Ana Sayfa İrtibat Amacımız    Ateist, Oryantalistlere Cevaplar       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
   Ateizmus

Not, kitabın cevap verdiği 100 konunun özetlerden bazıları, sitemizdeki aynı başlıkla işlenen soruların cevapları bölümlerine dağıtılmıştır. Kitapta, ağır konuları komik, rahat okunur tarzda, akıcı bir üslupla ele alınıp yazılmıştır.

 

 

Arka kapak: Ateizm, bugün bir inanca dönüşmüştür. Bu akım, artık içinde inanç unsurlarını barındırmakta ve tıpkı diğer dinler gibi üyelerine kurtuluş vaat etmektedir. Ateistler, en az diğer dinler kadar saygıyı ve en az kendilerinin diğer dinlere gösterdiği kadar tahammülsüzlük ve saygı saygısızlığı hak ediyorlar.

Önsöz

Ateizmus, ateizmi kesin doğru kabul eden ve ona kendini adayan kişiyi tarifeden ironik bir isimdir. Ateistler, sosyal medyayı kendilerini ifadeden çok başkasına saldırı için kullanmaktadırlar. Tek amaçları saldırmaktır. Bu eserin ikincisi, ateistlere sorulardan oluşacak ve düştükleri çelişkiler göz önüne serilecektir. ( s. 10) Müslümanlar, hayatının bir dönemini ateist olarak geçirebilse, inanmanın güzelliklerini çok daha fazla derinden yaşayabileceklerini düşünüyorum. Sahte ilahları reddetmek, Allah'ı kabul etmenin ön şartıdır. ( s. 11)

Ateizmus

Türkiye ateizminin bir kısmı, zannedildiğinden çok daha fazla İslam'a yakın bir olgudur. Nasipsiz kısmı görmezden gelirsek, benimle İslam'ı tartışanların tamamı ateizm bahanesiyle İslam'ı aramakta idi. ( s. 12)  Türkiye'deki ateistlerin önemli bir kısmı 'Hanif'tir yani, din adına sunulan çelişkileri görüp, onlarla yaşamaktansa kendi ilkeleri ile yaşamayı çaba edilen hakikat arayıcısıdırlar. Onlar Allah'ı, piyasada hoca namıyla dolaşan insanların anlattığı gibi zannediyorlar. Bu kitapta anlatılan başlıklar, ateistlerle savaşma amaçlı değil, izah ve sohbet amaçlıdır. İslam adına piyasayı baskılayan zevat olduğu gibi, ateizm namına piyasada dolaşan, her şeyi eleştiren piyasa ateistleri de ortalıkta fink atmaktadır. Her ikisi de bizim dostumuz ya da düşmanımız olamaz. Aklını, kalbini çalıştırmayanlarla yolumuz hiçbir yerde kesişmez. Bazıları da, "aman ateistler sinirlenmesin" mantığıyla hareket etmektedir. ( s. 13) Bu satırların yazarı, ben, hayatımın önemli bir kısmını arayışla geçirdim. Bu soruları, başkası sorduğu için değil, bir zamanlar daha ağırlarını ben sorduğum ve kendime cevapladığım için burada paylaşıyorum. Dipnot olmaması ise, tamamen dikkati dağıtmama ve hitap edilen kitlenin bunu talep etmemesi ile alakalıdır. ( s. 14)

Kuran nedir?

