Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
 SOSYALİSTLERE  ÇAĞRI 

 

                                (     DEVAMI DERİN SOL    ve   DERİN PKK  ADLI YAZIMIZDA!     )

 

 

 

                                                     AYET VE HADİSLERİN IŞIĞINDA İSLAM

                                           " Biz ezilenleri iktidar sahibi eylemek istiyoruz"  (Kasas:5)
                            "Mal  ve servet sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir meta olmasın"
( Haşr :7 )
 

  ADALET:  " ALLAH ADALETİ, İYİLİĞİ,YAKIN VE AKRABAYA YARDIMI EMREDER . "NAHL: 90 ,NİSA: 58, MAİDE: 8
  HÜMANİZM :" İNSAN YARATIKLARIN EN ŞEREFLİSİDİR."İSRA: 70. HER İNSANIN ( MÜSLÜMAN-KAFİR); CAN,MAL,NAMUS,AKIL VE
  DİNLERİNE SALDIRI YASAKTIR!
  EŞİTLİK: HER İNSAN ALLAH'IN HUZURUNDA KUL'DUR ; IRK,SINIF,CİNS,MAKAM  AYIRIMI YASAKTIR, "ÜSTÜNLÜK SADECE TAKVADADIR."
  BARIŞ:İSLAM'IN KELİME ANLAMI BARIŞ'TIR.BAKARA: 208,ENFAL: 61
  FAİZ: " ALLAH FAİZİ HARAM KILMIŞTIR."BAKARA :275
  "KOMŞUSU AÇ  İKEN TOK YATAN BİZDEN DEĞİLDİR " HADİS-İ ŞERİF
  "İNSANLARIN MALLARINI HAKSIZ YERE YEMEYİN,ALTIN VE GÜMÜŞLERİ YIĞMAYIN..." HAŞR:7,TEVBE :34
  FİKİR HÜRRİYETİ:" DİNDE ZORLAMA YOKTUR." BAKARA:256,KAF:45,ĞAŞİYE:21
  İŞÇİYE HAKKINI ALIN TERİ KURUMADAN VERİNİZ ." HADİS-İ ŞERİF
  SOSYAL DAYANIŞMA :ZEKAT, KURBAN, SADAKA, FITIR, KOMŞU HAKKI...
  ORUÇ: AÇIN HALİNİ ANLAMA DENEYİMİ
     GÜNÜMÜZDE  EMPERYALİZMİ İLE  MÜCADELE EDEN TEK KESİM İSLAMİ KESİMDİR, AYRICA UNUTMAMALIDIR Kİ DİNLER ÖZLERİ İTİBARİ İLE BİRER DEVRİMDİR: 
     HZ. İBRAHİM,AKLIN TAKLİDE KARŞI DEVRİMİDİR. HZ. MUSA, ÖZGÜRLÜĞÜN , HADDİ AŞMA VE İSYANA KARŞI DEVRİMİ TEMSİL EDER.   HZ. İSA RUHUN MADDEYE KARŞI; HZ. MUHAMMED , FAKİRLER VE EZİLENLERİN EZENLERE VE ZENGİNLERE KARŞI DEVRİMİ SEMBOLİZE EDER.

   İSLAMCILARLA SOSYALİSTLER BERABER HAREKET EDEMEZLER Mİ? EFENDİM İRAN İSLAM DEVRİMİNDE BERABER HAREKET ETTİLER AMA SONRA ONLARI ŞERİATÇILAR  İKTİDARDAN UZAKLAŞTIRDI...  AYNI ŞEYİ MISIR'DA DA SOSYALİSTLER İSLAMCI - İHVAN-İ MÜSLİMİN - CEMAATE YAPTI ; HAPSETTİ ,İŞKENCE ETTİ, İDAM ETTİ...  ŞİMDİ NE YAPILABİLİR ONU DÜŞÜNELİM...!

          Cem Karaca:  "Beni sosyalizme götüren sebepler nelerse, İslam'a götüren sebepler de onlardIr."

 


                                                                 İSLAM - SOL  BİRLİKTELİĞİ


                                     


