Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle     www.İslamÜstündür.Com       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
  Ateist ve deist sorulara cevaplar

 Benzer içerikli yazılara, ' Kuran'da bilime zıt ayetler iddiasına cevaplar', ' Ateistlere cevaplar' ve ' Kuran'da çelişki yoktur' adlı yazılardan ulaşılabilir.

Ateist: Tanrıya varlığına inanmayan; agnostik: tanrının varlığı veya yokluğu bilinemez; deist: Tanrıya inanan ama insanlarla iletişim yolu olan dine inanmayan demektir.


Önsöz
Kuran'da Allah'ın varlığının ispatı değil, var olanın tekliği üzerinden bir anlatım söz konusudur. ( s. 5) Türkiye’deki deist veya agnostiklerin çoğu aslında anti-teisttir. Yani din düşmanlığı, özellikle de İslam düşmanlığı yapmaktadırlar. ( s. 6) İddialardaki edebe aykırı yerler çıkarılmıştır. İddialardaki utarsızlıklar Kuran’dan değil onun yorumlanma metodundan kaynaklandığını anlatmaya çalıştık. ( s. 8)


İddia:
“Allah cezalandırmada acele etmese de ihmal etmeyendir.” ( Nisa, 12)” Rabbin çabuk cezalandıran ve şüphesiz, O tek bağışlayandır.” ( Enam, 165)
İzah: Cezalandırma da mühlet vermesi dünyada geçerlidir. Allah, imtihan süresince cezalandırmada aceleci davranmaz. Nur, 39. Ayette belirttiği gibi, ahrette ise hesabı seri, ( çabuk) görendir. İlahi ceza; ancak telafi imkanının kalmadığı zaman seri bir biçimde verilir. Kısaca Enam, 165. Ayet, Nisa, 39 ile beraber anlaşılmalıdır. ( s. 14)


İddia:
“Biz Allah’ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik.” (Nisa, 157) İsa’ya inanmayan Yahudiler O’na Allah peygamberi der mi?
İzah: Efendimiz döneminde yaşayan Yahudiler, peygamberimiz ile konuşurken, Hz Muhammed onlara, İsa peygamberin hayatını anlatır. Onlarda bu ifade ( Allah’ın peygamberi) ile, ima yollu olarak peygamberimize, ‘senin peygamber dediğin kişiyi biz öldürdük, senin de sonun aynı olabilir.’ anlamında tehditte bulunmuşlardır. Ayet bunun üzerine inmiştir. ( s. 18)
Ayrıca ayet, tek cümle ile 3 din mensubuna mesajda verir: ‘Allah’ın resulü’: İslam inancının tebliği, ‘Meryem’in oğlu’ (İnsan oğlu insan) İsa: Hıristiyanlara mesaj, ‘İsa Mesih’ ( Mesih: El ile sıvazlayan, iyileştiren) : Lakabı ve Yahudilere mesaj


İddia: “(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız.” ( Enam, 151) Haramlar listesine anne babaya iyilik edin, neden yazılıyor?

İzah: Haram kelimesinin iki anlamı vardır: ‘Yasak kılınan’ ile ‘dokunulmaz, hürmete layık olan.’ Hac esnasında giyilen ihram’da haram kökünden türemiştir. Mahrem, yani anne baba gibi yakın akraba kelimesi de haramdan türemiştir. Aslında her yasak içinde bir dokunulmazlığı barındırır. Ayetteki maddeler birbiri ile bağlantılıdır. Çocuklarınızı öldürmeyin emrinin gerekçesi aynı ayettedir, çünkü anne ve babanız zamanında sizi yetiştirirmiş, size iyilikte bulunmuştur. Ayet kendi içinde sebep-sonuç ilişkisine sahiptir. ( s. 19)


İddia: Kuran’da domuz eti, içki yasaktır ( Maide, 90) ama uyuşturucu gibi maddelerden Kuran’da hiç bahsedilmez.
İzah: Bizzat Maide 90. Ayette, ‘Hamr’ kelimesi geçer. Hamr: Aklı örten şey anlamındadır. Başı örten başörtüsü de ( Arapçası ‘hımar’) Kuran’da aynı kökten olan Nur, 31. Ayette, ‘Bi-Humurihinne’ şeklinde geçer. Başı da aklıda örten şeye hamr, denir. Ateist kişi, bilgi eksikliğinden ötürü meali, Allah’ın kelamı ile aynı zannetmiştir. Kısaca Kuran, aklı örten her şeyi ateistin delil diye verdiği ayet ile zaten yasaklamış, cevap sorunun içinde bulunmaktadır. ( s. 21)


