Ana Sayfa

İrtibat

Sık Kullananlara Ekle

Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun

Biz Kimiz ?

İlkelerimiz
 

KURTULUŞ İSLAM'DA

                                                            GELECEĞİMİZ,  YETİŞTİRDİĞİMİZ  NESİL ...

                                                                        

      En büyük Türk bayrağını biz göklerde açarız...en uzununu da İstanbul sokaklarında gezdiririz...Futbol maçlarında "Türkçe" avrupa duy sesimizi diye ortalığı inletiriz...Bir Türk dünyaya bedel diye kendimizi kandırırız...vs...vs

     Ama ya gerçekler ...Acı gerçekler...Kıprıslı Türkler Ana vatandan ayrılıp avrupanın bir parçası  olmak  ister...Hiç bir Türki cumhuriyet Kıprıs'ı tanımaz... Türkiye'de ; yargı, asker, polis, çete-mafya,medya,siyaset birbirine girmiştir.Yabancı  ülkelerde - mesela Rusya'da " mağazamızda türk malları  satılmaz " yazar - Türk denince hiç te iyi şeyler akla gelmez - İngiliz veya bulgar 'ların Türklerle ilgili sözlerini buraya almıyoruz !- Milli ruhtan yoksun gençlik, iki kültür arasında kalmış ,amaçsız , taklitçi , cahilbir nesil...Her şeyi para ile kıyaslayan bir mantalite...Ahlak bitmiş ve devamı çorap söküğü gibi gelmiŞ; ekonomide yolsuzluk, kadın satma,tecavüz, saldırı ...!
                                                          
 

   " Milliyetçiliğiniz  ,  etnik  milliyetçiliği doğurdu- Eskiden olmayan, Çanakkale'de yan yana savaşmış Kürt kardeşlerimizin torunları  artık kürtçü oldular...!,Irak'ta din kardeşimizle ırkçılık siyasetimiz yüzünden anlaşamıyoruz...! - , laikliğiniz dindarlığı çökertti - Hikmetli haberler başta, sitemiz bunun örnekleri ile dolu ...! - çağdaşlığınız insanları köklerinden koparttı ...! " Abdurrahman DİLİPAK
 

                           


                                                 
        
TÜRKİYE'DEN  GENÇLİK   MANZARALARI
                  
      
AL SİZE LAİK VE ÇAĞDAŞ BİR TÜRK  KADINI ... SİSTEMİN YETİŞTİRDİĞİ  ÇAĞDAŞLARIN SEVİYELERİ
          
                                                   

 Tarihim iyidir ,istediğini sor, sağlamım ben
Savaş Ay'ın bu haftaki konuğu Esra Eron. Fransız koleji mezunu güzel manken, sanattan tarihe, edebiyattan coğrafyaya her şeyi anlattı.
* Bak şimdi Atatürk Vahdettin ile beraber ama adam çok akıllı. Sonra Atatürk'ü trenle Samsun'a yolluyor. Sonra trene bir telgraf geliyor.* Atatürk diye kalın bir kitap çıktı, hemen aldım. Yabancı bir yazarın. Atatürk benim en çok sevdiğim şahsiyet.* Uzakdoğu'ya gittim süperdi, Bangkok Singapur gibi. Singapur biliyorsun, Endonezya'da bir şehir.
Atatürk Samsun'a trenle gitmişti Abi
Bu sefer konuğum sıkı. Kültürlü, bilgili okuyan yazan bir kızımız. Fransız Koleji Mezunu. Bilgi Üniversitesi'nde medya okuyor. Fransızca ve İngilizcesi var. Hem Türkiye hem Avrupa 3. güzeli. Ama çok moralsiz. "Yıprandım, depresyona girdim- çıktım" diyor. Niye acaba?..
* Neleri konuşalım istersin. Konuları sen seç istersen, üstüne abanmış olmayayım. Hobilerin ne mesela?
Spor yaparım ama öyle tenis filan değil fitnes mesela. Bir de tavla severim ama tavla oynayan doğru dürüst bir arkadaşım yok maalesef. Ben de deli gibi kitap okuyorum.* Deme. Bak buna sevindim. ... Zaten psikolog okumayı çok istedim hep, bir de FBI ajanı olmayı...* !!!!! * MİT Başkanı kim peki tanıyor musun? Yooo!* Aaaa!.. Şenkal Atasagun beyin adını bilmeden MİT'e nasıl gireceksin, olur mu hiç? (Gülerek) Gizli ya, ondan bilmiyorum abi.* Yaşaaa!.. Sırf iyi bölüm kazanayım üniversitede diye lisede matematik ve Türkçe dersi aldım özel olarak. Çünkü sosyalden giriyordum.* !!! Bir de tarihi çok severim. Tek 100 aldığım derstir tarih Bilgi Üniversitesi'nde.* Bak kendin kaşındın (siz de duyun ey ahali). "Tarihim kuvvetli" dedin soracağım çaresiz. Sor istediğini, nasılsa sağlamım. Mesela "Atatürk" diye bir kitap çıktı, kalın. Yabancı bir yazarın. Onu aldım son. Zaten klasik olacak ama en sevdiğim tarihi şahsiyet Atatürk. Çünkü o bir kere bir şeyleri... Şey yapmadan yani karşındakine... Ne denir ki ona? Yani "Türk halkı bu olsun da, diğerleri ölsün" dememiş.* !!! Şimdi Atatürk... Hangisiniydi... Duuur.. Hah, halifeliği kaldırıyor... Yok yok sadrazamlığı... Yok.. Allah Allaaah!.. Tabii tabii ilk Atatürk, ikisini birden kaldırmıyor.* !!!! Bak, Atatürk bütün savaşı yenmesine rağmen Vahdettin hala tahtta oturuyor... Dur bakayım, sonra ne oluyordu... Halifelik var, sadrazamlık vaaar!..* Ne onlar? Halifelik babadan oğula geçiyordu. İşte onlar sadrazam mı oluyor? Ay, Erol Mütercimler hoca beni bulsa vurur valla. Ne kadar ezbere dayalı öğrenmişiz. Sonra Vahdettin işte o yüzden kaldı. Tabii son sadrazam Vahdettin olduğuna göre... Sonra Cumhuriyet kuruluyor. Dur bir dakika. Nasıl nasıl kuruyooor? Yavaş yavaş hatırlıyorum. Bak şimdi Atatürk, Vahdettin'le beraber ama, adam çok akıllı, karşı çıkmıyor hiç. Vahdettin onu bir şey için şeye yolluyor. Samsun'a yolluyor. Samsun'da Atatürk gizliden gizliye kongreler düzenlemeye başlıyor.* Samsun'a niye yolluyor onu Vahdettin? Oradaki halk ayaklanmış çünkü. (El çırpıp sevinerek) Buldum ohh! "Samsun'daki halk ayaklanmış. Git ayaklanmayı bastır!" diyor.* Nasıl gidiyor Atatürk oraya? Trenle gidiyor...* Ühüüüüüüü!.. Acıklı di mi? Hatta o trende bir telgraf hikayesi vardır.* Anlatsana gerçekler çıksın ortaya. Trene bir telgraf geliyor... Ya da telgraf mı geliyor bir şey geliyor da. Abi ne geliyordu trene?
* Ben bana gelenlere yoğunlaştım şimdi.. "Geri çekil!" mi diyordu ne işte. Bir ip ucu versen anlatacağım. Neyse Samsun'da gizliden gizliye küçük Erzurum, Sivas, Amasra kongrelerini topluyor.* Amasra'da mesela nerede topluyor? Meydanlarda mitingler yapıyor, hatta yanında ünlü biri var. Kimdi o hatırlatsana...* Ulaşım araçları konusunda süpersin. Tarihim iyidir, boşuna demedim sana.* Başka iz bırakan padişah var mı aklında?
İstanbul'u alan Fatih mesela. Bizans'tan almış. Yılı 1800'lü yıllarda ama tam tarihini çıkaramadım.* 19. yüzyıl yani. Bir de o gemileri getirme meselesi var zor yoldan hani? Evet bir gece vakti ansızın kuşatıyorlar. Gemiler Çanakkale'den yola çıkıyor, Boğazlar'a girip kuşatıyorlar.* Başka tarih gibi kuvvetli olduğun ne var? Günceli konuşalım istersen. Irak'ta olup biteni izliyor musun? ??????* Kızım bakmıyor musun ne oluyor? Valla bilmiyorum.* Bir devlet başkanı vardı hani Irak'ın. Kaçtı, saklandı, yakaladılar hani. Diktatördü, asıp kesiyordu. Hani heykellerini yıktılar, terlikle dövdüler... Terlikle mi?..Valla bilmiyorum. Atsam da tutmaz. Depresyondaydım ya bir dönem, ona denk geldi herhalde.* Afganistan'da ne olduydu?
 Sabah:18.09.2004
     
 BU YAZIYA ATATÜRK'ÜN DOĞUM TARİHİNİ VEYA CUMHURİYETİN İLAN TARİHİNİ BİLMEYEN MANKEN VE SANATÇILARIMIZI (!) EKLEYİNİZ:TV'DEN KONUSMA:  "Cumhuriyetin ilan tarihi mi ...bu bi dakka...cıktık acık alınla 10 yılda marşını 5 yıl önce dinlemiştim demek ki 15 yıl oldu ..." AYNEN AKTARMADIR !

