Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle     www.İslamÜstündür.Com       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
  Oryantalizm ve oryantalistler 2

Çevirenin önsözü

Batılıların yedinci yüzyılda ortaya çıkan yeni dine ilgisi zamanla artar. Bu, bir tepki ilgisidir. Tepki zamanla haçlı seferlerini doğurmuş ama savaşla bir şey yapılamayacağını anlayınca, taktik değiştirerek oryantalizm çalışmalarına yönelmişlerdir. Oryantalizm, Müslüman ülkelerinde emperyalistlerce tam bir egemenlik sağlanması, gerekli şartları hazırlama görevini, ilim ve doğu halklarını tanıma adı altında gerçekleştirmiş, misyoner ve sömürgeci güçlere ilmi altyapı hazırlama görevini yerine getirmişlerdir. ( s. III ) Oryantalizm, sömürgeciliğin emrine girmekten başka bir şey yapmamıştır. Oryantalizm, resmen 1312 yılında Viyana'da toplanan konsül ile batı üniversitelerinde Arap dili kürsüsü kurulması ile başlar. Oryantalizm, kavram olarak ise 18. yüzyılda ortaya çıkar. ( s. V) Oryantalizm tarihinin ilk zamanları, ortaçağ Hıristiyan dünyası ile Müslüman doğu dünyası arasındaki dini ve ideolojik çarpışmanın tarihi olarak görülebilir. 16. yüzyıldan sonra hümanist eğilimler yayıldıkça kısmen daha objektif araştırmalar yapılır. 19. asırdaki ekonomik kalkınma batıda büyük bir kibir ve ırkçı yaklaşımlar neden olur. Güç kendilerinde olduğuna göre kendi dışında kalanların kendilerine hizmet etmeleri gerektiğine inanırlar. Bu da sömürgeciliğe yönelmelerine neden olur. ( s. VI) Birinci dünya savaşından sonra İslam dünyasının tamamı batı sömürgesinin etkisine boyun eğmiştir. Bağımsızlık hareketlerine daha fazla direnemeyen batılı sömürgeciler yerlerine menfaatlerini koruyacak idareciler bırakarak yerlerini terk etmişlerdir. ( VII ) Oryantalistler, batılı ülkelere akıl hocalığı yapmak için doğunun dil, din, düşünce tarzlarını araştırmışlar, bölge halklarını kendi değerlerinden kuşkulandırıp caydıracak malzeme tedarik etmişlerdir. Oryantalizmin hedefi, dinleri uğruna cihad etmek ve Hıristiyanlığa alternatif olan İslam'ı kötüleyip, yerüstü zenginliklerini de sömürmektir. Bunun dışında ticari, siyasi ve ilmi sebepleri de gözetirler. ( VIII ) Irkçılık etkisiyle Müslümanlar asıl düşmanlarını bırakıp birbirleri ile uğraşmaya başladılar. Batılılar kendi aralarındaki Berlin duvarını yıkarken; Müslümanlar arasında Çin seddi inşa ettiler. Avrupa birliği, Amerika ise devletlerin birleşimi ile büyürken, biz Müslümanları küçük parçalara ayırdılar. ( s. IX) Tüm bunların gerçekleşmesine temel teşkil eden ise oryantalizmdir. ( s. X) Bütün Müslümanlar oryantalist faaliyetlerin farkında olmalı ve gereğini yapmalıdır. ( s. XIV)

