Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle     www.İslamÜstündür.Com       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
 Batı İslam Arkeolojisinin Algısı

Önsöz 
Uzun zamandır rekabete dayalı düşmanca ilişkiler içinde olan toplumların birbirlerini daha iyi tanımaları, dünyanın daha yaşanılır bir hale gelmesine sebep olacaktır. Çünkü, rekabete dayalı düşmanlık, gerçeği çarpıtmaya neden olur. Çarpıtılmış imajın bilinen en iyi örneği ise, batının Müslümanlar hakkında ürettiği imajdır. Bu İmaj 7. yüzyılda başlamış, günümüze kadar çok az değişikliğe uğrayarak varlığını devam ettirmiştir. ( s. 12 )

1. Bölüm
Doğu ve batı Hıristiyanların İslam algıları
Doğu Hıristiyanlarının İslam algısı
İlk Müslüman Fatihler ile karşılaşan Bizanslılar, muhataplarını bir dinin temsilcileri olarak değil, daha çok, çölden gelen barbarlar olarak nitelendirmişlerdir.( s. 19 ) Muhammed, onlara göre bir peygamber değil, Arap krallarının ilki idi. Arapların, çok kısa sürede birçok toprakları ele geçirmeleri, tanrının onları sevdiğinin bir işareti değil Hıristiyanların işledikleri günahlara karşılık, tanrı tarafından gönderilen bir ceza olarak görünmelerine neden olmuştur. ( s. 21 ) Hıristiyan cemaat liderleri, birçok Hıristiyan'ın ihtida ederek Müslümanlığa geçmesi üzerine, hem buna bir açıklama getirmek, hem de engel olmak için yollar aramaya başlarlar. ( s. 22 ) Böylece Yuhanna ed-Dımeşkı'den başlayarak, Müslümanlara saldırmaktan daha çok, Hıristiyanların din değiştirerek Müslüman olmamaları için, Hıristiyanları ikna etmeyi hedefleyen, reddiye eserler ortaya çıkar. Bu iddialara göre İslam, Hıristiyanlık kökenli sahte bir mezhep, deccalin bir tezahürü, şeytani bir hata olarak takdim edilir. Daha önce, Hıristiyanlara karşı Yahudilerin kullandığı bu yorum, şimdi Hıristiyan ve Yahudiler tarafından İslamiyet'e karşı kullanılmaktadır. Önceleri etnik ve dünyevi bir güç olarak görülen Müslümanlık, 8. yüzyılın başlarından itibaren, dinsel bir olgu olarak görülmeye başlanır. ( s. 23 )

Latin Batı Hıristiyanların İslam algısı
Ortaçağda, Müslümanlara Sarazen, yani 'çöl halkı veya İsmailî veya Hacerî' isimleri verilirdi. ( Hz Hacer'in, cariye olması nedeni ile, küçümseme amacı ile Yahudi kaynaklı bu isim kullanılırdı) Bu iki isminde kullanımı, kökeni, Dımeşki'ye kadar gider.( s. 24 ) 11. yüzyıla kadar, kökeni Dımeşki'ye kadar dayanan, Sarazenler'in, Venüs anısına dikilen bir put olan Kabe'ye, Machomet'in altından yapılmış olan putuna, Allah ve 'Habar' adındaki iki puta taptıklarına dair görüşler, batıda oldukça yaygın bir inanış olarak inanıla gelmiştir. İlk başlarda askeri ve ırka dayalı bir düşman olarak görülen Müslümanlar, Endülüs Emevi Devleti'nin, 756 da kurulmasından sonra, kültürel bir meydan okumayla da karşılaşınca, Hıristiyanlarca, bir dini düşman olarak algılanmaya başlanırlar. ( s. 27 )Endülüs'te kurulan Emevi devletinin kültürü, zamanla Hıristiyanları da etkisi altına alır. Eulogius, Hıristiyanların Arap şiirine, teolojisine, felsefesine merak saldıklarından yakınır. Dokuzuncu yüzyıldan itibaren askeri düşman ve kendi günahlarının cezası olarak algılanan Araplar, artık dini bir düşman olarak görülmeye başlanır. Manastırlarda, Hıristiyanlığın üstün olduğuna dair İslam'a karşılık reddiye metinleri yazılmaya başlanır. Tıpkı Doğulu Hıristiyanlar gibi, batılı Hıristiyanlar da İslam'ı, putperest, sapkın, Mesih karşıtı olarak sunar.  ( s. 28 ) Eulogius, İslam hakkında yalanlar uydurur, Hıristiyanlar arasında, İslam'da iyi şeyler varmış İntibaına yol açar kaygısıyla, iki din arasındaki benzer konuları bile tahrif ederek yorumlar. ( s. 29 )