                                                           

                         

                               
 

     Çoğu Taksim Çocuk ve Gençlik Merkezi'nden kaçırılan veya kaçan çocuk yaştaki kızlar fuhuşa zorlanıyor
Uyuşturucuya alıştırılıyor, sokaklarda yaşıyor, tecavüze uğruyor.
Parçalanmış ailelerin sevgisiz, çocukları onlar... Zorla erkeklere satılıyor, sokaklarda yatıyorlar. Uyuşturucuya alıştırılıyor ve küçücük yaşta fuhuş batağına çekiliyorlar. Asıl acı olanı, bu küçük kız çocuklarının hatrı sayılır bir kısmı İstanbul-Taksim Çocuk ve Gençlik Merkezi'nden getiriliyor. İddiaya göre merkez yetkilileri ve polisse bu durumu bildiği halde ses çıkarmıyor. T.K. (17) ve G.B. (16) bu çocuklardan sadece ikisi. Beyoğlu'nun arka sokaklarında iki hafta süren çabalarımızla zorlukla ikna ediyoruz yaşadıklarını anlatmaya... 16 yaşındaki G.B., anne ve babasını hiç tanımamış. Evlatlık verilen G.B. sekiz yaşındayken iki üvey ağabeyinin kendisiyle ters ilişkiye girdiğini söylüyor.İLAÇLA TECAVÜZ ETTİLER Genç kız, dehşet verici hayat hikayesini şöyle anlatıyor: "Üvey annem erkeklerle para karşılığında zorla ters ilişkide bulundurdu. 10 yaşıma geldiğimde çareyi kaçmakta buldum. Bir gün iki çocuk musallat oldu. O sırada bir kadın yanıma gelerek bana yardım edeceğini söyledi. Evine gittik. İlaç verdi. Kocası bana tecavüz etti. Hamile kaldım. Çocuğu aldırdı ve beni satmaya başladı. Üç yıl sonra kaçtım. Polisler beni Taksim Çocuk ve Gençlik Merkezi'ne götürdü. Ancak orası hapishane gibi. Oradan da kaçtım. Konsomatrislik yaptım. Tecavüze uğradım..." 17 yaşındaki T.K. Eskişehirli. 13 yaşındayken iki kişi tarafından kaçırılıp tecavüze uğramış. 15 yaşında tekrar tecavüze uğrayıp hamile kalmış. Taksim Çocuk ve Gençlik Merkezi'ne getirildiğini söyleyen T.K., "Kurumdaki ortama dayanamadım, ayrıldım. Yardım edeceğini söyleyen bir taksi şoförü tarafından bir hafta eve kapatıldım. Zorla uyuşturucuya alıştırıldım. Daha sonra Unkapanı'nda bulunan bir randevuevine satıldım. Beyoğlu'ndaki çeşitli gece kulüplerinde konsomatrislik yaptım. Hâlâ da yapıyorum" diye konuşuyor.'Polis girip çıkıyor' Saat 21.00 suları... Sokak oldukça sakin. Saatler ilerledikçe Cihangir'deki randevuevinin bulunduğu apartmana giren erkek sayısı da artıyor. Evin önünde siyah uzun paltolu bir adam sürekli olarak etrafı kolaçan ediyor. 23.00 sıralarında kırmızı bir araba yanaşıyor ve evden beyaz eşofmanlı, sarışın bir kadın inerek gelenleri karşılıyor. Bir anda ortalık hareketleniyor. Ardından polis arabasının mavi tepe lambaları görünüyor. Apartmana hızla bir polis giriyor, beş dakika sonraysa çıkıyor. Polis arabası da uzaklaşıyor.NETİCE YOK' Altı yıldır Cihangir-Başkurt sokakta yaşadığını söyleyen S.Y. de randevu evinde yaşananların en yakın tanıklarından... S.Y. şunları anlatıyor: "Gündüzleri küçük kızlar girip çıkıyor. Geceleri ise genç erkekler... Defalarca şikayetçi olduk. Evi işleten kadın en az 20 defa mahkemelik oldu. Birkaç defa bir dairesi kapatıldı. Ama kısa süre sonra tekrar açıldı. Polis de girip çıkıyor. Kimse buna dur demiyor."'Evlilik denince midem kalkıyor' T.K. ise düştükleri tuzağı şöyle anlatıyor: "Hiçbirimiz fuhuş yapmak istemiyoruz. Ancak uyuşturucuya alıştırıyorlar, dövüyorlar. Sonra çaresiz dediklerini yapmak zorunda kalıyorsunuz. Bunlar tehlikeli insanlar. En büyük hayalim bir ev sahibi olmak. Evlenmeyi hiç düşünmüyorum. Çünkü evlilik deyince anne ve babam gözümün önüne geliyor. Nefret ediyorum."'AJANLAR' KIZ BEĞENİYOR Beyoğlu ve Tarlabaşı'nın arka sokaklarında birçok randevuevi olduğunu söyleyen G.B. ise şunları anlatıyor: "Cihangir Başkurt sokaktaki randevuevi de bunlardan birisi. Zaman zaman burada çalışan kızlar bir hikaye uydurup kuruma girerdi. Sonra gözüne kestirdiği kızları kandırıp götürürdü. Birçok arkadaşım oralara düşürüldü. Hâlâ çalışanlar var... Bir şekilde kurtulmayı başaranlar ise çeşitli gece kulüplerinde konsomatrislik yapıyor."'Porno film çekiyorlar' Cihangir-Başkurt sokaktaki randevuevine sürekli girip çıkan M.A., evi 60 yaşlarında bir kadının işlettiğini söylüyor. Üç dairede bu işlerin döndüğünü belirten M.A., "Evi işleten Kayseri Serpil olarak bilinen kadının adamları var. Kızlar karşı geldiklerinde dövülüyor ve işkence görüyorlar. İçeri girdiğinizde çalışan kızları karşınıza diziyorlar. Beğendiğinizle saati 50 YTL'den birlikte oluyorsunuz. Kızlar hamile kalıyor. Evde birkaç bebek görmek mümkün oluyor. Sonra o bebekler ortadan kayboluveriyor. Evde porno film dahi çekiliyor" diyor.'Ellerinden zor kurtuldum' G.B. bir keresinde başına gelen bir olayı şöyle anlatıyor: "Taksim'de dolaşıyordum. Gençten iki çocuk geldi yanıma. Asıldılar... Artık sistemi bildiğim için uzaklaşmak istedim. Kollarımdan tutarak zorla beni Tarlabaşı'nda travestilerin çalıştığı randevuevine götürdüler. O evin üst katlarında yaşı küçük kızlar çalıştırılıyor. Kapıda konuşmaya başladılar. Beni satacaklardı. Bir ara ellerinden kurtulup kaçtım." 15 yaşında ve iki aylık hamileyken Taksim Çocuk ve Gençlik Merkezi'ne gelen 17 yaşındaki G.A. da kurumdan kötü muamele gördüğü için ayrılmak zorunda kalan kızlardan... "Kuruma dönmek istediğimde alınmadım. Konsomatrislik yaptım. Hap kullandım. Artık incik boncuk satarak yaşamaya çalışıyorum" diyen G.A. da polisin olan biteni bildiği halde ses çıkarmadığını ileri sürüyor. ( Sabah:14.03.2006 )

10 bin liseli esrar içiyor
Türk Eğitim-Sen'in 42 ilde yaptığı araştırmada, lise öğrencilerinin yüzde 7'sinin alkol, yüzde 12.9'unun da uyuşturucu kullandığı gerçeği ortaya çıktı.
Liseler arasında "esrar" ve "extacy" kullanımının fazlalığı ise dikkat çekiyor. Araştırmaya göre, lise öğrencileri arasında esrar kullananların oranı yüzde 0.5'e ulaştı. Bu oranın 10 bin öğrenciyi ifade ettiği kaydedildi. Araştırmada, liselilerin yüzde 2.5'i en az bir defa eroin, yüzde 2.8'inin de en az bir defa uyuşturucu hap kullandığı belirlendi
( Bugün :04.05.06 )

Lisede korkutan rapor
Türk Eğitim Sen'den şiddet araştırması 3 bin 483 lise öğrencisi ile yüz yüze görüşüldü. Her 100 öğrenciden 26’sının şiddete karışoyor ve 22’si ise kesici alet taşıyor..TACİZ İLK SIRADA Öğrenciler arasındaki taciz oranının, yüzde 92 olarak belirlendiği ifade edilen açıklamada, kızların “sarkıntılık” erkeklerin ise kızların kendileriyle fazla “yüz göz olması”ndan rahatsızlık duydukları bildirildi. Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği’nden Doç. Dr. Kültegin Ögel, uzman psikolog Ceyda Yılmazçetin Eke ve uzman psikolojik danışman Itır Tarı, ‘Okullarda Suç ve Şiddeti Önleme Kılavuzu’ hazırladı. Kılavuzda gençlerin neden şiddete başvurdukları anlatılırken, Milli Eğitim Bakanlığı’na, okullara ve anne-babalara düşen görevlere de yer verildi.
( Bugün:06.04.2006)
 

Liselilere tecavüz suçlaması
   ANTALYA'da ilköğretim okulu öğrencisi 13 yaşındaki Ç.T.'ye tecavüz eden 2 lise öğrencisi ile tecavüzü cep telefonu kamerasıyla görüntüleyen 4 liseli de gözaltına alındı.Lise öğrencisi 15 yaşındaki A.G., kız arkadaşı olan Kocademir İlköğretim Okulu 7'nci sınıf öğrencisi Ç.T.'yi sömestr tatilinde gezmek için Konyaaltı sahiline götürdü. Kız arkadaşına tuzak kuran A.G., ikizi A.G. ve yanındaki arkadaşlarından, kendilerini görüntülemeleri için daha önceden anlaştı. A.G. ve farklı liselerde okuyan mahalle arkadaşları A.S., S.G., C.A. ve S.Ç. el ele tutuşup gezen Ç.T. ile A.G.'nin öpüşmelerini cep telefonu kamerasıyla görüntüledi.
TEHDİT ETTİLER

