Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
BİLİMDEN UZAK TAASSUPÇULAR

  Bıçak sırtı konularda hem kendi analizlerimin hem de sizin gibilerin yardımı sayesinde bilgi toplamaktayım. Mesala son zamanlarda bir sümerler furyası yine başlamıştı. Ama aslında bu psikolojinin tamamen inkar sebepli bir açıklama olduğu belli. Mitoloji ve tarih ile uğraşan materyalist yabancı kesim bunu hep yaptı zaten. Bizim Türk entellerinden "TANRI yoktur" deyip egolarını tatmin etmek istedikleri için bu tarz yaklaşımları sürdürmekte. Tam tersine, eğer eski uygarlıklarda Hz.Adem, Hz.Nuh tufanı gibi şeyler tabletlerde bulunmamış olsaydı, bu sefer de "E hani nerde bu Kuran'da anlatılanlar?" demez miydik? Hem yabancı bilim adamlarından bazıları eski tabletlerde tek tanrı inancını anlatan vahiylerin olduğunu doğrularken, yani peygamberlerin ezelden beri aynı şeyleri defalarca insanları aynı tarzda anlattığı doğrulanırken bizim Türk entellerinin, batılı materyalist mitoloji uzmanlarının yaptığı gibi "Birbirlerini taklit etmişler" demesi inkar amaçlı değildir de nedir? Olaya negatif açıdan yaklaşıyorlar. İnsanların aklını çelmeye çalışıyorlar. Zavallı gençler araştırma yapayım diye kim bilir nerelere dalacaklar? Hem evrenin yaratılışını eski tabletlerde aynı tarzda anlatan bir cümle tam aksine peygamberlerin hep aynı dilden evrenin yaratıldığını söylediğini, yarın bunun vahiy olduğunu kanıtlar. Tam tersine bunlar kanıttır. Olaya ne açıdan baktığınıza göre iş değişir. Şunu da belirtmek isterim. Diyelim ki Suudi Arabistan yarım adasında Allah bir ara bütün herkese kendini gösterdi, Allah da bunu Kuran'da yazdı diyelim. Diyelim ki böyle bir şey oldu. 2500 yılında yaşan inkarcı bir vatandaş bu olayı okusa "O dönemde Muhammed çok detaylı bir ışık gösterisi büyü yapmış insanlar da inanmış hmmm" diyecekti! Evreni yoktan var edip insanlara imtihan yapan bir yaratıcı elbette elçi gönderecek! Test amaçlı ise illa kendini göstermesi mi lazım? Elçi gönderilmesi ve ara sıra mucize yapılmasından daha doğal bir şey yok. Ayrıca "Atatürk ve Kayıp Kıta Mu" adlı kitabı inceleme fırsatı bulunca neden Muazzez Ilmiye Çığ gibilerin inkar psikolojisinde olduğunu çok iyi anladım. Bu kitapta yazar inançlı bir tutumda ve orda anlatılan Tahsin Bey'in nasıl bir psikoloji içinde olduğunu neden mitolojik bulguları inkar için kullandığını çok güzel anlatıyor. Tahsin Bey'in amacını anlarsanız, Muazzez Hanım gibilerin amacını da anlarsınız. (İnşallah onlar da bir gün doğru yolu bulmayı seçerler, amin) Hep aynı yoldalar. Eski uygarlıklarda olan tek tanrı inancını Kuran zaten gönderdiği peygamberleri anlatarak doğrulamış oluyor. Tam aksine kanıttır onlar. Acaba Kuran'da anlatılan olaylar olmasa nasıl bir tepki koyarlardı onu da az önce yazdım. Unutmayın ki Big Bang'i kim başlattı diye sorduğumzda bilinemez, tesadüf oldu, belki sonsuz paralelel evrenler vardı gibi on tane takla atan inkarcı psikolojisidir bu. Bu çok saçma çünkü, bu kadar düzenli yaratılmış bir kainatı, bilimsel verilerle sayısal olarak ölçülü olarak kanıtlanmış olan bu kainatı basit ve tesadüfi bir güç yarattı demek asıl deliliktir bence! Önceden var olan bir güç eğer kaos ortamı olmadan bu ölçülü yaratılışı verdiyse, delillerime bakın dediyse bir de üstüne elçi gönderdiyse bu gücün tesadüfler sonucu oluşan madde diye putlaştırmak "Ben Allah'a inanmak istemiyorum, on tane takla atmam lazım, bir kaç teori bulayım kendimce" demektir. Üstün olmayan maddeye de kendiliğinden var deyip tanrısal özellikler bahşetmektedirler. Bence bunu asıl sebebi kibirdir. Çok çok büyük bir güç olduğu kesin iken tam tersini seçmektedirler. Bu zihniyet Big Bang'e pek saldıramamakta ve tabii ki kutsal kitaplara saldırmaktadır. Onlar için daha kolaydır. Artık evrenin yaşı olduğu, güneşin de bir gün söneceği buna bağlı olarak yörüngelerin nasıl saçılacağı, kara deliklerin ve pulsarın taa 600 yıllarda anlatıldığı(özellikle bunlar çok enteresandır), Big Bang ile Big Crunch'ın da hatasız ve ince bir şekilde anlatıldığı, böceklerin cinsiyeti, anne karnında yaratılış... Daha bir çok sayamadığım husus Kuran'da hatasız inceliklerle anlatılıyor. Bir çok şey de, o dönemde bilinmezken iddialı ve hatasız olarak anlatılıyor. Bir de bunun üstüne her ne kadar tartışma programları savaş haline dönerse dönsün sayısal bir düzenle ayetlere serpiştiriliyor. 19 meselesi bazen saptırılıyor ama kesinlikle rakamsal düzen tesadüf değil. Atesitlerin ya da inkarcıların dalga geçtiği ve her kelimeyi eksiksiz düzen ile kodlayan şu uyarılar acaba boşa mı? Hem de bu kitap gelecekte keşfedilecek bilimsel bulguları büyük bir iddia ila doğrularken, Müdessir suresinde, tartışma programarında ve forumlarda neden herkesin birbirine girdiğini daha iyi anlıyorum: 30- Üzerinde 19 vardır. 31- Ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını da: İnkarcılar için bir fitne kıldık. Ta ki; kendilerine kitap verilenler kesin bir bilgiyle inansın. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla, inkârcılar da "Allah bu örnekle neyi anlatmak istedi" desinler. Böylece Allah dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Efendi’nin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu insanlara bir hatırlatıcıdır.