2. Bölüm
Doğu ve batı Hıristiyanların İslam algısının içeriği
Doğu Hıristiyanların İslam algısının içeriği
Bizans'ın da içinde yer aldığı Doğu Hıristiyanları arasındaki İslam tasvirinin kökeni, Dımeşki'ye dayanır. Onun çizmiş olduğu İslam tasviri, kendisinden sonrakiler için hareket noktası oluşturmuş, daha sonrakiler üzerine eklemeler yaparak zenginleştirilmiştir. (s .33) Olumsuz İslam tasviri, Dımeşki ile başlamış, Kindi ile zirveye oturmuştur. (s. 34 ) Günümüz oryantalistleri, Kindi'nin ileri sürdüğü görüşler dışında, yeni eleştiri getirmezler, yalnızca, var olanı detaylandırırlar. ( s. 34 ) 

Doğu ve batı Hıristiyanlarına göre İslam
1-Müslümanlar putperesttir: Kabe'de bulunan ve Habar diye isimlendirilen taş, aslında Afrodit'in başıdır. Sarazenler, çölde Havbar isimli cansız bir taşla konuşurlar. Allahu ekber kelimesinin, aslında Allah ve Habar şeklinde iki kelimeden oluştuğunu ileri sürerek, kendilerince eleştiri konusu üretirler. Habar, sarazenlerin aya ve afrodite verdikleri isim olduğunu, söylerler: İslam'ın, Tevhid dini oluşunun en belirgin ifadesi olan 'Allahu ekber' lafzının bile, düşman Hıristiyan anlayış tarafından, nasıl putperest bir çağrıya dönüştürüldüğüne dikkat çekmek gerekir! 
2- Muhammed ( Mamed): Deccal'in öncüsü, sahte peygamber. ( s. 35 )
3-İslam: İslam, Hıristiyan bir sapkınlıktır: Hz Muhammed'in üstadının, Kimisi Aryüsçü bir keşiş, Kimisi ise Nesturi bir keşiş olduğunu ileri sürer. Onlara göre Muhammed, başkalarının yönlendirmesiyle hareket eden zayıf bir adamdır. ( s. 36 )
4- Kuran'ı, Muhammed kaleme almıştır: Ed-Dımeşki, ilk bu iddiayı ileri sürmüş, sonraki Hıristiyan savunmacılar bu görüşü devam ettirmişlerdir. Kindi'ye göre, Sergius adlı Hıristiyan, Muhammed'e dostça davranır ve onun Nesturi dinine girmesine sebep olur. ( s. 37 ) Kindi, Kuran'ın şimdiki mevcut metinin, Muhammed'in vefatından sonra Ebubekir zamanında derlendiği, Osman tarafından bir metin haline getirildiğini iddia eder. Muhammed'in geleceğini söyleyen önceki peygamberlerin bir müjdesi yoktur: Dımeşki, bu konuda kitabı mukaddeste herhangi bir bilgi, önceden bildirilmiş bir müjde yoktur, der. ( s. 38 ) Muhammed, hiç bir mucize göstermemiştir: Muhammed, ölümünün 3. günü tanrı tarafından göklere kaldırılacağı şeklinde bir müjde vermiş, ama bu gerçekleşmemiştir ( s. 39,47) Muhammed, cinselliğe düşkün biridir: İnsanların İslam'ı kabul etmelerinin sebeplerinden birisi de, onun şehvani zevkler hususunda insanlara sağladığı serbestlik olduğu ileri sürülür. Cennet, dünyevi zevkler ile doludur: Araplar cenneti elde etmek için savaşmışlardır. ( s. 40 ) Kuran, İlahi değil şeytani bir yasadır, Hıristiyanlık, ikna yoluyla; İslam, Kılıç yoluyla yayılmıştır: Anajesus, İslam'ın imanla değil, kılıçla kurulmuş bir krallık olduğunu ileri sürer. Kindi'de, Muhammed'in yolunun, kılıçla insanlara vurup öldürmektir, diğer insanlar, dünyevi arzuların elde etmek için İslam'ı kabul etmişlerdir, görüşünü ileri sürer.( s. 41) 
Batı Hıristiyan dünyasının İslam algısının muhtevası
