Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
 KİLİSE  VE  SKANDALLAR *

                                                           

 

 

        

 

 

                                                  BU İTİRAF EDİLEN VE RESMİYETE YANSIYAN ORAN!

 

                                     

 

                      

 

 

                    

 

 


  
      
                           
                                  

                                

          

          
 

                                      

 

                             

                                    

                             


                                                  Kilise, cinsel tacize rekor tazminat ödeyecek  
    Los Angeles Katolik Kilisesi, kendisine bağlı din adamlarının karıştığı cinsel taciz olayları için 660 milyon dolar tazminat ödeyecek. Rahipleri tacizle suçlayan 500’den fazla davacıyla anlaşma yoluna giden kilise, rekor miktardaki tazminatı ödemek için çok katlı bir idare binası ile elli kadar gayrimenkulünü satacak.ABD’de, Los Angeles Katolik Kilisesi Başpiskoposluğu, din adamlarının geçmişe uzanan cinsel taciz olayları için 660 milyon dolar tazminat ödemeye hazırlanıyor.Kilise, din adamları tarafından taciz edilen 500’ü aşkın davacı ile anlaşma yoluna gitti. 660 milyon dolar, cinsel taciz iddialarına karşı bir kilise tarafından ödenen "en yüksek miktar" olacak. Her davacıya 1.2 ila 1.3 milyon dolar verileceği belirtiliyor.Varılan anlaşmaya göre, tacizci rahiplerin gizlilik derecesi taşıyan dosyaları da serbest bırakılacak. Böylece, Kilise liderlerinin tacizci rahipler konusunda nasıl davrandıkları ve olayları örtmeye çalışıp çalışmadıkları ortaya çıkacak.ABD’deki Katolik kiliseleri, 1950’lere kadar uzanan taciz vakaları için, şimdiye kadar iki milyar dolar para ödeyerek anlaşma yoluna gittiler. Bazı kiliseler kapılarını kapatırken, bazıları da ise iflasa karşı korunma talebinde bulundular.2002’de, Boston Katolik Kilisesi’nde patlak veren cinsel taciz skandalı hızla başka bögelere de yayıldı. Genç yaşlarda tacize uğrayanlar örgütlenerek yasal haklarını aramaya başladılar. California’nın Orange Bölgesi Katolik Başpiskoposluğu 100 milyon dolar tazminat ödedi. Yine Los Angeles Kilisesi adına, bugüne kadar 86 vaka için 114 milyon dolar ödendi. (Hürriyet:19.07.2007 )

                                               


                               
 

                                                     Katolik Kilisesi'ne cinsel taciz cezası
     İspanya Yüksek Mahkemesi 12 yaşındaki bir çocuğa cinsel tacizde bulunan rahibe göz kulak olamadığı için Madrid Başpiskoposluk makamına verilen 30 bin euro para cezasını onayladı.Katolik Kilisesi'nde reşit olmayan çocuklara cinsel taciz olayları geçmişte yaşansa da ilk kez mahkeme, Katolik Kilisesi'ni de sorumlu tutarak ceza verdi.1999-2001 yılları arasında 12 yaşındaki çocuğa birçok kez cinsel tacizde bulunduğu belirlenen 74 yaşındaki rahip Rafael S.N., 2 yıl hapis cezası alırken, rahibin çalıştığı kilisenin içinde cinsel tacizde bulunduğu belirtildi.Yüksek Mahkeme, rahibin bağlı bulunduğu Madrid Başpiskoposluğu'nu da sivil sorumluluğunu yerine getirmeyerek çalışanlarına göz kulak olmama ve kontrol etmemekten kusurlu buldu. (11 Temmuz 2007)

                           

                

                                       

                                   

                             



                                                  Evangelist kilisesinde eşcinsel skandal
                         Ulusal Evangelistler Birliği'nin Başkanı hakkında eşcinsel iddiaları ortalığı karıştırdı.
ABD'de eşcinsel evliliklere karşı oluşuyla da bilinen Ulusal Evangelistler Birliği'nin Başkanı Ted Haggard, 3 yıl önce bir erkekle para karşılığı eşcinsel ilişkiye girdiği iddiaları üzerine görevinden istifa etti. Haggard ise bir açıklama yaparak hakkındaki iddiaları yalanladı ve eşcinsel bir fahişeye para karşılığı masaj yaptırdığını savundu. ABD'deki bu skandal üzerine 30 milyon üyeli dini kuruluşta Papaz Haggard'ın yerine kilise tarafından geçici olarak bir görevli atandı. Time dergisinin 2005'te ABD'deki en etkili 25 evangelist liderden birisi olarak gösterdiği Haggard'ın haftalık vaazlarına Beyaz Saray personeli ve diğer dini liderler de katılıyordu.
( HABERTURK:04.11.2006 )
   

                       

 

                           
 

                 
 

             
 

                   

             

          
 

                 
 

                

                   

                         

       

             

                               


                                 

                             

           

                              

                          
 


                Hristiyan misyoner hastanesi bahçesinde 390 cenin bulundu, öfkeli halkı polis durdurdu
     Hindistan’da bir Hristiyan misyoner hastanesinin arka bahçesinde, 390 parça yeni doğan bebek kemiği ya da cenin parçaları bulunduğu bildirildi.Bir polis yetkilisi, ülkenin orta kesimlerindeki Madya Pradeş eyaletinin Ratlam kentinde bulunan bir hastanenin bahçesinde ortaya çıkarılan bebek kemikleriyle ilgili, kız bebek ya da ceninleri öldürme, yasa dışı kürtaj kapsamında soruşturma yürütüldüğünü kaydetti.Polisin bir şüphe üzerine harekete geçerek hastanenin arka bahçesini kazması sonucu bulduğu, bazıları plastik torbalara doldurulmuş kemik parçalarının, adli inceleme için eyalet merkezi Bopal’daki bir devlet laboratuvarına gönderildiği bildirildi.Bu arada, hastanenin bir temizlik görevlisi ile 2 doktorun sorgulanmak üzere gözaltına alındığı ve hastane kayıtlarına el konulduğu kaydedildi.Olayı duyan ve hastaneye girmeye çalışan öfkeli halkın, polis tarafından durdurulduğu haber veriliyor.Daha çok erkek çocuk sahibi olmanın tercih edildiği Hindistan’da, hamilelikte cinsiyet belirleme tetkikleri yasak olmasına rağmen hala kız ceninlerin öldürülmesine sık rastlanıyor. Hatta bazı bölgelerde kız bebeklerin öldürülmesi gibi insanlık dışı uygulamalar görülüyor.Hükümet geçen aralık ayında, son 20 yılda 10 milyon kız bebeğin, doğumdan önce ya da hemen sonra aileleri tarafından öldürüldüğünü açıkladı.Öte yandan, Yeni Delhi hükümeti, "kızlarını öldüren bir ulus olma utancından" kurtulmak için, istenmeyen kız bebeklerin devlet koruması altına alınmasının sağlayacak bir plan üzerine çalıştığını bildirdi.Buna göre, aileler istemedikleri kız bebeklerini her bölge merkezinde kurulacak özel yerlere bırakacak.
( 18.02.07)
                                                                                                                                                                                                            


                                      AZİZE'YE BAK...!

                           Rahibe Teresa'nın büyük sırrı
  Bu yıl azize ilan edilecek..Ama mektupları çok farklı.Katolik dünyası sarsıldı.
Time dergisi meşhur Rahibe Teresa’nın 1950’li yıllardan beri sakladığı büyük sırrını açıkladı.Katolik dünyasının en kutsal isimlerinden olan ve bu yıl içinde azize ilan edilmesi beklenen Rahibe Teresa’nın, hayatının son 50 yılında Tanrı’nın varlığını sorguladığı ortaya çıktı.Hz. İsa ile iletişim kurabildiğine inanılan Teresa, Rahip Michael Van Der Peet adında bir dostuna yazdığı mektuplarda bu iletişimin ölümünden yıllar önce kesildiğini ve hayatının son 50 yılı boyunca sokaklarda sahte bir gülümsemeyle dolaşmak zorunda kaldığını söylüyor. Teresa eve dönüp yalnız başına kaldığında Tanrı’nın ve cennet cehennemin varlığını sorguladığını ve büyük şüphe duyduğunu yazıyor. Mektuplarda “Cehennemde yaşıyor gibiyim. Tanrının ve cennetin varlığından şüphe eder oldum. Herkese kalbim Tanrı’nın aşkıyla dolu gibi davranıyorum. Ama yanımda olsan ikiyüzlülüğümü görürdün” gibi ifadeler de yer alıyor. İngiliz The Guardian gazetesinde yer alan makale, "Rahibe Teresa ateist miydi?" başlığıyla verildi. Gazete, Rahibe Teresa'nın üst düzey rahiplere, sırdaşlarına ve dostlarına yazdığı gizli mektupları da yayımladı. Rahibe Teresa'nın bu mektuplarda, "Dua etmeyi bıraktım" dediği dikkat çekiyor.
                                                                                       
   25 Ağustos 2007

                 
                  

 

                       


 

