Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
 ANNE-BABALARA  VE GENÇLERE GERÇEKLER ...!  

                                      İŞTE BİZİMDE KASTIMIZ VE KARŞI OLDUĞUMUZ " ÇAĞDAŞLIK " ( ! ) BU !
          İLİM, TEKNOLOJİ, ÜRETİM DEĞİL, TAMAMEN SAPIKLIK-AHLAKSIZLIĞIN ADI OLMUŞ ÇAĞDAŞLIK,MEDENİLİK...!

                          

 

 

                                                 

                             Madem sonunda yine çıplak kalacaktı kadınlar bu teknoloji- tekstil endüstrisine ne gerek vardı?

 

 

                              


                                         ( Posta :18.062006 )

      
               
              Aldatılma, kullanılıp atılan pis bir mendil olma, ...yerine istediğiniz sahte-İngilizce kelimeleri kullanın!
                                             Olan kadına oluyor, orta malı gibi kullanılıyor ve...!

       

                    Kullan, at...!

    
 

     

         

                           



 

                            

                                                                       

                     

              

                                    

 

                               

 

 

                                                
                                                 En kötü (!) ihtimal ikinci eş olurlardı. Hangisi daha onurlu acaba...?

 


                                             
                                                                              BATININ  SEVGİDEN ANLADIĞI !
                                                                14 Şubat'a viagra dopingi
     Viagra, sadece Sevgililer Günü'ne mahsus olmak üzere bir gün süresince reçetesiz satın alınabilecek
. ( 12 Şubat 2007 )
 



                                                  İşte olimpiyatın en çok tüketilen şeyi
    
İngiliz The Times gazetesinin spor yazarı Matthew Syed, ülkesini 1992 ve 2000’de olmak üzere iki kez olimpiyatlarda temsil etti.
İyi bir masa tenisi oyuncusu olan Syed, Pekin 2008’i de izledi, alemleri yazdı... Binlerce güzel kız ve genç erkeği 3 hafta bir yere tıktığınızı düşünün.  Yıllarca hazırlık, aylar öncesinden kampa girme ve sonra bir anda her şey bitti. Ne kadar rahatlardınız. Kapanış töreniyle Pekin’deki sporcuların çoğu tek gecelik aşklara yelken açacak.  Madalya şansı olmayan sporcular için olimpiyatlar sadece seksten ibarettir. Çevrede seksi ve kısa şortları ile dolaşan “taş gibi” genç kızlar.  Ben Olimpiyat bekaretimi 1992’de Barcelona’da kaybettim. 2 haftada 2 kadınla yattım.  Kahvaltıda, yemekte bir kızla flört etmemek imkansız. Zaten onlar size gelir. Ayrıca birbirinden güzel mini etekli hostesler ve spor hayranları peşinizdedir. İlk seks çoğunlukla yüzücülerle yapılır. Çünkü her olimpiyatta, onların yarışmaları en önce biter. Yüzücüler etrafta, “Seks” diye dolanır. Her olimpiyat köyünde en çok tüketilen şey prezervatiftir. Pekin’de de sporculara binlerce bedava prezervatif dağıtıldı. En çok ilgi altın madalya kazananlardır. Micheal Phelps gibi bir inek bile bir çok kadın atletten teklif alır.Tabi bir de bir kural vardır.Olimpiyatlarda olan olimpiyatlarda kalır.Hürriyet: 24.08.08      BATININ DOSTLUK-KARDEŞLİK,KAYNAŞMADAN ANLADIĞI:ALIN SİZE OLİMPİYAT:HER ŞEY SEX-CİNSELLİK-AHLAKSIZLIK!


 

                                                           DEKOLTE- TACİZ  >> Tıklayınız




                                    

                                       



                              " Değer veren insan karısını teşhir etmez"  Yeşim SALKIM ( Kanal1- Magazin1-03.01.2009)


                                                                     

                                                                                    ÇAĞDAŞ KADINLARIN SON HALİ ...!
            

                                                         
SOSYETENİN ÇAPKINLIK ABLUKASI
       SON DÖNEMDE EVLİ BEYLERİN KAÇAMAK YAPARKEN SIK SIK UĞRADIĞI MEKANIN ÇIKIŞINDA PAPARAZZİLERE YAKALANMASI, SÖYLENTİLERE GÖRE ACEMİ ÇAPKINLARIN EŞLERİNİ HAREKETE GEÇİRDİ. MAGAZİN İLAVELERİNDE KAÇAMAK YAPAN EŞLERİNİ GÖREN KADINLAR ARTIK MEKANIN EN SADIK MÜDAVİMLERİ OLUP ÇIKTI.ÖĞLE SAATLERİNDEN İTİBAREN GRUPLAR HALİNDE GELEREK ELLERİNE ÇAY VE KAHVELERİNİ ALARAK BRASSERİE'Yİ MESKEN TUTAN SOSYETİK HANIMLAR, MEKANDAN AYRILMAK BİLMİYORMUŞ. SAATLERCE BİR UMUTLA EŞLERİNİ YAKALAMAYI UMAN KADIN MÜŞTERİLER YÜZÜNDEN KISA SÜREDE MÜŞTERİ PORTFÖYÜ DE DEĞİŞMİŞ. İDDİALARA GÖRE MEKANA ARTIK ERKEKLER ADIM ATMAZKEN NEREDEYSE TÜM MASALARI KADINLAR PARSELLEMİŞ DURUMDA.
( Akşam : 24 Nisan 2005  )
 



                                       



     
  

                 
 
Şeriata karşı olanların içine düştükleri duruma bakın.Bilseler kocaları şeriatta başka kadına alıcı gözle bile bakamayacaklar. Haremlik selamlığa karşı olanlara selam!

                              

   

        

                                   
                                                 Nikahsız hamile kalan fahişe muamelesi de görür!

     

           
                                             Çağdaş hayat: İhanet, aldatılma...!

                                                  TÜRK KADINI BATILILAR GİBİ YALNIZLAŞMAYA BAŞLADI
   Ne kadar sürüyor ilişkilerin? : "Bir ya da bir buçuk sene. Sonra hep bir problem çıkıyor. Geçen sene Romalı bir prodüktör, “Sizler de bizim gibi olmaya başladınız. İstanbul’da kadınlar kafelerde ya yalnız başına oturuyor, ya da kadın kadına” dedi. Amerikalı film yapımcısı da “Pelincim senin için üzülüyorum. Yoksa sen de kedileriyle yalnız yaşayan birine mi dönüşeceksin!” dedi.  ( Pelin BATU ile röportaj, Ayşe ARMAN: Hürriyet: 21.11.2011)

                                                                          
Kadınlar ofiste flörtü seviyor!
    Binlerce kadının katıldığı anket bayanların iş yerindeki ‘yaramazlıklarıyla’ ilgili çok ilginç sonuçlar ortaya koydu.‘New Woman’ dergisinin yaptığı ankete katılan kadınların %43’ü iş arkadaşlarından biriyle seks yaptığını itiraf etti. Çalışan kadınların ofisteki ‘yaramazlıklarını’ araştıran ankete katılan her dört kadından biri partnerini iş arkadaşıyla aldattığını belirtirken katılımcıların %82’si beraber çalıştığı bir erkekle ilgili fanteziler kurduğunu belirtti.‘İş yerinde seks’ konulu ankete katılanların %94’ü ofiste flört etmekten hoşlandığını belirtirken %20’lik bir kısmı terfi etmek için patronlarıyla seks yapmaktan çekinmeyeceklerini bildirdi.
                           GAVURDAN BAŞKA BİR ŞEY BEKLENMEZDE TÜRK (!)  GAZETE NEDEN HABER YAPAR ...!?  
( Milliyet:09 Mayıs 2007)


                                                         


 

                               Gençleşmek isteyen kadınların yeni gözdesi 'barbarca' yöntem   
                                                                            Sekiz haftalık fetus      
     GÜZELLİK uğruna her türlü yöntemi deneyen kadınların son gözdesi fetus kök hücreleri oldu.  İNGİLİZ Daily Mail gazetesi ’barbarca’ olarak nitelendirdiği bu yöntemi ve bu uygulamayı gerçekleştirilen klinikleri ele aldı. Habere göre gelişmiş ülkelerdeki orta yaşlı kadınlar 150 sterlinden 20 bin sterline kadar çıkan bu uygulama için binlerce kilometre yol gitmeyi göze alıyor.ABD ve İngiltere gibi kök hücre araştırmalarının kısıtlandığı ülkelerde barınamayan bu klinikler Barbados gibi tatil merkezlerini ya da Rusya gibi bu konularda yasak bulunmayan ülkeleri tercih ediyor.FETUSLAR KİRLİ YÖNTEMLERLE ELDE EDİLİYOR Güzellik klinikleri fetusları, geri kalmış ülkelerden bağış yoluyla elde edildiği belirtilen, ancak gerçekte uluslararası kaçakçılık şebekelerinin karıştığı kirli yöntemlerle buluyor. Zaman zaman çeşitli ülkelerde yapılan operasyonlarda doğum evleri ya da büyük hastanelerde fetusları biriktirerek bu kirli şebekeye satan insanlar yakalanıyor. Ancak hiçbir şey daha güzel görünmek isteyen kadınları ve onlar üzerinden para kazanmak isteyen bu klinikleri engelleyemiyor. Bebek fetusundan bir parçayı başta yüzleri olmak üzere vücutlarına enjekte ettiren kadınlar yöntemin barbarlığından hiç rahatsız olmuyor. Bu insanların tek hedefi güzellikve gençlik. Bu klinikler insanlara bu hayallerini gerçekleştirmeyi vaad ederek milyonlarca dolarlık bir sektör haline geldi. OLUMSUZ SONUÇLAR DOĞURABİLİR UYARISI Bu kliniklerin uzmanlığı bulunmayan kişileri çalıştırdığını belirten uzmanlar uyarıyor. Bu uygulamalar ters sonuçlar verebilir. Bilim adamları hiç beklenmedik sonuçların da ortaya çıkabileceğini çünkü kök hücrenin başlık olarak henüz araştırma düzeyinde olduğuna dikkat çekiyorlar. Daily Mail’in haberine göre bu klinikler şimdiye kadar yaşanmış olumsuz örneklerin duyulmamasını sağlıyorlar. ( Milliyet :08 Ağustos 2006 )

 

                                  

 

                     


 

                                              İŞTE BATILI HAYATIN SON ESİNTİLERİ..YA 20 SENE SONRA...!?
                                           SIZIN KIZINIZ-OGLUNUZUN  BU ORTAMDA YETİŞŞİN  İSTER MİSİNİZ

  "Epeydir kulağıma çalınan bir fısıltıydı. Deniyordu ki sağdan soldan, "Taksim’deki bilmem ne mekanında eş değiştirme (swinger) partisi yapılmış duydun mu?"Kısacası swinger, yurtdışındaki kadar olmasa da, Türkiye’de de yaygın bir fantezi.Kabul edin ya da etmeyin. Ahlaksızca bulun ya da bulmayın. Vaziyet bu... Ama İstanbul’daki bir barda swinger partisi yapmak? Hakikaten "Nasıl yani?" oluyor insan. Önce şaşırıyor, sonra da meraktan çatlıyor! Nihayetinde ne yapıp edip bir sonraki partinin yapılacağı tarihi ve barı öğreniyor.Nitekim ben öyle yaptım ve cuma gecesi Harbiye’de partinin yapılacağı mekanın kapısında buldum kendimi. Bu arada barın adını özellikle yazmıyorum. Çünkü derdim izlenim yazmak, mekanı ya da birilerini deşifre etmek değil.."(Hürriyet :6 Aralık 2006)
Lezbiyen kulüp: Bi...
  "Hafızam beni yanıltmıyorsa eğer, İstanbul’da ya da diğer şehirlerde sadece lezbiyenlerin gittiği ve eğlendiği bir kulüp olmadı hiç.O yüzden Bi...’yi duyunca şaşırdım ve "ilk" olduğu için de yazmak istedim.Çünkü neresinden bakarsınız haber değeri var Bi...’nin.Evet, Bi... bir lezbiyen kulübü. İçeriye katiyen erkek müşteri alınmıyor.Lezbiyen arkadaşınızla bile girmeniz mümkün değil, bu konuda taviz vermiyorlar.Buna rağmen "içerden" bilgiler edindim. Bütün çalışanlar kadınmış mesela.Garsonundan barmenine, dj’inden tuvaletçisine kadar...Ayrıca, çoğunlukla hafta sonu kadın dansçılar geliyormuş yurtdışından. Şov yapmak için.Misal, cumartesi gecesi "Geyşa" partisi varmış, yine "hanımlara özel"..."( Hürriyet:18.12.2006 )

  
                                
  
   Denizse gir, yüz, serinle. Ama hayır, illa soyundurulacak- Güneş lekesi çıkınca sıradakine el atılır, kanser olsa daha çıtırı araklanır, nasılsa mekanizma kurulmuş, işliyor...! Mazerette hazır, "bronzlaşma!",  Ne adına, kim için peki...!?
 

                                                    Mezardaki oğuldan torun sahibi olacak
     2002 yılında Gazze'de keskin nişancı ateşiyle ölen İsrailli asker Keivin Cohen'in (20) annesine, oğlunun spermleri aracılığıyla torun sahibi olması için izin çıktı. Cohen ailesi şimdi ölümünden hemen sonra oğullarından alınan spermlerden hamile kalacak gönüllü anne sayesinde torun sahibi olacak. ( Hürriyet:19 Ocak 2007)

                                              
   SAPIKCA MI GELDI..BIZ DE OLMAZ MI DİYORSUNUZ..OKUYUN O  HALDE

                                         Bekar Türk manken bankadan sperm satın alıp hamile kaldı
Bekar Türk manken bankadan sperm satın alıp hamile kaldı
Geçen yıl "Savcının Karısı" ve "Kördüğüm" adlı dizilerde oynayan, yakında gösterime girecek İEmret Komutanım' filminde de rol alan manken-oyuncu Leyla Kömürcü (30) Amerika-New York'taki bir sperm bankasından aldığı spermle hamile kaldı.Leyla Kömürcü bankadan aldığı spermle hamile kaldığını açıklayan ilk Türk. 2.5 aylık hamile Leyla Kömürcü'nün bu işlem için 25 bin dolar ödediği öğrenildi.(Milliyet:17 01. 2007)     
              Kızının bebeğini doğuran anne
   Rahmi alınan kızı için taşıyıcı annelik yöntemiyle doğum yapan 51 yaşındaki S. K., bebeğin hem annesi hem anneannesi hem de sütannesi oldu. S. K. yaşadıklarını anlattı..
     Doç. Dr. Yücel Karaman (Brüksel Kadın Sağlığı ve Üreme Merkezi Başkanı) 'Belçika'ya gelen 10 Türk çift, çocuksahibi oldu
( Sabah:24.12.2006)
    KURTULUŞ SAVAŞINI ELIN ABD'LİSİ INGILIZI BACIMIZI BECERMESIN DIYE YAPMADIK MI.INCIRLIK,ANTALYA DAKI GENELEVLERE DÜZENLEDIKLERI SEFERLERDEN SONRA SIMDI DE BOYLESI BASLADI
            

                                  
                             KAFA AYNI, SONUÇ AYNI,  YUH !            Playboy'un soyamadığı Türk kızı  (Milliyet :15.01.07)              
     YAWW KAFAYI  YIICEM..BUNUN DAAA ACILMADIK NERESI KALDI...RÖNTGEN MI ÇEKECEKLER İLLAAA. KAPALILIK KAVRAMI BU KADAR MI YOZLAŞTIRILIR..TIPKI AŞK KAVRAMI GIBI..BIR GECE YAT..AŞK OLSUN ADI OROSPULUGUN...OFFF OFFF ...:(     
 

                  
 

                             Avrupa’da kadınların maruz kaldığı ev içi şiddet
   Avrupa Konseyi’nde Fransız Milletvekili Jean Guy Branger tarafından hazırlanan “Avrupa’da kadınların maruz kaldığı ev içi şiddet” adlı bir rapor gündeme gelmişti.Raporda dehşete düşürücü rakamlar vardı.Mesela Avrupa’da her 7 kadından 1’i ya zorla cinsel ilişkiye zorlanıyor, ya da tecavüze uğruyor.Fransa’da yılda 72 kadın, ev içinde yediği sert dayaktan ölüyor.Almanya’da bir yılda kocası tarafından öldürülen kadın sayısı 300.Norveç, İsveç, Finlandiya, Danimarka gibi hiçbir ekonomik sorunu olmayan ülkelerde şiddete bağlı kadın ölümleri de hayli fazla.Fransa’da çeşitli şekillerde şiddete maruz kalan kadınların oranı % 95.Çek kadınlarının yüzde 38’i şiddet görüyor, Litvanya’daki kadınların yüzde 42,4’ü fiziksel ve cinsel şiddete uğruyor, Portekiz’de kadınların yüzde 52,8’ i eşlerinin şiddet uyguladığını belirtiyor.Sadece Avrupa mı böyle?
ABD’de her yıl 4 bin kadın dövülerek yaşamını yitiriyor, yılda 4 milyon kadın da eşinden dayak yiyor; her 15 saniyede bir kadın dayak yerken, her 6 dakikada 1 kadına tecavüz ediliyor. 
Yine ABD’de kız çocuklarının aile bireyleri tarafından istismar oranı yüzde 35 ile yüzde 46 arasında.Kanada’da kadınların yüzde 51’i 16 yaşına gelene kadar en az bir kere fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor ( 2004 YILI RAPORU )
Alman Milletvekili Claudia Roth, Almanya'daki kadınların yüzde 40'ının şiddete maruz kaldığını söyledi. (08.02.2007)

  - FRANSA'DA ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN SAYISI % 95,
  - ABD'DE HER YIL 4.000  KADIN DÖVÜLEREK YAŞAMINI YİTİRİYOR,YILDA ORTALAMA 4.000.000 KADIN DA EŞİ TARAFINDAN DÖVÜLÜYOR VE HER 15 DAKİKA'DA BİR KADIN TECAVÜZE UĞRUYOR ...!
  DETAY İÇİN TIKLAYINIZ