Olan oldu, hakkaten, inanmayanlar matematiksel düzene çok sinirlenmekte! Mesala daha başında hem mecazi olarak hem de bilimsel işaret olarak pulsarı açıklayan Tarık suresi ne enteresandır ki bir çok inkarcıyı çok kızdırmıştır ve verdikleri cevaplarda çok mantıklı olmayan sadece kabullenmek istemedikleri için saldırdıklarını ispat eden açıklamalar vardır. Daha nice örnek vardır. Ben sadece çok kritik olanları yazdım.
 
Sebep son zamanlarda yazılan kitaplarda da, eski insanlarda da hep aynı idi: Kibir. Ama son zamanlarda bilim çok güçlendiği için Richard Dawkins gibiler çok çoğaldı. Akıl mantık savaşı başladı. Oysa açık ve önyargısız bir kalp ve beyin lazım insanlara. En çok güldüğüm evren hakkında yapılan tesadüf iddiaları. En çok sevindiğim ise  Dr. Jeffrey Lang gibi insanların var olması. Bu adamın hayatında geçirdiği evreleri okursanız kendinizden utanabilirsiniz. Ben utandım kendimden. Bizim bir elimiz yağda bir elimiz balda iken, onun gibileri çok büyük ve doğru seçimler yaparak, bulundukları çevreye aldırmadan gelecek nesillere nur saçtılar. Dünya bu işte. Çok kötüsü de var ama çok iyisi de var.
 
Sizden son bir isteğim olacak. Açık söyleyeyim, Kuran rahmet olarak gönderilmiş olmasaydı bir çok peygamberden şüphe duyacaktım, imanım tam olmayacaktı. İman ettikten sonra her şey açık ve net. Baştan sona incelendiğinde kesinlikle inanıyorum. Hakikaten gönderilmeseydi, çok şey eksik kalacaktı.
 
Son zamanlarda mitolojik iddialara yanıtlar gelmeye başladı. Yukarda bahsetiğim kayıp kıta Mu'yu anlatan kitap neden inkar sorusunu iyi yakalamış mesala. Bu konuda bence kafa karıştırmayan kaynak ve makale bol. İsteyen seçer! İsteyen rededer! Ama bütün gençlerin kafasını bulandırmak için yarışanlara yazıklar olsun! Objektif olmak varken nedir bu kibir? Ülkenin üstünde bu sıralar çok negatif enerji dolaşıyor!