                                                       Skandal üstüne skandal
    
Bu dengelerin bazen tatsız olaylarla altüst olduğunu söylemeye gerek yok... Skandallar kitaplar dolduracak kadar boldur kilise tarihinde. Geçmiş asırlarda dönemin önde gelen isimleri tarafından yazılmış Vatikan değerlendirmeleri ağır suçlamalarla doludur. Bu kalemler tanık oldukları pek çok yakışıksız olay naklederler. Bu bakımdan yakın zamanda Amerika'daki Katolik kilisesinin bir dizi çocuk taciziyle gündeme gelmesi ve çok sayıda rahibin görevden uzaklaştırılması skandallar zincirine eklenen halka olmanın ötesinde anlam taşımaz. Ama tarih Roma kilisesi söz konusu olduğunda sadece bu tür 'hazcı tablolarla' değil öldürülen papalarla da kaydeder Vatikan'ı. Bugüne kadar görev yapmış 264 papanın önemli bir kısmı komploya kurban gitmiştir. Bunun en yakın örneği 1978 Ağustos'unda papalık makamına seçilip 33 gün sonra öldüğü açıklanan I. John Paul'dür. Geçmişte de VIII. Urbanus, XIV Clement gibi zehirlenerek öldürüldüğü söylenen papalar vardır. Uzmanların gözünde VIII. Urbanus'un katili halefi papa X. Innocent'tir. X. Innocent'in yolsuzluk ve cinsel sapmayla suçladığı VIII. Urbanus'u öldürdükten sonra dini bir konseyde yargılattığı ve suçlu bulunması üzerine cesedini mezarından çıkartıp elini kestirdiği anlatılır.
                                                  Erkek kılığına girip Papa seçilen kadın
    Kilise tarihinde utançla hatırlanan pek çok hadise var ama ' Kadın Papa' olayı gerçekte bir sahtekârlık hikâyesi.9. yüzyılda evlatlık olarak dindar bir ailenin yanına yerleştirilen İngiliz kızın hayatı gezgin bir rahibin kendisine âşık olup kaçırmasıyla değişti. Bir din adamının yanında kadınla dolaşmasının iyi karşılanmayacağı düşüncesiyle sevgilisini erkek kılığına sokan rahip hiçbir sorunla karşılaşmadan onunla birlikte Fransa, Marsilya, Galya'da pek çok manastırı ziyaret ettikten sonra Atina'ya yerleşti. Bilgili bir din adamı olan sevgilisi genç kızın hocasıydı aynı zamanda. İlahiyat konusunda dönemin hemen bütün Hıristiyan kaynaklarına ve sözlü anlatımlarına vakıf olan rahip bunları ona da öğretiyordu. Ancak eşi ölünce genç kız için Atina'da hayat giderek zorlaştı. Geliri ve birikimi yoktu. İş dini bilgiye kalsa çevresindeki erkek rahipler eline su dökemez durumda olacaklardı ama Atinalı Hıristiyanların gözünde önem kazanan sakal bırakma adeti onu kentten ayrılıp sakalın traş edildiği Roma'ya gitmeye zorladı. Roma'da kendisini din adamı olarak tanıtmaya cesaret edemedi ama 'din alimi' olarak tanıttı ve kısa zamanda hayli geniş bir çevre edindi. Sohbetlerine katılıp ona saygı duyanlar arasında pek çok kardinal vardı ve hepsi onu dönemin en gözde din bilginleri arasında kabul ediyorlardı. Bundan dolayı Roma kilisesinin başında olan Papa IV. Leon'un sağlığı bozulmaya başlayınca kardinaller papalığa en layık kişi olarak onun adını dillendirmeye başladılar. 847 senesinde Papa Leon ölünce yerine kilise dışından bir kişi olmasına rağmen ittifakla seçildi ve 8. Jean adıyla göreve başladı. Kaynaklar onun bu görevi iki yılı aşkın bir süre sorunsuz sürdürdüğünde müttefik. Ama kadınlığı baskın gelip kardinallerden bir sevgili edinince durum değişti. Jean bir adım daha ileri gidip hamile kaldı ve bol, dökümlü resmi kıyafetlerinin altında karnının büyümesini saklayabileceğini, çocuğu doğurup onu kilise içinde 'terk edilmiş bebek'lerden biri olarak büyütülebileceğini düşünüyordu. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. 855 senesinde Domitien Tiyatrosu önünde katıldığı bir dini tören sırasında doğum sancıları başlayınca her şey tersine döndü. Kardinaller Papa 8. Jean'ın kadın olduğunu öğrenmekten dolayı donmuş kalmışlardı.Kimi tarihi kaynaklar Jean'ın idam edildiğini, kimi ise çılgına dönen halk tarafından taşlanarak öldürüldüğünü yazıyor. Ama 8. Jean'ın kiliseye adını hiçbir zaman unutturmayacak bir anı bıraktığına şüphe yok. Bu 'Sedia Stercoraria' diye anılan ve papa olacak kişilerin erkek olup olmadıklarının elle yoklanarak kontrolüne olanak veren iskemle!...
(Radikal:26 Kasım 2006 )
                                                                       

                                                       Yunanistan'da Kilise SkandalI Derinleşti
     Yunanistan haftalardır kilisedeki skandallar zincirine kilitlendi. Her gün yeni bir bilgi ve belge ortaya atılıyor ve skandallar kar topu gibi büyüyor. Bütün Yunanistan herşeyi unuttu kilisenin temizlenmesini konuşuyor.Yunan Ortodoks Kilisesi tarihin en büyük depremiyle sarsılıyor.  Skandallar zincirinde herşey var. Eşcinsellik, uyuşturucu ve ve tarihi eser kaçakçılığı iddiaları dahil.  Ve bütün skandallar dönüp dolaşıp Yunan Ortodoks Kilisesinin başı olan Başpiskopos Hristodulos’u üstünde düğümleniyor.  Olay öylesine büyüdü ki Yunan tarihinde ilk kez bir Başpiskopos istifaya zorlanıyor. Yunan medyası tarihinde ilk kez, bir zamanlar Cumhurbaşkanından bile populer olan Başpiskopos Hristodulos’u istifaya çağırıyor.Bu olay aslında Yunanistan’daki büyük değişimi gösteriyor. Tarihi misyonları dolayısıyla Kilisenin daima Yunan toplumunda özel bir yeri var.  Bu misyonun başında ise 400 yıllık Osmanlı yönetimi altında Yunan dilini ve kimliğini korumuş olması geliyor. Osmanlı İmparatorluğuna karşı başlatılan bağımsızlık savaşında da lider rolü oynayan yine kilise ve papazlar.  Bu nedenle Kilise şimdiye kadar adeta dokunulmazlığa sahipti. Ancak bir ay önce patlayan skandallarla adeta kilisenin dokunulmazlığı ortadan kalktı ve bütün kirli çamaşırları ortalığa saçılmaya başladı.Skandallar Yüksek Mahkemenin yolsuzlukla suçlanan hakimler hakkındaki soruşturmayı derinleştirmesiyle başladı. Yüksek Mahkeme, Pire’deki bazı hakimlerin Başpiskopos’a yakın Yosakis adındaki papazı tarihi eser kaçakçılığından akladıklarını ortaya çıkardı. Soruşturma derinleştikçe,Yosakis aleyhine 32 dava açıldığı ve hepsinden de beraat ettiği ortaya çıktı ve sonunda Yosakis tutuklandı. Skandala adı karışan 20 hakim hakkında soruşturma daha da derinleştirildi.Bu arada skandal dallanıp budanlanmaya başladı ve Yunanistan Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Hristodulos’a çok yakın olan Tesaliotida Metropoliti Teoklitos’la Hristodulos’un özel sekreterinin bir gece kulübünde sivil giysilerle uyuşturucu zanlısı olarak yakalandığı ve olayın örtbas edildiği ortaya çıktı. Bu skandal devam ederken bu kez de, yine Hristodulos’a yakın olan Attikis Metropoliti Panteleimon skandalı patladı. Panteleimon’un erkek sevgilisiyle telefon konuşmaları televizyonda yayınlandı. Metropolitin yüzme havuzlu bir villada yaşadığı ve bankada da 6 milyon Euro'su olduğu da su yüzüne çıktı. Bütün bu skandallar zincirine, Interpol tarafından aranan Vavilis adındaki bir uyuşturucu kaçakçısının, Hristodulos’un gizli talimatıyla, Irineos’un Patrik seçilmesini sağlamak için Kudüs’e gönderildiği, diğer adayı sahte kasetlerle eşcinsel olarak suçlayıp seçimi etkilediği ortaya çıkınca ortalık daha da karıştı. Kudüs Patriği önce Vavilis’i tanımadığını savundu ama Vavilis gizlendiği yerden televizyonlara kaset gönderip Patriğin yalan söylediğini açıkladı ve Kudüs patriğinin İnterpoldeki kayıtlarının silinmesi için kendisine söz verdiğini ancak tutmadığını bildirdi.Skandalın en karmaşık yanı ise Hristodulos’un adamı Vavilis’in Yunan İstihbarat teşkilatı ve Yunan Kamu Düzeni Bakanlığıyla olan bağlantıları. Vavilis’in bir yandan İnterpol tarafından aranıp, diğer yandan Kudüs’e gidip geldiği sırada Bakanlığa silah sattığına ilişkin belgeler ortaya döküldü.Bu arada Hristodulos ise skandalın dış güçler tarafından Ortodoksluğu sarsmak için ortaya atıldığını savunuyor. Başpiskoposun işaret ettiği dış güçlerin başında da CIA ve Fener Rum Patrikhanesi var.  Ama Hristodulos’un savunmasını dinleyen de pek kalmadı gibi.  Çünkü Hristodulos’un birçok konuda doğruyu söylemediği, her gün sızan yeni bir belge ve bilgiyle kanıtlanıyor. Hristodulos’a son darbeyi ise Kudüs Patriği vurdu. Baskıya dayanamayan Patrik, Vavilis’i Hristodulos’un gönderdiğini açıkladı.Aslında, kilise ve papazlarla ilgili yolsuzluk ve eşcinsellik hikayeleri Yunanistan’da "herkesin bildiği bir sır." iki Yunanlı bir araya gelse, şehrindeki ya da doğup büyüdüğü adadaki papazın neler yaptığını konuşuyor.  Söylentiler öylesine yaygın ki, hangi metropolitin eşcinsel olduğunu neredeyse bütün Atina biliyor. Hatta takma adlarını bile söylüyorlar ama bütün bunlar ilk kez yazılıp çiziliyor ve Başpiskopos istifaya zorlanıyor.  Ancak Yunan tarihinde şimdiye kadar istifa eden Başpiskopos olmadığı için Hristodulos’un son dakikaya kadar direneceği tahmin ediliyor.Bazıları Hristodulos’un ne kadar direnirse dirensin istifa etmek zorunda kalacağını çünkü Başbakan Karamanlis’le arasının bozulduğunu söylüyor.Hristodulos’un yeni Cumhurbaşkanının yemin töreninden önce istifa etmek zorunda kalacağını söyleyenler de var. ‘’Bu kadar olaydan sonra Başpiskopos Yunan Cumhurbaşkanını taktis ederek göreve başlatamaz ‘’diyorlar.Yunanistan’da hiçbir Avrupa birliği ülkesinde olmayan bir gelenek var. Yeni Parlamento, bakanlar kurulu ve hatta Cumhurbaşkanı, Başpiskopos’un katıldığı bir törenle takdis edilerek göreve başlıyor. Eğer Hristodulos istifa ederse,Yunan tarihinde ilk kez bir Cumhurbaşkanı Kilise tarafından takdis edilmeyecek.  Bu ise Yunan siyasi ve sosyal hayatında büyük bir değişim olacak. Yine de son kararı Başbakan Karamanlis’in vereceğinden söz ediliyor Atina Kulislerinde.  Yorumcular, Hristodulos’u arenada yenilip yerde yatan gladyatöre benzetiyorlar. Eğer Karamanlis elini kaldırıp son işareti verirse Hristodulos’un istifa etmekten başka seçeneğinin kalmayacağı söyleniyor. 27/02/2005)
 

                                       Belçika'da Rahiplerin 'Tacize KarIşmadIğI Bölge Yok'
  Din adamlarının çocuklara cinsel tacizde bulunduğu suçlamalarını araştıran komisyon, vakaların onyıllara dayandığını ve hemen her bölgede ortaya çıktığını duyurdu. Belçika'da yürütülen resmi bir soruşturma sonucunda ülkedeki Katolik rahiplerin çocuklara tacizde bulunduğu vakaların on yıllara yayılan bir dönemde ve hemen her kilise bölgesinde meydana geldiği açıklandı.Soruşturma komisyonu aradan geçen sürede 13 kurbanın intihar ettiğini; altısının da intihar girişiminde bulunduğunu duyurdu.Yaklaşık 500 mağdurun ifadelerini alan komisyon üyeleri, anlatılanlar karşısında şoke olduklarını belirtiyor.Aktarılan bilgilerde çocuklara tecavüz, anal ve oral yolla cinsel tacizden söz ediliyor.Komisyonun açıkladığı rapora göre mağdurların büyük bölümü oğlan çocuklarıydı. Ancak yüzden fazla kızın da tacize uğradığı belirlendi.
                                                      
 Örtbas edilmedi
  Bununla birlikte kilise, sistematik olarak bu iddiaları örtbas etmeye çalışma suçlamaları konusunda aklandı.Belçika, son yıllarda rahiplerin çocuklara cinsel tacizde bulunduğu iddiaları ile sarsılan pek çok ülkeden sadece biri.İddiaların gündeme gelmesi ardından polis, üç ay önce Katolik Kilisesi'nin ülkedeki merkezine de baskın düzenlemişti.Mayıs ayında da tüm piskoposlar, geçmişte çocuklara cinsel tacizde bulunan din adamlarının hareketleri ve Kilise'ni yıllarca yaşananlara 'sessiz' kalması nedeniyle halktan özür dilemişlerdi.
(
10 Eylül 2010)

