Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle     www.İslamÜstündür.Com       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
Kuran ve Ekoloji

 

                                                            Giriş

    Modern temalarına ABD'de 1891'de E.A. Birge ve H.C. Cowles; İsviçre'de 1892 'de F.A. Forel; Danimarka'da 1896'da E.B. Warming ile kavuştuğu öne sürülen çevrebilim, aslında çok çok önceki tarihlerde Doğu'da biliniyordu. (E. Britannica vol 7/914 vd ) Nitekim, 11. yüzyılda yaşayan İslam bilgini Bîrünî "tabiat ekonomisi" kavramı ile, tabiata hakim olan ve bugün bizim "eko-sistem" diye bildiğimiz denge ve düzene dikkat çekmiştir. (Bkz. Mehmet Bayraktar, İslam ve Ekoloji, Ank.1992) Harvard Üniversitesi Dünya Dinlerini Araştırma Merkezi'nin yayımladığı ve Oğlak Yayınları tarafından da Türkçeye çevrilen "İslam ve Ekoloji /Bahşedilmiş Bir Emanet" adlı kitap yanında, Doç. Dr. İbrahim Üzdemir, Doç. İbrahim Üzdemir, Fazlun Khalid, Prof. Seyyid Hüseyin Nasr gibi Müslüman yazarlarında bu konuda özel çalışmaları bulunmaktadır.

    İnsan yeryüzünde sorumluluk sahibi yegâne varlıktır. Rabbimiz O’nu yeryüzünün halifesi   (Bakara Süresi 30 ) olarak dünyaya göndermiştir. Bozukluk olmayan ( Mülk 3-4 ) bu dünya hayatında sorumluluğunun bir gereği olarak insan yeryüzünü imar ( Rum Süresi 9, Hud 61, İbn Kesir, Tefsir, 2/450, İbn’l-Cevzi, Zadü’l-Mesir, Beyrut 1984, 4/133 ) ve inşa edici faaliyetlerde bulunmalı, buna bağlı olarak ifsat edici (bozucu) davranışlardan  (Rahmân Sûresi, 7-9) şiddetle sakınmalıdır. Temizlik İslam’da iman ile beraber zikredilecek kadar önemli bir yer kapsar (Müslim, Tahare, 1, Tirmizî, Edeb, 41, Keşfü’l-hafâ, 1, 288) İbadet için beden, ruh kadar çevre temizliği de şart kılınmıştır (Ìbnu Mace, Mesâcìd 4 )

  İslam alimleri de ekin ve ağaçların susuz ve bakımsız bırakılmasının mekruh olduğunu söylemişlerdir. (Vehbe Zuheylî, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, (terc. Ekip), X, 77)

 

 

                                                   Kuran ve Ekoloji

         “O Allah Göğü yükseltmiştir  ve dengeyi koymuştur. Artık o dengeyi bozmayın! “
                          ( Rahman, 7-9 )

         “ Gerçekten biz, her şeyi bir ölçüde yaratmışızdır.” (Kamer, 49 )

   Rum Suresi 41. ayet: “ İnsanların ellerinin işledikleri günahlar sebebiyle, karada ve denizde fesat meydana çıktı ki (Allah)yaptıklarının bir kısmını kendilerine tattırsın, olur ki, belki geri dönerler. “

Bakara Suresi204-205. ayetler: “İnsanlardan öylesi vardır ki,dünya hayatı hakkındaki sözü senin hoşuna gider.Kalbindekine de (özü sözüne uygun olduğuna) Allah’ı şahit tutar.Halbuki kendisi düşmanların en yamanıdır. (Senden) ayrıldı mı, yeryüzünde fesat çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çalışır. Allah ise fesadı sevmez.”

En’am Suresi 38. ayet: “ Yeryüzünde yürüyen  hiçbir hayvan ve iki kanadı ile uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık. Sonra hepsi, rablerine toplanıp haşr olunacaklardır.”

