Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle     www.İslamÜstündür.Com       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
  Ateizm ve İslam

                              

                                                                     Ateizm ve İslam


                                           Kelami Açıdan Modern Çağ Ateizminin Eleştirisi

Ateizm Kavramı

1- Ateizmin Kelime ve Terim Anlamları Ateizm kavramı; yunanca, ilahi dinlerin söylediği bahsettiği anlamda bir ilahın varlığına inanmak anlamına gelen ‘Theizme’ sözcüğünden doğmaktadır. İngilizcede (A) olumsuzluk edatıyla birleştiğinde ise Allah’ın varlığını inkar eden felsefi görüş manası taşıyan Ateizm düşüncesi meydana gelmiştir. Arapça'da ve günümüzde Müslüman kesim tarafından bu görüşe müdahil olan kimselere zındık, mülhid ve dehli gibi isimler verilmiştir. Ateizmi anlayabilmek için ateizmin reddettiği din düzenini ve dindarlığı bilmek şarttır. Dünya üzerinde tek tip bir dini inanıştan bahsedilemeyeceği için inançsızlıklar da farklılık gösterir. İnançsızlık ise Ateizmle birebir aynı anlamda kullanılamaz. Felsefi açıdan ateizm; takdis edilen yüce bir varlığı kasten inkar etmiş bulunmak, bu inkarı ilmi delillerle ispat etmeye çalışmaktır.

2- Ateizmin Çeşitleri

a. Mutlak Ateizm: Tanrıyı reddetmekten öte, zihinde tanrı fikrine sahip olmayan ateist klasmanıdır. Bu anlayışa göre insan doğuştan tanrı inancına sahip olmadığı için reddedecek bir şey de yoktur. İnsan fıtratında hiçbir şekilde tanrı inancı olmadığını iddia ederler. İnananlar ise bu özelliklerini sonradan öğrenerek kazanmışlardır, denir.

b. Teorik Ateizm: Ateizmin genel tanımı olarak da kullanılan bu tanım; tanrıyı düşünerek, tartışarak, ilmi bir çabayla reddetmek ve ilgili iddiaları çürütmek fiillerine dayanır. Bu bölümde sadece teistik düşünce değil aynı zamanda tanrıdan bahseden tüm diğer ekoller de reddedilir. Panteizm ve Deizm gibi.

c. Fiili Ateizm: Pratik Ateizm olarak ta adlandırılan bu ekol tanrı yokmuş gibi yaşamak ve tanrıyı günlük hayata dahil etmemek şeklinde tanımlanır. Pasif ve Aktif olmak üzere ikiye ayrılır. Pasif olanlar ateizmi sessiz, sakin kendi içlerinde yaşarken aktif olanlar ise hem ateizmi yaşarken aynı zamanda çevresindeki tanrı figürlerine savaş açarlar.

d. İlgisizlerin Ateizmi: Tanrıya inanmanın veya inanmamanın eşit derecede anlamsız olduğunu savunurlar. Bu konudaki tartışmadan uzak durmak prensipleridir.

e. İdeolojik/Bilimsel Ateizm: Karl Max, F.Engels gibi düşünceleri ileri derecede ses getiren insanların fikirlerini benimseyerek sosyalist veya politik bir bakış açısıyla tanrı ve tanrısızlığı ele alan ateist kesimdir. Bu görüş Ateizmin Bilimsel bir gerçek, dinin ise toplumun uydurduğu bir problem olduğunu benimsemişlerdir.

3- Ateizm İle İlişkilendirilen Kavramlar

Ateizm kavramı, içerik ve şekil bakımından bazen başka birçok terimle karıştırılmış ve bazende siyasal, ekonomik vb. emellere kasıtlı olarak alet edilmiş kendi anlamı dışında kullanılmıştır. Karıştırılan birkaç kavrama göz atalım.

a. Agnostisizm (Bilinmezcilik): Agnostiklere göre tanrıyı inkar etmek için tüm mevcudatıyla bilmek, tanımak gerekir. Bilinmeyen bir varlığın reddi mantıksızdır. Bir takım agnostik grubun iste tanrıya inanmakla, inanmamak arasında kaldığı ve bu sebeple ateizmle karıştırıldığı bilinir.

b. Deizm (İlahçılık): Varlığı akılla bilinen bir tanrı anlayışını savunanların benimsediği yarı dini yarı felsefi anlayış. Tanrıyı kabul eder peygamberliği reddederler. Tanrıya inanmakla birlikte onun yaşama karışmaması gerektiğini savunduklarında ise kilise tarafından Ateizm gibi tanrısızlıkla suçlanmışlardır.