İddia: Cehennemliklerin yiyeceği Hud, 16. Ayette, ateş, Gaşiye, 6. Ayette darı dikeni, Duhan, 43. Ayette zakkum olarak geçer. Hangisi cehennem yiyeceğidir.
İzah: Her kapı için cehennemliklerden bir grup taksim edilmiştir. ( Hicr, 44) İlahi adalet gereği her suçlunun cezası aynı değildir. ( s. 36)


İddia: Genişliği göklerle yer arası kadar olan cennet mi ( Ali İmran, 133); genişliği gökle yer kadar olan cennet mi? ( Hadid, 21)
İzah: Ali İmran 133. Ayet, mealinden de anlaşılacağı gibi ‘muttaki’ kullar için olan cennettir. Onlar, infak eder, öfkelerini kontrol eder ve affedicidirler. (Ali İmran, 134) Buradaki kullar iman edip bunu pratiğe döken insanlardır. Hadid 21. Ayetteki kullar ise, sadece iman eden kimselerden bahseder. Bunlar amel yönünden muttaki kullar seviyesine ulaşamamış kişilerdir. Kuran’da cennet değil, ‘Cennât’ yani cennetler kelimesi geçer. Rivayetlerde cennet 8 tabaka olarak bizlere haber verilir. ( Fatır, 35; Secde, 19; Şuara, 85; Kehf,107; Yunus, 25-26; Beyyine, 7-8; Buhari, 2790; İ. Hacer, 6/12, 7/28; Ebu Davud, Vitr, 20; Müsned, II/449) Ceza gibi mükafatta amellere göre değişir. ( s. 41)


İddia: “Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.” Enam, 146. Ayette, Yahudi kelimesi geçerek tüm Museviler kastedilir. Musevilik bir din, Yahudilik ırk adı değil midir?
İzah: Kuran, bir zihniyet ve tutumdan bahsettiğinde İsrailoğullarını Yahudi diye isimlendirir. Zira Musevi ve İsevilerin Kuran’daki adı Müslümanlardır. Kuran’da azgınlaşmış İsrailoğullarına Yahudi denir.( s. 43) Kuran’da Yahudi bir ırk adı değildir. İslam’da zaten ırkçılık yoktur. ( Müslümanların iç meseleleri adlı yazımıza bakılabilir.) Yahudilik ile bir ırk değil, kötü fiiller kastedilir. Ayrıca bu konuda, T. Dursun'a cevap verdiğimiz yazımızdaki, 'Yahudiler üstün ırk mı?' adlı bölüme bakılabilir.


İddia: Allah’ın velisi var mı yok mu? İsra, 111. ayette velisi yoktur. Yunus, 62. ayette ise, Allah’ın velilerine korku yoktur, denmektedir. ( s. 49)
İzah: İsra, 111. ayette Allah’ın çocuk edinmeyeceği vurgulanır. O, ne doğan ne doğurtandır. ( İhlas, 3-4 ) O’nun anne babası yoktur. Allah herkese veli olur ama kimse Allah’a veli olamaz. Aksine herkes Allah’ın velayetine muhtaçtır. ( Yunus, 62)


