Ana Sayfa İrtibat Amacımız    Ateist, Oryantalistlere Cevaplar       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
  Ateizm Yanılgısı

 

 Ateizm Yanılgısı

Astrofizikçi Hugh Ross; "Zaman, olayların meydana geldiği boyut olduğuna göre, eğer madde, Big Bang ile ortaya çıkmışsa, o halde evreni ortaya çıkaran sebebin, evrendeki zaman ve mekandan tümüyle bağımsız olması gerekir. Bu da bize, yaratıcının evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu göstermektedir." demektedir. (Ross, The Creator and the Cosmos, s. 76) Evren'i O yaratmıştır. Zaman ve mekanı da var eden odur. Onun için, zaman kavramı yoktur. (s. 32) ekle Kader önceden bilme
Allah'ın varlığı/zatı bilimsel metodoloji olan deney ve gözlem alanına girmemektedir. (s. 11) Tıpkı, sosyal bilimler alanına giren sosyoloji, psikoloji, eğitim bilimleri gibi. (s. 12) Bu gibi ilimlerde gözlemlenen olgu/varlık üzerindeki etkilerden yola çıkarak, akli, mantıki, rasyonel, kabul edilebilir sonuçlara ulaşılır. Bilgi üretebilecek potansiyelleri olmayan ve hepsi uyumlu bir şekilde tek bir amaca hizmet eden (tabiat kanunları gibi) tüm etkenleri, bilinçlice var eden bir güçten söz edebilirsiniz ki, o güç Allah'tır. (s. 13) Yazı yazana, kod kodlayana, kitap ise yazarına işaret eder. (s. 15) İman, akıl ve kalbin ittifakla kabul ettiği inanıştır. Allah, insanları inanç konusunda serbest bırakmış, kararı onların vermesi gerektiğini vurgulamıştır. (s. 17) "Hak rabbinizdendir artık dileyen inansın dileyen inkar etsin." ( Kehf, 29) Fikre, düşünceye, eleştiriye evet...  Hakarete, küfre, saygısızlığa hayır...(s. 21) İslam, evrenin işleyişinde rol oynayan bilimsel yasaları -bizim tabiat kanunları diye isimlendirdiğimiz bilimsel yasaları - Sünnetullah/Allah'ın sünneti olarak adlandırılır. (s. 25) Bilim, Allah'ın büyük eseri olan Kaİnat kitabının bir tür açıklayıcısı ve tarif edicisi rolünü üstlenir. (s. 26) Allah'ın olmadığı, ispatlanmış bilimsel bir bilgi değildir. (s. 27) Ateistler, ateizmi akıllarını kullanarak ve Akli göstergeleri, delilleri izleyerek kabul ettiklerini söylerler ve ateizmin aklı temsil ettiğini, inancın aklın önünde bir engel olduğunu savunurlar. Evreni bir tanrının yaratmış olması fikri her yönüyle, onu tesadüflerin ya da bilmezlerin var ettiği fikrinden veya kendiliğinden olması ihtimalinden çok daha akla yatkın olduğu unutulmamalıdır. Evreni Allah'ın yaratmadığına dair hiçbir delil yokken, onu var eden zeka sahibi bir tasarımcının var olabileceğine dair sayısız delil, işaret, gösterge vardır. Tıpkı, sanat eseri ya da mimari bir yapının ya da karmaşık bir makinenin, onu yapana işaret etmesi gibi. (s. 29)
Evrenin bir başlangıcı olduğunun kabul görmesi, neredeyse temelini evrenin ezeli ve ebedi olma fikrine göre şekillendirmiş olan materyalizmin de geçerliliğini büyük ölçüde yitirmesine neden olmuştur. Evrenin her yanında aynı işleyen bir düzen ve sistem vardır. (s. 30) Evrendeki maddeler; cansız, somut, akılsız, şuursuz, bilgi sahibi olmayan birtakım madenler, taş, ateş, zehirli gazlar gibi maddelerdir. Neden ve nasıl olup da akıllı zeki düşünen ete kemiğe bürünmüş hayat sahibi canlıları oluşturdukları asla izah edilememektedir. (s. 31) Evren genişlediğini göre, zaman içinde geriye doğru gidildiğinde evrenin tek bir noktada başladığı ortaya çıkmaktadır. Bu da bizi, tek noktanın, 'sıfır hacme ve sonsuz yoğunluğa sahip' olması zorunluluğuna getirir. Blim, yokluk kavramını ancak sıfır hacimdeki nokta ifadesi ile tarif eder. Bu İslami literatürde, 'yaratma' demektir. Ateistler, bir yandan Evrende bir düzen olmadığını ve kaotik bir evrende yaşadığımız iddia ederken Diğer taraftan, evrende hayatı var edebilecek kadar tutarlı ve bilgi dolu yasaların var olduğunu kabul ederler. (s. 33)