NOT: " BİR SÜRÜ ÇOCUK SAHİBİ BİR EV HANIMI OLMAYI NE KADAR ÇOK İSTERDİM...NE ÜN , NE PARA , NE GÜZELLİK .SADECE DÜZGÜN BİR HAYAT , ÇOCUKLAR, HER AKŞAM EVE DÖNÜŞ SAATİ BELLİ BİR  KOCA..." AFİFE  JALE ( İLK TÜRK KADIN TİYATROCU'NUN , PSİKİYATRİST MAZHAR OSMAN'A SÖYLEDİĞİ SON SÖZLERİNDEN ... ÇAĞDAŞ YAŞAM TARZININ YOK ETTİĞİ BİR HAYATTAN SON KESİNTİ...!MAZHAR OSMAN:LİZ BEHMOARAS;REMZİ YAYINLARI ) AFİFE JALE'NİN İLK KADIN TİYATRO'CU DİYE REKLAMI YAPILIP , GENÇLERE ÖZENDİRİLİRKEN UYUŞTURUCU MÜDTELASI ,MUTSUZ , FAKİR VE FAHİŞE OLARAK YALNIZ BAŞINA ÖLDÜĞÜNÜ BİLİYOR MU İDİNİZ ...?(MİLLİYET: CAN DÜNDAR: 13.02.2004).SİSTEM İSE ONU HİÇ KORUMADI...TIPKI AŞAĞIDAKİ OKUYACAĞINIZ BURÇİN VE DİĞERLERİ GİBİ...İŞTE BİZ BUNA KARŞIYIZ !!!
     BUNU YAZMAMIZIN NEDENI , TESETTUR EMRINI İSLAM'IN KADIN'I CİNSEL META OLARAK GÖRDÜĞÜ İDDİASINDA BULUNAN MİLLİYET GAZETESİ GENEL YAYIN MÜDÜRÜ SAYIN YILMAZ'A GERÇEKLERİ BİR KEZ  DAHA HATIRLATMAK... ALIN SİZLERE BATIDAN SON HABER :HOMO-LEZBİYEN-METROSEKSUELLİK...BİTTİ , SIRADA "SWİNGER " GRUPLARI ( EVLİ AMA EŞ DEĞİŞTİREN SAPIK TOPLULUKLARI) VAR,  ;
     PARİS,AMSTERDAM,BRÜKSEL,SAN FRANCİSCO,NEW  YORK... BAŞ KENTLERİNDEN.....MEDENİYETİN  GELDİĞİ SON NOKTA
!(VATAN GAZETESİ :14.03.2004)

                                                              
                                   
 
Liselilerde hamilelik modasıGenç kızın itirafı ise düşündürücü
       ‘Hamilelik moda oldu!’ Avrupa’da genç kızlar arasındaki en yüksek hamilelik oranına sahip ülke konumundaki İngiltere’de bir lisede okuyan 13 yaşındaki erkek arkadaşıyla ilk kez seks yaptıktan sonra hamile kaldığını belirten Kizzy Neal’in açıklamaları İngiltere’de şok etkisi tarattı. ‘Daliy Mail’ gazetesine konuşan genç kız aynı sınıfta okuduğu dört kız arkadaşının da yılbaşından sonra hamile kaldığını belirtirken gençler arasındaki yeni trendin hamile kalmak olduğunu söyledi.Neal sözlerine şöyle devam etti:’Karnımın şiştiğini gören kız arkadaşlarım bana bakıp bebek istediklerini söyledi. O günün üzerinden 3 hafta geçmeden bana gelip hamile olduklarını ve ne yapmaları gerektiğini bilmediklerini söylediler. Artık hamile kalmak gençler arasında moda oldu’. Ailesinin kendisini desteklediğini söyleyen Neal bu konuda şanslı olduğunu da sözlerine ekledi.14 yaşındaki hamile genç kız sınıfındaki kendisi gibi bebek bekleyen 4 öğrenciye tavsiyeler veriyor
( 27 Şubat 2007 )


                                               KOCAM ÇALIŞSIN BEN EVİMİN KADINI OLAYIM 
     İNGİLTERE'DE YAPILAN BİR ARAŞTIRMA, İYİ BİR EĞİTİM ALIP İŞ HAYATINA ATILAN KADINLARIN PARLAK BİR KARİYER YERİNE EVİNDE OTURUP ŞAKİN BİR YAŞAM SÜRMENİN HAYALİNİ KURDUĞUNU ORTAYA ÇIKARDI .
     İNGİLTERE'DE 30 YAŞLARINDA, ÇALIŞAN 1500 KADINLA YAPILAN BİR ANKET, KADINLARIN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜNÜN İŞ HAYATINDAN SIKILDIĞINI GÖSTERDİ. KADIN DERGİSİ NEW WOMAN'IN ANKETİNE KATILANLARIN YÜZDE 61'İ MUTLU BİR EVLİLİK YAPMANIN, SAKİN BİR KASABAYA YERLEŞEREK EVİNİN KADINI OLMANIN HAYALİNİ KURUYOR. ÜÇTE İKİSİNDEN FAZLASI "PARAYI ERKEK KAZANMALI" DİYOR. KADINLARIN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ İSE KARİYERİN O KADAR DA ÖNEMLİ OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR. ULUSAL AİLE VE EBEVEYN ENSTİTÜSÜ'NDEN VİCKİ SHOTBOT BU ARAŞTIRMAYI "MODERN KADININ UYANIŞI" OLARAK GÖRÜYOR. SHOTBOT'A GÖRE BU UYANIŞIN NEDENİ KADINLARIN ARTIK İSTEDİKLERİ HER ŞEYİ ELDE EDEMEYECEKLERİNİ ANLAMIŞ OLMASI. ANKETTEN ÇIKAN DİĞER ÇARPICI SONUÇLAR İSE ŞÖYLE: 10 KADINDAN 9'U ÇİFTLERİN BİR ARADA OLMAK İÇİN YETERİNCE ÇABA GÖSTERMEDİĞİNE İNANIYOR. İLİŞKİDE EN ÖNEMLİ ŞEYİN BAĞLILIK OLDUĞUNU SÖYLEYENLER YÜZDE 95'KEN, CİNSELLİK DİYENLER YÜZDE 5'TE KALARAK AZINLIĞI OLUŞTURUYOR.
   BİZ MECBURİYETTEN ÇALIŞIYORUZ!
İNGİLİZ KADINI ÇALIŞMAKTAN BIKTI. PEKİ YA BİZİM KADINLAR? KÜÇÜK ÇAPLI BİR ANKET YAPTIK. BİZDE DE İLGİNÇ SONUÇLAR ÇIKTI! ..
. (VATAN : 11/03/2005  )
      BİZ DESEK  NE GERİCİLİĞİMİZ KALIR NE KADIN DÜŞMANLIĞIMIZ...İNGİLTERE BİZDEN ÇOK ÖNCE KADINLARI ÇALIŞTIRMAYA BAŞLAMIŞTI...İŞTE TÜRK KADINININ 100 YIL SONRASI...


                                                                   Ev işi seksten keyifli!
    8 dakikada bir seksi düşünen erkeklere kötü haber. Çünkü kadınlar, cam silip bulaşık ve çamaşır yıkamayı, cinsellikten 'daha tatmin edici' buluyor. Mutluluk da veriyor! Kadınlar erkekler kadar seksi düşünmüyor. Kadınlarla ev işi üzerine yapılan anketten ilginç sonuçlar çıktı. İngiltere'de, 2 bin kadının katıldığı araştırmaya göre; kadınların yüzde 40'ı ev işi yapmayı seksten daha tatmin edici buluyor. Kadınların yüzde 64'ü, ev işi yapmaktan dolayı mutlu olduklarını söylüyor. Yüzde 45'i ise, "Eşimle seks yapmaya temizlikten az vakit ayırabilirim" diyor .Erkeklerden şikayetçiler .Araştırmaya katılan kadınların yüzde 60'ı ev temizliği yaparken mutlu olmalarını, bu işin yaşamlarını kontrol etme hissi vermesine bağlıyor. Kadınların yüzde 70'inin ortak şikayeti ise, erkeklerin evi çöplüğe çevirmesi. Yüzde 55'lik kısmına göre temizliğin en zahmetli yanı, ev süpürmek. En az vakit ayrılan iş ise, cam silmek.
( Haber Türk :25 Nisan 2006
)
 

                      

                           SEKSİ BİR KADIN YA DA FOTOĞRAFINI GÖREN ERKEĞİN AKLI DURUYOR
       Bunu biz değil, Leuven Üniversitesi uzmanları söylüyor: Seksi bir kadını ya da fotoğrafını gören erkeğin karar verme mekanizması alt üst oluyor.Seks fikri erkekleri şaşırtıyor.Belçika'da bulunan Leuven Üniversitesi profesörleri tarafından yapılan araştırmaya göre cinsellik hormonu testosteronun yükselmesi erkeğin karar verme mekanizmasını altüst ediyor. 18-28 yaşları arasındaki 44 erkek öğrenci üzerinde yapılan araştırmada bir grup öğrenciye konusu finans olan bir oyunun öncesinde iç çamaşırlı kadın fotoğrafları gösterildi. Bu grubun diğerlerine oranla oyunda başarısız oldukları ve doğru karar vermekte zorlandıkları gözlendi. Erkeklerdeki bu tepkilerin kadınlarda görülmediği belirtildi.
( Habertürk:
20.04.2006 )
 

                                    Pazarlıkçılar seksi görüntülere dayanamıyor
     Seksi fotoğraflar ve iç gıcıklayıcı iç çamaşırlar, erkeklerin doğru karar verme yetisini ellerinden alıyorReklamlar seks üzerine kurulu.Araştırmacılar çalışmalarının, reklamcıların ürünlerini satmak için sürekli seksi kadınları ön plana çıkarmaları konusuna bir açıklama getirebileceğini söylüyor.Van den Bergh, "pazarlama ve reklam faaliyetleri çoğunlukla güzel ve seksi kadınlar üzerinden yürütülüyor. Fakat erkeklerin bilişsel faaliyetleri üzerine yapılan araştırmalar tam olarak sonuçlanmadı" diyor.Çekici kadın pazarlığı bitiriyor.Aslında bu araştırma bir ilk değil. Örneğin, güzel bir kadın görüntüsü, erkekleri daha geç ama daha fazla nakit alacakları bir aktiviteyi hemen ama daha ucuza gerçekleştirme eğilimine sokuyor. Fakat bu, bilgisayarlardan lazerli bıçaklara kadar şehevi reklamların satışı nasıl artırdığına bir açıklama getiremiyor. "Belki de çekici bir kadınla karşılaşan erkekler, iyi bir pazarlık için fazla çaba sarf etmiyor" diyor Van den Bergh. Potansiyel eş işleri karıştırıyor...(Milliyet : 24 Nisan 2006)
TIPKI  İÇKİ  GİBİ - ISLAM VE HUMANIZM DOSYAMIZA MURACAAT - " INSAN AKLINI " KULLANMAYA NE ENGEL ISE, İSLAM ONU YASAKLAMIŞTIR!

                      




                              ÇAĞDAŞLIK ;  FAHİŞELİĞE EVET AMA NAMUSLU HAYATA HAYIR ...!
                                           TÜRKİYE'DE ERKEK KADIN  NÜFUS ORANI :
                                                      ERKEK:35.171.000
                                                      KADIN:35.362.000  ( POSTA:06.05.2003) ;

    FAZLA KADIN  SAYISI 200.000 CİVARINDA...YANİ ŞERİAT DEVLETİNDE ŞARTLARINI YERİNE GETİRDİKTEN SONRA EN ÇOK 200.000 ERKEK II . BİR EŞ ALABİLECEKTİ..GÜNÜMÜZDE FAHİŞELİK YAPAN, METRES HAYATI YAŞAYAN KADIN SAYISI HEMEN HEMEN 200.000 CİVARINDADIR -VESİKALI, RESMİ 100.000  CİVARINDA ...EN AZ BİR O KADAR DA RESMİ OLMAYAN VAR...EN AZ !...PARA KARŞILIĞI, VÜCUDUNU SATAN VEYA EVLİLİK DIŞI İLİŞKİYE ZORLANAN KADINLARIN  SAYISI KADAR KADIN   İSLAM DEVLETİNDE  II.  EŞ OLARAK NAMUSLU VE TEMİZ BİR AİLE HAYATI YAŞAYACAKLARDI...   ÇAĞDAŞLIK ;  FAHİŞELİĞE EVET AMA NAMUSLU HAYATA HAYIR  MI OLUYOR ŞİMDİ ...!
DETAYLI BİLGİ İÇİN  TIKLAYINIZ
                                                           

                                                                   21 KADIN !!!

      

                                         

                                            2.000 kadınla yatmış, en iyisi Paris!
   Er Ryan’ı Kurtarmak ve Kara Şahin Düştü gibi filmlerde rol olan 45 yaşındaki ünlü aktör Tom Sizemore, şimdiye kadar 2 bin kadınla birlikte olduğunu açıkladı. İngiliz News of the World gazetesine konuşan aktör, ilk kez 14 yaşında bir hayat kadını ile birlikte olduğunu ve sonra yatağına giren kadınların sayısının hızla arttığını söyledi. Sizemore, bu kadınlar arasında Liz Hurley ile Paris Hilton’u unutamadığını vurguladı. Sizemore bu iki ünlü yıldızla bir kez daha beraber olabilmek için her şeyini verebileceğini ifade etti. Tom Sizemore, yeni yazdığı kitabında bir gecede 40 kadınla birden nasıl birlikte olduğunu da tüm erotik ayrıntılarıyla çekinmeden açıklıyor.( Milliyet :20.03.06)  2.000 KADIN...ÖNÜN GÖZÜNDE HEPSİ ARTIK SADECE BİR NUMARA, SAYI..ÇOĞU DA UNUTULDU!
 

                                          ALIN  SİZE ÇAĞDAŞ HAYATTA KADININ SON GELDİĞİ NOKTA : 
                    İLİŞKİLERDEKİ ZORLUK NELER YAPTIRIYOR" YAKINDA KÖPEĞİ İLE EVLENENELER OLACAK "
    " ALMANYA'NIN  FRANKFURT  ÜNİVERSİTE KLİNİĞİ SEX BİLİMİ BÖLÜMÜ DİREKTÖRÜ PR. DR . VOLKMAR  SİGUSCH (64) :"İNSANLARIN ÇOK YAKIN BİR ZAMANDA PARTNER OLARAK EV HAYVANLARI İLE EVLENECEKLERİNİ " İDDİA ETTİ.GÜNDEN GÜNE ARTAN EGOİZM İNSANLARIN PARTNER İLİŞKİLERİNİ ZORLAMAKTA .BU YÜZDEN  DE İNSANLAR SEVGİLERİNİ, HEM CİNS  VEYA KARŞI  CİNSLERİNE DEĞİL, KEDİ - KÖPEK GİBİ EV HAYVANLARINA VERMEYİ TERCİH EDİYOR...
    GÜNLÜK YAŞAMA BAKILDIĞINDA DA EV HAYVANLARINA ŞU ANDA ZATEN BİR ÇOK İMKAN TANINIYOR.KÖPEKLERE İSİM VERİLİYOR, BERBERE GÖTÜRÜLÜYOR, DOKTORDAN RANDEVU ALINIYOR, PSİKOLOĞA GÖTÜRÜLÜYOR VEYA MİRAS BİLE BIRAKILIYOR...KÖPEKLERLE NE ZAMAN  EVLENİLEBİLECEĞİ KONUSUNDA İSE PR. DR. VOLKMAR  SİGUSCH " EN ÇOK 10 YILA YAKIN BİR ZAMANDA BUNUN GERÇEKLEŞEBİLECEĞİNİ " SAVUNUYOR...
" ( HÜRRİYET : 08.06.2005)
        ANNE BABA HAKKI OLMAZ, DÜNYAYA MATERYALİST AÇIDAN BAKARSAN BÖYLE OLUR TABİİ..FAZLA YORUMA GEREK VAR MI...! HOMOSEKSÜELLİK-LEZBİYENLİK-GRUP....BİLE AŞILDI...ENSEST İLİŞKİ  ZATEN YAYGIN...SIRADA ZAVALLI HAYVANLAR VAR...SONRA...!? SODOM-GOMORE HELAK OLMAYI HAK ETTİĞİNE GÖRE YENİ BİR HELAK DALGASI İNSAN KILIKLI ZAVALLILARI - VE ONLARA ENGEL OLMAYAN BİZLERİ ( GÜNÜMÜZ EYKE HALKINI )- BEKLİYOR...!

                                                         

                            

 

                                                       İngİlİz kadIn, yunusla evlendi...
      İsrail’de bir İngiliz kadını, 15 yıl önce "ilk görüşte aşık olduğu" yunusla evlendi. İsrail’in güneyindeki Eilat’ta düzenlenen törende, 41 yaşındaki İngiliz vatandaşı gelin Sharon Tendler, dizlerinin üzerine çökerek, damat "Cindy"ye bir öpücük kondurdu ve ona ringa balığı hediye etti.Düğünden sonra Londra’ya dönen Tendler, bu hareketinin kötü niyetli bir şey olmadığını, yunusun, hayatının aşkı olduğunu söyledi.Tendler, "Bu, kötü bir şey değil. Bunu, onu gerçekten sevdiğim için yaptım, ama bir erkeği sevdiğim gibi değil. Benim bu hayvan için hissettiklerim saf bir sevgi" dedi. Evlendiği yunusun, diğer yunuslardan "birçok çocuğu" olmasını dileyen Tendler’in, aşık olduğu yunusu görmek için yılda birkaç kez İsrail’e geldiği belirtildi.( Milliyet :01 Ocak 2006 )

               

            


                                                  
  
İşte örnek diye dayattığınız Batı
   AB’de yaklaşık 2 evliliğe karşı bir boşanma yaşanırken, çocukların üçte biri evlilik dışı ilişkiden doğuyor... AB ülkelerindeki her 100 gençten 30’u AIDS’li... Avrupa’da kişi başına yıllık 11 litre saf alkol düşüyor, bu da 220 litre biraya denk geliyor.Türkiye, AB sürecinde yitirdiği değerlerini tartışırken, birliğin istatistik kurumu Eurostat’ın verileri, ülkemizin sürüklenmek istendiği bataklığı net bir şekilde ortaya koyuyor. Eurostat’ın verilerine göre, 2004 yılında 25 AB üyesi ülkede toplam 2 milyon 178 bin evlilik ve 956 bin boşanma kaydedildi. 2004 yılında 4.8 milyon bebeğin yüzde 31.6’sı evlilik dışı ilişkiden doğdu. Evlilik dışı ilişkiden doğum oranı en yüksek ülkeler, yüzde 58 ile Estonya, yüzde 55 ile İsveç ve yüzde 45 ile Letonya ve Fransa olarak açıklandı.İstatistiklerdeki diğer ilginç veriler şöyle: “AB’de ailelerin yüzde 67’sinde çocuk yokken, yüzde 16’sında tek çocuk, yüzde 13'ünde 2 çocuk ve yüzde 4'ünde 3 ve daha fazla çocuk bulunuyor. Birlik ortalamasında çocuklu ailelerin yüzde 13’ünde anne ya da babadan biri bulunmazken, bu oranın en yüksek çıktığı ülkeler yüzde 24’le İngiltere, yüzde 18’le Belçika, yüzde 16’yla Danimarka ve Almanya şeklinde sıralanıyor.AB ülkelerindeki her 100 gençten 30’u AIDS’li. Yine Avrupa’da alkole başlama yaşı ortalama 14.6, İtalya’da ise 12.2’ye inmiş durumda...( 14.06.06 )

                              

     KADINI MEVKİSİ BİLE KURTARAMADI..NEREDE KALDI ÇAĞDAŞLIK, BATI HAYAT TARZI ..İŞTE MEVKİ ,İŞTE GİYİMİ İLE ÇAĞDAŞ BİR BAYAN..OLAYIN İSTİSNA OLMADIĞININ İSTATİSTİKİ DELİLLERİ SİTEMİZDE ZATEN VAR...!