                                Ne olacak bu Katolik Kilisesi'nin hali
Katolik Kilisesi'ni bunalıma sokan ahlak erozyonu sonunda Türkiye'ye de sıçradı. Geçen hafta Adana'daki Bebekli Kilise'de yaşanan olaylar, Katolik ruhanilerin geçirdiği evrensel krizin bir parçasını oluşturuyor.
ABD'den Hong Kong'a, Avustralya ve Filipinler'den Nijerya'ya kadar uzanan sübyancı papaz skandallarına, Bebekli Kilise'deki rahiplerin ‘‘genç kızlarla odalara kapandığı'' iddiasıyla yeni bir halka ekleniyor.Vakaların bir kısmı basına yansıdı, ancak rakamı topluca ifade edince, skandalın boyutları daha korkunç görünüyor. Amerikan Katolik Kilisesi'nde son 40 yıl içinde tam 1500 papaz, binlerce koro çocuğunu cinsel yönden taciz etmiş. Tacizin çapı elle sarkıntılıktan tecavüze kadar uzanıyor.Durum öyle vahim ki, Katolik dünyasının ruhani lideri Papa İkinci Jean Paul ile ABD Başkanı George Bush geçen ay karşılıklı oturup bu ayıp meseleyi açık açık konuştular. NATO-Rusya Zirvesi için Roma'ya giden Bush, Vatikan'a da uğradı ve Papa ile danışmansız, tercümansız baş başa görüştü. Bush, ‘‘Amerika'daki Katolik Kilisesi'nin durumundan duyduğum endişeyi Papa'ya ileteceğim'' dediği için skandalı konuştukları biliniyor. Ancak hastalığı hayli ilerleyen Papa'nın konuya ne kadar vakıf olduğu belirsiz.Bush yakın zamana kadar skandala mesafeli duruyor ve sorulara ‘‘Kilisenin adını temize çıkaracağından eminim. Kilise liderliğine güveniyorum'' diye cevap veriyordu. Çünkü cemaati kızdırmak istemiyordu. Ancak anketler, seçmenlerin dörtte birini oluşturan Katolikler'in, kilisenin pedofili sorununa yaklaşımını beğenmediğini ortaya koyunca, Bush da skandala el koydu.
                                                             TOLERANS SIFIRA İNİVERDİ
Cemaatten yükselen sesler üzerine Bush ile birlikte ABD'deki Katolik Kilisesi de olaya el koydu. Bir yılı aşkın süredir skandalları örtbas edip pedofil papazları korumaya çalıştığı izlenimi veren kilise birden silkiniverdi.Bush'un ziyaretinden bir ay önce bir grup Amerikalı kardinal, Papa'nın huzuruna çıkıp iki gün boyunca ekselansları ile konuştu ve sübyancı papazlara karşı bazı zorlayıcı tedbirler alınmasını önerdi. Bu önlemler, önümüzdeki 13-15 Haziran'da Dallas'ta yapılacak piskoposlar toplantısında nihai şeklini alacak.Bu çerçevede sekiz kişilik Piskoposlar Komitesi'nin hazırladığı taslak belge geçen salı günü açıklandı. Buna göre, gelecekte çocuklara cinsel taciz uygulayan papazlara sıfır tolerans gösterilecek, sübyancılar derhal kiliseden uzaklaştırılacak. ABD'deki bütün diyakozluklar, hakkında sübyancılık şikayeti bulunan papazları derhal polise bildirecek.
                                                           BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ!
Buraya kadar tamam. Ancak çözüm paketinde, kurban haklarını savunan dernekleri ayağa kaldıran bir madde var; geçmişte sadece bir kez sübyancılık yapan, psikiyatrik tedavi gören ve resmen pedofil teşhisi konulmayan papazlar kilisede kalabilecek.Bu belge Dallas'taki toplantıya katılacak yaklaşık 300 piskoposun onayına sunulacak. Ancak komitede derin görüş ayrılıklarının bulunduğu ve toplantının da sert tartışmalara sahne olacağı belirtiliyor. Çünkü piskoposların çoğu ‘‘bir kez sübyancılık yapan resmen pedofildir'' diye düşünüyor.Ancak Dallas'tan çıkacak her türlü kararın Vatikan'ın onayından geçmesi gerekiyor. Vatikan'ın papazların kiliseden ihracına karşı olduğu biliniyor. İşte bu noktada ABD'li bazı yorumcular, Bush'un Vatikan ziyareti sırasında Papa'yı ‘‘kiliseden papaz attırmak'' konusunda ikna etmeye çalıştığını öne sürüyor.
                                                            ÜÇ  KARDİNAL YARGILANIYOR
İlk skandalları takip eden bir durgunluk döneminden sonra geçen ocak ayında sübyancılık suçlamaları ansızın alevleniverdi. Sübyancı papazlar ve onları koruyan kardinaller mahkemelik oldu. İlk olay ocak ayında Boston'da John Geoghan adlı rahibin yargılanmasıyla başladı ve kısa sürede kilise için uluslararası bir krize dönüşüverdi. Suçlamalar Amerika'nın dört bir yanına yayılınca çok sayıda papaz kiliseden atıldı, istifaya zorlandı ya da haklarında davalar açıldı. Hayli karmaşık görünen davalar zinciri şöyle:
Tescilli pedofil John Geoghan kiliseden atıldı, ancak dava burada bitmedi. Boston Başdiyakozu Kardinal Bernard Law, Geoghan'ın sübyancılığına göz yummakla suçlanıyor.Kardinal Law, Greg Ford adlı çocuğa günah çıkarma kabininde tecavüz eden rahip Paul Shanley'i korumakla da suçlanıyor. Şimdi 24 yaşında olan Ford'un ailesi papaz Shanley'le birlikte Kardinal Law'u, New Hampshire Piskoposu John McCormack'ı ve Katolik Kilisesi'ni mahkemeye verdi. Law, çocukları sübyancılardan korumamakla suçlanıyor. Law ailelerden özür üstüne özür diliyor, ancak istifa etmemekte direniyor. New York Başpiskoposu Edward Egan, pedofil papazları disipline sokamadığı ve kurbanlara yardımcı olmadığı için dava edildi.Los Angeles Başdiyakozu Roger Mahony, 14 yıl boyunca bir papazın çocuklara cinsel tacizine göz yumduğunu itiraf etti ve özür diledi. Geçenlerde hakkında dava açıldı.Eski Milwaukee Başpiskoposu Rembert G.Weakland geçtiğimiz günlerde bir itirafta bulununca Katolik cemaati bir şok daha geçirdi. 75 yaşındaki Weakland bundan 20 yıl önce ilahiyat öğrencisi Paul Marcoux'la cinsel ilişkiye girmiş ve ağzını sıkı tutması için 450 bin dolar ödemişti. Bu itiraf kilise liderlerinin pedofili ve diğer cinsel saldırı suçlarını da parayla örtbas etmiş olabileceği şüphesini doğurdu.
                                                         Kiliseyi bol sıfırlı tazminatlar bekliyor
Amerikan Katolik Kilisesi'nde ilk sübyancılık skandalı 1997'de patlak verdi. Dallaslı papaz Rudolph Kos'un 30 yılda 130'dan fazla çocuğa cinsel tacizde bulunduğu ortaya çıktı. Mahkemelik olan kilise 30 milyon dolarlık tazminatı ödemek için sigorta paralarını kullandı, borç aldı, mülk sattı. Sapık papazlar yüzünden Santa Fe'de 25 milyon dolar, Boston'da 30 milyon dolar ödendi. Açılan davaların çığ gibi büyümesi nedeniyle önümüzdeki dönemlerde kilisenin yine bol sıfırlı tazminatlar ödemesi bekleniyor. Kilisenin tazminatlar yüzünden iflas edeceğine pek ihtimal verilmiyor, çünkü yıllık gelir 7.5 milyar doları buluyor. Mülklerinden, dinlenme evleri, okullar, golf kursları, radyo ve televizyon kanallarından akan gelir ise bu rakamı kat kat aşıyor.
                                                        KATOLİK KİLİSESİ CİNSELLİĞİ TARTIŞIYOR
                                                        Her eşcinsel papaz sübyancı değildir
Şimdi Katolik Kilisesi şunu tartışıyor: Papazların cinsel sapmalarını nasıl engelleriz? Burada iki suçlu ortaya çıkıyor; bir evlilik yasağı, iki eşcinsellik. Bir seçenek evlilik yasağının kaldırılması. Ancak bunun sübyancılığa çare olamayacağını düşünenler var. Ayrıca bazı iddialara göre, Katolik papazların yüzde 20'ye yakını gay. Yani zaten evlenmemelerine gerekçe olsun diye kiliseye giriyorlar.
ABD'li kardinaller Papa'yla yaptıkları görüşmede sübyancılığın, gay papazların eseri olduğunu iddia ettiler. ABD'deki Anglikan Katolik Kurtuluş Kilisesi ise eşcinsellikle sübyancılığın birbirine karıştırılmasına şiddetle karşı çıkıyor. Bu kiliseye mensup din adamlarının yüzde 80-90'ının gay olduğu, hatta kilise pastörünün bile eşcinselliğini açıkça itiraf ettiği söyleniyor. Kilise Konseyi Başkan Yardımcısı Patrick Mulcahey, ‘‘Kilise artık eşcinsellikle sübyancılığı birbirine karıştırmaktan vazgeçmeli. Pedofiller eşcinsel değildir. Pedofiller, hem kız hem de erkek çocuklarını istismar eden sapıklardır. Kilisenin suçu ise bu sapıklara göz yummak ve zamanında harekete geçememektir'' diyor.
( Hürriyet:8 Haziran 2002)
 

                    

    

                  


                                
Vatikan milenyumla beraber en hareketli ve skandallı günlerine girdi.
Roma Katolik Kilisesi için 2000 yılı sadece yeni bir milenyumun değil, aynı zamanda kutsal bir yılın başlangıcı. 30 milyon hacının Roma'yı ziyaret etmesi beklenirken; Vatikan, Luigi Marinelli isimli bir monsenyörün yazdığı aşk, seks ve para skandallarının konu aldığı bir kitapla karışmış durumda... Ve tüm bunların yanında Papa John Paul II'in yerini kimin alacağı tartışılıyor.

Monsenyör Luigi Marinelli, uzun yıllar Vatikan'da hizmet verdikten sonra sakin bir emeklilik dönemine başlamak için sabırsızlanıyordu. Yaşlılar evinde ayinlere katılacak; gelen mektupları okuyup onları cevaplandıracak ve St. Peter Kilisesi'ne bakan evinin yanıbaşındaki arazisiyle ilgilenecekti. Ancak 72 yaşındaki emekli Monsenyör ‘‘Vatikan'da Rüzgar Gibi Geçti’’ isimli olay yaratan kitabının yayınlandığı günden beri büyük bir skandalın kahramanı oldu. Vatikan'ın sınırları içindeki güç oyunlarını, cinsel skandalları ve máli dalavereleri açıklayan kitap kilise çevresinde şok etkisi yarattı. Kitap ‘‘Bestseller’’ listelerini zorlarken, Vatikan, kitabı yasaklatmaya çalıştı. Ancak baskı başarısız olurken; kitap Roma'daki kitapçılarda tükendi ve yayıncılar yeni baskıları yayınlanmaya başladı bile.
PİŞMAN DEĞİLİM
Diğer taraftan, Monsenyor Marinelli, hıristiyan dünyasında ihanet vakalarını inceleyen Rota Romana Mahkemesi'ne sevkedildi ve papazlık ünvanının geri alınması tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Marinelli, şimdilerde yaptıklarından hiç pişmanlık duymadığını söylüyor ve kitabını savunuyor: ‘‘Bu kitap, Katolik Kilisesi aleyhine yazılmış bir eser değil. Kilise'ye duyulan sevginin bir göstergesi. Onların işleri düzeltmeleri, çürümüşlüğü ortadan kaldırmaları için bir fırsat, bir uyarı...’’

