Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
 İNNE'D-DÎNE İNDELLÂHI'L-İSLÂM
 
 

                                                                                 SON  NOKTA  !

1-Öncelikle şunun altını çizmek gerekir:" Din yaşam tarzının adıdır, yaşam tarzımız dinimizdir! Kimlik kartında din hanesinde yazan şeyin İslami açıdan hiç bir önemi yoktur! Neyi nasıl yaşıyorsak dinimiz o dur!      
2-Din  iyiliği yaymak, kötülüğe engel olmak için gönderilmiştir. Pasifizm, nemelazımcılık, enaniyet, bencillik İslam ile barınamaz, ilişkilendirilemez!
3- İslam şeriatında önce İman gelir:Allah'a tevhid bilincine sahip olarak iman etmek.Hz Muhammed'i resul, ahireti kabul etmek gerekir...!
   Sonra Ahlak gelir: Hayatımızı İslam'ın emrettiği şekilde "ne kendimize ne başkalarına zarar vermeden" iyi- temiz- namuslu olarak yaşamak gerekir! İbadetler bunu sağlamak için emredilmiştir.
   Tüm  bunların olması içinde gerekli olan sosyal kurallar son sıradadır.Hukuk-şeriat-  bu  boyuttadır ( İman etmiş  bir müminin ekonomik olarak rahata ulaşmış olması gerekir ki ahlakını da muhafaza edebilsin.Faiz, karaborsa bu nedenle yasaklanır ..)
   Bu  sıralama önem sırasına göre dizilmiştir ve her üçünün toplamıdır İslam dini! Önce iman sonra ahlak ve sonra muamelat- hukuk- bu sıra ve üçü bir arada!
 

                                                             TURAN DURSUN
     
Hayatını daha önce de ele aldık...o  bilgilere ek olarak aşağıda bir kez daha değerlendirme yapacağız: Babası daha dogmadan onun için kitaplar satın almaya  başlar."Basra'da ve kufe de bulunmayacak ölçüde büyük bir din alimi " olacaktır...Küçük yaşta sıkıntılara maruz kalır.çocukluğunu yaşayamaz..." Ne yapıp edip herkesi geçmeye karar " vermiştir...Okur ama bunları sadece hedefine götürecek basamak olarak görür tüm bilgileri...Ama  yaşadığı dünyadan habersizdir.Çocukluğunda koşullandığı " en önde olma" , " kendisinden herhangi bir şekilde söz ettirme " tutkuları, din  adına yaşadığı bütün negatif tecrübeleri ileride bilinç altından çıkacak büyük ölçüde şahsiyetini ve dine bakışını etkisi altına alacaktır.Tüm olumsuzlukların sebebini dinle özdeşleştirdiği  " zalim baba "  olarak nitelediği babasını görür. TRT'ye geçince namazı orucu bırakır. Tevrat ve İncil'de kuranda anlatılanların benzerini görünce Hz. Muhammed'in " bir sahtekar " olduğu fikrine varır ve peygamberlik inancını yitirir.Tabii onun bu  ifadelerinde samimi oldugunu düşünmemiz için onun kuranı hiç  okumadığını düşünmemiz gerekir.Kuranın bir çok ayeti zaten bu benzerlikten bahseder.hatta bazı tahrifleri dışında bu kitapları onayladığını belirtir..." O an bende öyle bir hınç oluştu ki , çünkü din - peygamber benim gençliğimi çocukluğumu aldı.onun yüzünden çocukluğumu yaşayamadım."...Dursun sadece dinle kavgalı değildir.Çevresi ile de uyumsuzdur.gerek müftülüğü gerekse TRT'deki görevi esnasında yaşadığı sürgünlerin gerçek sebebi de bu olsa gerektir. TRT'den emekli olmasına gerekçe olarak " bunalım içine düşmek, iş çevresi ile uyumsuzluk, psikolojik  dengesizlik " olarak gösterilir.O bu sürgünleri " her yerde doğruyu söyleme kararlılığına bağlarsa da " bu gerçekçi gözükmemektedir.O  hayatının her döneminde bulunduğu yer ve konumla uyumlu görüşleri en sivri ve uç düzeyde savunmuştur. Müftülüğünde "ilerici din adamı", TRTde " katı laik ", emekliliğinde " kesin din karşıtı"  kesilir.Onun kişiliğinde cinsel tecrübelerinin de önemli bir payı vardır.Hayatını anlattığı romanında bir koça masturbasyon yaptırmasını anlatması da bu açıdan ilginç bir kesittir.Çocukluğunda din adına yaşadıkları kişiliğinde derin izler bırakmıştır.Dini anlatırken kullandığı  uslup ancak kendi kişiliğini tanımlaması açısından bir anlam ifade edebilir.Uslup ve ifade tarzının sahibi ile alakası direk ve tartışmasızdır.Değerlendirmeleri çoğunlukla hamasi, agresif, hatta isterik denebilecek özellikler gösterir.o  bir bilim adamı tavrından çok İslam'a duyduğu kin ve düşmanlık sebebi ile ne pahasına olursa olsun onunla mücadele eden bir savasımcı tavrı sergiler.Dünyayı tek başına değiştireceğine inanır. Adeda bir mesihtir o...!
 

                                                            ERDOĞAN AYDIN
     Aydın özellikle İslam'ın bütünü olarak algıladığı sosyal ve hukukı boyutu ile ilgilenir.Dini aşmak gerektiğini savunur.Dini eleştirirken tarafsız ve nesnel bir konumda değildir.O  olaylara sosyalist bakış açısı ile bakar ve eleştirilerini siyasi ve ideolojık bakış  açısına sahip olarak  yapar.Ama artık aydın kendini " özgürlükçü laik -seküler bir düzenden taraf" oldugunu ileri sürer...
      Bu kişilerden daha çömezce İslama saldıran S. tanilli, mezhepçi (!) aşırı laik ve solcu Ş. keçili, Hadis alanında -ilmine sahip kişilerce komik bulunabilecek kadar hatalarla dolu eser yazan - İ. arsel, 1800 yılların bakış açısı ile İslam'a karşı eser yazan A.R.Erguvan...gibi yazarlara cevaplarımız ise daha önce sitemizde verildi- zaten içerik olarak kopya sayılabilecek yazılar doludur eserleri!-
 

                                                                    DİN
    
Dinin politeizmden - çok tanrıcılıktan- monoteizme - tek tanrıcılıga-  geliştiğini savunurlar.Dinler korku ve umut kaynaklı olarak sonradan yaratılmış olup , insanda var olan ölüm, cehennem ve tanrı korkusunu sömürerek  yaşamaktadır.Din korku çaresizlik sırrını çözemediği olagan olaylar karsısındaki cehaletini inançla telafi etme içgüdüsüdür.Dinin tarihi insanlık tarihine göre yenidir.Dinler çok tanrıcılıktan tek tanrıcılıga dogru evrimselleşmiştir.Bilimsel gelişmelerin dini ortaya çıkaran çaresizlik ve bilgisizligi yok ettikçe  gerçekte hiç bir şeyin tanrı tarafında yaratılmadıgının ispatlanacagını iddia ederler.
   
