Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
 DİNİMLE ALAY EDİLEMEZ!

   Müslümanlar zayıf oldukları Mekke'deyken, istemedikleri halde müşriklerin sohbetlerine katılır, bu arada Kur'an ve Hz. Peygamber (sas) hakkında yapılan alaycı konuşmalara kulak misafiri olurlardı. Bu sohbetlere müdahale etme imkânları yoktu, içleri acıyarak da olsa dinlemek zorunda kalırlardı. Medine'ye geldiklerinde de, onlardan bir bölümü, özellikle inancı henüz tam yerine oturmamış olup bazan kuşkuya düşenler bu sefer Yahudi hahamlar, münafıklar veya müşrik Araplarla sohbetlerinde benzer alaycı konuşmaları dinlerlerdi. Durum farklılaştığından -çünkü artık Müslümanlar güç ve kuvvet sahibi olmuştu-, artık onlarla oturmak zorunda değildiler. İşte buna işaret etmek üzere şu ayet indi: "O, size Kitap'ta: 'Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz.' diye indirdi." (4/Nisa, 140; ayrıca bkz. 5/Maide, 57-58; 6/En'am, 68.)

   Kur'an-ı Kerim, İslam'ın kutsallarının alay konusu olduğu sohbetlere katılmayı yasaklamakta, bu sohbetlere tanık olanların hemen toplantıyı terk etmelerini emretmektedir. Yasaklanan, gayrimüslimlerle sohbet, fikri alışveriş, seviyeli ve zihin açıcı tartışma (dünya barışına, insanların huzur ve refahına zemin hazırlayacak müzakere ve muarefe) veya faydalı beşeri ilişki değil, İslam'ın kutsallarının, (mesela Allah'ın birliği, Kur'an, Hz, Peygamber'in şahsiyeti, sahabeler, İslam'ın hükümleri, inançları vb. konuların) alay konusu olmasıdır. Bunun "hoşgörü"yle veya "düşünce ve ifade özgürlüğü"yle ilgisi yoktur. Belli bir edeb dairesi içinde her düşünce dile getirilebilir, tartışılır. Ama alay, hakaret/tahkir, küçük düşürme başka bir şeydir.

   Müslümanlar eğer bu meclislerde sohbetin yönünü ve konusunu değiştirmeyecek konumda iseler, toplantıyı terk etmeleri gerekir. Ayet, böyle yapmayacak olurlarsa, kulaklarının bunlara alışacağını, kalplerinin nasır tutacağını ve bunun sonunda Müslümanların da onlara benzeyeceğini söyler.

   Maide, 57-58. ayetlerde "Yahudi ve Hıristiyanlardan İslam dinini alay ve eğlence konusu yapanların ve açıktan zaten inkârcı oldukları bilinenlerin dost edinilmemesi" belirtilir. Bu tutarlı ve gerekli bir uyarıdır. Zira eğer farklı dinler veya insan toplulukları arasında bir arada yaşama iradesi belirecekse, grupların birbirlerinin din ve inançlarına saygılı olması gerekir. Bunun anahtar terimi "ihtiram"dır. Karşılıklı ihtiram varsa, dinî gruplar birbirlerinin din ve inançlarına, ibadetlerine, kutsallarına, hak ve hukuklarına saygı gösterir; onların can, mal, namus ve nesil emniyetlerini tehdit edecek tutum ve davranışlardan, dinin koruduğu hüküm ve kurallara tecavüz etmekten kaçınmaya özen gösterirler. Müslümanlar öncelikle bu hassasiyete sahiptirler. Başkalarından da aynı hassasiyeti beklemektedirler. Dinlerini ciddiye almayanlarla dostluk ilişkisi kurulmaz; aksi halde Allah'tan korkup sakınılmamış olurlar, bu da takvaya aykırıdır.  ( Ali BULAÇ: Zaman: 25.11.2010