Evrende yaşamın kendiliğinden oluşmasının olasılık ihtimali 1010123'de bir ihtimaldir. Bu, evrendeki tüm atomların sayısının toplamından yani, 1078'den bile büyük astronomik bir sayıdır. (s. 37) İnsanın tek bir DNA molekülünde tam bir milyon ansiklopedi sayfası miktarda bilgi bulunur. Her insanın DNA sayılarını ve her birinin DNA'sının birbirinden farklı olduğunu düşünün. Bunun yanında, tüm hayvanların, ağaçların, tohumların içerdiği bilgi miktarını buna ekleyin. Eğer bu muazzam bilgi yığınındaki müthiş işareti göremiyorsanız, zaten size söylenecek bir şey kalmamıştır. (s. 38) Çöle gittiğimizi varsayalım. Çölün ortasında beş yıldızlı bir otel ayarında bir yapı bulduk. Odalar klimalı, su, banyo ihtiyacı, tüm ihtiyaçlarımız önceden düşünülerek hazır edilmiş bir yapı. Ateizm mantığı, bu durumun çöl şartlarının gerektirdiği bir zorunluluk olduğunu, onu buraya birinin yapmadığını öne sürecektir. (s. 47) Termodinamiğin ikinci kanununa yani, antropi Kanunu'na göre, evrenin bir başlangıcı ve sonu olduğu, dolayısıyla materyalistleri iddia ettikleri gibi sonsuz bir evrende yaşamadığımız görülmektedir. Tüm sistem zamanla bozulmaya doğru gitmektedir. (s. 48) Evrim teorisi, canlılıkta basitten komplekse doğru bir değişim geçirdiğini söyler. Oysa termodinamiğin ikinci kanunu, böyle bir sürecin olamayacağını, evrende var olan tüm sistemlerin bozulmaya doğru gittiğini ortaya koymaktadır. Evrimci bilim adamı Roger Lewin, 'Problem, termodinamiğin ikinci kanunu ile olan çelişkidir.' diyerek bunu İtiraf etmiştir. ( Lewin, Science, 24.9.1982, 217/1239) Kanal D Londra temsilcisi Ayşegül Ekinci ile yaptığı son röportajda Hawking, son röportajında, 'Evrenin oluşumu, bilimin gerçekliğine dayanır ama bu hiçbir şekilde bilim kanunlarını koyan ve onları da yaratan bir tanrı olmadığı anlamına gelmez.' demektedir. (s. 51) Ateist düşünce, hiç bir bilim alanı ile ya da bilimsel gerçeklikle desteklenmemektedir. (s. 52) Kâinat kitabının sayfalarından biri olan uzayı ele alalım. Galaksiler bu uzay sayfasının paragrafları, güneşler yıldızlar cümleleri, güneş sistemleri kelimeleri, her bir gezegen bir harfi suretinde okunabilir(s. 53) Bilim, görünenlerin dışında olağanüstü süreçlerin olmadığını Baştan kabul ederek, dogmatik bir yapıya bürünür. O zaman, bu yasaların ardında yatan gerçekler hiçbir zaman göremeyecektir. (s. 56)
Big Bang, evrenin bundan yaklaşık 14 milyar yıl önce aniden var olmaya başladığını ortaya koymuştur. Termodinamik yasaları, evrenin bir başlangıcı olduğunun yanında, bir sonunun olduğunu da kesin olarak ortaya koymuştur. (s. 64) Ateistler, 'God of the Gaps' ( Boşlukların tanrısı) argümanını çok sık kullanırlar.  Yani insanlar bilim yolu ile açıklayamadıkları boşlukta kalan doğa olayları için, 'Allah'ın işi' demektedirler. Ancak bilim ilerledikçe boşluklar dolmaktadır, birçok olayın hangi sebep ve sonuç ilişkileri içinde gerçekleştiği artık bilinebilmektedir. Bu da sonuçta, tanrı inancına ortadan kaldıracaktır.  (s. 65) Bilimin, evrenin işleyişi ile ilgili birtakım kurallar bulması asla  Allah inancını zayıflatmağı ve ortadan kaldırmadığı gibi aksine, daha da güçlendirir.  Zira, bilim tarafından keşfedilen mükemmel tasarımın, ince hassas ayarların, hayatın bilinçli bir var ediciye işaret ettiği rahatlıkla görülebilecektir. (s. 67) Tabiat kuralları adı verilen kanunlar, kendi başlarına bir şey var etmeye muktedir olgular değillerdir. Bu yasalar, herhangi bir şeyi var edebilecek bilgiye, bilince, güce sahip olamayan bilinçsiz birtakım atomların hareketlerinden oluşmuşlardır. Buna göre Allah evrendeki hemen her şeyi kanunlara, yasalara bağlamıştır. (s. 71) Her yönüyle sınırlı olan insanın, her yönüyle sınırsız olan Allah'ın sınırsız amaca yönelik var ettiği evrenin ve hayatın bütün amaçlarını ve evrendeki gizem'in tamamını eksiksiz olarak, aklıyla kavrayamayacağını asla unutmamalıyız. Çünkü, insan zaman, mekan, zeka, hata ile sınırlıdır. (s. 78) İnsan, sınırlandırıldığı şartlarla akıl yürütebilir. (s. 81)