      İddiaya göre hepsi de 15 yaşında olan 6 liseli, görüntüleri gösterip Ç.T.'ye şantajda bulunmaya başladı. Çektikleri fotoğrafları okulunun duvarlarına, oturduğu mahalledeki duvarlara asacaklarını ve ailesine göndererek rezil edeceklerini söyleyen liseliler Ç.T.'yi defalarca cinsel ilişki teklifinde bulundu.Şantajlara boyun eğen Ç.T., ailesinin olmadığı bir gün S.G.'nin evine gitti. Kızı evde 6 liseli karşıladı. Liselilerden A.S., Ç.T'yi bir odaya götürerek cinsel ilişki kurmak istedi. Kızın kabul etmemesi üzerine zorla giysilerini çıkartan A.S., ev sahibi S.G.'nin de yardımıyla anal yoldan tecavüz etti. Ardından S.G. aynı şekilde Ç.T.'ye tecavüz etti.
CEP TELEFONU KAMERASI İLE ÇEKTİLER
      Bu arada odaya giren diğer 4 liseli, bu sahneleri cep telefonlarının kameralarıyla kaydetti. 6 liseli, bu olaydan sonra Ç.T.'ye şantaj yapıp tehdit etmeyi sürdürdü. Korktuğu için bir kaç kez daha aynı eve gitmek zorunda kalan ve yine A.S. ile S.G.'nin tecavüzüne uğrayan Ç.T. yaşadıklarını yakın arkadaşıyla paylaştı. Kimliği açıklanmayan kız arkadaşı durumu hemen Ç.T.'nin annesi 32 yaşındaki B.A'ya anlattı.Eşinden boşanan B.A., kızı Ç.T.'yi de yanına alarak polise başvurdu. Suçlanan 6 liseli, dün akşam gözaltına alındı ve yaşlarının küçük olması nedeniyle Çocukları Koruma Şube Müdürlüğü'ne sevkedildi. Tecavüzle suçlanan liselilerden S.G. ve A.S ile C.A, geceyi şubede gözetim altında geçirirken, diğer 3 liseli sabah erken saatlerde geri getirilmek şartıyla ailelerine teslim edildi.İşlemleri tamamlanan 6 liseli bugün ‘tehdit, şantaj ve fiili livata’ suçlamasıyla adliyeye sevk edildi. Tecavüzü görüntüleyen C.A, S.Ç, A.G ve ikizi A.G. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken tecavüzle suçlanan A.S. ve S.G. savcılıktaki ifadelerinin ardından tutuklanma istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi
.(Milliyet :06.04.2006)

Liselilerin aşk kaçamağı pahalıya patladı
 
ORDU'nun Ünye İlçesi'nde, lise öğrencileri para karşılığı birlikte olduğu yabancı uyruklu kadınlardan hastalık kaptıkları şüphesiyle, ailelerinden habersiz Sağlık Ocağı'na başvurdu. Olayın ortaya çıkması üzerine yabancı uyruklu 3 hayat kadını ile, fuhuşa aracılık eden bir kadın gözaltına alındı. Olay Ünye İlçesi'nde, geçen hafta meydana geldi. Ünye Lisesi 2'nci sınıf öğrencileri, 16 yaşlarındaki H.A., B.Y., O.M., S.K. ve B.C., 40 YTL karşılığında yabancı uyruklu kadınlarla birlikte oldu. Saraçlı Mahallesi'ndeki 56 yaşındaki Ş.O.'ya ait evde kadınlarla birlikte olan öğrenciler, dün zührevi hastalık kaptıkları şüphesiyle 1 Nolu Sağlık Ocağı'na başvurdu. Başvurunun ardından durum polise bildirildi. Öğrencilerin ifadesini alan polis, fuhuşa aracılık ettiği iddia edilen Ş.O. ile müşteri gibi temasa geçip yabancı uyruklu kadınlara ulaştı. Daha sonra yapılan bir operasyonla Ş.O. ile birlikte Gürcistan uyruklu 55 yaşındaki M.Ç., 32 yaşındaki M.B. ve 51 yaşındaki E.Z. gözaltına alındı. ‘Fuhuşa aracılık etmek’ suçundan nöbetçi mahkemeye çıkarılan Ş.O. tutuklanıp cezaevine gönderilirken, yabancı uyruklu 3 kadın sağlık kontrollerinin ardından sınır dışı edildi. Diğer taraftan yabancı uyruklu kadınlarla ilişkiye girdikleri belirlenen 5 öğrenciden alınan kan örnekleri, Devlet Hastanesi'nde inceleniyor. (Milliyet 01 Aralık 2005)
 

                     AYNI GÜN AYNI GAZETE SADECE 3 HABER..ÜLKEM NEREYE..EKSİK OLAN NE ...?!
       

      

      
 

Tecavüzcüsünün’ fotoğrafını çekip savcılığa verdi
 SAMSUN’da 18 yaşındaki E.Y., aldığı alkolün etkisiyle kendisine tecavüz etmekle suçladığı 46 yaşındaki Mustafa Uçar’ın cep telefonuyla fotoğrafını çekip Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Uçar’ın aşk mesajlarını da kanıt olarak sunan E.Y, “Mustafa, tecavüz ettikten sonra ‘seninle evleneceğim’ diyerek beni kandırdı'' dedi.
      Samsun’da ailesiyle birlikte yaşayan ve lise 1'inci sınıftan ayrılan E.A., 8 ay önce tanıştığı evli ve 1 çocuk babası Mustafa Uçar’ın kendisine tecavüz ettiğini öne sürdü. Samsun’da lokanta işleten Mustafa Uçar ile birlikte cep telefonuyla yan yana fotoğnafını çekip Samsun Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunan E.A., şunları anlattı:
      “5 ay önce bir teknede Mustafa Uçar ile birlikte 2 arkadaşının da olduğu ortamda alkol aldık. Ardından birlikte esrar içtik. Ben sızdım. Kendisini beni evine götürmüş, sonra tecavüz etmiş. Sabah kalktığımda yatakta kan görünce tecavüze uğradığımı anladım. Bana, ‘Eşimden boşanıp seninle evleneceğim’ dedi. Bu olaydan sonra da bana aşk mesajları geçti. Ancak, bugüne kadar benimle evlenmek için herhangi bir girişimde bulunmadı. Son 1 ay içinde bunalıma girdim. Bir süre de tedavi gördüm.'' Mustafa Uçar’ın kendisiyle son günlerde görüşmek istemediğini öne süren E.A., “Kandırıldığımı anlayınca ilaç içip intihara kalkıştım. Ancak başaramadım. Sonra her şeyi aileme anlattım. Savcılığa suç duyurusunda bulunduğumu öğrenince beni ölümle tehdit etti. Her şeye rağmen onun cezalandırılmasını istiyorum'' diye konuştu.Lokanta sahibi Mustafa Uçar, E.Y.'nin hakkında suçduyurusunda bulunduğunu öğrendikten sonra kayıplara karıştı. Polis, Uçar’ı bulmak için araştırma başlattı.
(Milliyet : 01 Aralık 2005)
 

Liseli Funda "Testere" kurbanı mı?
 İzmir'in Urla ilçesinde cep telefonunda başka erkeklerden gelen SMS'leri gördüğü sevgilisi Funda İşsiz'i (16), 37 yerinden bıçaklayıp daha sonra boğazını keserek öldüren Celalettin Erkal'ın (19), ikinci bölümü vizyona yeni giren ve içerdiği şiddet görüntüleriyle tartışma yaratan "Testere" filmlerinden etkilendiği öne sürüldü.
      Genç kızın ölümüyle ilgili araştırmalarını sürdüren polis, dün Erkal'ın arkadaşları E.B., M.K., M.Y., H.E., S.T. ve A.K.'yi gözaltına aldı. Zanlılar, İşsiz'in cesedi gördüklerini kabul ederken, Erkal'ın kendilerine olayı kimseye anlatmamalarını söylediği için sessiz kaldıklarını anlattılar. Zanlılardan H.E. ifadesinde, "Celalletin benim 3 - 4 yıllık samimi arkadaşım. Olay günü 10.30 sıralarında beni cep telefonumdan arayarak 'Hakkını helal et. Hatırlıyormusun bir film vardı Testere isimli. Ben de bu filmin aynısını yapacağım, bu film gibi sana bir ipucu vereceğim. Urla'nın sınırlarındayım. Kendine iyi bak' dedi. Sonra kendisini tekrar aradım ancak ulaşamadım'' diye konuştu.Zanlılar ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, Erkal tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk edildi.     
     "Testere" felsefesi   Kurbanlarına hayatın değerini öğretme takıntısı olan bir seri katil, onları hayatta kalabilmeleri için ölümcül oyunlar oynamaya zorlar. İmkansız seçimler yapmak zorunda bırakılan kurbanlar bir yandan zaman ve dehşetle yarışırken, diğer yandan da hayatlarının uğruna ne kadar çok şey feda edebileceklerini öğrenmeye başlarlar.
(Milliyet :01 Aralık 2005)
 

Bir utanç olayı da Bodrum’da yaşandı
Gamze Özçelik olayının bir benzeri Bodrum’da yaşandı. 26 yaşındaki S.Ç., kendisinden ayrılmak isteyen 16 yaşındaki liseli sevgilisinin çıplak görüntülerini intikam için porno sitelerinde yayınladı.TURİZM ve eğlencenin başkenti Bodrum’da liseli bir kızın başına gelenler, gençliği bekleyen tehlikeleri gözler önüne serdi. Bodrum’da 16 yaşındaki lise öğrencisi E.A. ayrılmak istediği sevgilisinin gazabına uğradı. E.A.’yla birlikte olan 26 yaşındaki S.Ç., çektiği çıplak görüntü ve fotoğrafları çoğaltıp elden ele dolaştırdı. Görüntüler internetteki bir porno sitesinde yayınlandı. Genç kızın emekli asker babası kalp krizi geçirdi, annesi sinir krizleri geçirerek hastanelik oldu.Tutuksuz yargılanacakLiseli kız da akrabaları tarafından başka bir kentte tedaviye alındı. Bodrum’u terk etmek zorunda kalan ailenin S.Ç. hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmasıyla geçen ağustos ayında su yüzüne çıkan olay, Bodrumlu gençliğin geldiği noktayı ibret verici şekilde ortaya koydu. Görüntülerin gizli ve zorla çekilmediği anlaşıldı. S.Ç, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 14 yaşındaki kızın ürperten itirafları BODRUMLU gençler, aileleriyle aralarındaki kopukluğa dikkat çekti. 14 yaşındaki bir genç kız, her gün arkadaşlarıyla kafeteryaya gittiğini belirterek şöyle konuştu: ‘Sigara içiyorum, ablam da. Annemin çenesinden kurtulmak için eve gitmek istemiyoruz. Yaşıtlarımızın yüzde 90’ına yakını sigara ve alkol kullanıyor, birçoğu hapla başlayarak uyuşturucuyu denedi bile. Sevgilisi olmayan yok gibi, lisede bakire olan kızlara aptal gözüyle bakıyorlar. Namus, ahlak ve özgürlük gibi değerleri öğreten yok.’Para karşılığı ilişki Para için işadamlarıyla yaşayan liseli kızların ve barlarda yaşlı kadınlarla para karşılığı birlikte olan 16-17 yaşlarında erkek arkadaşlarının olduğunu belirten genç kız, ‘Bir süre sonra bu arkadaşlarımız psikolojik tedavi görmek için İzmir’e, İstanbul’a, hatta İsviçre’ye ve Almanya’ya gidiyor. Tedavi olamayanlar intihar yolunu seçiyor. Olaylar örtbas ediliyor. Sorun ve suçlu sadece gençlikmiş gibi gösteriliyor. Biz suçlu değiliz, ne görüyorsak onu yapıyoruz’ dedi.
(Hürriyet: 12 Kasım 2005)
                                                       80’lik çapkını iş üzerinde soydular

