Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
GÜL EFENDİMİZ, ÖNDERİMİZ ADINA ,  CW'DEN ... HÜRMET VE SALAT İLE...

EY SEVGİLİ..

         Ey sevgili en sevgili..

Aşkımın tahtına oturan naz makamının efendisi dünya insanının sana muhtaç anları,nisan sabahlarıydı.Olmadığın iklimlerin yağmurları bulanıktı.ötelerden bir rahmet düşmüyor,gönül yamaçları baharı bilmiyordu.kainata teşrifinle gönüller cennet yamaçlarının rengini aldı.ve hayat çeşmesinin ufukları damla damla görünmeye başladı.Ne büyük şerefti seni bilmek..seni bize bildiren rabbe şükürler olsun.

Adını konuşmaya başladığımız zaman öğrendik,ilk ezberlediğimiz belki senin ismindi.Doğduğun yerin ismini,hicretini ve Rabbimin izniyle seni himaye eden büyüklerininadlarını..sonra mübarek annelerimiz olan zevcelerini ve sana evlat olma şerefine erişen çocuklarını.Daha biz küçük bir çocukken oturmuştun yüreğimizin en güzel yerine.Ya biz sana layık bir ümmet olabildikmi acaba?Şimdi bu ızdırabı yaşıyorum.Gönlümde göz yaşlarım.yüreğimde işlenen sancılarım ve sen dilendiğim şefaatin var dilimde.içim derinden sızlıyor.Öyle bir sızıki seslendirsem deli  derler bana.Ey kendisine söylenen selamları işiten vefalı dost sana ümmet olmak için seni sevmek yeterse eğer ben seviyorum.Elbette seviyorum.Nasıl sevmem?Kalbimin bütün zincirleriyle nasıl bağlanmam sana?Kimler seni ölesiye sevmediki,Yaa RasulAllah.

Hz.Bilale kızgın kumlar üzerine dayanma gücü veren sana olan bağlılığı ve sevgisi değilmiydi?Hz.ebubekire anam babam sana feda olsun Ya RasulAllah dedirten şey neydi?nasıl sevmem seniElbette seviyorum bir ömür boyu seveceğim.daha niceleri efendim.Daha nice kalp seninle sevginle dolup mübarek olmamışmydı.Mübarek sevgin daha nice kalbe ışık olup hayat vermemişmiydi?Bir güvercin seni korumak adına türlü oyunlar oynamamışmıydı?Ve hepsinden önemlisi Cenabı-Hak sana olan sevgisini SEN OLMASAN ALEMLERİ YARATMAZDIM şeklinde ifade etmemişmiydi.Sevginle doluyum ya rasulAllah gönlüme hayat gözlerime ışık olurmusun?Bir ağaç kadar olamayan muhabbetimi kabul edermisin?Sen özümsün Tutkunun oldum ya RasulAllah.

Benide yoluna düşenlerin içine alırmısın?şemsiyende gölgelendirirmisin,aşkınla hasretinle kavrulmuş gönlümü?Duy lütfen feryadımı tut elimden ümmetin olmak istiyorum sana layık olmak istiyorum.Hüzünlüyüm ama bir okadarda umutluyuz.Zamanımız çok çetin sana çıkan yollar sarp.Biz gurbette mahzun gözlerimiz ışığa muhtaç senden uzakta gözlerimiz dolu ve buğulu..biz gökte yankılanacak taleal bedru larla kalbimize karışacağın günlerin hasreti içindeyiz.Ey sevgili en sevgili elimizde bir demet gül seni beklemekteyiz.

AllahIN SELAMI VE RAHMETİ  OKUYAN HERKESİN ÜZERİNE OLSUN
                                                                                                                                                      
GrandTurk
 

Bismillahirrahmanirrahim.

     7 cihan serveri Hz Muhammed (S.a.v.) Allah’ın izni ile aşağıda yazacağım sözler sizin ruhaniyetinize buradaki aziz kardeşleriminde şahitliğinde ulaşacaktır. Saygıda kusur eylersem Allah affeylesin.1400 yıl evvel, Arabistan’ın ortasında Mukaddes şehir Mekke’de Allah katındaki tek Din’i bizim gibi günahkar ve gaflet içindeki insanlara ulaştırmak için gözlerinizi açtınız. Yaşadıklarınızı sizden iyi bilecek birtek kul yoktur. Çok acılar çektiniz. Acılarınızı sizinle birlikte o dönemde onlarca aziz efendilerimiz ortak oldu. İslam için, Allah için savaştınız, taşa tutuldunuz, sizi yalancılıkla suçladılar. Mallarınız yağmalandı.