                                                                    
   İslamÎ sol mu?
   Numan Kurtulmuş’un yeni partisi Milli Görüş’ün başka bir versiyonu değil. Ak Parti’ye de pek benzemiyor.Numan Kurtulmuş’un söylemi Erbakan’dan da Erdoğan ve Turgut Özal’dan da çok farklı...Partinin kurucuları arasında Zeki Eraslan, Erol Göka, Haluk Yavuz gibi sol veya sol kökenli isimler var. Mehmet Bekaroğlu’nun ‘İslami sol’ duruşunu biliyoruz zaten.Kurucular arasındaki iki ilahiyat profesörüne özellikle dikkat çekmek isterim: Prof. Hayri Kırbaşoğlu, “İslam emekten, mazlumdan, ezilenlerden yanadır” tezinin Türkiye’deki öncü isimlerindendir. Yeni çıkan “Ahir Zaman İlmihali” adlı kitabında kapitalizmi, IMF’yi, Amerikan emperyalizmini eleştirmektedir.Prof. Kırbaşoğlu, sanılanın aksine Fethullah Gülen cemaatine eleştirel bakmaktadır; dün görüştüğümüzde şunları söyledi:“Abant toplantılarına başlangıçta bir özgürlük hareketi olarak katıldım. Ama Amerika’da Siyonist Paul Wolfowitz’in enstitüsünde toplantı yapılmasını kınadım ve ondan sonra katılmadım...”Diğer ilahiyat profesörü İlhami Güler’dir. Şu iki kitabı Güler hocanın geniş ufuklu entelektüel kişiliği hakkında bir fikir vermeye yeterlidir: “Özgürlükçü Teoloji Yazıları” ve “Politik Teoloji Yazıları.”
Sol bir program?
Bu isimler Özal’ın çevresindeki ‘solcular’ gibi hareket içinde erimiş ya da eriyecek isimler değildir. Aksine fikri damgaları kuruluş bildirisinde görülüyor.Bildiride ilk bakışta dikkat çeken özellik, “tahakküm” ve “sömürü” kavramlarına yapılan yoğun vurgudur. Dünyadaki sorunların temelinde “insanı köleleştirmeye çalışan sömürü düzeni”nin bulunduğu belirtiliyor. Menderes ve Özal’ın temel ilkeleri olan “
ekonomik büyüme” ve “piyasa ekonomisi” kavramlarına mesafeli duruyorlar: Ekonomik politikanın amacının “büyümeden ziyade sosyal refah” olması gerektiği vurgulanıyor. Çok kuvvetli “emek” vurgusu yapılıyor:“Üretilen üründe bize göre nimet, emek, bilgi, asli faktör; sermaye ikincil faktördür. Ürün bu faktörler arasında katkıları oranında pay edilmelidir.”Kurtulmuş ve diğer kurucular sağ, sol, muhafazakâr, liberal kavramlarını reddediyorlar ama bu, sol bir programdır. Kültürel değerlerde de kesinlikle muhafazakâr bir partidir.Demokrasi anlayışı da liberaldir üstelik.
Has Parti’nin işlevi
Ben sol ekonomik anlayışı benimsemiyorum. Ekonomik büyümenin ve piyasa ekonomisinin büyük önemine inanıyorum. Ama bu partinin kurulmasını olumlu bir gelişme olarak görüyorum.İki bakımdan: Evvela çoğulcu demokrasi bu fikirlerin de siyasette temsilini gerektirir. Bildirideki demokrasi vurgusu mükemmeldir. Devletin dinler ve fikirler karşısında tarafsız olmasını savunuyorlar.İslam anlayışında yeni bir perspektifi savunmalarını siyasi kültürümüze önemli bir katkı olarak gördüğüm gibi, ‘sol’ söylemin bütün dünyada piyasa ekonomisini ‘ehlileştirici’ bir role sahip olduğu da kesindir.
Bildiride “üç bozulmaya karşı duracağız” denilerek ad verilmeden AKP’yi ima ederek “iktidarın tahakküm ve dayatma aracı” olarak kullanılmasını eleştirmeleri de elbette olumludur.Bundan başka Numan Kurtulmuş’ta siyasi gösterişten öteye, samimiyetle mütevazı ve mizacen demokrat bir lider profilinin bulunduğunu düşünüyorum.Görüşlerini yeri geldikçe eleştireceğim Has Parti’nin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum
. (Taha Akyol: Milliyet: 03 Kasım 2010)

 