Kitabın ön kapağında parlak kırmızı harflerle yazılmış olan ibare, kitabın amacını açık açık ortaya koyuyor: ‘‘Kilise, papazlarının ihanetleri ve aldatmaları için İsa'dan bağışlanmayı istemeli, özellikle de dini basamakların en üstündeki yetkililer...’’

Kitap piyasaya ilk çıktığında, I Millenari takma daha doğrusu kısaltma adıyla yayımlanmıştı. Ancak söylentilere göre Marinelli, bu kitabı yazanlar arasında adını gizlemeyen tek kişi. Öyle ki, dedikodulara göre işe karışmış dört Vatikan papazı daha var ve bunlardan biri de Polonya asıllı. Her ne kadar bu papazların isimleri açıklanmasa da Vatikan'da onların kim olduğunun bilindiği söyleniyor.
SKANDAL YAZARI
Bazı kişiler Marinelli'yi dedikoduculukla, skandal yaratıcısı olmakla suçlarken o, kitapta anlatılanların hepsinin doğru olduğunu belirtiyor: ‘‘Dostlarımdan ve temas kurduğum bazı kişilerden yardım gördüm ve Vatikan'da çalışanlar genelde bu kitabı onaylıyorlar. Piskoposların ve kardinallerin yüzde sekseni, gerçek din adamları. Ama geri kalan yüzde yirminin gözlerini hırs bürümüş; onlar her şeyi yaparlar. İşte asıl problem bu. Cinsel ve máli ahlaksızlık da bundan kaynaklanıyor.’’

Vatikan'da ise hiç kimse kitap hakkında yorum yapmak istemiyor, buna da şaşmamak gerekiyor. Marinelli'nin kitabında yer alan suçlamalar yeterince uyarı niteliği taşıyor: Sınır tanımayan yükselme hırsı; kardinal ve piskopos seçiminde gizli metodların uygulanması; masonların Vatikan'da yüksek mevkilere getirilmeleri; Vatikan'da görevli papazları ve diğerlerini amirlerinden gelecek adaletsizliklere karşı koruyacak bir örgütün bulunmaması...
KİLİSEDE SEKS HİKAYELERİ
Katolik Kilisesi'nin dünyadaki merkezi Vatikan hakkında yazılmış bir kitapta seksten ve paradan söz edilen bölümlerin büyük ilgi görmesi kaçınılmaz. Ancak Marinelli ‘‘cinsel rezaletler sadece ana prensipleri gözler önüne sermek amacıyla açıklandı’’ diyor.

Papalığın izniyle, Vatikan'da çalışan bir Monsenyör'ün kızkardeşiyle evlenen genç papazın öyküsü de kitapta yer alan hikayelerden: Besbelli bu papaz, Vatikan'ın sırlarını bildiğini söyleyerek övünüyor olmalıydı. Bir gazetecinin bu olayı yazmaya hazırlandığı öğrenilince, papaz daha önemli bir görevle yurt dışına gönderilmişti. Ayrıca kitapta yazılanlara bakılırsa, Hindistan'dan gelen birçok papaz, Roma'daki bir manastırda kalırken sabahın karşı saatlerde, eşcinsel ilişkiyi konu alan porno filmler izliyorlardı.

Başka bir hikayede yaşlı bir Amerikalı papaz, Roma'daki yetkililere rüşvet vermiş ve piskopos olmayı başarmıştı. Piskopos 72 yaşında Amerika'da bir bölgenin yöneticisi olmuş ve kilisenin mallarını, banka kredilerine karşı ipotek ettirmişti. Öldüğü zaman da servetinin büyük bir bölümü, onun dalaverelerini bilen ve sürekli şantaj yapan gayrimeşru kızına kalmıştı. Bir başkası, bir arabada yarı çıplak bir halde başka bir adamla sevişirken polis tarafından yakalanmıştı.

Kitap, ayrıca bir sürü papaz ve psikopos hikayesinin yanı sıra katılanların yarı çıplak oldukları kara ayinlerden söz ediyor. Fakat aynı zamanda kitapta Vatikan'da sürüp giden iktidar oyunları da yer alıyor. Bir bölümde, Papa'nın sağlık durumunun elverişsizliğinden yararlanılarak yerine geçecek kişiyi seçmesinde ona baskı yapılması anlatılıyor.

Kitapta Vatikan'da sürüp giden iktidar oyunları da yer alıyor. Bir bölümde, Papa'nın sağlık durumunun elverişsizliğinden yararlanılarak yerine geçecek kişiyi seçmesinde ona baskı yapılması anlatılıyor.
MİLENYUMLA BERABER PATLAYAN SKANDAL

Kitap, geçtiğimiz yıl ortalarında Milano'da Kaos Yayınevi tarafından 7 bin nüsha olarak basılmış; yıl sonuna kadar kitapla ilgilenen olmamıştı. Aynı günlerde Marinelli'ye Vatikan'dan kitabın kopyalarını kiliseye teslim etmesi ve başka dillere tercüme edilmesini durdurması emredilince, olanlar oldu. Bir anda kitap yok satmaya başladı.

Marinelli'nin Kilise Mahkemesi tarafından ihanet suçuyla yargılanacağı açıklanınca olay iyice büyüdü. Davayı, ölmüş olan bir piskoposun yeğeni açacaktı. Yeğen, adı açıklanmayan akrabasının adına leke sürüldüğünü iddia ediyordu. Bundan sonra, Vatikan hiç kimsenin düşüncelerini açıklama özgürlüğüne kısıtlama getirilmediğini, ancak teşhir edildiklerini ileri süren kişilerin haklarını korumayı amaçladığını açıkladı.

Kitabın İspanya ve Almanya'da yayın hakkı satıldı. İngilizlerle görüşmeler sürüyor. Kaos Edizioni Yayınevi 100 bin baskı talebi aldı.

Bu kitaba karşı aşırı derecede hassasiyet gösterilmesinin milenyum hazırlıklarıyla ilişkili olduğu düşünülüyor. Çünkü Roma Katolik Kilisesi için 2000 yılı, sadece yeni bir milenyumun başlangıcı değil, aynı zamanda kutsal bir yılın başlangıcı. Bu dönemde 30 milyon hacının Roma'yı ziyaret etmesi bekleniyor. Papa, resmen Yahudilerin bağışlanması için çağrıda bulundu ve Vatikan'ın da engizisyon kurbanlarını affetmesi bekleniyor. Kilise, suçları bağışlamaya hazırlanırken, eleştirilere karşı da daha duyarlı olmaya başladı. Bu kitabın yayımlanması, Vatikan'ın itibarını sarsan bir dizi olayın sonuncusu.

Hiç kuşkusuz Vatikan, kutsal yıl kutlamalarına başlarken herşeyin unutulacağını umud ediyor. Ancak yayımcılar, kitabın devamın devamını yayınlamaktan söz etmeye şimdiden başladılar.
 

                     
         

            

              

 

                       Vatikan'daki Kutsal Mahkeme'nin eşcinsel rahibI yargIlayacak olmasI
                                                         Belçika'da tartışma yarattı
    BRÜKSEL - Rahiplerin rahibelere tecavüzü ve sübyancılık skandalıyla sarsılan Katolik Kilisesi'nin başı şimdi de eşcinsel bir papaz nedeniyle dertte. Rudy Borremans adlı papaz, iki yıl önce eşcinsel olduğunu açıklayınca görevinden alınmıştı. Vatikan'ın Belçika temsilcisi Kardinal Danneels, Borremans'ın 'uslu durması ve sevgilisini terk etmesi' halinde kiliseden ihraç edilmeyeceğini açıklamıştı.Bu taleplere uymayan Borremans, Vatikan'daki Kutsal Mahkeme'ye verildi ve büyük bir ihtimalle mahkeme kararıyla kiliseden atılan ilk papaz olacak. Kardinal Danneels, "Eşcinsellik unsuru ön plana çıkarılıyor, oysa bekâret, papazlar için şarttır. Borremans bunu ihlal etti. Papazların evlenmeleri veya bir kadınla yaşamaları yasaktır" dedi.
    Belçika basını ise şu soruyu soruyor: Yolsuzluk ve sübyancılıkla yargılanan diğer papazlara karşı neden aynı tavır izlenmiyor?
    Belçika'da kiliseden ayrılmış din adamlarını bir araya getiren 'Evli Katolik Papazlar Federasyonu'na göre papazların yarısı gizlice kadınlarla birlikte yaşıyor. Federasyona göre kilisenin tavrı yüzünden pek çok din adamı alkolik veya sübyancı hale geldi. (aa)


          
 

                  

                  
 

                

                

             

                      


 

      