Araf Suresi 31. ayet: “ Ey Adem oğulları! Ziynetinizi (elbisenizi) giyin, yiyin - için ama israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez. “

 

                                      Hz. Peygamber’in Hadislerinde Ekoloji

    Peygamberimiz (s.a.v) fiilen günümüzün moda deyimi ile ‘çevrecilik’ yapmakla kalmamış, çeşitli vesilelerle Müslümanlara  bu konuda öğütler ve tavsiyelerde bulunmuştur. Şimdi onun bu sözlerinden bazı nakiller yapalım. Efendimiz yolda hoş olmayan bir madde görse temizlenmedikçe oradan geçmezdi. Herkesin gelip geçtiği yollara ve gölgelenip dinlendikleri yerleri kirletenleri lanetli kişiler olarak saymıştır. (Müslim, Taharet 68 ) Çevrebilimin temel konularından olan planlı şehirleşmeye bile ta o zamanlarda ihtimanı gösteren Hz. Peygamber (s.a.) evlerin aralarında bırakmaları gereken mesafeleri belirlemiş, şehir yollarının genişliğini de bizzat kendisi tayin etmiştir. O zamanın ihtiyaçlarını gözönüne alarak, trafiğin rahat akışını sağlamak maksadıyla bu genişlik, şehir planında 7 zira (5,5 m.) olarak tespit edilmiştir. (Buhari, Mezalim 29; Müslim, Müsakat 31; İslam Peygamberi 1/297)

 

      Peygamber Efendimizin akarsu dahi olsa abdest alırken israf edilmemesini buyurmuş (İbn Mace, İkame, 193), Yerlere tükürmeyi (Ìbnu Mace, Edeb 7), kırlarda yollarda rastlanan yabani hayvan ve haşerelerin deliklerini kirletmeyi (Şâfìî, el-Umm 4, 258-259; Camìus-Sağîr 6, 182, Çevre Ahlakı,  s. 109-124), suları kirletmeyi (Ebu Davud, Tahâret 14; Ìbnu Mace, Tahâret 21, Heysemî, Mecmâuz-Zevaìd 1, 204, Müslìm, Taharet 94, 95, 96; Buharî, Vudu 71, Usdül-Gâbe 1, 422) yasaklamış ayrıca Medine’nin etrafını her cihetten 36 km. mesafeye kadar haram ilan ederek hayvanların avlanmasına, ağaçlarının kesilmesine, otlarının yolunmasına yasak getirmiş ve bir yeşil kuşak oluşturmuştur.

  

                                           Ağaç ve Bitki  Koruyuculuğu

“Kim ağaç dikiminde bulunursa, onun için ağaçtan hâsıl olan ürün miktarınca Allah sevap yazar. " ( Ahmet, Müsned: 5/415,  Buhari, Hars ve Muzara’a,1,35 )

 “Yedi şey vardır ki, kişi kabirde bile olsa, onlardan sevap devamlı surette kendisine ulaşır: Öğretilen ilim, halkın istifadesi için akıtılan su, dikilen ağaç, inşa edilen mescid, okunmak üzere bağışlanan Kuran ve iyi terbiye edilmiş evlat” ( El münavi: F. Kadir:4-87)

“ Her kim boş, kuru ve çorak bir yeri ihya edecek olursa, bu amelinden dolayı Allah tarafından mükâfatlandırılır. İnsan ve hayvan ondan menfaatlandıkça orayı ihya edene sadaka yazılır.” ( F. Kadir: 6/39, Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/415, 374, Müslim, Müsakat, 7-10, 12; Buhari, Edeb, 27; Hars, 1, Tecrid-i Sarih Tercemesi, VII, 120 )

“Elinizde bir ağaç fidanı varsa, kıyamet kopmaya başlasa bile eğer onu dikecek kadar vaktiniz varsa, mutlaka dikin.” (Ahmed b.Hanbel, Müsned, III, 184, 191, Buhari, Edebu’l-müfred, Kahire 1379, s.168 )

 “Bir kimse bir ağaç dikse, o ağaç meyve verdikçe  sevabı ona yazılır.” ( E. Münavi: 5-480)