                                                           Yavrularınıza sahip çıkın
   Bakırköy Kız Meslek Lisesi ikinci sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Melis Akpınar'i uyuşturucuya kurban veren anne, "Kızım tuzağa düşürüldü. Çocuklarınızın arkadaşlarına iyi gözle bakmayın" diyerek aileleri uyardı. Baba ise "Kızımı öldürenler uzman. Bu yaştaki çocuklara dadanıyorlar. Yavrumun hiç kaçar yolu yoktu" dedi..Ben Melis'in arkadaşlarını sevmeye çalıştım. Ama arkadaşları konusunda yanıldım. Arkadaşlarını sürekli tanımak istedim. Eve getirip, iyisini kötüsünü, peercing ve dövmelisini, uçuk saçlısını tanımak istedim. Önemli olan içleridir diye düşündüm. Ama bu yavaş yavaş geleceğin belirtisiymiş" Bakın Melis'e. Uyuşturucu kullanan bir görünümü var mı? Eroine bulaştığınız anda yeme içme, spor gidiyor. Melis sporcuydu. 'Eroini Rush Bar'da aldık'16 yaşındaki Ezgi U.: "Melis'le 5 aydır arkadaşız. Melis'in, o gece birlikte olduğu Hızır A. ile arkadaş. 7 Temmuz günü 18.00'de erkek arkadaşım Ömer C. ile birlikte Bakırköy'de Melis ve Hızır'la buluşup Beyoğlu'ndaki Rush Bar'a gittik. Alkol aldık. Hızır, Melis'e hap ve eroin poşeti verdi. Melis poşetlerle birkaç kez tuvalete gitti. Sabah bardan çıkınca arkadaşımız Mehmet A. A.'nın Merter'deki evine gittik. Melis ev de sürekli kusmak istedi ama başaramadı. Sabah Melis ve arkadaşı Hızır ayrıldı. Saat 11.00 gibi annesi arayıp Melis'i sordu. Ben de önce Melis'i sonra da Hızır'ı aradım. Hızır, Melis'in uyuduğunu söyledi. Saat 14.00'te bana 'Melis fenalaştı' dedi. 'Hastaneye götür' deyince beni çağırdı. Hızır'ın evine gittim ve hastaneye götürdük."( Vatan: 12.07.2006 )
    HANİ YA DENIR..COCUGUNUZUN ARKADASLARINI EVE ÇAĞIRIN TANIYIN.İŞE YARAMIYOR...İYİ EĞİTİN VE GÖZETLEYIN.ÇEVRE-SİSTEM... KÖTÜ!

                                                 Uyuşturucu raporu Meclis'i sarstı
  
 Yeşilay'ın 40 ilde yaptığı anket çalışmasına göre, sigara kullanma yaşı 10'a, alkole başlama yaşı 11'e, uyuşturucuyla tanışma yaşı ise 12'ye indi. 9-17 yaş arasındaki öğrencilerin yüzde 16'sı sigara içiyor. Bu öğrencilerin yüzde 11'i alkol, yüzde 2.9'u uyuşturucu kullanıyor. Ecstasy, köşe başlarında satılır hale geldi. İstanbul'daki liselerde ecstasy kullanımı son 3 yıla göre yüzde 300 arttı. Eroin tuzağına düşen öğrenci sayısındaki artış da yüzde 100 olarak belirlendi. Parlamento'ya ulaşan dikkat çekici bir bilgi de öğretmenlerle ilgili. İzmir'de görev yapan eğitimcilerin yüzde 70'i haraç, gasp ve uyuşturucu çetelerinin kıskacı altında. Darp ve tehdit olayları giderek artıyor. Öğretmenlerin yüzde 72'si okul çevresinde uyuşturucu satıldığına işaret ediyor. AK Parti Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya, 2005 yılı resmî kayıtlarına göre Türkiye'de 903 milyon litre alkollü içki tüketildiğini vurguladı. olayın boyutunu şu örnekle anlattı: "Her bir tankerin 25 bin litre içki taşıdığını düşünürseniz, tam 36.156 TIR dolusu alkol... Bir TIR'ın uzunluğu 18 metre olduğuna göre, 650 kilometre peş peşe dizilmiş alkol konvoyu... Yani, Ankara'dan Edirne'ye veya Samsun'dan İstanbul'a uzanacak boyutta TIR filosunun taşıdığı alkolü ülke olarak tüketmişiz. Artık bu duruma 'dur' demenin zamanı geldi." ( Zaman :29/12/2006)
    
 TACİZ  Eğitim sistemi yoldan çıktı..!Türkiye Kamu-Sen'e bağlı Türk Eğitim-Sen'in yaptığı ve Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinde yer alan muhtelif illerdeki bin 136 ilköğretim okulunun 7. ve 8. sınıf öğrencisinin katıldığı anket, öğrenciler arasındaki taciz oranının yüzde 92'lere çıktığını ortaya koydu. ( Zaman :27 Aralık 2006 )

                                                                   Aldatmanın yeni parolası!
   
Ürkütücü bir tanımlama MBA (Married But Available)... Dünyada ve Türkiye'de büyük bir hızla yayılıyor. Aile değerlerini ve evlilik kurumunu temelinden sarsıyor.Türkiye'de de bu akım yayılıyor. Özellikle de finans sektöründe çalışanlar arasında bir parola MBA (Evliyim ama müsaitim)...İş seyahatlerine çıkıldığında cep telefonlarından gönderilen MBA mesajıyla gerçekleşiyor bu aldatmalar.Birbirlerini aldatan evli çiftler artık medeni durumlarından bahsederken "MBA'yim" yani "Evlilyim ama müsaitim" diyor.
   
Günümüzde çiftler özellikle de evli çiftler arasındaki aldatmalar gitgide çoğalıyor ve bu konuyla ilgili yeni trendler ortaya çıkıyor. Aldatma meselesine ilişkin en yeni parola MBA adını taşıyor. Ancak zannettiğinizin aksine bu MBA 'Mastır diplomam var' anlamına gelmiyor. İngilizce 'Married But Available'ın (Evliyim ama müsaitim) kısaltması niteliğini taşıyor.
Yeni medeni hal
Evli insanların yaşadıkları kaçamak ilişkilere artık MBA ismi veriliyor. Bu tanımlama tüm dünyada trend haline gelmiş durumda. Öyle ki internetteki yabancı arkadaşlık sitelerinde evli insanların bir kısmı kimlik bilgilerinin medeni durum hanesine bu kısaltmayı yazıyor. Türkiye'de ise özellikle finans sektöründe çalışanlar bunu kendi aralarında bir parola olarak kullanıyor...
Bu fırsat kaçmaz
Sitenin üyelerinden gazeteci Ersin M. ise 9 yıllık evli ve üç çocuk babası olduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Çocuğumun annesine 'Artık bana çekici gelmiyorsun' demek kolay değil. Eşim sosyal ortamıma ayak da uyduramıyor. Ben de partnerlerimi internetten seçiyorum. Eşim hamileyken internette bir kadından 'Fanteziye var mısın?' diye bir mesaj geldi. Birlikte olduk. Erkekliğimi yeniden keşfettim ve kendime 'Kesinlikle MBA'im' dedim. Çevremde böyle birçok arkadaşım var. Evli erkeklerin hepsi MBA'dir bence. Bu fırsatı değerlendirmeyen erkek görmedim hiç."Vicdan azabı çekmiyorlar.
Berrin (28 yaşında, sigortacı) 5 yıllık evliyim. MBA olduğumu evlendikten 3 ay sonra anladım. Nedeni; cinsellik, merak, macera. Vicdan azabı çekmiyorum. Evlenmeden önce bakireydim, seks yapamıyordum. Şimdi acısını çıkarıyorum.
Burak (37 yaşında, ithalatçı) 11 yıllık evliyim. MBA olma nedenim, macera. Her zaman MBA olmaya uygundum. İlk deneyimimi, evlendikten 6 ay sonra barda tanıştığım bir kadınla yaşadım. MBA, yaramaz çocuk olmak gibi...
Burcu (27 yaşında, mimar) 2 yıllık evliyim. MBA olma nedenim macera. Azgınımdır. Evlendiğimin ertesi günü patronumla beraber oldum. Eşimden daha iyiydi, devam ettim.

Uzmanlar ne diyor?

Kadınlar da yapıyor
Evlilik terapisti Psikiyatr Dr. Armağan Samancı, "Evli Türk erkeklerinin yüzde 30'u, kadınların yüzde 10'u MBA" diyor ve ekliyor: "Bu, yüzyılımızın problemi. Dürüstlük azalıyor. Değişimin en büyük müsebbibi ise televizyon"
Kaza risik çok fazla
Uzman Psikolog Serkan Özgün ise bir kişinin aldatılma riskinin İstanbul trafiğinde kaza yapma oranı kadar olduğunu belirtiyor: "Çok iyi araba kullansanız da, kaza riski her zaman var. Evlilikler için de aldatma riski bu kadar yaygındır. Hasar da bu kadar çok, zarar da bu kadar fazla." ( Sabah :
01.02.2007 )

                                                                 Koridorda polis var!
    İngiltere'de okullarda artan şiddet eğitim tarihinde bir ilki başlattı. Olayları önlemek üzere harekete geçen polis 400 okulun koridorlarında devriye gezmeye başladı .İngiltere'de gençler arasında şiddet ve suçun büyük hızla artması üzerine polisin, 400 ortaokulun koridorlarında ders saatleri ve teneffüsler boyunca devriye gezdiği açıklandı. Uygulamanın, İngiltere'de hükümetin suç ve şiddeti yenmek üzere 2002 yılında 10 milyon sterlin bütçeyle başlattığı programın bir parçası olduğunu ve başta sadece 100 okulda güvenliğin sağlanmasının hedeflendiğini yazan İngiliz basınının haberlerine göre, her geçen gün daha çok okul yönetimi bu programa alınmak için başvuruda bulundu ve polis koruması altına alınan okul sayısı 400'e ulaştı.ÖĞRETMENLER POLİS KORUMASINDA Polis koruması altında öğretim veren okullar listesinde az sayıda ilkokulun da bulunduğu belirtilen haberlerde, bazı okullarda küçük de olsa karakolun bile kurulduğu kaydedildi. Bu arada İngiltere'de hükümetin, ailelerin ilgisizliği yüzünden çocukların sokağa, suça ve şiddete teslim olmasının önüne geçmek için aileleri sıkıştırmaya karar verdiği belirtildi. Daily Mail gazetesinin haberinde, hükümetin 10 yaşın altındaki çocuklarıyla ilgilenmeyen, onları kontrolsüz ve ilgisiz bırakan ailelere 5 bin sterline kadar para cezası, bunu ödemeyenlere hapis cezası uygulamaya hazırlandığı öne sürüldü.( Yeni Şafak:29.10.2006 )

                   
NE KADAR UYARSAK TA...DAHA NELER OLACAK ...!! ÇAĞDAŞ HAYATIN SON BEDELİ:

                               Türkiye'ye çocuk fuhuşu için geliyorlar
Türkiye'de çocuk pornosunu araştıran Çocuk Hakları İçin Yurttaş Hareketi Başkanı Prof. Dr. Oğuz Polat'a göre, komşu ülkelerden pek çok kişi Türkiye'ye çocuk fuhuşu için geliyor ve polis tehlikeyi yok sayıyor.Prof. Dr. Oğuz Polat, Türkiye'de çekilen çocuk pornolarının CD'lerle yurtiçine ve internetten de yurtdışına pazarlandığını söyledi.Prof. Dr. Polat'a göre pornoda sokakta yaşayan kız çocukları ile ailelerinden kapkaç için kiralanan çocuklar kullanılıyor. CD'ler Kadıköy veya Eminönü'nde alenen 'yerli yapım' diye satılıyor.
GÖRSELLERDE BEBEKLER DE VARÇocuk Pornografisine Karşı Finansal Koalisyon'un verilerine göre, son birkaç yılda çocuk pornografisi 20 milyar dolarlık bir sektör haline geldi. Bugün internette 100 bini aşkın çocuk pornografisi sitesi bulunuyor. On-line pornografi görsellerinin yüzde 19'u üç yaşın altındaki çocuklara ait.Dünyada internetten çocuk pornosu araştırması yapan şehirler içinde İzmir birinci, İstanbul ikinci, Ankara dördüncü sırada yer alıyor.Çocuk fuhuşu ve çocuk pornosuyla ilgili her türlü ihbarı 0 216 450 54 54 numaralı Çocuk İstismarı İhbar Hattı'na yapabilirsiniz. ÇOCUK PORNOGRAFİSİNİN KÖKENİ ABD İnternet İzleme Vakfı'nın hazırladığı rapora göre, çocukların kullanıldığı pornografik fotoğraf ve görüntülerin yarısından fazlası ABD'den tüm dünyaya yayılıyor. İnternet İzleme Vakfı'nın (IWF) açıkladığı veriler, çocuk pornografisinin internette nasıl yayıldığını gözler önüne seriyor. Raporda ayrıca, bazı sitelerin beş yıldır bilinmelerine karşın hala kapatılmadıklarının da altı çiziliyor.Rapora göre, çocuk pornografisinin çıkış ülkesi Amerika Birleşik Devletleri. Bunun sebebiyse, internet trafiğinin en yoğun ve en fazla internet servis sağlayacısının bulunduğu ülke olması. Onlarca ülkeden 14 bin web sitesinde çocukların kullanıldığı pornografik fotoğraf ve görüntüler tespit edildi. Buna göre ABD sitelerindeki pornografik fotoğraflar ve görüntüler, tüm dünyadakilerin yüzde 51'ini oluşturuyor.ABD'nin ardından yüzde 14.9'la Rusya, yüzde 11.7'yla Japonya, yüzde 8.8'le İspanya, yüzde 3.6'yla Tayland, yüzde 2.1'le de Güney Kore geliyor.Diğer ülkelerin çocuk pornografisindeki payı yüzde 7.7  ( Hürriyet :27 Ekim 2006)
              İnternette utandıran Türkiye istatistiği
 İzmir’de 17 aylık N.N.B. isimli bebeğe tecavüz edildiği haberlerinin ardından, internet arama motoru Google’da yaptığımız bir araştırma, düşündürücü bir tablo ortaya çıkardı. Google’da (çocuk pornosu) başlıklı aramalarda Türkiye birinci sırada çıkarken, kentler kategorisinde ise İzmir, İstanbul ve Ankara ilk üç sırayı paylaşıyor.Çocuk pornosu, Batılı ülkelerde en büyük suçu teşkil ediyor ve bu suçu işleyen insanlar ya müebbet hapis cezasıyla cezalandırılıyor ya da kastrasyona (hadım) tabii tutuluyor.
(hürriyet:4 Kasım 2006)
                        Ailesi hesap verecek!  
  Henüz altı yaşındaki çocuklarını kanal kanal gezdirerek göbek attıran aile hakkında inceleme ve soruşturma başlatıldı.Bu medya kuruluşlarının topluma, ailelere ve çocuklara bu kötü örneği ''överek'' gösterdiklerini kaydeden Gemici, çocuğun görüntüsünü yayınlayan televizyon kanallarını da RTÜK'e şikayet ettiğini kaydetti. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nde çocukların özel ilgi ve yardıma hakkı olduğunun ilan edildiğine dikkati çeken Gemici, ...  Bildirgenin 27. maddesinin ikinci fıkrasında ''Çocuğun gelişmesi için gerekli hayat şartlarının sağlanması, sahip oldukları imkanlar ve mali güçleri çerçevesinde öncelikle çocuğun anne-babasına, çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere düşer'' ifadesinin yer aldığını kaydeden Gemici, çocuğun gelişmesinden öncelikle ailenin yükümlü kılındığını vurguladı.
(Hürriyet)

14 yaşındaki kız polis ekibine “uyuşturucu verin bana'' diye yalvardI
Uyuşturucu kullanma yaşının sürekli düştüğüne bir kanıt da dün gece Doğan Haber Ajansı kamerasının kaydettiği görüntüler oldu. 14 yaşındaki bir kız, polis ekibine “Uyuşturucu verin bana'' diye yalvardı. A.S. adlı kız çocuğu herkesin gözü önünde Bakırköy Devlet Hastanesi’nde uyuşturucu krizine girdi. Vatandaşların ısrarı üzerine olay yerine gelen polis, kriz halindeki kız çocuğunu hastaneye götürmek yerine, ifadesini almak için emniyete götürdü.Esenler Karabayır Mahallesi Sakarya Caddesi'nde dün saat 21.00 sıralarında uyuşturcu krizine girdi. Çevredekilerin ihbarı üzerene olay yerine gelen ambulanstaki ekip A.S’ye ilk müdahaleyi yaptıktan sonra Bakırköy Devlet Hastanesi’ne getirdi ancak, görgü tanıklarının ifadesine göre hastanenin otoparkına bıraktı İBRETLİK GÖRÜNTÜLER
Hastane bahçesinde kendinden geçmiş haldeki A.S.’yi çevredekiler fark etti. A.S.’nin kendine gelmesi için başına su döken çevredekiler polise haber verdi. Olay yerine gelen polis ekipleri A.S.’ye “Ne İstiyorsun?'' diye sorudu. Kızın ağzından çıkan sözcük ‘uyuşturcu’ oldu. Polisin “Kim getirdi seni?'' sorusunu ise bir vatandaş yanıtladı, A.S.’yi hastane bahçesine ambulansın bıraktığını söyledi.      A.S.’ye adını soran polisler kendinden geçmiş kız çocuğunu polis otomobiline bindirerek önce Ataköy Polis Merkezi’ne götürdü. Polis otomobilindeki kız çocuğunun ağzından “uyuşturucu verin bana'' cümleleri döküldü.Karakola götürülen kız işlemlerin ardından polis otomobiliyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Acil Psikiyatri Bölümü'ne götürüldü. A.S. hastane koridorları içinde kendinden geçmiş halde görenlerin şaşkınlıkları kameraya yansıdı. Sürekli saçları ile oynayan ve istem dışı hareketler yaptığı gözlenen A.S.’ye burada serum takıldı. İlk müdahalenin ardından hasta nakil aracı ile Bakırköy Devlet Hastanesi acil servisine götürüldü. Yarı baygın haldeki kız çocuğu müşahade altına alındı.
( Milliyet :07 Ekim 2006)
                Okuldan çıkıp bara koşuyorlar!