ORYANTALİZM VE ORYANTALİSTLER

Takdim

Bu araştırmanın oryantalizm ve oryantalistlere ait bir uzmanlık çalışması olduğu iddiasında değilim. (s. 2) Beni yazmaya iten gerçek, batıdaki eğitimim esnasında bana karşı tutunulan tavırla ilgili paylaşımda bulunma arzusudur. İngiltere Edinburgh üniversitesinde tez hocam oryantalist idi. Ortadoğu araştırmalar bölümü ve  başkanı papaz profesör M. Watt, İslam uygarlığına, kültürüne, kin ve sataşma havası içinde idi. Bir defasında Watt, ' Müslümanlar ve Araplar savaş toplumudur, barış toplumu değildir. Savaş Arapların bir özelliğidir ve onu sistemli hale Muhammed sokmuştur' demiştir. ( s. 3)  Dünya savaşlarını çıkaran bu halkın içinden biri olan profesöre, bir öğrenci Bakara suresi 216. ayeti ( Hoşunuza gitmediği halde, yine de size savaş farz kılındı. ) okuyunca adam şaşırıp kaldı ve sessizliğe sarıldı. Şüphesiz oryantalistler, Müslümanları yok etmeyi arzulamaktadırlar. ( s. 4, 16) Yazar mal ile, nefisle olduğu gibi sözle de cihad edilebileceğini ( s. 2), bu çalışmanın ahirette kendisine fayda vereceğini umduğunu ( s. 6)ifade eder ve Allah'tan faydalı şeyleri kendisine öğretmesini temenni ederek ( s. 8) kitabına başlar.

ORYANTALİZM

Tanımı ve tarihi

Genel olarak doğu, özelde İslam ve Arap kültürünü inceleyen bilim dalıdır. Oryantalizm, haçlı seferlerine dek uzanır. ( s. 10, 12, 119, 130)  Oryantalistlere büyük maaş ve makamlar sağlanmıştır. Siyaset ve kilise çevrelerince oryantalistlere büyük önem verilmektedir. ( s. 10 ) Oryantalistlerin büyük çoğunluğu papaz, rahip ve misyonerlerdendir.   ( s.  11) Oryantalistlerin tek hedefi, İslam'ı yok etmektir.  İslam'a yöneltilen iftiralara karşı suskun olmak, İslam'a karşı olmak kadar kötüdür. Batı medeniyeti, maddeci olan Roma putperestliğinin enkazı üzerine kurulmuştur.  Oryantalizm akademik bir çalışma gibi gözükür ama aslında o, misyonerlik, sömürgeciliğin bir parçasıdır. Oryantalizm, askeri savaş yerine fikri bir savaş olarak yeni bir şekil almış çağdaş haçlı savaşlarının bir parçasıdır. ( s.  12) Batı medeniyetinin ruhtan soyutlanmış maddi hayatının sürekliliğini hedefleyen oryantalistler, İslam'a iftira etmek için kiralanmış kimselerdir. ( s. 13) Dr. Mustafa es-Sıbai, oryantalistlerin özelliklerini şöyle sıralar: Hedeflerinde, İslam'la ilgili her şeyde kötü zan sahibi olmak; İslam medeniyetini  olduğunun dışında göstermek; İslami metinleri, önceden verdikleri peşin hüküm-kararlarla değerlendirmek; metinleri, şüphe oluşturmak için anlamından saptırmak; kaynak göstermede rahat-serbest davranmak: Sünnet konusunda edebiyat, fıkıh konusunda tarih kitaplarını kaynak göstermek. ( s. 14) Mesela Goldziher, İslami kaynaklar hakkında yalan söylemekte, yorumlarda aşırılığa, delil olamayacak şeyleri delil gibi sunmaya çalışmaktadır. Goldziher, Demirî'nin,  'hayvan kitabı' ya da 'Bin bir gece masalları' veya çeşitli yazarların edebiyat kitaplarındaki uydurulmuş rivayetlere itibar etmekte, önemli deliller gibi sunmaktadır. ( s. 15) Oryantalizm, siyasi bir organizasyondur. Müslümanlara egemen olmak için doğuyu, İslam'a ait bilgileri elde etmek isteyen organizasyondur. Sömürgeciliğin hizmetinde olan oryantalizmin amacı, Müslüman kişiliği ortadan kaldırmak, kültüre bağlılığı azaltmak, kişinin Allah ve peygamberi ile olan ilişkisini kesmektir. ( s. 17) Tarih, Medine'deki Yahudilerin İslam davetine karşı zıt tutumlarını anmaktadır. Oryantalizmde daha başlangıcında papazlar, Hıristiyanların elinde gelişip, sonra misyonerliğin temsil ettiği fikri ve sömürgeciliğin temsil ettiği silah gücü haline gelmiştir. Oryantalizmin başlangıcını Müslümanların ispanya'ya giriş tarihine veya miladi onuncu, on üçüncü , hatta on altıncı asırlara kadar uzatan vardır. ( s. 19) Oryantalizm, İslam dinine, Müslüman olmayanların düşmanlıklarının bir ürünüdür. ( s. 20) Edward Said, oryantalizmin başlangıç tarihi olarak, Arap dilinin batıdaki üniversitelerde öğretilmeye başladığı 1312 tarihini verir. ( s. 21)

