Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
HIZLA GİTTİĞİMİZ NOKTA

 

                                                                      BATI VE HÜMANİZM, BARIŞ !
 

 ABD ve Batı güya teröre karşı, ama terör örgütleri ile kol kola. ABD ve Batı güya demokrasi istiyor ve insan haklarını savunuyor, ama öte yandan darbeciler ve diktatörlerle kol koladırlar.ABD ve Batı uyuşturucuya karşı ama, uyuşturucu örgütleri ile de kol kola.ABD ve Batı barışçı, ama en büyük silah üreticisi ve çatışma bölgelerinde savaşan taraflara silah satmak için silah mafyası ile kol kola.ABD ve Batı emek ve hür teşebbüsten yana, ama en büyük kara para onların bankasında, en büyük yolsuzluklar onların off-shore’larında.. En büyük kayıt dışı ekonomi ve kara para aklayıcıları kendileri.. Borsa manipülatörleri, spekülatörler kendi dostları..ABD ve Batı çevrecidir değil mi, çevreyi en çok kirletenler, tahrip edenler de kendileri..Sağı solu yok bunların, aynı ülkelerin çocuklarının kanları ve gözyaşları üzerinde kendilerine iktidar ve servet üretmek isterler. Dostları ve ilkeleri yok, çıkarları var. ( Abdurrahman Dilipak; Akit; 02 Haziran 2016)

 

             Resme tıklayınız!

 

                                
 

 

            

 

                                                                               BATI VE NOBEL, YIL 2012

 Bu yıl Nobel Komitesi İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da "barış ve uzlaşı, demokrasi ve insan haklarının ilerlemesine katkısı" gerekçeleriyle 2012 Nobel Barış Ödülü'ne 28 üyeli Avrupa Birliği'ni layık gördü. Bosnalılar dünyanın gözü önünde ve Avrupa'nın tam göbeğinde çıkan savaşta sistematik bir soykırıma tabi tutuldu, öldürüldü. "60 yıllık barış" veya "savaşsız 60 yıl" gibi atıflar yapılan Nobel Barış Ödülü'nün tam ortasında Avrupa Birliği duruyorsa, bir yanda da Bosna, Srebrenitza Katliamı duruyor. Uluslararası Kızılhaç Örgütü verilerine göre (1992-1995) Bosna-Hersek'te 312.000 kişi hayatını kaybetti. Bu kayıpların 200.000 kadarı Boşnak halkından.

 

 

 


 

 


 


 

 

                                                               Porno endüstrisinde feminizm akIMI
   
Batı ülkelerinde pornografi sektöründe feminizm akımı git gide yayılıyor. Feminist anlayışla porno film çeken yönetmenlerin sayısı artıyor. Feminist yönetmenler mevcut pornografi sektörünün erkek egemen anlayışla üretimlerde bulunduğunu ve kadınları pasif oyuncular olarak ele aldıklarını iddia edip 'kadınların da etkin olduğu, şiddet görmediği ve aşağılanmadığı porno filmler çekmek' istediklerini belirtiyor.Akımın ürünlerini sergilediği film festivallerinin sayısı da sürekli artıyor. Almanya'nın Berlin kentinde 25 Kasım'da başlayacak Porno Film Festivali de feminist porno sinemasının ürünlerinin sergileneceği önemli etkinliklerden biri. Festivalde gösterilecek 100'den fazla film arasında feminist anlayışla hazırlanmış eserlerin önemli bir ağırlığı bulunuyor. Kadın yönetmenlerin söyleşilere katılıp kendi sinema anlayışlarını anlatacakları festival sonunda yönetmen ve oyunculara çeşitli başlıklarda ödüller de verilecek.  ( 09.11.2009 )  

                                  
                                  SİZİN GİBİ KADIN HAKLARI (!) SAVUNUCULARININ ALLAH CEZASINI VERSİN !

 

 

                                          

                                                                              Bu en iyisi!

 

      

 

                Önemli olan eğlenmek, zevk almak gerisi ( Ahlak, eğitim, psikoloji, toplumun devamı, ... ) hikaye!

   

 

                                                                   Tükürülecek sanat!

 

           

 