 “Yerde bitmiş olan hiçbir nebat yoktur ki, onu bekçi bir melek korumuş olmasın. Bu durum bitkinin hesap edilmesine kadar devam eder. Kim bu bitkiyi basıp ezerse, o melek kendisine lanet eder.” ( El- Muttaki : K. Ummal : 3-905 )

 “Her kim, yerine yenisini dikmeden bir sidre ağacını kesecek olursa, Allah ona cehennemde bir ev yapar.” ( İ.Esir, 3-676,)

 Zü-kard gazvesi dönüşü: “ Kim buradan bir ağaç kesecek olursa, onun karşılığında bir ağaç diksin. “ (Futuhul Buldan:1/17, Buhari, At' ime 46; Ebu Davud, Edeb 162,  Belazurî, Fütuhu’l-Buldan, Beyrut 1987, 17; İbrahim Canan, İslam ve Çevre Sağlığı, İstanbul 1987, s59-60 )

  Bizzat kendi mübarek elleriyle hurma ağaçları dikip ( Ahmed b.Hanbel, Müsned, V, 354, 440 ) hayatında en az 500 fidan yetiştiren Hz. Peygamber Müslümanlara kıyamet koparken bile ellerinde bulunan ağaç fidanını dikmeyi tavsiye etmiş ve "Kim yolcuların ve hayvanların gölgelendiği bir ağacı boşuboşuna keserse Allah da onu başaşağı cehenneme atar", buyurmuştur. (Ebu Davud, Edeb 5239 )

  Hz. Resulün sit alanı ilan ettiği yerler: Mekke, Medine, Taif vadisi, Tayy ve Kureyş kabilelerinin arazileri Vacc vadisi “Taif vadisinin ne dikenli ağaçları, ne de çalıları tahrip edilmeyecek. Av hayvanları da öldürülmeyecek.” (M. Hamidullah, İslam Peygamberi 2/332, el-Vesaik 236, V. Siyasiyye 240, Buhari, Cihad,  71, E. Davud, Menasik.98, Müslim, Hac 458)

  Ağaç dikme ve sevabı ile ilgili bazı  hadislerde ( F. Kadir:4187, K.Ummül:3/905 )  Peygamberimiz (sav) ne denli bir ağaç ve bitki sevgisine sahip olduğu ve koruduğu, bizleri ağaç dikmeye teşvik ettiği açıkça görülmektedir.


                                         Hayvan ve Kuş Koruyuculuğu

 Kuran-ı Kerim'in altı suresi hayvan adını taşımaktadır: Bakara (sığır, inek), En'am (evcil hayvanlar), Nahl (bal arısı), Neml (karınca), Ankebût (örümcek) ve Fîl (fil) sureleridir. Surelere hayvan adlarının verilmesi onlara verilen değerin bir göstergesidir.

Abdullah b. Ca'fer anlatıyor: Bir gün Allah'ın elçisi beni yanına aldı. Ensar'dan bir adamın bahçesine gittik. Orada bir deveyle karşılaştık. Deve, Allah'ın elçisini görünce inledi ve gözlerinden yaşlar boşandı. Hz. Peygamber (sas) devenin yanına gidip onun kulak dibini okşadı ve deve sustu. Hz. Peygamber: "Bu devenin sahibi kim? Kimin bu deve?" diye sordu. Ensar'dan bir genç geldi ve: "Benim Ey Allah'ın elçisi!" dedi. Hz. Peygamber: "Allah'ın seni sahibi kıldığı bu deve hakkında Allah'tan korkmuyor musun? Bak bu deve: Senin onu aç bıraktığını ve yorduğunu bana şikâyet ediyor." dedi.( Ebû Dâvûd, Cihâd 44)

 Efendimiz, bindiği devesine lânet okuyan bir kadın görmüş ve: "Onu devenin üzerinden alınız ve deveyi salınız; çünkü onun kendisi lânetliktir." buyurmuştur.(Müslim, Birr 80, 81)

Hz. Peygamber, “ Her susamış canlıya su vermekte ecir bulunduğunu”  (İbn Hişâm, I, 490 ) bildirmiş, İbni Ömer’de  “Nebi (s.a.v) hayvanlara işkence yapanlara lanet etti.” ( Buhari, zebaih : 25 , Ahmet, 4/31-33 ) diye rivayet etmiştir.

