Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle     www.İslamÜstündür.Com       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
  Dinsiz ahlak olur mu?

        Konuyu tamamladığını düşündüğümüz, " Batı medeniyeti, Modernizm ve kadın  ve Ahlakın dini temeli " adlı yazımızı da tavsiye ederiz.

 

       "Bir kahraman ile bir tecavüzcü arasında fark yoktur, çünkü her ikisi de evrimin geliştirdiği duygulara uygun olarak davranmıştır." ( Ateist evrimci Michael Ruse)
       "Çılgınlıkların en büyüğü doğanın bize verdiği eğilimlerden dolayı yüzümüzün kızarmasıdır." (Fransız ateist yazar
Marquis de Sade)

  
 
                                                                           Dinsiz ahlak olur mu?

                                                                                        Soru:

               

                                                                                       Cevap:

  Cornell Üniversitesinden evrimci William Provine, evrim teorisinin beş sonucu olduğunu söyler: " Hiçbir tanrının varlığına ihtiyaç yoktur.  Ölümden sonra hayat yoktur.  Etik değerler nihai olarak her türlü temelden yoksundur. Hayatın nihai olarak hiçbir anlamı yoktur. İnsanın özgür iradesi diye bir şey yoktur." ( William Provine, Evolution: Free will and punishment and meaning in life, Darwin Day Keynote Address, 1998)

Ben evrim geçirerek tesadüfen oluşmuş ve dünyadaki olayları da "Güçlülerin hayatta kaldığı, zayıfların ezilip yok olduğu" bir mekan olarak görüyorsam neden zamanla yok olacak insanlara yardım edeyim? - Darwin'in Türkler hakkındaki görüşlerini de burada hatırlayalım! - Nedensiz bu aleme gelmişim ve hayat yaşadığım bu andan ibaret ise, ölünce toprak olup yok olacaksam, hiç bir şey de hatırlamayacaksam, yapacağım kötülükler yakalanmadıktan sonra yanıma kar kalacak ve "güçlü olduğum için" zaten tabiat kuralı gereği (!) hayatta ancak bu şekilde kalabileceksem, bedensel ihtiyaçlarımı bu dünyada ne kadar tatmin edebilirsem bu dünya o kadar benim için cennet olacaksa, arzularımı tatmin edemezsem zavallı biri gibi olacaksam, iyilikleri  neden yapayım? Bu bakış açısına sahip biri neden ve nasıl ahlaki prensipler bütünü oluşturabilir? Oluşturduğu bu prensipler ne kadar evrensel ve kapsayıcı olabilir? Ayrıca vicdan kavramını dine inanmayanlar nasıl açıklayabilmektedirler?

Sonsuz bir hayata inanmayan, cennet cehennemi kabul etmeyen, öldüğünde ahirette hesap vermeyeceğine inanarak yaşayan bir insan iyilik yapar mı, yaparsa onu buna iten nedenler neler olabilir, amaç tamamen insani mi olur yoksa, reklam, kibir, çevreden ilgi görme gibi yine ahlaka aykırı tutumlar olabilir mi? Yolda gördüğü para dolu cüzdanı: kamera, polis yoksa insan cebine indirmez mi? Emek harcayıp kazandığı parayı dünyalık bir menfaati olmadan bir ateist başkası ile paylaşır mı, bir ateist yılbaşında yediği hindi'den komşu veya fakirlere neden ikram etsin?

Bireysel bazda - ki Allah'ın insana verdiği vicdanın yönlendirmesi ile - ahlaklı davranışlar sergileyen insanların istisnai davranışlarını şimdilik konu dışı bırakacak olursak üzerinde öncelikle durulması gereken  soru şudur: Dinden tümüyle bağımsız bir ahlak anlayışı kurulabilir ve kurulan bu düzen devamlı olacak şekilde korunabilir mi? İstisnai olarak dinsiz olup ahlaki tavırlar sergileyen insanlara baktığımızda aslında bu insanların içinde yaşadıkları toplumun dini tavırlarını özümsemiş ve topluma sinmiş olan din kökenli ahlaki değerleri pratiğe geçirmekte olduklarını görürüz.

Ama bu özellikler dini havanın hakim olmadığı ortamlarda ne kadar ortaya çıkar ve devam edebilir? Merhamet, yardımseverlik gibi kavramlar dini temel olmadan insanlarca ne kadar benimsenebilir? Mesela ateist ve din düşmanı olan Ayn Rand gibi " Bireylerin kendilerini başkaları için feda etmemesi gerektiğini, rasyonel bencillik " savunucularının etkin olduğu toplum ne kadar ahlakî olabilir? Ahlak sadece bir var olma ve çoğalma mekanizmasından ibarettir diyen Kanadalı bir bilim filozofu olan Michael Ruse mantığı ile toplum ne kadar ayakta durabilir? Ateist bakış açısına göre bir kişiye tecavüz etmenizde sosyal yaptırımlar dışında yanlış olan başka ne taraf bulunmaktadır? İnsanlar üstü otoriteye inanmadan ve bu dünyada olmasa da ahirette mutlaka her iyiliğin karşılığının olduğu inancı olmadan bir insan hayatının ne kadar süresince ahlaki olabilir ve neden? Daha da önemlisi insanların iç alemlerinde ahlaki erdemler özümsenmeden, dıştan yapılan ve ahlaka uygun gözüken davranışların acaba amacı ne kadar "Menfaat, reklam, ileriye dönük yatırım" gibi kavramlardan uzaktır ve devamlı olabilecek özelliğe sahiptir? " Fedakarlık, şefkat, edep, tevazu, ihlas, saygı, hibe , gıybet etmeme, zina hatta göz zinasında bile olsa uzak durma, haset etmeme, karşılıksız verme ve bir elin verdiğini diğer elin görmemesi" vb. özellikler dinsiz bir toplumda oluşturulabilir mi? Bunlar oluşturulamadan ahlak ne kadar devamlı olabilir?