Hedefleri ve Maksatları

Haçlı savaşlarında sömürgecilik konusunda bir başarı elde edemeyince batı, İslam ile barışarak Müslümanların inancını zayıflattıktan sonra, fikir bazında savaşa başvurur. Zamanla sömürgecilik ile güçlerini toplayan batı, yeniden saldırıya başlar. ( s. 21) Sömürgeciliği kolaylaştırmak oryantalizmin odak noktası idi. Zamanla sömürgeleştirilen her ülkede oryantalistler tercüman, askeri ateşe, sekreter, akademisyen olarak bol kazançlı makamlara geldiler. ( s. 25) Sonrada sömürgeciler inanç ve kültür olarak kendilerine bağlı idareciler bırakarak yerlerini terk ettiler. ( s. 26) Halbuki biz Müslümanlar, 'Onlar (bizi) sevmezken onları seven ve kitapların tümüne inanan kimseleriz.' ( Ali İmran, 118) Oryantalistler, maddeci batı medeniyetinin üstünlüğünü ispat etmeye çalışmaktadırlar. Amaçları ümmetin çocukları arasında ırkçılığı yayıp onları parçalamak ve benliklerinde aşağılık duygusunu yaratmaktır. ( s. 28) Oryantalistler, İslamiyet'in, bir cahiliye Araplarından, bir Sabiilerden, bir Hind veya İranlılardan, olmadı Yahudi veya Hıristiyanlardan alındığını iddia etmişler, peygamberimizi bazen ümmi ( Okuma bilmeyen) bazen de okur yazar ilan etmişlerdir. ( s. 30) Vahiy, Sara nöbeti veya şiir, Bahira'dan alınan bilgiler, sünnet ise sonradan ortaya atılan şeylerdir. ( s. 34) İslam, karışık bir bileşke, Selmani Farisi, Suhayb er-Rumi, Mariye el-Kiptiye'den ( s. 35)veya Nasturi bir rahipten ( s. 36) alınmıştır. İslam fıkhı roma hukukundan alınmıştır.  ( s. 38) -  HZ. İSA'YI TANRI KABUL ETMEYEN İSLAM'A DÜŞMAN DAHA BAŞTA DÜŞMAN OLAN ORYANTALİSTLER, KARŞI ÇIKTIKLARI BU DİNİN MENŞEİ,KAYNAĞI KONUSUNDA, BİRBİRİNE ZIT VE FARKLI KAYNAKLAR İLERİ SÜRMÜŞLERDİR- Tercüme veya fihrist çalışmaları da, görünürde ilmi çalışma gibi gözükse de gerçek hedefleri, Allah'ın kitabı hakkında insanları şüpheye düşürmek amaca ulaşmak için birer vasıta olarak kullanılmak olmuşlardır. ( s. 32, 33, 77) Amaçları ilmi araştırma değil, fikir savaşı ve dini yıkımdır. ( s. 31) Muhammed Gazali: ' Tarih, Müslümanlar kadar peygamberlerinin eserlerini toplayan, araştıran ve inceleyen ve onlarla hassas ilmi kurallar koyan hiçbir topluluktan söz etmemiştir. Hadis senetleri ve rivayetlere yönelik hayret uyandıracak ölçüyü dinlerin hiç birinde görmem mümkün değildir.' ( Gazali, Difa'u ani'l-Akide ve'ş-Şeriah Zıdde Metaini'l-Müsteşrikin, s. 78) Oryantalizmin hedefi, İslam'ın batıl bir din olduğunun ilan edilmesidir. Mezhebî fanatizmi, ırkçılık ve ayrılıkları canlandırmaya çalışmak, oryantalizmin hedeflerindendir. ( s. 39, 40) Oryantalizmin hedefleri: İslam'ın kılıç zoru ile yayıldığını, Kuran ve sünnetin uydurma olduğunu ispatlamak, Müslümanları Kuran dilinden koparmaya çalışmak, Arap harfleri yerine Latin harflerini değiştirmeye çalışmaktır. Mısır'da firavunculuğu, Irak'ta Asuriliği, Kuzey Afrika'da berberiliği canlandırmaya gayret etmektedirler. İslami hükümler de oryantalizmin hedefleri arasındadır. Dost (!) hayatını, fuhuş turlarını, cinsel dergileri, reklamlarda dahi cinselliği tahrik edenler, kendilerine bakmadan, İslam'daki çok evlilik meselesini dillerine dolamaktadırlar.  (s. 44) Oryantalistler, İslam dini hakkında istedikleri şekilde konuşma hakkını kendilerine  mübah görürken, batıda insanların yaptıkları kanunlara dair başkalarının bir şey söylemesini yasaklamaktadırlar. (s. 45) "Sen onların dinlerine uymadıkça ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar senden asla hoşnut ve razı olmayacaklar. Sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah'tan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı." ( Bakara, 120) Onlara göre İslam, bir çöl dinidir. Çağımızla uyum sağlaması mümkün değildir. Müslümanların geri kalış sebebi bu çöl dinine bağlı kalmalarıdır. (s. 47) Oryantalizmin misyonerlik ve sömürgecilikle bağlantısı bulunmaktadır. Oryantalizm, misyonerlik ve sömürgecilik gücüne dayanarak günümüze kadar gelebilmiştir. Oryantalizm ruhbanların ve misyonerlerin omuzlarında ayağa kalktı. (s. 48) "Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, Allah da razı olmuyor. Fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor." ( Tevbe, 32)