    Trabzon’da yabancı uyruklu Akifa A. ile para karşılığı ilişkiye girmek için bir otele giden 80 yaşındaki Hasan Y., 400 lirasının çalındığı iddiasıyla şikayette bulundu. Polis ekipleri şikayet üzerine yabancı uyruklu kadın ve otel görevlilerinin ifadesini aldı.
 ( 02.11.2010)


 

17 YAŞINDAKİ TECAVÜZ SANIĞI: BİR GÜN BİZDE OTURURKEN ŞAKALAŞIYORDUK, BİRDEN SOYUNDU
1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Ş.T'ye (14) tecavüz ederek bir bebek dünyaya getirmesine neden olduğu iddiasıyla bir ay önce tutuklanan lise öğrencisi Arif A. (17) hazır bulundu.
02 Nisan 2004 Cuma 17:50
Samsun'da, küçük yaştaki kıza tecavüz edip hamile bıraktığı öne sürülen lise öğrencisi, 'Hamile bırakmış olamam, çünkü sadece öpüştük' dedi.1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Ş.T'ye (14) tecavüz ederek bir bebek dünyaya getirmesine neden olduğu iddiasıyla bir ay önce tutuklanan lise öğrencisi Arif A. (17) hazır bulundu. Tecavüz iddialarını kabul etmeyen sanık, 'Bir gün bizde otururken sakalaşıyorduk, birden soyundu. Hamile bırakmış olamam, çünkü sadece öpüştük' diye konuştu. Sanık avukatı da, doğan bebeği sanığın ailesinin almak istediğini, ancak şüphelerinin giderilmesi için DNA testi yapılmasını istediklerini söyledi. Mahkeme heyeti, bu talep üzerine çocuk yuvasında barındırılan bebekle sanığa DNA testi yapılmasına karar vererek duruşmayı erteledi.
 

Tecavüz davasında 20 tutuklu, aralarında şair de var
MUĞLA'nın Ula İlçesi Gökova Beldesi'nde, 15 yaşındaki kız çocuğu F.A.'yı fuhuşa teşvik ettiği ve cinsel ilişkiye girdiği iddiasıyla sevkedildikleri adliyede tutuklanan 12 kişiyle birlikte aralarında Akyakalı Şair Ö.O.'nunda bulunduğu tutukluların sayısı 20'ye çıktı.
      Ula ilçesi'nde 15 yaşındaki F.A.'ile fuhuş yaptığı, ve fuhuşa zorladığı iddia edilen 8 kişi, dün jandarma tarafından gözaltına alınarak sevkedildikleri adliyede tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.OPERASYON GENİŞLETİLİNCE 12 KİŞİ DAHA TUTUKLANDIUla'nın Gökova beldesinde, 2 yıl önce üvey babası E.B.'nin tecavüzüne uğrayan ve bu ilişkiden 1,5 yaşında bir bebek sahibi olan 15 yaşındaki F.A.'ya para karşılığında fuhuş yaptırdığı iddia edilen anneannesi D.D. ve dayısı N.D. de yakalanarak gözaltına alındı. F.A.'nın akrabaları D.D. ve N.D.'nin ifadeleri ve cep telefonlarının kayıtlarını inceleyerak operasyonu genişleten jandarma ekipleri, aralarında Akyakalı Şair Ö.O.'nun da bulunduğu 10 kişiyi daha yakaladı. Gözaltına alınan ve çoğunluğu baba ve oğullardan oluştuğu bildirilen zanlılar, Gökova Jandarma Karakolu'na götürüldü.ANNE VE BEBEK KORUMA ALTINDA  Jandarma tarafından ifadeleri alınan 12 kişi, sevkedildikleri adliyede, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Cezaevindeki üvey babasından olan 2 yaşındaki çocuğu Eskişehir Cezaevi'nde korumaya alınan F.A.'nın ise talimat üzerine Muğla Çocuk Yuvası'nda koruma altına alındığı öğrenildi.
(Milliyet :16 Aralık 2005 )
 

12 yaşındaki kıza tecavüz ettiler
Konya'nın Ilgın ilçesinde, ilköğretim 7. sınıf öğrencisi Ü.B.'ye (12) tecavüz ettikleri öne sürülen, çoğunluğu lise öğrencisi 15 - 20 yaşlarındaki 10 kişi gözaltına alındı. İddiaya göre, 17 yaşındaki O.A., Ü.B'yle "Sana yeni kıyafetler alacağım" diyerek yakınlık kurdu. O.A., bir eve götürdüğü Ü.B.'ye 4 gün tecavüz etti. Ü.B.'yi piknik alanına götüren O.A., arkadaşlarına 5 YTL karşılığında kızla birlikte olabileceklerini söyledi. Ardından 9 genç daha Ü.B.'yle zorla ilişki kurdu. Kızın babasının şikâyetçi olması üzerine 10 zanlı adliyeye sevk edildi. Kısa bir süre önce Tekirdağ'ın Kapaklı beldesinde yaşayan 14 yaşındaki lise öğrencisi Ç.K., sınav kağıdına "Ben sınava hazırlanamadım. Yaşamak istemiyorum" diye yazdı. Öğretmeni bu olayı es geçmedi, çocukla konuştu, araştırdı: Ç.K.'ya üvey babası C.E.'nin ilkokuldan bu yana tacizde bulunduğu ve altı ay önce de tecavüz ettiği ortaya çıktı. İşin diğer yanı ise Ç.K.'nın annesinin de durumu bildiği halde tepki göstermemesiydi. Kısa süre sonra yine "tesadüfen" bir taciz ve tecavüz iddiası gündeme geldi. Babaları tarafından Küçükyalı Çocuk Yuvası'na verilen 6 ve 10 yaşındaki iki kardeş, diğer çocukların saldırısına uğrayarak dövüldü. Çocukların daha sonra koğuşun abisi olarak bilinen M.'nin tecavüzüne uğradığı ileri sürüldü.
Adalet Bakanlığı verilerinde yer almasa da konuyla ilgilenen herkesin ortak bir düşüncesi var: Çocuklara yönelik tecavüz, sarkıntılık, taciz olaylarında son yıllarda artış var ve bu iş bir toplumsal sorun haline geldi.
İnternetin olumsuz etkisi
Günümüzde 25 milyon çocuk internette saatlerce sörf yapıyor. Uzmanlar bu sayının 2005'te 44 milyona yükseleceğini tahmin ediyor. Her dört çocuktan biri en az bir defa çocuklar için sakıncalı içeriği olan seks sitelerine giriyor. Bunların beşte biri erişkinlerin cinsel tekliflerine maruz kalıyor.Sanal ortamda 7 bin 650 adet sansürlenmiş pedofili sitesi var. Çocuk şiddetini yansıtan fotoğrafların tanesi 30-100 dolara alıcı buluyor. Çocuk pornografileri 1986'dan beri interneti kullanıyor. 2003 yılı içerisinde ABD'de bin kişi çocuk pornosu yüzünden tutuklandı. 7 bin kişi de arananlar listesinde. (kaynak:www.sinefil.org)
Medyaya yansıyan vakalardan birkaçı
Mardin'de, 13 yaşındaki N.Ç., aralarında kamu görevlileri ve bir yüzbaşının da bulunduğu 28 kişinin tecavüzüne uğradı ve onlarca kişiye pazarlandı. Mahkemeye çıkan sanıkların çoğu serbest bırakıldı. (Temmuz 2003)Adana'da 8 yaşından bu yana 13 kişinin tecavüzüne uğrayan 11 yaşındaki B.O. hamile kaldı. Gözaltına alınanlardan 9'u tutuklandı. (Ocak 2004)Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde karnının büyümesi üzerine götürüldüğü doktorda hamile olduğu belirlenen 14 yaşındaki A.A.'ya iki kişinin tecavüz ettiği ortaya çıktı. (Ocak 2004)Kasımpaşa'da iki erkek çocuğa tecavüze yeltendiği iddiasıyla hakim karşısına çıkarılan Hamit Yıldırım (52) tutuklandı. (Ocak 2004)Kartal'da öz kızının ırzına geçmeye kalkıştığı iddiasıyla yargılanan Hamit Yıldırım 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. (Ocak 2004)Avcılar'da 14 yaşındaki öz yeğenine tecavüz eden M.Z., komşuları tarafından yakalandı. M.Z.'nin daha önce de bir erkek çocuğa tecavüz ettiği gerekçesiyle cezaevinde yattığı ortaya çıktı. (Ocak 2004)Balıkesir'de 6 kişi, 14 yaşındaki Ş.H.'yi kaçırıp tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklandı. (Ocak 2004)Avcılar'da en son evinin önünde oyun oynarken görülen 12 yaşındaki D.Ç. tecavüz edilip boğularak öldürülmüş halde bulundu. (Şubat 2004) Konya'da 13 yaşındayken kaçırılan A.A., 23 kişinin tecavüzüne uğradı. Dava devam ediyor.
(Şubat 2004)