Bir örnek verelim: İki hakim düşünelim. Biri dini inancı sağlam diğeri ise materyalist bir ateist. Hayatını adalet için acaba hangisi tehlikeye atabilir, ölümle karşılaşınca hangisi korkmadan yola devam edebilir? Tehdit edilince ateist olan neden ve ne kadar yola devam edebilir? Ama dindar olan kişiyi ahiret inancı güdüler ve sonuna kadar adalet için mücadele etmeye devam ettirir.

Bir ateist, " Yarın kıyamet kopacağını bilseniz ağaç dikin."  ( Buharî, el-Edebül-Müfred s. 168, Heysemî, Mecmâuz-Zevaìd 4,  63. Münâvî, Feyzul-Kadîr 3, 30 ) şeklindeki yönlendirmeye kendini ne kadar muhatap kabul eder, gerek rasyonalizm - akıl - gerek pragmatizm - menfaat- ve gerekse pozitivizm - bilim - açısından bu söz kendini asla güdüleyemez ama bu teşvik ile bir çok inanan , sadece ağaç değil, yaptığı bir çok iyiliğin karşılığını bu dünyada görmeden iyiliği yapmaya devam etmektedir. O dikilen ağaçtan " insan dışında vahşi hayvan, kuş faydalansa bile  " (Müslim, Musâkât 7, 10, Buharî, Edeb 27)  bir materyalist - madde üzerinden dünyayı değerlendiren - kendi çıkarına olmayan bu tür eylemlere neden tenezzül etsin veya kaç ateist bu tür direk yararını görmeyeceği faaliyeti kendine iş edinir. Kaç ateist " Dere kenarında bile abdest alsanız suyu israf etmeyiniz." (Ebu Davud, Cihad, 21, III/27) hassasiyetini işlerinde gösterebilir? Neden göstersin? Ne kadar gösterebilir? Gıybet etmenin - Arkadan insanların hakkında duyduklarında hoşlanmayacağı şeyleri konuşmanın- kötü bir şey olduğuna bir ateisti kim, hangi argümanlarla ikna edebilir? " Yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz" (Araf, 31; Tirmizî, Bir 41, .IV/343) prensibini hatırlattığınız ateistin "Sana ne ben kazandım" demesi üzerine ona ne cevap verebiliriz? Gıybet eden, israf eden bir ateist ahlaklı mı hareket etmiş olur? İsraf, gıybet ahlak sınırları içindeki davranışlardan mıdır?

"Asıl iyilik, sevdiği malını yakınlara, yetimlere, yoksullara, dilencilere, yolda kalmışlara ve boyunduruk altında bulunanlara vermek; Anlaşma yaptıkları anlaşmaları yerine getirmek" (Bakara,177), " Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır." ( Bakara, 280) , " Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir." ( Araf,199), " Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır." ( Nisa, 135), "Ey inananlar, Allah için adaletle şahitlik edenlerden olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın, takvaya yakışan budur. Allah’tan korkun, şüphesiz Allah yaptıklarınızı haber almaktadır." (Maide, 8), "Onlar büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar; kızdıkları zaman onlar, affederler. Rablerinin çağrısına gelirler, namazı kılarlar. İşleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar." (Şûrâ, 37-39) ve benzeri bir çok prensibi insana uygulatacak insan kaynaklı bir ahlak sistemi ne kadar mümkündür?

  Batı ülkeleri Müslüman olmadığı halde trafik kurallarına uyuluyor, kanunlar harfiyen yerine getiriliyor, insan haklarına itaat ediliyor, o halde özelde İslam'a genelde ise bir dine gerek midir?