                                                YILDA 250 BİN KADIN FUHUŞA ZORLANIYOR
Avrupa'daki kadın örgütü Avrupa Kadınları Lobisi'nin (The European Women's Lobby) verilerine göre AB ülkelerinde yılda 250 bin kadın “hayat kadını” olarak çalışmaya zorlanıyor. AB ülkelerinde 5 kadından 1'i evde şiddete maruz kalıyor. Almanya'da Federal İçişleri Bakanlığı'nın yaptığı araştırmaya göre 16 yaş ve üzeri her 4 kadından 1'i hayatında en az bir kere şiddete maruz kalıyor. Bu oranın yüzde 90'ı eş ya da akrabaları tarafından gerçekleştiriliyor.
                                     ALMANYA'DA YILDA 45 BİN KADIN SIĞINMA EVİNE GİDİYOR
Almanya'da kadınların en az yüzde 10'una eşleri tarafından sık sık şiddet uygulandığı tahmin ediliyor. Almanya genelinde koca dayağı nedeniyle yılda yaklaşık 45 bin kadın çocukları ile birlikte kadın barınma evine müracaat ediyor. Sadece Aşağı Saksonya eyaletinde bir yılda 40 kadın barınma evine başvuran kadınların sayısının 2 bin 400 olduğu, bunların 2 bin 200 çocukları bulunduğu belirtiliyor. Kadın koruma örgütleri ise Avrupa'da kadına karşı şiddetin resmi rakamlara yansıyanlardan çok daha fazla olduğunu, daha kapsamlı araştırmaları yapılması gerektiğini ifade ediyor.
                                                     EĞİTİMLİ BATILI KADIN DA DAYAK YİYOR
Almanya İçişleri Bakanlığı'nın 2009 yılında açıklanan “Eşler arası ilişkide kadına karşı şiddet” adlı araştırması, ülkede sadece eğitimsiz kadınların değil, lise ve üniversite eğitimi almış kadınların da bilinenden çok daha fazla şiddete maruz kalabildiğini gösteriyor. Kadına karşı şiddetinin maliyetinin de çıkarıldığı araştırmalarda hastane ve mahkeme masraflarıyla birlikte kadına karşı şiddetin yıllık 14,5 milyar Avro'ya mal olduğu belirtiliyor. Almanya'da Kadına Yönelik Şiddete Karşı Müdahale Merkezi'nin (RIGG) istatistiklerine ve resmî sayılara göre ülke genelinde her yıl, yaşları 14 ile 80 arasında değişen 40 bin kadın şiddete maruz kalıyor. Almanya'da kadın devlet tarafından da ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyor. OECD'nin en son verilerine göre aynı işi yapan kadın ile erkeklerin aldığı ücret oranlarındaki fark yüzde 22 ile en fazla Almanya'da kadınla aleyhinde.
                                       İNGİLTERE'DE İKİ CİNAYETTEN BİRİNİN FAİLİ ESKİ SEVGİLİ
İngiltere'de her üç günde bir kadın, şiddete maruz kaldığı için hayatını kaybediyor. Haftada yaklaşık 2 kadın eşi veya arkadaşı tarafından öldürülüyor. İçişleri Bakanlığı'nın istatistiklerine göre her yıl yaklaşık 150 kadın ev içi şiddete kurban gidiyor ve tüm şiddet suçlarının dörtte birini ev içi şiddet oluşturuyor. Başka bir araştırma ise ülkede öldürülen her 2 kadından 1'inin eski erkek arkadaşı ya da eski kocası olduğunu gösteriyor.
                                               FRANSA'DA DÖRT GÜNDE BİR KADIN CİNAYETİ
Fransa'da her 4 günde bir kadın eşi veya erkek arkadaşı tarafından öldürülüyor. Her yıl 25.000 kadın tecavüze uğruyor. İtalya'da ise, her üç günde bir kadın sevgilisi, eşi ya da eski eşi tarafından öldürülüyor. İtalyan kadınların yüzde 64'ü kendi evlerinde öldürülüyor. Hollanda da her beş kadından biri, erkek arkadaşının şiddetine uğruyor. İspanya da 2005 yılında 60'tan fazla kadın, aile içi şiddet nedeniyle hayatını kaybetti. Ülkede 2 milyon kadının eşleri tarafından kötü muamele gördüğünü açıklayan İspanyol hükümeti, 2006 yılında “Şiddete Karşı Duyarlılık Planı” hazırladı.
                                                          KADINA ŞİDDETİN SEBEPLERİ
Araştırmalarda, Avrupa'da kadına karşı şiddetin nedenleri arasında psikolojik sorunlar, uyuşturucu ve alkolizmin önemli rolü olduğu belirtiliyor. Özellikle AB ülkelerinde sınırların kalkması ve pasaportsuz geçişle birlikte kadına karşı şiddet sorununun yeni boyutlar kazandığına dikkat çekilirken Avrupa'da kadınların en güvenli olduğu ülkelerin İspanya ve İsviçre olduğu ifade ediliyor. Yunanistan ile ilgili ise kadına karşı şiddet konusunda doğru dürüst bir araştırmanın bile yapılmadığı belirtiliyor.
                                                       ABD'Lİ ÖLDÜRESİYE DÖVÜYOR
ABD'de kadınların dörtte biri aile içi şiddete maruz kalırken, her yıl 4 bin kadın dövülerek hayatını yitiriyor, yılda 4 milyon kadın da eşinden dayak yiyor; her 15 saniyede bir kadın dayak yerken, her 6 dakikada 1 kadına tecavüz ediliyor. 2 milyon kadar kadın da yaralanıyor. Kanada'da kadınların yüzde 51'i 16 yaşına gelene kadar en az bir defa fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. ABD'de kadına yönelik şiddetin doğrudan maliyeti yıllık 3-5 milyar dolar, ülke ekonomisine dolaylı etkisi ise 100 milyar dolar.
                                                             ÜNLÜLER DE MAĞDUR
Hollywood yıldızı Diana Lane 2004 yılında kocası Josh Brolin'nin fiziksel şiddetine maruz kaldı. Ünlü şarkıcı Tina Turner, şiddete uğradığı fotoğrafıyla medyada yer almıştı. Whitney Houston, kocası Bobby Brown'un fiziksel şiddetine maruz kalmış. Madonna da Sean Penn ile evliliğini dayak yediği için bitirmişti. Amerikalı sunucu Oprah Winfrey, verdiği bir röportajda çocukluğunda fiziksel ve cinsel şiddet gördüğünü söyledi. Ünlü şarkıcı Rihanna, erkek arkadaşı Chris Brown'dan dayak yedi. Ünlü oyuncu Pamela Anderson 1996 yılında evlendiği şarkıcı Tommy Lee ile 2 yıl evlikten sonra şiddet gördüğü iddiası ile boşandı. Lee eşine şiddet uyguladığı gerekçesiyle 6 ay hapse mahkum edildi.
                                            ESKİ EŞİNİ DÖVEN MEL GİBSON'A 36 AY GÖZ HAPSİ
Aile içi şiddetten yargılanan Avustralya asıllı ünlü Amerikalı oyuncu ve yönetmen Mel Gibson'a, şartlı tahliye çıktı. Gibson, eski eşi Oksana Grigorieva'ya karşı Ocak 2010 tarihinde şiddet uyguladığını reddetmedi ve savcı ile anlaşma yaptı. 55 yaşındaki Gibson üç yıl boyunca göz hapsinde tutulacak, bir yıl boyunca aile içi şiddetle ilgili eğitim alacak, 16 saat kamu hizmetinde bulunacak, mahkeme masraflarını ödeyecek ve 400 dolar da para cezası ödeyecek. Gibson'ın, son birkaç yıl içinde, alkollü araba kullanma, eşine kötü davranma, ayırımcılığa yol açacak cümleler sarf etme gibi suçlardan dolayı başı adaletle birçok defa derde girmişti.
                                                                                                                                   
( Ertuğrul Cesur :Akit: 8 Mart 2012 )