                                                Gay rahibin anıları İtalya'da kapışıldı
    İtalya'da Vatikan’a rahiplere evlilik hakkının verilmesi isteğiyle başkaldıran ve aforoz edilen Başpiskopos Emanuel Millingo’nun hikayesinin ardından, şimdi de gazeteci Marco Politi tarafından yazılan ’Io, prete gay’ (Ben, gay rahip) kitabı gündeme damgasını vurdu. İlk baskısı ’Katolik Kilisesi’nde Eşcinsellik; Bir Gay Rahibin İtirafları’ adıyla 2000 yılında yapılan ilk haftada 15 bin satarak büyük yankı uyandıran kitap, geçtiğimiz hafta cep kitapçığı halinde ’Ben, gay rahip’ adıyla 8.40 avro fiyatla yeniden piyasaya sürüldü ve ilk baskı üç gün içinde tükendi. İkinci baskı için ise kitapçılardan yayınevine talep yağmaya başladı.
Roman türünde yazılan kitap, genç bir rahibin 34 yaşına geldiğinde cinselliği keşfetmesiyle değişen yaşamını konu alıyor. Rahibin ağzından anlatılan hikaye ise oldukça şaşırtıcı. 12 yaşından beri din adamlığı eğitimi alan genç rahip bakirdir. 30 yaşına geldiğinde vücudunun cinsel isteklerini keşfeder. Ancak bu keşif eşcinsel eğilimlidir. Rahip bir süre bu durumla mücadele etmeye çalışır, ancak vücuduna söz geçiremez. Geceleri sokaklarda dolaşıp günübirlik ilişkiler yaşamaya başlar. Hatta bekaretini başka bir rahiple girdiği ilişki sonucu kaybeder. Travesti ve gaylerin vücutlarını pazarladığı ortamları sık sık ziyaret edip cinsel isteklerini tatmin etmeye başlar. Kilisedeki görevinden ayrılıp tanıştığı bir gay ile beraber Roma’da yaşamaya başlar. Bir sürü çelişkinin ardından bir rahibenin de desteğiyle yeniden kiliseye döner. Fakat zamanla yalnız olmadığını anlar. Katolik kilisesi bünyesinde bir çok rahibin kendisi gibi eğilimleri olduğunu görür.
HİKAYE GERÇEK
Kitabın en ilginç tarafı ise bir kurgu roman değil tamamen gerçek hayata dayanıyor olması. Ülkede bir anda ’best seller’ haline gelen kitabını Radio Radicale’de değerlendiren yazar Marco Politi ise, "Kitap tamamen gerçek bir yaşamın anlatımı. Gerçekten Roma’da böyle bir rahip var. Kilisede cinselliğin temsilinin büyük bir problem olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Hala kilise boşanma ve beraber yaşama kavramlarına çok sert bakıyor" dedi.
VATİKAN DA BİLİYOR
Kitabının ilgi görmesinden mutlu olduğunu dile getiren Politi, "Tepkiler de olumlu. Kitabım ilk çıktığı zaman İtalyan Piskoposluk Derneği’nin çıkardığı Avvenire gazetesinde dahi olumlu eleştiriler yeraldı ve yazılanların doğru olduğu dile getirildi. Onlar da hikayenin gerçek ve bir çok rahibin cinsel yaşamının olduğunu biliyor. Nitekim son dönemlerde rahiplerin cinsel hayatlarını içeren bir çok kriminal olay da kamuoyuna yansıdı" dedi.
BİNLERCE RAHİP CİNSELLİĞİ YAŞIYOR
Sadece Roma katolik Kilisesi’nin din adamlarına cinselliği yasakladığına dikkat çeken Politi, "Ortodoks ve Protestan din adamları evlenebiliyor. Katolik din adamları bir söz veriyor ve bu tüm yaşamları süresince geçerli oluyor, ancak tamamı bunu yapamıyor. Şu anda sadece İtalya’da binlerce rahibin cinsel hayatı var. İki durum sözkonusu. Cinselliği yaşayan rahipler ya bunu gizlilik içinde sürdürüyor ya da resmen evlenip kiliseden ayrılıyor" diye konuştu.
MARCO POLİTİ KİMDİR?
Marco Politi, La Repubblica Gazetesi’nin Vatikan sorumlusu olarak uzun süredir görev yapıyor. Papa 2. Jean Paul hakkında hazırladığı biyografi 10 dile çevrilen, papanın hayatını konu alan senaryo filmleştirilen ve bir çok araştırma yazısı bulunan Politi, dünyanın farkı bölgelerine 70’den fazla seyahat gerçekleştirdi.


                     Vatikan'dan cinsel taciz temizliği
ABD'de Katolik papazların seks skandallarını örtbas etmekle suçlanan Boston Kardinali Bernard Francis Law, Vatikan'ın da baskısıyla görevinden istifa etti.ABD'de Katolik papazların ayyuka çıkan seks skandalları, bir kardinalin işini bitirdi. Katolik Kilisesi içinde seks skandallarını örtbas etmekle suçlanan Boston Kardinali Bernard Francis Law, istifa etti. Papa 2. Jean Paul ile Vatikan'da görüştükten sonra istifa eden Kardinal Law, herkesten özür diledi. Yazılı açıklama yapan Law, 'Eksikliğimden ve hatalarımdan acı çeken herkesten özür ve af diliyorum. istifam, umarım kiliseye yardımcı olur' dedi.

Tepkiler ayyuka çıkmıştı
Law, kendisine bağlı Katolik papazların çocuklara yönelik cinsel tacizlerinin üzerine gitmediği ve tacizlerin basına açıklanmasında ayak sürüdüğü için eleştiriliyordu.Çocukluklarında papazlar tarafından taciz edilen kişilerin birleşerek seslerini yükseltmeleriyle su yüzüne çıkan skandal, bir grup papazın da isyanına yol açtı. Ortak açıklama yapan papazlar, suçluların üzerine gidilmesini isterken, Kardinal Law'a da istifa çağrısında bulunmuştu. Bernard Francis Law'un istifası Boston gazetelerinin manşetlerini doldurdu.

19 piskopos istifa etti
Vatikan içinde çocuklara yönelik cinsel tacizler yüzünden, ilk kez iki yıl önce, doğrudan skandala bulaşan Viyana Başpiskoposu istifa etmişti. Kilise içinde bu skandal yüzünden istifa etmek zorunda kalan en yüksek düzeyli yetkili olan Law ile birlikte, 1990'dan bu yana seks skandalları nedeniyle 19 Katolik piskopos istifa etmiş oldu. Vatikan, geçen aylarda çocuklara cinsel tacizler nedeniyle Amerikalı kardinalleri Roma'ya çağırarak toplantılar yapmış ve bu skandalların önlenmesini, buna bulaşan din adamlarının kiliseden uzaklaştırılmasını istemişti. Basında çıkan haberlerde ise ABD'deki Katolik din adamları arasında eşcinsellik, çocuklara cinsel taciz, rahip ve rahibeler arasında cinsel ilişki gibi olayların arttığı belirtilmişti.

                                                             VENEDIK' TE "DIN SAVASI".....

Hristiyan Avrupa' yi Koruyalim"... Berlusconi' nin gazetesi "Il Giornale" de gecenlerde (29 Agustos) cikan bir basyazinin basligi bu. Hristiyan Avrupa' yi "Islam istilasindan" korumayi oneren yazi, bu amacla bir "komite" kuruldugunu ilan ediyor. Ilk toplantisini; 7 Ekim de "Inebahti" savasinin 431. yildonumunde yapacak olan "komite", okurlari 2000' lerin yeni Hacli mucadelesine davet ediyor.   Turkiye' nin yakindan tanidigi Bernard Lewis de, 11 Eylul yildonumu adina "Corriere della Sera" (1 Eylul) gazetesine verdigi bir soyleside, Islam dunyasindaki hincin; bati emperyalizmi ve somurgecilikten degil, II. Viyana Kusatmasindan kaynaklandigini soyluyor. "Yenilgiyi kabullenmeyen Islam" o gun bugun 1683' un rovans arzusuyla yanip tutusuyormus... Lewis' e gore...

            1571 ve 1683... "uygarlik catismasinin" simgesi ve ozeti olarak verilen tarihler bunlar... "Uygarlik catismasi" Italya' da artik bir sav degil. Gunluk gercek. TV haberleri, gazete yorumlari, Musluman gocmenlere alinan tavir....her vesilede su yuzune cikiyor. Vatikan propagandasi ve dezenformasyonu buna canak tutuyor. 

                                                                      KATOLIK LAGER FILMI...  

            "Magdalene Sisters" (Magdalena Rahibeleri) filmini "skandal" yapan iste bu ortam. Ve bu zamanlama. Uc- bes yil once kilisenin buyuk olasilikla "gormezden gelecegi" film, Venedik festivali ile birlikte gosterime girdigi anda "skandal" oldu. Berlusconi' nin "Bati uygarligi Islam' dan ustundur" sozleriyle altini cizdigi bu "Orta Cag isterisine", simdi Peter Mullan adinda (katolik) bir Iskoc yonetmen Venedik' ten "Hayir" diyor: "Bagnazlik ve fanatizm soz konusu oldugunda hicbir uygarlik, digerine yeg degildir. Cuvaldizi hem, once kendimize batiralim!"

            Ken Loach' un yonettigi "Benim Adim Joe" adli film ile ('98) Cannes da "en iyi aktor" odulunu alan Mullan, kamera arkasindaki bu ilk girisiminde kiliseye sahiden "koca bir cuvaldiz" batiriyor. "Magdalena Rahibeleri" inde Katolik Kilisesinin kurbani dort kadinin oykusunu anlatiyor Mullan: Bernadette, Rose, Crispina, Margaret....  Bernadette kaldigi yetimhanede "tehdit" olarak gorulen bir guzellige sahip. Rose' un evlilik disi cocugu oluyor. Crispina hafif "geri". Margaret ise bir dost dugununde tecavuze ugruyor. Film Margaret' in oykusuyle basliyor.  

                                                                             "ARTIST RAHIBE"  

            "Magdalena Rahibeleri"  Irlanda' da ayni isimle anilan bir dizi manastir isletiyorlar. Magdalena Incil' de "nedamet getiren" bir fahisenin adi. "Incil" e gonderme yapan manastir "kotu yola dusen, aykiri, damgali" kadinlara Katolik Irlanda karanliginda bir "cati" sagliyor. "Cati" derken tabii "Mor Cati" anlasilmasin.  Toplumca dislanan, evden atilan kizlari insafsizca karin tokluguna  "camasirhanede" calistiriyor rahibeler. Nazi yontemleriyle her sabah apar topar yataktan atilan kizlar gunde "on saat camasir yikiyor" ve -mustehzi bir sembolizmle- boylece alinlarindaki "lekeyi" temizlemeye mahkum ediliyorlar. Karsiliginda bes kurus almadan...  Profosyonel camasirhane hizmeti veren manastirin geliri "kilise"  ve "rahibelere" kaliyor. Tutsaklar, "dua", "kuru ekmek" ve bir tas "corbayla" acliklarini bastirmaya calisirken, rahibeler karsilarinda ziyafet cekiyor. Kizlari soyup sapik yarismalar yapiyorlar (kimin gogsu buyuk, kiminki kucuk vs..)...Saclarini kaziyorlar. Papazlar, canlari cektiginde, "cinsel anlamda" bu kader mahkumlarindan yararlaniyor.  "Magdalena manastirlarina" kapatilan kizlar bir daha disari cikamiyor, disariyla irtibat kuramiyor, aralarinda -birbirleriyle bile- konusamiyor. Auschwitz gibi tipki. Ustelik gecmis yuzyillarda degil 1964 Irlanda' sinda geciyor bunlar. Film, "dokumanter" nitelik tasiyor. Basrahibe rolundeki Phyllis McMahon eskiden rahibeymis. Bir yil gorev almis bu manastirlarda. "Tanri" adina yapilan bu zulum, sadizm ve iskenceyi gorunce kacmis. 1996' ya dek acik kalan manastirlar ustelik "sivil toplumun baskaldirisiyla" falan da degil, camasir makinesinin  yayginlasmasiyla kapatilmis. Toplam 30 bin kadin tutsak kalmis "Magdalena Rahibelerinin" elinde. Hayatta kalanlar simdi "ozur" bekliyor  "kilise" den. Venedik Festivali ile ayni anda sinemalarda gosterime giren film icin Mullan "Amacim Katolik Kilisesinin hatalarini sergilemek. Katolikler de Taleban olabilir" diyor. Vatikan sokta. Festival izleyicileri ve elestirmenler arasinda buyuk begeni toplayan filme gelince...Vatikan' a ragmen "Altin Arslan" odulune sahip cikip cikmayacagi merak konusu. 

Papaz kız kaçırdı

     ROMA - Rahiplerin evliliğine kesinkes karşı çıkan Katolik Kilisesi’nde yine skandal yaşandı. Sicilya’nın Caltanissetta kentindeki katedralde görev yapan papaz, kilise korosundaki 23 yaşındaki bir kızla birlikte kaçtı. Caltanissetta sakinleri olayı katedraldeki yasak ilişkinin söylentileri doğrulayıcı bir gelişme olarak yorumladı. Katedralde görev yapan 33 yaşındaki papazın, kızla kaçmadan önce, ailesinin evine uğrayarak, evdeki yaklaşık 23 bin dolar nakit parayı da çaldığı bildirildi. Papazla kaçan 23 yaşındaki kızın, üniversite öğrencisi olduğu açıklandı.( Milliyet )
 

KATOLİK KİLİSESİ İFLAS MI EDİYOR?