Özel okul idarecileri, erken saatte açılan ve öğrencileri kabul eden barları Ömer Balıbey’e şikâyet etti. Öğrenciler, saat 13.00’ten itibaren bu barlarda rahatça içki ve sigara içiyor, ‘yakın’ arkadaşlarıyla buluşuyor
 
Lara Falay’ın intiharının ardından gündeme gelen rehberlik konusunu görüşmek üzere İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey’le bir araya gelen özel okul idarecileri, öğrencilerin okuldan çıkınca soluğu Beyoğlu’ndaki barlarda aldığını belirterek, yardım istedi.Beyoğlu’ndaki barlara bölgedeki okullarda eğitim görenlerin yanı sıra Nişantaşı, Cağaloğlu ve Şişli’de okuyan öğrenciler de geliyor. Kıyafetler sırt çantasında  Etek boylarını kısaltan ve üzerlerine de sırt çantalarında taşıdıkları kazakları giyen kız öğrenciler, "forma"dan böylece kurtuluyor. Erkek öğrenciler de okul gömleklerinin altına bir kot pantolon giyerek ortama uyum sağlıyor. Saat 13.00’ten itibaren barlara akın eden öğrenciler kapıdan girmekte zorlanmıyor. Buralarda arkadaşlarıyla buluşan öğrenciler rahatça bira ve sigara içiyor, bir yandan da sohbet ediyor. Okulla bu tür mekânların arasındaki mesafenin 50 metreyi geçmediği yerler bile var.  (Milliyet 26 Mart 2002 )
            Okulda tecavüz dehşeti
ÜMRANİYE’DE yaşanan tecavüz olaylarına bir yenisi daha eklendi. Tedirgin olan aileler çocuklarını okula kendileri götürmeye başladı.Bir ilköğretim okulunun 8. Sınıf öğrencisi 14 yaşındaki N.G. okul çıkışında 12 ve 13 yaşındaki iki sınıf arkadaşı tarafından sıkıştırıldı. Ö.K. ve O.Y., N.G’nin yanına gelerek birlikte yürüdüler. 2 arkadaş sonra N.G’yi tehdit edip cadde üzerindeki inşaata girmek için baskı yaptı.Korkup inşaata girmek zorunda kalan N.G.’nin üzerindeki giysiler, Ö.K. tarafından yırtarcasına çıkartıldı. Korkudan bir şey yapamayan kız, erkek arkadaşlarının cinsel tacizine uğradı. 2 öğrenci N.G.’nin çığlığı üzerine korkarak kaçtı..Çirkin olay, tenefüse çıkan iki erkek öğrencinin yaptıklarını bir oyunmuş gibi arkadaşlarına anlatmasıyla ortaya çıktı. ( Vatan : 31.10.2006)

   BİZ ESKİDEN ONLARI "KÜÇÜK KIZ " DİYE 
 SEVERDİK..AMA ÇAĞDAŞ HAYAT ONLARI
  " LOLİTA" HALİNE GETİRDİ...!


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 






 

 

 

 

 

 

 

 

     

                            


         Hatırlayın lütfen bir ara adı " Ümraniye sapığına " çıkan sapık ne demişti: " Arkadaşlarla konuşurken aklıma düştü!"...

                                                                     Seks shop manzaraları
 ...Berlin'in göbeğinde seks filmleri ve aletleri satan bir mağazaya girdim ve ne yalan söylemeli, hayret ettim.Camekânını erotik fotoğrafların süslediği mağazanın girişi muşamba perdelerle gizlenmiş.İçerde süpermarketi andıran geniş bir alan ve o alana yerleştirilmiş düzenli raflar var.Bir köşede şişme kadınlar, deri maskeler, kırbaçlar, iç çamaşırlar, boy boy alet-edavatlar...Alt katta, ekrandaki filmlerle baş başa kalınabilecek dar odalar...Ve ortadaki raflarda pornolar...Daha önce "seks shop" gezmiş olanlar için tanıdık manzara...Beni hayrete düşüren bu değil: Moda olan seks filmleri...Girişte en öne konulan DVD'lerin konusu neydi biliyor musunuz?Pislik yedirme!Bu, çoktandır böyle ise, mevzuu bilenler cehaletimi bağışlasın; ama ben eskiden tezgâh altında "meraklısına" sunulan bu tür fantezilerin bunca popüler hale geldiğini bilmiyordum.DVD'lerin kapağında, ortalarına yatırdıkları kadının ağzına işeyen erkeklerin, hemcinsinin ağzına kusan kadınların, birbirlerinin vücuduna sıvadıkları ("havyar" diye adlandırılan) dışkıyı teninden yalayan grupların fotoğrafları vardı.Ahlakçılık taslamak istemem; herkesin zevki kendine...Sadece "ilginç"in yerini "iğrenç"in aldığına, "müstehcen"in tahtına "müstekreh"in oturduğuna dikkatinizi çekerim.70'lerin pornolarındaki türden seks tamamen gözden düşmüş. Yatak odalarının yeni gözdeleri şunlar:Şişmanlarla, cücelerle, hamilelerle, yaşlılarla seks, çocuklara tecavüz içeren Japon çizgi filmleri... Atlar ve köpeklerle çiftleşme... İşkence yaparak ırza geçme... Bu arada Türkçe pornolar da artmış. Pek manidar isimler taşıyan DVD'lerin pos bıyıklı, koca göbekli kahramanı, "8 aylık hamile, azgın bir kadın"ın üzerindeydi bir macerada...Peki ne oldu da dışkı, yatak odalarının mezesi oldu?Sokakta şiddetin, sinemada pornonun hüküm sürdüğü 1970'lerin sonlarında sevgili hocam Prof. Ünsal Oskay, "Eros'un ölümünden" söz ederdi bize, üniversitede...Dünya hızla ve acımasızca değişirken, yaşadığı ekonomik ve kültürel sarsıntının nedenlerini kavrayacak birikime sahip olmayan kesimlerin nasıl husumete sürüklendiğini anlatırdı."Sıradan insan", bu husumeti iktidara değil, en yakınındaki benzerlerine yöneltir, şiddete, kabalığa, zorbalığa başvururdu.Kitlelerin ruh sağlığı bozuldukça eziklikten doğan bir üstünlük duygusu ve sadizm öne çıkardı. Bu, yaşama sevincinin ölümünün habercisiydi...Hoca'nın tespitlerini bugüne uyarlayalım: Değişim, küresel boyutta hızlandı. Ütopyalar çöktü. Yarın endişesi derinleşti. Güven bitti. Zemin çamurlaştı.Çürüyoruz.Bu çürüme ilişkilere de yansıyor.Özgürlük sanılan bir serbesti ve sevdadan arındırılmış şehvet, azgınlıkta sınır tanımıyor. Paparazziler, gündelik ilişkileri kovalıyor."Serbestler"in iştahı, yaygın cinsel açlığın karnını doyuruyor.Cep telefonu-kamera-bilgisayar üçlüsü, iletişimden çok, porno bulmak ve tuzak kurmak için kullanılıyor. İhanete uğramışların şantaj kasetleri dolaşıyor internette... Çocuklar örnek alıp okul tuvaletinde cep telefonuyla ava çıkıyor.Hayatımızda güzellik, estetik, sanat eksildikçe, bağlılık, umut, güven tükendikçe, çürüme marifet gibi sergilendikçe bir apse patlamışçasına cerahat akıyor mesaj kutularından, seks mağazalarından, yatak odalarından... İnsanoğlu sevgiden koptukça b.ka bulanıyor.Ve aşk, ayağa düştükçe kuburda boğuluyor.( Milliyet:8/10/2006)
   GERÇEK HAYATTA OLMASA BUNLAR FILMLERE YANSIR MI IDI...ALIN ÖRNEK ALDIĞIMIZ BATI.ALIN ÖZGÜR CİNSELLIK!BUNU SALT EKONOMI ILE ILISKILENDIRENLER ISE SADECE ÖNYARGILI INSANLARDIR.OSMANLININ  ÇÖKÜŞÜNDEN DAHA MI KÖTÜ EKONOMI...AHLAK , EĞİTİM ,BİLİNÇ!!!

                                               Playboy laneti mahvediyor!
   Playboy dergisinin 'laneti' Anna Nicole'ü de etkiledi. İşte hayatı aşırı doz uyuşturucu ve gizemli kazalarla sonlanan tavşan kızlar:
Elisa Rebecca Bridges: 1994 Aralık kapağı olan Rebecca, aşırı dozda eroin alarak 28 yaşında öldü.Tonya Crews: 1961 Mart'ın kapak güzeli Tonya, 28 yaşında bir trafik kazasında hayatını kaybetti.Claudia Jennings: B filmleri oyuncusu Claudia, 1956'da yılın güzeli olmuştu. Bundan 5 yıl sonra, 28 yaşında uçurumdan yuvarlandı.Cheryl Kubert: 1958'in Şubat güzeli Cherly, 1989'da intihar etti.Jayne Mansfield: Dergiye birkaç kez kapak olan Jayne'nin aracı bir TIR'ın altına girdi ve ezilerek öldü.Eve Meyer: 1955'in Haziran güzeli olan Eve'in, 48 yaşında bindiği uçak havada inflak etti.Willy Rey: 1971 Şubat güzeli, ardında 'Kendimi güvende hissetmiyorum' yazan bir not bırakarak 23 yaşında uyku haplarıyla intihar etti.Dorothy Stratten: 1980 yılının güzeli Dorothy, 20 yaşında başına sıktığı tek kurşunla intihar etti.Star Stowe: 1977 Şubat güzeli, uyuşturucu bağımlısı olmasının ardından fahişelik yapmaya başladı ve 40 yaşında boğularak öldürüldü.Sue Williams: En kısa boylu Playboy kızı Sue, 1969'da 23 yaşındayken intihar etti.Carol Willis: Cherokee'nin de modeli olan 1970 Temmuz güzeli Carol, 20 yaşında alkollü araç kullanırken kaza yaptı.Paige Young: 1968 Kasım güzeli Paige, 30 yaşında uyku hapı içerek intihar etti.TRAJİK SONLARA BİR YENİSİ EKLENDİ 36 yaşında yaşında ölen Marilyn Monroe gibi şaibeli bir şekilde hayatını kaybeden Anna Nicole Smith'in yine Monroe gibi uyku hapıyla intihar ettiği düşünülüyor. 39 yaşında ölen Smith, kızını doğurduğu gün 20 yaşındaki oğlunu kaybetmişti.
(13 Şubat 2007)

                                              Sado-mazo seks tarikatının üyeleri sokaklarda
       İngiltere’deki Darlington kasabasının kasabı, içeriye giren müşterileri görünce gözlerine inanamadı. Bir adam, elindeki tasmaya bağlı dört ayak üzerinde sürünen kadınla alışverişe gelmişti. Kasap, bu garip çifti polise ihbar etti. Polisin soruşturması, Kaotian adlı sado-mazo tarikatı ortaya çıkardı. Ama müritler erişkin, ilişkilerin de gönüllü olması, polisin elini kolunu bağladı..Herkesi şoke eden Kaotian Tarikatı’nın Darlington’daki lideri Lee Thompson ise bu felsefeyi ve üyelerin gönüllülüklerini bir röportajında şöyle ifade ediyor: “Kölelerim ev işlerini görüyor, alışveriş yapıyor ve cinsel arzularımı tatmin ediyorlar. Benim için ‘hasta’ diyorlar ama ben yaptığımın kötü olduğunu düşünmüyorum. İnsanların benden korkması için bir neden yok.'' Şimdiye kadar tam sekiz kızla köle-efendi ilişkisi olduğunu açıklayan Lee Thompson, bu ilişkilerini şöyle açıklıyor: “Birçok insan bunun sadece sekse dayalı bir şey olduğunu düşünüyor ama aslında verdikleri her türlü hizmet buna dahil. Bütün bunları efendileri için yapıyorlar...
( Milliyet :25 Ağustos 2006 )
              
          ÖZGÜRLÜK ADI ALTINDA GELİNEN  NOKTALAR...DEVAMINDA NE VAR...NEREYE KADAR...!?

      SİZCE DE BİR ŞEYLER TERSİNE GİTMİYOR MU..YANİ  İLLA " DIŞ GÖRÜNÜŞ " MÜ ÖN PLANA ÇIKACAK..AKIL,ZEKA,AHLAK,ERDEM...NEREDE...HERKES ŞİŞMAN OLSUN DEMİYORuZ AMA " DIŞ GÖRÜNÜŞE VERİLEN ÖneM TAKINTIYI GECTI NEREDE ISE İNANÇ BOYUTUNA ULAŞMADI MI ACABA..O  YOLDA BİR ÇOK ŞEY FEDA EDİLİR HALE GELDI DE...!


 

 

 

 

 

 

  ABD'DE YAPILAN SON ANKETE GÖRE, KADINLAR YENİ KIYAFETLER ALMAYI SEKSE TERCİH EDİYOR.
Reuters'in haberine göre, ABD'deki 10 şehirde yaklaşık 1000 kadına yapılan anketten ilginç sonuçlar çıktı. Ankete kadınların büyük bir çoğunluğu tüm gardolobununun yenilenmesi halinde 15 ay seks yapmayabileceğini söyledi. Ankete kadınların yüzde 61 en sevdikleri kıyafeti kaybetmenin bir ay seks yapmaktan daha kötü olduğunu belirtti. Yaşları 18-54 yaşındaki kadınların katılığı ankette kadınlar kıyafetlerine olan bağlılıklarının ilişkilerinden daha uzun sürdüğünü dile getiriyor. Ankete katılanların yüzde 48'i üzerlerinde en beğendikleri kıyafetin olmasının verdiği güvenin yanındaki erkeğin verdiği güvenden daha önemli olduğunu ifade ediyor.
06.02.2007

       

                  Sıfır Beden Öldürdü
 
  ABD Boston'da yapılan bir araştırma, Anoreksiyalı kadınların, bu hastalığı hiç geçirmeyen kadınlara göre '50 kat' daha fazla intihar tehlikesi ile karşı karşıya olduklarını ortaya koydu. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise anoreksiyanın Türk gençleri arasında da hızla yayıldığına dikkat çekti. Tarhan, 'Anoreksiyalı kişilerde aşırı narsistlik belirtileri görülür. Estetik kaygıların ağındaki bu genç kızlar, yemek yiyemez hale gelirler.Anoreksiya olanlar, 'Çirkin yaşamaktansa, hiç yaşamamak daha iyidir' diyerek, ölümü tercih edebiliyorlar' dedi.(Aksam:06 Ağustos 2002 )
    Model olmak isteyen 14 yaşındaki  Maira Vieira, aneroksiya yüzünden hayatını kaybetti. Öldüğünde 38 kiloydu..
   Yeme bozuklukları son yıllarda giderek artıyor ve toplumun büyük bir kısmını tehlikeli sonuçlarıyla tehdit ediyor. Yeme ile ilgili rahatsızlıkların yaşı da giderek düşüyor. Yeme bozukluklarında en fazla risk altında olan ise kadınlar...17/12/2006
    Geçen ay, "manken hastalığı" olarak da bilinen anoreksiyaya bir modelini kurban veren Brezilya, bir mankenin daha bu nedenle ölmesiyle şok yaşadı. Manken Beatriz Cristina'nın yememe hastalığı olan anoreksiya nedeniyle hastanede can verdiği öğrenildi. 28.12.2006



 

                  

 

               
                                                       Sıska mankenlere yasak gelsin

   İki hafta önce İspanya moda sektörünün kendini gösterdiği geleneksel moda haftası çok konuşuldu. Hayır, dahice kreasyonlar yüzünden değil, Madrid Bölge Hükümeti’nin sıfır beden, ya da başka bir deyişle 32 bedenin içine giren mankenlerin podyuma çıkmasını yasaklaması nedeniyle. Bunun ardından Milano valisi de moda haftasında aynı yasağı uygulayacağını söyledi.Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek Edinburg moda haftası da yasağa katıldı... İKİ HAFTA AÇ KALMIŞTI YİNE DE ZAYIFLA DİYORLARDI..AMANSIZ DİYET YÜZÜNDEN AMELİYAT MASASINA DÜŞTÜ..PODYUMA İLK KEZ ÇIKTI İNER İNMEZ KALPTEN ÖLDÜ ( Hürriyet :24 Eylül 2006 )
                                                         Yuvarlak hatlar geri döndü
    İnce kalmak uğruna aç kalmaya son! Gösteri dünyasının ünlü güzelleri, sonunda isyan bayrağını çektiler ve yeni bir akım başlattılar.Yuvarlak hatlar yeniden moda oldu.İşte bu modanın takipçileri.(Milliyet:05 Mayıs 2006)   E PEKİ  YILLARCA AC SUSUZ KALAN HANIMLAR ŞİMDİ KALAYI BASSA , HAKLI OLMAZLAR MI...BELKİ DE  SADECE TAKLİT ETTİKLERİ İÇİN HAKTIR ONLARA..KİM BİLİR...!