Bu iddiaya göre dinlerin insanlık tarihinin ilk çağlarında çok daha etkin olması ve günümüze gelinceye dek artık ortadan kalkması gerekirdi.Ama olmadı tabii bu ayrı bir konu..
    Allah peygamber aracılığı ile kitaplar göndermiş,hak dini tebliğ etmiş fakat insanlar zaman zaman putlara , tabiat varlıklarına , heva ve heveslerine tapmış ve onları tanrısallaştırmışlardır.Yani din politeizmden monoteizme değil, monoteizmden politeizme kaymıştır.O zaman Allah yeniden hak dini hatırlatacak nebi veya resuller göndermiştir.Bu konunun devamın   "
konular/ilkdin.html  " adresinden okuyabilirsiniz.
Her üç  kitabı  din dışında, sabilik, mecusilik ve brahmanlıkta da ilk dinin Adem ile başladığı kabul edilmektedir.Bu da zamanla bozulan dinlerin içinde kalan hak kırıntıların ortak paydalarından biridir.İnsan doğasının dine, dinin de  insan doğasına yatkınlığı da dinin ilahi  olduğunun bir ispatıdır.Allah insanın mayasına  inanç icgüdüsünü - ihtiyacını yerleştirmiştir.Ünlü fransız düşünür Fellicien Challaye : " .. insanın sonsuz varlığa bağımlı olması, onun önünde eğilip ona tapması onu  evlatça bir sevgi ile sevmesi... akla uygundur ve doğaldır.Bu bağımlılık ve sevgi dinin temelidir." der.Ayrıca sitemizde defalarca altını çizdiğimiz bir iddiayı da hatırlatalım: " Bilim geliştikçe İslam'a yaklaşmaktadır! " Deliller sitemizde bol bol var..Kesin olan bir şey varsa nerede insan varsa orada dinin olduğudur!
 

                                                          DİN İNSAN İLİŞKİSİ
     Din insan özgürlüğünü kısıtlar.Toplumdaki sömürü ilişkilerini meşrulaştırır.Yoksullar tanrı tarafından sınandığını sansınlar, durumlarına katlansınlar.Kurandaki yaratılış inancının asıl kaynağı mitolojilerdir. Materyalist hayat görüşü  yaratılışı evrimci görüş , tesadüf ve şansa göre işleyen tabii eleme ile  açıklamaya çalışırlar.İnsan ile hayvanı aynı köklerde birleştirirler.Ateistler İslam  dinini Hz. Muhammed ile başlatıp Hristiyanlık ve yahudilikten de ayrı tutmaya çalışırlar.İslamı sabilik'ten dogma bir din olarak kabul ederler.Ayrıca İslam'ın egemen sınıfın dini olarak ortaya çıkıp ,ticareti kabul etmesini de eleştirirler.
     Felsefe,sanat,ahlak,hukuk,politika..gibi bütün ilimlerin kaynagının din oldugu bir çok felsefe ve dinler tarihçisinin ortak görüşüdür.Tarih boyunca peygamberler hak dine karşı batıl dinler ve dini anlayışlarla mücadele etmişlerdir.İnsanların sömürülme aracı olan ve yeteneklerini körelten din değil batıl din ve dini anlayışlardır.Hak dinde -İslam'da- varmış gibi gözüken olumsuzluklar  dinin özünden kaynaklanmaz, bu dini pratize eden insanların zaaflarından ve ahlakı yapısından kaynaklanır.Din sabun gibidir.Sabun satan bile sabunu kullanmazsa kirli dolaşır.Bunda hata sabunu kullanmayan kişidedir, sabunda değil.Unutmayalım ki bilim, sanat,...gibi kavramlarda insani veya ahlaki olmayan amaçlar için kullanılabilmektedir.Olumsuzluklar bu kavramlarda değil, bu kavramları hayata geçirmekle mükellef olan insanların zaaflarından kaynaklanır.Ateist yazarlar akıl dışı - hayali ilan ettikleri   dini inkar yolunda ciltlerce kitap yazma  zahmetine katlanmaları , dine inanmadığını söyleyen insanların da bunları alıp okuması , zihinlerini mesgul etmesi hep - farkında olmasalar da - yukarıda bahsedilen, mayalarında-fıtratlarında ve olan inanma güdüsünü örtüp yatıştırma gayretinden başka bir şey değildir    
     İnsan  ile hayvan arsındaki kesin fark fiziki veya zekai  değil, her şeyden evvel manevidir.İnsanda fayda ve akla dayanmayan ahlaki ve inanç davranışları vardır.( Darwinist iddialara cevap için tıklayınız
:http://www.islamustundur.com/konular/darwinizm.html)
 