Ateizmus kardeşler, ilmin özü diyebileceğimiz irfandan habersizler. Kuran içerisinde bilimsel diyebileceğimiz hakikatler barındırır. Kuran, bir insanın oturup yazdığı ya da içini doldurdu bir metin değildir. ( s. 16) Bunu anlayamayan birisi, "Ya bu ne biçim kitap, tekrar var bunda, ben okuyup anlamıyorum, hani apaçıktı?" türünden hezeyanlarla kendini rezil etmekten başka bir marifet işlemez. Kuran, peygamberin hayatı bilinmeden, ayetlerin sebebi nüzulü anlaşılmadan, Arapça sözlükle anlaşılabilecek bir kitap değildir. Öyle olsaydı, bütün Araplar alim olurdu. Şöyle de diyebiliriz, Türkçe bilen herkes edebiyat üstadı olamıyor. Kuran, okundukça değil yaşandıkça değerlenir, anlaşılır. Kuran, oku üfle, kapat bir kitap değildir( s. 17) Türkiye ateizmi, diğerlerinden farklı olarak akıl ve bilimden çok, kin ve düşmanlık üzerine kuruludur. Bunun sebebi de, diğer ülkelerdeki ateizmin Hıristiyan karşıtlığını merkeze almasından dolayı, orada üretilen bilginin aynısının İslam'a uyarlanmaya çalışılmasıdır. İlk günah, teslis, tanrının bedenleşmesi gibi gibi efsane ön kabuller, Galilei'nin güneş merkezli evren teorisinin İncil'e uyumuyor diye reddi gibi nedenler, Kiliseyi yaşanan dünyamızın dışına itmiştir. ( s. 18) Hadislerin senet ve metin olarak eleştiriye ihtiyaç olduğu, Hz Ayşe başta olmak üzere çoğu sahabe ve Tabiin'in anlaştığı bir noktadır. Buhari'nin sahibi bile, yüz binlerce hadisi eleyerek kitabını yazılmıştır. ( s. 19) Hz Aişe, Hz Ömer gibi seçkin sahabelerin metodu olan, duyulan sözü akıl, sünnet ve tecrübe ile tartıp durumun gereğince değerlendirme refleksi, tarih içinde unutulmaya yüz tutmuş, her senetli sözü dinleyen, savunan aşırıcılar karşısına bu seferde, senetli hiçbir sözü kabul etmeyenler çıkmıştır. Din alimleri arasında hiç bitmeyen bu tartışma ve sürtüşmeler, ateizmusların beslendiği damarlardan biri olmuştur.Çocuklar, büyüklerinden dini neden benimsediklerine dair hiçbir şey duymadıklarından, kendi davalarını sosyal medyada yiğitler gibi savunan ateistlere karşı muhabbet besleyip, 'ben de onlardan alacağım' diyerek homo ateizmus olabilmektedir. ( s. 20)

Din nedir

Birileri din deyince namaz, cami anlıyor. Bazısı, sakal, cüppe. Kimi, cemaat, tarikat. Hangisi doğru ya da yanlış, neye göre? Şöyle mi desek? Ateizm, hangi dine karşı? Vahiyler, toplumların dinlerini değiştirmeye ikna için inmiştir. Putperestler dinsiz değil, yanlış dinli insanlardır. Müşrikler, aşırı dindar bir toplumdu. Din denilince, hep mistiklik, miskinlik, uyuşukluk, meditasyon ve cezbe gibi haller anlaşılmış, anlatılmıştır. Unutulan şu ki bu eylemler, haller dine değil sufiliğe aittir. (s. 21) Mekkeliler, 600 yılında tarihin şahit olduğu ilk vahşi kapitalizm sistemini kurmuşlar ve sistematik hale getirmişlerdi. Sistemin özü; borçlandır, faizlendir, borçluyu çaresiz bırak sonra da haczet idi. İslam, insanlar başka şeylere inanıp kendilerini kullandırmasınlar diye inen bir dindir. Allah'ın dinin kaynağı vahiy, muhatabı akıldır. (s. 22)

Kutuplarda oruç nasıl tutulacak?
Kuran ne desin, 1300 sene sonra bir yer keşfedeceksiniz, orada şöyle oruç tutun mu diyecekti? 'Allah kimseye gücünün üstünde yük yüklemez' ayeti ile amel edip, normal en yakın şehir veya Kabe'ye göre oruç tutar kişi, yeter ki amaç, Allah'a kulluk olsun, çözüm her daim var.  ( s. 35)

Mirasta adaletsizlik

Her fırsatta adaleti emreden bir kitabın mirasta adaletsiz olduğunu iddia etmek mantıksızlıktır.( s. 45) Kuran, eşit değil ama adil bir paylaşım sunar. Zaten eşitliğin de amacı adalettir. Aslında bu iddiayı duyanda, cahiliye dönemi Araplarında kadınlar mirastan pay alıyordu da, Kuran geldi paylarını azalttı zanneder. Elbette hayır. İslam erkeğe çalışma, evin ekonomik yükünü üstlenme görevi vermiştir. Ama günümüzde bazı evlerde kadın da erkekte çalışmaktadır. Yeni bir içtihatla kadın-erkek mirasın eşit paylaşımına karar verilebilir mi, buna müçtehitler karar verebilir. ( s. 47) Konunun devamı için, 'İslam'da kadın hakları' adlı yazımızı tavsiye ederiz.