     Siz daha sayamayacağım o acıları bizim için çektiniz. Bir elime Ay’ı Bir elime Güneş’i verseler yinede bu yolumdan dönmem dediniz. Kısacık ömrünüze çok şey sığdırdınız. Gözlerinizi yumarken bile bizi düşünüp, bizim için ağladınız. Bize en büyük miras olarak İslam’ı, Kuran’ı Allah’ın sözünü ve sünnetinizi bıraktınız. Biz onlara layıkmıyız ya Rasullalah? Veda hutbenizde birçok önemli noktaya değindiniz. Faizi haram kıldınız. Kan davasını kaldırdınız. Biz bunlara riaye edemedik ya RasullAllah.

     Ana babaya saygı dediniz. Biz, onlara sövüp dövdük ya RasullAllah.Hz. Hamza Hz. Vahşi taranfından şehit edildi. Allah’ın arslanı gözlerini sizin gibi yumdu. O iki mukkaddes kulun kolkola cennete gireceğini söylediniz. Yani tüm günahların affedilebileceğini söylediniz. Biz, buna inanmak istemedik belkide. "Zaten cennete giremeyiz, en iyisi cehennemi hakedelim" dedik. Sizi ve İslam’ı anlayamadık.Bize çok şey verdiniz. İnsan olmayı öğrettiniz. Bir insanın kalbinde zerre kadar iman olsa cennete girecektir dediniz. Bu sözünüzü bile çarpıttık ya RasullAllah. O hadisin cevabını hiçbir zaman söylemedik. Belkide söylemekten korktuk, belkide ağır geldi. O sözünüzün devamında o zerre kadar imanı şöyle açıkladınız: Sabah namazını kılamayınca bir yakınınız ölmüş gibi üzülürseniz o zerre kadar imana sahip olabilirsiniz. Bizim zerre kadar imanımız bile yokmuş ya RasullAllah.

      Siz, halifelerinizi bize bıraktınız. Hz. Ali’ye kızınızı verdiniz. Hz. Ali İslam için çok zorluklar çekti. Şimdi bizden birileri Hz. Ali’yi sizin önünüzde görmeye başladılar. Hz. Ali şimdi yaşasa onlara ne çok kızardı. Yazık bize ki Alevi’nin anlamını öğrenememişiz. O mukaddes insanı kendi çıkarlarımız için ne kötü kullanıyoruz. Aleviliği Hz. Ali’yi sevenler olarak tanımlamıyoruz artık.Hz. İsa, o cennetteki tabir edemeyeceğimiz kadar güzellikteki yerlerin tapularının Sizin yolunuzdan gelenlere verileceğini gördü. Hz. İsa bile sizin ümmetinizden biri olmak için Allah’a yalvardı. Biz, Hz. İsa’dan daha çok şanslıyız. Çünkü İslam ülkesinde dünyaya geldik. Sizin ümmetinizden biri olma şerefine eriştik. Bu şerefin kıymetini bilemedik ya rasullAllah.Allah bizi mahluka-ı eşref olarak yarattı. Biz, Allah’a karşı gelerek yaratılanların en aşşağı mertebesine kendimizi layık gördük. Şimdilerde Allah yok diyorlar. Ne büyük gaflet içindeyiz Allah’ım affeyle bizi. Bizide bizden öncekiler gibi helak etme. Bizi Hz. Muhammed (S.a.v.)in hatrına bağışla. O’nu ve İslam’ı anlayıp yaşamamıza yardım et.

       Hep kötülükleri yaşamadık. Sizin yolunuzdan bir çok Aziz insan yürüdü. Onlar, Bizim sizi anlayabilmemiz için bir nevi elçilik görevini üstlendiler. Hep doğru yolu göstermek için çaba sarfettiler.Onları da aşşağıladık. Yalancılıkla suçladık. Ne garip tesdüf değil mi? Sizi suçladıkları herşeyi biz yani Müslümanlar O Mukaddes insanlara söyledik. Yollarına taşlar bıraktık. Sizi anlayan insanlara ilticacı, gerici, eski kafalı diyoruz. Doğru, biz yeni kafalıyız. Bu yeni ve modern kafa bizi size layık ediyor mu? Hayır etmiyor. Tam anlamıyla cehennemi haketmek için savaşıyoruz.