c. Panteizm (Tümtanrıcılık): Tanrının zati varlığını reddederler. Tanrının varlığını kabul etmekle birlikte kainatın yaratılmasında tanrının hiçbir etkisinin olmadığını düşünürler.

d. Septisizm (Şüphecilik): Dinsizliğin en önemli sebeplerinden biride şüphedir. Din koşulsuz itaati kalben imanı gerektirir. Dinin tüm şartları kanıtlanabilir değildir. Mantıkla açıklanamayan her şeye şüphe ile bakıldığında tam bir iman gerçekleşmez. Bu şüphe Septisizmi ateizme benzettiği için ateizmle karıştırılır.

4. Ateizm Kavramının İstismar Edilmesi

Ateizm bazı dönemlerde bireylerin veya toplumların siyasal, ekonomik, bilimsel faaliyetlerinde menfaat elde etmek için kullandıkları bir argüman olmaktan kurtulamamıştır. İlk ve orta çağlarda insanların inanmış oldukları ilahları, sorgulayıcı bir ifadeyle eleştiren yahut gerçeğe yakın hususlara değinerek alışılmış ilah anlayışının yanlış olduğunu açıklamaya çalışan bilgin kişilere yeri geldiğinde ateist damgası vurulmakta toplumdan soyutlanmaktaydılar. Aynı şekilde toplum tarafından kendisine ilahlık veya uluhiyet vasfedilen materyallerin aslında yaratılmış birer eşya olduğunu herhangi bir tanrı vasfı taşımadığını öne süren vatandaşlar tekfir edilmekteydi.

5. Ateizm İstismarcılığının Nedenleri

İnsanların dinsizlikle itham edilmelerinin en önemli sebebi dinsizlik şartlarının tam olarak ortaya koyulmamasıdır. Bu sebeple ateist olmayan bir kimseye, ateist kişinin yapmış olduğu herhangi bir harekete benzer bir tutumda bulunduğunda ateist denilebiliyor. Yani ateizm kavramının birçok özelliği standart bir vatandaşın hareketlerinden pek farklı olmadığından ayrım yapılması zorlaşır ve bu noktada istismar başlar.

6. Tarihte Ateizm

 Düşünce tarihinin başlarından itibaren bir inançsızlık düşüncesi olmasının müteakibinde ateist düşünce rönesanstan sonra ortaya çıkmıştır. Buna göre gelişen ateist düşünce yapısında maddeyi bütün varlığın kaynağı olarak gören maddeci ateizmin ilk temsilcisi Democritos, şüpheci ateizmin ilk temsilcileri Sofistler, ampirik ateizmin ise ilk temsilcisi Theodores’tir. Orta çağda monoteizmin ağırlığını hissettirmesinden dolayı açıkça bir inançsızlık görülmemiştir. İslam dünyasında da ateizm bu günkü kadar yaygın değildi. Ayrıca orta çağda ateizmin yaygınlaşmamasının sebepleri arasında kilise baskısı ve fikri boşlukların doldurulamaması da öncü görülür.

I.BÖLÜM : MODERN ÇAĞ ATEİZMİ

1.) Modern Çağ Ateizminin Yapısı

Ateizm daha öncede ifade ettiğimiz gibi tüm düşünce tarihi boyunca bir inkarcılık olarak varolmuş fakat Rönesans ve reform gibi hareketlerle Avrupa da en uç noktalarda yaşamıştır. Ateizmin bu denli yayılma sebeplerinden biriside yapısındaki niteliklerin, Hıristiyan teologların koymuş olduğu ilahi çizgilerin dışında bulunmasıdır. Kilisenin tutarsız bir takım esaslarına ateistler bilim yönünde gelişerek ilmi yönden cevaplar aramışlardır. İnsanlar özellikle son yüzyıllarda bilimle fazla meşgul olmaya başladıklarından ateistlerin de bu yolu seçerek çağa ayak uydurması ve savundukları olayı güncel tutmaları olağan karşılanır. Ateist zihne sahip kimselerin, toptan dini yok etme çabalarının sonuçsuz kalması, dininde en az bilim kadar insan ruhunun temel fenomenlerinden biri olduğunu göstermektedir.

