Ana Sayfa İrtibat Amacımız    Ateist, Oryantalistlere Cevaplar       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
Eşcinsellik, gen/hormon ve İslam

                                              Eşcinsellik, gen/hormon ve İslam

 

Eşcinsellik kendi cinsine ilgi duymaktır ve bu normal olmayan bir psikolojiyi ifade eder. Tedavi edilmesi gereken bir durumdur ve bu mümkündür. Eşcinsel olup sonradan normal cinsel tercihe dönen bir çok insanın varlığı da eşcinselliğin aslında bir kader olmadığını,  zamanla tedavisinin mümkün olduğunu otaya koymaktadır. 2012 tarihli UNIMELB Eşcinsel Psikolojisi araştırması verilerine göre, kendini - dikkat biseksüel değil - eşcinsel olarak tarif edenlerin % 67'sinin güzel-alımlı bir kadın gördüğünde ondan etkilendiğini de ortaya koymuştur. Yani bazı psikolojik  - Çocukluk dönemi yaşanan ortam, baskı altında yetişme, kız gibi yetiştirilme, karşı cinse duyulan hayal kırıklığı, sadece kadınlar ortamında büyüme vb - nedenlerle  insanlar eşcinselliğe yönelebilse de aslında bu durumun tamamen ben bir yanlış güdülenme, ortamı yanlış algılama, yetişmede ortaya çıkan problemlerden kaynaklanan bir psikolojik sapmadan başka bir şey değildir. Ayrıca çocuklukta görülen ve basının da teşviki ile özellikle ergenlikte sırf meraka dayalı bu duruma meyledenlerin olduğu veya doktorların anlattığı ve bağırsak paraziti türü hastalıkları yanlış algılayıp bu tür eğilimleri olduğunu zannedenlerin olduğu da olayın başka bir yönünü oluşturmaktadır.

Eşcinsellik norma olmadığının bir  diğer kanıtı da, sadece bir yüzyıl eşcinselliğin yaşandığı bir insanlık tarihinden sonra insanlığın devam etmesinin mümkün olmayacağı gerçeğidir. Bu arada eşcinsel ailede yetişecek çocuklar da görülecek travmalar da işin ayrı bir trajedisidir. Eşcinselliği savunanlar arasında, hayvanlar aleminde görülen bazı eşcinsel olayları örnek gösterenlere de rastlanılmakta ise de  unutulmamalıdır ki,  gerek evrimsel gerek dinsel açıdan baktığımızda şunu rahatlıkla görebiliriz; İnsan hayvandan üstün/ileri bir varlıktır. Hayvanlar aleminde iki erkek bir dişi için ölümüne kavga eder ve kazanan dişiye sahip olur. Ayrıca hayvanlar aleminde hemcinslerini yiyenlerin olduğu bir gerçektir ve tüm bunlardan daha istisnai olan hayvansal davranışları örnek almak gerekliliği iddiasının sağlıklı olmayacağı ortadadır. Ayrıca ters ilişkinin,  kişinin iç organlarına kalıcı zararlar verdiği ve AIDS ve frengi gibi hastalıkların bulaşmasını kolaylaştırdığı da ayrı bir bilimsel gerçektir. Bilindiği gibi her erkekte az miktarda kadınlık hormonu da bulunmaktadır ki bu normal bir durumdur. Öyle olmasa, bütün erkekler aşırı sert ve maço, bütün kadınlar ise aşırı kırılgan olurlardı ve ayrıca karşı cinslerin birbirini anlayıp hissetmesi pek de mümkün olmazdı. Ancak sorun bu hormonların aşırı ön plana çıkarılıp yanlış tercihlere neden olduğu zamanlarda ortaya çıkmaktadır. Normalin üstüne çıkan her belirti nasıl hastalık kabul edilip tedavi ediliyorsa, yukarıda saydığımız nedenlerle ortaya çıkan hormonal dengesizlikle sonuçlanan yanlış yönlenmeler de bir hastalıktır ve mutlaka tedavi edilmesi gereklidir. Paradoksal bir örnek verelim; 1990'lı yıllarda ABD'de yapılan geniş kapsamlı seksüellik deneylerinde normal seksüel tercihe sahip bazı erkeklerin, gay erkeklerden daha fazla kadınlık hormonu salgıladıkları belirlenmiştir. Bu durum bile aslında her şeyin beyinde bittiğini göstermektedir. Yine eşcinselliğin nesliyle ve dünyanın geleceğiyle oynayan bazı lobi/zihniyet/oluşumlar tarafından da beslendiği ve desteklendiği bir gerçektir ve batılı ülkelerdeki eşcinselliğe dönük destekler açıklamaların bir de bu açıdan irdelenmesi gerekmektedir.

