklı olsaydı, hayat ortaya çıkmazdı. ( s. 161) Dawkins, Darwincilikle ateizmi temellendirmeye çalışır ve dahası, dinlerin inanç sistemlere savaş açar. ( s. 149) Evreni, Darwinin türler ve canlılar hakkındaki varsayımlarından hareketle açıklamak, bir ön kabul ve tahminde başka bir şey değildir. ( s. 153) Yunan düşüncesinde maddesellik ön plandadır. ( s. 167)  Ruh, düşünür, sezer, hisseder, iradeye vb. sahiptir.( s. 168) Dawkins, insanın bir tür ruhsal boyut kazanma hamlesi olan aşk olayını, patolojik (hastalıklı) bir bağımlılık olarak görür. ( s. 170) Dawkins, dogmatik bir ateisttir. ( s. 172) Dawkins, evrenin harikuladeliğini, karmakarışık doğa olarak insanlara sunar. ( s. 174) Darwin, evrenin bir tasarımdan ziyade, yüksek türlerin bir çeşit evrim geçirme sahnesi olduğunu ileri sürer. Dolayısıyla Darwin'in naturalist olduğunu pekala söyleyebiliriz. Natüralistler, evrenin işleyişini bizzat kendisine verirler. ( s. 176) Teizmin deizmden farkı, Tanrının evreni yarattıktan sonra etkinliğinin devam ettiğini iddia etmesidir. Ateizm bir inançtır. ( s. 188) İnsan, sadece irade gösteren değil, hisseden bir varlıktır. Doğadan hareketle var olan bir yaratıcı fikrine ulaşmaya teizm (doğal teoloji) denir. İnsan aklının doğaya müracaat etmeksizin bizzat düşünerek Tanrı tasavvurları ulaşmasını ise deizm diye ifade etmek mümkündür. ( s. 189) İnsanın ruhunda bir şeyi tabulaştırma özelliği her zaman var olagelmiştir. ( s. 199) Antropolog Mary Douglas, Saflık ve tehlike isimli kitabında, her kültürde tabunun vazgeçilmez olduğunu ileri sürer. Ona göre her kültürde bir şeyler dokunulmaz ve yasaktır. (s. 198) Ateistin tabusu, Das Kapital,  Türlerin kökeni, Materyalizmdir. Kapitalist ruhun mihrabı ise, paradır. ( s. 200) Mesela Japonlar pek çok bakımdan teknolojide söz sahibi olsalar da, tabularını sürdürme konusunda oldukça isteklidirler. Zira kültürlerinin iflas etmesini kesinlikle göze alamazlar. (s. 198) Evrim düşüncesine göre, en yüksek zekaya sahip ve en yüksek tür, evrene en son katılan insanlardır. Halbuki, dünyamızın sorunları, problemler yumağı şeklinde devamlı büyümektedir. ( s. 205) Günümüz modernizminin, Tanrı iptal edişinin sonucu olarak, çağımız insanın için para, tüketim ve haz neredeyse çok tanrıcılığın değişik versiyonları olarak görülmektedir. ( s. 206) Kişinin, tanrıyı kabul etmemesi durumunda tek ölçüt kendi benliği olacaktır. ( s. 223) Geçmişte de günümüzde de din bir boyut olarak gerçekliğini muhafaza etmektedir. Bu da gösteriyor ki, insan dini  (Homo Religious) bir varlıktır. ( s. 225) Agnostikliği en iyi ve sistematik olarak ifade eden düşünürler Hume ve Kant dır. Onlara göre evrendeki küçük kesitlerden, evrenin tamam hakkında bir sonuç çıkarmak mantıklı değildir. ( s. 226) Kant, evrenin bir mimarı olduğu fikrine ulaşırsa bile, bunun nasıl bir varlık olduğu evrenden hareketle bulunamaz, görüşündedir. Ancak onlar, tanrının yokluğu hakkında da bir beyanda bulunmamışlardır. ( s. 228)  Descartes, Tanrı fikrinin de zihnimizde doğuştan  mevcut olduğunu (Ontolojik delil) söyler. ( s. 239) İnsanın içindeki ahlak duygusu ve yıldızlı semaların uyandırdığı his, Tanrıyı inkar etmesine izin vermez. ( s. 251) Din, Dede Efendi veya Itri'nin sanatında insanın ulviliğini çok iyi bir düzeyde ortaya çıkarmıştır. ( s. 251) Dawkins'in imana açtığı saldırganca savaşı anlamak mümkün değildir. Kitapları ve fikirleri üzerinden kazandığı para ayrı tutulacak olursa, bu kadar ajitasyonu anlamak kolay değildir. ( s. 253) A. Comte, pozitivist dinin mimarıdır. ( s. 254) İnsanlar daha önce, ruhsal sorunlarla baş edemezken, gelişmiş ve zamanımız içindeki insan ruhsal sorunların üstesinden gelebilmekte midir? Gelişen teknoloji, beraberinde pek çok vebayıda getirmiştir. Eskiden AIDS ve kanserden bu kadar bahsedilmiyordu. Bu, gelişmişliğin aksine bir tür gerilemedir. ( s. 262) İman, bilgiyi aşan bir durumdur. Darwincilik, bilgiyi putlaştırmaktadır. ( s. 263) Bilim benliği keşfedemez; benlik bilimi keşfeder. ( s. 268) Dawkins'in bilinci açıklayamaması gibi, şahsiyet konusunda da sessiz kalması ilginçtir. İnsanın şahsiyetinin gelişmesinde deruni yön, vazgeçilmez bir öneme sahiptir. ( s. 269) Kişilik, insanın kendisinin hayatından daha fazla bir şey olduğunun bilincine varması ile başlar. ( s.  270) Dawkins, dinin kadını aşağıladığını söylemektedir. Ancak günümüzde, en medeni toplumlarda bile kadın sömürüsü bilinen bir gerçektir. ( s. 274) Dawkins, darwinizm'in hipotezlerini kanıtlanmışçasına savunmaktadır. ( s. 281)