                                 Ne siyasa ne piyasa ! Adil ve paylaşımcI bir sistem mümkün!
  Mustafa Akyol’un Star Gazetesi’ndeki “Abdestli sosyalizm ve problemleri” başlıklı yazısını okuyunca, politik muhafazakârların HAS PARTİ’ye neden itiraz ettiklerine veya soğuk baktıklarına dair ipuçlarının bir kısmını da görmüş oldum.Akyol, kapitalizm eleştirilerimize hak vermekle beraber “her patron zalim, her sermayedar sömürücü olmak durumunda değil” diyerek genelleme yapılmasına karşı çıkıyor ki bu doğrudur. Yani kapitalist sistemlerin cari olduğu bir ülkede elbette ki, her patron zalim, her sermayedar sömürücü değildir. Ancak, bir ekonomik sistemin savunmasını, o sisteme yüzde yüz dahil olmayan kişi/sermaye üzerinden yapmak da eksik bir savunmadır; savunmayı kale önüne değil kale arkasına kurmaktır. Kapitalizmin, kutsallaştırdığı piyasa üzerinden paylaşmayı, dayanışmayı, adaleti, merhameti, vicdanı ihmal ederek toplumu bireyin (ve şirketlerin) emrine amade kıldığı açık bir gerçektir. Has Parti’nin kapitalizm eleştirisi bu açıdan önemlidir.HAS Parti, sistem eleştirisi yapıyor, Sayın Akyol da, bu eleştirilere hak verirken,  “genelleme yapmayın, her sermaye sömürücü değildir” diyerek sistemin sahibi olmayan bireysel uygulamaları örnek vererek sistem savunması deniyor. Dolayısıyla ortaya istisnalar üzerinden yapılan eksik bir savunma çıkıyor. Bu noktada, Has Parti’nin sistem eleştirisi yaptığına özellikle dikkat etmek gerekiyor. Akyol’un “İslam adına Sosyalizmi savunanların” diye başlayan paragrafı; klasik kör düğüşünün veya psikolojik savaşın devam ettiğini gösteriyor. Kapitalizmi, Müslüman'ın yitik malı saymıyorsak bırakın da eleştirelim. Ama her kapitalizmi eleştiren kişiyi de lütfen “Sosyalist” veya “Müslüman Sol” diye kimse soğuk savaş yöntemleriyle susturmaya çalışmasın. “Vahşi kapitalizm” eleştirisi yapanların bunu illa da Sosyalizm adına yaptıklarını düşünmek zorunda değilsiniz. Adalet, merhamet, insaf, dayanışma, hak-hukuk gibi kavramları kendi dünyasına ait kabul eden kim varsa en çok da onlar kapitalizm eleştirisi yapmak zorundadır... Has Parti’nin kapitalizmi eleştirirken sosyalist sistemi önermediği de açıktır. Bizim buradaki cümlemiz tam da şöyledir; Ne siyasa, ne piyasa; ne sağ ne sol, ne kapitalizm ne sosyalizm. Adil ve paylaşımcı bir ekonomik sistem mümkün. Kapitalizm; bireyi, bireyin arzularını, piyasayı, piyasanın kendi oluşturduğu kuralları, şirketleri, sermayeyi temel kriter alırken, Sosyalizm de devleti ve devletin tanımladığı toplumu esas almaktadır. Sonuçta her iki sistem de “insan”ı ihmal etmektedir. Her iki sistem insanı ihmal ettiği için de tabiatı, gelecek nesilleri, toprağı, havayı, denizleri yani hayatı yok saymaktadır. Has Parti her iki sisteme de itirazını “Ne siyasa, ne piyasa” diyerek açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla Has Parti’nin sol ve sosyalizm eleştirilerine, Sosyalistler “Sizi gidi Kapitalistler” sağ ve kapitalizm eleştirilerine de Muhafazakârlar “Sizi gidi Solcu Müslümanlar” diyerek yüz çevirmemeliler, ne dediğimizi anlama gayretinde olmalılar. Üstelik “İslam” bir dindir ve Allah’a aittir. Onun önüne ve arkasına sağ, sol, laik, kapitalizm, sosyalizm gibi ekler getirmek en azından İslam’a haksızlıktır. “İslamcı Sol”  ve “İslamcı sağ”  dahil benzeri her türlü tanımlama gereksiz ve yanlıştır. Ve kimse de “Efendim, ne dediğiniz kadar nasıl anlaşıldığınız önemli” diyerek de aba altından başka bir sopa göstermemelidir. Üstelik HAS PARTİ’Yİ partiyle ilişkisi olmayan bir yazar üzerinden değil kendi fikri üzerinden analiz etmek en iyisidir, en doğrusudur.Has Parti açıkça adalet, özgürlük, merhamet, dayanışma, hak, insaf diyor; zulme, yolsuzluğa, sömürüye, istismara da hayır diyor. Ne siyasa, ne piyasa; ne kapitalizm ne sosyalizm. Adil ve paylaşımcı bir ekonomik sistem mümkündür. Ve biz ne söylüyorsak bunu kendi siyasetimizin, kendi ortak sözümüzün, kendi inancımızın ve medeniyet siyasetimizin gereği olarak söylüyoruz... 
 Erol ERDOĞAN ( 10.05.2011 )

 

 

                                                                     SOL VE OBJEKTİVİZM!

Devrimci (!) sol bir dergi 15. sayfasında ' gerçek İslam nerede, yok ki ' mealinde eleştirel yorum yaparken aynı dergisinin 30. sayfasında bu defa kendileri dışındaki tüm sol grupları emperyalist çizginin emrine girmekle itham etmektedir.. O zaman sormak lazım ' hangisi gerçek sol, yok ki ?!'

Aslında gerçek şu, ' İnsan aklının girdiği her alanda ikilik, farklı yorum, ayrışma olur! Asıl önemli olan ve üzerinde odaklanılması gereken, 'savunulan prensiplerin hayatta karşılığının olup olamayacağıdır; Tarihteki izdüşümlerinin, uygulamalarının olup olmadığı, ideal ve pratik arasındaki uyumun oranıdır! İşte burada sol sınıfta kalır, İslam ise tarihte adını altın harflerle yazdırmış ve yazdırmaya devam edecektir!

