Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
 DÜŞMANI BİTMEZ ÜLKEM

  Ah ulan, ah! Bu hale düştüklerini de mi görecektik! Doksan yıldır kahramanca direniyorlar. Laik, demokratik cumhuriyeti canla başla savunuyorlar. Mustafa Kemal’in izinde yürüyor, Ulu Önder’in kendilerine bıraktığı mirası yılmadan, yorulmadan koruyorlar. Kime karşı? Geri kalanımıza karşı. Sağa karşı koruyorlar, sola karşı koruyorlar. İnanana karşı koruyorlar, inanmayana karşı koruyorlar; Alevi’ye karşı, Sünni’ye karşı, gayrımüslime karşı koruyorlar. Kürt’e karşı koruyorlar, Türk’e karşı koruyorlar.
  Kolay değil bu kadar çeşitli ve kalabalık düşmana karşı vatanı korumak. Hazırlıklıydılar Allah’tan.Ta 1927’de ikaz edilmişlerdi. Neler olabileceğini ve ne yapmaları gerektiğini biliyorlardı.Denmişti ki onlara:“Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.”Tam tamına günümüz Türkiye’sinin tarifi işte!Ve denmişti ki:“Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.”Buyurun, işte günümüz iktidarının hatasız bir tablosu!Ve ne yapmaları istenmişti, neydi vazifeleri?“Bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır!”Uzun zaman, hakkıyla ifa ettiler bu vazifeyi. Çünkü muhtaç oldukları kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttu.Bu kudreti ciddiye almayıp aziz vatanı cebren ve hile ile zaptetmeye kalkışanlar hemen ağzının payını aldı.
  Önce Kürtler, 1925’te. Sonra Aleviler, 1938’de. Sonra Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler, 1942’de varlık vergisiyle. Sonra Demokrat Parti’ye oy veren yüzde 50, 27 Mayıs’ta. Sonra o yüzde 50’nin oyunu alanlar, Yassıada’da ve idam sehpalarında. Sonra Rumlar, 1963’te. Sonra solcular, 12 Mart 1971 ve 5 Mayıs 1972’de. Sonra herkes, 12 Eylül 1980’de. Sonra Müslümanlar 28 Şubat’ta. Ve hep Kürtler. Hep Aleviler. Hep başörtülü kadınlar. Ve hep kaba saba kıllı adamlar, bidon kafalılar, taşralılar, köylü kılıklılar.
  Ve gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunan iktidar sahipleri. Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan ve hatta Süleyman Demirel bile.Kendilerine Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti’ni kurtarma vazifesi verilmiş olanlar nasıl da kahramanca korudular aziz vatanı.Ve ne vatanmış ki bu, her yanı vatan haini dolu! Her an kurtarılması gerek! Her an bir şeyleri bastırmak, her an darbe yapmak, her an birilerini hapsetmek, asmak, kesmek gerek. Ah ulan, ah! Seksen yıldır hepimize karşı bu vatanı koruyanlar şimdi bu hallere mi düşecekti! Bu kadar mı pespayeleşeceklerdi! Nerde kaldı o savunma? O asil kan, o kudret? Şerâit bu kadar elîm ve vahim iken, vatan kurtarıcılarının yaptığına bakar mısınız: Bir resepsiyona gitmemek! Bu mu ya? Kaleler zaptedilmiş, tersanelere girilmiş, verilen tepki ne? “Ben senin resepsiyonuna gelmem!”
  Eskiden böyle mi olurdu? Resepsiyonun dışından tanklar geçer, üstünden F16’lar uçardı. İçerde ayran ve nar şurubu yudumlamakta olan başörtülü vatan hainleri derdest edilip götürülür, salon boşaltılır, Çağdaş Kadınlar Derneği’nden kalabalık bir delegasyon gelip Cumhurbaşkanı’nın gözlerine baka baka domuz pirzolası yer, cin-tonik içerdi.Memleketin her köşesinin bilfiil işgal edilmesi bir yana dursun, gazeteler ayaklar altına alınıyor, vatan koruyucuları işten atılıyor, hapse düşüyor, ses yok! Eskiden böyle mi olurdu? Tüm gazete patron ve başyazarları uygun adım marş marş Genelkurmay’a, hemen bir brifing: “Ey gazeteci! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” Şimdiyse, zavallı Oktay Ekşi tek başına mücadele etmek zorunda kalıyor.Zavallı Bekir Coşkun bayrağı elinden düşürmemek için Cumhuriyet’e geçti.İlk yazısı harikaydı: “Yüzde 42, yüzde 58’den daha büyüktür usta... Yüzde 42’nin büyüklüğü, içinde cumhuriyet sevdası taşıyanların olmasındandır... Bu toprakları dünya güçlerinin elinden alan, onun üzerinde devlet kuran, ona ‘Cumhuriyet’ adını veren ve şimdi cumhuriyetinin üzerine titreyen sevda vardı yüzde 42’nin içinde...” Bir de sayı saymasını bilmeyenler vardı anlaşılan!
(Roni Margulies:Taraf: 06.11.2010
)