Dinin en önemli fonksiyonlarından biri, deruni boyut sayesinde şahsiyet gelişimidir. Modernizm, insanlara bireyciliği verdi ancak şahsiyet kazandırma yollarını da birer birer ellerinden aldı. Çünkü şahsiyet gelişiminde ahlaki boyut, dahası insanlarla ilişki ve bu ilişkilerdeki fedakarlık oldukça önemli yer tutmaktadır. ( s. 185)

E. Durkheim, dini hayatın iptidai şekilleri isimli eserinde, din, ahlak ve hukukun başlangıçta bir bütün olduğunu söyler. Ama, İslam'da şeriat kelimesi, din, ahlak ve hukuku aynı anda ima eden bir terimdir. ( s. 291) Dawkins, iyilik yapma dürtüsünün kaynağını, bencil gen teorisiyle açıklamaya çalışır. Ona göre bencildir. Aslında gen Bir DNA zinciridir. Ancak bilinçli değildir! Bencil gen teorisi açısından bakınca insanı, kemiğini asla vermeyen ve bunun için mücadele eden köpekten ayırt etmek zor olacaktır. ( s. 297) İnsan şahsiyetinin gelişebilmesi bir ölçüde bencil ve egoizmden vazgeçmesi ile mümkündür. ( s. 298) Salt bencillik, daima çocuk kalmaktır! Dawkins, Aşk duygusunu patolojik yani hastalıklı bir bulgu olarak değerlendirir. ( s. 299) Dawkins, bencilce almayı, normallik olarak görür. ( s. 300)

Dawkins, iyilik yapmanın altındaki sebepleri 4 başlıkta açıklar: Birincisi karşılıklı çıkar, ikincisi akrabalık bağları, üçüncüsü şöhret kazanma, dördüncüsü toplum içinde onaylanmak,  kabul görmek. ( Dawkins, Tanrı Yanılgısı,  s. 202-206) Aslında bunların tümü ahlak değil, ahlaksızlıktır! Dawkins, menfaatçiliği iyi işlerin nedeni olarak düşünmektedir. ( s. 305)  

 

 

 

Aliye Çınar, Deizm ve ateizm üzerine