Aynı dergi başka bir sayısında 4.sayfada bu defa demokrasiyi de - haklı olarak - bölümlere ayırır... Ama iş islam'ın akıl-insan ile yorumuna gelince itiraz ederler! 

Marksizm, sosyalizm, sol liberteryenizm, sosyal liberalizm, devrimci demokrasi, sosyalist demokrasi, sosyal demokrasi, demokratik sol... Hangisi gerçek sol?

 

 

                                                          DİNE DÜŞMAN OLAN BAYRAĞA DA OLUR!

 

     

 

 

                

 

 

 

 

 

               Kurtuluş savası nasıl kazanıldı veya gezi yolunda ölünce devrim şehidi olunur ama di mi...?!
 

                 

 

                Böyle komünistler yüzünden, komünizm denince akla toplar ve İslam'a duyulan alerji akla geliyor!

 

                   

 

 

 

           Besleme ile İslam düşmanlığına başla, yanına alakasız herkesin karşı olacağı haberi ekle, beraber sür piyasaya!

                                  

                 

 

                                    

 

                          FATİHA OKUMAK, BAŞÖRTÜSÜ, NAMAZ- CUMA NAMAZI BİLE OLSA SADECE- UMRE DÜŞMANLIĞI ... VE SOL !

 

                                          

 

 

          Hıristiyan şair, yazar okutulunca Türk Dili'nde Hıristiyanlık,başlığı atmadılar, hiç bir zaman.
                        Konu ne? Yazarlara Necip Fazıl Kısakürek gibileri de eklendi, olay bu kadara!

 

            

      
                             Ama Artvin'de lise'de teröristlerin resimlerinin okul duvarına asılması normal (!)

 

              
 

 

                                          "ALLAH SEVGİSİ, İSLAM, AHLAK, KURAN" TOPLUMU BÖLERMİŞ...!!!

 

                   

 

 

                  Kapitalizmin yeni merkezi Mao'nun ÇKP, sermaye ile anlaştı ama komünizmliği hala dine işliyor, sevsinler!

 

                                      

 


 

                                                     Türk solu halkından nefret eder

 Eh, bu Rus solu için de pek farklı sayılmazdı: Bolşevikler'in en büyük alçaklığı, işçiyi kapitalistlerden çok daha fazla ezmeleri ve sömürmeleri olmuştur! Sovyet Rusya'da işçinin özgür sendika hakkı da yoktu, grev hakkı da. Partinin ideologları, pişkin bir canbazlıkla, "sen zaten iktidardasın, fabrika senin, kendi kendine karşı mı grev yapacaksın" diyorlardı...Özel izin almadan işyeri değiştirme hakkı da yoktu. Seyahat özgürlüğü de yoktu. Bırakın yurt dışına çıkmayı, bir şehirden başka bir şehire gidebilmek için bile "iç pasaport" almak gerekiyordu, o da herkese kolay kolay verilmiyordu.Fikir özgürlüğünü falan hiç saymadık...

Türk solu da kalkınma istemez.Yani, kalkınma kapitalist yoldan sağlanacaksa "geri kalmışlığı" tercih eder. O zaman hiç olmazsa "yakınma fırsatı" da çıkmaktadır. Türk solu halkını sevmez, yani "bir türlü sosyalist olmayan halka" gıcık kapar. Halkının hiçbir özelliğini, hiçbir inancını sevmez. Onun bir türlü "bilinçlenmediğini" düşünür. Kurban kesenlere küfür eder, sonra gider, kasaptan "gözlerden uzak ve organize bir sanayi sürecinde öldürülüp kesilmiş bir hayvanın etini" alır, ızgara yapar, tava yapar, yanında rakısıyla gövdeye indirir... Bunlar, ...rakıyı dipleyen şehirliler... Bunlar, sevgili kardeşim Haşmet Babaoğlu'nun deyimiyle "yaşadığı hayata ancak alkolde boğulma suretiyle tahammül edebilen" insanlardı. Çünkü, sevmedikleri halk da derin sezgisiyle onları hiç mi hiç iplemiyordu.Yazın Bodrum, kışın Cihangir gibi "kurtarılmış bölgelerde" yoğunlaşmaları, aslında "cinselliği rahat yaşabilmek" içindi. Bütün bu hazin zavallılıklar, şimdi onları, solculuk sanarak Kürt milliyetçiliğini desteklemeye kadar götürdü.  ( Engin Ardıç, Sabah, 27 Eylül 2015 )

 

 