       Kimi, Sizin "İstanbul bir gün elbet fetholunacaktır. Orayı fetheden ne güzel komutandır, ne güzel askerdir." sözünüz üzerine nice yiğitler kanlarını döktü. Nice savaşlar yapıldı. Onlar sizi ne çok seviyor. Biz ise şimdi Sizinde sevdiğiniz İstanbul’u ne hallere düşürdük bir bilsen.İslam devletleri en muhteşem dönemlerini yaşarken Avrupa tam anlamıyla bir çöküş içerisindeydi. Ne garip şeyler tartışıyorlardı. Sonunda o tartışmaların birşeye yaramadığını gördüler. Bizi geçtiler. Biz şimdi türban takanı düşman ilan ediyoruz. İlim Çinde bile olsa git öğren sözünüzü yerine getirmiyoruz. Gavur icadı diye ilimi redediyoruz. Türban ile uğraşıyoruz. Yani o eski Avrupa dönemini şimdi biz yaşıyoruz. Bizi bu gafletten kurtarmak için Allah’a yalvar ya RasullAllah. 4 Kıtaya hükmetmiş bir neslin torunlarıyız. Ama şimdi 4 kıtanın esiri olduk. Onlar 4 kıtaya hükmederken sizin yolunuzdan gittiler. Her işlerini İslam’a göre yaptılar. Fetva almadan hiçbirşey yapmadılar. Şimdi aklıma tam olarak gelmesede bir olaydan bahsedeceğim:

       Kanuni Sultan Süleyman hükümdarlık dönemide Başka bir İslam devletini ele geçirmek için O dönemin Şeyhülİslam ından fetva ister. Şeyhülislam ise hiçbir sebep yokken ne diye O islam devletini almak istediğini anlayamaz ve fetvayı vermez. Kanuni ısrar edince şu cevabı verir: "Kanuni, Israrını sürdürürsen senin azlin için değil, katlin için fetva veririm." O dönemdeki devletin başkanı bile İslam bilginine karşı gelemezken biz şimdi Din ile devleti ayırıyoruz. Bu yüzden 4 kıtanın esiriyiz.Cami’ye gideni Terörist olarak görüyoruz. İslamiterör kelimesini kullandırıyoruz. Biz bilmiyoruz İslam’ın anlamını. İnşAllah öğreneceğiz.Biz, tüm bunları ve daha fazlasını yaparken siz Ahirette bizim affımız için yine Allah’a yalvaracaksınız. Bizim cehennem ateşine girmememiz için elinizden geleni gine yapacaksınız. Biz kendimizi düşünmezken..... İşte farkımız burda. O yüzden Allah sizin için tüm kainatı yarattı. Biz, sizin için yaratılan bu kainata bile saygılı değiliz. Kendimize yetmezmiş gibi tüm evrene de zulmediyoruz. Kendimizi evrenin efendisi olarak kabul ediyoruz. Haşa kendimizi Allah olarak görenimiz bile var (Allah’ım affeyle beni.)  Kul hakkı yemeyin dediniz. Hem hellallik istemek çok zor olur hemde ne kadar sevabınız olursa olsun cennete giremezsiniz dediniz. Biz, daha kul hakkı ne demek onu bile bilmiyoruz. Fakirin, öksüzün hakkını yemek için birbirimizle yarışıyoruz. Bu hakkı nasıl öderiz ya Rasullallh?

    Kardeşi kardeşe kırdırıyoruz. "Arabın, arap olmayandan bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük takvadadır" Biz bu sözü niye hiçbir zaman anlamadık anlayamıyorum. Aynı topraklarda, aynı Din’e inanan insanlar niye birbirilerini kırar? Biz bu tavrımızla sizin sözünze inanmamakla kalmayıp sizi yalancılıkla suçlamıyor muyuz? Eğer yalan söylemiyorsanız dediğini yapmamız gerekmez miydi? Hem inanıp hem yapmamak ne büyük cehalet. Cehaleti İnşAllah İslam’a sıkı sıkıya tutunarak yeneceğiz.Tüm bunları söyleyen benim! Yapmayanda benim! Ben ne kadar cahil bir insanım değil mi? Bilipte yapmamak en kötü günahlardan değil midir? Ne kadar günahkarım. Allah’ım affeyle beni. Doğru yola dönmem için yardım eyle. Şu an ölsem o azaplara nasıl dayanırım? Allah’ım ölümü bize unutturma. Kafamızı devekuşunun yaptığı gibi kumun içinden çıkart. Etrafımızı görmemize yardım eyle.