Batı ülkelerinde kanunların yaptırımları, tanrı inancı yerine geçmiştir.Batıda kanun için yapılan ve yapılmadığında başta maddi cezalar olmak üzere dünyada verilen her türlü cezai kurumların olması, insanları belli davranışları yapmaya itmektedir ve bu dışarıdan bakılınca ahlaktan kaynaklanan davranışlar zannedilmektedir. Bu ahlak, içten gelen ve insanın iç dünyasını geliştirmesi ile dışa yansıyan davranışlar bütünü değil, aksine dıştan gelen ve zorlama ile yürütülen bir sistem olmaktadır ve bu asla ahlak olarak isimlendirilemez. Zaten bu durum bir çok sorunları da beraberinde getirmektedir. Mesela, insanlar arası iletişim ile karşılıklı yardımlaşmayı emreden İslam dininin emirlerinden olan zekattan kurban ibadetine dek tüm emirler insanların kaynaşması ve birbirleri ile iletişimini ahlaki temelde sürmesini amaçlarken batıda oluşturulan ve sosyal devlet adı ile yürütülen sistemde insanlar vergilerini verdikleri ve kurallara uydukları müddetçe başkalarına yardım ve insanın iç alemindeki duyguların yaşanması ve geliştirilmesinden  uzak bir ortamda hayatlarına devam etmektedirler. Fakir birinin gözüne bakmanın bile insan vicdanında meydana getireceği duyguları tatmadan uzak olan insanlar, vergimi verdim, devlet yardım etsin mantığı ile insani özelliklerden hızla uzaklaşmaktadırlar. Bu tür toplumlarda çok sık görülen tecavüzden intihara eğilim aslında durumun vahametini de ortaya çıkarmaktadır.

Batıda dıştan ahlaki gözüken ama özünde kanunların yönlendirmesi ile uygulanan kurallara en büyük örnekte 18 yaşını dolduran bireylerden alınan kiralardır çünkü artık kanunen onu bakmak zorunda değildir ailesi! Batıda dıştan ahlaki gözüken ama özünde kanunların yönlendirmesi ile uygulanan davranışlarda temel faktör; yaptırım- kanun ve bunlara uygulanan ceza sistemidir! Batıda; ahlak, vefa, edep aranmamalıdır; Bunlar kendi menfaatlerine uygunsa kabul edilir ve savunulur. Yoksa, dünyanın öbür ucundaki insanlara götürülen 'demokrasinin' içeriğini herkes bilmekte ve ne yazık ki medeni, uygar ve kendilerine göre ahlaka sahip bu insanlardan hemen hiç biri buna engel olmak istememektedirler. Batı için "uygarlık, demokrasi, ahlak " sadece, kendilerinin menfaatini desteklediği müddetçe savunulan kavramlardır! Menfaat varsa kral da savunulur ( Suud gibi), menfaat yoksa seçim, demokrasi yerine darbe de ( Cezayir, Mısır, Filistin gibi desteklenir! Ama hırsızlık yok batı ülkelerinde diyenler çıkabilir, bunu birey değil dünyayı soyarak batı zaten gerçekleştiriyor! Sus payı da bireylere bölüştürülüyor!!! İş ahlakı dedikleri: Özü menfaate dayalı, ceza ile desteklenen bir yapıdır sadece! İşliyor mu evet ama bu ahlak değildir; egoizm merkezli pragmatizmdir!

1800'lü yılların başında Avrupa ülkelerini gezen Mirza Ebu Talip, gözlemlerini şöyle aktarır: "Çoğunluğu ceza alma korkusu ile ülke kanunlarına karşı çıkmamaya özen gösteriyordu. Eğer yakalanmama ihtimali olan bir durumda da, hırsızlık yapmaktan geri durmuyorlardı. ( Mirza Ebu Talep Han, Oksidentalizm, s. 176) Kanunlara karşı saygılı olmaları ve korkmaları en iyi özellikleriydi. Bu yüzden çok nadir kanunlar karşısında ağır cezası olan bir eyleme giriyorlardı." ( s. 192)  Gece olduğunda bütün sokaklarına en dip köşelerine kadar aydınlatan lambaları sayesinde rahat dolaşmakta, eğlenmekte ve gezmekte idiler ama bu lambalar bir anlığına söndüğünde şiddet hemen kendisini göstermektedir. Bana göre er ya da geç kötülük onlara da bulaşacak ve güzel sokaklarını esir alacaktır. ( s. 190)  

Batı mantığı ile seküler ahlakın insanı götürebileceği son nokta, dünyadaki konforunun sınırına kadardır ki konforu bozulmaya, maddi olarak zarar görmeye başlayınca batı dünyasının, daha önce sloganlığını yaptığı her türlü kavramları adeta birer put gibi yediğine, bu kavramları göz ardı ettiğine  her zaman şahit olmaktayız. Demokrasi, insan hakları, adalet, paylaşım gibi kavramlar ne yazık ki batıda sadece kendi vatandaşları ve çoğu zamanda sadece kendi dindaşlarını kapsar özellikler olmaktadır.

Ayrıca İslam ahlak sistemi ile batı ahlak normları arasında arasındaki en büyük fark, Müslüman'ın ahlakının evrensel olması, her insanı kapsayıcı olmasıdır ( Bu konuda İslami emirler ve hümanizm adlı yazıyı tavsiye ederiz ) Batının ahlaki ise rasyoneldir; akılcıdır; kendi menfaatleri ile sınırlıdır. Batı sadece kendine ahlaklıdır, kendi menfaatine olan konularda gerektiğinde zulüm, baskı, yağma, işgal;  gerekli-zorunlu, kendi zararına ise iyilikler bile kötü-zararlı ilan edilebilmektedir.