ORYANTALİZMİN TEHLİKELİ AMACI

Oryantalistler, Müslüman çocukları eğitmek ve onları laik ve ırkçı olarak yetiştirip, onlardan yararlanmakta ve sonunda bu çocuklar oryantalistlerin yol ve metotlarına göre yürümektedirler. Zamanla iç siyasette de bunlardan yararlanmaktadırlar.  (s. 53) Oryantalistlerce eğitilen gençler İslam medeniyetini ve tarihi değerlerini inkara dayalı bir eğitim ile yetişmektedirler. (s. 54) Peygamberimiz bir hadisinde: " Bir takım  davetçiler halkı cehennemin kapısına çağıracaklar. Kim onlara uyarsa onu cehenneme atacaklar. Onlar bizim insanlarımızdır. Bizim dilimizle konuşurlar." ( Buhari, Fiten, 11)  F. Hitti, İslami fetihlerin ırkçı bir hareket olduğunu, başarısının İslam davetine değil Arap ırkçılığına bağlı olduğu görüşündedir. ( s. 57)

Oryantalizm taraftarlarını iki kısma ayırmak mümkündür:

İdareciler: Bunları siyasi ve seküler yönelişleri sebebiyle tanımak mümkündür. Bunlar, oryantalistlerin ve sömürgecilerin çıkarlarına hizmette bulunurlar. Sünneti inkar etmek oryantalistlerin mantığıdır. Hz. Muhammed'in peygamberliğini inkar etmek ise varmak istedikleri en son noktadır. Goldziher, oryantalistlerin başkanlarından ve en kurnazlarındandır. Sünneti uydurma kabul eder. İslam düşmanları bu tür insanlardan faydalanıyor. ( s. 58)

Oryantalistlerin takipçileri: Oryantalistler, kendilerine hizmet edecek gönüllü kimseler elde etmeye gayret gösterirler, Taha Hüseyin gibi. Yüksek öğrenim için batıya gönderilen öğrencilerin zamanla batıya sevgileri ortaya çıkmaktadır. Dolaylı yönden de kendi ülkelerinde, yıkım aracı olarak kullanılmaktadırlar. Zamanla kendi ülkelerinde de batı hayat tarzını yaşamaktadırlar. ( s. 61)  " Milli ve siyasi hayatında doğu halkları tökezleyip durmaktadırlar. Çünkü birçok yabancı okul, aynı vatanın çocuklarını, farklı yönlere yönlendirmektedir." ( Ömer Furuh, et-Tebşir ve'l-İsti'mar fil Biladil Arabiyye, s. 112) Taha Hüseyin, 'Mısır'da kültürün geleceği' adlı eserinde, Mısır kültürünün gerçek Avrupa kültürü olduğunu savunur. Ona göre İslam, medeniyet kurmaktan uzak çölde yükselmiş bir dindir. ( T. Hüseyin, Müstakbelü's-Sekafe fi Mısır, s. 25) Bunlar oryantalist söylemlerdir. Oryantalistlerin takipçileri, batıyı kendilerine kıble ve hayatlarının rehberi yaptılar. ( s. 68) "Dinlerine uymadıkça Yahudiler ve Hıristiyanlar asla senden razı olmayacaklardır." ( Bakara, 120)