Evrendeki görülen kötülüklerin Allah'ın mutlak iyiliği ile nasıl bağdaşlaştığını konusuna gelince: Örneğin, tüm evrendeki sıcaklığın 37 derece olduğunu düşünelim, ne eksik, ne fazla. Böyle bir durumda, sıcaklık diye bir şey hissedilir ve bilinebilir mi? Soğuk ve sıcak kavramları ortaya çıkar mı? Isının anlaşılması için derecelerinin olması gerekir. (s. 83) Evrende karanlık yaratılmamış olsaydı, ışığı ne olduğu ve önemi anlaşılabilir miydi? Dünyada hastalık olmadığı zaman insanlar, sağlıklı olmanın ne demek olduğunu idrak edebilir miydi? Sağlıklı olmak bir değer ifade eder miydi? Evrende kötülüğün bulunmasının temelinde, iyiliğin anlaşılması, var olması, değer ve anlam kazanması olduğunu unutmamalıyız. Kötülüğe ise, iyiliğe hizmet etmek amaçlı izin verildiğini anlamamız gerekir. (s. 84) Evrende zıtlar iç içe geçmiş ve bu sayede neredeyse sınırsız mertebede göreceli hakikatler ortaya çıkmıştır. Evrende kötülük bizzat kötülüğü hedefleyerek değil, aksine iyiliğin anlaşılmasına, değer kazanmasına, bilinmesini hizmet etmeleri için müsaade edilmiştir. (s. 85) Kötülük olmasaydı, güzelliğin, iyiliğin, sevginin, sağlığın ne olduğunu bilmeyen birer mekanik bir robottan farkımız kalmazdı. (s. 87) Allah kötülükleri arzulayarak izin vermemiştir. İzin vermesi, iyiliğin değerinin anlaşılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. (s. 88) Unutmamalıyız ki, tarihte en çok sıkıntıları peygamberler çekmişlerdir. Bazı acılar nedeniyle inanç temellerimizi sarsmamızın sebepleri şöyle sıralayabiliriz: İnancımızın güçlü olmayışı, insanın sırf bu dünya için yaratılmış olduğunu zannetmesi, hayatı gerektiğinden fazla sahiplenmesi. (s. 93)