Mağdurların ortalama yaşı 12
Adli Tıp Enstitüsü'ne yılda 500 vaka geliyor. 2004 yılının son üç ayında sadece gazetelere yansıyan olay sayısı dokuz. Batıda tecavüze maruz kalanların yüzde 20 ile 50'sini çocuklar oluştururken, Türkiye'de bu oran yüzde 70'lere kadar çıkıyor.
Türkiye'de kadın ve çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarından açılan dava sayısı yılda 13-15 bin arasında değişiyor.
Mağdurların yaş ortalaması 12. Tecavüzcülerin tahminen yüzde 5'i ortaya çıkarken yüzde 95'i gizli kalıyor. Ensest ilişkilerin ise binde biri ortaya çıkıyor.
"İntikam için 1 yaşındaki çocuğa tecavüz etmiş"
Prof. Dr. Fatih Yavuz (Adli Tıp Kurumu Enstitüsü Uzmanı)Özellikle son yıllarda bu suçların sayısında artış değil; ortaya çıkışında bir patlama yaşandı. İnsan haklarına verilen önem arttıkça olayların ortaya çıkışı da fazlalaşıyor. Yine de tecavüz eylemlerinin sadece yüzde 5 ile 10'unun ortaya çıktığını düşünüyoruz. Bunlar gizli kalıyor çünkü Türkiye'de cinsellik hâlâ bir tabu. Özellikle namus kavramıyla eşleştirildiği için hasar, ailenin namusu, şerefinin korunması, çocuğun geleceği için gizleniyor. Avrupa'da tecavüze uğrayan kız-erkek oranı dörde birdir. Yani dört kıza karşılık bir erkek çocuk tecavüze uğrarken, ülkemizde bu oran birbirine eşit. Farklı bir sonuç bu. Biz bir yaşında erkek bebek mağdurla karşılaştık. Burada saldırganın amacı o aileden intikam almaktı. 1,5 yaşındaki kız çocuk da tecavüze uğrayanlar arasındaydı.
Bir çocuk tecavüze uğradığında ve bu olay ortaya çıktıktan sonra süreç nasıl işliyor?
Maalesef bu konuda ülkemiz istenilen noktada değil. Saldırı travmatiktir. Oluşan hasar duygusal hasardır. Polis soruşturması, mahkeme aşamasında ve doktor muayenesinde bu hasar ağırlaştırılarak çocuğa yansıtılıyor. Çocuk bu olayı yaşadıktan sonra hastanelerde muayene ediliyor. Muayene sayısı iki ile yedi arasında değişiyor. Oysa çocuğu hastane hastane dolaştırmadan tek bir merkezde bunun yapılması gerekiyor. Türkiye'de bu çocukların rehabilitasyonunun sağlandığı bir yer yok.
"Çocuk pornosu dünyanın en ciddi sorunlarından biri"Uğur Kömeçoğlu (Sosyolog-Bilgi Üniversitesi)
Çocuk istismarı denilen meselenin sadece Türkiye değil, dünya geneli için en büyük zorluğu ölçümünde yaşanıyor. Her şeyden önce bu istismara maruz kalan kişi bir yetişkin değil. Yetişkin olmadığı için kendini dillendirmesi ve ifade etmesi çok zor. Kim ifade edebilir bunu? Çocuğun ebeveyni veya bu durumdan haberdar olan yakınları. Ancak bu, Türkiye gibi bir ülkede de çok zor olabiliyor. Bizde "ayıp"ın, "kötü" olanın ya da "erdemsiz" olanın gizlenmesi, dışarıya duyurulmaması söz konusu. Dışardan duyulsun istenmez hiçbir zaman. Cemaatçilik arttıkça böyle vahim olayların gün yüzüne çıkması da zorlaşır.
Bu işle ilgilenecek doktorların, psikologların yani travmayla nasıl mücadele edileceğini bilen insanların yetiştirilmesi gerekiyor. Özellikle yatılı okullarda sıkı denetim mekanizmalarının olması ve bir psikoloğun bulunması şart.

En ciddi sorunlardan biri de internet ve pornografi. İş çocuk pornosunun pazarlanmasına döndü. Şu an uluslararası kötü bir ağ oluşmuş durumda. Az gelişmiş ülkelerden çocuklar toplu olarak satın alınabiliyor. Bu çocukların beyni yıkanıyor ve adeta robotlaştırılıyorlar.
"Bir haftada olanlar eskiden beş yılda olmuyordu"Mustafa Eşmen (Doğan Haber Ajansı Yazıişleri Müdürü)
Bu işi 34 yıldır yapıyorum. Bir haftada olanlar eskiden beş yılda olmuyordu. O derece yükseldi. 1970'lerde üçüncü sayfaya hangi manşeti atalım diye kök söküyorduk. 80'lerde de bunlar yoktu. Ama şimdi elinizi uzattığınız yerde bu tür haberler var.
"Çocukların yaşadığı yeri ve okullarını da gizliyoruz"Tunca Bengin (Milliyet Gazetesi Haber-Araştırma Müdürü)
Türkiye'de bu konuda gerçeğe uygun bir istatistik yok. Özellikle aile içinde olup bitenleri kime soracaksınız? Zaten çocuk küçük. Konuyu uzmanlarına sorduğumuzda da yanıt alamıyoruz. Geriye dönük bir istatistiğimiz yok ki bizim. Şu kadar çocuk tacize uğruyordu diyemiyoruz, karşılaştıramıyoruz. Haber anlamında geriye dönük bir artış görüyoruz ama bu rakamsal artış mı yoksa kişilerin bilinçlenip bu olayları söyleyebilme cesaretini kendilerinde bulmasından dolayı mı bilmiyorum.
Bu tür haberleri verirken çok hassas olmak gerekiyor. Küçük yaşta tecavüze veya tacize uğramış bir çocuğu, haberde deşifre ederseniz bir kez daha taciz etmiş olursunuz. Bunlar hassas dengeler. Kimliğini açıklamamıza yasalar el vermiyor. Verse de Milliyet gazetesi olarak bu konuda son derece hassasız. Haberde çocuğun bulunduğu yer belirtilmiyor, yüzü gösterilmiyor, okuduğu okul verilmiyor. Haberi vermek zorundasınız çünkü toplumun nereye gittiğimizi, ne olduğunu görmesi gerekiyor.
(
Milliyet - 30 Ağustos 2005)

                                          
    BU CEHALET ANCAK OKUMAKLA OLUR !

                                           ’Allahım’ dedi, 2.5 trilyon dolandırdı
                                               
Başkent’te inanılmaz bir dolandırıcılık olayı yaşandı. Kendilerini Allah ve peygamber olarak tanıtan 11 kişi sadece bir kişiden yaklaşık 2.5 trilyon lira dolandırdı. Zanlılar gözaltına alındı. ANKARA Siteler’de esnaflık yapan Ramazan O., yıllar önce dükkanına dilenci kılığında gelen Bülent Ö.’ye sadaka verdi. Bülent Ö., bir süre sonra tekrar gelerek, kendisinin Hz. İsa olduğunu iddia ettikten sonra vatandaştan para istedi. Bir kişiden 2.5 trilyonŞebekenin diğer üyeleri aracılığıyla söz konusu vatandaş hakkında bilgi toplayan Bülent Ö., esnafa evinde ne kadar parası olduğunu, nereye sakladığını ve doğmamış çocuğunun cinsiyetini söyledi. Güven sağlayan Bülent Ö. daha sonra, Hz. İbrahim, Hz. Muhammed ve Veysel Karani olarak tanıttığı Ersel Ö., Necati U., Halil İbrahim Ö. ile müritleri olduğunu söylediği Ali S., Katip T., Murat C., Ercan Y., Can Ö. ve Ersin Ö. ile Ramazan O. ile tanıştırdı. Bülent Ö. son olarak, beraberinde getirdiği Hakan Ö.’nün ise Allah olduğunu söyledi. Dolandırıcılar, 10 yıl içerisinde, Ramazan O. ile Hacı Bayram Camii ve Sincan’da defalarca buluşarak, "ihtiyacı olan vatandaşlara dağıtılmak üzere" yaklaşık 2.5 trilyon lirasını aldılar. Allah Mekke’den arıyorAyrıca, O.’ya "daha rahat irtibat sağlayabilmek için" cep telefonları da aldırdılar. Kendisini Allah olarak tanıtan Hakan Ö., aradığı Ramazan O.’nun cep telefonunda Mekke’nin alan kodunu gösterecek teknik bir düzenleme yaptırarak, "Ey kulum 45 dakika sonra yanındayım" dedi. Daha sonra yine arayan Hakan Ö. bu sefer de "Sana kimi istiyorsan göndereyim. Söyle hangi peygamberimi istersin?" diye sordu. Bunalıma girdiGirdiği bunalım sonucu 3 kere intihar girişiminde bulunan Ramazan O.’dan yaşadıklarını ailesine ve çevresine de anlatmasını isteyen dolandırıcılar, durumun emniyete bildirilmesi üzerine yakalandılar. Emniyette sorguları tamamlanan 11 kişi, emniyeti suiistimal yoluyla dolandırıcılık suçundan adliyeye sevk edildi.
( 13 Şubat 2006- Hürriyet )

           

          
                      

Okulda tecavüz iddiası
Konya'da 200 öğrenci kapasiteli yatılı Konevi İşitme Engelliler İlköğretim Okulu'nda üst sınıflardaki erkek öğrencilerin alt sınıflardaki bir kız ve bir erkek öğrenciye tecavüz ettiği iddiası ortalığı karıştırdı. Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün her iki olayla ilgili soruşturma açtığı ancak konunun kamuoyundan gizlendiği öne sürüldü. Konuyla ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulunan Milli Eğitim Müfettişi Ali Seydi Aybar, şikâyet dilekçesini verdikten 17 gün sonra Şanlıurfa'ya atanırken, Milli Eğitim Müdürlüğü'ne dilekçe veren okulun müdür yardımcısı Dede Ali Şenel de başka bir okula tayin edildi.
'İşlem yapılmadı'
Aybar'ın dilekçesinde tecavüz olayları, "Okulda öğrencilerin tecavüze uğradığı, dönemin İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Özer'e yanımda iletildi. Özer, okul müdürü bu olayda birinci dereceden sorumlu olduğundan, müdüre zarar gelir korkusuyla hiçbir işlem yapmadı. Bir yıl süreyle çocuklar tecavüze uğradı" diye anlatıldı.
(Milliyet :16 Mart 2006)