                                                             BATININ AHLAK STANDARDI
*Norveç’te temyiz mahkemesi, striptizin bir sanat olduğuna hükmetti. Oslo Yüksek Mahkemesi, striptiz yapılan özel kulüplerin giriş biletlerinin katma değer vergisinden muaf olmasına yönelik daha önce bir mahkemenin verdiği kararı onayladı ve mahkemenin 3 yargıcı da oy birliğiyle striptizin bir sanat olduğunu tescil etti( Haberturk.com :6 Aralık 2006 )BU MANTALİTEYE SAHİP İNSANALARIN KANUNLARI VE YAŞAM STİLLERİ İLE DAHA NE ZAMANA DEK...!!!:(
*ABD'li  oyuncu Halk BERRY , oscar ödülü aldığı törende ,evli olduğu halde ödülü aldığı aktör A. Brody ile "ateşli bir şekilde" öpüşerek tebrik edilir !(2003)
*İngiltere'de 8 premier lig oyuncusu , 17 yaşındaki bir kıza tecavüz ile suçlanır (2003)...Oyuncular:"sık sık otellerde oda ve kızları değiştiriyorduk..." derler . ( İngilizin midesi onları ilgilendirir ama O kızlar bizim kızlarımız,kız kardeşimiz,annemiz  olsun ister miydik acaba , çünkü o kızlar birinin kızı,kardeşi eşi,annesi...?! )
*Her 4 kadından birisinin tecavüze uğradığı ABD'de bekaret kemeri yeniden satılmaya başlanır !
*ABD'de 50  eyaletin 48 'inde, yapılan araştırmalar sonucuna göre genç  kızlar ev  kadınlığını iş hayatına tercih etmektedir ( New york  ve California  hariç )
*ABD'de ortalıkta dolaşan silah sayısı 235 milyon.Çeteler polislerle içiçe ve her evin kapısında üst üste bir kaç kilit var...
*ABD ulusal araştırma enstitüsü : Her üç eşten biri boşanma davası açıyor !
*ABD ve Avrupa'da özgürlükten yana olan evli çiftler , tatillerini tek başlarına geçirmeyi tercih ediyorlar ...!...!
*Time dergisi :1985-1995 yılları arasında  çocuklar arasındaki  cinayet oranı % 153 arttı !
*Alman kadınlarının %60'ı  eşinden dayak yiyor , bunların arasında doktor,avukat eşleri de var...sığınma evlerine dayaktan sonra en çok kızını kocasından kurtarmak isteyen kadınlar sığınıyor ( Ensest: Bizler haremlik-selamlığı  savununca bizlere denmedik kalmıyor .. ! ) Liselerde uyuturucu çok yaygın ( Hamburg sığınma evi çalışanı Işık Soner ile Milliyetin yaptığı mülakat)  
*İsviçre Zürih kenti , Sihl ırmağı kıyısı , uyuşturucu kullananların  "cenneti" olarak kabul edilir.İsviçre'de uyuşturucu kullanmak serbest , satmak suç  kabul ediliyor.
*ABD Ünitaryen kilisesi  eşcinsel evliliğine onay verdiğini ilan eder.
*Alman Bild gazetesi Detlef ile Christian adlı iki erkeğin kilisedeki düğün (!) resimlerini yayınlar .
*ABD New jersoy  eyaleti iki eşcinsel erkeğin  evlatlık edinebilmelerine izin verildi.New York'ta ise William cash ile Roy andrew adlı erkekler evlenirler.
*ABD'de New York'ta iki lezbiyen (Jenni Blossom ve Bianca Powell ) evlenirler.
*Madonna ile bayan C. Love  bir arada beraber  yaşarlar .
*Robert  Kennedy , Rus balet  Rudolph    Nureyen   ile birlikte yaşadığı ortaya çıkar.
*ABD'li lezbiyen albay ( Debra  Meeks )12kadın askerle zorla aşk yapmış.
*ABD'de eşcinselliğini açıkça ilan edip seçilen kongre üyesi,yargıç,belediye başkanı,meclis üyesi sayısı 61 'dir (1992 )
*ABD  NBC televizyonu : polis kayıtlarına  göre  yılda 3 milyon  kişi  aile bireylerinin tecavüzüne  uğruyor.Günde tam  1100  çocuk  tecavüze  uğruyor.
*Dale  Carneige : ABD'de   her  35  dakikada  bir intihar , 120 saniyede bir delirme olayı oluyor.Her  23  dakikada bir kişi öldürülüyor, 6 dakikada bir bir kadının ırzına geçiliyor, 49 saniyede bir kişi  saldırıya  uğruyor .ABD'de  polis dışında  gönüllü  koruyucu birlikler  kuruluyor ( 1986  verileri  ile !)
*İngiltere'de  Müslümanlar  Hz. İsa'yı eşcinsel  olarak gösteren oyunun yazarı Mcnally  için ölüm fetvası verilmesi  istenir.
*ABD'de AIDS'den ölen eşcinsel sayısı 17.789'dur (1992 )      
*Nevada'da her yıl kadınlar çıplak iken baştan aşağı boyalarla boyanıp , sınırsız özgürlüğün tadını çıkarttırmaktadırlar...!
*İngiliz Ulaştırma bakanının ( S. N. Blackpool) bir eşi , 4 metresi olduğu ortaya çıkar.
*İngiltere'de uyuşturucu kullanmak serbest , satmak yasak Adam başı eşcinsel lokali var.Soho'daki kulüplerin yarısı ise lezbiyenlere ait.
*İngiltere'de Channel 4 televizyonu ,kral Edward'ın  vatan haini olduğu için krallıktan uzaklaştırıldığını , olayı örtmek için ise " aşkı uğruna tahtı terkettiğini " dünyaya duyururlar , Zaten daha sonra eşinin eski kralı aldattığı ortaya çıkar...!
*Ünlü ET filminin çocuk oyuncusu D. Barry More 11 yaşında alkolik , 13'ünde uyuşturucuya başlar , 20'sinde kliniğe yatar.
*Aktör Marlon Brando'nun oğlu cinayetten hapse atılır, kızı ise intihar eder ,...Brando'nun  özel bir adası bile vardı ...Ama iç alem ,huzur eksikti...
*Kilise'de papazmatik : Otomatik günah çıkarma makinaları var artık .cezalara bir örnek : Patronunu öldürenin cezası  : " Meryam ana'ya yüz dua ve 1000 $ bağış  yapılacak ...!
*İtalyan  kiliseleri mum  fiyatları  artınca , para karşılığı lamba yakmaya  başlanır.
*Almanya Bild gazetesi : Alman baba ve kızın 4  çocuğu oldu ( 1990)
*Rick Mardin ile erkek şarkıcı G. Michael arasında tuhaf bir arkadaşlık olduğu medyaya yansır !
*AVRUPA’DA EVLİLİK DIŞI ÇOCUK SAYISI:DANİMARKA % 48,İNGİLTERE 5 30 , ALMANYA % 18 , FRANSA % 14’TÜR…
* İSPANYA’DA İLKOKUL 4 VE 5. SINIF ÇAĞINDA 80 BİN KIZ ÇOCUĞU HAMİLE  BIRAKILMIŞTIR
* BOŞANMA ORANI RUSYA’DA % 33, İNGİLTERE2DE % 32 ,FRANSA’DA % 19’DUR
*ANNE BABASI İLE BERABER YAŞAYAN AİLE SAYISI DEVLETİN SAĞLADIĞI EKONOMİK TEŞVİKLERE, VERDİĞİ ÖZEL İZİNLERE RAĞMEN AVRUPA’DA % 8 ‘DİR.
*ZAMANIN BAŞKANI  CLINKTON’UN 15 DANIŞMANI EŞCİNSELDİR.ABD’DE 20 MİLYON EŞCİNSEL VARDIR. BU DA NÜFUSUN  %   10’UDURBU ORAN YUNANİSTANDA % 17 ‘DİR YANİ ALTIDA BİRDİR.
*AMERİKA , ÇOCUK  YILDIZ JONBENET RAMSEY'İN  TECAVÜZ EDİLİP ÖLDÜRÜLMESİ İLE  SARSILDI.  6 YAŞINSAKİ BU  ÇOCUĞUN WAMP GÖRÜNÜŞLÜ BİR BARBİE'YE  DÖNÜŞTÜRÜLMESİ TARTIŞILIYOR ( ANNESİ DE 1977 VİRGİNİA GÜZELİ  İDİ...)
*31.8.1996 : İNSANLIĞIN  KARA YÜZÜ :  " DÜNYA 'DA MİLYONLARCA ÇOCUK SEKS  TACİRLERİNİN  KÖLESİ...
"
 