Günümüzde İslam'ın sınırları içinde bir eşcinsel hayat yaşanabileceği gibi İslam tarihinde olmayan görüşler ileri sürülmeye başlanmıştır. Kuran'da; Araf 81, Şuara 165-166, Neml 54-55,  Ankebut 28-29, Enbiya 74  gibi ayetlere bakıldığında aleni veya gizli, toplu veya özel her türlü eşcinsel yaklaşımın yasak olduğu açıkça görülecektir.

Transeksüellik yani cinsiyet değiştirmek ise başlı başına doğal olmayan,  psikolojik bir anormalliktir. Zenci doğup kendini beyazlatmak isteyenlerin psikolojisinden faksızdır bu durum.

Bir de hermafrodit ( İslam literatüründe Hunsâ müşkil ) denen; çift cinsiyetli olarak adlandırılan insanlar vardır ki aslında bunlar çift cinsiyetli değillerdir. Sadece iki cinsiyet organına da sahiptir. Bir insana çift cinsiyetli denilebilmesi için kadınlara ait XX ve erkeklere ait XY üreme kromozomlarının "her ikisini de" taşıması gerekir ki bu biyolojik olarak imkansızdır. Hermafrodit yani belirgin olmayan bir dış genital bölgeyle doğmuş kişilerde ya XX ya da XY kromozomu bulunur; yani aslında bu kişilerin genetik olarak tek ve belli bir cinsiyetleri vardır. O kişi hangi cinsiyete sahipse, o cinsiyete göre yaşamayı  seçerek, diğer cinsiyete ait üreme yapısı ile alakalı tedavi olup normal hayatına devam edebilir. Bunda ne dinen ne tıp açısında bir sorun yoktur. ( Detay için; Celâl Yıldırım, Kaynaklarıyla İSLAM FIKHI, IV/407-410 )

İslam'da insanın cinsel kimliğinde “tercih” değil “doğallığın" esas olduğunu unutmamak gerekir.

 

                                         Eşcinselliği savunan iki akademisyenin görüşü

Prof. Dr. Mehmet Sungur, Eşcinsellik genetik mi değil mi kesin değil ama genetik olduğunu düşünüyorum. Prof. Dr. Aytül Özkürkçigil, 1993 yılında yapılmış bir çalışmada homoseksüel erkeklerin, X kromozomunda bir bozukluk olduğu yönünde bulgulardan söz edildi.

 Karşı çıkanlar:

Dr. Cem Keçe, CİSED Başkanı: "Eşcinsellik doğuştan gelen bir şey değildir. İnsanın doğasına aykırı bir durumdur. Anne ve babanın hatası yüzünden oluşur. Çocuğun ruhsal gelişim evrelerinde yani 0-6 yaş arasındaki dönemde anne ve babası ile yaşadığı çarpık ve hatalı ilişkiler sonucunda temeli atılan ve daha sonra yaşanan tesadüfî yakınlaşmalarla pekişen gelişimsel bir kusurdur. Eşcinsellerde, geriye dönüp baktığımızda babanın yokluğu ya da babanın aşırı otoriter oluşu ön plandayken, kadınlarda da anneyle sevgi dolu yakın bir ilişkinin kurulamayışı temel sıkıntılar olarak karşımıza çıkar."