İddia: Allah, samed (Kimseye muhtaç olmayan, herkesin muhtaç olduğu) midir? ( İhlas, 2), yoksa Muhammed, 7. ayette yazıldığı gibi, ‘Siz Allah’a yardım ederseniz’ mealindeki gibi, Samed değil midir? ( s. 50)
İzah: Muhammed 4: “Ayetlerin mealine bakalım: “Allah dileseydi onları bizzat cezalandırırdı, fakat sizleri birbirinizle denemek istiyor. Allah, yolunda öldürülenlerin amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.” Allah kendi davası olan hakikat, adalet ve özgürlüğün kullarının eliyle yükselmesini murat etmektedir. Eğer her zorluğu Allah giderseydi, mücadele ve mükafatın bir değeri olmazdı. Emeğin olmadığı yerde imtihandan söz edilemez. Allah’a yardım edin denilen ayetin öncesinde, Allah’a yardımın; onun yoluna, davasına yardım olarak anlatıldığı açıktır. Bakara 245. Ayetteki, ‘ Kim Allah’a güzel borç verirse’ şeklindeki ayette bu şekilde anlaşılmalıdır. “Onlarla savaşın, Allah onlara sizin ellerinizle azap edip onları rezil eder; ve onlara karşı size yardım edip inananların gönlüne ferahlık verir.” (Tevbe, 14) Benzer mealde hadis: Allah Teâlâ kıyamet günü buyurur: “Ey Âdemoğlu! Senden yiyecek istedim ama beni doyurmadın.' buyuracak. Âdemoğlu ise 'Ya rabbi! Seni nasıl doyurabilirdim ki? Sen âlemlerin rabbisin?' diyecek. Allah şöyle buyuracak: 'Bilmiyor musun, falan kulum senden yiyecek istedi de onu doyurmadın. Bilmiyor muydun ki, onu doyurmuş olsaydın, onu benim nezdimde bulacaktın..." (Muslim, Birr, 43)


İddia: Bakara 253. Ayette, “peygamberlerin bir kısmının diğerine üstün kılındığından “bahsedilir ama Bakara, 285. Ayette ise, “peygamberler arasında ayırım yapılmadığı” bildirilir. Hangisi doğru? ( s. 52)
İzah: Allah’u Teala her peygambere farklı yetenek ve mucizeler vermiştir. Bu açıdan peygamberler arasında farklılıklar vardır. Bakara 285. Ayette ise, ayırım yapmadan tüm peygamberlerin hak olduğuna imandan bahsedilir ki bu zaten İslam’ın temel inanç esaslarındandır. ( Tüm dinlerin özü İslam’dır adlı yazıya bakılabilir.)


İddia: Tanrı bu kadar küçük bir dünya için bu kadar büyük bir evren neden yaratmış?
Hac, 65: “Görmüyor musun ki, Allah yeryüzündekileri ve O’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! Kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da O’dur. Şüphesiz Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.” Ay’ı ve Güneş’i Allah tutmasa yere düşecek.
İzah: Ayette her şeyin insana hizmet için yaratıldığını anlatır ve iki örnek verir. ( s. 127)


İddia: Evren neden bu kadar büyük? Tanrı bu kadar küçük bir dünya için neden bu kadar büyük bir evren yarattı? Hac, 65. Ayette, “Görmüyor musun ki, Allah yeryüzündekileri ve O’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! Kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da O’dur.” deniyor, Allah tutmasa yere mi düşecek? Milyarlarca galaksi, bir nokta kadar küçük dünyaya düşebilir mi?
İzah: Öncelikle bu soru bilimden uzak bir zihniyetin sorusudur, çünkü big-bang teorisine göre dünyamızın yaşamsan özelliklerini koruması ve hayatın devamı için, genişleyen evrenin bu aşaması ve devamı zorunludur. Evrensel dengede bu büyüklük ve devamı şarttır. Hac, 65. Ayette ise altı çizilen tabiat kuralları denen evrensel yasalardır. Kuran’da Allah’ın emri ifadesi, evrensel, biyolojik ve fiziksel yasalara işaret eder. Öyle ya, yasaları bulan insanlar büyük ilim adamı ilan ediliyorsa o yasaları koyup akılsız canlılara uygulatan, bu bilinme ve tazime daha çok layık değil midir? Su kendinden daha az yoğunluğa sahip cisimleri yüzeye iter. Atmosfer ise tam tersi bir durumla, yerçekimi kuvveti, dünya dışındaki kütle çekim ve merkez kaç kuvvetlerinin etkisi ile atmosfer yere düşmez. etkisi ile gökyüzü yeryüzüne yakın, dengede tutulur. ( s. 127)

 

İddia: Araf, 80-84. Ayetler eşcinselliği aşağılamaktadır ki, eşcinsellik psikolojik bir rahatsızlıktır ve günümüzde bu yaklaşım bilimle hareket eden ülkelerde ağır bir suçtur. Araf, 80: “Lût´u da (peygamber gönderdik). Kavmine dedi ki: Sizden önceki milletlerden hiçbirinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyorsunuz?” Eşcinsellik daha önce başka alemde işlenmemiş mi?