 

                                                                       Avrupa’nın katliam sicili
Batılılar, Afrika kıtasını sömürgeleştirdikten sonra Müslümanları silahtan ve diğer din kardeşlerinin desteğinden mahrum bırakıp onları istedikleri gibi ezip işkenceye maruz bıraktılar. Pek çok Afrika ülkesinde Müslümanları ağır baskılarla dinlerini değiştirmeye zorladılar. Dinlerini değiştirmek istemeyenleri de topluca katlettiler. Zengibar’da 26 bin Müslümanın 23 bini yani ortalama yüzde 88’i öldürüldü. Bu da yaklaşık her on Müslüman dan dokuzunun öldürülmesi demekti. Uganda’daki katliamlar sonucu 20. yüzyılın başlarına doğru Müslümanlar azınlık durumuna düşürüldüler.  Avrupa’nın yönlendirdiği Uganda Hıristiyanları sadece 1980-85 yılları arasında 100 bin Ugandalı Müslüman'ı şehit ettiler. 1830’da Cezayir’i işgal eden Fransa sadece 1954-62 Cezayir Kurtuluş Savaşı süresince bir buçuk milyon Müslüman'ı şehit etti. Fransızlar bu savaşta mücahitler üzerinde caydırıcı etkisi olması için esir ettikleri kişileri uçaklardan atıyorlardı. Fransızlar benzer katliamları Tunus ve Fas’ta da gerçekleştirdiler. Osmanlıların Balkanlardan çekilmek zorunda kaldığı 1912 yılında Müslümanlar üzerinde baskı ve zulüm de başladı. Osmanlı döneminde nüfusun üçte ikisini Müslümanların oluşturduğu Batı Trakya’da katliamlar ve sürgünler sebebiyle bugün oranları yüzde yirminin altına düşmüştür. İngiliz Channel 4 televizyonu yayınladığı bir programda gizli belgelere dayanarak İngiliz Hava Kuvvetleri’nin 1920-30 yılları arasında Irak’ta Kürt köylerine yaptıkları saldırılarda binlerce sivili öldürdüklerini bildirdi. O dönemde İngiliz Hava Kuvvetleri 30. Filo komutanlığı yapmış olan M. Gale programda yaptığı konuşmada “Kürtlerin uygar yaşam biçimi konusunda bizi örnek almamaları durumunda onları yola getirmemiz gerekiyordu. Bunu da bombalar ve silahlarla yapıyorduk” diye söyledi. Hıristiyan Avrupalılar Kudüs’ü işgal etmek için Müslümanların üzerine sekiz haçlı seferi düzenlediler. Bu seferlerinde ele geçirdikleri her yeri harabeye çeviriyor, insanlarını kırıp geçiriyorlardı. Haçlılar ilk seferlerinde Kudüs’ü ele geçiremeyince kendilerinin günâhlarının çok olduğu için bunu başaramadıkları kanaatiyle dördüncü seferlerinden sonra bir çocuk ordusu oluşturdular. Kudüs’ü işgal etmeleri üzere oluşturulan çocuk ordusuna alınan kırk bin çocuğun çoğu yolda soğuktan veya yorgunluktan öldü ve Akdeniz sahiline ancak altı bin çocuk inebildi.  1099 yılında Kudüs’ü işgal eden haçlılar Mescid-i Aksa çevresinde yetmiş bin Müslüman'ı şehit ettiler. Katliamda sadece Müslümanlar değil Yahudiler de öldürüldü. Katliam öncesinde Kudüs’te ikamet eden Müslüman ve Yahudilerden 1099 katliamından sağ çıkan olmadı. Kızılderililer Amerika’nın yerlileridir. Ancak bugün Amerika kıtasında çok az Kızılderili var. Çünkü bunlar ciddi bir soykırımı ile karşı karşıya kaldılar. Bu soykırımında 70 milyon Kızılderili yok edildi. Avrupalıların Amerika kıtasını keşfetmelerinden sonra milyonlarca yerli Meksikalı kasıtlı olarak açlık ve salgın hastalıklar yoluyla ölüme terk edildi. Bu durum karşısında İspanyollar, “inançsızları cezalandırmak için Tanrı’nın gönderdiği hastalıkla mücadele edilmez” demişlerdi. Bu olaylar üzerinde düşününce insan, 1992’de Somali’de bugün de Suriye’de yüz binlerce insanın açlıktan ölüme terk edilmesini daha iyi anlıyor. Aradan asırlar geçtikten sonra aynı Batı, Somali’de yüz binlerce insanı açlık yüzünden ölmekten kurtarmaya yetecek 23 milyon doları göndermeyerek onları ölüme terk etti. Demek ki Batı, Ortaçağ’daki anlayış ve politikasını aynen sürdürüyordu. Avrupa ülkelerinin koruduğu Sırp militanların 1992’de Bosna-Hersek’te gerçekleştirdikleri katliam Batı’nın gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Torontolu araştırmacı James Bacque, ABD ordusunun kaynak ve arşivlerine dayanan bir araştırmasında 1945-46 yıllarında bu ordunun açtığı esir kamplarında 1 milyon Alman askerin kasten açlığa mahkum edilerek öldürüldüğünü ortaya çıkardı. ABD eski adalet bakanı Ramsey Clark öncülüğünde Körfez savaşında izlenen tutumu ve gerçekleştirilen insanlık dışı uygulamaları soruşturmak üzere oluşturulan Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi uzun süren araştırmaları sonunda hazırladığı raporlarda şunlara dikkat çekti: “Körfez savaşında ABD ve müttefikleri Irak’a Hiroşima’ya atılan atom bombasının yedi katı değerinde bomba attılar. Bunların sadece yüzde yedisinin belli hedefi vardı. Bombaların yüzde altmışı doğrudan sivil halkı hedef aldı. Bu savaşta nükleer savaş başlığı dışında her tür silah kullanıldı. Bombalamalar sonucu Irak’ta 51 cami, 28 hastane 687 okul imha edildi. Savaş sonuçları nedeniyle kötü beslenme yüzünden 45 bin Iraklı çocuk öldü” (  Ahmet Varol; Vakit, 3- 4 Haziran 2016)