1- Muhammed, Mesih karşıtının öncüsü, deccaldir: Paul Alvarus için Muhammed, mesih karşıtı ama deccal değil; Eulogius için ise, deccal; Vincent de Beavais için ise, deccal gibi bir sahtekardır.  C. Wesley, Muhammed'in şeytandan vahiy aldığını iddia eder. William Muir'de (1861) bu görüşü savunur. ( s. 42 )
2- Muhammed, bir heretik (Doğru yoldan ayrılmış, sapkın), İslam ise bir sapkınlıktır: Eulogius, mesihin tanrısallığını kabul etmeyen İslam'ı, bir heretiklik olarak kabul eder. Hıristiyan entelektüellerine göre Muhammed, mesih karşıtı bir heretiklik, halk nazarında ise İslam, paganist ( çok tanrılı yerel din) bir inanç olduğu, genel kanaat idi. ( s. 43 ) Haçlı Seferleri ile birlikte Müslümanların putperest olduğu kanaati kuzeybatıda yaygın bir hale gelmiştir. Haçlı seferlerine katılan insanlara, yaptıkları savaşı meşru göstermek maksadıyla İslam'ı, Arap putperestliği bağlamında açıklamaya gayret ederler. ( s. 44 ) M. Paris ve V. Gottfried içinde İslam, putperest ve pagan bir dindir. 
3- Muhammed, mucize göstermediği için peygamber değildir: Yahudi iken Hıristiyan olan Petrus Alfonsi'ye gören Muhammed, Arapların kralı olmak istemiş ama. korktuğu için kendisini peygamber gibi göstermiştir. ( s. 45) Alfonsi, Muhammed'in mucize göstermediğini ileri sürerken, Tuscanlı Tommaso, Matthew Paris ve Vincent de Beavais'e göre Muhammed, mucizeler göstermiş ama bu mucizeler şeytan tarafından gerçekleştirilmiştir. "Aslında 'bu tür' mucizeler göstermek bir peygamberin değil, deccal'in özelliğidir." görüşündedirler. ( s. 46 )
4- İslam Kılıç da yayılan bir dindir: İslam, güç kullanarak yayılan bir dindir. Hıristiyanlık, sevgi yolu ile yayılırken, İslam zorbalıktan hoşlanan Muhammed tarafından kılıçla yayılmıştır. Bu yüzden Hıristiyanlık sevgi, İslam kılıç dinidir. Gembolu Sigebert, Vincent de Beavais, Riccoldo ve C. Gauthier için İslam; kılıç dinidir. ( s. 49 ) Bu görüş, 21. yüzyıla kadar savunulmuş bir ithamdır. Papa 16 Benedict, 12 Eylül 2006'da Bizans İmparatoru 2. Manuel Paleologos'un ( 1391-1425), bir İranlı müderrisle, Ankara civarında yaptığı bir tartışmadan zikrettiği, "Muhammed, vaat ettiği inancı kılıçla yayma emrinden başka hangi yeniliği getirmiştir, gösterin bana." şeklindeki sözlerini nakletmiş, başlangıcı VII. yüzyıla kadar geri giden bu eleştirinin, günümüzde hala, İslam'ın kılıç ile yayıldığı anlayışının, canlı bir konu olduğunu göstermiştir. ( s. 50 ) 
5- Kuran ilahi değil, başkalarının yardımı ile yazılan bir kitaptır: Kuran Hıristiyanlar için, vahyin en mükemmel şekilde ve nihai olarak Hz İsa'da gerçekleşmesinden dolayı kabul edilmesi mümkün olmayan bir şeydi. Kuran, Hıristiyan ve Yahudi sapkınların yardımıyla derlenmiş, meydana getirilmiştir, görüşü ileri sürülür. 'Güvercin ve beyaz boğa' kullanarak, Muhammed'in vahiy aldığını iddia etmiştir, görüşündedirler. Bazen o hayvanlar yerine, deve veya eşekte zikredilir. Bu anlayış, hala varlığını devam ettirmektedir. ( s. 51 ) 
6- Muhammed şehvet düşkünüdür: Petrus Alfonsi ve Sigebert'e göre İslam, şehevi duygular dinidir. Benzer konular, aynısı denilebilecek şekilde, gerek doğu gerek batı Hıristiyan dünyasında tekrar edilmektedir. ( s. 53 )