İlk Müslüman Muhammed, Musa ve İbrahim olduğunu ileri süren ayetler var.

Her peygamber, kendi çağının ilk iman edeni olmak zorundadır elbette. Kendisi, inanmadığı bir dine mi insanları çağıracak? ( s. 57) İslam, Hz Adem ile başlamıştır. Dolayısı ile ilk Müslüman da Hz. Adem'dir. Her peygamber çağının ilk iman edeni, aynı zamanda Hz Adem'in mirasçısıdır. Konuyu tamamlayan, 'İslam tüm dinlerin özüdür' adlı yazıyı tavsiye edebiliriz.

Peygamberin amcasına beddua var

Peygamberimizin amcasının adı Abdu'l-uzza'dır. Ebu Leheb bir kişi ismi değil, bir kişilik sıfatıdır. Allah onu ismen kötülememiştir. Tebbet suresinde eleştirilen sadece o kişi, şahıs, beden değil; hakikate karşı mutlak düşmanlık tavrı yapan ve ona yardımcı olan herkestir. ( s. 75)

Kuran'da galaksiler yok

"Onlar, göklerle yeryüzünün yaratılışını düşünürler de Rabbimiz derler, bunları boş yere yaratmadın. Sen eksikliklerden uzaksın." ( Ali İmran, 191) Kuran'ın, evrenin yaratılışı ile ilgili olarak sitemizdeki, "Kuran ve bilim, Ateist akıl" gibi yazıları tavsiye ederiz.

Kuran'da kadınlara hiç hitap yok

Türkçemizde kadın hastalıkları tabiri bulunur. Bu hastalık, kadınlara özeldir anlamına mı gelir? Diğer hastalıklar erkek hastalığıdır, kadınlar yakalanmaz demek değildir bu. Kuran, bireyin irade, akıl gibi cinsiyetten bağımsız özellikleri söz konusu olduğunda, karışık hitap formu olan erkek formunu kullanır. ( s. 121) Bu konu, "İlhan Arsel'e cevaplar" başlıklı yazıda da ele alınmıştır.

Ay'a nur kaynağı diyor

Allah, ayetlerde ( Yunus, 5. Ayrıca; Nahl, 16) 'nur kaynağı' demiyor, 'nur' diyor sadece. Işıldayan, parıldayan şey anlamında. ( s. 137)

Allah bazı ayetlerde pazarlık yapıyor

Allah bazı ayetlerde değil, bütün ayetlerinde bir pazarlık gözetir. O da, insanların mal ve canlarına karşılık cennettir. Bir tarihi gerçek olarak, 600'lü yıllarda putperest Arap toplumları bütün Dünya'yı peşinden koşturacak dev bir hamle yapıyor mu? Yapıyor. Bedevi Araplar, 700 senesini geçmeden üç kıtaya siyas, dini, askeri bir genişlemeye imza atıyor mu? Evet. Haydi hodri meydan, sizde insanlarla bir pazarlık yapmaya kalkışın. Arap bedeviler kadar da mı olamıyorsunuz?  ( s. 183)

Hırsızlık haram ama ganimet helal
 Hırsızlık, kişinin helal yolla kazandığı ve sakladığı bir malı sahibinin izni olmaksızın almasıdır. Ganimet, savaş halindeki gruplardan yenenin, yenilenin mallarına el koymasıdır. Mesela, teröristlerle savaşmışız, onların hakkından gelmişiz. Ama onların bizi öldürmek için kullandıkları aletleri, ceplerindeki paraları, sakladıkları silahları almayacakmışız ki, biz oradan gittikten sonra arkadaşları onlara alsın, bizi öldürmeye, öldürmek için finansman arayışlarına devam etsin. Mantık bu yani. ( s.184)

Nisan 23'te yasak, Ahzap 50'de serbest
Nisan 23'te, evlenilmesi Helal olan kadınlar sayılır. Ahzap 50'de, Peygamber Efendimizin evlenebileceği hanımlar sayılar. Burada her iki ayette yasaklanan kişilerle Peygamberimizin evlendiği durumu olmuş mudur?Metin ister tarihi açısından baktığımız zaman bunun cevabı, hayırdır. O halde? ( s. 185)