                                                               İSLAM
      İslam Hz Adem en itibaren gelen dinin adıdır.
     "
3/67- İbrahim, ne yahudi idi, ne de hıristiyandı: ancak, O hanif (muvahhid) bir müslümandı, müşriklerden de değildi.3/68- Doğrusu, insanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar ve bu peygamber ile iman edenlerdir. Allah, mü'minlerin velisidir."
     42/13- O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı)
    Tüm ilahi dinleri Allah göndermiştir.Kurallar unutulup  bozuldukça yeniden hatırlatılır...Bu gelenek son nebi Hz Muhammed'e dek devam eder.Bozulan dini metin ve ritüellerde farklılıklar olması ne kadar doğalsa , bozulmayan asıllığını muhafaza eden ritüel  ve ibadetlerinde benzerlik göstermesi o  kadar doğaldır.Bir çok efsane de Nuh tufanından bahsedilmesi O'nun oldugunun ve insanların dilinde dilden dile anlatıldıgının göstergesidir...Tersi Hz resulun o anlatılanları kitaba- haşa- eklediğinin delili değildir.Zaten efsanelerde gerçek olan şeylerin zamanla mitleşmesi değil midir...!? Aynı şey ilk insanın Hz Adem olarak kabul edilmesi, yaratılışın topraktan oldugunun kabulu ...vs içinde geçerlidir..!
     Şunu da özellikle belirtelim. Sabiilik Hz resul döneminde isevi musevilik gibi ilahi dinlerin bozulmuş bir halinden başka bir şey değildi.İlk dönem islam alimleri sabiileri  isevı ve musevi karışımı bır din olarak anlatırlar( Abbas, mucahid, basri,A. b. zeyd...gibi ) Özellikle Abbasi halifesi Me'mun zamanında tehdidlerden kurtulmak için Harran halkı sabii ismine sığınmışlar ve bundan sonra sabiler yıldız , gezegenlere tapanlar olarak tanınmaya başlanmışlardır...Bu konuda Şinasi  Gündüz'ün " sabiiler" adlı eserine bakılabilir (Yazar bizzat sabii kusal metinleri dili lan Mandece'yi öğrenip çalışmasını orjinal sabii  metinlerinden faydalanarak yapmıştır ) Dolayısı ile ;
    2/62- Şüphesiz, iman edenler(le) yahudiler, hristiyanlar ve sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.
     Ayeti sabiileri kastederken ilahi dinlerin bozulmuş olan halini kasteder.-Tabii ayetin bozulmamış asıl isevi-musevi- sabiiliği kasteddiğinin altını çizelim ! - Yıldıza tapan sonraki Harran halkını değil.Yani isevilik -musevilik nasıl bozulmuş bir hak dinin hali ise ayetin indiği andaki sabiilerde aynen öyle idiler...Ama ateist yazarlar cahillikleri ile olayı " Sabiilik İslam'ın kaynağıdır " diyecek hale getirmişlerdir.İlginç bir olayda İ. Cerrahoğlu  Hoca'nın kendi görüşlerini desteklediğini iddia ederken yazarlar , Cerrahoğlu'nun bunun tam tersini eserinde ifade etmesidir: "haran sabiileri bu ismi memun zamanında almışlardır ve bunların Kuran da bahsedilen sabiilerle hiç bir ilgisi yoktur" ( İ. cerrahoğlu: Kuranda sabiiler )Dursun'un kaynak çarpıtmasına bol örnek vardır.Ve sitemizde de bol bol mevcuttur..
Yazarlar marksist ideolojının dine biçtiği şablona göre genelleme yaparak subjektif sonuçlara ulaşırlar...Hele Mekkeli liderleri diğer dinlere müsamahalı davranırken İslam'a olan saldırı ve sert  davranışlarının altında İslamın sömürü çarklarına karşı olması varken, ilk müslümanların köle, yoksul, mazlum kişilerden olması göz ardı edilerek İslam'ı egemen sınıfın dini ilan etmek sadece önyargı ve subjektivizmdir.
 

                                                       İSLAM VE BİLİM
      Atesit yazarlara göre insan hem dindar hem de akıl ve bilimden yana olamaz.
    Kur an a göre bilginin kaynağı beş duyu,akıl,sezgi ve vahy dir.Kur an da akıl kullanamayla ilgili ayetlerde asla akıl olumsuz , sakınılması gereken anlamlarında kullanılmaz.felsefe,tarih,sosyoloji,psikoloji... gibi sosyal bilimler pozitif bilim kabul edilmezler.Kuran tabiatla ilgili açıklamalarda bulunurken doğa sebepleri,tabiat kurallarını inkar etmez, onun inkar ettiği tabi sebepleri nihai sebepler olarak görülmesidir.İlim kelimesi ve türevleri kur an da 750 yerde geçer.akıl ve türevleri ise yaklaşık 300 yerde geçer. İslam'da ilime büyük önem verilmiştir. ilk mescidi yanına hemen okul açılmış, bedir savaşında esirler okuma- yazma öğretmeleri karşılığı serbest bırakılmıştır.(kuran ve bilim için tıklayın
http://www.islamustundur.com/konular/ilim.html).halife me'mun Bizans'ı yendiğinde savaş tazminatı olarak eski yunan yazmalarından başka bir şey istemedi.kurtuba'da halife el hakem in 400.000 ciltlik kütüphanesi vardı.400 yıl sonra gelen "bilge" diye anılan fransız kralının kütüphanesindeki cilt sayısı sadece 900 idi. Fransız rosenthal'ın deyimiyle:islamda olduğu ölçüde hiçbir bir inanç sisteminde din-bilgi kaynaşması ayrılmaz bir şekilde gerçekleşmemiştir.karen armstrong:arap müslümanlar astronomi,simya,tıp ve matematik üstüne öyle başarılı çalışmalar yapıyorlardı ki,dokuz ve onuncu yüzyıllar boyunca Abbasi imparatorluğunda elde edilen bilimsel başaralar o zamana kadar tarihte elde edilenlerden daha fazla idi." (Müslümanlar ve bilim için tıklayın http://www.islamustundur.com/muslimbilim.html)
   Günümüz Müslümanlarının geri kalma nedenini İslam'a mal etmek  yanıltıcıdır.Zira Müslüman olmadığı halde aynı durumda olan toplumlarda vardır.İslam Bilime engel olmaz bizatihi ona motor görevi görür. (İslam ülkeleri neden geri: http://www.islamustundur.com/gerikalmak.htmlMarksistler ne kadar bilimseldir? Mesela Felsefe Prof. u  Orhan Hancerlioglu marxizm  için " içinde hiç bir hayal,kuruntu,inanç ve benzeri gibi bilim dışı öge yoktur.Kesinlikle gerçeğe dayanır ve insanları önyargılardan arındırır" cümlesi ne kadar önyargısız bir anlayıştır..!? Bazıları ideolojılerı din gibi algılar...Dursun'un " aklı olanın dini veya dini olanın aklı olamayacağı " şeklindeki ifadesini düşününce insan aklın kimde oldugu konusunda inançlı oldukları bilinen Newton ve Einstein gibi bilim adamlarına mı  ilkokul mezunu Dursun'a mı hak verecegini şaşırıyor..!
 