Dr. Meliha Karayay, Psikolog : "Bu konuda pek çok yeni çalışma var. Biz, psikoloğuz, bize gelen hastalarımızı dinleyip edindiğimiz bilgilere göre eşcinsellik sonradan edinilen bir davranış. Aile içi ilişkilerin çocuk tarafından nasıl algılandığı, bu konuda son derece önemli. Ailenin, çocuğun kimlik gelişimi dönemindeki tutumları çocuğa yansıyabilir. Model alma yaklaşımı ortaya çıkarsa, eşcinsellik ortaya çıkabilir. Cinsel kimlik modeli dört yaşında oluşmaya başlar. Ancak çocuk, cinsel kimliğini üç yaşında keşfeder ve ailesine sorular sormaya başlar." ( Sabah, 21.03.2010)

Prof Dr. Nevzat Tarhan,  Psikiyatrist:  "Homoseksüeller cinsel yönelimini ve cinsel tercihini doğal yani genlerin öngördüğü heteroseksüel yönelime değil, bir sapma olan kendi cinsine yöneltmişlerdir. Homoseksüel Pedofili olarak bilinen çocuk yaştaki eşcinsteki kişilere cinsel ilgi duyma en sık rastlanılan homoseksüalite biçimidir. Homoseksüellik ile ilgili bir gen tanımlanamamıştır. Ancak eşcinsel tercihi olan kişilerin yetiştirilme tarzı araştırıldığında sosyal öğrenmenin rolü göze çarpar. Aşırı koruyucu ve erkeklere düşman bir anne modeli ile zayıf, evle az ilgilenen veya sevgi vermeyen bir baba rollerini sık görürüz."   (15 Mayıs 2009, Haber7.com) "İnsanlığın geleceği açısından ciddi bir tehlike.  Gençler arasında özgürlük gibi zannedilse de özgürlük değil, bazı değerlerin yok olması. Böyle devam ederse, 50 yıl sonra insan nesli diye bir şey kalmayacak. Sorumlulardan biri de bilim dünyası. Cinsel özgürlük bilim adına destekleniyor.  Benim savunduğum ekole göre insanda biyolojik olarak eşcinsel eğilim yoktur. Eşcinsellik cinsel kimlikten sapmadır. O sebeple toplumsal olarak onaylanmamalıdır. "

İbrahim Balcıoğlu, Psikiyatrist:  "Homoseksüalite, cinsel kimlik bozukluğudur ve onun sapık biçimlerinden biridir."

 

                                                          Eşcinsellik Geni!

 " Eşcinsellik Geni” de Boşa Çıkmıştı... Amerikalı moleküler biyolog Dean Hamer, bundan 10 yıl kadar önce de oldukça iddialı bir çıkış yapmış bir isim. 1993 yılındaki bir çalışmasında erkeklerin X kromozomundaki bir bölgenin eşcinselliğe neden olduğunu ileri sürmüş ve bu “buluşu” medya tarafından göklere çıkarılmıştı. Ancak aynı kromozom üzerinde çalışan diğer bilim adamları, Hamer’ın bulgusunu doğrulayamadılar. Böylece “eşcinsellik geni” efsanesi boşa çıkmış oldu. "  (Mustafa Akyol,  Referans, 12 Ekim 2004)

Scientific Americam Mind dergisinin Nisan 2010 tarihli sayısında “The Third Gender” yani “Üçüncü Cinsiyet” başlıklı makalede Jesse Bering Biyolojik cinsiyetinden ve cinsel kimliğinden rahatsız olan Transseksüelleri incelemiştir. Üçüncü cinsel kimlik olan transseksüelleri ikiye ayırmıştır. Açık transseksüeller, gizli trans seksüeller. Her iki transseksüel durumla ilgili bilimsel çalışmalarda genetik veri bulunamadığı vurgulanmıştır. Kültürel sosyal normların ve öğrenmelerin transseksüel cinsel kimlik ve cinsel yönelim oluşmasında ki ana rolünden söz edilmiştir. ( Prof. Dr. Nevzat Tarhan - Haber 7 :16 Nisan 2010  )

 "Son ilmî araştırmalar ise, medyanın bu slogan haberlerinin doğru olmadığını göstermektedir. Söylenenin aksine genlerin kendini ifade etmesinin fizikî çevre ile birlikte sosyokültürel faktörlerle de düzenlendiği anlaşılmıştır." ( Hamza Aydın, Sızıntı, sayı 419)

Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde görevli ekip, Britanya’daki iki farklı kurumda kayda geçirilen 477 bin 500 veriyi inceledi. Genetik yapılarına dair verileri kaydedilen binlerce kişiye cinsel yönelimleri konusunda da soru yöneltildi. Sonuçları ‘Science’ adlı bilimsel yayın organında yayınlanan araştırmaya göre, sanılanın aksine eşcinsellik geni diye bir şey yok. Beş genetik varyasyonun eşcinsellikte önemli etkisi olduğunu saptayan bilim insanları, “Ancak bu beşli eşcinsellerin sadece yüzde 1’inde bulunuyor. Araştırma ekibinden Ben Neale ise şunları söyledi: “Bir kişinin eşcinsel ilişki yaşayıp yaşamayacağını belirlemek için geliştirilecek gen testi sonuç vermez. Birinin genetik yapısına bakıp eşcinsel ilişki yaşamaya eğilimli olup olmadığını anlamak imkansız.” ( 30.08.2019)

 


  

 

 

 

 "Oğlu özel okulda 16 yaşında " Anne ben erkek değilim." diyor. Neden, çünkü rol alabileceği, örnek olabilecek bir erkek yok hayatında. Tek mücadele eden ve örnek alacağı annesi var ve o da onu örnek almış! Sonuçta da kendini onunla özleştirip, ergenlik çağı içinde ikileme düştüğü o çağda  - kendine  tek seçenek olarak sunulan -  kadın rolünü benimsiyor kendine daha yakın olarak onu benimsiyor. Çocuğun evinde ve özel okulunda kendine örnek alabileceği bir erkek bulamayınca hayatına kendi ancak bu kadar rol ve yol bulabiliyor." ( Bugün, 17.10.2009)

 "Uzun yıllar gey olduğumu sandım. Sonunda anladım ki gerçekte ben gey değil, homoseksüellik problemi olan heteroseksüel bir erkektim." ( Eşcinsellik hakkındaki Pr. Hayrettin Karaman'ın Yeni Şafak gazetesi, 24.05.2009 Tarihli yazısından )

 

 

                                                        Eşcinsellik genetik mi?
                                             (ateizmdenkurtul.wordpress.com alıntıdır )