3. Bölüm
Latin batı İslam algısının doğulu kaynakları
Bizans'lı bir rahip olan Theophanes tarafından 810 yılında kaleme alınan Chronicle adlı eserde, Hz Muhammed'i Yahudilerin eğittiği iddia edilir. ( s. 57 ) Servet sahibi olmak için dul bir kadınla evlendiği, sara hastası olduğu ama Hatice'yi Peygamberim diyerek kandırdığı, daha sonra cennet vaadi ile savaşarak ülkesini genişlettiği iddia edilir. (The Chronicle of Theophanes, s.35) Cluny Manastırı'nın başrahibi Saygın Peder, 1143 yıllarında İslam'a karşı bir reddiye yazar. Reddiye Kindi'nin risalesine dayanır. ( s. 60 )

4. Bölüm 
Risaletü'l-Kindi ve Latin Batı İslam algısının oluşumundaki yeri
Batıda orta çağdan itibaren Apology of al Kindi olarak bilinen metin, Yakup el-Kindi tarafından yazılmıştır. ( s. 66 ) Risalenin ( Apology) 830 veya 912 yılında yazıldığı da iddia edilir ( s. 67 ) Hayali Müslüman muhataplar oluşturma ve onlara soru sorarak ve cevabî karşılıklar vererek, Hıristiyanlığın üstünlüğünü ortaya koymaya çalışan bu metinler, İslam'a yönelik reddiye geleneğinde, yoğun bir şekilde kullanılmış bir tarzı oluşturur. Bunun bilinen en eski örneği, Yuhanna'nın, Disputation'idir. ( s. 73 ) Kindi'nin risalesi de, Müslümanlara yönelik olmayıp, Müslüman olmalarını engel olmak maksadıyla, doğrudan Hıristiyan çevreye yönelik olarak kaleme alınmıştır. ( s. 75 )