 

                   

          

                                                  Milliyet, 18 Ağustos 1955

 

         

      

                         

 

 Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansının 28 Avrupa Birliği üyesi ülkesinde, 42 bin kadınla yüz yüze gerçekleştirdiği raporda vahim duruma işaret ediyor. Araştırmanın sonuçlarına göre, her üç kadından biri, 15 yaşından itibaren fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Her 20 kadından 1’i ise tecavüze uğruyor. Araştırmada, kadınların yaygın biçimde istismara uğradığı ancak bunların çok azının kayıtlara geçtiği, aile içi şiddet vakalarının sadece yüzde 14’ünün ve diğer şiddet vakalarının ise sadece yüzde 13’ünün rapor edildiği belirtiliyor. ( 1.12.2018)

 

                                                    Sabah, 24 Şubat 1986

 

   İngiltere'de bilinen 750 bin pedofili hastası var ve bu hastaların aynı uyuşturucu bağımlılarının rehabilite edildiği çeşitli merkezlerde rehabilite edilmesi amacıyla bazı STK'lar çalışma başlattılar. ( 3 Ağustos 2017 )

 

           

                                       

      

       

 

    

                                    
 

                                                  
 

                      Dinden bağımsız ahlak, olabilir mi, ona ahlak denir mi? Batı kaynaklı, evliliği uzatma (!) formülü 
                                                         ( Hürriyet, Cezmi Ersöz ile söyleşi, 4.11.2018)

                                    


 

                                                                                Kadına şiddet

 Avrupa'da kadına karşı şiddetle ilgili olarak yapılan en kapsamlı anketin sonuçları dehşet verici.  Avrupalı kadınların üçte birden fazlası 15 yaşından itibaren fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalıyor. Çocukken şiddet gördüklerini söyleyenlerin oranı da aşağı yukarı aynı; yüzde 12'yse (yarısı tanıdıkları erkekler tarafından olmak üzere) çocukken cinsel istismara uğradığını söylüyor. Kadınların bildirdiğine göre takip yoluyla taciz, cinsel taciz ve sosyal medya, e-posta ya da telefon mesajları üstünden siber taciz de yaygın. İstatistiklerden belki de en üzücü olan, partneri tarafından istismara uğrayan kadınların ancak yüzde 14 gibi küçük bir bölümünün polise haber vermesi. Partneri olmayan kişiler tarafından istismara uğrayanlarınsa yüzde 13'ü şikayette bulunmuş. Yani şiddetin en kötüsü açığa çıkmıyor ve cezasız kalıyor. Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı'nın yaptığı anket, türünün ilk örneği. Birliğe üye 28 ülkede 42 bin kadına sorular soruldu. Verilen cevaplar, kadına karşı şiddetin aile ve toplum hayatına ne kadar kök salmış olduğunu gösteriyor. Cinsiyet eşitliği bakımından uzun bir geçmişe sahip olan İskandinav ülkeleri, ilginçtir ki kadına karşı en çok şiddetin bildirildiği ülkeler. Danimarkalı kadınların yarıdan biraz fazlası fiziksel veya cinsel istismara uğradığını söylemiş. Bu oran Finlandiya'da yüzde 47, İsveç'te yüzde 46.  Fransa'yla İngiltere'deyse bu oran yüzde 44. ( Hürriyet, 5 Mar 2014) Kadına şiddet sadece Türkiye'de mi? Kesinlikle hayır. Üstelik gelişmiş ülkelerde daha çok. Çünkü gelişmiş ülkelerde kadının ekonomik özgürlüğü daha çok ve sesi daha gür çıkıyor. Bununla baş edemeyen erkek de dövüyor... Avrupa'da 42 bin kadınla araştırma yapıldı. Araştırmaya göre her 10 kadından biri, 15 yaşından bu yana bir tür cinsel taciz kurbanı olduğu her 20 kadından birinin tecavüze uğradığı belirlendi. Bu kadınların yüzde 22'sinin eşleri tarafından şiddete maruz bırakıldığı, yüzde 67'sinin ise bunu polise bildirmediği belirlendi. Kadına yönelik şiddetin en yüksek olduğu ülkeler de, 'cinsiyet eşitliğini' en çok savunanlar oldu. ( 6.3.2016)

                                                                                      Sonuç

İslam adalet ve tevhid odaklı bir dindir. İslam hem maddi  ilkeler ile dışarıdan hem manevi - itikadi  ( Ahiret; cennet cehennem inancı, meleklere iman ve davranışlara etkisi, başta "Basir, Adil" olmak üzere bir çok sıfata sahip bir yaratıcıya olan iman... vb ) prensiplerle iki boyuttan insanı iyi, doğru adalete yönlendirir; kötü, zararlı şeylerden uzak tutar. Adalet kullar arasındaki ilişkide , tevhid ise Allah ile olan ilişkisinde insanın temel hareket noktasıdır.