                                                     ALLAH INANCI
    Aydın: " artık bilimin yaşamın evrim sonucu oluştugunu ispatladıgını iddia etmektedir.İslam'ın tanrısı nın  eli , yüzü ...sarayı:arş, evi :kabe'si vardır...
     Sormak lazım yazarlara acaba kendi materyalist inançları bilimsel  olarak ne kadar kanıtlanabilir...!? 
   Allah'ın varlığı işaretleri bakımından apacık, fakat zatının duyu organlarımız tarafından algılanamaması bakımından gizlidir ...Allah'ın varlıgının ispatı için tıklayınız :
http://www.islamustundur.com/konular/Allah.html
 Voltaire - D.Hume gibi filozoflar mutlak ateizmin imkansız oldugunu iddia etmişlerdir.
     31/32- Onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman, dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak Allah'a yalvarıp yakarırlar (dua ederler). Böylece onları karaya çıkarıp-kurtarınca, artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimizi gaddar, nankör olandan başkası inkar etmez.
   Allah'ın eli , yüzü ...gibi ifadeler mecazidir.Çünkü bir çok muhkem ayette Allah'ın eşi ve benzeri olmadığı , hiç bir şeye benzemediği açıkca ifade edilmektedir.
     42/11- O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır.O'nun benzeri gibi olan hiç bir şey yoktur.
     112/4- Hiç bir şey O'na benzemez"
   Ateist yazarlara bakın Kuran nasıl seslenır: Muhkem- hemen anlasılır - ayetlerı degıl de mutesabıh- ilimde derinlesenlerin anlayabilecegi - ayetler ile  kafaları karıstırmaya calısanlara kuran seslenır :
    3/7- "Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan, Kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem'dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar."
     Dursun :" Kuran da tanrının birliğinin açık olmadıgını , meleklerin ise tanrının yardımcıları-ortakları oldugunu " iddia eder.
   
Halbuki Allahın eşi benzeri ortağı olmadıgının meleklerın de kul- yaratılan - olduğunun mutlak güç ve iradenin de sadece  Allah'a ait oldugunu anlatan yüzlerce ayet vardır! (ihlas-1, müzzemmil-9,sad-65,fatır-53,taha-98...vs ) tevhid akıdesi ilk insandan itibaren ısrarla vurgulanan bir iman kuralıdır:
    21/25- Senden önce hiç bir elçi göndermedik ki, ona şunu vahyetmiş olmayalım: "Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana ibadet edin."
    Kuran'da Allah inanan insana ilk yüzünü gösterir:merhametli, keremi bol,bağışlayıcı, sınırsız ihsan sahibi...fesad çıkaran, hafifmeşrep gafillere, hakkı örtenlere -kafirlere - ise ikinci yüzünü gösterir:sert adil, şiddetli azap ve intikam sahibi...Toshihiko İzutsu:" dindar mümin için bu iki cephe , tek Allah'ın iki farklı yanıdır ama sırf mantıkı dusunen alalede bir   zihin  için bu iki cephe birbirine zıt gözükür."der.Ateistler amaçları bakımından  ikinci yönü önlana çıkarıp birinci yönünü görmezden gelip  yok saymaktadırlar.
 