 

 

 

                   Oyuncu Deni  Moore zayıf gözükeceğim diye idrarına süt karıştırıp içerken, ...

       

 

 

                                                                   İNGİLTERE

                          

 

           

 

                                                         Bakire kalmak yarışmaktan zor 

   ABD’li atlet Lolo Jones’un (29) bir programda bakire olduğunu açıklaması ve evlenene kadar cinsel ilişkiye girmeyeceğini söylemesi ABD basınında geniş yer buldu. Londra Olimpiyatları’nda ABD’yi temsil edecek olan Jones, “Bakire olmak olimpiyatlara hazırlanmaktan, üniversiteyi bitirmekten zor. Bu hayatımda yaptığım en zor şey. 22-24 yaşlarındayken sevimliydi. Bir çok erkek gerçeği öğrenince sizden uzaklaşıyor” dedi. ( 24 Mayıs 2012 )

 

                       
                                                               AB'yi biz farklı biliyorduk!

 

                            
                                                         Batı ahlakı seviyesi çukurda!

       

                                


                                                              Fahişelik itibarlı meslekmiş!
  
Ukrayna'da liseli kız öğrenciler arasında yapılan bir araştırma, öğrencilerin hayat kadınlığını itibarlı meslekler arasında gördüğünü ortaya koydu. Podrobnosti internet sitesinin haberine göre, insan ticaretini önlemede ve halkın bilinçlendirilmesinde kitle iletişim araçlarının rolüyle ilgili araştırma yapan "Umut ve Gelecek" adlı sivil toplum kuruluşunun başkanı Antonina Şelamkova,
lise çağındaki kızlar arasında hayat kadınlığının olumlu görülmesinden, "seks endüstrisiyle ilgili televizyonlarda yayımlanan gerçeğe aykırı ve tek taraflı programları" sorumlu tuttu. Araştırma sonuçlarını değerlendiren uzmanlar, genç kızların "Vip" müşterilerin lüks otomobil ve mücevher gibi vaatlerine kandıklarını, gelecekte onları "köle hayatı, aç bırakılma ve dayak gibi tehlikelerin yanı sıra şişman ve kirli kişileri tatmin etme zorunluğunun" beklediğini bilmediklerini söylediler.
(Posta: 04 Mart 2010 )

                                                                     Çıplaklar oteli
           
   “Sakın çocuğunuz başını kaldırmasın!” The New York Post gazetesinin attığı başlık bu. Neden mi? Çünkü Meatpacking District’teki viyadüğün yanında yükselen The S... Oteli’nin tüm odaları ve duşları transparan! New York’un hip bölgesi Meat- packing  District’te geçen yıl açılan otelin adı, The S.... Ancak bu otelin standart olan hiçbir şeyle alakası yok! ...  Müşteri kitlesi, hayli varlıklı ve şık. Fiyatlar da standardın üzerinde, ancak İstanbul’la kıyaslandığında herhangi bir bardakinden fazlasını vermiyorsunuz. (Martiniler 22-27 dolar arasında.) ...The S...’ı merak edip internetten araştırdığımda, karşıma ilk çıkan haber, ‘Kamuya açık alanda cinsellik ve The S... yazısı oluyor. Bir zamanların batık bölgesi Meatpacking District’te ‘bedava porno şov’lara denk geldiğini anlatan görgü tanıkları da var.
The S..., 2009’un en iyi yeni binası seçilmiş. 337 odasının camları yansıma yapmıyor. New York sakinleri High Line’da yürürken, odasında çıplak dolaşan müşterileri görebiliyor. Hatta bu görüntülerin bazıları internette.Otel manzaralı esnaf, her türlü cinselliğe şahit olduklarını iddia ediyor: “Işıkları özellikle açık tutuyorlar ki görebilelim.” S...’ın lounge bölümündeki jakuzi de devasa camların yanı başında. Bölgede yaşayanlar özellikle cumartesi geceleri ‘şov’dan geçilmediğini söylüyor. Otelin Facebook sayfasında ‘İçinizdeki teşhirciyi çıkarmanızı tavsiye ediyoruz’ sloganı göze çarpıyor. High Line denen viyadük, New York Standard’ın yükseldiği sütunların arasından geçiyor. Burası yeşil alan, yürüyüş yolu ve park olarak kullanılmak üzere yeniden dizayn edilen eski bir yol.Le Corbusier stili cam bina, uzaktan bakınca ortasından açılmış bir kitaba benziyor. (Milliyet:
14 Mart 2010)

 

                              

 

                       

                                   
 

                                                       

  Batının bakış açısı: Özgürlük= Çıplaklık, teşhir (Baba hem ırkçı hem pezo!)         Sanat (!) adına soyunan yığınlar
 
                                                                

 
                             