 Sahabeden birinin "Ey Allah'ın elçisi, bize hayvanlara yaptığımız iyilikten dolayı da sevap mı var?" diye sorusuna Peygamber  efendimiz (sas): "Evet, can sahibi her varlığa yapılan iyiliğe sevap vardır." diye cevap vermiştir. (Buhârî, Müsâkât 9, Mezâlim 23, Edeb 27; Müslim, Selâm 153 ) Efendimiz yolda yürürken yüzü ateşle dağlanmış bir eşeğe rastladı ve: "Onu dağlayana Allah lânet etsin!" buyurdu. ( Müslim, Libâs 107. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Libâs 52 )

Ebü’d Derda, Hz. Peygamber’in “Allah bu dilsizler (develer) hakkında hayırlı olmanızı tavsiye etmektedir, onlara güçleri ölçüsünde yük vurun.” dediğini, fazla yükten dolayı kalkamayan bir deve görünce hatırlatmıştır. ( İ. Hacer, M. Atiye : 2-156 )

Ebu hüreyre’den gelen bir rivayet: “Resulullah bir gün sabah namazını kıldıktan sonra, cemaate yönelerek: Adamın biri sığırını sürüyordu ki, bir ara sırtına bindi ve vurmaya başladı. Bunun üzerine hayvancağız (lisan-ı haliyle): Biz  bunun için yaratılmadık dedi, buyurdu.”
( Buhari, Enbiya :52 )

Hayvan sağanlara Hz. Peygamber şöyle buyurur: “Tırnaklarını kessinler, sağım sırasında uzun tırnaklarla hayvanların memelerini kanatmasınlar.” (  İ. Mace, sayd.12, Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/484; Abdulhay el-Kettânî, II, 369 )

 Kesilecek hayvanlara bile eziyet yasaklanmıştır: "Sizden hayvanını kesecek olan kişi bıçağını önceden iyice bilesin ve kestiği hayvana eziyet çektirmesin!" (Müslim, sayd 57; Tirmizî, diyât 14; Ebû Dâvûd, edâhî 111) Hz. Peygamber (sas) bir defasında da hayvanını kesmek için yatırdıktan sonra gözünün önünde bıçağını bileyen bir adamı: "Bıçağını hayvanı yatırmadan önce bileyemez miydin? Zavallı hayvanı iki defa mı öldürmek istiyorsun!" diye azarlamıştır.  ( Abdürrezzak, el-Musannef, 4/493; Hâkim, el-Müstedrek, 4/257, 260; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 9/280 )

 Abdullah İbn Amr’dan naklen:  “Resulullah (sav) bir keçiyi sağmakta olan bir adama uğramıştı,  Ona: Ey kişi, sağınca yavrusu için de süt bırak, dedi.” ( N. el Heysemi, M. Zevaid: 8/196 )

 “Haksız olarak bir serçeyi öldürenden Cenab-ı Hak kıyamet gününde hesap soracaktır.”  (Darimi, 2/11 )

Enes (r.a) naklediyor:“Bir yerde mola verince, hayvanlarınızın istirahatını sağlayıncaya kadar ibadet etmezdik.” ( E.Davud, Cihad:48)

Ayrıca kuşların yuvalarının bozulmamasını, yumurta ve yuvalarının alınmamasını da emretmiştir.” ( E. Davud, Cenaiz:1 , Buhari, Edebul müfred : 139)

Hz. Peygamber (sas), köpeklerin öldürülmesine razı olmamış, onların da bir ümmet olduklarını vurgulamıştır. ( Yusuf el-Kardâvî, İslâm'da Helâl ve Haram, s. 132 )