Din güzel ahlaklı olmayı sistemli hale getirmiştir. Dinsiz ahlaklı değil ancak etik olunabilir. Sınırları belli olmayan, kişi- klana göre değişkenlik arz eden kişisel tecrübelerin bileşkesi yani. İslam'da ise, yaratıcı iyi olanları emreder (Emir = Yarar), ilahi kitaplar ile insanlara iyi, yararlı, güzel olanların listesini gönderir, İyi, ahlak için örnek şahsiyetler vardır; peygamberler, insan içinde bir polis görevi gören vicdanı da yerleştirir ve en sonunda, iyi ol, karşılığında cennet var diyerek son noktayı koyar. Ayrıca gözükmeyen bekçi  (melek) ve ahirette sorgu gibi kavramlarla insan davranışlarını kontrol altına alır. Kısaca din çıkar gözetmeden, içtenlikle ahlaklı olmayı sağlar.

 

 

         

    "Tanrı olmasa her şey mübah olurdu." ( Fyodor Mihayloviç Dostoyevski) sözünün haklılığına yeteri kadar delil verdik zannederiz!

                            

                                      Konuya ek bilgiyi  " Ateizm ve eleştirisi" adlı yazımızda bulabilirsiniz.

 

 

                                                    ATE NEDEN YAPSIN, YAPINCA NEDEN DUYURMASIN?

 
                                           
 

                   

 

                                                                                    Ate olsa neden iade etsin!?

                                              

 

                                           

 

 

                     

                                       

                                  Bulduğunun sahibini aramak için bir de ilan veriyor, tam yobaz :)

                                                               

                                                    

 

 

                                                       DİNSİZ AHLAK OLUR MU, ATELER CEVAP VERİYOR:

Ateist Sartre: "Tanrı olmadığı için insanın hiçbir içsel değeri yoktur. Ahlak dâhil tüm değerleri insan kendisi yaratır." ( Sartre, Jean-Paul (1957) Existentialism and Human Emotions ( New York: Philosophical Library), s. 15) Ateist Nietzsche: "Ahlak, “sadece Tanrı gerçekse gerçekliği vardır, o Tanrı’ya inanıp inanmamakla ayakta kalır ya da yıkılır.” (Nietzsche, F. (1968) Twilight of the Idols and the Anti-Christ (New York: Penguin Books), s. 70) Ateist Russell: "Ahlak, toplumun birey üstündeki baskısından doğar." (Russell, Bertrand (1954) Human Society in Ethics and Politics (London: Allen & Unwin), s. 124 ) Ateist Dawkins: "Gözlediğimiz evren, temelinde, tasarım olmayan, amaç olmayan, iyi ve kötü olmayan, kör acımasız bir umursamazlık dışında hiçbir şey olmayan bir evrenden beklediğimiz tüm özelliklere sahiptir." ( Dawkins, Richard (1995) River Out of Eden: A Darwinian View of Life (New York:Basic Books/Harper Collins), s. 132-133)

 

 

                                                                Dinsiz ahlak, kendilerinden alıntılarla;

      Ensest sapıklığı doğal, eşcinselliğe normal karşılayıp kendilerine hayvanları örnek olarak alan, evlilik dışı ilişkiyi savunup, kadın haklarına aykırı olan genelev türü ortamları erkeklere de genelleştirmeyi talep eden, kötü alışkanlıklara başlayan ve sorumsuz olan, aynı evde kızlı erkekli kalıp sonra kürtajı savunan, kendi iç dünyalarındaki sapıklığı  Müslümanlığa mal eden, sadist ruhlu-bencil bir etik anlayıştır dinsiz ahlak!
 

        

  

 

                            

     

 

                       

 

 

 

                                         

                                        Yıllarca Müslümanlar organ bağışına karşı diye iftira atan ateler, buyrun!

 

 

 

                                                                  Atelerden bir alıntı ile bitirelim

                                           

 T. R. Malthus, insanların dine bağlı kalmadan da ahlaklı olabileceğini ileri sürerken, fakirlere verilecek olan sadaka, bağış veya zekatları, doğal seleksiyona aykırı bulduğunu ileri sürebilmektedir.'Fakirlere, zayıflara yardım etmeyin; bırakın güçlüler ayakta kalsın' diyordu...

 Machiavelli, "Bütün dünya nimetleri güçlülerin hakkı." derken, "İyi insan daima ezilmeye mahkum bir ahmaktır." demekte idi.

 A. Comte ise, " Ahlak kurallarını sömürünün ajanları" olarak görürken, 7 ay akıl hastanesinde yatar, Clotilde adlı bir kadına öldükten sonra 'Büyük varlık' diyerek tapar ve onun kullandığı bir masa önünde diz çökmüş, ibadet ederken ölür.

 

                         Ve ateistlerin asla anlayamayacakları bilime, matematiğe, akla ve realiteye aykırı bir mantık!