                                                Danimarkalı kadınların yarısı aldatıyor
   
Danimarka’da kadınlar arasında yapılan bir araştırma, kadınların yüzde 52’sinin eşlerini aldattığını ortaya koydu. Woman dergisi tarafından yapılan araştırmaya 15-35 yaş arasında 5 bin kadın katıldı. ( Milliyet:5 Eylül 2006)
      BU  KADINLARIN EŞ,KIZ,ANNENİZ OLMASI SİZİ RAHATSIZ ETMEZ Mİ...O  HALDE...DAHA NE VE  NEREYE KADAR TAKLİT...!?YERİ DEĞİL AMA İŞTE GELDİĞİMİZ NOKTA :7 yaşındaki kıza çifte tecavüz :35 yaşındaki H.D. ve 65 yaşındaki A.B. adlı tecavüzcüler, ilk sorguları sonucu tutuklandı. ( Milliyet : 3 Eylül 2006 )-GOOGLE'DA ÇOCUK PORNOSUNU EN ÇOK TÜRKLER ARIYOR:Dünyanın en büyük arama motoru Google’da, çocuk pornosunu merak edenlerin ilk sıralarında Türklerin ve Türkiye’nin adının yer alması, tartışma yarattı.( 12.Eylül.2006 tarihli gazeteler)   


                                                      Kortların ''beyaz'' kraliçeleri...
    Wimbledon Tenis Turnuvası'nda devrim gibi kural değişiklikleri yapıldı. Organizasyon Komitesi bütün sporcuların beyaz giymesini istedi ve bu kurala uymayanların kırmızı kart görebileceğini açıkladı. Turnuvada ayrıca bayan tenisçilerin göğüs dekolteli kıyafet ve seksi külot giymeleri de yasaklandı.Turnuvanın yeni hakemi Andrew Jarret, "Firmalar sponsoru oldukları tenisçiler için değişik kıyafetler hazırlayıp, ilgi çekmek istiyorlar. Haklılar ama biz de bu kuralları  uygulamakta kararlıyız" dedi
.(Milliyet:28 Haziran 2006 )    
  
BİZDE OLSA " NE GERİİCLİK KALIRDI , NE " SANA NE , DEMOKRASI VAR, İSTEDİĞİMİ GİYİNİRİM ...LAFLARI ... YORUMSUZ :)


 
                                   "Evlilik antrenmanı" uzadıkça "maç" daha da kısalıyor
   Evlilik öncesi uzun ilişki çiftlerin ebedi uyumunu artırmıyor, tersine bozuyor. Yıllarca flört ettikten sonra evlenip kısa sürede boşananlara göre evlilik öncesinin uzun sürmesi, tarafların evliliğe hiç sır bırakmayacak kadar birbirini tanımasına yol açıyor. Keşfedecek bir şeyin kalmadığı evlilikler de macerasız, sıkıcı oluyor ve problemlerin öne çıkmasına neden oluyor. Dolayısıyla görücü usûlünden kopuş ve kentlerde yaşanan uzun flörtler sonrası kurulan yeni evlilik müessesesi, sanılanın aksine giderek kısalıyor.( Aktüel,  Sayı:24 )
 
    TABII KI KADIN VE ERKEK EVLILIK ONCESI BIRBIRLERI ILE - BELLI SINIRLAR ICINDE !- KONUSUP TANISACAK...! AMA " FLORT " VE SISTEMIN EMPOZE ETTIGI CAGDAS  HAYAT (!) HER YERDE OLDUGU GIBI BURADA DA IFLAS ETTI ...!

      Yeni Sayfa 1

                                                BATI BİZDEN EDEPLİ Mİ OLMAYA BAŞLADI NE ?

               

                                                                               ÇIplaklIk ayIp mI yanI?
   Alanya'da sadece plajlarda değil kentin içinde de mayoyla dolaşan turistler belediye meclisinde tartışma konusu olmuş...Radikal'deki haberin altına yazılmış bir okur yorumu da bu "çağdaş" refleksi gayet net yansıtıyor zaten: "oruç tutmanın arkasındak mantık insanların oto kontrolünü geliştirmeleri değilmidir? Bikiniyle dolaşan turist bayanları uyarmak yada kapamak yerine en azından bu süre içinde bir erkeğin kendini kontrol etmesi bı kadar mı zor!"
   Birine alenen küfür edip sonra da "ne gocunuyorsun" demek kadar samimiyetsiz bir lâf bu.Bir kere cinsel dürtüler insanın iradesine bağlı değildir. Bilinç düzeyinde kendini "etkilenmiyorum" diye kandırmaya çalışsan da alt benliğin hangi uyarana ne tür tepki vereceğini senin ezber dağarcığına sormaz. Bal gibi de etkilenirsin.Dindarsan da etkilenirsin dinsizsen de, erkeksen de kadınsan da, hatta bir ayağı çukurdaki ihtiyarsan da etkilenirsin.Velev ki hayatının her aşaması cinsel doyum içinde geçmiş olsun, gene de etkilenirsin.Tabii bu "etkilenme" sözcüğüyle sadece ereksiyon türünden bir uyarılmayı kastetmediğimi arif olan anlamıştır.İleri yaşlarda beden ufak ufak çaptan düşer ama ruh halen dipdiri ayaktadır. Yüz yaşına gelsen de karşı cinsten bir biçimde hoşlanır ve içten içe yoksunluk duyarsın.Afganistan'da değil, İsveç'te de sokağa çıkarken giyinir insanlar.Sadece giyinmekle kalmaz, cinsel davet olarak algılanabilecek davranışlardan da kaçınır.Nasıl ki susamış birinin karşısında haşır huşur limon yediğinde onun tükürük bezlerinin istem dışı çalışmasına neden olursan, herkesin aynı derecede çıplak olduğu plaj ortamında tuhaf kaçmayan bikini ya da slip mayo sokakta bakkalda lokantada tahrik (ve taciz) unsuruna dönüşür.Erkeklerin ceketli kravatlı olduğu ofis ortamlarında kimi kadınların, sıcaktan bunalmak sadece onlara özgü bir sorunmuş gibi, açık saçık askılı bluzlarla oturması ve eğildiklerinde sadece memelerinin çatalını değil neredeyse göbeklerini sergilemesi de hem terbiyesiz hem de saldırgan bir davranıştır.Bu çiğliği "amaaan ööööf, onlar da bakmasın" gibi daha da çiğ bir çıkışla mazur göstermeye çalışmak ise kabahatin üzerine tüy dikmektir.Hem en savunmasız dürtülerimle keyfince oynayacak, hoyrat davranacak, hem de nereye bakıp nereye bakmayacağımın sınırını kendisi çizecek.Sokak ortalarında diğer insanların değer yargılarını ve en insanî dürtülerini hiçe sayarcasına cinsel fetiş edasıyla dolanan ve bundan etkilenenleri "hanzolukla/yobazlıkla" suçlayan terbiyesizlere ve çağdaşlık adına bunun avukatlığını yapan ezberci hödüklere inat, bundan sonra da sokakta gördüğüm teşhircilere o şekilde bakmaya devam edeceğim.Rahatsız oluyorlarsa onlara gayet makul bir önerim var:Daha edepli giyinsinler.
Necdet Şen - Star, 9 Eylül 2008 BİR SORU :
  YA BU TEŞHİRCİLİK YAYILSA, ERKEK BİR TEŞHİRCİ EŞİMİZİN KIZIMIZIN KARŞISINA ÇIKSA, ...VEYA BAŞKA BİR BAKIŞ AÇISI: 19 MAYIS TÖRENLERİNDE KIZLARIMIZIN  ANCAK  DAHA KISA GİYİNİNCE ATATÜRK'ÜN YOLUNDA OLMAMIZLA BUNU EŞDEĞER BULAN VE HER 19 MAYIS'TA BUNA ATFEDEN CÜMLELER YAZAN MEDYAMIZA NE DEMELİ...!

                                                             TEŞHİR
  ÇAĞDAŞ YAŞAMIN KADINLARA ARMAĞANI :İKİLEM, İÇİ DIŞI BİR OLAMAMA,SADECE CİNSEL META OLARAK GÖZÜKME, KENDİ İRADESİ DIŞINDA YÖNLENDİRİLME - MODA, EMPOZE EDİLEN YAŞAM KALIPLARI..!-

    YENİ Şafak Gazetesi yazarlarından Hayrettin Karaman köşe yazasında ‘‘Vücudun cinsi cazibesi olan yerlerini kamuya açık yerlerde göstermek tacizdir’’ demiş.Doğru.Misal.Bir adamın çocuk parkında pantolonunun fermuarını indirip pipisini çocuklara, hatta büyüklere de göstermesi tacizdir.Karaman'ın tarifinden hareketle, bir kadının göğsünü fora edip Laila'ya gitmesi de tacizdir.
Yalnız şu var:İkinci durumda alan razı, satan razıdır.- RAZIMIDIR YOKSA ÖYLE Mİ KENDİNİ KABUL ETTİREBİLECEĞİ KAFASINA SOKULMUŞTUR, BİLGİ,ZEKA...DEĞİL DE..ÖNCE DIŞ GÖRÜNÜŞ...! - Bakmayın siz Karaman gibi istisnalar olduğuna; hiçbir erkek ‘‘Bu kadın bana memesini gösterdi’’ diye şikáyette bulunmaz. Bindiği dalı kesmiş olur yoksa.E, erkek kısmı durumdan hoşnutken, ortada bir rahatsızlık yokken, tacizden söz edilebilir mi?Edilemez.Dolayısıyla kadınlar tabağa koyup gezdirseler bile tacize girmez ki son zamanlarda yaptıkları budur; hiç şikáyet eden erkek duymadım.Anlayacağınız taciz eden şey kadından erkeğe olmaz, erkekten kadına olur. Doğa icabı.Misal, Laila'ya giden kadından devam edecek olursak, erkeğin azade göğüslere elle, sözle ya da gözle sarkıntılık etmesi tacizdir.‘‘Ama bize de yazık’’ diyecek şimdi erkekler. Karaman da demiş nitekim: ‘‘Bunu yapanlar karşı tarafın hem bakmasını, ilgi duymasını istiyor, hem de bakmalarından, talepten ve ilginin bazı şekillerinden rahatsız oluyor, bunu taciz sayıyorlar.’’Sevgili erkek arkadaşlar!Bu dünyada imtihandasınız.Bakıp görmezden geleceksiniz. Yok öyle taciz maciz.Siz ‘‘Gösteriyor, o halde istiyor’’ diye düşünüyorsunuz değil mi?Hayır, istemiyor. Kadınlar sizin gibi düz mantıklı yaratıklar değiller.‘‘Bir kadın neden transparan bluz, kıçının arasına kaçan pantolon, kasığına kadar yırtmaçlı etek giyer?’’ diye sorsam şimdi, ‘‘Erkekleri tahrik etmek için’’ dersiniz.Katiyen değil oysa.Ah! Benim edebiyatım müsait değil; benim yerimde müsait olan biri olsa şimdi, özgürlükle başlayan eğitimsizlikle biten bir cevap döşenirdi ki ‘‘Demagoji yapma’’ falan diyemediğiniz gibi bugüne kadar içinizde kadınlara karşı uyanmış olan bütün duygulardan utanır yerin dibine geçerdiniz.Ben ancak şu kadarını söyleyebilirim:Biz istediğimiz gibi giyiniriz. İstersek üç yerimize üç bant takar öyle gezeriz.Bundan ‘‘Tut kolumdan al götür beni,
'Hüp' diye içine çek beni’’
anlamını çıkarmayacaksınız.Biz soyunacağız, siz kendinizi terbiye edeceksiniz. Başka yolu yok.
Şaka bir yana,Netice olarak...Karaman'ın tacize uğrayanların aslında bunu hak ettiğini savunan düşüncelerine katılamam elbet. Tacizin ucu tecavüze kadar gider zira ve o bir hastalıktır. Üstelik 70 yaşında bir kadına da, 5 yaşında bir çocuğa da yönelik olabildiğinden açık saçıklığın bu sonuca etkisini tartışmayı abes bulurum.Ama minicik bir yerden de olsa Karaman'ın fikriyle örtüşebilecek bir şey söyleyebilirim.
Biz kadınlar...Çoğumuz tahrik etmeyi severiz.Göğsümüzün, bacağımızın, dudağımızın bize birtakım menfaatler olarak geri döndüğünü keşfettiğimizden beri yaparız bunu. Her yerde bunu yaşam biçimi haline getirmiş kadınlar vardır.Hiçbir menfaatimiz olmasa da sırf arzu edildiğimizi görmek için yaparız.Bayılırız tahrik etmeye. Ötesini istemeyiz, o başka.Ama çok samimiyetsizizdir bu konuda. Kendimize bile yalan söyleriz.
(Pakize SUDA, Hürriyet :24.01.2002)

                                                                                 
   TEŞHİR
    Rodos sokaklarını gezerken ister istemez kadınları da gözlüyorum.Yüzde 70’i göğüslerini cömertçe teşhir ediyor. Teşhir kelimesini en çok göğüslere yakıştırıyorum. Bana göre kadınlığın en güzel duygularından biri bu. Öteki de teşhir cüreti. Düşünüyorum. Acaba kadın bilinçlendikçe teşhir duygusu da artıyor mu? Başka bazıları ise kadının bilinçlendikçe örtündüğünü iddia ediyor. Ben şunu biliyorum: İnançlar kadını sevmiyor.Hatta ona düşman... O nedenle şuna inanıyorum: Bu çağın en büyük mücadelesi, inanç ile kadın arasında olacak. Ve kendim kadar eminim ki bu savaşı kadın kazanacak... Öyle yaparken dünyaya da çok şey kazandıracak. ( Hürriyet : E. Özkök:27 Ağustos 2006) ACABA KADINA KAZANMAK ADINA " DIN ILE SAVAŞI VE TEŞHIRCILIGI ÖĞÜTLEYEN  BİR ERKEĞİN AMACI NE OLABİLİR..!?-HATIRLAYALIM AYNI YAZAR " NE ZAMAN HAYVANLAR GİBİ ÖZGÜRCE SEX YAPABİLECEĞİZ ?" DİYE DE SORUP ÖRNEK ALDIĞI CİNSİ ALEMEİLAN ETMİŞTİ..İŞTE KADINA SUNULAN HAYAT STANDARTI VE ALTYAPISI!
      
 D. Cündioğlu’na kulak verelim: “Modern zamanlarda kadın, fıtratına ihanet edercesine erkekleşmeye başladı. Kadın, daha az kadın, daha az anne, daha az eş olmakla özgürleştiğini sandı. Evin yerini sokak, mutfağın yerini büro, anneliğin yerini iş hayatı, mahremiyetin yerini teşhir aldıkça kadının erkekleşmesi kaçınılmaz oldu. Modern kadın özgürleştikçe, yani özüne, doğasına, nefsine bırakıldıkça açılıyor, teşhir ediyor; göze hitap etmek, gözün dikkatini çekmek için elinden geleni yapıyor. Öyle ki sadece süslenmekle, takınmakla, takıştırmakla yetinmiyor; doğal süsleriyle ortaya çıkıyor; mümkün olabildiğince bedenini gözler önüne seriyor. Çünkü karşıt cinsin kendisinden bunu talep ettiğini, ancak böyle yapmakla göze gireceğini biliyor; beğeninin biçimi sadece beğenilenin tercihiyle değil, beğenenin talebiyle de belirleniyor.."

                                                   
 Medyada kadın ve cinsellik

     “Kartel  medyası”nın temel yayın felsefesinin ne olduğunu bir kez daha teyit eden  ilginç araştırmanın neticeleri açıklandı.Araştırma,  British Council’in desteğiyle AÜ İletişim Fakültesinden Doç. Dr. Mine Güncel Bek’in  hazırladığı bir projenin ilk ayağını oluşturuyordu. Projenin konusu “Medya ve Toplumsal Katılım”dı.Araştırma için  ülkemizin dört büyük gazetesi olan Hürriyet, Sabah, Vatan ve Akşam seçilmişti. Gazetelerde Ocak-Ekim 2005 tarihleri arasındaki 18. 310 haber incelenerek sınıflandırılmıştı. Haberlerin yaklaşık 14.000’i kadınlarla, 3000’i çocuklarla ilgiliydi. İbret verici tablo…Cinsellikle ilgili haberlerde kadınlar ilk sırada yer alıyordu. Bu haberlere “malzeme” olan  kadınların yaş aralığı 18-35’di. Araştırmayı yapan Doç. Bek konuyla ilgili şu açıklamayı yapıyordu: “Kadınlar haberlerde daha çok görüntüleri ve güzellikleriyle varlar. Çoğu zaman bir sağlık haberi bile  kadın bedenini teşhir eden  fotoğraflar eşliğinde sunulabiliyor.” (Sabah gazetesi, 15 Haziran 2006)

       Erkekler "Hayatım hâlâ hazır değil misin" yakınmasında haklı çıktı. Araştırmaya göre, kadınlar dışarı çıkmadan önce 90 hazırlık yapıyor...Erkekler her zaman kadınların kendilerini bekletmesinden şikayet eder. Kadınlar ise bu konuda daima inkar yolunu seçer. Ancak İngiltere'de yapılan bir araştırma erkeklerin bu konuda "haklı" olduğunu ortaya koydu. Lastminute.com adlı bir internet sitesinin 3 bin yetişkin üzerinde yaptığı araştırmaya göre, kadınlar hayatları boyunca dışarı çıkmadan yaptıkları hazırlıklar için 2 yıl harcıyor.  ( Vatan GAzetesi : 11.11.2005 )
    Bayanların içine düşürüldüğü ikileme bakar mısınız...!Hem eşi için süslenmiyor - çünkü dışarı çıkarken , eşinden çok başka insanlar için süslenmek zorunda bırakılıyor , hem de ömürlerinden iki yıl çalınıyor...!Bari eşi için yapsa da evlilikler ve saadet uzasa...!Aynı  durum erkekler için de tabii söz konusu...!