Adiyy b. Hâtim karıncalara ekmek ufalayıp, şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Onlar bizim komşularımızdır. Üzerimizde hakları vardır." (Mutafa es-Sibâ'î , Min revâi'-i hadarâtinâ, s. 113)

Ömer b. Abdülaziz zamanında valilerine atın boş yere koşturulup, eziyete maruz bırakılmasını önlemelerini hatırlatmış, yol güvenliğini sağlayan yetkililere, atlara ağır gemlerin takılmamasını ve altlarında demir bulunan yularlarla onlara eziyet edenlere izin vermemelerini emretmiştir. Ayrıca devrin zabıta memurlarının görevlilerinden biri de, insanların hayvanlara güçlerinin üstünde yük taşıtmalarına, hayvanların seyir hâlinde işkence ve dövme gibi fiillere maruz kalmalarına engel olmalarıydı. Bu davranışı yapanlara ceza veriyorlardı.
( Mutafa es-Sibâ'î , Min revâi'-i hadarâtinâ, s. 112 )

Medeniyet tarihimizde, yaşlanmış, çalışamaz hâle gelmiş ve sahipleri tarafından terk edilmiş atlar için vakıflar vardır, söz konusu hayvanlar ölünceye kadar oralarda otlarlardı. Yine kediler için kurulmuş vakıflar vardı.Oralarda sabah akşam kedilere yiyecek hazırlanırdı.
( Mutafa es-Sibâ'î, Min revâi'-i hadarâtinâ, s. 113)

İslam hukukuna göre sahibi belli olan, ancak sahibine ulaşılamayan bir hayvanın bakımı devlet tarafından sağlanır ve yapılan harcamalar sahibinden alınır. Sahipsiz ve güç durumda kalmış hayvanların bakımı ve beslenmesi için vakıflar kurulması ve bütün bunların o vakıflar sayesinde sağlanması gerekir. ( Mehmet Şener, Hayvan, DİA, XVII, 93-98)

A. Hamdi Akseki: "Hayvanata karşı her türlü kaba muameleyi irtikâp edenler, mertebe-i insaniyetten sukut etmiş sayılırlar. Müslümanlık sadece insanların değil hayvanların da hukukuna riayeti âmirdir..." demektedir. ( A. Hamdi Akseki, Ahlâk Dersleri, s. 267-268 )

 Görüleceği gibi bu hadisler ve benzerlerinden, Peygamberimizin, hayvanların ve kuşların korunmasını, onlara eziyet edilmemesini, temizlik ve bakımlarının yapılmasını, yaratışlarına uygun işlerde kullanılmasını, fazla yük yüklenmemesini, av yasağı koyarak rast gele eğlence için avlanmamalarını emrettiğini açıkça görüyoruz. Bu sözleriyle ve davranışlarıyla O, bugün ancak sözü edilen hayvan haklarını dile getirmiştir. Bunlardan başka Hz. Peygamberin (s.a.v.) akar ve durgun suların kirletilmemesine, yol ve mahallelerin temiz tutulmasını dair bir çok hadisi de vardır.

                                         Sahabe, Mutasavvıflardan örnekler

  Hz. Ömer’in (r.a.) Ebu Musa el-Eş’arî’yi (r.a.) Basra’ya vali olarak gönderirken görevleri arasında sokakların temizliğini de saymış, (Darimî, Sünen, Mukaddime 46)

 

  Hz. Osman’ın (r.a.) geç bir vakitte ağaç dikerken yanına gelen ve “Ey Müminlerin emiri! Bu vakitte mi dikim yapıyorsunuz?” diye soran birisine, “Bana uğradığında beni böyle hayırlı

bir iş yaparken bulman, bozgunculardan biri gibi bulmandan daha iyidir” (Aliyyulmuttaki el-Hindî, a.g.e., 3/909) diye cevap vermiştir.