       Merak ettiğim konuları sıralamaya devam ediyorum. Konumuz Katolik Kilisesi ve en başta Amerika’yı sarsan sübyancılık krizi.
       Washington’a üç yıl önce yerleştim. Vatikan’ın Massachusetts Avenue üzerindeki temsilciliğinin yakınlarında üç yıldır aynı adamcağızı görürüm. Elinde, “Katolik Kilisesi, sübyancı merkezi”, “Erkek çocuklarına tecavüzü müessese haline getiren Katolik Kilisesi’ne dur diyecek yok mu?” şeklinde pankartlarla dolaşır. Sıkıntı yaratmayan konularda ifade özgürlüğü olduğu için de, bu adama müdahale edilmez.
       Konu şu: Skandal artık bu yıl patlak verdi. Boston’dan New York’a, Los Angeles’e kadar birçok Katolik Kilisesi’nde geçtiğimiz 20-30 yılı da kapsayacak şekilde yüzlerce pedofili, yani sübyancılık ihbarı var. Yüzlerce rahip hakkında, çoğunlukla erkek çocuklarına tecavüz ettikleri iddiasıyla soruşturma açıldı. Bazıları mahkum olmaya başladı bile.
       Washington’daki protestocuya soracak olursanız, sübyancılık, Katolik Kilisesi’nde istisna değil, kural. Bu teoriye göre, bu kiliselere küçük yaşta giren erkek çocukları, önce tecavüze uğrayarak sistemin içine yerleşiyor, yaşları ilerleyip rütbeleri yükselince de artık kendilerine yapılanı başka çocuklara yapmaya başlıyor. Kilise, tabii, bu iddiaları reddediyor. Ancak Amerika’da bazı Katolik çevrelerinden artık reform çağrıları geliyor.
       Sorun acaba, Katolik mezhebinde din adamlarına cinselliğin ve dolayısıyla karşı cinsle ilişkinin yasak olmasından mı kaynaklanıyor? Tabiat, Katolik Kilisesi’nden intikam mı alıyor? Benim merak ettiğim de şu: En azından Katolik Kilisesi iflas mı ediyor?
 

                                                         

                                                            Rahibin isteği seksi garson!
    Polonya'da, ülke çapında kafe ve bar zinciri açan rahip,iş için gelecek bayanlara tüyo verdi !
Polonya'da, ülke çapında kafe ve bar zinciri açan rahip,iş için gelecek bayanlara tüyo verdi ! Polonyalı bir rahip olan Henryk Jankowski, ülke çapında 16 işletmeden oluşan bir kafe-bar zinciri açıyor ve kendisine iş başvurusunda bulunacak bayanlara bir tavsiye veriyor: Seksi olun ! "Çirkin kadınları işe almayı düşünmem bile" diye sert konuşan rahip ülkesinde saygı gören bir isim. Hayırseverlik olsun diye kendisine çirkin gelen kadınları işe almayacağını belirten Jankowski, kadın derneklerinden sert tepki gördü. Kendi şirketi olan "Rahip Henryk Jankowski Enstitüsü", aralarında parfüm yapımı ve şarap ithalatının da olduğu çeşitli ticaret işleriyle de uğraşıyor ve kazandığı parayı hayır işlerine harcıyor. Henryk'in "Güzel ve çekici olmayanlar başvurmaya tenezzül bile etmesin" gibi bir açıklamayı neden yaptığı merak konusu.( Vatan: 05.07.2007)


      

      

                     
                                        Tacize karşı yazılan bir kitap


                                                 AYTUNÇ ALTINDAL SKANDALLARI YAZDI
                                                  “Sapık papazlar” Vatikan'ı zora soktu

    ABD'nin California eyaletini sarsan “Sübyancı rahip” skandalının yeni olmadığı ortaya çıktı. Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal yeni yazdığı “Papa 16.Benedikt-Avrupa Birliği ve Türkiye” kitabında Vatikan'ın 2002 yılında yaptığı açıklamasında 4450 Katolik papazın cinsel sapıklık olaylarına karıştıklarını itiraf ettiğini yazdı.Vatikan uzmanı olarak bilinen araştırmacı-yazar Aytunç Altındal'ın “Papa 16.Benedikt-Avrupa Birliği ve Türkiye” adlı yeni kitabında, Vatikan'ın soğuk duvarlarının ardında yaşanan skandalları ortaya çıkardı. Altındal papaların ve Katolik papazların yüzyıllardır cinsel sapıklık olaylarına karıştıklarını ancak olayların mağdurlarının kilise ve din korkusu nedeniyle bu cinsel sapıklıklara göz yumduklarını da belirtti. Altındal, yeni seçilen Papa 16.Benedikt'in Kardinallik döneminde kendi imzaladığı bir itirafında 1950–2002 yılları arasında 4450 papazın “Delicta Graviora”(Cinsel sapıklık, cinsel taciz) suçunu işlediklerini belirtti...2001 yılında ise Amerika'da büyük bir skandal patlak vermiş ve en az altı papaz bu suçlamaların sonucunda kilisenin onurunu kurtarmak için intihar etmişler bazıları da beklenmedik şekilde hayata veda etmişlerdi. Bunun üzerine Ratzinger 18 Mayıs 2001'de Latince bir mektup yollayarak tüm kilise önderlerini uyarmak zorunda kalmış ve “Seküler “mahkemelere intikal eden bu tip suçlarla ilgili açıklamalar yapılmasını yasaklamıştı. Onun bu girişimi tacize uğramış olan çocukların ailelerini savunan avukatlar tarafından davaya müdahale ve bilgi gizlemeye teşvik olarak değerlendirilmişti. ABD'deki skandal taraflar arasında uzlaşma sağlanarak ve 45, 75 milyon dolar tazminat ödenerek hasıraltı edildi. Ancak Katolik kilisesindeki bu pis “düşkünlük” ile ilgili her an her yerde yeni bir skandal patlak verebilir”


                                                        "Kilise" Kurbanları
                                                          Antikçağ Ve Ortaçağ
Antikçağ ve ortaçağda hristiyanlığı yaymak için birçok millet göç etmeye zorlanmış, işkencelere maruz kalmış ve tarihten silinmiştir.Montsegur:
Engizisyon :Katolik kilisesi 10 milyon insanı katletmiş ve sayısız kişiye de işkence uygulamıştır.
1209 yılında Beziers´in fethedilmesiyle 22 bin kişi öldürülmüş ve 1244 yılında 215 kişi toplu olarak yakılmıştır.
 İspanyol Torquemeda 10 bin kişiyi yakarak öldürtmüş ve 100 bin kişiyi de kürek mahkumiyetine çarptırmıştır.
Engizisyonun baş figuranlarından Pedro Arbuen´e, Papa IV. Pius tarafından "yücelik" ünvanı verilmiştir.
                                                          Haçlı Seferleri
Haçlı seferlerinde 1096 - 1291 yılları arasında yazar Hans Wollschäger´e göre 22 milyon insan hayatını kaybetmiştir.
1099 yılında Kudüs´ün feth edilmesiyle 70 bin Müslüman ve Yahudi katledilmiştir.

                                                        Papa III. İnnozenz
İnnozenz 4. haçlı seferini baslatmış, 1202´de Zara´yı ve 1204´de Konstantinopel´i (İstanbul) yağmalatmış ve kendi mezhebleri arasındaki ayrılıkları körüklemiştir.

   İspanyollar 1391 yılında 50 bin yahudiyi öldürmüştür ve 1492 yılında ise 50 bin yahudinin zorla dinleri değiştirilmiş geriye kalan 100 bin ile 200 bin arasında yahudi göçe zorlanmıştır.Ve yine 1615 yılında ispanyollar zulüm ve baskılarına rağmen dinlerinde kalan sayıları 300 bin ile 3 milyon arasında tahmin edilen müslümanları göçe zorlayarak köklerini İspanya´dan kazımıştır.

                                                            
                                       

                                                             Adolf Hitler
                         "Ben, kilisenin 1500 senedir yaptığını daha derinden yapıyorum"
                                                            Papa XII. Pius
                             "Liderin (Hitler) kazanmasından daha çok istediğim birşey yok"
 

 
 Konrad Gröber´den Papa´ya (1944):  "Nazi´lerin yeni dünya bakışında bazı iyi şeyleri yanlış anlıyoruz. Ama yakından baktığımızda olayın hristiyanlığın bir kopyası olduğunu görüyoruz."
                                                   Yahudi Katliamları
1348-1350 yılları arasında Almanya´da 300 yahudi yerleşim bölgesi tarihten silinmiş ve yahudiler veba salgını için sorumlu tutulmuştur.
                                                         Amerika
Amerika´nin keşfinin ilk 50 yılında katolik ispanyollar 1 milyon yerlinin katliam, kölelik ve enfeksiyonel hastalıklardan dolayı ölümüne sebeb olmuştur. Ve daha sonra ki 150 yıl içinde 100 milyon insan yani yerli halkın 90% haritadan silinmiştir.
Yerlilerin ellerini ve burunlarını kesip köpeklere yem etmişler:
Kurbanlarını 13 lü guruplar halinde asmalarının sebebi: 12 Havari + 1 Hz. Isa (a.s.)
                                                       Köle ticareti:
Paris 1572: "Bartholomäus-Gecesi" 3000-5000 kişi öldürülmüştü:
Fransa´nın ulusu Martin von Tours´un 20 bin kölesi olduğu bildirilmekte. Amerika´nın keşfinden 19. yüzyıla kadar 13 milyon afrikalı köleleştirilip Amerika´ya götürülmüştür.
                                                      Cadı Katliamları
Olayların başlamasına 1488 yılında papalığın onayıyla yazılan "Der Hexenhammer" isimli kitab sebeb olmuştur.


         

18. Yüzyılın sonuna kadar çoğunluğu kadın ve içinde çocukların da bulunduğu 40 bin ile 100 bin arasında insan yakılarak ve çeşitli metotlarla katledilmiştir.
                                                         Gericilik
1633 yılında meşhur bilim adamı Galileo Galilei dünyanın güneşin etrafında döndüğünü savunduğu için, engizisyon mahkemelerince suçlu bulunmuş ve hapsedilmiştir.