                                       Sevgililerimden   (... ! ) yediğim dayakları hep gizledim  
    
Yüzünüze ne oldu?
- Dayak yedim.Nasıl yani?- Bildiğiniz dayak yedim. Üstelik bu ilk değil. Şaka yapıyorsunuz!
- Yok, hayır. Her seferinde gizledim. Çünkü ‘Deniz Akkaya dayak yemiş. Erkek arkadaşı onu dövmüş. Bir tokat patlatmış. Kulağı duymaz olmuş’ diye ortalıkta konuşulması, kendime yakıştıramadığım bir şey. Susmayı tercih ettim. Ama artık yeter! Bir değil, iki değil. Nereye kadar susacağım? Bir de şunu fark ettim: Bu tür şeyleri dışa vurmak gerekiyor. Sen çıkıp anlatırsan, başkaları da anlatıyor...Pardon pardon!.. Bu hikaye tam olarak nedir, önce onu anlayalım...- Tek taraflı bir kavga. İtiş kakış ve sıkı bir Osmanlı tokadı. Morlukların önemi yok, geçer. Ama sol kulağım artık çok /_newsimages/687154.jpgzor duyuyor.Sebebi nedir bu kavganın?- Şimdi söyleyeceğim, güleceksin: Eve geç gelmem. Ben işim olmadığı zaman erkek arkadaşımdan önce evde olmaya özen gösteren biriyim. Evde yemek olsun diye de çırpınırım. Yani öyle başına buyruk biri değilim. Ama geçen pazar eve geç geldim. Sen misin böyle yapan...Bu ilk değil dediniz...- Değil. Bir başka erkek arkadaşım da yüzümü anahtarla çizmişti. Hatta Hülya Avşar, ‘Yüzündeki o şey, geçmeyecek’ dedi. Onun programına çıkmıştım o aralar. O an gerçeği söylemek aklımdan geçti ama sonra vazgeçtim, ‘Ha o mu? Kedi tırmaladı’ dedim. O olaydan sonra psikolojik destek aldım. Ve şunu öğrendim: Sadece gecekondudaki kadınların başına gelmiyor. Bizim gibi kadınlar da dövülüyor, itilip kakılıyor. Bir başkası da parmağımı arabaya sıkıştırdı..Bu insanlar, sizin hayatınıza girmiş adamlar, yani eski sevgilileriniz... Öyle mi?- Evet ama hepsi dayakçı değildi tabii! Sadece bazıları. Ortak özellikleri de: İyi okullarda okumuşlar, hatta master filan yapmışlar. Eğitim diyoruz ya, eğitim de sökmüyor. Bir süredir bu meseleyi etrafımdaki kadınlarla konuşuyorum: Ben anlattıkça, onlar da anlatıyor. İnanılmaz hikayeler... Kaldı ki, tokadı yiyip oturunca, yüzümde iz kalacak mı, hangi fondotönle nasıl kapatabilirim diye düşünüyorum.Siz bu adamları çok mu arıyorsunuz?- Bilmiyorum ki. Belki de ben hayatıma yanlış insanları sokuyorum. Belki de değil, öyle. Ama inanıyorum ki, benzer saldırılara maruz kalan pek çok şöhretli kadın var. Onlar mutlu aile tablolarını bozmamak için söylemiyorlar.  ( Hürriyet : 14 Kasım 2005 )
         
İşte Deniz'in medyada bilinen aşkları:Uğur Kozanoğlu- Koray Kasap- Murat Cevahir- Okan Bayülgen- Gökhan Çil- Teoman-Erdal Acar- Yılmaz Erdoğan- Faik Ergin- Berent Aydemir- Mehmet Söğütlüoğlu- Levent Penso- Ali Dinçer- Ferda Anıl Yarkın- Aşkın Topallar- Yavuz Bingöl- Engin Yakut- Kargo Koray- Murat Aslan- Alican Ulusoy- İgal Erbaş- Ali Rıza Özderici (AKŞAM:15.11.05 )

                                                                        İŞ DÜNYASINDA KADINLAR
" Kadınlar iş dünyasında niye erkeklerin oyununa tam olarak katılamıyor? Bu soru hep sorulur, hep ayrımcılıkla ilgisi kurulur. Oysa bana sorarsanız, kadınlar ve erkekler milim milim eşit haklara, olanaklara sahip olsalar bile kadınlar, erkekler dünyasında erkekler gibi 'top koşturamaz'. Çünkü hisleri vardır, olup biten en küçük şeylere dair bir hisleri. Bu da 'hissiz bir dünyada' yorucudur elbette. Kadınlar bu yüzden daha çok yorulur. Hatta bu yüzden kadınların erkekler dünyasında erkekler gibi (!) top koşturamamaları iyidir. Çok sağlıklıdır. Başarının esas olduğu bir toplumda bu sözler kulağa iyi gelmeyebilir ama kadınların 'başarısızlığı' (?) insanlık adına iyi bir şeydir. Serena'nın oturup kendini gözden geçirmesi, erkeklere komik, zayıf ve 'kafa karıştırıcı' gelecek düşüncelere dalması iyidir. Çünkü Beckham'ın ve erkeklerin kafası hiç karışık değildir. Nasılsa hayatta bir gol daha atmak onları kendine getirir ve bütün sorunları çözer. Gol atamamasına rağmen güçlü hissedecek erkekler bu yüzden hep çok nadir olacaktır! Erkekler, kendilerinden beklenen 'duygusuzluk' mitine rağmen nadiren insan kalacaktır! " (Ece Temelkuran,Milliyet :05 Temmuz 2004) TABİİ Kİ KADIN'DA ÇALIŞABİLİR AMA BİZDE AYNI ŞEYİ SÖYLÜYORUZ KADIN DUYGUSALDIR- DOĞASI GEREĞİ - VE  BU YARATILIŞ GEREĞİ KENDİNE UYGUN ALANLARDA ÇALIŞMALIDIR...TEDAY İSLAM VE KADIN HAKLARI DOSYAMIZDA!

                                                                   MANKENLİK  NEDİR ?
    BİR GAZETE HABERİ : " MANKEN ÇAĞLA ŞIKEL 3.5 AY ÖNCE GAZİNOCULAR KRALININ OĞLU ...  DAN AYRILDI....DİZİSİ BAŞROL OYUNCUSU İLE FLÖRT  ETTİ.ŞİMDİDE ... HOLDİNG PATRONUNUN YEĞENİ İLE AŞK YAŞIYOR..." ( POSTA : 12.04.2004).MANKENLERİN TC'NİN KURULUŞ TARİHİ VEYA ATATÜRK'ÜN DOĞUM TARİHİNİ ...VS BİLMEDİKLERİNİ BİLİYOR MU İDİNİZ?PEKİ ONLARI BU ADAR PARA KAZANDIRAN - AMA AZ VERGİ ÖDETTİREN - ÖZELLİKLERİ NE ACABA ...?!
 

                                                 Kadın subay ve askerlerin yarısı cinsel tacize uğramış
    İngiltere'de Kraliyet Hava Kuvvetleri içinde hazırlanan bir rapor, hava kuvvetleri mensubu kadın asker ve subayların yarısının iş hayatları boyunca en az bir kez cinsel tacize uğradıklarını ortaya koydu.Independent on Sunday gazetesi tarafından ele geçirilen rapora göre, son 12 ayda 1000 kadın asker üstlerine yaptıkları başvuruda bir meslektaşı hakkında cinsel taciz suçlamasında bulundu.Kadın asker ve subayların en az iki kez karşı cinsteki üstleri tarafından taciz edildiklerinin de rapor yazarları tarafından ortaya konulduğunu öne süren Independent, kadın asker ve subayların en azından cinsel konularda sözle sarkıntılık edilerek rahatsız edildiklerini kaydetti.Cinsel tacize uğrayanların sadece yarısının şikayette bulunduğunu iddia eden Independent, üç yıl önce de benzer bir raporun yayımlandığını, karşılaştırma yapıldığında taciz sayısının büyük artış gösterdiğinin anlaşıldığını belirtti. Independent, ''Bu durum da ordu komuta kademesini büyük bir kaygıya sürüklüyor'' diye yazdı.Raporun, hava kuvvetlerinde sadece kadın değil erkek asker ve subayların da tacize uğradıklarını ortaya koyduğunu duyuran Independent, erkek subayların ayrıca bazı gruplar tarafından korkutularak sindirildiklerini de iddia etti. ( Milliyet :24 Ocak 2005 )

                                                    ABD ordusunda cinsel taciz arttı
       AMERİKAN askerleri arasında yaşanan cinsel tacizin geçtiğimiz yıla oranla büyük bir artış gösterdiği ortaya çıktı. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yayınlanan rapora göre, 2004 yılında, Amerikan askerleri arasında yaşanan ve rapor edilen cinsel taciz sayısı bin 700'den, 2005'te 2 bin 374'e ulaştı. Pentagon yetkilileri askerler arasında yüzde 40'ı bulan cinsel taciz artışını yeni uyguladıkları programa bağladı. Pentagon'un yeni programı çerçevesinde cinsel tacize uğradığını beyan eden askerler, sağlık, rehberlik ve psikolojik destek alıyor. ABD ordusunda cinsel tacize uğrayanlar, çeşitli nedenlerden dolayı bu durumu rapor etmediği için cinsel taciz vakalarının pek çoğu  açığa çıkmıyordu. Akşam 19.03.2006 )

                                                                Herkes yapmıyormuş!
      Genç yaşta cinselliğe özenme, yanlış anlamanın sonucu! Şarkılardan filmlere bol bol cinsel mesajla karşılaşan gençler, kendisi dışında herkesin 'seksi denediğini' sanıyor
( Milliyet : 04 Nisan 2006 )

                                                        Medya cinselliği körüklüyor
   ABD'de yapılan bir araştırmada, cinsel çağrışımlar içeren müzik, magazin, televizyon programları ve filmlerin, gençlerin daha erken yaşta cinsel ilişkiye yönelmesine yol açtığını ortaya koydu.Araştırmayı kaleme alan Kuzey Carolina Üniversitesi'den Jane Brown, "çocuklar medyada ne kadar çok cinsellikle ilgili unsurlara maruz kalırlarsa, cinsel yaşamlarının o kadar erken başladığı ilk kez saptandı" dedi.Araştırma, 12-14 yaş arasındaki bin 17 genç arasında yapıldı. Daha önce bu konudaki araştırmalar, sadece televizyonun etkisiyle ilgili olarak yapılmıştı.2.2 kat fark  Araştırmada, iki yıl süresince gençlerin cinsel içerik taşıyan filmler, televizyon şovları, müzik ve magazin programlarından nasıl etkilendiğine bakıldı.Bu tür unsurların erken cinsel faaliyeti gündeme getirdiği saptanan araştırmaya göre, bu programları çok izleyen beyaz gençlerin 14-16 yaş arasında cinsel ilişkiye girme olasılığı, az izleyenlere oranla 2.2 kez daha fazla. Medyaya göre cinsellik risksiz Araştırmada, ailelerin çocuklarıyla cinsellik konusunu zamanında ve kapsamlı bir şekilde konuşmadığı, bunun yarattığı boşluğu 'cinselliği risksiz ve eğlenceli bir şey olarak gösteren' medyanın doldurduğu belirtildi. ( 04.04.2006 )

      Bodrum'da Saygı Çevik, ayrılmak isteyen liseli sevgilisi E.A.'nın çıplak görüntülerini internette yayımladı
                    
Turizm ve eğlencenin başkenti Bodrum'da yeni bir "Gamze Özçelik vakası" yaşanıyor.
     26 yaşındaki Saygı Çevik, kendisinden ayrılmak isteyen 16 yaşındaki lise öğrencisi sevgilisi E.A.'dan intikamını, çektiği çıplak görüntüleri internette yayarak aldı. Çıplak fotoğraf ve görüntüleri CD ile çoğaltılıp porno sitesinde yayımlanan genç kızın ailesinde ise dram yaşanıyor. ÇoğaltıldıLise öğrencisi E.A.'nın ayrılmak istemesi üzerine Çevik, önceden çektiği görüntü ve fotoğrafları çoğaltıp elden ele dolaştırdı. Görüntüler internetteki bir porno sitesinde de yayımlandı. Genç kızın emekli asker babası kalp krizi geçirdi, annesi sinir krizi geçirerek hastanelik oldu. Liseli kız da akrabaları tarafından başka bir kentteki klinikte tedavi altına alındı. Bodrum'u terk etmek zorunda kalan ailenin Çevik hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmasıyla ağustosta ortaya çıkan olay üzerine gözaltına alınan Çevik, görüntülerin gizli ve zorla çekilmediği anlaşılınca, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
( Milliyet :12 Kasım 2005 / Cumartesi  )

                                            Eşimi her limanda aldatırım
      Uzak deniz kaptanı, çok sevdiğini söylediği eşini yurtdışına her çıkışında aldatıyor.Eğitimli bir insanım...Kadının benim yanımda yatıyor olması bana inanılmaz rahatsızlık verir; çünkü ben evli bir insanım. Kendimi suçlu hissederim. Hollanda'da bunu yaptıktan sonra eşime telefon ettim, içimdeki pişmanlığı kapatmak için. Eşimi seviyorum ( Radikal : 23 Ocak 2006 )


                                                          Mankenlere fuhuş operasyonu

İstanbul polisi aralarında manken, VJ, TV yarışmacısı olan 19 kişiyi "para karşılığında ilişki kurduğu" iddiasıyla gözaltına aldı

İstanbul'da fuhuşa yönelik operasyonlarını aralıksız sürdüren Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, 1 ay önce "Kedi" operasyonu düzenlemiş, yurtdışından getirttiği yabancı uyruklu kadınları tanınmış işadamlarına pazarladığı iddia edilen Ejder Toprak ve adamlarını yakalamıştı. 21'i erkek toplam 78 kişinin yakalandığı operasyonda, istanbul sosyetesine 'fuhuş servisi' yaptığı belirlenen Toprak tutuklanarak cezaevine gönderilirken, polis operasyonlarını sürdürmeye devam etti. İstanbul'un fuhuş piyasasını elinde bulunduran Toprak'ın bağlantıları ve ilişkileri mercek altına abndı. Yapılan takip sonucunda menajerlik yaptığı belirtilen Dincer Dinçsoy'a ulaşıldı. Dincer Dinçsoy'un piyasaya ünlü kişileri de pazarladığı bilgisine ulaşan polis, soruşturmayı derinleştirdi.Podyum operasyonu Bir aylık takip sonucu dün düzenlenen operasyonda Dincer Dinçsoy ile kendisine yardımcı olduğu belirtilen Bülent Tetik ile Suat Yıldız adlı kişiler gözaltına alındı. Suçlamaları kabul etmediği belirtilen Dinçsoy'un para karşılığında fuhuş yaptırdığı iddia edilen ünlü isimler de teknik takip sonucunda tespit edildi. Telefon kayıtları ve Dinçsoy'un listesinde olduğu belirtilen manken Ece Gürsel'in de aralarında olduğu 19 kişi gözaltına alındı. Ünlüler listesinde şarkıcı E U., "Biri Bizi Gözetliyor Evi"nin ilk yarışmacılarından olan H.Y., "Gelinim Olur musun?" yarışmasının finalistlerinden S.U., manken P.G., VJ Ö.E. gibi isimlere yönelik 19 ayrı adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.Listede işadamı ve futbolcular var.Dinçsoy'un manken ve şarkıcı gibi tanınmış isimleri para karşılığında pazarladığı iddia edildi. Gecelik ücretinin isme göre değiştiği ve mankenlerin geceliğinin bin ile 3 bin dolar arasında pazarlandığı da iddialar arasında yer aldı. Şebekenin müşterilerinin arasında birçok tanınmış işadamı, ünlü futbolcu ve bazı siyasetçilerin olduğu saptandı. Yapılan incelemede polis, gözaltına alınan ünlü isimlerin para karşılığında ilişki kurduğu müşterilerden birinin siyasetçi olduğunu ve bu kişinin ifadesinin de tanık sıfatıyla alınacağı belirtildi. ( Vatan : 04.04.2006 )

                                                            Fahişem olur musun?
     Şöhret, para, lüks hayat açlığıyla beslediğimiz genç kızları, bu hayallerine kavuşacaklarını iddia ettiğimiz programlara çıkarıyoruz.Göçlerle şişmiş kenar mahallelerden, gecekondulardan, yarım kalmış lise eğitimleri, dikiş-nakış kursu eğitimleriyle koşa koşa geliyorlar.Anneler oğullarını futbolcu, kızlarını televizyonda şöhret sahibi yapmak istiyor zaten. "Birileri bizi gözetlerken gelinim olur musun" diye sorup kullanılmış bir kâğıt mendil gibi kenara atıyoruz onları.Geçici, sabun köpüğü şöhretler peşinde koşturup zaten zedelenmiş ahlak anlayışlarını iyice zedeliyoruz, üç beş reyting uğruna kandırıyoruz.Üç ay boyunca ekranda kalıp flaşların altında yaşıyorlar.Anlık bir şöhretin çekiciliğine kapılıyorlar.Hepsinin hayalinde lüks bir cip, bahçeli bir villa, zengin ve yakışıklı bir sevgili veya koca, bankada bol para var.Yarışmaları bittiğinde, şöhretleri ve buna bağlı olarak hayalleri de çekiçle vurulmuş bir cam gibi tuzla buz oluyor.Onları tanıyan insan sayısı giderek azalıyor, yolda görüp öpenlerin sayısı giderek eksiliyor.Şöhretsiz, parasız ve hayalsiz, öylece dımdızlak ortada kalıyorlar.Hayallerine ulaşmanın tek yolu, bedenlerini pazarlamak oluyor.Gecesi 2 bin dolara vücutlarını satıyorlar.Ama şöhret peşinde koşan sadece onlar değil ki.Polisi de şöhretli olmak istiyor. İstanbul'un sokaklarında her gece dönen yüz bin dolarlara gözlerini yumup tek bir hamleyle "Yılın operasyonu"nu yapmak, gazete manşetlerine, televizyonların ana haberlerine çıkmak  istiyorlar.Kurban zaten hazır, gelinlik kız teklifiyle fahişeliğe hazırlanmış, üç günlük şöhreti yaşamış kızlar.Yeni CMK ile, sanık hakkı, ön soruşturmanın gizliliği ilkeleri rafa kalkıyor.Kızları bu yola hazırlayanların kanallarında, gazetelerinde boy boy haber oluyorlar.Bu genç kızların önce beyinlerini iğfal edenler, kişiliklerini zedeleyenler, ortaya çıkardıkları eserden hiç utanç duymuyor. En başta onlar yayınlıyor haberlerini...İstanbul'un göbeğindeki kumarhaneleri, "taç"lı başlı spor kulüplerindeki rezillikleri, Akmerkez'in arkalarındaki villalarda dönen dolapları görmezden gelen polis, Barbie'leri yakalıyor.Yanlış anlaşılmasın, niye yakalıyor diye sormuyorum. Sorduğum, bu kentin merkezindeki kumarhaneleri, Rus, Moldovalı, Ukraynalı kızları pazarlayanları niye yakalamıyorsunuz olabilir ancak...Belki biri dikkate alır da yanıt verir.Şöhret düşkünü kızlarımız, kızları şöhret peşinde yanlış yollara yönlendiren yarışma programlarımız, medyatik ahlak baskını yapan polisimiz ile geldiğimiz nokta bu.Kendi kızlarına yapılmasını istemedikleri şeyleri başkalarının kızına yapmaktan çekinmeyen insanların egemen olduğu bir anlayışın bizi getirdiği nokta bu.Kızlarımızın özgeçmişi artık daha zengin. Hem televizyonda yarışma kazandılar, hem de randevuevinde basıldılar ama orada da gazetelere manşetten girdiler. Ergun BABAHAN(Sabah :06.04.2006)

                        BİR KURBANIN ANATOMİSİ  - Adını  hatırlayan var mı...!? , zavallı ! -  
                                                             BURÇİN BİRCAN :