    Bilim insanları da artık eşcinsellik üzerinde etkili kuvvetli bir gen olmadığına kanaat getirmiştir ve doğuştan gelen genetik faktörler yerine sonradan kazanılan epigenetik faktörlerin daha etkili olduğu yönünde fikir birliği oluşmuştur. (Gavrilets, S., U. Friberg, and W.R. Rice, Understanding Homosexuality: Moving on from Patterns to Mechanisms. Archives of sexual behavior, 2018. 47(1): p. 27-31 )
    Olaya evrimci bakış açısı ile baksak bile, genetik faktörlerin eşcinselliği oluşturmada ciddi bir etkisi olsa idi, buna neden olan genler uzun zaman önce doğal seçilimle yok olup giderdi. Çünkü eşcinsel bir ilişki ile üreme şansı olmadığı için, eşcinseller genlerini sonraki nesillere aktarmada eşcinsel olmayanlara göre çok daha zayıf kalacaklardı, böylece eşcinsellik zamanla tükenecekti. Kendi teorileri bile iddialarını çürütmektedir!
    Eşcinsellik ve alkol, uyuşturucu ve sağlık: Gay ve biseksüel insanlarda kişilik bozukluğunu, alkol ile uyuşturucu kullanımının, ( Herek, G.M., et al., Correlates of internalized homophobia in a community sample of lesbians and gay men. Journal-Gay and Lesbian Medical Association, 1998. 2: p. 17-26; Huebner, D.M., et al., The impact of internalized homophobia on HIV preventive interventions. American Journal of Community Psychology, 2002. 30(3): p. 327-348; Bostwick, W.B., et al., Dimensions of sexual orientation and the prevalence of mood and anxiety disorders in the United States. American journal of public health, 2010. 100(3): p. 468-475; Stall, R., et al., Alcohol use, drug use and alcohol‐related problems among men who have sex with men: the Urban Men’s Health Study. Addiction, 2001. 96(11): p. 1589-1601; Marshal, M.P., et al., Suicidality and depression disparities between sexual minority and heterosexual youth: A meta-analytic review. Journal of Adolescent Health, 2011. 49(2): p. 115-123; Jimenez AD. Triple jeopardy: targeting older men of color who have sex with men. J AIDS. 2003;33(Suppl. 2): S 222–5) ve intihar eğiliminin daha fazla olduğu görülmüştür ki bu araştırmalar Türkiye, Çin, İzlanda, İngiltere ve ABD için yapıldığında da sonuç farketmemektedir. (Yalçinoglu, N. and A.E. Önal, Escinsel ve biseksuel erkeklerin icsellestirilmis homofobi duzeyi ve saglik uzerine etkileri. Turkish Journal of Public Health, 2014. 12(2): p. 100; Lian, Q., et al., Sexual orientation and risk factors for suicidal ideation and suicide attempts: a multi-centre cross-sectional study in three Asian cities. Journal of epidemiology, 2015. 25(2): p. 155-161; Silenzio, V.M., et al., Sexual orientation and risk factors for suicidal ideation and suicide attempts among adolescents and young adults. American journal of public health, 2007. 97(11): p. 2017-2019; Arnarsson, A., et al., Suicidal risk and sexual orientation in adolescence: a population-based study in Iceland. Scandinavian journal of public health, 2015. 43(5): p. 497-505; Eisenberg, M.E. and M.D. Resnick, Suicidality among gay, lesbian and bisexual youth: The role of protective factors. Journal of adolescent health, 2006. 39(5): p. 662-668; King, M., et al., Mental health and quality of life of gay men and lesbians in England and Wales: controlled, cross-sectional study. The British Journal of Psychiatry, 2003. 183(6): p. 552-558; Warner, J., et al., Rates and predictors of mental illness in gay men, lesbians and bisexual men and women: Results from a survey based in England and Wales. The British Journal of Psychiatry, 2004. 185(6): p. 479-485) ve ayrıca eşcinsellerde sağlık ve cinsel hastalıklar oranı daha fazladır. ( Beyrer, C., et al., Global epidemiology of HIV infection in men who have sex with men. The Lancet, 2012. 380(9839): p. 367-377; CDC. Questions and answers: the 15% increase in HIV diagnoses from 2004 to 2007 in 34 states and general surveillance report questions [Internet]. 2009 [Cited 2010 Jan 15]. http://www.cdc.gov/hiv/topics/surveillance/resources/qa/surv_rep.htm. ; CDC. Estimates of new HIV infections in the United States [Internet]. 2008 [Cited 2010 Jan 15]. http://www.cdc.gov/hiv/topics/surveillance/resources/factsheets/incidence.htm. ; Ntale, R.S., et al., HIV seroprevalence, self-reported STIs and associated risk factors among men who have sex with men: a cross-sectional study in Rwanda, 2015. Sex Transm Infect, 2018: p. sextrans-2017-053311)
    Eşcinselliğe yönlendiren faktörler: Bu faktörlerin başında aile bütünlüğünün sağlanamaması, çocuklara yeterli eğitim verilemesi ve çocukların arkadaş ortamlarında gördükleri eşcinsel yönelimlere duydukları merak sayılabilir. Örneğin, Çırakoğlu eşcinselliğe ilişkin dört farklı nedensel yükleme olduğunu bulmuştur. (Çırakoğlu, O.C. (2006). Perception of homosexuality among Turkish University students: The role of labels, gender, and prior contact. The Journal of Social Psychology, 146(3), 293-305) Bunlar fiziksel ve/veya psikolojik bozukluklar, cinsel tercih, model alma ya da heyecan arayışı ve karşı cinsle ilişkilerde yaşanan sorunlar şeklinde özetlenebilir.
   Hayvanlarda eşcinsellik: Eşcinselliğin hayvanlarda da görülmesi normal birşey olduğu anlamına gelmiyor. Eşcinsellik davranışı gösteren hayvanlarda hormonel veya anatomik olarak bir farklılık tespit edilmemiştir. ( Bagemihl, Bruce (1999). Biological Exuberance: Animal Homosexuality and Natural Diversity. New York: St. Martin’s Press ) Yine eşcinsellik hayvanlar arasında, insanlarda olduğu gibi bir süreklilik göstermemektedir. (Bagemihl, Bruce (1999). Biological Exuberance: Animal Homosexuality and Natural Diversity. New York: St. Martin’s Press) Yani kalıcı değildir ve böyle hayvanlar kısa süreliğine bu tür davranış gösterse de normal cinselliğe geri dönerler.