LİSELERDE POLAT'I OLMAYAN SINIF YOK  
Vatan Gazetesinin Liselerde Yaptığı Bir Araştırma;
Çete halinde geziyorlar
Beyoğlu'nda 3'üncü sınıf öğrencisi bir liseli kızı dinliyoruz. O.A., oğlanların sürekli çete halinde dolaştığını söylüyor: "Ancak bir tek çete yok, bir kaç ayrı grup var aslında. Okula sık sık gelmiyorlar zaten. Arada bir uğruyorlar ve geldiklerinde de mutlaka olay çıkartıyorlar. Derse girdiklerinde de ders falan kalmıyor. Öğretmenler sınıftan atmak istediklerinde olay çıkartıyorlar. Öğretmenleri korkutuyorlar, tehdit ediyorlar."
Kavgaların nedeni kız meselesi
Ümraniye Endüstri Meslek Lisesi'nin son sınıf öğrencisi 19 yaşındaki C.B. ise "Okulda sürekli 'en büyük' kavgası oluyor. Herkes en güçlü olduğunu karşısındakilere ispat etmek ister burada. Ve bu yüzden sürekli kavgalar çıkar. Gruplaşmalar oluşur. Bu gruptakiler hep beraberdirler. En az üç kişiyle dolaşılır. Çünkü ne zaman ne olacağı belli olmaz. Her an tetikte durman gerekir. Mesela yürürken biri sana omuz attı. Hemen karşılık verirsin. Ya da yan baktı, kız arkadaşına laf attı. Sen hemen girişirsin. Allah ne verdiyse. Gözün birşey görmez. Ya en büyüksün, ya en büyük. Başka yolu yok bunun. Burada böyle" diyor.
Esrar sigaradan yaygın
Taksim'deki liselerden birinde okuyan Ş.N.'nin sözleri ise şok etkisi yaratıyor: "Esrar en çok kullanılan uyuşturucu. O kadar yaygın ki, kantinde bile bazen esrar içiyoruz. Öğretmenler denetleme yaptığında saklıyoruz. Ama bulsalar bile öğretmenleri tehdit edip korkutuyoruz, çıkışta indiriyoruz. Kız öğrenciler, erkek arkadaşlarıyla boş geçen derslerde sınıfta cinsel ilişkiye bile giriyor. Öpüşmek zaten çok sıradan. Kantinde erkek arkadaşlarının kucaklarına oturup öpüşüyorlar."
Bir fişekten 2 cigara çıkıyor
Esenlerdeki bir lisede okuyan T.E. ve A.K. okullarındaki uyuşturucu ve hap trafiğini anlatıyor... Karşımızda sanki 15 yaşında lise öğrencileri değil de Dolapdere'nin torbacıları var. Raconu da fiyatları da o kadar iyi biliyorlar ki: "Okullarda bira da cigaralık da içiliyor. Bir fişekten iki cigara çıkıyor ve 5 YTL'ye satılıyor. Hapın da fiyatı 5 ile 10 arasında değişiyor. 8x4, Armani, Peugeot ve Süpermen en çok alıcısı olan haplar. İşin merkeziyse Bağcılar'daki Karabayır Mahallesi... Hacı Hüsrev artık tarih oldu."
Buraların ağası biziz!
Bir grup Gözcübaba Lisesi son sınıf öğrencisi, "Buralar bizden sorulur. Okulda kuş uçsa haberimiz olur. Kimse bizden habersiz birşey yapamaz. Yapmaya cesaret edemez" diye caka satıyor. İçlerinden A.Ş. de çoğu liseli gibi Kurtlar Vadisi fanı: "Benim idolüm Polat Alemdar'dır. Tam beni anlatıyor. Okulda ve okul dışında da onun gibi olmaya, davranmaya çalışıyorum. Daha önce Miroğlu vardı. Ama Polat başka. Okul önünde sürekli kavgalar olur. Biz de dahiliz tabii ki bunlara. Bazıları kendilerini ispatlamak isterler. Bizler de buradayız misali. İsimleri duyulsun da dayak yesek de önemi yoktur onlar için. Yeter ki isimleri duyulsun. İnternet cafe veya evden MSN'e sık sık takılıyoruz. Oralarda sohbet ediyor neler yapacağımızı konuşuruz."
Uzman görüşü
Şiddet kültürünün kurbanı onlar
Prof. Adnan Gümüş (Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim görevlisi): Bir grup liseli gençle dün beraber olduk ve grup tartışması yaptık. Bu görüşmeden çıkarılabilecek birinci sonuç şiddetin her yerde ve her durum için geçerli olduğu. Şiddetin gençlikte, bir yandan 'delikanlılık' anlamında kişiliğin gelişimi için 'horozlanmalar' halinde kabul edilebilir bazı yönleri bulunabilir. Ancak diğer yandan tüm bunlar bir başka 'delikanlının' veya 'genç kızımızın' korkulu rüyası haline gelmişse, üzerine ciddi bir şekilde düşünülmesi gerekiyor. Eğer şiddet öğrenilmiş ve süreklilik kazanmış bir hal alıyorsa, bu sorunun çok daha kalıcılaştığını gösteriyor. Kaldı ki, gördüğümüz şiddet olayları, böyle bir 'gençlik çağı' olayı olarak değerlendirilebilecek bir çapı çoktan aşmış bulunuyor. Gerek gençlerin kendi arasındaki, gerekse idarecilerin, öğretmenlerin, ailelerin uyguladıkları şiddet her halde gençlik çağına bağlanamaz. Geleceği tüketilen bir gençliğin, şiddet kültürünün bir aracı ve kurbanı durumuna gelmeye başladıkları söylenebilir.
VATAN ekibi liselilerle buluştu
MEF Dershaneleri Bakırköy Şubesi'nde gençlerle bir araya geldik. Yazarımız Mustafa Mutlu, Haber Merkezi Müdürü Barlas Yurtsever ve Çukurova Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Adnan Gümüş'ün de katıldığı buluşmada, öğrencilere 'Liselerde neler oluyor' diye sorduk. Çoğu devlet lisesinde okuyan gençler okullardaki gruplaşma ve çetelerin hep var olduğunu, son zamanlarda şiddetin sürekli hale geldiğini söylüyor. Ataköy Cumhuriyet Lisesi'nden Şeyda Yenigün'ün sözleri ise Kurtlar Vadisi'nin vahim etkisini gözler önüne seriyor:
Kendini Polat sanıyor
"Her sınıfta bir Polat var. Arkadaşım geçen yıl değişmeye başladı. Polat gibi giyinip konuşuyor, saçlarını onun gibi kestiriyor, gerçek adını kullanmıyor, herkes Polat diye sesleniyor. Okula gri pantolon, lacivert ceketle gelinmesi gerekiyor ama o hep siyah ceket pantolon giyiniyor." İşin ilginç yanı Polat'a özenenleri diğer öğrenciler yadırgamıyor. Ona karşı davranışları değişiyor, onu gördüklerinde saygı gösteriyorlar. Bir gencin de en çok istediği adam yerine koyulup, saygı duyulması değil mi?
 (28-06-2005)
 

Liseler teksas gibi:

Liselerde şiddet giderek artıyor. Adana'da kız kardeşine cep telefonundan mesaj attığı iddiasıyla lise öğrencisini, okul arkadaşları da ağabey ve arkadaşını bıçakla yaralarken, Samsun'da da 15 yaşındaki O.S. sustalı bıçakla arkadaşını yaraladı. Adana'da, bir kişi, kız kardeşine cep telefonundan mesaj attığı iddiasıyla lise öğrencisini, okul arkadaşları da ağabey ve arkadaşını bıçakla yaraladı.Lise öğrencisi U.U. (17), okul arkadaşı Ö.K'nin (16), cep telefonuna sevgisini ifade eden mesajlar gönderdi. Mesajları gören ağabey Emre K. (21), arkadaşı Emrah A. (21) ile okul önüne gelerek U.U. ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesiyle Emre K. ve Emrah A, yanlarında taşıdıkları bıçakla U.U'yu yaraladı. Bu sırada kavgayı gören U.U'nun arkadaşı olduğu belirtilen 4 öğrenci de bıçakla Emre K. ve Emrah A'yı yaraladı.Olayın ardından Emre K. ve Emrah A. Adana Numune Hastanesi'nde, U.U. ise Çukurova Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı.
SAMSUN'DA DA BIÇAKLI KAVGA
Samsun Endüstri Meslek Lisesi 1'inci sınıf öğrencisi 15 yaşındaki O.S.,'de tartıştığı sınıf arkadaşı aynı yaştaki A.B.'yi sustalı bıçaklı bıçakla bacağından yaraladı. A.B. Devlet Hastanesi'ne kaldırılırken, O.S. gözaltına alındı.Olay bugün saat 13.00 sıralarında Samsun Endüstri Meslek Lisesi'nin koridorunda meydana geldi. Lise 1'inci sınıf öğrencisi A.B., tenefüste sınıf arkadaşı O.S.'ye şaka olsun diye tekme attı. Arkadaşının şakasını ağır bulan O.S. sinirlenip, A.B.'nin üzerine saldırdı. İki öğrenci birbirlerine tekme tokat saldırdıkları sırada O.S. yanında taşıdığı sustalı bıçağı çıkarıp, A.B.'nin bacağına sapladı. Yere yığılıp acı içinde kıvranan A.B., öğretmenleri tarafından Gazi Devlet Hastanesi'ne götürülürken, O.S. ihbar üzerine okula gelen Samsun Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube ekiplerince gözaltına alındı. Oğlunun bıçaklandığını öğrenen emekli polis memuru Mehmet B. de hastaneye koştu. Mehmet B., “Çocuklar okula sustalı bıçaklarla geliyor. Böyle şeyler eskiden hiç olmazdı. Nasıl bir dönem başladı anlamış değilim. Oğlum arkadaşına şaka yapmış. O da oğlumu bıçaklamış. Bu işler bu kadar basit mi?” diye konuştu. Doktorlar, tedavi altındaki A.B.'nin hayati tehlikesinin bulunmadığını açıkladı. Olayla ilgili olarak savcılık soruşturmasının yanı sıra İl Milli Eğitim Müdürlüğü de inceleme başlattı.
KAMPANYA BAŞLATILMIŞTI
Samsun Emniyet Müdürü Mustafa İlhan, dün kentteki bıçaklama olaylarının artması nedeniyle ‘Bıçağı bırak, kalemi al’ kampanyası başlatmıştı. Kampanyanın başladığı ilk günde 15 kişi karakolallara gidip hazırlanan kutulara bıçaklarını atıp yerine, verilen tükenmez kalemleri almıştı. Ancak daha kampanyanın ikinci gününde bir öğrenci üzerinde taşıdığı sustalı bıçakla, başka bir öğrenciyi yaraladı.
 (22.02.2006)
 