                                            Bir fatiha: Arkadaşım Ahmet Aşık’ın ruhuna mektup

Sana bu mektubu yazmamın sebebi, içinin bütün sızılarını iyileştirecek bir müjde: Türkiye toplumu, Türkiye coğrafyasında yaşayan halklar tarihinde ilk kez bir askeri darbeye yekten karşı çıktı; kurşunlara, bombalara, tanklara, uçaklara, zırhlı birliklere, albaylara, generallere direndi, darbeye geçit yok dedi, kaderine sahip çıktı… Birinci sıradakiler düştü, geri adım atmadı; ikinci sıradakiler düştü, geri adım atmadı; sokakları, meydanları terk etmedi ve hâlâ terk etmiyor. Bizim çok sevdiğimiz eski terimlerle söyleyeyim; bugün Türkiye devriminin, dur şaşırma, evet bugün (27 Temmuz 2016), sıfatsız, mübalağasız, tertemiz, anahtar teslim Türkiye devriminin (hızlandırılmış kapanış bölümünün) 11. günü (11 deyince de aklımıza hemen Marx’ın Feuerbach üzerine 11. Tezi geliyor, farkında mısın: şu, (mealen) artık aslolan dünyayı yorumlamak değil dönüştürmektir diyen tez). Evet, tam dediğim gibi, kulaklarına inan ve artık kalbinin bütün kırıkları iyileşsin, içindeki bütün sızılar geçsin, rahat uyu. Bir göz açıp kapayıncaya geçen ömrümüzde, ömrümüzün son mevsiminde kardeşlerimizi tanıdık.Sala verdiler bütün camilerde: Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Rasulallah!Uyanın dediler minarelerden, güvercinler havalandı; uyanın vatan tehlikededir! Sokağa çıkın, omuz omuza verin, onbeş-yirmi yıldır dişimizle tırnağımızla elde ettiğimiz haklar, özgürlükler, birlikte yaşama bahçeleri, ağız dolusu konuşma, gülme hakkımız, kaderimizin üstüne açtığımız kanatlar, demokrasimiz tehlikededir, uyanın! Diyeceksin ki hızlan; “nasıl, neyle yaptılar?” Elleri, imanları ve kalpleriyle. Darbeye kim karşı çıkıyorsa, tankların üzerine kim yürüyorsa, mânâsı ister tek kat ister otuz kat olsun, ister “hermenötik”e, ister “yapı-söküm”e uygun olsun, önce Ya Allah diyordu, sonra Bismillah, sonra Allahü Ekber. Tamam,Darbeye Geçit Yok da diyordu, Asker Kışlaya da diyordu, Yaşasın Demokrasi de diyordu ama önce Allah vardı ve Allah Ekber’di. Dediklerini tam anlamıyordum ama hepsinin üstüne bir dudak kıpırtısı halinde Vel Hamdü Lillahi Rabbil Alemin’di!Yaklaşık yüz yıllık varlık mücadelelerinde Müslümanlara ve/ya İslamcılara atfedilen, Sivas Madımak katliamı gibi olayların neredeyse tamamının derin devlet operasyonları olduğunu, bu hareketin bugüne kadar silaha başvurmadığını, şiddetin dışında kalmaya, meşru siyaset çizgisinden ayrılmamaya devâsâ bir özen gösterdiğini az çok biliyorduk.Meselâ, hiç şaşırmayacaksın biliyorum ama kayıtlara geçsin diye söylemek zorundayım, darbeye karşı duran yüzbinler arasında, yüzbinlerce Müslümanın yanında devrimci/sosyalist yoktu (“pek yoktu” demeye bile dilim varmıyor Ahmet)Bu ülkenin (hâlâ rahatça vatan diyemiyorum, görüyorsun) buzkıran “devrimci”, “sol”, “kaderine sahip çıkan” gücü, bu ülkenin sahibi, başta Müslümanlar olmak üzere bu coğrafyada yaşayan halk çocuklarıymış, şu on günde öğrendim. Tarihimizde ilk defa, bu coğrafyada demokratik bir siyaset alanı inşa edildiğini ve artık bütün katmanlarıyla bu alanının sigortası ve pusulasının Müslümanlar olduğunu, şu on günde öğrendim.

Peki, sosyalistler ne yaptılar mı diyorsun?