                                                        BabasIz Büyüyen Çocuklarda Suç OranlarI
   Amerika’da çocukların yüzde 60’ı babası veya genellikle de annesiyle yalnız yaşıyor. Amerikalı anne-babalar, 20-30 yıl öncesine kıyasla çocuklarına yüzde 40 daha az zaman ayırdıkları tespit edilmiş; “hafta boyunca sadece 17 saat.” Ayrıca, çocukların dışarıda “gözetim altında olmaksızın” oynayabilme şansları yok artık. Suç oranlarının artması ve çalışmak zorunda olan annelerinin ilgisizliği yüzünden güvenli bir ortamda özgürce koşturamayan çocuklar, bunun bedelini büyüyünce topluma ödetiyorlar. ABD’de yapılan bazı istatistiklere göre; babasından ayrı büyüyen çocuklar aileleri ile büyüyenlere oranla:
* 8 kat daha fazla suç işleme ihtimali, 5 kat daha fazla intihar etme ihtimali, 12 kat davranışsal bozukluk gösterme ihtimali, 12 kat daha fazla tecavüze meyilli, 32 kat daha fazla evden kaçma ihtimali, 10 kat daha fazla uyuşturucu kullanma ihtimali, 9 kat daha fazla liseden atılma ihtimali, 33 kat daha fazla ciddi suiistimallere maruz kalma ihtimali, 73 kat daha fazla öldürülme ihtimali, Okulda ‘A’ alma ihtimali 10 kat daha az, Ortalama % 44 ölüm oranı daha fazla, Ortalama % 72 hayat standardı daha düşük, Öğrencilerden davranış bozuklukları gösterenlerden % 85’i babasız evden gelenler, Evsiz veya evden kaçanlar çocukların % 90 ı babasız evden, Okuldan atılanların % 71 i babasız evden, Gençlerden intihar edenlerin % 63 ü babasız evden, Tecavüzcülerin % 80 i babasız evden, Cezaevlerinde yatan gençlerin % 85 i babasız evden, Babasız kızların 1 kat daha fazla, Babası yetişen kızların 13-19 arası evlenme oranı aile ortamında yetişen kızlara göre % 53 daha fazla, Bu kızların prematüre bebek yapma oranı % 164 oranında daha fazla, 1983’te ABD’de yapılan ir araştırmada ülke genelinde tüm suçlu çocukların % 60 ı anne vesayeti altında yani babasız, Şu anda ABD’de 18 milyon çocuk annesiz ya da babasız yaşamaktadır Bu rakam tüm Amerikan çocuklarının % 75 ine tekabül ediyor, Şu anda Türkiye’de sokak çocuklarının % 82 si parçalanmış aile çocuklarıdır.  
(
06-17-2009)

                

    (Bu zavallı  kız Yukarıda bahsi geçen İsviçre zürih şehrinden :Zavallı kızın göz,ağız ve elinin duruşuna biraz dikkat lütfen! İsviçre en zengin batı ülkesi sayılıyor ama işte gençliğinin son hali...Ben şeriat'çi bir genç olarak , arada  yukarıdaki yüz aklıma geldikçe  üzülüyor ve o kızın  şimdiki halini düşündükçe  uykularım kaçıyor... Bizim  savunduğumuz  ideal sistemimiz   çok geniş  ufukları bizlere gösteriyor da acaba  o kızdan faydalanmak isteyen veya " bana ne ?" diyenlerin dünya görüşü ve insanlık sevgilerinin dereceleri ne acaba diye de düşünmeden edemiyorum...!?  - Milliyet :12.09.1994 )

 

 

                           
 

        

                          
                                   Kimlik  bunalımı !

 

                  

 

   Show TV'de bir haber : " Havuzda öpüşme yarışması...Sunucu turist bir kadına yaklaşır ve duygularını sorar , kadın :" Aslında eşimle yarışmaya katılacaktım ama eşim havuzda öpüşmekten hoşlanmıyor bende burada yeni tanıştığım  biri ile yarışmaya katıldım " der. Hangi  Müslüman erkek bu  durumu kabullenebilir...?

     Tv'de "yalan rüzgarı" adlı diziden bir bölüm : kadın bir erkeğin yatağından kalkar , kocasının yanına gider karşılaştığı üçüncü erkeğe " seni seviyorum " der ve bu kadın hamiledir...Bu kadar geniş yürekli bir  Müslüman erkek olabilir mi - olay bir dizi , abartma itirazlarına şöyle yanıt verelim , sinema ; hayatın ekrana yansımış haklidir , yani batının yaşam stili ekrana yansımaktadır!-

    Yabancı sinemalarda  sık sık   gördüğümüz bir sahne : Kadın - veya erkek- bir bara girer , biri  ile tanışır ve geceyi beraber geçirirler  - yani orospu 'dan beter bedavaya  bir yabancı ile yatar, pislikten de pis ! -......Hangi  Müslüman  kızının böyle bir çağdaş hayatı yaşamasını ister...

    Fahişeliği doğal  kabul edip , sokak ortasında , ki  buna itiraz edenler vergisini vermediği için itiraz etmektedirler, kadınların ,çocukların ,erkek-kadın fahişelerin satıldığı et pazarları, sistem  kurbanları  alkolik,uyuşturucu bağımlısı insanların dolu olduğu bir düzen ,Anal sex... gibi küçük düşürücü ve  kadına acı veren ,alçaltıcı bir cinsel ilişki türünü olağan kabul eden bir hayat  tarzı ,    Afrika ve asyadan  her sene avrupa'ya kaçırılıp satılan 500.000 çocuk ,

    Ateizm , Satanizm, darwinizm, Anarşizm, I ve II. dünya savaşlarının doğduğu kaynak ve ortam ; Çağdaş batı (!)

    Eşini - makul  sınırlar içinde olmak şartı ile - kıskananları  , aydın (!) görüşlü olmamakla suçlayan ,Dans,  tanışırken el öpme , ... gibi adetlerle - kıskançlık zaten çağ dışı - erkeği eşini kıskanmaktan alıkoyan  , kadını ;  sekreter ise müdür- patrona, hostes ise  pilot-yolcuya ,garsonluk ile her seviyeden insanlara ..., hizmet ettirten ,  Ekonomik özgürlük adı altında kadınları erkeklerin hizmetine , her ne adla olursa olsun , amade kıldırtan ,

    Kadını  kendi isteğine göre değil , modacıların kararı ile giydirten , saç,  boya-badanasına başkalarının karar verdiği şekilde yatırtan , soyunduruldukça- eğitim ve kültür seviyesi hiç önemli değil - çevresince ilgi çekeceği  mantığını kadınlara kabul ettirten bir sistem ,...

     Recep  Tayyip Erdoğan temmuz 2003'te bir yemekte çatalı  sağ elle tutunca  az  daha çağdışı kalmış biri olarak ilan ediliyordu...batının yemek tarzını halka empoze edenler İslam'ın   yemek adabını  küçük  görüp , yadırgamaktadırlar. " İslam  insanları robotlaştırıyor, yemekten yatağa dek karışıyor ." diyenlere ...sormalı , batının robotu olmayı " çağdaşlık " adı altında insanlara empoze edip  kabul  ettirtmeye  çalışanlar İslam'ın  edebine olan bu düşmanlıklarını ne ile açıklayabilecekler acaba...!?