İlköğretim okulu tacizcisi: Porno sitelerden etkilendim
Ümraniye’deki bir ilköğretim okulunun kızlar tuvaletine girerek 9 yaşındaki P.I’yı taciz ettiği iddiasıyla yakalanan 17 yaşındaki şüpheli, adliyeye sevk edildi.AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Ümraniye’deki bir ilköğretim okulunun kızlar tuvaletine kalorifer dairesinden girilerek 9 yaşındaki P.I’nın taciz edilmesine ilişkin araştırma başlatan polis, olay faili olarak 17 yaşındaki M.N’yi gözaltına aldı. Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği’ne teslim edilen M.N’nin, tiner kokladığını ve internetten girdiği porno sitelerden etkilenerek tacizi gerçekleştirdiğini, ancak çocuğun bağırması üzerine kaçtığını söylediği öğrenildi. M.N, poliste bilgisine başvurulduktan sonra Ümraniye Adliyesi’ne sevk edildi.Bu arada, olayın basında yer alması üzerine Ümraniye Kaymakamı Mehmet Kurt ve İlçe Milli Eğitim Müdürü İlyas Tekin, ilköğretim okuluna gelerek ilgililerden konuya ilişkin bilgi aldı.Okul girişinde toplanan bazı öğrenci velileri de, gerekli önlemleri almadıkları gerekçesiyle okul yöneticilerinden şikayetçi olduklarını bildirdiler.  (Milliyet: 08 Mart 2006)
 

Çocuk pornosu çetesine darbe
İzmir'de, internette ve dışarıda tanıştıkları erkek çocuklarının, çıplak fotoğraflarını ve video görüntülerini çekip tehditle erkeklerle cinsel ilişkiye zorlayan çete operasyonla yakalandı. Zanlılar, çocuklar tarafından teşhis edildi. ( Milliyet :21 Mart 2006 )
 

Porno sitelerinde öğrenci görüntüleri  - okul ve öğrenci...kalite,seviye...! -
  ERZURUM’daki bazı kız liselerinde, öğrenciler tarafından sınıf ve okul tuvaletlerinde cep telefonları ile şaka amacıyla çekilen dekolte görüntüler, elden ele dolaşarak porno sitelerine kadar ulaştı. Görüntüde, bir okulun tuvaletine elinde cep telefonu ile giren bir kız öğrenci diğer 5 kız arkadaşlarının görüntülerini çekmeye başlıyor. Daha sonra bu öğrenciler bulundukları ortamda kız kıza oldukları için şaka amaçlı birbirlerine pornografik görüntüler vermeye başlıyor. İşi gittikçe çığrından çıkaran bazı kız öğrenciler eteklerini yukarı kaldırıp iç çamaşırlarını ve hatta soyunup göğüslerini bile gösteriyor. Yaklaşık 3 dakika kadar süren bu görüntüler daha sonra cep telefonlarına yapılan kayıtlarla elden ele dolaşıp Erzurum’daki bazı erkeklerin cep telefonlarına kadar gitti. Erkek öğrenciler de bu görüntüleri bazı porno sitelerine de gönderdiklerini söyledi.(  Milliyet:22 Mart 2006 )
 

Ne oluyor bu çocuklara?
Milliyet Gazetesi'nde isyan dozu taşıyan bir manşet: "Ne oluyor bu çocuklara?"Doğru!Ne oluyor bu çocuklara, bu gençlere?Adam öldüren mi istersin, arkadaşını bıçaklayan mı, tecavüz eden mi?Kimi gasp yapıyor, kimi arkadaşını sınıfta on yerinden bıçaklıyor, kimi 14 yaşında suç işliyor.Ve bu olaylar öylesine bir ivmeyle artış gösteriyor ki yakında ana babalar çocuklarını okula gönderirken endişe içinde kalacak.Ben daha şimdiden okuldaki yeğenlerim için kaygı duyuyorum.(Hep böyle olur zaten. Önce bizler, yani bu toplumdaki duyarlı insanlar kaygılanırız, yetkilileri uyarmaya çalışırız, tehlike geliyor görmüyor musunuz diye haykırırız, kimse tınmaz; ama bir süre sonra bela o kadar büyür ki toplum ve devlet bu sorunla ilgilenmek zorunda kalır; ama o zaman da iş işten geçmiş olur.)Bu işte de ne yazık ki öyle oluyor.Türkiye'nin geleceği şiddete batıyor.Peki bu arada sen buna karşı ne yapıyorsun diyen olursa cevabım şudur:Yazar olarak, bu konuyu enine boyuna işlemeye ve ilgililerin dikkatini çekmeye çalışıyorum...Bunun için hepimizin üstümüze düşen görevi yerine getirmemiz gerekiyor.Kamuoyunun ve sivil toplumun bu konularda ciddi bir ağırlığı olabilir.Ama nedense bu konularda çok ürkek davranıyor ve sorumluluk üstlenmekten kaçınıyoruz.  ( Vatan - Z. livaneli)

                                                               
Liselilere ne oluyor?
Egitim için okula giden liselilerin usturali biçakli kavgalari her gün artiyor. Dün de ülke genelinde 6 liseli yaralandi
Yurdun çesitli illerindeki liselerde egitim gören ögrencilerin, her gün ajanslara düsen "biçakli ve usturali" kavgalari, "Aileleri tarafindan egitim için okula gönderilen bu çocuklar, neden yanlarinda kalem yerine kesici alet tasiyor?" sorusunu akillara getirdi. Lise kavgalarinda son iki günün bilançosu ise agir oldu: 6 yarali.
•  ADANA: Çagribey Lisesi 10. sinifta okuyan kiz ögrenci Ö.K., iddiaya göre kendisini ayni liseden bazi erkek ögrencilerin telefonla ve okuldayken rahatsiz ettigini agabeyi Emre K.'ya söyledi. Emre K. da arkadasi Emrah A. ile birlikte okulun önüne giderek lise 2. sinif ögrencileri B.U. ile D., M. ve K.'yi kiz kardesini bir daha rahatsiz etmemeleri için uyardi. Çikan kavgada biçak çektikleri öne sürülen liseli ögrencileri Emrah A.'yi sag koltuk altindan, Kaya'yi da sol koltuk altindan yaraladi. Kavagada liseli B.U. da elinden ve kolundan hafif yaralandi.
•  SAMSUN: Endüstri Meslek Lisesi 1'inci sinif ögrencisi A.B., tartistigi sinif arkadasi ayni yastaki A.B.'yi sutali biçakli biçakla bacagindan yaraladi. A.B. Devlet Hastanesi'ne kaldirildi, O.S. gözaltina alindi.
•  BURSA: Orhaneli ilçesinde pansiyonda kalan lise ögrencisi 16 yasindaki A.I., üzerine kagit üfleyen ayni yastaki arkadasi E.S.'yi ustura ile gögsünden yaraladi. E.S. hayati tehlikeyi atlatamadi, gözaltina alinan A.I. adliyeye çikarilacak.
•  MANISA: Osmancali Çok Programli Lisesi 1'nci sinif ögrencisi A.T. (17), tartistigi lise 2'nci sinif ögrencisi M.T.'yi (17) 10 yerinden biçakladi. Yarali M.T. hastaneye kaldirildi A.T. ise gözaltina alindi
. ( Milliyet :23 Subat 2006 )
 

Ne oluyor Bu çocuklara!
lköğretim okulları ve liselerde şiddet tırmanışa geçti. Bu ay içinde yurdun hemen her kentinden ilköğretim ve lise öğrencileri arasında tabancalı ve bıçakla kavgalar ürkütücü boyutlara ulaştı.  İlköğretim çağındaki çocuklar ellerinde bıçak ve tabancalarla polise yakalandı. Polis kayıtlarına göre bu ay içinde Bursa, İzmir, Muğla, Diyarbakır, İstanbul, Trabzon, Konya, Mersin, Kütahya, Elazığ, Tekirdağ, Afyonkarahisar, Adana, Balıkesir, Manisa, Samsun'daki ilköğretim ve liselerde 25 olay meydana geldi. Olaylarda 1 öğretmen ile 8 öğrenci hayatını kaybetti. 35 öğrenci ve öğretmen yaralandı. Okul içinde veya dışındaki olaylarda 34 öğrenci gözaltına alındı. KIZLARI DA SARDI
Okullardaki şiddet erkekler kadar kız öğrencileri de etkisi altına aldı. Olayların en çok meydana geldiği Adana'da kız öğrenciler de kan döktü. 17 Şubat'ta Sıtkı Kulak İlköğretim Okulu 7'nci sınıf öğrencisi 16 yaşındaki O.K., 'Sigara içiyor' diye hakkında dedikodu yaptığı gerekçesiyle aynı yaştaki 7'nci sınıf öğrencisi Y.A.'yı kolunun altından ve bacağından bıçakladı.
Bıçakla şakalaşırken öldürdü
İlköğretim okulları ve liselerde şiddet günlük hayatın bir parçası oldu. Kolay tahrik olan gençlerin mailleri, şakaları ve kıskançlıkları bile ölüme yol açtı