  Hz. Ebu bekir savaş esnasında emir buyurur, “Ağaçları sökmeyin, kesmeyin, ihtiyaç hariç   
                hayvanları öldürmeyin” (Tabari:1/1850)

 Hz. Ömer yaşlı adamı (E.Hureyre) gayrete getirmek için, onunla birlikte elleri ile ağaç dikerler. (Muttaki: 3/309)

 Meşhur Muhaddis sufi Süfyani Servi Hayvanları satın alıp, salı vermesi ile meşhurdur.(Ayan:11/252)

 İ. Rabbani : "Hayvanlara da sevgi ve şefkatle muamele etmelisin. Çünkü onlar Allah’ın sana emanet ettiği yaratıklardır. " (R.K.Zat )

 Türk mutasavvıf Sünbül efendi yerine vekil olarak Merkez Efendi'yi atar. Süs isteyen şeyhine de ancak kuru bir çiçek getirir sebep olarak: “ İbadet halindeki yeşil çiçekleri ibadetten alıkoymak istemedim.” cevabını verir.

 Mutasavvuf Bali efendi, Sofya yakınlarında kendi elleri ile dikerek büyük bir orman yetiştirir. Ormanın adı Bali Baba Ormanı kalır. (B.Velaye, 1642)

  Şeyh Ş. M. Demirtaş Kahire yakınlarındaki boş bir araziyi ağaçlandırır (T. Kübra:11/133)

 Şeyh S. İ. Hasan Salama’nın kesin uymasını istediği bildiri:Haşarat cinsini kaktüslere vurmak, ateşe atmak yasaklanmıştır.(Gilsenan,197)

 

                                          Yabancıların  Gözü  İle

  " Türklerin (Osmanlıların) hayvanlar için bile vakıf ve hastaneleri vardı." ( Montaigne: Essais:11/206 )

 "Camide hastalanan kedi,köpeklerin tedavisine mahsus hastane vardır." ( Guer: M.U.des tures, s.220)

 “Kışın Sivas’ta kuşlara yem vermek için vakıflar yapılmıştı." (Selçuklularda Sivas, O.Turan)

 “ İslam ile şereflenmiş Türklerin hayvanlara olan sevgilerini yabancılar eserlerine bile almışlardır.” ( Du loir:les.V.dus.duloir.192) Ayrıca bakınız: M.de Thevenot:96. Lamartine: V.en Orient.11/259: Kuşları azat etme, hayvan barınakları, vakıfları, kuş evleri, hastaneleri vb
( D’ohsson:1V/307.Guer:1/369) Van Busbecq, 145. Brayer, 1/339

 “Osmanlı Devleti’nde kasaplar her gün belirli sayıda kedi ve köpek beslemekle yükümlüdürler. Şam’da hastalanan kedilerle köpeklerin tedavisi için bir hayvan hastanesi mevcuttur.” ( Moeurs et usages des Turcs)

  “Osmanlılardaki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır. Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir.”  ( Elisee Recus: Küçük Asya )

  “Osmanlı Müslümanları canlı ve cansız mahlûkatın hepsiyle iyi geçinirler. Ağaçlara, kuşlara, köpeklere, velhasıl Allah’ın yarattığı her şeye hürmet ederler; bizim memleketlerde başıboş bırakılan veyahut eziyet edilen bu zavallı hayvan cinslerinin hepsine şefkat ve merhametlerini teşmil ederler. Bütün sokaklarda sokak köpekleri için muayyen (belirli) aralıklarla su kovaları sıralanır.” (Fransız şair Lamartine )

  Sultan III. Murad’ın hayvanlarla ilgili fermanından: “İstanbul kadısına hüküm ki: Hamalların taşımacılıkta kullandıkları at ve katırlara taşıyamayacakları miktarda yük yükleniyormuş. Hamallar kethüdasına buyurdum ki: Bundan sonra hiçbir at ve katıra taşıyabileceğinden fazla yük yükletmeyesin. At ve katırların beslenmelerine, nallarına ve semerlerine dikkat edilmesi için gerekli önlemleri aldırasın.”