ORYANTALİSTLERİN TABAKALARI VE ÇEŞİTLERİ

Oryantalistlerin her ne kadar metot ve yöntemleri farklı olsa da İslam'a yönelik bakışlarında bir değişiklik söz konusu değildir. ( s. 72) Dr. Mustafa es- Sıbai, oryantalist Robson ile görüşür. Goldziher'in ilmi ve tarihi hatalarından bahseder. Robson, Goldziher döneminde basılan eserlerin azlığından bahsederek günümüz oryantalistlerinin İslami kaynaklara daha vakıf olduklarından bahseder. Sıbai daha sonra, Yahudi asıllı oryantalist Schacht ile de görüşür ve ona Goldziher'in İslami metinleri tahrif ettiğinden bahseder. 'Bu konuda hata etmiştir', der oryantalist. 'Bu sadece soyut bir hata mıdır? diye Sıbai sorunca, oryantalist öfkelenir. Başka bir konudaki hatalarını da gösterince, 'Bu da Goldziher'in hatası ama alimler hata etmezler mi?', der. Konuşma devam eder, oryantalist kinlenmeye başlar. Sıbai, şöyle söyleyerek konuşmayı bitirir: " Şüphesiz senin isimlendirdiğin bu tür hatalar, geçen asırda meşhur hale gelmiştir ve sizden herhangi bir oryantalist bunları ' ilmi gerçekler' diye kullanmaktadır." ( el-İstişrak, s. 54-55) "Allah'ın ayetlerinin alay konusu yapıldığı yerde sakın oturmayın. Aksi takdirde siz de onlar gibi olursunuz." ( Nisa, 140) Muhammed Gazali, " Oryantalistlerin İslam tarihine dair tahriflerine, çarpıtmalarına, Müslümanlarla ilgili verdikleri yanlış bilgilere ait ne akıl ne mantık bir sınır tanımamaktadır. Hepsi için kesin olan şudur ki, onlar İslam düşmanıdır." demektedir. ( Difa' anil-Akide ve'ş-Şeria zıdde Metainil-Müsteşrikin, s. 13)

Oryantalizmle ilgisi olan ülkeler ( s. 83-94)

Öncelikle Fransa: Endülüs ve Sicilya'da  ile başlayan ilişkiler, 12. asırda Fransa'da enstitülerin açılması ile ilerlemiştir. ( s. 83) Okul, enstitü, aylık ve yıllık kitaplar, dergiler çıkarmaktadırlar. Almanya: 1147'deki ikinci haçlı seferi ile ilişkiler başlar. Okul, kitap, dergi çalışmaları yapmaktadırlar. İtalya: Vatikan ve papalık makamının yönlendirmesi ile tercüme, telif, yayın konusunda geniş bir ilmi hareket başlar. İngiltere: İngiltere oryantalizmi, İslam medeniyeti ile olan sömürgeci, askeri, ekonomik, ticari ve kültürel etkileşimler sonucu, ona önem veren batı toplumlarının en köklülerinden biri olarak değerlendirilir. İlişkiler 1158 tarihinde başlar. Misyonerlik ve sömürgecilik amacı ile destekleri daima canlı, yoğun olmuştur. ABD: 1830 yılında başlayan araştırmalar, II. dünya savaşı ile zirveye ulaşır. Oryantalizm daha çok ( Özellikle Yahudilerin etkisiyle) siyasi konular sebebiyle Amerika'da canlılığını sürdürmektedir. Rusya: 1164'te artan araştırmalar1804 ile zirveye tırmanır. Rusya'yı oryantalizme yönelten sebep, Müslümanları etkisiz hale getirmek ve dünyada Marksizm'i yaymaktır.