            
                                                          Kadınlar
"Kadın alçak bir yaratıktır,..." Augustinus (354-430)
"Bir kadın gördüğün zaman o şeytandır, bir çeşit cehennemdir" Papa II. Pius (1405-1464)
"Kadınların en büyük şerefleri erkekleri doğurmalarıdır" Martin Luther
                                                       Hırvatistan
1941-1943 yılları arasında katolik Hırvatistan´da 750 bin Sırp katledilmiştir.
Papa XII. Pius Hitler´in askerleri için: "Onlar yemin ettiler, onlar itaat etmeliler"
                                                        Özürlüler
Nazi Almanya´sında: "Özürlüler yaratana geri verilmeli" anlayışıyla, kiliseye ait tesislerde, birçok özürlü ve ruh hastası insan katledilmiştir.
                                            "Acıma İnfazı"nın gri minibüsleri:
                                               Cinsel Taciz Ve Tecavüzler
Birçok kez medyaya da yansıyan cinsel taciz ve tecavüz vakalarının örnekleri sayılamayacak kadar çoktur. Olayın boyutları hayvanlarla bile ilişkiye girmelerine kadar varmıştır.
                                                           Teşvik Primleri
                   Almanya´da senelik kiliselere verilen para 14,15 Milyar Euro civarındadır.
                           Almanya´da kiliseye ödenen vergi ve primlerin listesi (almanca):
         
                
                                                                     Ruanda
1994 yılında kilisenin gözleri önünde ve kısmen yardım ve teşvikleriyle 800 bin kişi katledilmiştir. Elbette gerek kilisenin gerekse batının diğer ideolojilerine bağlı katliam, zulüm, bozgunculuk ve sömürü yukarıda ki tarihi gerçeklerle sınırlı değildir. Örnek olarak 1. ve 2. dünya savaşları, komunizm vs. zikredilebilir. Batının temelinde tahrif edilmiş, sayısız kez insanlarin hevalarına göre reforme edilmiş bir din ve o dine tepkiden doğan nice ideolojiler vardır. Dün (1000 sene önce) kutsal toprakları şeytan müslümanlardan kurtarmak için haçlı seferleri düzenleyen vahşi batı, bugün terörizm ile mücadele ismi altında bunu devam ettirmektedir. Dün ismi "Kutsal Savaş"tı bugün "Demokrasi". İsimler ve vasıtalardan başka değişen bir şey yok. 
                                                                                                                                                                                                    www.kirchenopfer.de

 

                         


                                                                                                     
PAPAZMATİK !
  

     
 

    Günah çIkarmak IçIn 2'yi tuşlayInIz'Fransa'da Katolik bir grup 'günah çIkarIlmasI  IçIn' telefon hattI kurdu
   Fransa’nın başkenti Paris’te AABAS adlı telefon şirketi için çalışan Katolik bir grup, kurduğu telefon hattıyla ortalığı karıştırdı.Bir erkek sesinin arayanları “Tanrının hattına hoş geldiniz” diye karşıladığı hat paralı.Ses kaydı şöyle devam ediyor: “Günah çıkarma ile ilgili tavsiyeler için 1’i, günah çıkarmak için 2’yi, bazı günah çıkarmaları dinlemek için 3’ü tuşlayınız. Ciddi ya da affedilmez günahlar durumunda bir rahibe başvurmak zorunludur.” Bildiride “Bu hatta bir rahip günahların bağışlanması için yol göstermiyor” denildi. Adını sadece Camille olarak açıklayan hattın kurucusu ise şöyle dedi: “Bu hat, büyük günahlar için değil, küçük günahlar için düşünülmüş bir sistem. İlk haftada 300 arama geldi.”
 (04 Mart 2010)


                                

 

                       

                    

           
 

                                         KİLİsİde  'erotİk ayİn' 

     

                                            
  
Almanya’nın Köln kentindeki 31. Protestan Kiliseler Günü’nde Armin Beuscher(48) adlı papaz, "erotik ayin" düzenledi. Vaazında cinsellik, Tanrı inancı ve ibadetin birbirinden ayrılmayacağını belirten papazın, "balerin ve dansözler" eşliğindeki ayine 400 kişi katıldı.Ayinde "seks, tutku, bedensel yakınlık ve keyif" konularını işleyen Protestan Papaz Armin Beuscher’in (48) etkinliğini yaklaşık 1000 kişinin izlediği, içeriye ise sadece 400 kişinin alındığı, kilise önünde ise uzun bir kuyruğun oluştuğu bildirildi.Kapısında "Aşkın bağına gönülden hoş geldiniz" yazılı Karteeuserkirche Kilisesi’ndeki ayinde, yalınayak kürsüye giden ,..Ruhaniliğin de, erotizmin de talimle geliştiği sonucuna vardığını belirten papazın bu sözlerinin ardından kilisedeki atmosfer daha rahat bir hal aldı, vaazı dinlemeye gelenler birbirlerine masaj yapmaya, sevdiklerini öpmeye başladılar.Vaazını, "Sevdiklerimizle daha sık yatağa gitmeliyiz. Tanrı'ya tutku ve şefkatle şükredin amen" sözleriyle bitiren papaz, cemaatten büyük alkış aldı.  Kilise koridorunda ise bir kadın, saksafon eşliğinde müzikle erotik dans gösterisi yaptı... ( Hürriyet:12/06/2007)

                          Hıristiyan dünyasını karıştıracak belgesel
    Titanik’in yönetmeni James Cameron’un Hz. İsa’nın göğe yükselmediğini hatta Kudüs’te mezarının ve kemiklerinin bulunduğunu iddia eden belgeseli, yarın gösterime giriyor.Amerikalı yazar Dan Brown’ın ’Da Vinci Şifresi’ kitabındaki “Hz. İsa çarmıhta ölmedi, Maria Magdalena ile evlendi ve çocuğu oldu” iddialarıyla kan kaybeden Vatikan, yine sarsılacak. Yönetmenliğini, ’Titanik’ ve ’Terminatör’ filmlerini de yöneten James Cameron’un üstlendiği ’İsa’nın Gömüldüğü Mağara’ adlı belgesel yarın New York’taki prömiyerin ardından gösterime girecek. Ve bu belgeselde, 27 yıl önce Kudüs’te yapılan bir kazıda Hz. İsa’nın, Hz. Meryem’in, Hz. İsa’nın evlendiği iddia edilen Maria Magdalena’nın ve İsa’nın oğlu Yahuda’nın mezarlarının bulunduğu iddia ediliyor. Üç yıllık çalışmanın ürünü olan yapımın, Hıristiyanlığın “İsa öldükten sonra dirildi ve göğe yükseldi” inancına karşı çıktığı için, Vatikan ve diğer Hıristiyan otorilerinde fırtına koparması bekleniyor.
2000 yıllık 10 lahit
Belgeselde anlatılanların dayandığı olay, 1980 yılında Kudüs’ün Talpiyot mahallesinde yapılan inşaat çalışmalarında toprağın altında 2000 yıllık 10 lahit bulunmasıyla başladı. İsrail Arkeoloji Kurumu’ndan arkeolog Yosef Gat, kazıyı yönetmekle görevlendirildi. Gat, kazıda üzerinde Maria, Yusuf oğlu İsa (Jesus son of Joseph), İsa oğlu Yahuda da (Judah son of Jesus yazdığı iddia edilen altı tabut buldu. Tabutlar oradan, üzerinde hiçbir test yapılmadan Kudüs’teki Rockefeller Arkeoloji Müzesi’ne kaldırıldı. Kazı ise üzerine beton dökülerek kapatıldı. Dokuz lahit burada saklanırken, içinde DNA testleri yapmaya yarayacak kalıntılar olan 10’ncusu kayboldu. Lahitlerdeki yazıtlar ise 10 yıl önce çözülebildi. Yapımcılar, mezara yıllar sonra yandaki evin duvarını delerek girdiklerini ve insan kalıntılarına rastladıklarını iddia ediyor. Kalıntılar New York’a getirildi ve DNA testleri yapıldı. İstatistikçi, arkeolog ve bilimadamlarıyla çalışan belgeselciler bu mezarların, Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem’e, Meryem’in kocası Yusuf’a, karısı Maria Magdalena’ya ve oğlu Yahuda’ya ait olduğunu iddia ediyor.
Geçen yıl da bulunmuştu!
Hrİstİyan ve İslam inancına göre bakire Hz. Meryem, Yusuf ile nişanlıyken, Hz. İsa’yı dünyaya getirdi. Bu nedenle Hz. İsa, Hz. Meryem ve Yusuf, Hıristiyanlık’ta ’Kutsal Aile’ olarak adlandırılıyor. Belgesel, Kutsal Aile’nin mezarının bulunduğunu iddia ediyor. Geçen yıl da Hz. İsa’nın mezarının bulunduğu (solda) iddia edilmiş, ancak lahitin 2000 yıllık olduğu belirlense de üzerindeki yazıların birkaç yıllık olduğu ortaya çıkmıştı.
( Vatan :25.02.2007)

                                           

                                            
        Kilise hem evliliği yasaklayarak papazları dellendirecek altyapıyı hazırlar, hem sonra... karşı (!) çıkar...!

                            

                                 


 

                

 

 

 

                            

                                            

                                                            Vatikan tacizci papazlara önlem alIyor
   İrlanda, Belçika, Almanya, Hollanda, Avusturya... Sayısız çocuğun papazların cinsel tacizine uğradığı iddiaları ile çalkalandı bu ülkeler.Katolik kilisesi, Vatikan'ın taciz vakalarını görmezden geldiği suçlaması ile sarsıldı. Papa 16. Benedikt ardarda gelen taciz haberleri üzerine özür dilemek zorunda kaldı. Vatikan, tüm dünyadan yükselen tepkilere kayıtsız kalamadı. Papazların karıştığı taciz vakalarına ilişkin yeni yönergeler kurallar belirledi. Buna göre, bir papaz geçmişte taciz vakasına karıştıysa, zaman aşımı ilkesi işlemeyecek. Papaz, yaptırımdan kaçamayacak. Zihinsel engelli bir yetişkini taciz eden bir papaz çocukları taciz edenlerle aynı muameleyi görecek. Piskoposlar cinsel taciz vakalarından haberdar oldukları papazları sivil yetkililere rapor edecek.

(DEMEK Kİ ESKİDEN ZAMAN AŞIMI+ ZİHİNSEL ENGELLİLERE TACİZDE MÜSAMAHA VARDI+ SİVİL POLİSLERDEN SAKLANAN VAKALARDA VARDI !)
                                                                 Vatikandan bir yenilik daha var.
   Şimdiye kadar kilise hukukuna aykırı bir suç olarak nitelenmeyen çocuk pornografisi  ( E YUH ARTIK !) artık bu kapsamda değerlendirilecek. Avrupa'da gittikçe büyüyen pedofili skandal sarmalı belki de en çok Belçika polisinin operasyonu ile yankı buldu. Art arda taciz vakalarının patlamasının ardından geçen ay polis Katolik Kilisesi'nin merkezini bastı. Hem de piskoposlar toplu halde zirvedeyken. Baskında piskoposların telefonlarına, belgelerine, bilgisayarlarına... neleri varsa el konuldu. Katedraldeki lahitlere bile girildi. Hatta bu yüzden Dan Brown'ın kitabından esinlenilerek operasyona Da Vinci Operasyonu denildi. Vatikan belirlediği yeni kurallarla, Katolik Kilisesi'nin tepesindeki dokunulmazlığı hafifletiyor. Bir yandan da da Vinci baskınıyla zarar gören imajını ve itibarını tazelemeyi hedefliyor.
  ( CNNTürk: 15.07.2010 )

 

                                                                               Alamamış !

                                            
 

Kadın kilise önderi olabilir mi?
ESAS SONUÇ

BİZE AKIL VERENLERE BAKIN HELE..!

  • Tanrı’nın kilisesinde hem kadın hem erkek eşittir ve birbirlerine bağımlıdır, ancak görev, yaratılış, yaratış bakımından farklılıkları vardır.

  • Bu farklılıklar eşitlik için ölçüt değildir, eşitlik Tanrı’nın Sevgisindedir.

  • Eşitlik ve farklılıklar ayrı kategorilerdeki şeylerdir, birisi mavi, birisi 5’tir. Birisi renk, birisi rakamdır.

