Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
DEJENERASYON !

               Dejenerasyon32.gif (7572 bytes)
 

                  AĞZI İSLAM'DA ELİ OYNAŞTA OLAN İSLAMCI GENÇLER ,

              ÜSTÜ FATİH ALTI BEYOĞLU DOLAŞAN HANIMLAR ,

              İSLAM'I YAŞAYARAK DEĞİL DE LAF KALABALIĞI İLE ANLATAN  MÜCAHİDLER

             KENDİ CEMAATLERİNİN DIŞINDAKİLERİ KÜFÜRLE,YOLDAN ÇIKMAKLA , DÜŞMANLA İŞBİRLİĞİ İLE İTHAM EDEN ,ŞEYHLERİ DIŞINDA ŞEYH , CEMAATLERİ DIŞINDA CEMAAT KABUL ETMEYEN  ,CEMAATLERİNİ  DİN ZANNEDEN SIĞ MÜSLÜMANLAR ,

             PARAYI GÖRÜNCE BİRDEN LAİK SİSTEME İMANLARINI TAZELEYEN YENİ MEMUR VEYA PATRON  , ESKİ ŞERİATÇI  GENÇLİK

             TAVİZ  VERMEDE ÖLÇÜYÜ KAÇIRANLAR,

             LAFTA MÜCAHİD , EYLEME SIRA GELİNCE MUHACİR OLANLAR,

             İSLAMİ HAREKETTE AZ  İŞ YAPMAYI KENDİLERİNE YEDİREMEYİP , ÇOK İŞİ DE YAPAMAYINCA İSLAMİ  HAREKETTEN GİTTİKÇE UZAKLAŞANLAR ,

             İSLAM'A HİZMET EDENLERİ ELEŞTİRİP " HADİ SEN DAHA İYİSİNİ YAP " DEYİNCE ,  SU KOYUVERENLER,
 

                              Dejenerasyon32.gif (7572 bytes)

 

                                                                ARTIK O HİZMETİ BİZİMKİLER GÖRECEK!

   Türkiye’nin yüzde 98’inin Müslüman olduğu varsayılır. Ama çoğumuz bu varsayımın içinin boş olduğunu da biliriz. Nitekim bu konuda yapılan anket çalışmaları gösteriyor ki, Türkiye’de gerçek anlamda günlük ibadetlerini yapanların sayısı ‘yüzde on’u geçmiyor. Türkiye’de siyaset etrafında koparılan yaygaralara bakanlar, memleketin yüzde 60 -70’nin dindar mütedeyyin olduğunu zannediyor. Maalesef bu çağda dindarlar, dünyaya, lalettayin insanlardan daha ziyade tamah gösteriyorlar. Kuran şu meseleyi izah babından “Onlar, o kimselerdir ki dünya hayatını (bile bile) ahirete tercih ederler, (ve bu aç gözlülükleriyle insanları) Allah'ın yolundan soğuturlar…” diyor (İbrahim, 3)
   Evet, Ak Parti iktidarı sayesinde, servet el değiştirdi, değiştiriyor. Ve henüz toplumsal bazda bir bedel ödemedik. Fakat çocuklar nispeten körpe ve temiz oldukları için ilk onları vuruyor. Zenginleşmeye başlamış İslamcıların çocukları -çok azı müstesna- hızla seküler bir yaşam alanına doğru evirilip, bükülüp gidiyorlar. Graham Fuller de Yeni Türkiye Cumhuriyeti kitabında buna dikkat çekiyor. Türkiye’deki Müslümanların, hiçbir dönemde Ak Parti dönemindeki kadar sekülerleşmediğini; Demirel ve  Özal döneminde bile bu kadar dünyevileşmenin yaşanmadığını vurguluyor. Tabii o bunu, ‘iyi bir gelişme’ gibi aktarıyor.  Daha rahat yaşamak, daha özgür bir dini hayat oluşturmak elbette Müslümanın da hakkıdır. Fakat bu durum, onu sistemin tanrısının sadık bir hizmetkârı durumuna düşürüyorsa bu kabul edilemez. ‘Sistemin tanrısı’,  kendisine ait olan sermayeyi ‘öteki’lerden alıp size emanet ederken, karşılığında sizden ruhunuzu, imanınızı, ahlakınızı ve çocuklarınızın baki hayatını alıyorsa bu, felaket bir takas olur.  Buna Müslüman seyirci kalamaz! Çünkü gerçek ziyan ve zarar, imana ve ahrete gelen zarardır bir Müslüman için. Maalesef sistem, dünya nimetlerine karşılık, Müslümanlardan ‘duyarlılık’larını (emri bi’l-ma’ruf) ve ‘tepkisellik’lerini (nehiy an’il-münker) alıyor. Türk Müslümanlar hiçbir dönemde bu kadar sığ, dünyevi ve kaygısız olmamıştı. ‘Keyfi, küfri, cebri’ sıfatlarıyla nitelediğimiz şu tağuti sistem güya sarsılırken, bir yandan da en sağlam duruşlu karşıtlarını ele geçiriyor olmanın dadını çıkartıyor…Belki zamanla iş rayına oturur. Fakat hızla yükselmekte olan siyasal İslamcılığa karşılık, ferdi planda din ve dinin bireye yüklediği pratik değerlerde ciddi bir aşınma yaşanıyor. Zaten toplumun ancak yüzde onunu teşkil eden ‘samimi dindar’ (yani dini bir yaşam tarzı olarak benimsemiş) kesim, yüzde bakımından daha da az bir kemiyete doğru çekiliyor.
   Maalesef siyasî İslam yükselirken,  ahlakî İslam geriliyor. Her biri Müslüman’ın olmazsa olmazları olan sıdk ve sadakat, iffet ve haya, iktisat ve kanaat cemiyet hayatından elini eteğini çekiyor. Sistem bir Frankeştayn gibi ölürken bile karşıtlarının körpe vücutlarından yararlanıyor. Bugüne kadar hizmetini, Kemalistler, ateistler ve bir kısım alevi aydınlara gördürüyordu. Artık ‘bizimkiler’ görecek. Sermayenin o taraftan bu tarafa aktarılması sürecinde daha ne kadar körpe beden kurban edilir bilemiyorum ama bu gidişatın önü alınmazsa Türk toplumu bu dönüşümün bedelini çok çok ağır öder! Ve üstelik bu aç gözlülüğün faturası daha masaya gelmedi! İnşallah, 28 Şubat gibi yeni bir ‘hak ediş’ ile karşılaşmayız. Fakat mutlaka bir bedel ödeyeceğiz. Çünkü bir Müslümanın midesi uzun süre murdarı barındırmaz sonunda istifrağ eder. O da sosyal travmadır!  (M. Ali Bulut - Haber 7: 31.03.2011)


                                        


        " SİZ KENDİ İÇİNİZDE OLANI DEĞİŞTİRMEDİKÇE , ALLAH  SİZİN HAKKINIZDA OLAN HÜKMÜ DEĞİŞTİRMEZ ."
( RA'D :11 - ENFAL .53 )