ORYANTALİSTLER OBJEKTİF DEĞİLDİR

Düşmanlık ve kıskançlık gölgesinde objektifliğin gerçekleşmesi mümkün değildir. Haçlı zihniyetinden kaynaklanan düşmanlık düşüncesi oryantalistlerin düşüncelerini kaplamakta ve dolayısı ile onların adil davranması mümkün olamamaktadır. ( s. 96) Haçlı saldırılarının getirdiği yenilgi ve taşıdıkları dini taassup onları İslam'a düşman bir konuma oturtmaktadır.  Batı medeniyetinin kökeninde bedensel zevkleri amaçlayan şeyler bulunmaktadır. ( s. 97)  Rical ilmi ve Tabakat ilmi, Müslümanların dinlerine olan düşkünlüklerini ifade etmez mi? Oryantalistler, kendi kitaplarını tahrif ettikleri gibi, Kuran'ı da bozmaya çalışmaktadırlar. ( s. 101) Oryantalist çalışmalar, İslam'a düşman ve sömürgecilikle tamı tamamına uyum içindedir. Bunların çoğu asker, misyonerdir. ( s. 104 )  Ya kiliseye  veya sömürgeciliğe çalışırlar. Konulara tarafgirlikle yaklaşırlar ve daha çok araştırmalarının tekrarlardan oluştuğu görülür. ( s. 105 ) Oryantalistlere göre İslam, hakimin karşısındaki sanık konumundadır. Bazı oryantalistler savcı rolünü üstlenmişken, diğer bazıları da onu savunan avukat rolündedirler. ( s. 106 ) "Ancak bu avukat, müvekkilinin suçuna inanmakta, sadece 'hafifletici sebepler' yüzünden ılımlı davranmaktadır. Ele alınan her dava daha önceden kararlaştırılmış ve sonucu belli bir biçimde incelenmektedir. Kısaca daha başlangıçta amaçlarına uygun kanıtlar aramaktadırlar." ( Muhammed Esed, e-İslam ala Müfteriki't-Turuq, s. 53) Papaz ve oryantalist olan Watt, Kuveyt üniversitesinde verdiği bir konferansta, " İslam ve Müslümanlara özgü yazdıklarımızda insaf ve objektiflik içerisinde kalmaktayız." ( M. Abdülfettah Ulyan, Adva' ale'l-İstişrak, s. 11) demektedir. Kitap yazarı olan Vezzan, bu sözlerin birer aldatmaca olduğunu, örneğin İngiltere'de Edinburgh Üniversitesinde yapılan 10. oryantalizm toplantısında Watt'ın, sünnet, rivayetler ve İbni İshak'ın tarihinden bahsederken, hiçte İslam ve Müslümanlara uygun olmayan ifadeler kullandığını nakletmektedir. ( s. 108)

ORYANTALİZM ARAŞTIRMALARININ BUGÜNÜ

" Ey iman edenler! Yahudi veya Hıristiyanlardan bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra onlar sizi inkarcı olmaya çevirirler. Onlardan birçoğu içlerindeki kıskançlıklarından ötürü, iman etmenizden sonra tekrar sizi kafir yapmayı istemektedirler." ( Bakara, 109) Batı, kendisine teslim olunmasını istemektedir. ( s. 120) Yazar Vezzan, üniversitede parasız kalan bir öğrenciye oryantalistlerin ekonomik destek verdiğini, daha sonra bu öğrencinin oryantalist fikirleri savunmaya başladığını, bu öğrencinin başvurup destek alamadığı bazı Müslüman ülkelerin ise, oryantalist kurumlara parasal destek sağladığını aktarır. ( s. 123-125)  Oryantalizm, ilmi ve akademik bir hareket değil, İslam medeniyetini yok etmeyi hedefleyen misyoner ve sömürgeci bir harekettir. Amaçları, Müslümanları batılılaştırmak ve İslami kimliklerini eritmektir. ( s. 127)