2.) Modern Çağda Ateist Düşünce Akımları

Başta felsefe olmak üzere hem sosyal hem de deneysel bilimlerde sonucu ateizme varan pek çok teori geliştirildi. Birkaçına değinelim.

a.) Materyalizm (Maddecilik)

Maddecilik fikrine göre varolan her şeyin madde ve boşluktan oluştuğu, hayat ve bilinç dahil olmak üzere evrendeki bütün varlıklar ve hatta oluşun süreçleri maddeden meydana gelmiştir. Atomcu bir yaklaşım olarak bilinir. Ayrıca materyalizm, madde ve kainatı konu alan diyalektik materyalizm ve sosyal olayları konu alan tarihi materyalizm olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Dünyanın, büyük patlama sonucunda materyalistlerde inanmaktadır. Materyalizmin maddede varolduğunu iddia ettikleri pek çok niteliğin, teizmin bildirdiği tanrının sıfatlarıyla örtüştüğünü söyleyebiliriz. Sadece bu ilahın iradesi ve hikmeti yoktur. Tabiata ve maddeye ibadet etme fikri kilisenin kendi adına insanları birleştirdiği bir tanrı inancından kaçıştan başka bir şey değildir.

b.) Pozitivizm

Temelinde teoloji ve metafizik içermeyen, sadece fiziksel ve maddi dünyanın gerçeklerine dayanan bilim alanıdır. Sebeplerinin bilinmediğini iddia ettikleri için dini ve her türlü metafiziği reddederler. Maddeciliğe nazaran pozitivizm daha çok epistemolojik bir tezdir. Doğrudan tanrının varlığını inkar eden bir delil ortaya koymaktan ziyade Tanrının varlığına dair bir bilginin imkanını sorgulamakta ve bunu mümkün görmemektedir. Bilim geliştikçe de bilinmeyenlerin cevaplarının yavaş yavaş bulunacağı savunulur. Fakat hangi yönüyle ele alınırsa alınsın kuşatıcı vahiy bilgisinin rehberliği olmadığı müddetçe ister akla ister deneye ister duygulara dayandırılsın zan olmaktan öteye gidememektedir.

c.) Ateist Varoluşçuluk

Yirminci yüzyılın derin fikri akımlarındandır. Varoluşçular düşüncelerini direkt aktarmak yerine daha çok roman ve benzeri türleri kullanmışlardır. Tarih boyunca öne çıkan temel düşünce insandan çok özünün önemsendiği ve özün önce yaratıldığıdır. Varoluşçuluk buna karşı çıkarak önce insanın varolduğunu savunur. Bu fikre göre tanrı insanı bir obje gibi görür. O gözü her yerde olan bir takipçi gibidir. İnsan ise zamanla kazandığı tecrübeden ibarettir. Ateist varoluşçular ‘tanrı yoktur’ prensibinden çok tanrı olmamalıdır prensibini baz alırlar. İnsanı üstün kılma çabaları olan varoluşçular insanı hiçliğe sürükler.

d.) Tabiatçı Ateizm

İnsanın tanrı inancının kaynağı olarak kişinin zihinsel,ruhsal, toplumsal vb. tabiatlarında ve eğilimlerinde aranması gerektiği düşüncesidir. Bu yaklaşımın hedefi, dinin inancın bir tür gerekliliğe karşılık gelmeyen bu tür zihinsel tasarımın sosyolojik veya psikolojik bir yanılsamanın ürünü olduğudur. Tabiatçı Ateistler tanrı inancının kaynağını tabiatta aramışlar ve bu sayede kendi psikolojik durumlarını, iç ve dış alemde yığılı olan ruhi amillerini tanrının emir ve yasakları olarak algılamışlardır. Tanrı inancı ve insanın yaratılış amacının dönemlere ve sosyolojik olaylara göre değiştiğini savunurlar. Örneğin ilkel dönemlerde doğa olaylarından korkmak bir tanrıya yalvarma isteği uyandırmıştır.