 

                                                  

   Not, Araf, 80-84. ayetlerin içeriği ile ilgili soru ve cevap, "Ateizmin ve deizmin sorularına karşı İddialar ve izahlar" adlı yazımızda ele alınmıştır.

 

 

 
 

                                    "Eşcinsellik tedavi edilebilir, İsterse 6 ayda eşcinselliği bırakabilir"
Psikolojik destek alarak farklı cinsel eğilimlerinden kurtularak kendisini bu meselenin çözümüne adayan Ertuğrul Tulpar, kendisi ile aynı sorunu yaşayan insanları bir dernek çatısı altında bir araya getirdi.

Eşcinselliğin tedavisinin mümkün olduğunu anlatıyoruz. Hayat hikayelerini dinliyoruz. Özellikle çocukluk çağında yaşadıkları sıkıntıları büyük bir dikkatle dinliyoruz. Bunları yazmalarını tavsiye ediyoruz. Çünkü yazmak başlı başına şifalandırıcı bir yöntem çünkü kişinin kendiyle baş başa kalmasını ve gerçeklerle yüzleşmesini sağlıyor. Psikolojik destek alarak üç ila altı aylık tedavi süreciyle, eşcinselliği geride bırakmasını sağlıyoruz.

Biz biliyoruz ki eşcinsellik, psikolojik kökenli sosyolojik bir rahatsızlıktır. Çocukluk yıllarında yaşanan travmalar, anne baba çocuk üçgenindeki dengesizlikler eşcinselliğin sebeplerindendir. Eşcinsellerin en az beşte ikisinin çocukken tecavüze uğradıktan sonra eşcinsel olduğunu, eşcinselliğin psikolojik temelli toplumsal bir hastalık olduğunu, eşcinselliğin tedavisinin mümkün olduğunu, söylemek için bir araya geldik. Eşcinsellik uzun yıllar cinsel kimlik bozukluğu / ruhsal hastalık olarak tanımlandı. 1970'li yıllara kadar eşcinsel bireyler çeşitli medikal yöntemler ve psikoterapiyle tedavi edildi. Zamanla siyasi kutuplaşmalar arttı. Bir grup dedi ki eşcinseller zorla tedavi edilmelidir, diğer grup hayır eşcinsellik kişisel tercihtir hastalık değildir. 1990'lı yıllarda Dünya Sağlık Örgütü, siyasi bir kararla eşcinselliği hastalık ve cinsel sapıklık kategorisinden çıkardı. Bilim dünyası eşcinselliği tedavi etmekten vazgeçti. Eşcinsel tedavi hizmeti veren hekimler baskı altına alındı, gericilik ve bilim dışılıkla suçladılar. Geçmişte zorla tedavi edilmek istenen eşcinseller vardı, günümüzde tam tersine eşcinsel hislerden rahatsızlık duyan ve tedavi olmak isteyen "Lütfen bana yardımcı olun, eşcinsel olmak istemiyorum, beni tedavi edin" diyen bireyler zorla eşcinsel dünyanın içine gönderilmekte. Eşcinsel bireyler, psikolojik destek görerek, çocukluk travmalarını tedavi ettiklerinde, cinsel yönelimleri kendiliğinden değişmekte ve karşı cinse yönelim başlamaktadır. Yüzlerce vakaya yardımcı olduk...Tedavi sonucunda, eski yaşantısından uzaklaştı... Şimdi evlendi, çok mutlu ve üç yaşında bir kızı var. LGBT üyeleri eşcinselliğin doğuştan olduğunu kabul ediyor. Biz bunun çocukluk travmalarının sonucu oluştuğunu biliyoruz. Eşcinsel dernekler fuhuş mafyasıyla işbirliği içinde... (Sabah, 22 Mart 2019)



 