    
20 yaşında uyuşturucudan ölen Burçin Bircan, günlüğünün son satırlarında "Yatacak yerim yok, kokuyorum. İyice çirkinleştim. Tanrım bir kurtarıcı gönder" diye yalvarıyor.Mezarlıkta cesedi bulunan 20 yaşındaki yüz güzeli Burçin Bircan, tuttuğu günlükte adeta kendisini ölüme götüren süreci anlatmış. Burçin Bircan'ın 20 Ekim 2003'ten yeni yılın ilk gününe kadar yazdığı "Ölüm hikâyesi" şöyle:   
                                                     20 EKİM: ESKİ BURÇİN GİTTİ
    "Hangi aydayız, ayın kaçı bilmiyorum. Yıllar sonra pis bir eroinmanım. Kimin yanında yerim olabilir ki? Banu öğrendiğinde evi terk etmemi istemiş. Melike telefonlarıma çıkmıyor. Sokaktayım. Evden kaçalı 5 yıl oldu. Kötü krizler atlatıyorum. Hastayım, saat öğleden sonra 3 suları. 4 - 5 gibi Recep'le (Recep Duman, uyuşturucu satıcısı) buluşacağım. İnşallah beni tedavi edecek. Ailem yıllardır 'Bu senin hayatın, kararını ver' deyip duruyordu. Şimdi 20 yaşındayım. Bana 'Geri gel, Deniz'le evlen, kurtul' diyorlar. Artık çok geç annecim, babacım. Artık o küçük, mutlu, hayatı seven Burçin yok."25 Ekim: "Arkadaşlarım Beşiktaş'ta ev tutmuş. Ne resimlerimden, ne gönderdiklerimden haber gelmedi. Önder eve kabul eder sanıyordum ama maalesef beni çok beğeniyor. Favorisi olduğumu söylüyor." 4 KASIM: BEŞ PARASIZIM "Yine evim yok. Sokaktayım, yani her gün banyo yapacak bir yer arıyorum. Haftada bir kez yıkanıyorum. Onu da yapabilirsem. Tam eroinman oldum. Yıllardır kurtulmak istiyorum. Ailemi aradım. Ama onlar beni kabul etmediler. Tek istedikleri Deniz'le evlenmem. Eroinmanım, o çocuğu da kirletemem. Bu yüzden ondan uzak duruyorum.". "Evim yok. Bir işim de. Param da yok, sevgilim de. Hiçbir şeyim yok. Bütün eşyalarımı, bilgisayarıma kadar sattım. Sadece tablolarım ve giysilerim Burcu'nun deposunda. En samimi arkadaşım, dostum. Banu bile beni istemiyorsa işim bitti demektir. Geçenlerde Taylan aradı ve beni evinin kapısından kovduğuna pişman olduğunu, yanıma gelmek istediğini söyledi. Evim olmadığı için ona gel diyemedim. Cavidan hâlâ pasaportumu vermemekte ısrarlı. Annemi arayıp İzmir'e dönmek istediğimi, orada çalışıp evimizde kalmak istediğimi, sokakta kaldığımı söyledim. Ama babam inatla kabul etmiyor."Herkes oruç tutuyor, herkes ailesiyle orucunu açıyor. Bazen reklamları izlerken, ailemle sahura kalktığımız günler aklıma geliyor. Boğazıma yumruk tıkıyorlar sanki, lanet olsun. Çıkıyorum şu b..tan yaşantıdan. Üstüm başım leş gibi. Kaç haftadır üstümde aynı kıyafetler var, utanıyorum. Gece kulübe bile gitmiyorum, acayip çirkinleştim, zayıfladım, kendimden nefret ediyorum. Bazen annemi istiyorum. Ona sarılmak, koklamak, dokunmak. Ama yok, kim bilir nerelerdedir? Tanrım bana öyle birini yolla ki, beni kendimden bile çok sevsin, elimi tutsun. Beni bu pislikten çıkarsın." 14 KASIM: HER ŞEYİMİ SATTIM" Bilgisayarım, cep telefonum, param, kameram, her şeyimi eroin almak için sattım. Beni bu pisliğe alıştıran, Nedim (Doğan) pisliği, şimdi benden daha mutlu ve ailesiyle... Kurtulmak ve yeniden mankenliğe başlamak istiyorum. Çok mutsuzum. Sebebi, ben Burçin Bircan'dım. Türkiye birincisi olup sonra Dominik Cumhuriyeti'nde dünya üçüncüsü seçildikten sonra bu iğrenç, beş kuruşluk insanların şiddetine maruz kalmam haksızlık!Bir yere gelmiş olmama rağmen, nasıl oluyor da ben bir b.. yapamıyorum? Tabii her şey o pislik kadın Cavidan Kutlu yüzünden. Ona ömrümün sonuna kadar beddua edeceğim. Allahım, Ramazan gününde diliyorum ki, bir anda her şey tersine dönsün ve inanılmaz bir yükselişe geçeyim."1 OCAK: SON YAZI..."Balıklı Rum'da geçen 20 günün sonunda Önder beni çıkardı. Dün yeni yıldı, beni Müge'nin evine bıraktı. Beni Balıklı Rum'a yatıran Önder, artık başımın çaresine bakmam gerektiğini söyledi".Bircan, bu yazıdan yedi gün sonra, Kozlu Mezarlığı'nda, kolunda iğne delikleriyle ölü bulundu.  'Nasıl bu hale düştüm?' Kozlu Mezarlığı'nda kolunda iğne delikleriyle ölü bulunan 20 yaşındaki Burçin Bircan'ın günlüğünde, yaşadığı çaresizlik hemen hissediliyor. Ne gidecek yeri ne de parası olan Burçin, bu hale düşmesini de haksızlık olarak nitelendiriyor. Kendisini Nedim Doğan'ın uyuşturucuya alıştırdığını da yazan Burçin, "Her şeyimi sattım. Hep o Nedim pisliği yüzünden" diyor ve onun ailesiyle mutlu olmasına isyan ediyor.Hastanede de günlük tutmuş.'Dünya iyisi bir adam yatırdı beni buraya, çok zengin ama bir o kadar da gönlü cıvıl cıvıl bir insan' diye başlıyor Bircan'ın hastane günlerini anlattığı günlüğü... Balık Rum Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde yılbaşı öncesi yaşadığı anıların arasına uyuşturucuyla ilgili şu çarpıcı satırlar da yer alıyor: "Neler dönüyor burada, eroin getirtenleri mi dersin, hap getirtenleri mi dersin, esrar getirtenleri mi! O kadar yasa varken nasıl becerdiklerini ben bile anlamıyorum. Hemen bir sigara yakıyorum." Yurtdışından bile tedavi için gelenlerin olduğunu aktaran Bircan, gelme nedenini komik bulduklarını ise şöyle anlatıyor: "Kiminin gelme amacı çok komik. Adam buraya gelip kanını temizletip çıktığında daha iyi kafa yaşasın diye gelmiş! Süper ya! Böyle adamlar hâlâ yaşıyor demek ki!" 
   
İKİ ÜÇ  YIL ÖNCESİNİN YÜZ GÜZELİ, ŞİMDİNİN UYUŞTURUCU MÜBTELASI,PARA KARŞILIĞI VÜCUDUNU SATAN VE BİR GECE MEZARLIK YANINDA CESEDI BULUNAN ÇAĞDAŞ HAYAT(!)'IN KURBANLARINDAN BİRİ:Adli Tıptan gelen ön rapor dehşet verici. Büyük bir olasılıkla Burçin Bircan canlı canlı ölüme terk edilmiş. Yani Kozlu Mezarlığı'na getirilip atıldığında henüz yaşıyormuş genç Burçin. Bunu yumuşak topraktaki sürüklenme izlerinden, giysilerinin arkasındaki sıvanmış çamurdan ve bu sırada yukarı doğru sıyrılan gömleğinden anlıyorlar. Ayrıca kızın tırnaklarını çamura geçirip, çırpındığı ve olduğu yerde debelenerek can verdiği ihtimali de yüksekmiş bu yüzden. Kim bu motosikletli :genç Sızan bilgilere göre Burçin Bircan son haftalarda motosikletli ve uzun saçlı bir gençle birlikteydi. Bu genç, Bircan'a hem uyuşturucu hem de madde temin etmek için gereken parayı bulacağı seks partnerleri sağlıyor ve komisyon alıyordu. Bazı görgü tanıkları ölüm olayının olduğu gün Burçin'i bu gençle birlikte gördüklerini belirtti.Çöpsakal Nedim :Yine edinilen bilgiler arasında Burçin Bircan ve şu an cezaevinde olan sevgilisi Orhan Aras'ın içinde bulunduğu kadronun lideri olarak Çöpsakal Nedim adlı bir başka gencin daha arandığı anlaşıldı. Dudaklarının altında üçgen şeklinde küçük bir sakal parçası olduğu için Çöpsakal Nedim olarak çağrılan bu gencin eski bir sabıkalı olduğu, 2 yıl önce üzerinde çok sayıda ecstacy hapı yakalattığı, 8 ay cezaevinde kaldığı anlaşıldı. Cinayet masası ve narkotik dedektiflerinin 2 gündür her yanda baskınlar yaparak aradıkları Çöpsakal Nedim'in memleketi olan Mersin'e kaçtığı belirlendi. Burçin Bircan'ın yarışma kazandıktan sonra verilmesi gereken ödüllerini vermeyip, üzerine yatmakla suçladığı bir organizatör. Burçin'in son röportajlarında "Benim bu hale gelmemin sebebidir" demesini ihbar kabul eden emniyet birimleri savcılığın da bilgisi dahilinde Cavidan Akyol'u şubeye davet edip uzun uzun sorguladılar. Bu arada Burçin'in uzun süre Akyol'un asistanı olan yine uzun saçlı, sırtı boydan boya dövmeli bir gençle de ilişkisi olduğu, ortak arkadaşları olan bir transseksüelle hep birlikte bazı paralı seks alemlerine katıldıkları öğrenildi. Talihsiz bir kadın:Bu arada Cavidan Akyol'un eşi Süha Kutlu'nun da yıllar önce yine bir uyuşturucu aleminde aşırı dozdan öldüğü, yanındaki iki kız kardeşten Esrahan'ın ise halen AMATEM'de (Alkol Ve Madde Bağımlıları Tedavi Merkezi) yattığı anlaşıldı. Süha Kutlu Ahu Tuba'nın da ilk eşi olarak ünlenmiş bir playboydu. Ta o zamanlarda bile narkotik polisinin şüpheliler listesinde olan Kutlu birkaç kez gözaltına alınıp, delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştı...!

                                 ŞÖHRET DÜNYASININ (...) İÇ YÜZÜNÜ ÇOK İYİ BİLEN AYKUT IŞIKLAR'DAN
   
  Para ve şöhret meraklısı kızlar!.. Bu örnekleri mutlaka öğrenin Ben birisi veya bir konu hakkında iddialı konuşuyorsam mutlaka bunun altında; uzun yıllarda yaşanmış birçok olay hatta kendi yanlışlarımdan oluşan bir zincir vardır. Kısacası buna tecrübe diyoruz. Laf olsun diye yazı yazmam, konuşmam...Yazılarıma yıllardır tiryaki olanlar hemen hatırlar.Her zaman genç şarkıcı veya artist adayı kızlara 'Aman sakın evli bir sevgilinin sözlerine ve hareketlerine güvenmeyin. Belki kısa zamanda bazı somut şeylerin sahibi olabilirsiniz. Ama bunların bedelini ilerde fazlasıyla sizden alır erkek milleti. Hele pili iyice bittiği zamanlar... Bırakın başarı geç olsun ama sizin olsun' diye kaç kez yazdım.Ve kimsenin yazmaya cesaret edemeyeceği örnekleri gösterdim.Türkan Şoray, kendinden 30 yaş büyük evli barklı bir adama 26 yılını verdi. Peki sonra yani kendisi yaşlanınca ne oldu? Yıllarca 'evim' dediği mekanı mahkeme kararı ile satın aldı. Bu parayı temin etmek için de TV dizilerinde Haluk Bilginer'e yardımcı oyunculuk yapıyor.Yapımcı-yönetmen Memduh Ün'e hayatını adayan Fatma Girik'in para-pul derdi yok. Ama o kocaman boş evin duvarları bazen üzerine doğru gelmiyor mu? Torunları koşuşsa, evde her zaman yaşam sesleri olsa daha iyi olmaz mıydı? Şimdi kime, neyi konuşuyordur. Çok merak ediyorum, evine misafir geliyor mu?Pakize Suda, İzmir'den geldiği ve çok güzel olduğu günlerde, şayet Beyaz Kelebekler grubunun davulcusu Turgut Akyüz'e âşık olmasa idi... Şimdi belki çok zengin bir şarkıcı olup, Marmaris'te ada sahibi olabilirdi. Veya çocukluk arkadaşı Sezen Aksu gibi yüzlerce bestesi olan bir müzisyen... Rahmetli Turgut da evli idi. Sonuçta Pakize'nin gençliği uçup gitti.Perihan Savaş, İbrahim Tatlıses ile geçen yıllarını anımsayınca acaba ne düşünüyor? 'İyi ki yaşadım, çok mutlu günler' mi diyor yoksa, keşke o zaman sadece işime baksaydım da bir kenara para koysaydım. Bak şimdi böyle TV'lere koşturmazdım' mı diyor.Muazzez Ersoy'u bu alemde bir yere getiren 14 yıllık büyük aşkı Metin Güneş, şimdi mutlu yuvasında yaşıyor. Çocuklarını gezdiriyor. Belki de Ersoy'un afişlerini duvarlarda görünce 'heyecanlı bir macera' diye sadece gülüyor. Hayat kavgası devam eden Ersoy ise sanki yeni şarkıcı gibi, kendini tekrar halka kabul ettirmeye çalışıyor. Çünkü bu mantık olmazsa, ardından gelen gençler üzerine basıp geçerler. Özel yaşamında mutlu mu, bilmiyorum. Bu yaştan sonra olsa ne olur ki.. Emel Sayın hayatının en verimli ve olgun olması gereken günlerinde bir hukuk profesörüne âşık oldu. Adam evli idi ve müthiş bir eşi vardı. Zirvedeki bir sanatçı olmasına rağmen inanılmaz hakaretler işitti, kötü günler-geceler geçirdi. Günah değil mi o geçen zamana?.. Gülben Ergen 17 yaşında bir tavernacının çevresinden faydalanmak istedi, yatağına girdi... Görüyorsunuz tam 10 yıl sonra bunun bedelini ödüyor. O günlerde kim bilir ne planları vardı? İlyas Atak adındaki tavernacının kaşına gözüne âşık olduğunu sanmıyorum. Siz?Dün gazetelerde bir haber vardı. Genç solistlerden Esra Özmen'in müzisyen sevgilisi meçhul kişiler tarafından vurulmuş. Esra bunun eski sevgilisi tarafından yapıldığını iddia ediyor. Eski sevgili de Selçuk Çobanoğlu adındaki evli bir iş adamı. Esra'dan da en az 20 yaş büyük. Yıllarca aynı evi paylaştılar. Adam maddi manevi yardımlar yaparak Esra'yı bu duruma getirdi. Şimdi tabancalar, kurşunlar konuşuyor. Böyle olacağını tam bir yıl önce açıkça yazmıştım.Bir başka örnek...Hani Emel Sayın ile Mehmet Ali Erbil'in başrol oynadığı 'Aşkım Aşkım' TV dizisinde bir güzel garson vardı. Aptal sarışın rolündeki garson. Mutlaka tanıyorsunuz, ismi Yeliz Yeşilmen... Aslında yetenekli bir oyuncu... Ama çok sabırsız. Ve kendini o kadar çok akıllı sanıyor ki... Aynen Gülben Ergen gibi... Bu aleme İbrahim Tatlıses tarafından sokuldu. Nedense Tatlıses ondan nefret eder.Gazetelere yansıyan son evli sevgilisinin eşine göre...'İlk olarak Yunus Bülbül'ün yuvasını yıktı. Daha sonra Ceyhun Başaran adındaki işletmecinin... Şimdi de Ali Uğur Akbaş adındaki iş adamı ile birlikte imiş. Her an her şey olabilirmiş.'Şimdi size soruyorum. Star sanatçı olacağım diye, küçücük yaşında hayatından en az 3 evli (hepsi de babası yaşında) erkek geçen bir genç kız...Sizin gözünüzde ne kadar saygın olabilir? O kızı günün birinde hangi aklı başında, mert bir delikanlı sever? Ve evlenip çocuk sahibi olmayı ister? Hadi buldu diyelim. Çocuklarından da utanmaz mı insan?..Genç kızlar, ne olur küçük kızlara meraklı adamların tatlı sözlerine inanmayın. Bu işlerin sonu mutlaka hüsran oluyor. ...... ve ismi şu dakika aklıma gelmeyen benim için özel ve çok güzel şarkıcı kardeşlerim...Size sesleniyorum.  Neyinize güvenip de şarkıcı olmaya kalkışıyorsunuz? Başka işiniz yok mu sizin? Hele bazılarınız adam gibi adam bulup evlenmiş... Anne olan bile var aranızda...'Gazetecilere ve TV'cilere arkadaşlarınız hakkında dedikodu ver' desek kaçarsınız. Zaten siz gazetecilere yalakalık yapmasını da bilmezsiniz. İspiyon, iftira yok sizde...TV müdürlerine veya dizi yapımcılarına gidip 'Abi beni meşhur etsene' demezsiniz.Gazetelerin pazar ilavelerine kapak olmayı da beceremezsiniz. Adına 'prodüksiyon' denilen işi (rüşvetin kibarcası) yapan aracıları da tanımazsınız. Zaten onları tanısanız iş kolay. 3 bin dolara bile kapak kızı olunuyor. Ayrıca bu işi üstlenecek pek çok çapkın ay pardon sponsor firma da var. Hadi parayı bulup, adresine ulaştırdınız diyelim...,bugünlerde TV reklamlarında çocuklara ninni söyleyen ahlak abidesi Nilüfer'in... Hem nişanlısını, hem de eşini başka erkeklerle aldatırken yakalandığını bilmiyorsak, Pınar Altuğ'a kızmaya hakkımız yok. Genç kuşak bilmez. Nilüfer'in maceralarını piyanist nişanlısı Rıza Silahlıpoda ve yapımcı eşi Yeşil Giresunlu'ya sorabilirsiniz. Pınar Altuğ, bence Nilüfer'e göre rahibe gibidir.Sahnelerin diğer idolleri Ajda Pekkan. Sezen Aksu, Muazzez Abacı ile Gönül Yazar'ın özel yaşamlarını ne kadar biliyorsunuz? Kaç kez evlendiler, hayatlarına hangi erkekler girdi?Tam olarak doğruları bilmiyorsanız, Muazzez Ersoy, Ebru Gündeş, Sibel Can, Gülben Ergen, Sibel Turnagöl'ün özel yaşamını hiç karıştırmayın. Çünkü insafsızlık olur. Ablalarının yanında çırak kalırlar. Eskiler zamanında TV yoktu, gerçekleri yazacak gazeteci yoktu. Yazanlara da hastane odasında 'geçmiş olsun. Gazetecilik hali, her gazetecinin başına gelebilir' dendi.Türk sinemasının en saygın sanatçısı, yani 'Kraliçesi', 'Sultanı' kabul edilen Türkan Şoray Hanımefendi, 26 yıl evli bir erkekle aynı evi paylaşmışsa...  Sinemanın 'erkek Fato'su Fatma Girik, 40 yıldır Memduh Ün ile nikâhsız yaşıyor...Sınav röportajlara başlar. Ünlü mankenlere, ilkokul mezunu olan herkesin bildiği veya bilmesi gereken genel kültür soruları sorarak, ne kadar cahil ve kültürsüz olduklarını halka göstermeye çalışırlar...Örneğin Atatürk'ün ne zaman doğduğunu, öldüğünü bilmeyen o ünlü mankenlerimizi hep bu sayede öğrendik.Yanılmıyorsam en son 'Cumhuriyet'in kaçıncı yıl dönümünü kutlayacağız? sorusuna yanıt aranmıştı. 30 kişi bir türlü doğru yanıtı bulamamıştı. 'Ben Almanya'da büyüdüm. Bu yüzden bilmiyorum' diyen mankeni siz de ibretle izlemişsinizdir. Bir tanesi de pat diye '10. yıl' dedi. Hemen bir yakın arkadaşı araya girdi 'Olur mu kızım. Onuncu Yıl Marşı'nı ben Kenan Doğulu'dan en az 5 yıldır dinliyorum. Kenan 5 yıl önce bu besteyi yapsa, demek ki Cumhuriyet en az 15 yıl önce kurulmuş ' dedi....Atv'de sabahları 'Hayat Bu', Kanal D'de 'İşte Hayat'... Star TV'de bir benzeri...Hepsinde konuşan, ağlayan ve yüzlerine bazen maske takan kadınlar. Onların kocaları, delikanlı sevgilileri...Artık 25 santimlik mini eteği ile karşımıza çıkan, saçma sapan konuşmalar yapan şarkıcı hanımları söylemiyorum. Bunların bazıları 15 yaşında erkek çocuk annesi...Akşamları ise başka bir alem... Elinizdeki uzaktan kumanda aletinin hangi düğmesine bassanız, karşınızda kocasına nasıl çiş yaptırdığını anlatan Hülya Avşar, eski sevgilisinin kendisi için yaptığı beste ile dalga geçen her yeri ortada bir kadın, porno kaseti firari iş adamının kasasında bulunan bir şarkıcı, resmen vücudunu satarak hayatını kazanan pek çok şarkıcı, artist ve manken... Böyle yüzlerce örnek sayabilirim.Bunlar mı Atatürk Devrimleri'ni savunan, çağdaş Türk kadınları? diye soruyor kendi kendine?... Kendini çağdaş sanan, aslında kara cahil olduğunu bile bilmeyen insanlar eğitilmediği, kontrol altına alınmadığı sürece...Kimse Anadolu veya büyük kent varoşlarında oturan kadınların türbanına karışmasın. Zaten 80 yıl karıştılar da ne oldu?    