II. BÖLÜM :MODERN ÇAĞ ATEİZMİNİN NEDENLERİ

Modern dönemde ateizmin yaygınlaşmasının ve eski dönemlere göre daha fazla taraftar bulmasının tabiiki bir takım nedenleri vardır. Bunlardan en önemlileri Hıristiyan teolojisindeki dengesizlikler, bilgi felsefesindeki köklü değişimler ve kilisenin fikirlere karşı koyamadığı ilmi kesime kaba kuvvetle baskı uygulaması sayılabilir. 1.Hıristiyan teolojisinden kaynaklanan nedenler Bilindiği üzere Hıristiyan dini geçmişte içerdiği hak kuralları yitirmiş ve tahrif edilerek yıllarca papanın kilisenin menfaatlerine göre şekillenmiştir. Hal buyken halk gerçek Hıristiyanlığı anlama fırsatı bulamamıştır. Dinlerin çoğu tanrının mesajları olduğunu ve bunu insanlara ilettiğini bilirler. Vahiy diye nitelendirilen bu olay aslen gözle görülmediğinden akılla ispatı yoktur fakat akla aykırı olduğu da söylenemez. Zamanla tahrif edilmiş Hıristiyanlık, peygamberlerin yapmadıkları bazı şeyleri, kendilerinde vuku bulmuş gibi anlatınca akılla çelişmiştir. Örneğin, Hz. İsa’nın vücudunun ekmeğe dönüşmesi ve yardımcılarının bu ekmekle doyması aklen açıklanamaz. İşte bu tarz çelişkiler Hıristiyan dininin inkarına, aynı zamanda ateizmin ilerleme kat etmesine sebep olur. Hıristiyan teolojisi gerçekten uzaklaştıkça mucizelerle dine taraftar toplama çabasında bulunmuş ve bu uydurmalarda aşırı giderek dini asıl ritüellerinden uzaklaştırmıştır. Bu inançlar iradi imanın şartı olarak sunuldu ve inanmayanlar aforoz edilerek ateizme yakınlaşmaları istenmeden de olsa sağlandı. Hıristiyan din adamlarının üstlendikleri Hıristiyan dinini koruma mevcudiyeti onların katı kurallar uygulamalarına sebep olmuş toplumun kendilerine itaati için dini dini ciddi şekilde tahrif etmişlerdir. Papazlar öngördükleri hayat tarzına karşı çıkan kimseleri türlü cezalarla tehdit ederek korkutmuş ve dinden uzaklaştırmıştır. Hıristiyan din adamlarının ateizme insanları meylettirmelerinin ve dinden feragat etmelerine sebep olmalarının bir diğer nedeni de dünya ahiret arasındaki tutarsızlıktır. Örneğin papazların görüp kanıt sunamadıkları cennet topraklarını bile insanlara para karşılığında satıyor olmaları insanları şüpheye düşürür. Bilgi felsefesinde değişim Rönesans hareketi ile yeni bir forma giren batı medeniyeti, bilgi felsefesindeki değişimle hayata iyice nüfus etmiştir. Bilgi felsefesindeki değişim orta çağdaki bilgi anlayışını farklı bir boyuta taşımıştır. Avrupa’da giderek gelişen tanrı insan anlayışı bilginin gelişip yayılması suretiyle insan doğa arasındaki birlikteliği de beraberliğinde getirmiştir. Hıristiyan otoriteleri bilgi felsefesinin değişimi aracılığıyla hayatın tüm yönlerine hakim olmak istedikleri için iradenin ve kalbin ihtiyacını karşılamasının yanı sıra zekanın ihtiyacına da cevap vermek zorunda kaldılar. Bu da kilisenin itibarını yitirmesine neden oldu.

Din bilim çatışması İnsanlığın kadim dönemlerinde genel anlamda bir din bilim çatışmasından söz etmek mümkün değildir. O zamanlar bilimsel unsurlar din ve mitolojiden ayrı olarak değerlendirilmiştir. İlk dönemlerde dinin ritüellerinin kesin olmaması ve bu yönde görevli olan ruhbanların bulunmaması din bilim arasındaki çatışmalara zemin de hazırlamamış oluyordu. Fakat zamanla ortaya çıkan din görevlileri dine katı kurallar koymuş ve bilimle din arasında ciddi çizgiler belirlemiştir.

III. BÖLÜM: MODERN ÇAĞ ATEİZMİNİN NEDENLERİ VE İSLAM

Geniş İslam coğrafyasında her çağda yerel inançlar ve geleneklerin etkisiyle farklı İslam yorumları ortaya çıkmıştır. Bunun neticesinde öze yakın İslam yorumlarının yanı sıra modern modern çağ ateizmini doğuran nedenlere benzeyen bazı uç yorumların ve uygulamaların görüldüğü aşikardır.