                                         

 

                                                       " İslam güzel ahlaktır." (Hanbel, Müsned, II/117)

                                                         "Ahlak ve hukukun ilk kaynağı dindir."  Leibniz

 

 

GELEN MESAJ VE CEVAPLARIMIZ:

Öncelikle şu eleştirilerinizde şu yanlışlık var, bir ateist olarak , ölümden sonra herhangi bir cezalandırmayla karşılaşmayacağım için ahlaklı olmamın imkansız olduğunu söylüyorsunuz. Evet ama, yaptığım iyilikleri ödül almak için yapmıyosam ya, veya kötülük yapmamam için illa ilahi bir ceza olmasına gerek yoksa? Bakın biz insanlarda empati kurabildiğimiz için saygı ve acıma duygusu vardır, ahlak denen şey aslen bu saygıdır zaten. Bakın ben bir insandan bişey çalmıyorsam eşyanın izinsiz alınmasını karşı tarafı rahatsız edeceğini bildiğimden, ve ona saygı duyduğumdan dolayıdır. Ama işte sizinle farkımız bu, sizin ahlak anlayışınızda adalet, ve saygıdan çok sex yer alıyor.Sevgilimle sevişince ouww oluyor, ama ouww diyen adam, adam kayırıyor , torpil yapıyor. Gece rakı sofrası kurunca ouww oluyor, ama o ouww diyen çok müslüman, ahlaklı kardeşimiz hemşerisinin işini daha önce hallediyor. Kardeşim bak bi adam gerekirse tüm yollardan grup sex yapsın, bana göre hemşerisinin işini önce yapan adamdan daha ahlaksızdır.

CEVABIMIZ:
Aslında uzunca ele alınıp, psiko-sosyal temelden hareketle irdelenmesi gereken bir mesajınız var. Ama ben kısaca cevap vereceğim: Müslüman'ın yaptığını iddia ettiğiniz bir yanlışı başka bir yanlışla kıyaslamanız ve iki yanlıştan birini seçme eğiliminiz bile aslında bizlere dinsiz ahlak konusunda önemli bir gösterge sunmaktadır... "İslam'da ise her ikisi de yanlıştır." Adalet İslam'da büyük önem arz eder. Siz adaletli olunca ahlaksız olunabileceğini ima etmenizde aslında yine aynı yanlış eğilime sahip olduğunuz sonucuna bizi götürmektedir. Saygı kavramı islam'a aykırı bir kavram değildir ve ateist olan birisinin yani hayata bakan ve " Evrende güçlü olanların yaşadığına " inanan bir insan topluluğunda yüzdelik olarak kaç kişinin saygı kavramına önem vereceğini hiç düşündünüz mü? Ayrıca bu saygı ateist bir ortamda yetişen insanlarda kazanılabilir mi idi acaba, çünkü bu kavram maddi-somut değil tamamen manevi bir kavram... ;) İnsan sadece ceza korkusu ile hareket etmez Berkay arkadaş, Allah rızası, cennet ümidi - Bu defa da menfaat dicen buna :) - hatta mana aleminde ileri gidip " Bana seni gerek seni" diyerek tamamen bu kavramları aşan bir bakış açısına da insanlar sahip olabilir. Hem unutmamalıdır ki ateist ülkelerdeki "sosyal devlet "anlayışı veya kanun kurallara uyma- cezalarından kaçınma amaçlı yapılan iyilik görüntüleri de aslında yine kanun temelli zorlamalar ile yapılan davranışlardır. Onlarda da sevgi, hümanizm aramak beyhude bir çaba olur! Son olarak; ateist etik hatta ahlaklı da olabilir ama bu ahlakının temelinde ateizm veya sizin deyiminizle "saygı" değil, Ateizm öncesi içinde yaşadığı toplumdan aldığı manevi değerler ve yaratıcının insan içine yerleştirdiği vicdanın bunda önemli rol oynadığı iddiasındayız. Gerisi siz ve vicdanınıza kalmış. saygılar

 

Bu arada güzel kardeşim dinzsizlik oranının fazla olduğu ülkelerde suç oranı daha az olduğu müddetçe bana çıkıp diyince sana gülesim geliyor :D

CEVABIMIZ:
İstatistikler ne yazık ki gülme eylemini ertelemeniz gerektiğini göstermektedir. Ekonomik yönde güçlü olmaları belki hırsızlık gibi adli vakaların görülmesine engel olsa da, suç teşkil eden olayların sadece ekonomik-maddi gelişme ile paralel olmadığını da açıkça göstermektedir. Manevi boşluğun neden olduğu sonuç istatistiklerle ortadadır. Gerisi sadece olaylara ideolojik bakış açısı ile yorumlanabilir. Umarım gülümsemeniz yüzünüzden hiç eksik olmaz ;) Bu arada İngiltere, Almanya başta ekonomisi ileride olan ülkelerin dünya emperyalizm alanında oynanıkları birincilikleri de umarım aynı mütebessim yüzle karşılamıyorsunuzdur!