      ABD işgal kuvvetleri Irak'ta alaturka tuvaletlerin üstüne, ortasına delik açtıkları bir sandalye koyarak  onları alafrangalaştırırlarken aynı  durumu  bir türkün yaptığını düşünün ve basının olayı değerlendirme tarzını  düşünün...,

    Türk erkeklerinin " bastırılmış cinsel duygularından ..." bahsedilir...! Bundan  kasıt  cinsel eğitim yoksunluğu ise buna itiraz yok ,belli seviyede bu eğitim verilmeli , ama amaç cinsel özgürlükse (....) o zaman  iyi niyetten söz etmek imkansızdır...çocuk yaşta - reklam,dizi-film-sinema-basın ekseninde cinselliğe yönlendirilen batı insanının içler açısı hali ortadadır; Bastırılmamış cinselliğin sonuçlar : İngiltere denince akla gelen ilk şey homo erkekler ve genç yaşta  - evlenmeden - , ilkokullarda hamile kalan  , bakireliğini  kaybeden kızlar...Yunanistan ; erkeklerin % 20 'ye yakını homoseksüel...aile içi sapıklıklar , ensest ilişkiler ,lezbiyen veya hayvanlarla cinselliğe yönelen - hatta evlenen ;  İngiltere'de bir kadın - ... bir medeni (!) toplum...

     Bu   kompleksten , kendini küçük  görme  huyundan bir an  önce vazgeçip bir an önce Osmanlı torunları olduğumuzu hatırlamalı ve kendimize gelmeliyiz.

                                    Ülke                      tecavüz Oranı               Sex/ Ay                   Cinayet oranı
               
     Prostitution and Sex Crimes-Fuhuş ve Cinsel Suçlar- 
( Kirby R. Cundiff, Bağımsız Enstitüsü Çalışma Raporu Sayısı 50, 8 Nisan 2004 )

                                                     
 Kaynak:
Global Communications, Inc (2002) Dünya Seks Rehberi, http://www.worldsexguide.com,Goldberger, A. (1991) Ekonometri  Kursu. Cambridge, Mass: Harvard,University Press, Uluslararası Polis Örgütü. (1996) Uluslararası Suç İstatistikleri. Lyons,Fransa: ICPO-Interpol Genel Sekreterliği, http://www.interpol.int/Public/Statistics/ICS/downloadList.asp, Sayım U. S. Bürosu. (1970-1998) İstatistik ABD Özet, Washington, DC: ABD Hükümeti Basımevi , Adalet U. S. Bölümü. (1997) Ceza Adalet Sistemi World Factbook, http://www.ojp.usdoj.gov/bsj/abstract/wfcj.htm


         
 


     

                  

 

                            

                                             
                                    
                                        
          Kendinde ne eksik görüyor ki, eşinin çıplaklığını kullanıp, eksikliklerini örtmeye çalışıyor adam kılıklı...!

                                 

          

                        

                                      

            

                        

                        

                            

       

                       

                                   

                  

                          

                 
            

                     
                                     

           

 

 



           
                              

                       

                        

                           

          
                  

                  

   

                   

                                                                                     1895-1012

                            

               

 

                               

                                          
 

 

                             
 

                                   
 

     

                            

                                 

                                        Pentagon emekli generalleri ihale karşılIğI tetikçI yapmIş!
   Aralarında generallerin de bulunduğu 75 emekli subayın Pentagon’un direktifi doğrultusunda TV’lerde yorum yaptığı, karşılığında silah firmalarının yönetim kurullarında görev yapan bu generallerin şirketlerine ihale verildiği ortaya çıktı...(Zaman:21.04.2008)


                                       


         

                 Almanya!

           

                      

                            

 

              

          

 

              

 

                       
 

                               

 

           

                    

                               

 

 

        

 

İngiltere'de faaliyet gösteren yardım kuruluşu Oxfam, Suriye'deki iç savaştan kaçan mültecilerin sadece yüzde 1,4'ünün dünyanın zengin ülkeleri tarafından kabul edildiğini belirtti. (30 Mart, 2016)

                                  

 

                     

 

                           

 

    

 

                                     