Kindi'nin risalesinin içeriği
Kindi'nin risalesi, Haşim'in kendisini İslam'a davet etmek maksadıyla kaleme aldığı mektup ve Kindi'nin ona verdiği cevaplarından oluşur. Kindi, risalesi boyunca, Hazreti peygamberin adını bir kez bile anmaz. Sürekli olarak ona 'sahibuke/senin arkadaşın' şeklinde gönderme yapar.( s. 77 ) Kindi, Hazreti İbrahim'in putlara taptığını, sonradan tevhid dinine geçtiğini, Haşimi'nin kendisini Hz İbrahim'in dinine davet ederken, önceki dinine mi sonraki dinine mi davet ettiğini Haşimi'ye sorar, sonra da, İbrahim'in Hanif dininin tevhid özelliği taşımadığını, putperest olduğunu göstermeye çalışır. ( s. 79 ) Kindi, daha sonra Hz Muhammed'in Mekke'de, Lat ve Uzza'ya taptığını, peygamberlik iddiası için Sergius tarafından teşvik edildiği, iddialarına kitabında yer verir. ( s. 81 ) Peygamberimizin savaşta dişinin kırılmasını, kendisinin melekler tarafından korunmadığına delil olduğunu ileri sürer. ( Kendi ilahının çarmıha gerilmesini normal kabul eden bu zihniyet, önce insan sonra peygamber olduğunu ilan eden ve asla melek olmadığı defalarca Kuran'da belirtilen bir resul'ün, bizlere örnek olacak cesaret ve örnek hayatını karalamaya çalışırken, içine düştüğü paradoksu fark edememektedir! )Peygamberimizin evliliklerini diline dolayan Kindî, bunlardan fırsat bulup, ibadetleri yerine getiremediğini ileri sürer.( s. 83 ) Peygamberimizin geçmişten ve gelecekten haber vermediğini, onun vefatından 200 yıldan fazla zaman geçtiği halde, vaat ettiği hiçbir şeyin gerçekleşmediğini ileri sürer. ( s. 85 ) Muhammed, öldükten üç gün sonra peygamberin göğe yükseleceğini ileri sürdüğünü iddia eden ( s. 86 ) Kindi, Müslümanlığın menfaat ve şehvet için yayıldığını söyler. Halbuki, daha İslam'ın ilk ortaya çıktığı dönem incelendiğinde, bu iddia kendiliğinden çürümektedir: Mekke dönemi, zevk ve sefa dönemi olmayıp, acı ve ıstırap dönemi olarak, Müslümanlara hiçbir dünyevi getirinin olmadığı bir zaman dilimi olmuştur. Bunu, uzun zaman Medine dönemi de izlemiştir. ( s. 87 ) Kindi'ye göre, Kuran'ı, Sergius yazdırmış, Abdullah bin selam ve Kab Bin Ahbar ise, hazreti Ali'ye peygamberliğini ilan etmesini istemiştir. Kindi, Hz. Ali'nin yanında İncil'e dayanan bir kitap olduğunu da ileri sürmüştür. ( s. 89 ) Kindi, Kuran'daki yabancı kökenli kelimelerden hareketle, Kuran'ın yabancı eller tarafından yazıldığı iddiasını ileri sürer ve 'noksanlık senin arkadaşındadır ' diyerek, seviyesiz üslup ve kinayelerine devam eder. Kuran'ı, ancak cahil barbarların mucize olarak kabul edebileceğini de söyler. ( s. 91 ) Kindi, abdest ve boy abdesti konusunu da ele alır ve insanın dışını değil içini temizlemesinin esas olduğunu söyler. ( s. 92) Tıpkı ateist İlhan Arseli gibi, İslam'ı kötü göstermeye çalışan Kindi'de, karalayamadığı konularda hedef saptırmakta, Hıristiyan ile ateist zihniyetin 1200 sene boyunca değişmeyen İslam'a bakışlarındaki çarpık zihniyeti gözler önüne sermektedir! Kindi, kız kardeşlerle evlenmenin veya çıplak olmanın, 'boşanmış bir kadınla evlenmekten daha iyi' olduğunu iddia eder. ( s. 93-97) Peygamberin mezarı mübarek bir yer olsaydı, oraya giden şifa bulurdu iddiasında da bulunur. ( s. 93 ) Haşimi'nin kendisini Allah yoluna davetini ele alır ve söz konusu yolun, Allah değil, şeytanın yolu olduğunu ileri sürer. ( s. 94 ) Haşim'inin, İslam'ın emirlerindeki kolaylaştırma hakkındaki sözüne ise, İsa'dan yaptığı ve "Dar Kapı'nın cennete, geniş kapının ise insanları cehenneme götüreceğine" dair ifadesi ile cevap vermeye çalışır. ( s. 95 ) Kuran'ı reddeden Kindi, Fatiha suresindeki doğru yol ifadesinin Hıristiyanlığa işaret ettiğini ileri sürer. Kuran'ın, Kutsal kitapları övdüğünü nakleder ve sonra Kuran'ın, Kutsal Kitapların değiştirildiği iddiasını, 'çirkin bir şey' olarak ifade eder. ( s. 96 ) İsa Mesih'in ortaya koyduğu şeyler, onun uluhiyetine delalet eder derken ( s. 97 ), İsa'nın mucizesi olarak ta, suyu şaraba dönüştürmesini örnek gösterir. Bu gibi şeylerin, onun tanrının sevgili oğlu olduğuna ve kendisinde bulunan yaratıcı kelimesine işaret ettiğini ileri sürer. ( s. 98 ) Kindi, kendi dönemindeki ruhbanlarında mucizeler gösterdiğini de söyler.( s. 99 )  
Saygın Peter, Müslümanları Hıristiyanlaştırmanın en iyi yolunun, onların dinleri hakkında sağlıklı bir bilgi edinmeden geçtiğini düşünür. Kuran'la birlikte, çevrilen bütün metinlerde gözetilen saldırgan bir üslup ( s. 100) göze çarpmaktadır: Bu kitapla, "İslam'ın ne kadar melun bir heretiklik olduğunu gösterecek; İslam'a karşı kendilerini nasıl savunmaları ve ona nasıl saldırmaları gerektiğini öğretecektir." ( Tolan, Saracens, s. 159-160) Kindi'nin Risalesinin de içinde yer aldığı metinlerin Latinceye çevrilmesini sağlayan Saygın Peder, bir Müslüman'la dini bir tartışmada nasıl mücadele edileceğine dair el kitabı hazırladığını, açıkça kitabında ifade eder. ( s. 101 ) Kindi'nin risalesini, B. Vincent, Roman Marti Thomas Auquinas, San Pedro Pascual, Raymond Lully, Riccoldo, Luther, J. Herbst, Cusalı Nicholas gibi Hıristiyan yazarlar, 1000'li yıllardan 1900'lü yıllara dek, eserlerine ya risaleden alıntı yapar, ya da direk bu risaleyi tercüme ederler. Batı, İslam karşıtı metinlerden daima medet umduğunu göstermektedir. ( s. 107) Kindi'nin risalesinin en son baskısı, 1887 tarihini ( Georges Tartar, Dialogue Islamo-Chretien, s. 16) taşır. Bu da kaynaklık olması ve etkisini göstermesi açısından önemlidir. ( s. 108 )  Kindi, teslisin doğruluğuna, Kuran'da bulunan ve tanrıdan çoğul olarak söz eden ifadeleri delil olarak kullanır. ( s. 108 ) Nicholas için, Kindi de olduğu gibi Kuran değişebilir, istikrarsız ve yalan söyleyen bir kitaptır. ( s. 109 )
 