   Aykut Işıklar'dan son haber: “Zirvedeki Ajda Pekkan kale gibi idi. Çünkü kız kardeşi Semiramis Pekkan Milliyet gazetesinin o zamanki sahibi Ercüment Karacan'ın eşi olmuştu. Ajda da Milliyet'in baldızı. Mehmet Ali Birand çok iyi anımsar o günleri. Nükhet Duru ise Hürriyet'in o zamanki patronu Erol Simavi'nin kolları arasına girmiş, kraliçe gibi idi. Mayolu fotoğrafları bile arşivden kaldırılmıştı. En garipleri Nilüfer ise, Musevi cemaatinin himayesinde idi. Akıl hocası Nino Varon, Dany Grünberg filan. Zaten Nilüfer'in ilk flörtü de, yapım firması da Musevi'dir. Eurovision'a gitsin diye uğraşılıyordu. Arkasında kimse olmayan Sezen'in tek silahı şarkıları idi. Bugün bile her fırsatta söylediğimiz şarkıları...” 03.10.2008

                                                      Belçika'da eşcinsel nikahlar artıyor
Belçika'da eşcinsellere evlilik hakkı tanıyan yasanın yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2003 tarihinden sonra 3200 eşcinsel çiftin evlendiği bildirildi.
( Akşam:20.03.2006 )                                                          

                                                       Toruna tecavüze 12 yıl
 
 Samsun’da 15 yaşındaki torununa tecavüz ettiği için tutuklu yargılanan 69 yaşındaki N.B. mahkemede, “Ben ona bir şey yapmadım. Divan üzerinde uyurken, torunum cinsel organımla oynayıp, kendi cinsel organına soktu” diye kendini savundu.Genç kız E.B. ise ifadesinde, “İlkokul birinci sınıftan itibaren beni taciz ediyordu. Son iki yılda bana tecavüz etti. Kendisinden hamile kaldım ve çocuk aldırdım” dedi. DNA testiyle de olayın doğrulanması üzerine mahkeme sanık dedeye 11 yıl 8 ay ağır hapis cezası verdi
( Hürriyet:12 Ocak 2007)

                        16 yaşındaki kız, 8 arkadaşıyla annesini boğup öldürdü ve eğlendi!
  ...Saba S’nin, sorgusunda, aralarında geçimsizlik olan annesi ile sık sık tartıştığını ve dün akşam 18.00 sıralarında aralarında çıkan bir kavga sonucunda annesini çarşafla boğarak öldürdüğünü itiraf ettiği öğrenildi.Genç kızın, annesinin cesedini gizledikten sonra eve çağırdığı arkadaşlarıyla birlikte alkol alarak eğlendiği belirtildi.( Milliyet:24 Ağustos 2006 ) GENÇLER NEREYE...!?
  

                                                         
O KADAR KADIN HAKKI,KANUN,POZİTİF AYIRIMCILIK.OYUN MU İDİ..TÜRK KADINI YILLARDIR ALDATILIYOR MU.!? VE KİM ALDATIYOR ?

                                          AHLAKSIZLIK KÖYLERE KADAR ULAŞTI ...
                                   Ahlaksız teklif katliamla sonuçlandı: 3 ölü, 3 yaralı
  DENİZLİ'nin Akköy İlçesi'ne bağlı Kavakbaşı Köyü'nde, 37 yaşındaki Musa Atik, iddiaya göre bir yıllık evli olan kuzeni Serdar Atik'in eşi Hatice Atik'e cinsel ilişkiye girme teklifinde bulunup porno film izlemeyi önerdi. Hatice Atik'in konuyu ailesine aktarmasının ardından 2 aile arasında çıkan tartışmalar büyüdü ve en son Musa Atik, evlerini bastığı akrabalarını kurşun yağmuruna tutu. Saldırıda, Ali Atik, eşi Ayşe Atik, kızları Eşe Atik öldü, küçük oğlu Serkan Atik ağır, büyük oğlu Serdar Atik ve eşi Hatice Atik hafif yaralandı. (Milliyet :01.05.06)

   

                                Aile değerleri zayıflayan Avrupa'da 12. yüzyıla dönüş
    Avrupa'da çöplerden çıkan ölü bebek sayısındaki artış endişe verici boyutlara ulaştı. Çare olarak 12. yüzyıldan kalma bir geleneğe sarılan Avrupalılar, hastane önlerine özel bebek kutuları yerleştiriyor.Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi, çöplerden ve bahçelerden çıkan bebek cesetlerine çare arıyor.Aile değerlerinin yok olmaya yüz tuttuğu  Avrupa'da evlilik dışı ilişkiler sürekli yaygınlaşıyor. Bu durumdan en büyük zararı ise çocuklar görüyor. Bir yanda parçalanmış aile yapısında yetişen çocuklar, diğer yanda kürtaj yoluyla yaşama hakkı 'henüz doğmadan' elinden alınan bebekler. Bunların üstüne doğar doğmaz ölüme terk edilenler de eklenince ortaya korkunç bir tablo çıkıyor. Almanya, geçtiğimiz ay Bremen'deki bir evin buzdolabında bulunan 2 yaşındaki bebek cesediyle sarsıldı. Siyasî tartışmalara da sebep olan ve sosyal senatörü istifaya götüren olay ilk değil. Aile değerlerindeki bozulma eğilimi dikkate alındığında son olacağa da benzemiyor.Geçtiğimiz yıl Sabine H. adlı bir kadının evinin bahçesinde gömülü bulunan 9 yeni doğmuş bebek cesedi ülkede şok etkisi yapmıştı. Avusturya'nın Graz kentindeki bir evin derin dondurucusunda da 3 bebek cesedi bulunmuştu. Son olarak Fransa'da, bir Türk'ün bahçesinden, eski ev sahibi Fransız bayan tarafından gömülen üç bebek cesedi çıkarıldı. Gazetelere yansıyan bu tip haberler, buzdağının sadece görünen kısmı. Avrupalılar gerçek rakamın çok daha yüksek olmasından endişe ediyor. Bebek ölümlerindeki artış, yetkilileri 12. yüzyıldan kalma bir kilise geleneğini yeniden hayata geçirmeye sevk etmiş. Uygulamaya göre belirli hastanelerin önlerine yerleştirilen 'Babyklappe' adlı kapaklı kutulara 'istenmeyen' bebekleri anneleri yerleştiriyor. İçeriden kimsenin göremeyeceği şekilde tasarlanan kutu, bebek içine konulduğunda otomatik olarak kendini kilitliyor. Anneye izini kaybetmeye yetecek süre tanındıktan sonra içerideki görevliye sinyal gönderiliyor. Doktorun sağlık kontrolünden geçen bebek, kendisini evlat edinecek koruyucu aile çıkana kadar hastanede tutuluyor.Başta Almanya olmak üzere Avusturya, İsviçre ve son olarak da İtalya'da hayata geçirildi. İlk olarak Almanya'nın büyük kentlerinden Hamburg'un Altona semtinde 2000 yılında kurulan düzenek, zamanla diğer şehirlere de yayılmış. Babyklappe'lerin sayısı şu an Almanya genelinde 41 şehirde 80'e ulaşmış durumda. Söz konusu düzenekten Avusturya'da 8, İsviçre'de bir adet bulunuyor. İtalya da artan bebek ölümleri üzerine geçtiğimiz yıl bir hastanede babyklappe uygulamasını başlatmıştı. New York'ta ise benzer bir atılım gündemde. Hamburg'da uygulamanın ilk başladığı 2000 yılından bu yana toplam 22 bebek, anneleri tarafından buradaki hastaneye bırakılmış.Almanya'nın Köln şehrinde de benzer bir uygulama mevcut. Katolik Kadınlar Birliği tarafından 2000 yılının sonunda başlatılan uygulama neticesinde bugüne kadar toplam 7 çocuk, bebek penceresi adı verilen düzeneğe bırakılmış. Kapak manasına gelen 'klappe' kelimesini kulağa hoş gelmediği için kullanmayan Katolik Kadınlar Birliği, pencere anlamındaki 'fenster' kelimesini tercih etmiş. Birlik, geliştirdiği Moses Babyfenster Projesi kapsamında, Köln Haus Adelheid'daki merkezinden 'Yaşama izin ver, kimliğini gizli tut' sloganıyla 6 yıldır bebeklerini ölüme terk etmek yerine evlatlık vermeye karar veren annelere imkan tanıyor.Babyfenster'da kadınlara günün her saatinde bebeklerini bırakabilme imkanı verilmiş. ( Zaman:14/11/2006)

     SON SÖZ ; BASINDA, MEDYADA  KIZIMIZI BAŞI KAPALI MI GÖRMEK İSTERİZ YOKSA GÖZLERİ BANTLA (...?) KAPALI MI ...!?


                                             BİR  MAİL  VE  ZARURİ  BİR  AÇIKLAMA
    Sitenizi eleştirmek değil niyetim. Herkesin bir dünya görüşü ve ulaşmak istediği insanlar mutlak vardır. Ancak, bir fikri beyan ederken, diğer insanların fikirlerine de saygı göstermeniz dileğini sunuyorum sizlere... Çünkü sizin söyleyecek sözleriniz varsa, bir başka şekilde başka insanların da vardır. Bu hoşunuza gitsin ya da gitmesin. Hoşunuza gitmeyenleri aşağılayarak, hakaret ederek onları yerlerde süründürmek bence ulaşmak istediğiniz ya da kurmak istediğiniz forma ters gibi geliyor bana. Kadın ile ilgili kısımda Burçin Bircan'ın yaşadıkları sadece sizin sitenizde değil, birçok sitede yer almalı, gençlere ve ailelerine örnek olmalıdır ancak, kadının "Evimin kadını olmak istiyorum, huzurlu yaşamak istiyorum" sözünün karşılığı sizin anladığınız manada olduğunu düşünmüyorum. Ben de çalışan bir kadınım ve dönem dönem aynı düşünceyi paylaşıyorum fakat bunun nedeni kadına verilen rol. İşte çalış, eve gel yemek yap, temizlik yap, çocukla ilgilen... Erkeğin bu rollerden hiçbirini üstlenmemesi, (hepsini o yapmalıdır demiyorum) paylaşması kadını daha özgür ve ayakta tutar. Aykut Işıklar'ın anlattıklarında doğruluk payı tartışılmaz ancak sonunu nasıl türbana bağlamış anlamadım. Türban takmayan kadınların sonu böyledir mi demek istiyor. Ya da bunu siz de mi söylüyorsunuz. Bu söylediğiniz birçok "doğru" yaşayan kadını zan altında bırakır. Çağdaş Hayat, Laik kadın diye çıplak insanlar, her gününü bir erkekle geçiren kadınlardan bahsetmişsiniz çok üzüldüm. Ben çağdaş ve laik olduğunu savunan, öyle yaşamayı tercih etmiş bir kadınım ama ne eşimin ne de çocuğumun utanacağı hiçbirşey yapmadım. Böyle vurgulamamakta fayda var gibi geliyor bana. İnternet çok büyük bir dünya. İnsan aramadığını da aradıklarının arasında bulabiliyor. Sizi nereden bulduğumu da anımsatmak isterim. Bir dosya hazırlıyorum "Çocuk Pornosu" üzerine ve sizin linkinizi oradan tıkladım. Bambaşka birşeyle karşılaşacağımı umarken sizi buldum, ilginçti... Bazen kızdım, bazen hak verdim, ama çoğunca böyle olmamalıydı dedim.        o..ozlema...@hotmail.com

S.ALEYKUN
Özlem hanım ...
Bızım sıtemızı eger bıraz daha dolasssa ıdınız tesetturlu ama hareketlerı ıslamı sınırlar ıcınde olmayanları da elestırdıgımızı gorurdunuz...
  Biz marsta yasamıyoruz...akrabalarım icinde ne sosyal demokrat ne çağdaş (!) yasayanlar var ... Asla " her çağdaş hanım kötü  yolun kadınıdır " mantıgı ile o  yazıları ve belgelerı sitemize eklemedik...Böyle asla düşünmeyiz, düşnmeye de hakkımız yok !!! Ama altını cizdigimiz ve vurgulamaktan asla vazgecmeyecegimiz sey : " MEDENÎ - ÇAĞDAŞ ...gibi terimlerin başına getirildiği hayat tarzının , insanları ve özellikle de kadınları sadece, evet sadece cinsel bir meta olarak yansıttıgı bir dünya görüşüne sahip oldugu iddasındayız...! Ye, iç, olabildigince hayattan zevk al- ama karşındakini kandır, aldat, yalan konuş, duyguları ile oyne... önemli değil ... ! -  LÜKÜSS HAYAT , YE İÇ KEYFINE BAK...yardım, fedakarlık, iyi niyet ...sadece - Şaban filimlerinin  eleştirdiği gibi - sadece ahmaklık olarak kabul edildiği bir dünyaya bu yol çıkıyor...SIZ NE KADAR IYI OLURSANIZ OLUN, ESINIZ, OGLUNUZ...NE KADAR TEMIZ OLURSA OLSUN...BU HAYAT TARZI SIIZ OLMAZ SA KARSINIZDAKINI MUTLAKA  NEGATIF ANLAMDA ETKILIYOR VE SONUCTA DIALOG-ILISKI ICINDE OLAN SIZINDE BU KOTULUKLERLE KARSI KARSIYA GELMENIZE ENINDE SONUNDA NEDEN OLUYOR... KAPKAÇ  SADECE EKONOMIK MI TEMELLI BIR OLAY...ANADOLU NE SAVASLAR GORDU ZAMANINDA DEGIL MI...!? BIZ SISTEMI -  CAGDAS-LAIK ...ADI HER NE ISE- ONUN INSANA ZARARLI SEYLERIN BILESKESI BIR HAYAT TARZINI INSANLARA SUNDUGUNU VE BUNU DA " ZEHIRI ALTIN TASTA " SUNMA SEKLINDE YAPTIGINI ILERI SURUYORUZ...!SIZ IYI OLABILIRSINIZ AMA SISTEM - HAYATA HAKIM OLAN MANTALITE HEP  INSAN INSANIN KURDUDUR  FELSEFESI UZERINE KURULUDUR... VE EGER SIZ KIRLI HAVANIN HAKIM OLDUGU BIR  SEHIRDE YASIYORSANIZ EVINIZI VE KENDINIZI TEMIZ TUTMANIZ BIR CARE GETIRMEZ !SORARIM SIZE- EGER  LISEDE COCUGUNUZ VAR ISE ONU GONUL RAHATLIGI ILE OKULA GONDEREBILIYOR MUSUNUZ...!-
  Bir zamanlar bu topraklarda dükkanlar açık iken camiye gidilmez mi idi ...!? Çocuk pornosu hangi hayat tarzının sonucu ortaya çıktı ...!? AMA SUNU KABUL EDERIZ...BAZEN KELIMELERI FAZLA SERT KULLANIYORUZ...BU SAVUNDUGUMUZ GORUS DEGIL , KARAKTERIMIZIN DOGAL SONUCU...KARADENIZLI BIR FERDIZ...BAZEN DENIZIN DALGALI HALI GIBI KELIMELERIMIZDE BIRAZ FAZLA SAVRUK OLUYOR...BUNU ZATEN BILIYOR VE KABUL EDIYORUZ... AMA HUY ISTE... :$
    YAZINIZ ICIN TESEKKUR EDIYORUZ...ELESTIRI BIZI SEVINDIRIR AMA YANLIS ANLASILMAK UZER...UMARIM BIZDE MERAMIMIZI ANLATABILMISIZDIR...   SELAM VE DUA ILE