BATI EDEBİYATINDA İSLAM

Batıdaki İslam karşıtı her birey gücü ölçüsünde İslam hakkında konuşmanın bir gereklilik olduğuna inanmaktadırlar. ( s. 130) Batı edebiyatındaki hayal ürünü eserlerden birinde, İslam kahramanı Selahattin Eyyubi, Fransa kralının hanımına aşık olurken, diğerinde Hıristiyan olup ölünce kilise mezarlığına defnedilir gösterilirken bir diğerinde, Kral Richard'ın kardeşini kendi kızı ile evlendirmek istemektedir. ( s. 133,135) Walter Scott'un Tılsım adlı eserinde Müslümanlar korkak, Selahattin Eyyübi bilgi ve tecrübe sahibi olmayan, tesadüfen zafer kazanan biri olarak gösterilir. Yoksa bu sayılı özellikler Avrupalıların özellikleridir.  Batılılara göre İslam hasta ve sakat, güzellikten nasibi olmayan bir dindir. Bu dinin elçisi ise şair ve yalancıdır. ( s. 136) Irkçılık, Avrupalıların içini kaplamıştır. Beyaz adamı dayanak olarak almayan diğer medeniyetler aslı ve temeli olmayan çürük medeniyetlerdir. ( s. 137)  Seyahat yazılarını çoğunlukla diplomat kişiler, misyoner, asker ve ticaret adamları yazmışlardır.  Seyahat yazıları casusluk için de kullanılmaktadır. ( s. 138, 141) Thomas Dallan'ın 'İstanbul''a yolculuk' adlı eserinde, İstanbul'daki Müslümanların Hıristiyanlara kötü muamele ettiğinden bahsedilir. Osmanlı halifesi ise diktatördür. ( s. 139) Jozif Bitz'in, 'Din ve Muhammedilerin tarzları' adlı kitabında, Müslümanları sığır sürülerine benzetmektedir. ( s. 140) 13. yüzyıldan günümüze dek yazılan kitapların çoğun sömürgeci düşmanlık ve dini misyonerlik maksadı ile yazılmıştır. ( s. 143) Batılıların çoğu Müslümanları binbir gece masallarından değerlendirmektedir. G. de Castro, 'es-Seyyid' adlı kitabında Müslümanları vahşi ve barbar, kadınları öldüren, kalpleri kin dolu kişiler olarak tasvir edilir. Voltaire, 'Muhammed' adlı eserinde, Hz peygamber'i vahşi, katı kalpli, vicdansız ve ahlaki değerlerden yoksun, düzenbaz, kendine bağlı olanları kılıç gücüne dayandıran biri olarak nitelendirir. ( s. 145) Jean Racine, 'Bayazıd' adlı hikayesinde Müslümanları sözlerine bağlı olmayan, Yahudi ve Hıristiyanlara kötü davranan kimseler olarak anlatır. ( s. 146) İngiltere başbakanı Benjamin Disraeli, yazdığı edebi makalelerde İslam ve Müslümanlara saldırmıştır.( s. 153) İngiliz edebiyatı; tiyatro, hikaye, ve şiir gibi farklı edebiyat türlerinde İslam dininin batıl olduğunu ispatlamak amacıyla, İslamiyet'e saldırmayı öncelemişlerdir. ( s. 154) Dante, 'İlahi Komedya' adlı eserinde Hz Peygamberi en kötü şekilde tasvir eder. ( s. 155)

SONUÇ

Oryantalizm, İslam medeniyetini iktisadi, ahlaki, siyasi ve toplumsal hayattaki rolünü yok etmek, Müslümanları dinlerinden uzaklaştırmak ve misyonerlerin çağırdığı sömürgeci amaçları olan savaş düşüncesidir. batıda öğrenim gören Müslüman çocukların fikirlerini karıştırmaya ve batılılaştırmaya uğraşan akademik seviyede bir fikir savaşıdır. Bu savaş, tercüme, çevirilerle Müslümanlarla ilgili yapılan uydurma suçlamalarda kendisini gösterir.  ( s. 159) Okullarımızda, kendi yöntemlerimize bağlı bağımsız ve kendine özgü bir ümmet olarak varlığımıza dönmeliyiz. ( s. 161)

Selam peygambere, Hamd Alemlerin rabbi Allah'a olsun.

 

Prof Adnan Muhammed Vezzan, Oryantalizm ve oryantalistler.