  • 2 Şubat-İzmir: Lise son sınıf öğrencisi İ.B. kalbinden bıçaklanarak öldürüldü. İ.B.'nin katilinin de bir öğrenci olduğu öne sürüldü.
    3 Şubat-İstanbul: Zeytinburnu'nda internette 'chat'le başlayan ve daha sonra yüz yüze devam eden tartışma sırasında lise öğrencisi 16 yaşındaki A.A. bıçaklanarak öldürüldü. A.A.'nın katil zanlısı liseli T.K. tutuklandı.
    11 Şubat-Kütahya: Tavşanlı İlçesi'ndeki Tavşanlı Endüstri Meslek Lisesi'nde 'Kelebek' denilen bıçakla şakalaşan öğrencilerden Ö.K. kasığından yaraladı. Atardamarı kesilen Ö.K. hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı. Arkadaşının ölümüne sebep olan M.B. gözaltına alındı.
    13 Şubat-Elazığ: Atatürk Lisesi son sınıf öğrencisi 18 yaşındaki H.K., erkek arkadaşı S.E. tarafından tabancayla öldürüldü.
    13 Şubat-Mersin: Tophane Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi M.D. ile Atatürk Lisesi öğrencisi A.K., kız yüzünden tartıştıkları dört kişi tarafından bıçaklandı. Karnından yaralanan M.D. kurtarılamadı.
    15 Şubat-Diyarbakır: Ergani İlçesi'nde lise öğrencisi D.Y., ikinci sınıf öğrencisi M.A. tarafından bıçaklandı. D.Y. hastanede öldü.
    Çocuklara bir seyler oluyor
    Şiddet sadece okullarla sınırlı kalmadı. Aralarındaki anlaşmazlıkları dkul dışına da taşıran öğrenciler birbirlerini bıçaklamaktan çekinmedi.
    1 Şubat-Bursa: Osmangazi İlçesi'ndeki çocuk parkında çıkan kavgada ilköğretim okulu öğrencileri A.E. (12), N.S. (12) ve lise öğrencisi Ali Can Y. (15) bıçakla yaralandı.
    5 Şubat-Trabzon: Santa Maria Kilisesi Rahibi Andrea Santoro, liseli O.A. tarafından öldürüldü.
    7 Şubat-İzmir: Bornova'da Mustafa Kemal Lisesi'ne gelerek öğrencileri rahatsız eden iki kişi, kendilerine engel olmaya çalışan müdür yardımcısı ve iki öğrenciyi bıçakla yaraladı.
    7 Şubat-Konya: Meram İlçesi'nde lise öğrencileri M.A. ile B.E. yollarını kesen dört kişi tarafından bacaklarından bıçaklandı.
    9 Şubat-Mersin: Okuldan kaçıp parka giden ilköğretim okulu K.K., bir başka öğrenci tarafından sol bacağından bıçaklandı.
    9 Şubat-Trabzon: Ata İlköğretim Okulu ikinci sınıf öğrencisi H.A.T. (8), bir arkadaşı tarafından sırtından tekmelenerek hastanelik edildi.
    10 Şubat-Kütahya: Vakıfbank İlköğretim Okulu'nda meydana gelen olayda 14 yaşındaki A.O.Ş., geçen yıl mezun olan 16 yaşındaki S.K. tarafından sol bacağından bıçaklandı.
    14 Şubat- Tekirdağ: Çorlu Mehmetçik İlköğretim Okulu'ndan bir süre önce devamsızlık gerekçesi ile uzaklaştırılan 14 yaşındaki E.B., okulun bahçesinde tartıştığı nöbetçi öğretmen İsmail G.'yi bıçakladı.
    16 Şubat-Afyonkarahisar: Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi A.Y., kız arkadaşıyla gezerken, sınıf arkadaşı G.E. tarafından tabancayla vuruldu.
    20 Şubat-Adana: Endüstri Meslek Lisesi'nin bahçesinde çıkan kavgada 17 yaşındaki E.T. kalçasından yaralandı.
    20 Şubat-Mersin: Bir internet kafede tartışan iki ilköğretim okulunun öğrencileri dışarda kavga etti. Kavga sırasında Necatibey İlköğretim Okulu öğrencisi I.Ö. (14) ile M.Y. (15) karnından bıçaklanarak ağır yaralandı. .
    21 Şubat-Bursa: Orhaneli İlçesi'nde iki öğrenci arasında çıkan kavgada E.S. yaralandı.
    22 Şubat-Adana: Lise öğrencileri arasında cep telefonu mesajı yüzünden çıkan kavgada U.U. (17) ile karşı gruptan öğrenci olmayan iki kişi yaralandı.
    22 Şubat-İstanbul: Habipler Lisesi ikinci sınıf öğrencisi Ş.M. (17), okul arkadaşı S.K. (17) ile tartıştı. Kavgayı öğretmenler ayırdı. Ancak aileler okula gelince kavga yeniden başladı. Bu sırada Ş.M., arkadaşı S.K.'nın babasını kalçasından bıçakladı.
    22 Şubat-Konya: Karatay İlçesi'ndeki Uluırmak İlköğretim Okulu 8'inci sınıf öğrencilerinden E.B., okul arkadaşı Ö.Ç. ile kavga etti. Olayı gören Ö.Ç.'nin ağabeyi A.Ç. kardeşini korumak isterken E.B. tarafından sol kolundan bıçaklandı.
    23 Şubat-İzmir: Konak İlçesi'nde 200'ye yakın değişik suçtan sabıkalı 14 yaşındaki B.K., okula girmesini engelleyen müdür ve güvenlik görevlisini bıçakla yaraladı.
    23 Şubat-İstanbul: Maltepe Zümrütevler Cumhuriyet Lisesi altıncı sınıf öğrencisi B.M., okul önündeki bir grup tarafından bacağından bıçaklandı.
    23 Şubat-Adana: Öğrenciler arasında kız meselesi yüzünden çıkan iki ayrı kavgada, iki kişi bıçaklanarak yaralandı. (28 Şubat 2006 )
     
     BUNLARI SADECE EKONOMIK TEMELLI ACIKLAMALAR EKSIK VE YETERSIZDIR...MANEVI EKSIKLIK YOKSULLUGU BILE SOLLAR.
     
  •                                              
                                   
        YAŞLISI DA GİTTİ  ÇOCUGU DA...SİSTEM ÇOKTAN ÇÖKTÜ ...!

    Bartın'da yaşayan 78 yaşındaki kişi, işyeri olarak kullandığı evinin bodrum katında iki köpeğe tecavüz ederken suçüstü yakalandı

                        


                                                                
    6 Yaşında kapkaççı

        Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’nin gündemine oturan ve çeteler tarafından yurttan defalarca kaçırılan 8 yaşındaki Pınar B.’nin ardından şimdi de Türkiye’nin en küçük yaştaki suç makinesi yakalandı. 6 yaşındaki M.T.’nin şimdiye kadar yaklaşık 50 kapkaç olayına karıştığı tahmin ediliyor. Bahçeşehir çevresinde kapkaça uğrayan vatandaşların yoğun şikayetleri üzerine araştırmaya başlayan jandarma sonunda suçlulara ulaştı. Suç işleyenlerin iki küçük kardeş olduğu belirlendi. Bir apartmanın bodrum katında gizlice kalan 6 yaşındaki M.T ile 12 yaşındaki ablası E.T.’yi bulan jandarma ekipleri aynı zamanda büyük bir kent trajedisini de ortaya çıkardı. M.T. bugüne kadar 7, ablası E.T. ise 25 kez yurtlardan kaçırıldığı belirtildi. Kendilerini kapkaça zorlayan ailelerinden ve Hacıhüsrev’deki çeteden kaçarak kendi başlarına çalışmaya başlayan iki küçük kardeş Türk kriminal tarihine en küçük yaştaki çete olarak geçti. (Aksam: 20.03.2006)
     

                                                         Japon’a söz verdik: Rüşvet yok 
    Türkiye ile Japonya arasında yapılmak istenen hibe anlaşmasına Türkiye’nin verdiği "rüşvet almama" sözü damgasını vurdu. Japonya’nın görüşmelere soktuğu bir cümle nedeniyle Türkiye, rüşvet alıp veren ülke durumuna düştü.
    Görüşmeleri Türkiye’yi temsilen müzakere eden heyetin Japon heyetine itiraz etmemesi sonucunda Türkiye, Japonya’nın bu iddiasını kabul etmiş oldu. Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesinin hibe yoluyla yapılması amacıyla 288 milyon Yen hibe vermeyi kabul eden Japonya’yla yapılan 30 Eylül 2005 tarihli nota değişimi ve değişim sonrası müzakere kayıtları şöyle:
    İTİRAZ YOK
    "Nota teatisinin 3. paragrafı ile ilgili olarak; Japon delegasyonu temsilcileri, Türkiye Cumhuriyeti’nde Nota teatisinin 4. paragrafında işaret edilen sözleşmelerin yapılması karşılığında rüşvet olarak yorumlanacak herhangi bir teklif, hediye veya ödeme ve menfaat veya karşılığını önlemek için Türkiye Cumhuriyetini’nin gerekli önlemleri alacağını Japon Hükümeti varsaydığını beyan ederler. Türk delegasyonu temsilcisi, Türk Delegasyonunun Japon delegasyonu temsilcisi tarafından yukarıda işaret edilen hususlara itirazı olmadığını beyan ederler." 
    (HÜRRİYET:10 Mart 2006)


                                                                          
      AMAÇSIZ-İDEALSİZ GENÇLİK !
        Adana Valisi İlhan Atış, denetim için gittiği bir lisede öğrencilere 'Çanakkale Savaşları’nın nerede yapıldığını sordu. Öğrencilerin cevabı Atış'ı sorduğuna bin pişman etti."Lise 1 öğrencisine Adana'nın ilçelerini sordum. Sadece `Seyhan, Yüreğir, Pozantı' dedi. Herhalde Pozantılıydı. Lise 2 öğrencisine aynı soruyu sordum. `Hatay, İskenderun, Tarsus' diye saydı. Lise 1 öğrencilerine `Çanakkale Savaşları'nı kim anlatacak' diye sordum. Anlatan çıkmadı. Aynı soruyu lise 3'deki bir öğrenciye sordum, bilemedi. `O zaman Çanakkale Savaşları nerede oldu? Çanakkale Savaşları Kars ile Erzurum arasındaki bir yerde mi oldu, yoksa Kars ile Sarıkamış arasındaki bir yerde mi oldu?' diye şaşırtıcı bir soru sordum. Tartıştılar, karar verdiler; `Kars ile Erzurum arasındaki bir yerde' dediler. Lise 3'lere Türkiye'nin komşularını sordum, `Yunanistan ve İran' dediler. O kadar. Başka yok. Bu korkunç bir şey...Bundan böyle kaymakamlarımız okulları sık sık ziyaret edecek. Gerekirse İl Milli Eğitim Müdürü ile görüşülecek.Her gün 10 dakika çevremiz, ilimiz tanıtılacak.Çünkü öğrencilerimiz ilimizi bile tanımıyor,bilmiyor."  (Milliyet :27.03.2008)

       Amerikan bilim dergisi Science tarafından, ''Dünyada 2005 Yılının En Genç Bilim Adamı'' seçilen Dr. Ahmet Yıldız (26)
                                                   
                       Türkiye'de olsa eşi başörtülü diye başına gelmeyen kalmazdı ...YÖK'ümüz sağolsun :(