İzah: Ali İmran, 33:” Allah birbirinden gelme bir nesil olarak Âdem´i, Nuh´u, İbrahim ailesi ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı. Allah işiten ve bilendir.” Ayetin de gösterdiği gibi alem demek, bu kişilerin yaşadığı insanlar ve toplumlardır. Ayette geçen peygamberler de içinde bulundukları zaman dilimi içinde ve bölgede üstün tutulmuşlardır. Sodom ve Gomora denen şehirlerindekiler bu suçu saldırgan bir şekilde geçen kervanlara gruplar halinde saldırarak ( Ankebut, 29) yapıyorlardı. Kuran bunu toplu olarak yapan bu insanların yapmayanları evlerinden uzaklaştırma ile tehdidini ( Neml, 56) de bizlere bildirir. Hayvani güdüleri kontrol ettiğimiz oranda insanızdır. Bu tarz sapık ilişkilerle neslin devamı da mümkün değildir. ( s. 133)

 

İddia: Alak 14. Ayette, Ebu Cehil hakkında, “ O, Allah’ın gördüğünü bilmiyor mu?” yazmaktadır. Allah’In Ebu Cehil’in yaptıklarını gördüğünü bu kişi nereden bilebilir?
İzah: Mekkeliler her şeye gücü yeten bir Allah’a zaten inanıyorlardı. Bu gerçeğin üzeri menfaat e çıkarları ile örtülmüştü. Zaten kâfirin kelime anlamı, gerçeği inkar eden değil, gerçeğin üstünü örten demektir. Bu nedenle Kuran bir hatırlatmadır: “ Onlara, gökleri ve yeri kim yarattı diye sorsan mutlaka, Allah derler. ( Ankebut, 61; Zümer, 38) Kısaca müşrikler Allah’ın varlığının farkında idiler ama bu bilgi işlerine gelmiyor, çıkarlarına ters düşüyordu. ( s. 175)


İddia: Şakk-ı sadr yani göğsün açılması olayı nasıl anlaşılmalıdır?
İzah: İnşirah, 1-4. ayet: “Senin kalbini açıp genişletmedik mi? Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Ve senin şanını yüceltmedik mi?” Ayetteki göğsün açılması, ferahlama, genişleme ve sükûna ermedir. Sırttaki yük manevi sorumluluktur. İsmin yücelmesi, namın duyulmasıdır. ( s. 180) Zaten göğsün açılması veya yarılması iki ayette de mecazen kullanılmaktadır: Zümer, 22: “Allah kimin gönlünü İslâm’a açmışsa o, rabbinden gelen bir aydınlık içinde olmaz mı?” Enam, 125: “Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm’a açar; kimi de saptırmak isterse, göğe çıkıyormuş gibi kalbine darlık ve sıkıntı verir.”


İddia: Kamer suresi, 1. ayet: “ Kıyamet saati yaklaştı, ay yarıldı.” Şakk-ı kamer, ayın yarılması konusu. Bu mucize sadece Araplarca mı görüldü? Çin’de neden görülmedi? Neden dünya üzerindeki hiçbir medeniyet bunu kaydetmemiştir?
İzah: Öncelikle şunun altını çizelim. Ateistler mutlaka itiraz edeceklerdir, bunu yaparlarken de metot, kural dinlemezler! Dünyanın her tarafında, tufan hakkında rivayetler mevcuttur. Buna da itiraz ederler ve çalıntı, efsaneden alıntı diye iddiada bulunurlar. Dünyada yaygın olmasa, bu defa neden rivayetler yok; olmalı! demektedirler. Bu bir paradokstur. Ayetteki ayın yarılması kıyamet anından bahsetmektedir. İkinci ayetteki sihirden kasıtta, ayetlerdir. ( s. 182)