5. Bölüm 
Risaletü'l- Kindi ve Petrus Alfonsi
Spekülasyon yapılabilecek bir takım sebeplerden dolayı Hıristiyanlığa geçen ( s. 116), eski dindaşları tarafından dünyevi maksatlarla din değiştirdiği şeklinde suçlanan (s. 117) Alfonsi, Kindi'nin düşüncelerinin Latin Batı dünyasına ulaştırılmasına sebep olan, 'Dialogi Contra Ludaeous' adlı oniki diyalogdan oluşan kitabının 5. diyalogunu, İslam'a ayırmıştır. ( s. 119 )
Petrus Alfonsi ve İslam
Petrus, Yahudi iken Hıristiyan olur ve niçin İslam'ı seçmediğini açıklamak maksadıyla İslam'ı eleştirmeye başlar: Muhammed, yaşlı bir kadını aldatmış ve onunla evlenmiştir. Kral olmak istemiş, çekindiği için peygamber gibi kendini göstermiştir. Hiç mucize gösterememiş, Uhut'ta yaralanmıştır ki, bu da, onun bir peygamber olmadığının göstergesidir. Öldükten 3 gün sonra, dirileceği yolundaki sözünü gerçekleştirilememiştir. İslam'ı, şehvet düşkünü Araplara kabul ettirmek için, cennetten vaatlerde bulunmuştur.İibadetler, Venüs kültünden kalma, pagan ayinleridir. Kuran, Hz peygamberin vefatından sonra yazılmıştır. Muhammed, Yahudilik ve Hıristiyanlık hakkındaki bilgilerini, bu iki dinin sapkınlarından öğrenmiştir: Bunlar, iki Yahudi sapkın olan Abdias ve Habalahabar ile Yakubi bir sapkındır. İslam, savaşla yayılmıştır. ( s.121-122) Alfonsi'nin, Dialogue adlı eseri, en son 1960 yılında İspanyolca basılmıştır. ( s. 123 )
Alfonsi'nin kaynakları
Petrus'un İslam hakkındaki bilgisi, Doğu kökenli metinlere, yani İshak el-Kindi nin Risalesi'ne dayanır. Alfonsi, bazen tamamını kelimesi kelimesine, ancak çoğunlukla özet olarak, Kindi'nin risalesini eserine almıştır. ( s. 223 ) Norman Daniel, 'İslam and West' adlı eserinde, Ortaçağda batıda İslam hakkında en çok başvurulan kaynakları söyle sıralar: Abdülmesih el- Kindi'nin Risalesi, Alfonsi'nin Dialogi'si ve Tripoli'den özet parçalar. ( Daniel, s. 260) Kısaca Dımeşki'den başlayan, İslam'ı karalayan önyargılı metinler, birbirlerinden alıntı yapan yazarlar vasıtasıyla günümüze kadar, aynen, sadece biraz ayrıntılı olarak olmak şartıyla, tekrar edilmiştir:
İslam'a iftira atan Oryantalistlerin, yalan rivayet zinciri: Yuhanna ed-Dımeşki (ölümü, 753); Abdülmesih el-Kindi (ölümü, 850; Kitabının en son basım tarihi, 1887 ); Petrus Alfonsi ( Ölümü, 1140 ; En son baskı, 1960 ); Saygın Peter/Peter the Venerable ( Ölümü: 1156 ); Riccordo; J. Wycliff ...vd.; Günümüz oryantalistleri!