Kaçıncı kez seyrettikleri, oyuncuları belli, giriş gelişme ve sonucu belli bir Türk filmi gibi gözlerinin önünde olup biten bir darbe mekaniği de uyandırmadı onları. 27 Mayısta Mendereslerin, 12 Martta Deniz Gezmişlerin, 12 Eylülde hem Menderes hem Gezmişlerin asılmasına giden Türkiye usulü, standart, konsantre, kör gözüm parmağına birbirinin kopyası darbe süreçlerinde neler olduysa aşağı yukarı aynısı gözlerinin önünde olup bitiyordu; uyanmadıkları gibi bunlara hak verdiler, bu yolda yeni cephaneler imal ettiler.İçinin acıdığını, ağrıdığını, ama hiç şaşırmadığını biliyorum Ahmet; devam ediyorum, ayrıca ve ilâveten:Bir tanesi bile (tam onların on yıllardır hayal ettikleri gibi) bir akşam vakti salalarla dualarla karanlığın kenarından ağır ellerini toprağa basıp doğrulmuş ve adına Türkiye denen bu çorak bozkırın, sonsuzluğun ortasında sanki kımıldanmadan duran bu sakat ve sıska atın, bu Türkiye denilen toprağın bahtını değiştiren o sade, “sıradan” insanların, hani şu dillerinden düşürmedikleri “halkların” yanında darbecilere karşı sokağa çıkmadı, şahidim.Çünkü onlar yobazdı, tutucuydu, gericiydi, Müslümandı, bangır bangır ezan okuyordu; aydınlıktan korkan, aydınlanma karşıtı, çağın gerisinde kalmıştı; örümcek kafalıydı, kara böcüktü; IŞİD’çiydi, kaba sabaydı, düzeysizdi, görgüsüzdü, Anadolu çomarıydı, kıllıydı, göbeğini kaşıyordu, makarnacıydı; demokrat olması, demokrasiye sahip çıkması tabiatları gereği imkânsızdı.Bir tanesi bile, tek bir tanesi bile kemiksiz bir “Darbeye geçit yok” yazısı yazamadı, kemiksiz bir “Darbeye hayır” broşürü dağıtmadı, kemiksiz ve afilli bir “No Pasaran” afişi asmadı, şahidim. Çünkü kendileri sosyalistti, moderndi, aydınlanmacıydı, darbeye karşı çıkmasını Müslümanlardan öğrenecek değillerdi;  Bir teki bile darbenin başarıya ulaşması halinde ülkenin yuvarlanacağı iç savaş cehennemini görüp ürpermedi; bir teki bile ABD destekli bir darbenin ülkenin bağımsızlığına kastettiğini fark edip “Hoop, o kadar da değil” demedi,diyemedi,şahidim. ( Ertuğrul Başer;Serbestiyet.com; 31.07.201)


 

                                                           SOSYALİSTİN AKILCISI BU İSE !

                                                            
                                                                                     (Y. Küçük, 1 Mayıs 1987)

  Yalçın Küçük'ün, 1 Mayıs 1987, İstiklal Caddesi, Emek sineması'ndaki konuşmasından: " Akılcı sosyalist hükümetimizin daha ilk gününde okul ve resmi dairelerin tümündeki cami ve mescitleri kapatacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.Özellikle emekçi yığınların uykusunu da böldürmeyiz. Sosyalist hükümetimizin ilk sabahında minarelerdeki mikrofonları söküp atacağız. İş hayatındaki dinsel öğeli izinlerde bizim sosyalist hükümetimizin ilk günüde kaldırılacak.Bundan da öte toplumun içinde dinsel inançların etkinliğini giderek azaltmak öncelikli hedefimizdir."

 

 

 

                    

 

 

 

SOSYALİST H. DİNK 'DEN:

"Sol duyumu kabartıp tanrıdan uzak mı durayım? Hey solcu arkadaşlar, hey ateist kardeşleri ayıplamayın beni, mezmurlardan dua mırıldanayım."  ( Hrant, s. 639, 641)

 

 


 
                                                  Zülfü Dicleli: ‘Sol hep din düşmanI oldu’
  "
İlk önce dinin gericilik kaynağı olduğu saçmalığından vazgeçmeli. Din bir yaşam tarzıdır. İslam kültürü bizim kültürümüzdür. Halkın diniyle, yaşam tarzıyla arana mesafe koyduğunda, halk seni ciddiye almıyor. Sol bugün namaz kılanı, türban takanı, oruç tutanı gerici görüyor. Oysa bunlar insanların sosyal ilişki biçimleridir, ritüellerdir. Bunların karşısına geçmenin anlamı yok. "
   ( Z.Dicleli:
Geçmişte illegal Türkiye Komünist Partisi’nin yöneticilerinden olan,on yıl Doğu Berlin’de sürgün yaşayan Dicleli,Optimist Yayınları sahibi)

 

                         

                                             

          

                              

 

                                           

 