1. İslam, akıl ve iman

Kurana genel bir bakış açısıyla baktığımızda akla hitap ettiğini görürüz. Onun akla ve aklın kullanılmasına verdiği önem asla göz ardı edilemez. Kuranın akla olan bu yönelişi katiyen başka kutsal kitaplarda yoktur. Akıllı kişi, nefsine ve arzularına aklı galip geldiği için nefsine mukayyet olabilen ve davranışlarını bu yönde kontrol altına alabilen bireydir. Rabbine karşı saygıyı prensip edinen bu birey sorumluluklarının farkındadır. Aklın ileri seviyesi ise ilim ve irfanı ortaya çıkarır, ki ilim ve irfana kuranı kerim dokuz yüzden fazla ayetle verdiği önemi ortaya koyar. İslam dini, imanın temel şartı olarak akıl baliğ olmayı sunduğundan iman ve akıl arasındaki daimi köprü ve ilişkiye temas söz konusudur. Dinin en temel şartları akıl sahibi olmaya bağlandığına göre akılla hareketin ehemmiyeti şüphe götürmez. Akıl muhtelif fikirleri belirli kategorilere ayırma yetisine sahip olan, analiz edince bütünleyici ve birleştirici bir özellik taşır. İşte kurana göre aklın en önemli yanı burasıdır. Bu sebeple Kuran'da aklını doğru şekilde kullanamayanlar kınanmıştır. Kuran inkarcıları akıl yoluyla uyararak içinde bulundukları dogmatik uykudan uyandırmayı amaçlar.

2.İslam ve bilim

İslam’ın bilgiye verdiği değer Bilgi edinmede kadın erkek ayırmayan, ilmin hangi bölgede kimin elinde bulunursa bulunsun tahsil edilmesi gerektiğini savunan bilgi kaynaklarını kati delillerle sağlamlaştırmayı prensip edinen İslam dini bu kurallarda da öncüdür. Geçmişten nakledilen bilgiler menfaat gözetmeksizin kanıtsız asla aktarılmamış ve nakiller dahi doğrulukları hususunda derecelendirilmişlerdir. Peygambere inen ilk vahiy olan ‘’oku’’ bile İslam'ın ilime verdiği önemi belirtmeye kafidir.

İslam düşünce tarihinde Bilim-Din ilişkisi

Arap toplumlarında azınlıklar hariç genel olarak bedevilik hakimdi. Akli muhakemeyi bu toplumlara dahil ederek sebep-sonuç ilişkisi dahilinde ilmin gelişmesini sağlayan olgu İslam dini olmuştur. Ümmi sayılabilecek bir cemaate bildirilen İslamiyet, o dönemin şartlarıyla ilmi en ileri dereceye yükseltmiş o yıllarda koyduğu kuralların evrenselliğini bize günümüzde de canlılığını koruyarak ispatlamıştır. İslamiyet aynı zamanda alem ve Allah arasındaki ilişkiye de açıklık getirmiş, insanlar inanmaya yönelebilecekleri bir yaratıcıyla tanışmıştır. ( Bu konuda sitemizdeki, Kuran ve bilim, felsefe başlıklı yazılara müracaat edilebilir )

3. İslam'da Dünya Ahiret Dengesi

a.) İnsan-Kainat İlişkisi

Kuran-ı Kerim insandan bahsederken mahlukatın niteliksel değerlerindeki fazilet sıralamasında onu farklı ve üstün tutar. İlk insan olan Hz. Adem Allah'ın, insanın fizyolojik yapısını belirli tabiatta yaratılmasındaki hikmet onun hilafet görevi ile yükümlü kılınmasında gizlidir. Kainat ise bu insanlığın devamını sağlayacak materyalleri insana susmakla görevlidir. Bilgi seviyesi konusunda dahi insan kainatının merkezindedir. Böylelikle yeryüzünü şekillendirme, imar etme yetkisi de kendisine verilmiştir.

b.)Dünyanın Yaratılış Amacı

İslam düşüncesinde insan yaratılışındaki şanı insanın üstünlüğünü mahlukat arasındaki yüceliğini belirtir. İnsan varlığının kıymetinin belirlenmesinde en büyük rolü oynar. Bütün varlıkların kendisine yöneldiği aşikar. Allah Teala yaratılmış olduğu insanların değerlerini tespit etmek amacıyla onları sınamak maksadıyla kainatı yaratmıştır. ( Sitemizdeki kaza kader başlıklı yazının imtihan dünyası adlı bölümüne bakılabilir )

c.) Ahiretin dünyadan daha Üstün Olmasının Anlamı

Dünya hayatı kuranda genelde ahiret hayatıyla birlikte alınmış bazen ikisi arasında karşılaştırma yapılırken ahiret hayatı üstün kılınmıştır. Dünya üzerinde yaşanmış olan hayat ahiretteki saygınlığı ve muameledeki inisiyatifi belirleyecektir. Yani genel olarak kısa dünya hayatını İslam'ın maneviyat şemsiyesi altında geçiren insan ahirette ebedi mutlu olacaktır. Kısacası dünya ahiretin bir nevi ön hazırlığıdır. Geçici olan kalıcı olandan değersizdir.