Allah egoist mi?
İddia şu, Allah egoist, bana tapın diyor. 93,5 milyar ışık yılı çapında olduğu tahmin edilen evrenin aratıcısının, içerisinde nokta kadar dahi hükmü olmayan bir canlı ırkının neye tapıp tapmadığı, neye inanıp inanıp inanmadığı ile alakalı hırs yapacağını düşünmenin, akla mantığa sığar bir yanı var mıdır? Yoktur. Allah, insanlar azgınlaşıp, birbirlerinin haklarını, mutluluklarını, geleceklerini gasp etmeye başladığında tarihe müdahale etmiştir. Allah'tan başka edinilen ya da sunulan tanrılar toplumun dengesini bozmuş, birilerini zenginleştirirken, diğerlerini fakirleştirmiş, bir grubu semirtirken diğerlerini sömürmüştür. işte Allah burada devreye girmiş, doğru, insanları mutlu edecek, dünya ve ahiret saadetini sağlayacak hükümleri toplumlara peygamberleri aracılığıyla bildirmiştir. ( s. 192)

Allah, ahlaksız ve zalim bir toplumun normalleşmesi için peygamber göndermiştir. Peygamber, insanların dikkatini paradan, kadından, savaştan çekip biraz da etraflarında olup biten gece-gündüz, yıldızlar, bulutlar, dağlar, develer gibi Allah'ın varlığını hatırlatan olaylara, nesnelere çekmeye çalışmıştır. ( s. 158) Hollywood yapımlarında karşımıza çıkan kanatlı varlıkların bilinçaltımızda melek olarak tanımlanması, bizim kaybettiğimiz bir kültür savaşından kalan enkaz emaresidir. ( s. 168) Batı, materyalist bilimselliği 19. yüzyılda bıraktı. Bu ateistler hala ikinci el bilim anlayışından kurtulamadılar. Bugünkü dünyanın çektiği sıkıntıların temelinde çok tapınılan bilimin, her şeyi tüketen insanoğlunu bir türlü doyuramaması yatmaktadır. Madem çok matah biliminiz vardı, o zaman hadi şu tüketim çılgınlığına bir çare bulun. Birileri bilime tapıyor olabilir, ben takmıyorum. Bilim ile din birbirleriyle çatışmaz. Beyin ile kalp, kalp ile böbrek farklıdır fakat birbirleri ile çatışmazlar; beraber çalışırlar. ( s. 179) Herhangi bir durumu, meseleyi o zamanki hali ile kavramadan, ayetin o zamana ne dediğini de bu zamana ne dediğini de anlamamız mümkün değildir. ( s. 195)

Ateizm, Tanrıya inanmama şeklinde yorumlanabileceği gibi, olan biteni tanrının kudretine referans vermeden, onları matematik kuralları çerçevesinde açıklayan bir akımında adıdır. Bazı bilim  adamları, Allah'ın varlığından bağımsız teoriler üretmektedirler. (s. 196) Allah'ın dinine girmek için önce bütün ilahları reddeden irade, ateizmde vücut buluyor. Bu manada ateizm, İslam'a girişin ilk aşamasıdır, diyebiliriz. Allah'ı diğer tanrılardan istisna tutmak ise, biraz daha yüksek bir düşünce ve akıl gerektiriyor. Ateistler müthiş zeki insanlar değillerdir, tıpkı Müslümanlar gibi. Fikirler, ideolojiler ve dinler içlerinde en zekisinden en aptalına her türlü insanı barındırır. Ateistler, İslam ve Müslümanlarla dalga geçerek kendilerini çok zeki olduklarını ispatlayabileceklerini düşünüyorlar. ( s. 198) Bilimsellik diye bir tarafını yırtan bu güruhun düşman oldukları dine karşı tamamen kör, sağır, dilsiz, delilsiz, zombi gibi saldırdıkları ispat edilmiştir. Müşrik dediğimiz insanlar Allah'a, kadere inanıyor, namaz, hacc, zekat ifa ediyorlardı. Ama onlar, iman etmeleri durumunda bütün bir ekonominin, zenginliğin, idarenin değişeceğini bildiklerinden buna yanaşmamışlardır. Medine'ye göç ile beraber uygulama sahasına kavuşan İslam, inananlarını adalet, ahlak, iyilik gibi evrensel değerlere çağırarak, inancın düşmanlık değil dostluk üreten bir değer olduğunu herkese ilan göstermiştir. ( s. 199)

 

 

 

Ahmet Bayraktar, Ateizmus 1