Gelen bir mesaj: Selamün aleyküm hocam. Yazınızdan Allah razı olsun istifade ettim. Ben tıp fakültesinde okuyorum. Eklemek istediğim bir şey var. Bir insanın hem XX hem XY kromozomlarını taşıması mümkün değildir yazmışsınız, buradaki hatayı belirtmek istedim. Çok nadir de olsa böyle bir durum olabilir ama bu kişiler de genel olarak bir cinsiyete daha yakın anatomik özelliklere sahiptirler. Hatta teknik olarak karışıklık yaratmak istemem ama bir insan XY kromozoma sahip olmasına rağmen dişi dış cinsel organına sahip olabilir. Böyle bir vakaya kendim de şahit oldum. Tabi bunlar çok nadir durumlardır. Bu vaka için de iç organları erkeğe uygun olduğu için ameliyatları planlandı. Uzun oldu kusura bakmayın sadece kromozom=cinsiyet olmuyor her zaman bunu belirtmek istedim. Doğrusunu Allah bilir.

 

 

  Soru cevap:

 Selamün aleyküm. Ben bu konuyu bir çok yerde araştırdım ama net bir cevap bulamadım. Allah kuranın bir çok yerinde sizi erkek ve dişi olarak yarattım diyor , ama bazı insanlar doğarken çift cinsiyetli doğuyor. Eger tedavi edilmesse ergenlikte cok büyük sorunlar yaşıyorlar. Kuranda sadece dişi ve erkekten bahsedelirken neden çift cinsiyetli insanlar yaratılıyor? Allah sizden razı olsun iyi çalışmalar.
 

W.a.selam Bilal kardeşim,
Kuran genel hükümleri bildirir, hadisler açıklar, sünnet uygulamayı gösterir ve zaman içinde ortaya çıkan yeni durumlara ise İslam alimleri Kuran ve sünnet çizgisinde fetva adını verdiğimiz hükümleri bildirirler.
Çift cinsiyet konusu dahil ele aldığımız eşcinsellik çerçeveli yazımıza ( islamustundur.com/escinsellik-genhormon-ve-islam.htm ) adresinden ulaşabilirsiniz diyerek sorunuza geçelim:
Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Kuran temel-ana prensipleri ortaya koyar, insan hayatında ana ekseni oluşturan kuralları belirler, istisna yani geneli ilgilendirmeyen konuları hadislere veya fetva alanlarına bırakır. Kuran'da Hucurat suresi 13. ayette geçen ifadeye bakalım:
اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى
ayetin mealine baktığımız zaman şunu görürüz: "Biz sizi bir dişi ve bir erkekTEN yarattık." Ayette geçen 'min' edatının kelime anlamı '-den, -dan' şeklindedir. İngilizcedeki 'from' kelimesi ile karşılaştırılabilir. Ayet mealen şunu söyler: Sizi bir erkek (Adem) ve bir kadın ( Havva)'dan yarattık! Ayette, bir kadın ve erkek 'olarak' şeklinde anlam verebilmemiz mümkün değildir.
Tam 41 çeşit meali inceledim. Sadece, Abdul Metin Saruhan adlı bir kişinin mealinde "biz sizi bir erkek ve bir dişi olarak yarattık" çevirisini yapmıştır ki bu kişi de, gerek ilim ve gerekse açıklamaları ile çok tartışmalı bir kişidir. Konumuz kişi bazlı olmadığı için sorunlu açıklamalarını geçiyor ve geri kalan 40 mealin hepsinde 'dişiden veya kadından' şeklinde çeviri yapıldığını hatırlatıyoruz ki, doğrusu da budur!
Belki aklınız, başka ayetlerde geçen, "sizi çift olarak yarattım" anlamına gelen () Nebe, 8; Zariyat, 49) ayetlere karıştırmış olabilir. Kuran'ın genel hükümler bildirdiğini hatırlayacak olursak, burada da bir sorun olmadığını görürüz: Tüm dünyada her şey çift ( Kadın-erkek; artı-eksi; doğu-batı; iyi-kötü... ) yaratılmıştır!
Peki Hünsa denen çift cinsiyet olayına İslam nasıl bakar, bunu zaten yukarıdaki yazımızda ele aldık; Bu istisnai bir konudur, Kuran'da yer almasa da İslami olarak hükmü bellidir, çözümsüz bir konu değildir!
Sorunuza cevap verdiğimi zannediyorum, faklı bir durum varsa bildirmenizi rica edeceğim. selam ile