                                                İLahi kıtap ve peygamberlik
    Dursun kuranın kaynagı olarak özellikle yahudiligi gösterir.Ayrıca sorar:kuran tahrif edilmiş tevrat ve incili nasıl dogrulayıcı olabilir.İmanın kaynagının yemen oldugunu iddia eder Dursun.Dursun Hz Muhammed'in peygamberliği maddi çıkar ve şehevi arzuları için araç olarak kullanmıştır.Ayrıca Kuran'ın  aslının yakıldıgını, Kuranda çelişkiler oldugunu iddia ederler.
    Allah peygamberler göndererek insanları kula kulluktan kurtarmayı, sömürülmelerine engel olmayı amaçlar.Peygamberler aracı değil, yol göstericidirler.Vahiy  vasıtası ile Allah kulları ile irtibat kurar ve onlara istediği mesajı iletir.Dursun   yine belgelerde tahrifat yaparak İbni Haldun'un da  kendisi ile aynı görüste oldugunu "peygamberin  gereksizliğini ileri sürdüğünü "  iddia eder.Halbuki O'nu asla böyle bir iddiası olmamıstır.O sadece bazı medeniyetlerin peygambersiz de tarihte kurulabildiğini ifade etmiştir.O Nübüvveti inkar etmemiş, nübüvvetsizde kurulan medeniyetlerden bahsetmiştir.Ama bu asla nübüvvetin " gereksizliğini " kabul  ettiği  anlamına gelmemektedir.O  hiç bir şekilde genel olarak insanlığın ilahi rehberliğe, peygamberliğe ihtiyacı olmadığını veya kendisinin böyle bir inancı oldugunu ifade etmemiştir. Yoksa  O  İslam'a inanan mümin bir sosyal bilimcidir.Dursun anla-ya-madıgından - bir çok konuda oldugu gibi -bir şahsiyetten seçerek aldıgı bir görüşü bütünlüğünden kopararak " işine geldiği gibi "  yorumlayarak kendi görüşüne dayanak sağlamaya çalışır.
    Aydın ise İbni Sina gibi filozofların peygamberliği felsefenin gücü olara görüp reddettiği şeklindeki görüşte gerceği yansıtmamaktadır.Sina 'ya göre" insan için ...mucizelerle desteklenmiş bir peygamber gereklidir "Hatta peygamberliği savunduğu " isbatu'n-nubuvvat " adlı bir eser bile vardır.Yine Filozof Farabi'de nübüvveti inkar eden  i. Ravendi ve Raziye reddiyeler yazdığı bilinmektedir.
     İmanın Yemenli olduguna dair hadis :Yemen halkının İmanı noktadaki tereddütsüz kabullerine karşı bir iltifat olarak söylenmiş sözdür.Ama ne yazık ki bu övgü ifadesi nerelere çekilmiştir...!!!Biz de kullanmaz mıyız " var mı senim gibi cesur biri ..." falan...Ne yani başka cesur kişi yok mu...Sadece iltifatta bir aşırılıktır.Aynısı işte...
     Çağdaşları Hz Resul'de asla ahlaki bir kusur görememişlerdir!
(W.M.Watt ; Hz. Muhammed ,246 ) Sabırla katlandığı eziyet ve imtihanlara göğüs gerişi sadece onun kendine ve Allah tarafından verilmiş olan ödevine derin imanıyla açıklanabilir.( Watt:244 )
K. Armstrong: Hz Ömer'in arap  şiirine olan kusursuz  vukufiyetinin altını çizdikten ve " şairler dilin kusursuz kullanımı konusunda ona danışırlardı " dedikten sonra "o  öyle bir metne daha önce hiç rastlamadığından onun olağanüstülüğü karşısında adeta çarpılarak teslim oldugunu  " diyerek Müslüman olmasını ve nedenini anlatır.Kuran geleneksel  geçmişlerinden  zorlu bir ayrılmayı olanaklı  kılan güçlü bir duygu darbesi ile insanların uyanmasına neden olmaktadır.Dursun ve bazıları siyasi taktik olarak müşriklerin kullandığı yöntem ve iddialara sahip çıkmaktadır:Bazı kişiler görünüşte Müslüman oluyor bir müddet sonra İslam'dan döndüklerini açıklıyorlar ve şöyle diyorlar:Ben ne öğretip kendisi için yazdımsa Muhammed yalnızca onu bilir, başka bir şey bilmez." Amaçları Müslümanları dinlerinden döndürmek ve onların şevklerini kırmaktı...
  3/72- Kitap Ehlinden bir bölümü, dedi ki: "İman edenlere inene  gündüzün başlangıcında inanın, bitiminde ise inkar edin. Belki onlar da dönerler."
    İslam tüm dinlere inen genel kuralların adıdır: 3/84- De ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiç biri arasında ayrılık gözetmeyiz. Ve biz O'na teslim olmuşlarız." Hz. Muhammed'in - haşa- şehvet düşkünü biri oldugu iddiaları haçlı seferleri sırasında batılılarca ortaya atılan  kasıtlı  ve amaçlı iddialardı ( Watt: İslam ve hristiyanlık :21) Bunu  önyargısız batıı oryantalistler bile görürken yerli dinsizlerin bu iddiaya sarılmaları onların son tahlilde aslında kime hizmet ettiğini göstermesi açısından da dikkate değerdir! Hz   Muhammed'in  evlilikleri ile ilgili olarak tıklayınız :
konular/annelerimiz.html ... Şehvet için evlense idi Hz resul pekala zengin, soyu ve güzelliği ile öne çıkmış Mekke ve Medine'li kızlarla evlenebilirdi.O asla peygamberliği şahsi çıkarı için kullanmamıştır.Mütevazi yaşamı bu iddiaları yalanlar.Hz resulun ev hayatı dar gelirli ve sıkıntılarla iç içe olan bir yaşamdır.onun hanımları ağırlarına gitse, zor da olsa bu yaşam biçimine katlanıyorlardı.
     33/28- Ey peygamber, eşlerine söyle: "Eğer siz dünya hayatını ve onun süslü-çekiciliğini istiyorsanız, gelin sizi yararlandırayım ve güzel bir salma tarzıyla sizi salıvereyim."
    33/29- "Eğer siz Allah'ı, Resûlü’nü ve ahiret yurdunu istiyorsanız artık hiç şüphesiz Allah, içinizden güzellikte bulunanlar için büyük bir ecir hazırlamıştır."
    Hz peygamber ve ailesi özellikle Medine döneminde devlet başkanı orak krallar gibi saraylarda ve lüks içinde yaşayabilirdi. Fakat o  inancı gereği Medine'de mescidin bir bölümünde ümmeti ile iç içe ve mütevazi bir yaşamı tercih etmiştir.. Dikkati çeken bir diğer hususta batı , bir yandan kendi toplumunda eşcinseller arası evliliği ve onların çocuk edinmesini meşru sayarken, binlerce yıllık geçmişi olan farklı evlilik  biçimlerini insanlık dışı , modernliğe ve gelişmeye karşı oldukları gerekçesiyle yok etmeye çalışarak tutarsızlıklar içinde bocalamaktadırlar...! (İslam ve kadın hakları için tıklayınız
: http://www.islamustundur.com/konular/islamvekadin.html) Suyuti nin el ıtkan eseri başta olmak üzere bazı rivayetleri baz alarak kurana yapılan saldılar vardır. Ama Ö. R. Doğrul 'un da dediği gibi: suyuti hadis konusunda şayanı itimat olmadıgında ittifak vardır. Buhari gibi muhaddisler suyuti'yi tekzip ederler. Bazı ehad rivayetleri
-mutevatir olmayan yani kesinlik seviyesine ulaşmamış rivayetleri esas alıp- kuran da ne olup olmadıgını ispata çalışanlara itibar edilmemektedir.Unutmamak gerekir ki bu rivayetler İslam alimlerince " zayıf, uydurma ve şa'z " olarak adlandırılmış ve reddedilmişlerdir.Kuranın cemi konusu da sitemizde bir kaç yerde işlenmiştir.( mesela tıklayınız
:http://www.islamustundur.com/kuranincemi.html ) Tarih boyunca olduğu gibi bu günde dünyanın her yerinde - mezhebi farklılıklara rağmen- bütün mushafların aynı olması kuranın korunmuşluğunun göstergesidir... Mervan B. Hakem'in  Hafsa'nın yanında olan kuran nüshasını o ölünce yaktırmasının sebebine gelınce :Hz Osman'ın çoğalttığı mushaf tek lehçede - kureyş  lehçesine göre yazılmıştı.Halbuki Hafsa da korunan mushaf yedi lehçe ile okunabilecek tarzda idi.İlk mushaf Kuranı koruma amacıyla yazılmışken çoğaltma işlemi artık bu aşamayı geçmiş ve lehçede birliği amaçlamakta idi.İşte çoğaltma işlemi ile korunmadan sonraki aşama lehçe de de birlik sağlanmış oldu... Zaten hafızlar varken kuran nasıl değiştirilebilsin.Çoğaltılan kuranlar zaten bu Hafsa'nın mushafından çoğaltılmıştı.O daha yıllarca bu kuranı yanında bulundurmuştu...Bir tek kelime bile değişse - hafızlardan başka- Hz Hafsa buna itiraz etmez mi idi...Hafsa 'nın yanındaki kuran ile çoğaltılan kuranlar uzun yıllar bır arada oldular ve asla da itilaf, eksik-fazlalık ortaya çıkmadı...!Detay yukarıdaki adreste! 18. yüzyılın sonlarında Münih ün. 42.000 kuran nüshası üzerinde 60 yıl süren bir çalışma yapar.Tüm  mushafların aynı oldukları sonucuna varırlar( M. Hamidullah : k.k. tarihi dersi, 9 ) Kuranın değiştirildiğini iddia eden Dursun diğer taraftan tevratın tahrif edilmediğini savunması hangi tarih ve bilimsel gerçekerle açıklanabilir ki...!? Kuranın  iç düzeni kitapların değil hayatın iç düzenine benzer.İnsan hayatında oldugu gibi kuranda da iman-ibadet ve ahlakî  yaşantılar  bütün oluşturacak şekilde baştan sona serpilmiştir.Kuran edebiyat değil hayattır.hayat tarzıdır.Kuran insanı hayatın içinde eğitmeyi amaçlar.Kuranda çelişki olduğuna dair iddialara cevaplar ise sitemizde aynı üç başlıkla cevaplandırılmıştır!Kuran asla eskimez: http://www.islamustundur.com/konular/ilim.html

                                                       MELEK İNANCI
     
Ateistlere göre melekler tanrının ortaklarıdır.Rabbin kürsüsü-tahtı vardır...
    