 Ortada somut, anlamlı ve ulaşılabilir hiçbir siyasi hedefin kalmadığı ve eylem için eylem, çatışmak için çatışmak arzusunun öne çıktığı son derece belirgindi. İsteyen, ‘bu Cumhuriyet tarihinin en kitlesel eylemidir’ diye yazıp dursun. Belki gerçek olan, bu gençlerin kendilerini öyle bir ‘tarihsel ân ve aksiyon’ içinde hissetme özlemidir. Elle tutulur olan şu ki; sokağa yalnızca hırslanmış bir öfke ve nefret ile belki bir kahramanlık ve macera hissi hükmediyordu. Biliyorum ki bunları çıkıp söylemem ve yazmam, şimdi gene bir tepki dalgasına yol açacaktır. Aldırmıyorum. Ben bıktım artık. Bir solcu ve bir demokrat olarak, on yıllardır sol adına söylenen yalanlardan bıktım. ‘Kol kırılır yen içinde’ anlayışından bıktım. Bütün oportünist faydacılıklardan bıktım. Geçmişte ve bugün, benim kendi kuşağımda ve şimdiki kuşaklarda, maksimalist boy ölçüşmeci, saldırgan ve şiddet kullanan kesimlere ‘masum gençlerdir’ veya ‘barışçıl protestoculardır’ veya ‘meşru savunma halindedirler’ diye kol kanat germekten bıktım... Vakti zamanında bana ve bizlere kol kanat gerilmiş olmasından da, şimdi başka gençlere kol kanat germeye çağrılıyor olmaktan da bıktım ve utanıyorum. Günlerdir okuduğum ‘polisin inanılmaz vahşi saldırıları’ teranelerinin (ki yok böyle bir şey; polis kullanabileceği şiddetin belki en fazla yüzde 10-15’ini kullanıyor) yanı sıra, eylemcilerin şiddetinden zerrece bahsedilmemesinden bıktım ve utanıyorum... Sürekli kriz ve sürekli çatışma mantığıyla her türlü şiddeti davet edenlerin, sonra da ‘anne polis beni dövdü’ havasıyla himaye aramasından (ve bazılarının da solculuk gereği veya iktidar düşmanlığı gereği onlara bu himayeyi sunmasından) da bıktım ve utanıyorum. Hükümet demokrat olsun; peki... Ya muhalefet? Acı olan şu ki, Türkiye’de önce muhalefet (ve sol) demokrat olmayı ve dürüst olmayı ve namuslu olmayı öğrenmedikçe, iktidarı ve bütün toplumu demokratlaştıramaz.” (Halil Berktay, kuyerelorg, 17 Haziran 2013, http://www.kuyerel.org/yazarlarimizYaziGoster.aspx?id=1318&yazarId=101)

 

 

 

                                                          TÜRK SOLU DİN - ASLINDA İSLAM - ADINA HER ŞEYE DÜŞMAN!
 

                 

 

                

 

                                             

             

 

                                
                            Halka değil, darbeye güvenen, halktan kopuk 'Türk solu' ! - Hala da değişmedi!-

 

                              


                                                 

                                                             
                  Yazı dizisi
 
  Solculara İslam konusunda pratik öneriler, Solcular İslami cemaatlerle temas etmeli mi?“İslami sol” mümkün mü? , İslam ile solun ortak arayışı: Sosyal adalet,Kurtulmak yok tek başına...” dedik hiçbirimiz kurtulamadı , Yeşil ve kızıl kuşaklar, Sol İslam gerçeğini anlamak istemedi, Birikim’den eski bir tartışmaya yeni soluklar

 

 

 

                                                                            BU KAFA İLE...!

 

 

 

                                      
                                                                             1 Mayıs 2017

                                  

 

 

 

                             

                                                          Özgürlükçü (!)  ispiyoncular !!!

                   

                                    Birgün ve KESK işbirliği ile iftira/ispiyonculuk! - 23.01.2013 -

   

                         Namaza düşman ol, hafızlığa düşman ol... sonra sol neden halkla buluşamadı...!?

       

 

 

                                                       ÇAMURİYET VE HABER GÜVENİ!

  "Panama Belgeleri'nde Türkiye dosyası açıldı: 684 isim var! Casusluktan yargılanan John Dündar'ın Ecnebi Cumhuriyet'i İstanbul Baronları Panama listesinde yer alan Komprador Burjuvazi'nin önde gelen isimlerinden olan İnan Kıraç'a, Ömer Sabancı'ya, Tuncay Özilhan'a, Erkut Yücaoğlu'na gözlerini “fal taşı gibi” kapatıyor… Vuslat Doğan Sabancı ve İmre Barmanbek gibi Doğan Holding'in kurmaylarını da görmezden geliyor…John Dündar Cumhuriyeti'nin bütün bu isimlere zerre miskal eleştirel laf edebilmesi asla mümkün değildir! Mister Dündar, Panama Belgeleri'nden sızan Türkiye'den isimleri manşetine çekerken; iki ismi daha hasıraltı ediyor."   ( Tamer Korkmaz, Yenişafak; 13 Mayıs 2016)
 

 

 

                                               SOLCU GAZETE  (!) VE TATLI SU SOLCUSU GENEL YAYIN YÖNETMENİ !
 

   

 

 

 

                                
        ORUÇ VE DAYAK KLASİK BASININ YALANLARINDAN, CEVAP:
                  https://cehepe.wordpress.com/2015/08/06/yalan-haber-dosyasi/ -     http://www.islamustundur.com/konular/basin.html

        İÇKİ İÇMEK ALENİ İÇİP KAVGA MI ÇIKARSIN İNSANLAR, EV, PAVYON, BAR..., CEVAP:

                                        http://islamustundur.com/sarapnedenharam.html

        OTOBÜSLERE AYRI OTURMAK, CEVAP:

                                         http://islamustundur.com/haremlikselamlik.html

 

 


 

15 TEMMUZ ABD DESTEKLİ DARBE VE TÜRK SOLU

 

 

  Millet canı ile ABD destekli darbeyi engellemeye çalışırken,

aynı anda solcu (!) basın yalan haber ile ülkeyi karıştırmaya çalışır!
 

