Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle     www.İslamÜstündür.Com       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
  İslam kadının okumasına karşı mıdır?

 

 Konuya giriş babında önce iki sayfamızı sizlere tavsiye ettiğimizi ifade etmek isteriz. "Kuran ve bilim " adlı sayfamızda okumanın, araştırmanın, kadın erkek ayırt etmeden, tüm inananlara yüklenmiş bir yükümlülük olduğuna dair birçok rivayet yer almakta, “İslam’da kadın hakları” sayfamızda ise İslam’ın kadınlara verdiği değer anlatılmaktadır.

 

  "Her camide, her medresede, her mescidde erkeklerin olduğu her yerde, kadınlar da onlar kadar aktifti. Araştırmalarımda, daha derine indim, bir noktada durmak zorunda kaldım. Çünkü, hep daha fazlası vardı! Sadece hadis alanında, 9 binden fazla hadis âlimi vardı. İslam'ın dörtte biri, sadece kadınların verdiği dersleri üzerine kuruludur. Eğer kadınların öğrettiklerini çıkarırsanız, İslam'ın dörtte biri yıkılır. Başka hiçbir dinde kadınlar, oluşum döneminde bu kadar önemli bir rol oynamamıştır. Büyük Hadis kitaplarının çoğu kadınlar tarafından yazılmıştır. İlim için seyahat eden birçok Hanım alim vardır. Fatıma bin Sa'd el-Hayr'ın seyahat güzergahı aşağıdadır."  ( Dr Muhammed Ekrem Nadwi, Derin Tarih, Nisan 2018, Sayı, 73, s.79-83)

                                                   

 

                                          

 

    "İslam hukuk ilmi ile ilgilenen Kadın alimler bulunduğu gibi profesör makamına ulaşanlara da Şeyha denmekte idi."
                                ( Dr. Sigrid Hunke, Avrupa'nın üzerine doğan İslam güneşi, s. 360)                         

 

                                                                    Giriş

  “İlim yapmak her (kadın ve erkek) Müslümana farzdır.” (İbn Mace, Mukaddime, 1.378)

Mevzu - Uydurma, yalan - olduğunu İbn-i Cevzi, İbn-i Hıbban, Zehebi ve İbn-i Adıyy'in özellikle belirttiği ve hadis olarak kabul etmediği (Kitabul Mevzuat 2/268, Zehebi, Telhis, 2,396; Mizan, 1.419):  ” Kadınlara okuma- yazma öğretmeyin: ” sözünün uydurma olduğunun delili,  bizzat pratik hayattan Müslüman hanımların okuma aşkı ile göze aldıkları zorluklar ve başarıları ile alakalı bir kaç habere göz atarak konumuza başlayalım.

 

                        Günümüzde Müslüman hanımların okuma aşkı ve başarıları

   Dicle Üniversitesi'nin mezuniyet törenine okul birincileri türban takarak katıldı. ( Sabah, 04.07.2004)

   Viyana'nın göbeğinde beş katlı bakımlı bir bina. 34 dairesinde Viyana üniversitelerinde eğitim gören tam 200 kız öğrenci kalıyor. Hepsi de imam hatip mezunu, türbanlı ve bu yüzden Türkiye'de üniversiteye gidememiş ( Hürriuet, 02.11.2003 )

   Ukrayna'daki üniversitelere türbanlı öğrenci akını var. Tıp ve diş hekimliğini tercih eden öğrenciler, üniversitede mescit bile açtırdı ( Milliyet, 27 Ağustos 2004   )

   Üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı ne Etiler İmamı'nın kızı Nagihan Haliloğlu'nu ne de Tıp Fakültesi'ni yarıda bırakmak zorunda kalıp yurt dışına çıkan Nurevşan Bastem'i yıldırmadı. Eğitimlerini Avrupa ülkelerinde tamamlayan bu iki genç, şimdi Almanya'da hem çalışıp hem de akademik kariyer yapıyor ( Aksiyon, 31.10.2005)

 

 ÖNDER’in 5 yıl önce Avusturya’ya gönderdiği Nur Akbıyık, Saadet Pekzorlu ve Seyhan Yılmaz aynı zamanda yüksek lisanslarını da tamamlayarak okullarını bitirdi. ( 29.03. 06 )

 

                 

 

 

                                                        Kadınların okuması ve İslam

  “Kadınlara cuma, cihad ve cenaze hariç erkeklere farz kılınan her şey farz kılınmıştır.” (Abdürrezzak, 5/298) temel prensibini İslam’ın okumaya verdiği önemi hatırlayarak okursak ve efendimizin hür bir kadını değil de özellikle cariye bir hanım için söylediği ve doğal olarak “ Cariye bir kadının eğitimine bile bu önem veriliyorsa, eğitim hür kadınlar için tabii ki çok daha fazla önemlidir.” kuralını rahatlıkla çıkarabildiğimiz, “Bir insanın cariyesi olur, ona güzel bir tahsil ve eğitim verir, sonra da onu azad ederse, Allah onu iki katıyla mükâfatlandırır.” (Buhari, Cihad, 145) hadisini aktararak konumuza başlayalım.