 



verdiğiniz bütün örnekler kadın cinselliği üzerine. dindarların dönüp dolaşıp ahlakı kadın cinselliğine getirip seks üzerinden vermelerinden benim yüzüm kızarır oldu. aslına bakarsak kendi reisleri 13 karılıdır ne ki. cariyeleriyle olan ilişkileri de kısıtlanmaz.
dünyaya bir bakın doğa ve hayvanların yaşam alanı için mücadele edenlerin tamamı sizin ahlaksız dediğiniz anarşistler ya da sol gruplar. azıcık gözünüzü açın dünya da mutsuzluk batıda mı yoksa ahlaklı ortadoğu ve afrikada mı ? 1500 yıldır savunduğunuz dininiz ne gün ne asırda huzur vermiş inançlılara. batıya her fırsatta küfreden müslümanlar ilk fırsatta batı kapılarına hücüm ediyor ahlaksız batıdan medeniyet direniyor. kılıç üzerinden ve yağmaya dayalı ekonominizi asrı saadet diye yutturmayı ancak cahil cühelaya; garip gurebaya yutturabilirsiniz.
CEVABIMIZ:
Selcan hanım,
Yazınız paradokslarla dolu, olaylara ideolojik ve tek taraflı hatta tarafgir bakıyorsunuz ve farkında bile değilsiniz ne yazık ki!
Yazımızın konusu ahlak! Ayrıca keşke sadece ahlak denince kadın söz konusu olsa! Ama ne yazık ki ahlaksızlığın sınırı yok...! Ahlak başlıklı yazıda nasıl örnek vermemizi beklerdiniz acaba? Ayrıca İntihar oranları, hastalıklara yaklaşımları veya bulunan paraların iadesi gibi extra bilgiler de mevcut yazımızda. Ama eksik şurada diyebilirsiniz, Dinsiz toplumlarda var olan sömürü düzeni, baskı, katliamlar neden yok yazımızda, ne de olsa bunlarda ahlaksızlık olarak nitelendirilebilir, değil mi? O zaman size hak verebilirdim!
Reis kavramı ile olayları ne kadar politize ettiğiniz ortada ayrıca! İslam tarihinde efendimize bu lakabı takan ilk kişi ünvanını kazandınız bravo! Ayrıca efendimizin evlilikleri konusunu ele aldığımız yazıyı okumadığınız belli, OKUmamak ateizmin önşartı mı oluyor ne?! Cariyeler konusu da ayrıca sitemizde ele alınmasa dicez eleştiride haklı olabilirsiniz ama onu da es geçmişsiniz!
Solcuların insanlara mutluluk getiremediği malum! Artık şanslarını doğa, hayvanları korumaya adıyorlar burada size kısmen katılabilirim. Katılırım da ama nedense bazı emperyalist devletlerin güdümünde başka emperyalist devletlere karşı maşa olarak kullanıldıkları iddiasına siz ne diyeceksiniz? Ağaç veya doğayı savunuyorum derken aslında dış istihbarat örgütlerinin kuklası olarak kullanılan eylemlerde solun kullanıldığını biliyor musunuz acaba?! Ya benzer şeyleri sol kökenli hareketler yapınca bunların görmemezlikten gelinmesine ne denmeli? Ya da hayvan haklarını savunanların, ‘ nasılsa doğada da gözlemleniyor’ diyerek,evrim teorisinden hareketle, özgürlük adına eşcinselliği savunanların aynı gruplar olması size bir şey anlatmıyor mu…!? Sadece bir yüzyıl eşcinsellik dünyada hakim olsa insanlığın kökeni kurur yahu!…
Peki siz sol ve ideal sistem diye bir yazı, mutlu bir ülke bize gösterebilir misiniz acaba? ( İdeal sistem örnekleri yazımıza bakınız :) ) ÇİN komünizm ile yönetiliyor hala öyle mi? En büyük işçi emek sömürüsü şu an bu ülkede. Ya Küba? Kapılarını kapitalizme açtı, görünüşü kurtarıyor. Ya Stalin Sovyetleri: Baskı, zulüm, cinayet ve ekonomik yıkımların oluşturduğu yamyamlığa varan ( Benzer süreç ÇİN’de de amo sayesinde yaşandı ) yüz binleri kapsayan ölümler olmadı mı? Sol adına Politbüro ülkeyi saltanata çevirmedi mi? Castro yerine krallık gibi kardeşini bırakma dı mı? Pol bot, Kamboçya’da bir kaç yılda ülke nüfusunu 6 milyondan 4 milyona indirmedi mi?
En büyük paradoksunuzda emperyalizm ile ortaya çıkan ülke refahlığını savunabilmeniz. Dünya nüfusunun yüzde 5 ini oluşturan ABD, dünya kaynaklarıunın yüzde 25 ini tüketiyor. Petrol pardon demokrasi ihracı ile dünyaya özgürlük getiren sadece ABD mi? Avrupa ülkelerinin sömürü düzeni hakkında belki bilgi edinmek istersiniz hem neden doğu ve afrika geri onu da görebilirsiniz;İslam ülkeleri neden geri adlı yazımızda!
1500 yıldır İslam ne kadar huzur verdi, örneklerimiz var ama OKUmadınız yine: Pratik örnekler diye aratın isterseniz, belki OKUrsunuz!
Batıyı bu kadar idealize edip kılıç ile ülkelerin kalkındığını ileri sürmeniz ancak oryantalizmin hedefe ulaşdığının göstergesi olarak görebiliriz, zalimi savunan, mazlımu suçlayan bakış açınızı bir daha sorgulamanızı rica edicem. selamlar.