Sonuç
Doğu Hıristiyanları, Müslümanlara önce ırksal, sonra dinsel bir gözle yaklaşırlar. Müslümanların kalıcı olması, Hıristiyanların Müslüman olmaya başlaması üzerine, İslam'a karşı reddiyeler yazılmaya başlarlar. Arap kökenli Hıristiyanlar, yazdıkları, önce Yunanca sonra Arapça metinler ile, Hazreti Muhammed'i, İslam'ı, Kuran'ı kötüleme yolunu benimserler. Bizans Hıristiyanları ise, bu kötülemeyi daha ileri boyutlara taşırlar. Özellikle İspanya'nın Fetheedilmesinden sonra, Latin Batı Hıristiyanlarının birinci hedefi, Hıristiyanların Müslüman olmalarına engel olmaktır. Bu nedenle Avrupalı Hıristiyanlarda, Bizans kaynaklarından elde ettikleri bilgilere, hayal gücünün de eklenmesiyle, İslam hakkında oldukça itici, aşağılayıcı bir tasvire başvururlar. Dımeşki, Kindi, Alfonsi gibi Hıristiyan müelliflerinin eserleri, Bizans üzerinden, Avrupa Hıristiyanlarına geçer ve bu İslam tasavvuru günümüze kadar aynen devam eder. ( s. 131-133) 



 

Prof. Dr. Fuat Aydın

Batı İslam Arkeolojisinin Algısı