  Bir gün Medine’nin kadınları gelerek şöyle demişlerdi: “Ey Allah’ın Resûlü, erkekler sizi dinleyip sizden istifade etme konusunda bizi geçtiler. Bize de müstakil bir gün ayırsanız!” Allah Resûlü, bunun üzerine onlara bir gün verdi (Buhari, İlim 36) hatta bazı rivayetlerde Allah Resûlü’nün “Falanca hanımın evinde toplanın.” diyerek kadınlara mahsus vaazını belirli bir evde yaptığı da rivayet edilir (Fethu’l Bârî, 1/236) Ayrıca efendimiz (sas) öğleden sonra huzuruna girilip soru sorulması için de izin veriyordu (Mecmaü’z Zevâid, 1/161)

 

                                                           Hz. Aişe örneği

  Allah Resulünün hanımları arasında ilme düşkünlüğü ile bilinenlerin en önde geleni Hazreti Aişe annemizdir. O  “Bilmediği bir konuyu duyduğunda, onu iyice anlayıncaya kadar sormaya devam ederdi.” (Buhari, ilim, 36) Ebu Musa el Eşari anlatıyor: “Allah Resulü’nün arkadaşları olarak ne zaman bir hâdisi anlamada problem yaşasak, hemen Âişe’ye sorardık. Kendisi bize o konuda mutlaka bir bilgi sunardı.” (Tirmizi, Menakıb, 62) Hatta bazı yanlış anlaşılan veya eksik rivayet edilen hadisleri, Hazreti Aişe validemiz tamamlamış ve bizi yanlış anlamalardan kurtarmıştır. (Zerkeyî, el-İcabe, s. 103 ) Kendisine miras ve tıp ile ilgili konularda dahi müracaatta bulunulurdu. (Taberani, el Kebir, 23/182; Müstedrek, 4/11 , Müsned, 6/67) Mekke’nin âlimi olan Ata ibni Rabah, Âişe validemizin ilmine olan hayranlığını şöyle ifade eder: “O, insanların en fakihi, en âlimi, görüşü en güzel olanıdır.” (Müstedrek, 4/14) Ayetlerin iniş sebebini en iyi bilenlerden biri olan Âişe validemiz, Hazreti Ömer ve Hazreti Osman zamanında fetvalar da veriyordu. Hazreti Ömer ve Hazreti Osman sünnetle alakalı bazı sorular için Hazreti Âişe validemize elçiler gönderiyorlardı. (Tabakat, 2/32–33)

    Aynı şekilde peygamber Efendimiz kendisiyle evlendikten sonra, Şifa Adeviye’den Hafsa annemize hüsn-ü hattı ve süslemeyi de öğretmesini istemişti. (İbn-i Hacer, T. Tehzib, 12/457)

  İbn-i Hazm, kitabında yirmi kadar hukukçu hanım sahabiden bahseder. Örnek olarak: Ümmü Habibe validemiz, Fatıma validemiz, Ümmü Şerik, Ümmü’d-Derdâ el-Kübrâ, Ümmü Seleme validemizin kızı Zeyneb, Ümmü Eymen, Ümmü Yûsuf, Atike bint Zeyd b. Amr b. Nufeyl, Ebu Bekir Efendimiz’in kızı Esma validemiz, Fâtıma bint Kays vs  (İbn-i Hazm, Cevâmiu’s Sire, s. 223 ) Bu kutlu neslin ardından pek çok kadın âlim yetişmiştir. Örnek olarak birkaç tanesinin sadece ismini zikretsek yeterli olur: Kitabet ve şiir alanında Uleyye binti Mehdi (A. Nisa, 3/334) Aişe binti Ahmet el-Kurtubiyye (A. Nisa, 3/6), Villade binti Halife el-Müstekfî (A. Nisa, 5/287), tıp alanında göz hastalıklarını tedavi etmekle meşhur Benî Eved kabilesinden Tabibe Zeynep (İsbehani, el Egani, 13/114; A. Nisa, 2/57) Ümmü’l Hasen binti’l Kadî Ebi Cafer et Tancalî ki meşhur bir tabiptir. Hadis alanında Kerime el-Merveziye (A. Nisa, 4/240), Seyyide Nefise binti Muhammed. (A. Nisa, 5/190) Hafız ibni Asakir, kendi hocaları arasında seksen küsur kadın muhaddis sayar. Ayrıca, İmam Şafii, Buhari, İbni Hallikan ve İbni Hibban gibi âlimlerin kadın müderrisleri de olmuştur. Bu müderriselerin çoğu, fakih, edip ve meşhur âlimlerdir.

 

  Altta İslam okumaya izin vermediği için (!) zorla okula gönderilmeye çalışılan bir kızımızın resmini görüyorsunuz !!!