 

 

Konu cinsel ahlâk ha! Yazınızın bir kısmını okudum, bir kısmını okumaya erindim. Haber başlıklarındaki örneklere göz gezdirdim. Ateist sitelerine girin, orada ne haberler görürsünüz gerçek yaşamdan alınma, sizi hemen dinden çıkartmaya yeter. Yorumum yayınlanır mı bilmiyorum ama bir tarafın dini haklı çıkarmak için avrupa ülkelerini baz alıp oralardan örnekler vermesi, diğer tarafın da islâm ülkelerinde yaşanan rezilliklerinden örnekler verilmesi bu konuyu hiç bir yere götürmez. Her iki tarafa da dürüst bir değerlendirme önerebilirim. Hac vazifesine bir kadının tek başına gitmesinin güvenli olmayacağını duyduğumda ve nedenlerini dinlediğimde dudağım uçuklamıştı. Sizin bu haber başlıklarınızda neden islâm ülkelerinin cinsel ahlâkı ile ilgili haberler yok? Ha yok o bazı islâm ülkelerinde yaşanan islâm değil, onların çoğu münafıktır diyorsanız konuya bir de bu açıdan bakın mesela çünkü münafıklık ya da dinini bilmemek ateistliğe en yakın durumdur. Bir de bu cahiliye toplumlarındaki tecavüzleri anlatın. Mesela şeriatla yönetilen ülkelerde tecavüze uğrayan kadının eğer şikâyet ederse kendisi de direkt olarak tecavüzcüsünü tahrik ettiği gerekçesi ile ceza alacağından dolayı hiç bir kadının böyle şeyleri ihpar etmeye cesaret edemediğini ya da tecavüze uğrayan bir çocuk ya da genç kızın ailesi tarafından ya öldürülüp ya da tecavüzcüsüyle evlendirilmek zorunda kalınarak olayın kapatıldığı İslâm ülkelerinin haberlerini de yayınlayın mesela. Tabi böyle şeyler o ülkelerde haber konusu yapılıyorsa. Ya da tecavüz vakaları bu ülkelerde kayıt altına alınıyorsa. Ya da buluğ çağına girdi diye adet görmeye başlayan kızların ahlâklı islâm ülkelerinde evlendirilip ilk gecelerinde, vücutları cinsel ilişkiye hazır olmadığı için rahimleri yırtılıp aşırı kanama sonucu hayatını kaybeden kızların haberlerini paylaşın. Mesela deyin ki bir de İslâmın layık olduğu şekilde yaşanmayan ve cehaleti sürdüren sözde İslâm ülkelerinde cinsel ahlâk yerlerde sürünmektedir, Allah onları hidayete erdirsin gibi bir başlık atın. Suud gibi bir ülkeye bir kaç gereksiz cümle ile değinmişsiniz. En azından sizin dürüstlüğünüze inanalım.
CEVABEN
Hanım efendi, yazının konusunu ‘dinsiz ahlak’ olabileceği iddiasına cevap verilmek üzere hazırlanmış yazı okuyorsunuz! Bizde önce dinsiz ülkeleri sonra ahlaklarını (!) delilleri ile sıraladık. Bence siz konuya önyargılı yaklaşıyorsunuz. Eğer İslam ülkelerinde ahlakî sorun var mı derseniz, cevabımız Evet! olacaktır. Ama site;ateizm-oryantalizm üzerine hazırlandı ve konu da ‘dinsizlerin’ ahlakı…
"Güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen" (Muvatta, Husnü'l Halk, 8; Müsned, 2/381) bir dinde tecavüzün göz ardı edildiği iddiasında bulunmanız üzücü. Mesela İslam ülkeleri dediğiniz ülkelerde içki, kumar, faiz, genelev, …vb şeyler bulunuyor ama bu, İslam’da bunun var olduğu, bunların dinimizde caiz olduğu anlamına gelmez, aksine; halkın İslam’dan uzak olduğu izlenimini doğurur.
İslam’da evlilik yaşı sitemizde ele alınıp işlendi, keşke subjektif yorumunuzdan önce OKUsa idiniz; bi umut adresi verelim: İslam’da kadın hakları adlı yazımız!
” İslâmın layık olduğu şekilde yaşanmayan ve cehaleti sürdüren sözde İslâm ülkelerinde cinsel ahlâk yerlerde sürünmektedir, Allah onları hidayete erdirsin.” AMİN!

Not, İslam ülkeler,; başta İran ve Suud ( Şii ve vehhabi kardeşlerimizdir ama bu ülkeler bela!) olmak üzere, ateizm- oryantalizm konuları bitti mi ele alınacak konular arasında bulunuyor ama ‘müsaade edin’ bi ate’leri bitirelim.
selametle.