 16/49- Göklerde ve yerde olan ne varsa, canlılar ve melekler Allah'a secde ederler ve onlar büyüklük taslamazlar.
      16/50- Üstlerinden (her an bir azab göndermeye kadir olan) Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyi yaparlar
     Melekler ortak değil memurdurlar.Ama asla rabbimizin kainatı idare etmesi için bir varlığa ihtiyacı yoktur.Bu sadece rabbimizin kendi seçtiği idare tarzıdır.Yoksa "Her şey O'na muhtac, o kimseye muhtac değildir!"
    Kuran'daki arş kelimesi mecazidir.Yaratılanlar üzerindeki hüküm ve idaresini temsil eder.Bu konuda tüm müfessirler ortak görüştedir.melek iyiliğin , şeytan kötülüğün simgesidir.kuranda teşbih konusu da sitemizde bir çok yerde işlenmiştir , mesela tıklayınız :
kurandatesbih_mecaz.htm

                                                         AHİRET
     Aydın : Ahiret inancının emekçi, dar gelirli ve ezilen kesimin avutulmasına ve uyuşturulmasına hizmet ettiği görüşündedir.
    Ahiret inancının temel fonksiyonu ahlak imtihanında, sorumluluk duygusunun kazanılmasında bir basamak teşkil etmesidir.İnsan davranışlarını seçerken olumlu, iyi olanı tercih eder bu sayede.Kaybolmuş cüzdanın sahibini aramak bilimsel ve rasyonalist (!) olmayabilir ama ahlakî ve ahiret inancının pratiğe yansıması olması acısından ilginctir. Yurdumuzda hangi şehire gidilirse gidilsin " kayıp cüzdan bulunmuştur " anonsu duyulabilir...bunu hangi medeni batı ülkesinde görebiliriz ki...!? Ahiret direk dünya il alakalıdır.Yoksa dünyevi sorumlulukların ertelenme yeri değildir:
   17/72- Kim bunda (dünyada) kör ise, O, ahirette de kördür ve yol bakımından daha 'şaşkın bir sapıktır.- Kör: gerçeği görmeyen, zalim -ahlaksız ... olan! -
    42/39- Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır'...!
  Kurandaki cennet cehennem tasvirleri müteşabih ayetler grubuna girer.Cennet veya cehennemden daha ust bir makam vardır:rızaullah:
   9/72- Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.
    Allah insan ilişkisinde temel etken sevgiye dayanır.Esmaul husna da - 99 isimde- 2-3 tane isim kahhar-gazap ifade eder.geri kalanı  rıza ve muhabbet  anlamı içerir.İslam'da asl olan ibadet ve karşılıgında dünya ve ahirette mükafatlandırılmaktır.Ceza sadece kötülüklerin önlenmesinde bir tedbirdir!Unutmayalım ki
ceza ve ödüllendirme evrensel bir kabul gören eğitim ilkesidir!Ama bilinç altı,  cezalandırılma duygusu ile hareket edip sadece gazap ayetlerini görüyorsa bu , o bakış açısına sahip insanların kendi iç dünyalarından da bizlere haber verir... Bu da ayrı bir konu! Neden mükafat -cennet -rızaullah ayetleri gözükmez gözlerine acaba...Suçluluk psikolojisi mi, yoksa  kalplerini katılaşması mı ...belki de her ikisi ...! ( Ahiret inancı için tıklayınız : http://www.islamustundur.com/konular/ahiret.html)
 

                                                         KADER
  
Kader insanı pasifleştirir mi...?! Böyle bir şey olsa ilk Müslümanlar üzerinde bu etki dene gözükmedi...!?Allah'ın kalpleri mühürlemesi konusu için tıklayınız ...Ki bu konu özellikle önemlidir...Ateistler bir türlü anlamak istemezler! :
http://www.islamustundur.com/isteolur.html
    
    Başka bir konu: bilimin gelişmesi ile insanın sınırsız güç ve iradeye erişebileceği iddiası tamamen hayal ürünüdür...!

53/39- Şüphesiz insana kendi emeğinden başkası yoktur.
52/21- İman edenler ve soyları kendilerini imanda izleyenler; Biz onların soylarını da kendilerine katıp-ekledik. Onların amellerinden hiç bir şeyi eksiltmedik. Her kişi kendi kazandığına karşılık bir rehindir.
41/46- Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim de kötülük ederse, o da kendi aleyhinedir. Senin Rabbin, kullara zulmedici değildir.
65/3- Allah, her şey için bir ölçü kılmıştır.
18/29- Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin
6/49- Ayetlerimizi yalanlayanlara, fıska sapmalarından dolayı azab dokunacaktır.
13/11- O'nun (insanın) önünden ve arkasından izleyenleri vardır, onu Allah'ın emriyle gözetip-korumaktadırlar. Gerçekten Allah, kendi nefis (öz)lerinde olanı değiştirip bozuncaya kadar, bir toplulukta olanı değiştirip-bozmaz.
8/53- Nedeni şu: Bir kavim (toplum), kendinde olanı değiştirinceye kadar Allah, ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz işitendir, bilendir.
30/41- İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya çıktı.
     Kader konusu için tıklayınız : http://www.islamustundur.com/konular/kaza.html
    Suç işleyen biri Hz .Ömer'in  huzuruna getirilince adam :Bunu Allah'ın takdiri ile yaptığını söyler...Hz Ömer'de adama cezasına ek olarak ir de Allah'a iftira ettiğinden dolayı para cezası verir...!
42/30- Size isabet eden her musibet, (ancak) ellerinizin kazandığı dolayısıyladır. (Allah,) Çoğunu da affeder.
30/41- İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya çıktı. Umulur ki, dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine tattırmaktadır.
4/79- Sana iyilikten her ne gelirse Allah'tandır, kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir. Biz seni insanlara bir elçi olarak gönderdik; şahid olarak Allah yeter.
     Son tahlilde her şey Allah'tandır..İyilik başımıza gelirse bu zaten rabbimizin izni ve onun nimetlerinden olan bir olaydır.Ama kötülük olunca onu biz - kendi ellerimizle işlediklerimizle biz çağırırız- Allah'ta gönderir,istemez, uyarır,cehennem var der.. - Allah'tandır ama biz istemedikçe Allah göndermez, kaba tabirle insan kaşınmadıkça Allah ta musibeti göndermez!!!-
   