       Yazacak şey çok ya RasullAllah. Tüm bunlardan bize ders çıkarttır Allah’ım. Gözlerimizi aç. Salih kullarından eyle bizi. Msülümanlar’a yardım eyle. Irak’taki, İran’daki, Çeçenistan’daki, Pakisan’daki, Filistin’deki ve diğer tüm acı çeken yerlerdeki Müslüman kardeşlerimize yardım eyle. Bizi affeyle Allah’Im. Hz. Muhammed (S.a.v.) Sende bizleri affeyle. Sana layık olamadık. Artık layık olmak için birşeyler yapmamıza yardımcı ol. Allah’Im  Bizi doğru yola eriştir ve o yoldan ayırma. Muhammed aşkına dualarımızı kabul eyle. SadakAllahul Azim.  
                                                                                                                                                                            DictatoR
 

                                                          Asrın günahkârları adına, Efendiler Efendisine (s.a.v),

       Sana “gel” demeye yüzümüz yok Efendim. Sen kabul buyur bizi, sen davet et de biz varalım o ravzay-ı pâkine yalınayak. Gerekirse yollarında emekleye emekleye, hatta sürünerek, yüzüstü gelelim huzuruna. Sen kabul et ki biz senin uğruna her türlü ezâya, cefâya razıyız.
Öyle bir yaşamdayız öyle bir devirdeyiz ki elimizi haramdan gözümüzü zinadan ayıramıyoruz.Camiler de sadece yaşlılar Namaz Kılıyor Ezan-ı Muhammed Okununca onu dinleyen yien yaşlılar oluyor Bizim gibi gençler ise Cafelerde barlarda kahvalerde geziyor.Yüzüne Bakacak Yüzümüz Yok Sana Gel diyemiyoruz yeter ki sen bize gel de biz sürünerek gelelim

Sümeyye’ler (r.a) misali bizi de ayaklarımızdan bağlayıp develeri ters istikamete sürsünler. Bedenlerimiz iki parça olsun. Vücudumuz tek parça olarak kapına gelmekten utanıyoruz. Bir değil bin parça olsun bedenlerimiz de yeter ki kabul et bizi. Kabul et ki Bilâl (r.a) gibi bizi de kızgın kumlara yatırsınlar ve diyebilelim Allah’ın huzuruna çıkarken, o gün, senin ve dinin için bütün meşakkatlere katlandık diye. Kabul et ki Habbab bin Eret (r.a) gibi bizi de bir hasıra sarmalasınlar ve sonra da yaksınlar. Senin yolunda feda edilmemiş bir can olarak huzuruna gelmekten utanıyoruz Efendim. Yeter ki sen “ümmetim” diye kabul et bu asrın günahkarlarını Efendim.
Bizi de “liva-ül hamd” sancağının altında topla, o dehşetli günde. O gün öyle dehşetli gün ki bütün beşeriyet hatta peygamberler dahi “nefsî, nefsî..” dediği gündür. Sadece senin “ümmetî, ümmetî..” diyeceğin o günde, bizi yani bu acizleri, bu günahkar ümmetini bir halimizle perişan bırakma Efendim.Öyle bir hale düştük ki Efendim, gündüzlerimiz bile siyaha boyandı. Sen kokmayan gülleri büyüttük bahçelerimizde. Senin için olmayan neyimiz varsa hep renksiz, neyimiz varsa hep yağmalandı çaresiz. En kutsal hediyesiydin Yaradan’ın bize. Heyhat ki koruyamadık tam manasıyla seni. Asır, sinede ateş misali oldu.. İman elde kor gibi Efendim. Sevgili diye yılanlar atıldı koynumuza.Ey Güllerin Sultanı! Sana gel demeye yüzümüz yok. Sen davet buyur bize. Biz gelelim alemlere rahmet olan Sen’in nurlu eşiğine. Davet et ki bütün meşakkatler kabulümüzdür. Tek temennimiz bu asrın biz çaresizlerini de “Ey rabbim! Bunlar da benim ümmetimdendir” demendir. Toprak olup aslımıza döneceğimiz günler elbette uzak değildir. Bir tebessüm buyur ki gittiğimiz yerler nurunla aydınlansın Efendim.