                                                         Bu 'Şafak' Libyalılara çok kefen diktirir
   Vicdanlar bir kez daha bir zorbadan kurtulma isteği ile kanlı savaş arasında sıkıştı. Dünya Irak’ta Saddam Hüseyin’den sonra bu kez Libya lideri Muammer Kaddafi’den kurtulmak için ölüm kusan Tomahawk’lara, B-2’lere, Tornadolara razı edildi. Ani gelişmeleri duyururken CNN ekranını saran ‘şehvet’ ister istemez yüz binlerce kurban alan Irak’ı özgürleştirme harekâtını hatırlattı. Bu savaşın Libya halkını özgürleştirmekle bir ilgisi var mı? Bu soru Libyalılar ağır bedeller ödedikten sonra binlerce kez sorulacak. En iyisi şimdi sormak. Özellikle Fransa’nın önderlik iştahı sorgulanmalı.
                                                                            Sırıtan örnekler
  Libya’yı bombalamakta  gerekçe sivil kayıplarsa Irak, Afganistan ve Pakistan’da bunun ürkütücü örnekleri var. Amerikan insansız uçakları her gün Pakistan-Afganistan sınırında sivilleri katlediyor. Bu konuyu BM koridorlarına taşıyabilen var mı? Hakeza 2006’da Lübnan’ı yerle bir eden, 2008’de Gazze’yi cehenneme çeviren ve biteviye Filistinlileri öldüren İsrail’in sicilini hatırlatana ‘densiz’ muamelesi yapılıyor. Çeçenya’da 230 bin kişi, yani nüfusun dörtte biri yok edilirken Rus liderler Batı başkentlerinde muteber konuklardı. Çeçenlerin kanı yeterince kırmızı değil miydi? Çin, Doğu Türkistan’da peyderpey soykırım yaparken Uygurların feryadı Çin Seddi’ni aşamadı. Çifte standardın listesi uzadıkça uzuyor. Trajediler arasındaki aynı seçicilik son isyan dalgasında da sırıtıyor. İttifak Yemen’de Ali Abdullah Salih’in oluk oluk akıttığı kanı durdurmak için kılını kıpırdatmıyor. Neden? Yemen, ABD’nin Kaide’ye karşı müttefiki ve bu ülkedeki krizin petrol borsasındaki etkisi sıfır olduğu için mi? Suudiler, halkın hak ve adalet talebini bastırmak için Bahreyn’i işgal ederken müttefikler sus pus. Mısır’da 684 kişi ölürken ABD’nin tepkisi utanç vericiydi. Libya ta başında tuzağa düşürüldü. Barışçıl gösteriler silahlı direnişe dönüştürüldü ve ülke iç savaşa itildi. ABD, Suudilerden asileri silahlandırmasını isterken ve Mısır’dan silahlar giderken kimse bunun iç savaşı kızıştıracağı itirazını yapmadı. Herkes asilerin Trablus’u da düşürmesini umdu.
                                                                            Kuyruk acısı
  Plan ters tepince Fransa lideri Sarkozy, BM Güvenlik Konseyi’nden ‘ucube’ bir karar çıkartmayı başarıp sürek avını başlattı. Ateşkes ilanıyla ilgili dezenformasyon savaşı yaşanırken durum tespiti yapmadan aceleyle bombardıman başlattı. Sarkozy’nin anlaşılır nedenleri var: Tunus’ta yanlış ata oynayıp Afrika’da bir kalesini yitiren Sarkozy, Libya’nın geleceğinde İtalya’nın tahtına oturmak istiyor. Ayrıca başarılı bir müdahaleyle Napolyon pozunda, tepetaklak olan halk desteğini ayağa kaldırmayı umuyor. Bir de kuyruk acısı var. Kaddafi’yi 2007’de Paris’te ağırlayarak tecritten kurtaran kendisiydi. Bunu 12 milyar euroluk anlaşmaların hatırına yapmıştı. 14 adet Rafale satacaktı. Ama Kaddafi, Sarkozy’ye uzattığı can simidini geri çekti. Tabii ortada petrolü bol bir ülke olunca akbabaların sayısı arttı. Fakat İslam ülkesinde üçüncü bir cephe açmaktan çekinen ABD’nin vurucu gücü olmadan Avrupa kanadının başaramayacağı anlaşıldı. Girilen yolun uçurumu çok. Hava operasyonunun Kaddafi’nin sonunu getireceğinin garantisi yok. Kaddafi gitse bile iç savaş sürecek ve akbabalar bu kez “İşgal kaçınılmaz” diyecek. Libyalılara da daha çok kefen dikmek düşecek.
(FEHİM TAŞTEKİN: Radikal: 21/03/2011)

 

                                

                            

 

 

                              

                               

 

                                                                BATI, MENFAAT, ADALET

   Artık biliyoruz, Batı uygarlığı (Avrupalı ve Amerikalı insanın hayat tarzı) yapısal olarak çifte standartlıdır. Bu demektir ki, kendi nefsi için istediğini komşusu için istemez, zararı kendisine dokunmayan bir hatanın düzeltilmesi cihetine de yönelmez. Batı hayat tarzı sadece adaletsiz değil, aynı zamanda ikiyüzlüdür. Hz. İsa'ya atfen bir yanağına tokat atılınca öteki yanağının çevrilmesi öğüdünde bulunan Hıristiyan, tokadı yediğinde gücü yettiği sürece asla öteki yanağını çevirmez. Gücü yettiği sürece kısas uygulamakla kalmaz, işi intikam almaya kadar götürür. Musevilik ise, Roma ve Atina hukuklarında olduğu gibi, ırkçı ve köleci bir anlayışın eseridir. Museviliğe göre, yalnız İsrail neslinden gelenler Allah'ın sevgili kuludur, öteki insanlar Yahudilere hizmet etmek için yaratılmışlardır. Bu yüzden, faiz yasağı sadece Yahudiler arasında geçerlidir, diğer din mensuplarına fahiş oranlarla faiz uygulamak mubah ve caizdir. Günümüz Batı âleminde sözü edilen insan hakları kavramını onların şimdi sözünü ettiğimiz ikiyüzlü anlayışından soyutlayarak anlamaya kalkışmak safdillik olur. Herhangi bir bahaneyle uygulamaya koyduğu uluslararası bir kısıtlamanın aleyhine döndüğünü hissettiği veya kendisine hesap ettiğinden daha pahalıya mal olduğunun ortaya çıktığı anda tornistan etmesi için mahcubiyet duyması gerekmez. '90'lı yılların gözde söylemi olan "yeni dünya düzeni"nin yeni bir dünyayı yapılandıracağına umut bağlayanların sayısı az değildi. Batı indinde onun çıkar ilişkisine dokunulmadıkça böyle bir beklentiye yer vermenin sakıncası da olamazdı. Nitekim böyle bir yeni dünya düzeni özlemi Batı dünyasında daha önce de denenmemiş değildi. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra da, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da yeni bir dünya düzeninin kurulmasından bahsedilmişti. Ama her defasında yeni dünya düzeninde söylenenlerle yapılanlar, nazariye ile tatbikat, kavillerle fiiller arasında fark olduğu görüldü. Ve her defasında bu fark ceberutların lehine işledi. Batı dünyası gücü yettiği sürece işine nasıl geliyorsa öyle davranmakta beis görmedi, görmez de. Batının ahlakıyla ahlaklanmış olanlarda bu çifte standardın doğal bir yönseme haline geldiğini görmek için fazladan bir dikkat sahibi olmak gerekmiyor. Onları Türkiye'de de dünyanın başka yerlerinde de görmek mümkündür. Salt kendi çıkarını gözeten biri için "Rabbena, hep bana" tavrı yadırganmaz. Bencillik, ırkçılık da bu telakki tarzının doğal uzantısı kabul edilmelidir. Onlardan, İslam'ın diğerkâmlık, ihlâs, takva, hasbilik tavrını bekleyenlerin hayal kırıklığına uğrayacağını duraksamadan söyleyebiliriz. Bu mülahazalar Batı ile ilişki kurulmasın ya da kurulmamalı bağlamında düşünülmemelidir. Böyle bir talebin abesle iştigal olduğu bellidir. Bu mülahazalar, içinde yaşadığımız dünyada kurulması kaçınılmaz olan ilişkiler sadedinde, kişinin kiminle dans ettiğinin bilincinde olunması gerektiği yolunda bir uyarı olarak telakki edilmelidir. ( Rasim Özdenören : Yenişafak: 12 Nisan 2012)

 

                                     

 

 

                                                                         VE SONUÇ!

     

 

                                 



                                                                  
 AYRICA TIKLAYINIZ LÜTFEN

                         Batı ve Hümanizm                       Batı ve Kadın Hakları                   Maskeli Balo