Dünyadaki haksızlıklardan dolayı dini sorumlu tutmak sadece " hedef saptırmaktır!" Kur'an'a göre bütün adaletsizliklerin sebebi :
MAL BİRİKTİRİP İHTİRASLA ÇOĞALTMAYA ÇALIŞAN DEĞERSİZ İNSANLARDIR!
04/1- ...o kişinin vay haline;104/2- Ki o, mal yığıp biriktiren ve onu saydıkça sayandır.104/3- Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını sanıyor.

102/1- (Mal, mülk ve servette) Çoklukla övünmek, sizi 'tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.'102/2- "Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü." 
 

                                                    AHLAK-HUKUK
    Kadının cinsel meta görüldüğü iddia edilir ...Öbür dünya korkusu ile insanlar sindirilmiştir...İslamın köle kavramına bakışı eleştirilir..kuran arap toplumuna seslenir derler...Erkeğin kadından üstün kabul edildiği iddia edilir...Şeriat kuralları değişmezdir derler...İslamda hoşgörü ve özgürlük yoktur derler...Cihadı reddederler..özel mülkiyeti kabul etmesinden dolayı islamı eleştirirler ve dinsiz de ahlakın olabileceğini iddia ederler...Kısaca onlara göre din karanlık, kötülük ve işkencedir...
  
 İslam bir bütündür:inanç,ibadet,hukuk ve ibadeti ile...En başta belirttik! Önce inanç, sonra ahlak sonra hukuk ve hepsini kapsayan ve hepsi ile irtibatlı olan ibadet...:Mesela İslam'ın şartı  kelime-i şehadet tevhidle alakalıdır.Oruç nefse hakimiyet, zekat yardımlaşma-sosyal adaleti amaçlamaktadır.Hiç bir emir-yasak diğerinden ayrı veya alakasız değildir.İslam bir bütündür ve tüm emir yasaklar bir biri ile irtibatlı ve alakalıdır!
    Ahiret inancı olmazsa dünyada ahlak , adalet..gibi soyut kavramlar  adına hürriyetini, hayatını feda edenlerin davranışlarını hangi akli ve bilimsel ölçü ile kazanım hanesine yazılabilir ki...Emek verip aldıgım hayvandan bir parçayı fakire verirken , yerde buldugum cüzdanı cebime atmazken, ahlaksızlık yapma imkanım varken bundan uzak dururken  ...bunları hangi rasyonel ve bilimsel kılıflara vurup  mantiki bir sonuca ulaşabiliriz ki...!? Tam tersi  başkasına faiz ile para vermek rasyonel ve bilimseldir ama ahlaki değildir...!
    Dinsiz ahlak nasıl olabilir? Böyle bir ahlakın normları nasıl olusacak. Nasıl genellestirilip insanlıkça kabulu onaylanacak...! Mesela günümüzde homoseksüellik artık normal hale getirilmeye çalışılan bir cinsel hastalık türüdür...Bunu kabul eden ahlaklı mı olacak...bu yaygınlaşırsa aile ve toplum, nesil nasıl ayakta kalacak ve gelecek nasıl korunacak...!? Bu sadece bir örnekti...! Ama istisna yok mudur ...tabi ki vardır : Begoviç'in dediği gibi " Ahlaklı ateist olabilir ama ahlaklı ateizm olamaz !" Bazı ateistlerin ahlakı şuur, vicdan ,insanlık gibi  soyut kavramlara dayandırmaları da fazla önem arz etmez! Sonuçta bunlar gözle görülebilir dünyanın bir parçası , bilimin konusu değillerdir ve asıl önemlisi tanrılık makamına getirilen bu kavramlara inanç, dinin de daha alçak bir biçimi olma konumunda bulunmaktadır...Asıl sorunda materyalizmin sınırları içinde insanın ahlaklı kalıp kalamayacağıdır..
5/8- Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.
4/135- Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.
92/19- Onun yanında hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti (borcu) yoktur.92/20- Ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için (verir).
3/92- Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
     İbadetler ilahi bir terbiye metodudur.Ahlakı destekler!Ramazan da topluma hakim olan o  maddi manevi havayı hangi materyalist sistem gerçekleştirebilir...!?sadaka maddiyata olan eğilimi köreltir, hac birlik ,evrensellik bilincini aşılar...
    Allah gruplaşmayı, parçalanmayı sürekli olumsuzlar, kardeşlik seviyesine varan birlikteliği över! Veda hutbesi başta aşağıdaki ayetlerde bunu amaçlar :
3/103- Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.
49/13- Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.
6/159- Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiç bir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah'adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.
42/13- O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.
3/105- Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azab vardır.