İddia: Kamer suresi, 17, 22, 32 ve 40. Ayette, “ Biz düşünüp öğüt alınsın diye Kuran’ı kolaylaştırdık.” denmektedir. O halde Kuran’ın bir alim tarafından açıklanmasına gerek yoktur mudur?
İzah: Kamer suresinde Hz Nuh’un davetinden bahsedilir. Dolayısı ile bu ayetlerden ilk anlamamız gereken, Nuh kıssası gibi olayların ibret için anlaşılır bir tarzda basitçe anlatıldığıdır. Bu ayeti genelleştirirsek varacağımız sonuç şudur: Kuran’a verilen emek oranında bu kitap kendini muhataplarına açar. Kuran’dan köylü cahil de kendine yeterli olacak alacağını alacaktır, bir astronomi profesörü de alacağını alacaktır. İnsanlar Kuran okurken, bahsedilen konu hakkında ne kadar fazla ön bilgi ve alt yapıya sahipse, Kuran’dan o kadar fazla şey alacaktır. Arapça bilmek farz değildir, Kuran’ı anlamak farzdır. Herkes kendi emeği ölçüsünde anladığından sorumludur. Meal manaya en yakın anlatım demektir. Mealler karşılaştırılmalı olarak okunmalı ve hatalar en aza indirilmelidir. ( s. 193)


İddia: Nahl, 67: “Hurma ağaçlarının ve üzüm asmalarının ürünlerinden hem içki hem de güzel besinler elde edersiniz. Bunda da aklını kullanan bir topluluk için açık delil vardır.” Nahl, 115: “Allah size sadece leş,  kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilmiş olanı haram kıldı.” Eşek, köpek eti haram değil mi?
İzah: Kuran’da olumsuz, günah, yapılmaması gereken fiiller sadece haram sözcüğü ile ifade edilmez. Ayrıca, “ İsm, seyyie, münker, fahşa, isyan, fısk, cürm, vizr, şekavet, zulm, cünah, lemen gibi fiillerle de Allah’ın razı olmadığı işler Kuran’da anlatılır. Bunun gibi birçok kelimeyle Allah, yapmamızı istemediği davranış ve sözleri ifade etmiştir. Kuran’a göre en büyük günah şirk’tir ve bu günah Kuran’da rics olarak isimlendirilir. Kuran haramlarda, günahlardan örnekler vererek kişide bir bakış açısı oluşturmaya çalışır. Yoksa Kuran, temiz ve iyi olanı helal ( Maide, 4; Bakara, 168) kılmıştır. ( s. 220)


İddia: Araf, 136:” … Kendilerinden intikam aldık.” denmektedir. Allah intikam alır mı?
İzah: Bu ayet, zalim firavunun sonunu anlatan bir cümledir. Bu intikam Allah’ın kendine yapılan saygısızlığın intikamı değildir, çünkü Allah mühlet verir. ( Rad, 32; Yusuf, 110) Yoksa hiçbir günahkar Allah’a kötülük yapıp ona zarar veremez. Bu ayetteki intikam, masum ve zulme uğrayanların haklarının zalim suçlulardan alınmasıdır. Allah’ın el-Muntakim sıfatı aynı zaman da bir uyarıdır.


İddia: Bakara, 191-193. ayetler: “Onları yakaladığınız yerde öldürün; sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Harâm civarında onlar sizinle savaşmadıkça siz de orada onlarla savaşmayın. Şayet sizinle savaşmaya kalkışırlarsa o zaman onları öldürün. İşte kâfirlerin cezası böyledir! Eğer onlar vazgeçerlerse, artık Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir. Fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın; fakat vazgeçerlerse, artık zalimlerden başkasına saldırmak yoktur.” Günümüzde, nerede kafir görülürse öldürülmeli midir?
İzah: İslam’ barış dinidir ve savaş bile kurallara bağlanmıştır. “İslam barış dinidir” ve “ İslam savaş esnasında uyulması gereken kurallar” adlı yazılara bakılabilir. Ayette fitne çıkararak kaos ortamı oluşturmak isteyen ve daha fazla kişinin ölmesine sebep olan elebaşları kastedilerek öldürülmeleri emredilir. Mekke’nin fethi günü bu ayetten haberdar olan elebaşları korkup Mekke’yi terk ettikleri için öldürülmemiş, düşman üzerindeki istenen etki böylece gerçekleşmiştir. Kaçmayanlar da, ayet gereği düşmanlıklarından vazgeçerlerse, Allah’ın merhameti gereği, pişmanlık hakkı her an saklı kalmaktadır. ( s. 225)
 

                        H. Kemal Gürger, Ateizmin ve deizmin sorularına karşı iddialar ve izahlar