Allah'ın olmadığı evren tasavvuru, ürkütücü, insanı derin bir yalnızlığa iten, hiçlikle her şeyi anlamsızlaştıran, cehennemî bir ortamdır. (s. 96) Dawkins, 'Gökkuşağını çözmek' isimli kitabının önsözünde şunları yazar: 'İlk kitabımın yayıncısı, kitabı okuduktan sonra, verdiği soğuk ve kasvetli mesajdan çok bunaldığını ve üç gece boyunca uyuyamadığını itiraf etti. Bazıları da bana, 'Sabahları uyanmaya nasıl katlanabildiğimi soruyor. Uzak bir ülkeden bir öğretmen ise, kitabı okuyan bir öğrencinin kendisine gözyaşları içinde geldiğini ve hayatın boş ve anlamsız olduğu düşüncesinin onu olumsuz yönde etkilediğini yazıyordu. Meslektaşım Peter Atkins, The Second Law isimli kitabına şöyle başlar: "Biz kaosun çocuklarıyız, temelde bozulma ve kaos vardır, amaç yoktur; yön vardır. Evrenin derinliklerine indikçe kabullenmek zorunda olduğumuz kasvet ile karşılaşırız. (s. 98) Ateist düşünce, evreni hiçliğe ve amaçsızlığa ve insanı da sadece hayatta kalma mücadelesi veren menfaatperest, aciz bir hayvana indirger. (s. 98) Materyalist felsefe anlayışına göre evren yaratılmamış, kendiliğinden ezeli olarak var olagelmiştir. Yaşamın herhangi bir amacı yoktur. (s. 101) Her ne olursanız olun öleceksiniz. Bu dünyada yaptıklarımızın hiç bir anlamı olmayacak. Sadece size yaşattığı kısa zevklerin, hazların dışında hayatın bir anlamı yok. Öldükten sonra yok alacaksınız. En temel yasa, 'güçlü olanın hayatta kalması' yasasıdır. Dünya bir savaş meydanıdır. Güçlülerin hayatta kaldığı zayıfların, haklı da olsalar, yok olmaya mahkum oldukları bir savaştır bu. (s. 102) İşte materyalist felsefenin bizlere tasvir ettiği dünya, hayat ve insan. (s. 103) Bilim evrene bakar, evreni bilimsel metotlarla inceler. Hassas ayarlara ve işleyiş süreçlerine bakarak evrendeki işleyişin yasalarını keşfeder. Yani olmayan bir şey, değil, evrende zaten var olan, var edilmiş, evrene yerleştirilmiş olan yasaları, kanunları, kuralları bulur.  (s. 205)

Düşünmeye Kuran kadar vurgu yapan başkan hiçbir dini kitap yoktur.  (s. 185) Ateizmin önemli bir yanılgısı, insanlığın çağımızdaki sosyal, siyasal, hukuksal, teknolojik ve bilimsel gelişimin salt akıl yoluyla ya da dini red ederek elde ettiğini düşünmesidir.  (s. 185) Kuran, kötülüklerin aklın kullanılmaması sonucu olduğunu söyler. İnsanları, aklı kullanmayı teşvik eder. (s. 199)

Ateizm bizleri, enerjinin ezeli olması gerektiğine inandırmaya çalışmaktadır. Bize, 'tanrıyı kim yarattı?' diye soran ateizme, şu soruyu sorma hakkımız yok mu? ' Peki enerji kim yarattı?' (s. 298)

 

 

  

Metin Aydın, Ateizm Yanılgısı