9/71- Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
 

                                                 İSLAM HUKUKU
     İslam hukuku esnektir ( tıklayınız lutfen: islamhukuku.html)
4/58- Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir.
3/108- Bunlar sana hak olarak okumakta olduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah, alemlere zulüm isteyen değildir.
2/185- ...Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez.
5/6- ... Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.
31/20- Görmüyor musunuz ki, şüphesiz Allah, göklerde ve yerde olanları emrinize amade kılmış, açık ve gizli sizin üzerinizdeki nimetlerini genişletip-tamamlamıştır.
3/159- ... iş konusunda onlarla istişare  et.
42/38- Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler,
42/15- ... emrolunduğun gibi doğru bir istikamet tuttur. Onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Ve de ki: Allah'ın indirdiği her kitaba inandım. Aranızda adaletli davranmakla emrolundum.
6/152- "Yetimin malına, o erginlik çağına erişinceye kadar -o en güzel (şeklin) dışında- yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yapın. Hiç bir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa- adil olun. Allah'ın ahdine vefa gösterin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz."
2/188- Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın.
3/130- Ey iman edenler, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin.
4/2- Yetimlere mallarını verin ve murdar olanla temiz olanı değiştirmeyin. Onların mallarını mallarınıza katarak yemeyin. Çünkü bu, büyük bir suçtur.
42/40- Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür.Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup-sağlarsa) artık onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez.
5/2- ...Sizi Mescid-i Haram'dan alıkoyduklarından dolayı bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve haddi aşmada yardımlaşmayın ve Allah'tan korkup-sakının.
5/1- Ey iman edenler, akitleri yerine getirin.
48/17- Kör olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur.
2/173- O, size ölüyü (leşi)- kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı kesin olarak haram kıldı. Fakat kim kaçınılmaz olarak muhtaç kalırsa, taşkınlık yapmamak ve haddi aşmamak şartıyla (ölmeyecek oranda yiyebilir), ona bir günah yoktur. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
5/3- ...Kim 'şiddetli bir açlıkta kaçınılmaz bir ihtiyaçla  karşı karşıya kalırsa' -günaha eğilim göstermeksizin- (bu haram saydıklarımızdan yetecek kadar yiyebilir.) Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
    Kuranda 228 ayet hukuki talimatlara ayrılmıştır.70'i  aile, 70'i  medeni hukuk, 13 yargılama,10 anayasa,10 ekonomık, 25 uluslararası ilişki, 30 ceza hukuku...İslam'ın amacı ahlaka dayalı bir toplum düzeni inşa etmektir.
    İslam'ın kadına bakışını sitemizde bol bol açıkladık...Ama şu hep göz ardı edildi...Son yüzyılda gerçekleşen cinsel derimle birlikte batıda genellikle çıplaklığı, özelde kadınların bedenlerini cinsel cazibe uyandıracak şekilde fütursuzca sergilemeleri , bir marifet ve medeni (!) olmanın ölçüsü haline getirilmiştir.Çıplaklık bir özgürlük  kullanımı mı , kadının kişiliğini , insanlık onurunu ve kadınlığını tahrip eden , onu sadece erkeğin cinsel arzularına hitap eden bir metaa dönüştüren bir tutum mu olduğu , ciddi  şekilde tartışılması gereken bir sorundur. Batıda kadın, tıklayınız :
cagdashayatvekadin.html -haremlikselamlik.html - http://www.islamustundur.com/maskelibalo.html   -http://www.islamustundur.com/doldurusagelme.html   - neolacaksimdi.html 

                                                   

                                                      İSLAM İKTİSADI
     İslam iktisadı denince öncelikle akla İslami metafizik ve ahlaki değerlerin hakim olduğu bir iktisadi yapı akla gelmelidir!  Tıklayınız : islamekonomisi.html

1-Her şeyin asıl sahibi Allah'tır
2-İnsanın mülkiyeti sadece " emanet sahipliğinden "ibarettir.
3-Mala ihtiras aldanıştır.

5/17- ... Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır; dilediğini yaratır. Allah her şeye güç yetirendir.
104/2- Ki o, mal yığıp biriktiren ve onu saydıkça sayandır.104/3- Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını sanıyor.104/4- Hayır; andolsun o, 'hutame'ye atılacaktır.
59/7- ...Öyle ki (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet olmasın.
2/3- Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
   Kuranda mülkün kazanılması ile sabır, şükür, çömertlik, iyilikseverlik, dostluk,dayanışma , huzur  gibi ahlakı değer ile zekat,sadaka,infak,helal kazanc hatta namaz gibi ibadetler arasında  yakın alaka kurulur.Asıl amaç ise erdemli insan yetiştirmektir.
     İslam zorlama ile yapılan imanı geçerli kabul etmez.Allah yoluna güzel öğüt ve hikmet ile çağırma emredilir.
16/125- Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir.
18/29- Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin
10/99- Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin tümü, topluca iman ederdi. Öyleyse, onlar mü'min oluncaya kadar insanları sen mi zorlayacaksın?
88/21- Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.
2/256- Dinde zorlama (ve baskı) yoktur.  Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir.
     İşin ilginç yönlerinden biri de Aydın - yerine göre - İslam'ı zekatları toplama konusunda ,hem " ceberrut devlet tavrında olmakla" suçlar, hem de İslam'ı , " zekat vermeyenlere karşı yaptırım uygulamadığından " dolayı eleştirir."
 

                                                          CİHAD
2/190- Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez.
8/61- Eğer onlar barışa eğilim gösterirlerse, sen de ona eğilim göster ve Allah'a tevekkül et. Çünkü O, işitendir, bilendir
22/39- Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla, onlara karşı savaş açılana (mü'minlere, savaşma) izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye güç yetirendir.
22/40- Onlar, yalnızca; "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edilip çıkarıldılar. Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi (yenilgiye uğratması) olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz olandır.
9/36- Gerçek şu ki, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah'ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan hesab (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşmayın. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.
4/75- Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz 4/76- İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır.
2/192- Onlar, (savaşa) son verirlerse (siz de son verin); şüphesiz Allah, bağışlayandır esirgeyendir.
29/46- İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere, Kitap Ehliyle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim ilahımız da, sizin ilahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz."
60/8- Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.
60/9- Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir.

      Batının reformları,aydınlanma çağı sürekli övülür ve örnek gösterilir:
1-Hıristiyanlık tecrübesinin İslam ile özdeşleştirilmesi yanlıştır.
2-Çevre kirliliği, ırkçılık ,silahlanma, tüketim çılgınlığı, açlık, iki dünya savaşı, gelir dağılımındaki adaletsizlik ...gibi hususlarda hep bu sürecin sonucudur...
     İnsanlar tanrısızlık adına da bir çok kötülükler yapmışlardır...sadece din adına mı...sanat - bilim adına yapılmadı mı hala yapılmıyor mu...(
İslam savas hukuku
islam barıs dınıdır ve islam ve humanızm konularına bakılabılır )
    "İslam inancında mitlere yer verilmez...İslamî  doktrin basit , açık ve dolaysızdır.İslam'da  Allah'ın birliği ve Hz.  Muhammed'in peygamberliği kabul edilince gerisi aklı olarak temellendirilebilir." ( Leslie Lipson :Uygarlığın ahlaki bunalımları , 178 )
    Batıda  Promethee tanrılardan aldığı ateşi yeryüzüne indirdiği için tanrıların gazabına uğrar ( her gün çiğeri kartal tararından yenilir ) ama İslam'da ise İblis hz Adem'e  secde etmediği için lanete uğrar.batı mantalitesinde insan hakları tanrıya ve kutsala karşı bir bağlamda ancak gelişmiştir.İslam'da ise tersi geçerlidir.                                  Muhammet Altaytaş  ( Hangi Din- Eylül yayınları )