Amellerimiz bizi cennetin yanına bile götürmez ki sana muhabbetimiz olmadan. Bizi “ümmetim” diye kabul et ki asırlardır hep dünyaya bel bağlamış şu günahkarların artık Sen’in muhabbetinle yürekleri taşsın cihandan, cuş-u huruşa gelsin yüreklerimiz sana olan aşkla.On dört asır evvelinden “Ümmetim yağmur misalidir. Evveli mi ahiri mi hayırlıdır bilinmez” buyurmuştun. Ama Efendim, biz haramlarla günahlarla hemhal olduk daim. İçimiz dışımıza bir çevrilse ne kadar acınacak halde olduğumuz görülecek. Allah ise bu halimiz mahşere sakladı. Bu yüzden başımız önümüzde eğik, bu yüzden sana “Gel Ey Efendim” diyemiyoruz. Çünkü sana gel demekten utanıyoruz Ey Gönüllerin Şehremini. Öyle ise biz gelelim kapına. Kapına gelip Kıtmir’in olalım Sen’in daima.
Kabul et nolur. Yoksa başımıza dağlardan daha büyük taşların yağacağı gün yakındır. O gün kaçacak yer olmayacak Efendim. Azığımız olan salih amelleri boynumuzda gerdanlık yapamadık bu dünya zindanında. Kalplerimiz taş kesildi Ey Gönüllerin Sultanı! Ummanlar çekilip kurudu birer birer. Hayat çöl ortasında kaldı çaresiz.

Sana “gel” diyemiyoruz Efendim, “doğ gecelerimize” diyemiyoruz sana Sultanım. Ama nolur sen kabul et de senden gayrı neyimiz varsa hepsini geride bırakıp sana gelmek istiyoruz. “Af diliyoruz” kapında. Ey Güllerin Sultanı! Bize yüzünü çevirme nolursun.Efendim! Sana salât olsun.. selamlar olsun.. izleri sana ümmet yapana hamdler olsun..                                                  

                                                                                                                                                                                                Komandoya

                           Can Efendim...(s.a.v.)
 

Gönül hicranla doldu, gel Efendim!
Göz yaşlarınla suladığın fidanlar boy attı dön Efendim!
Etraf çimenle yeşile boyandı, gül Efendim!
Akif ’in bülbülü, hicranı bıraktı.
Gül, bülbüle; bülbül güle har efendim!
Damarımda kan durgun, yüzümde matem havası...
Sensizlik bana ar efendim!
Ülkemin bülbülü Güle hasret değil.
Yetiştirdiğin bülbüller "Gül’’e hasret efendim!
Her tarafta senin sesin hemen ensemde nefesin,
Yüreğimde hasretin, ne olur bana gül Efendim
Sabahım figan, akşamım hicran,
Gönlüm sensiz yoz Efendim!
Ruhumda sensizlik hârı, gönlümde sevginin âhı, yüzümde matemin ânı,
Sesimde ayrılığın figanı, bütün dertlerimin dermanı, sen efendim!
Yudum yudum zalam bende, duman duman efkar bende,
Gözüm yaşlı figan bende, ah Efendim;
Gözüm sende, inhiraf etmeyen özüm sende.
Sadece ben değil, dünya insanları sana muhtaç Efendim!
Herkes senin mesajına aç, sensiz duygular mefluç Efendim!
Gözümün nuru, beynimin ışığı, ruhumun dayanağı, ilmimin kaynağı,
Düşüncemin piri, yolumun ışığı; bedeninim kût ve gıdası sensin efendim.
Sensiz gönlüm hüzünlü, boynum bükük, kakülüm dağınık,
Gece duamda, gündüz hayalimde sen...
Sensiz sevenlerin öksüz, hem de yetim...
Sensiz çiçeklerin kokusu yok.
Sensiz kışın baharın tadı yok,
Sensiz ülkemin bereketi yok.
Ah Efendim!
Sana bende olan ayrılır mı yanından?
Hastalıkta öyle ayrılır mı nur insandan
"Bir ben değil alem sana muhtaç Efendim"
Hasret acı dayanmak zor;
Artık ne olur dön Efendim
!

                                                                                 
mai_siyah