  • Pavlus “herkesin” dua ve peygamberlikte bulunmasını istiyor, teşvik ediyor. Aynı zamanda arka arkaya yazdığı 117 (veya 14) cümlede kadınların “toplantılarda sessiz kalmalarını” istiyordu. Bu sessiz kalma isteği dua ve peygamberliği kapsamıyordu.

  • Kadınlar kilisede önder olamazlar, öğretiş veremezler.

  • Önemli olan günümüze uymak veya toplam fayda hesabı değil, Kutsal Kitap’a uygunluktur. (HRISTIYANFORUMCOM'DAN ALINTI! )                     İSLAM'DA KADIN İMAM, VAİZE, DİYANETTE KADIN GÖREVLİLER... VAR HİÇ OLMAZSA !



                       HRISTIYANFORUMCOM'DA BIR SORU VE VERILEN CEVAP(!)LAR - VE CEVAPLARIMIZ -
                                                       HOMOSEKSÜELLİK VE LEZBİYENLİK
   SORU: YUKARIDAKİ CİNSEL DURUM KUTSAL KİTAPTA SAPKINLIK OLARAK BELİRTİLİYOR.YANİ ALLAHIN AMAÇLAMADIĞI BİR DURUM.BU DİĞER KUTSAL KİTAPLARDADA BELİRTİLİYOR.ÖRNEĞİN KUR'AN DA ŞÖYLEBİR AYET VAR:"NE ZAMAN KADINLAR KADINLARLA,ERKEKLER ERKEKLERLE YETİNİRSE,İŞTE O ZAMAN KIYAMET YAKLAŞMIŞ DEMEKTİR"  SÖZÜ ŞURAYA BAĞLAYACAM KUTSAL KİTAPLARDA BUNLARIN BELİRTİLMESİNE RAĞMEN NEDEN HOLLANDA,DANİMARKA,İSVİÇRE...VB ÜLKELERDE BUNLARA EVLENME İZNİ VERİLİYOR.NEDEN DEVLET BUNALARI DESTEKLİYOR.BİR BAKIMA BURALARDA DEVLET KUTSAL KİTABA KARŞI ÇIKIYOR DEMEKTİR.ÇÜNKÜ İSLAM ÜLKELERİNDE BÖYLE BİŞEY SÖZ KONUSU BİLE OLMUYOR.(YANLIŞ ANLAŞILMASIN BEN MÜSLÜMAN DEĞİLİM YADA İSLAMİ BİR ÇİZGİYE SAHİP DEĞİLİM)
AMA GERÇEKTEN ÇOK TUAF BİR DURUM BU
  CEVAP:Öncelikle bir kaç şey belirteyim "Allah"ın DEĞİL, YHVH'nin amaçladığı demeniz gerekiyordu. Çünkü bize göre "Allah" Tanrı'nın ismi DEĞİL, YHVH Tanrı'nın ismidir.(1) Ek olarak "örneğin" deyip Kuran'dan ayet vermişsiniz, oysaki bize göre Kuran bir kutsal kitap DEĞİLDİR ve yeri göğü yaratan YHVH'den gelmemektedir.(2) ... Bir müslümanın yüreğindeki Atatürk'ün kurduğu gibi bir demokratik cumhuriyet değil şeriattır. Din ile devlet iç içedir. (3) Devlet İslamiyet'i temsil eder.(4) ... İsmini verdiğiniz ülkeler şeriatla veya hristiyan inancına göre değil demokrasi, özgürlük, cumhuriyet ilkelerine göre yönetilmektedir. Bu yüzden o ülkeler zaten hristiyan inancını temsil etmezler.(5) Ayrıca hristiyan inancı yapısı gereği devlet ile birleşemez, devlete karışamaz, devletten gelen etkilere de kapalıdır.(6)
  CEVABIMIZ:
1-PEKİ NEDEN TÜRKÇE YAYIN-ESER-TV'LERİNİZDE HEP " ALLAH" DİYE TERCÜME EDERSİNİZ..TABİİ , BİR YERDEN GİRİŞ YAPIYONUZ Dİ Mİ ..İKİ YÜZLÜLER SİZİİİ...!
2- NE YANİ MATTA-MARKOS..ADLI YAZARLARIN YAZDIKLARI CELISKI DOLU IZNIK KONSILI DAMGALI ESER MI KUTSAL VE YHVH DAN GELME OLUYO :))
3-4- HEH HEEE...WALLA TÜRKİYE'DE YAŞAMASAM INANICAM... :((
5-HRISTIYAN SERIATCILAR BUNLAR.BİZ HİC OLMAZSA - ISTISNALARI OLSADA- ISLAM SERIATI PRATIKTE  CUMHURIYET-DEMOKRASI ILE PARALELLIK ARZEDEN OZELLIKLERI BUNYESINDE BARINDIRIR DERIZ.ADAMLAR ONA DA KARSI IMIS..IYI MI :)) BU ARADA BU CEVABA CEVABIMIZ YUKARIDAKI HABERLER :)))
6-VATIKAN NOOLUYO PEKI.YA KIPRIS'TA  70'LI YILLARIN PISKOPOSU, HACLI SEFERLERINDEKI ONDER (!) PAPALARI NEREYE KOYUCANNN...HEM MADEM HRISTIYANLIKTA DEVLET BOYUTU YOK O ZAMAN YONETIM BOYUTU EKSIK OLAN, DOLAYISI ILE HAYATI TAM ANLAMI ILE KAPSAYAMAYAN BIR DIN OLMUYO MU BU DIN O ZAMAN.BAK HOMOLUGA BILE KARISAMIYO YANI ...:))

 

      



                      

 

                            

 
 

                          

             

 

 

                                             İslam’a dil uzat cinsel tacizi örtbas et! 

    Papa Benedict XVI görevinden istifa etti!  Herkes sordu niye istifa etti diye. Böylesi bir görev niye bırakılır? Papa, yaşlandığını, yorulduğunu öne sürdü gerekçe olarak. Ama asıl gerekçe bu güne kadar Vatikan’ın  kasalarından çıkan 2.3 milyar doları aşkın, cinsel tacize uğramış çocuk ve ailelerine ödenen tazminatlar ve çığ gibi büyüyen yeni cinsel taciz suçlamaları olabilir mi?  Açılan yeni davalar, iyimser bir tahminle 15 milyara tırmanacağı kestirilen tazminat ödemeleri, papaz, piskopos, başpiskopos ve kardinallere yöneltilen sonu gelmek bilmeyen cinsel taciz suçlamaları,  kardinallerden yüzde 30’unun geçmişte polisçe cinsel taciz suçlamaları nedeniyle soruşturulmuş olması mıdır istifasının nedeni? Yoksa, Teksas’da üç erkek çocuğun cinsel taciz davasında bizzat kendisinin taraf olarak gösterilip diplomatik dokunulmaz istemiyle dava dışında bırakılmayı sağlaması mıdır? Katolik seminerlerden mezun olanların yüzde 10’unda pedofil yani çocuk tacizcisi olma eğiliminin saptayan raporun dünya medyasına düşmesi olabilir mi Papa’lıktan ayrılmasının gerçek nedeni? Papa Benedict XVI önceleri liberal bir din adamı ama 1968’den sonra kökten dinci kesiliyor. Sonuna kadar Katolik kilisesinde cinselliğe uygulanan yasakları savunuyor, papazların evlenmesi için yapılan girişimleri engelliyor ve en vahimi 2001 yılında kaleme aldığı “de delictis gravioribus” başlıklı gizli belgede cinsel taciz suçlamalarına yönelik kanıtların yok edilmesini, bu suçu işlediği adli makamlarca öne sürülen papazların Vatikan’a gönderilip koruma altına alınmasını öneriyor. Aslında Vatikan’ın ağzına almadığı bir gerçek var:

    İsa’nın 12 havarisinden 11’i evli, çoluk çocuk sahibi! Papalar ve diğer bütün Katolik din adamları da 1039 yılında Papa IX. Leo dönemine kadar evlenebiliyor, çocuk sahibi olabiliyor. Papa IX. Leo, Kardinal’den sıradan bir papaza kadar din adamlarının ölünce mal varlıklarının çocuklarına kalmasından rahatsızlık duyuyor. Bu mallar Vatikan’ın olmalı. Ve önce evlenmeyi sonra da papazların cinsel ilişkide bulunmalarını yasaklıyor! Yani Tanrısal, kutsal, Hz İsa’nın öğretileriyle bir ilgisi yok cinsel yasakların Katolik Mezhebinde. Parayla ilgisi var parayla; malla mülkle! Yahu Aziz Petrus, yani ilk Papa, Hz. İsa’nın en yakını, evlidir, çocukları vardır. Borgia’lara bakın! Lucretia ve Cesare Borgia, Papa Alaxander’ın  çocukları değil midir!  ( Aziz Üstel, Star: 04 Mart 2013)

 

 

 

                                                             SONUNDA BUNLARDA OLDU!

     

 

                                                   Tanrı ile konuşan (!) adam, halefini tanımıyor!

                                                       

 

                                                   Biz alıntılıyoruz, onların yalancısı (...) yız !

           

 

 

                                                              Dakka bir, gol bir !

           

 

 

                       

            

 

                      

 

                                                   Devamı >>>  Papa - Batı ve İslam

      

 

 

                                                                VE BUNLARDA!

 
      
        

   Hendirkse ise aforoz edilmemesine şaşırdığını belirterek, “Buna rağmen kalmama izin veriliyorsa, kilisenin temelleri işe yaramıyor demektir” diye konuştu.
 

 


   * NORMALDE BİZLER HIRİSTİYANLARIN İNANÇLARINA SAYGILI VE ONLARA KARŞI OBJEKTİF OLDUĞUMUZU, KİLİSEDEKİ GÖREVLİLERİN YEDİKLERİ NANELERLE HİÇ İLGİLENMEDİĞİMİZİ BELİRTELİM. AMA NE ZAMANKİ,  KÖRFEZ SAVAŞI SIRASINDA ABD'Lİ BİR GENERALİN (WİLLİAM BOYKIR), İSLAM DİNİ İÇİN: "SİZİN TANRINIZ PUT, SİZİNKİ SAHTE, BİZİMKİ GERÇEK..." TÜRÜ HEZEYANLARINI DUYDUK - Kİ BİZİM CAMİLERDE BIRAKIN HEYKELİ, RESİM BİLE  YOKKEN , KİLİSELER YAKINDA RESİM-HEYKEL MÜZESİ OLACAK HALE GELMİŞKEN VE BUNLARI GÖRMEDEN  DİNİMİZE SALDIRINCA - BİZDE BÖYLE ARAŞTIRMALARA, PAPA,KİLİSE...GİBİ DOSYALAR HAZIRLAMAYA KARAR VERDİK.KENDİLERİNE BAKMADAN ÇAMUR ATMALARINA İZİ VEREMEZDİK TABİİ...! ( GENERALE CEVAP İÇİN  TIKLAYINIZ )
  BU ARADA BELİRTELİM Kİ KİLİSEYE GİDEN İSEVİ VE SİNAGOGA GİDEN MUSEVİYE SAYGIMIZ SONSUZDUR VE BU DİNİMİZİN EMRİDİR! AMA SİYONİZM VEYA EVANGELİZM GİBİ DÜNYA İÇİN TEHLİKELİ İDEOLOJİLERE KARŞI TEMKİNLİ OLMAMIZ TAMAMEN HAYATTA KALMA İÇGÜDÜSÜ İLE DİREK AÇIKLANABİLİR !