      

 

 

    15 temmuz darbe gecesi ve sonraki haftalarda ABD düşmanı devrimciler (!) darbe aleyhine tek yürüyüş yapmazken, aşırı dinci-beyni yıkanmış mollalar her gece tanka karşı yürüdüler!

    Darbeyi hem dinci (!) hem ABD ortak yapmıştı; Tam karşı çıkılmalıktı ama solcular her zamanki gibi idiler...!

                     

 

                                                          DARBE GECESİ YALAN HABER BAŞLAR!

                                    

                                          BOL LAF SALATASI AMA MEYDANLARDA SOLCU YOKTU!

Halk Cephesi,  Devrimci Proletarya,  Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP),  Halkevleri, Birleşik Haziran Hareketi, HDP... Sadece boş laf, sloganik cümlelerle açıklama yaptılar!
 

 

                                                                Darbeyi kimler engelledi

“Yaşasın, darbe oluyor, şanlı ordumuz bizi Tayyip’ten kurtarıyor” sesleri, darbenin gerçekleştiği sıralarda pek duyulmadı. Söyleyenler olmuştur, düşünenler çok daha fazla olmuştur, ama en azından ben çok fazla duymadım. Darbenin başarılı olacağı baştan itibaren biraz kuşkulu göründüğü için, askerseverler temkinli davranmayı tercih etti anlaşılan.Asıl tepki darbe püskürtüldükten sonraki günlerde gelmeye başladı.Ama bu tepki de, dizini dövüp “Ah be, ah, beceremediler” diye ağlaşma şeklini almadı. Silahsız insanların öldürüldüğü, kalabalıkların kurşunlandığı, Meclis’in bombalandığı, Ankara ve İstanbul’un düşman şehirleri gibi F-16’larla taciz edildiği bir girişimin başarısızlığı hakkında açık açık üzüntü duymak olmazdı tabii. Üzüntüyü, hayal kırıklığını başka şekillerde ifade etmek gerekiyordu.Önce, “Ah, zavallı erler dövülüyor, canım Mehmetçik, yapılır mı abime bunlar” şeklinde bir ağlaşma başladı.Birkaç saat önce üzerlerine asker tarafından ateş açılan, yanıbaşlarında insanların vurulup öldüğünü gören kalabalıkların ne yapmasını bekliyordunuz? Çiçek mi vereceklerdi askerlere? Tebrik mi edeceklerdi? Ellerini mi sıkacaklardı? Askerlik türküleri mi söyleyeceklerdi?Sonra, askerlerin kafasının kesildiği lafı yayılmaya başlandı. “Kafa kesme” ifadesi tesadüf değil, iyi seçilmiş. Ânında herkesin aklına IŞİD’i getiriyor. Darbeyi engellemek için sokağa çıkan bütün o kalabalığı bir ânda IŞİD ile ilişkilendirmiş oluyor.Ardından, “elleri palalı” ifadesiyle birlikte sakallı ve cübbeli kişilerin fotoğraflarına yaygınlık kazandırıldı. Kemalistlerin, laik orta sınıfların, beyaz Türklerin tüylerini diken diken etmesi garanti olan fotoğraflar. Böylece, sokaktaki kitle yine IŞİD’le, gericilikle, kafa kesicilikle ilişkilendirilmiş oldu.

Bu ülkenin halkı: Zaten sosyal medyada bütün bunların “anlamı” harıl harıl anlatılıyordu: “Hepimizi kesecekler”, “Alevileri kesecekler”, “zaten AKP’nin tabanı bunlardan ibarettir”.Madem darbecileri övemiyorsun, bari darbeyi engelleyenleri yerin dibine sok, değil mi?Türkiye’de başka türlü olması beklenemezdi. Şaşılacak bir şey yok. Kemalistlerin, ulusalcıların, CHP’lilerin, çeşitli Komünist Parti’lerin, Birgün gazetesinin filan hem kitleleri küçük görme hem AKP tabanından nefret etme içgüdüleri elbette devreye girecekti. Başka türlü olamazdı. Bunların aklına, “AKP’li” deyince, “dindar” deyince zaten eli palalı, gerici kafa kesiciler gelir. Zaten “Darbe başarısız oldu, Tayyip’ten kurtulamadık” diye tarifsiz üzüntülere gömülmüşken, bir de cübbeli erkek, başörtülü kadın fotoğrafı görünce üzüntüleri iyice dayanılmaz olur.Bu memlekette cübbeli erkekler de, başörtülü kadınlar da, fena halde dindar insanlar da, tarikat mensupları da yaşıyor. Hem de çok miktarda. Bi alışın artık buna yahu! Üstelik, bu beğenmediğiniz, küçük gördüğünüz, elinizde olsa ortadan kaldıracağınız insanların %99,9’u IŞİD’ci de değil, elinde pala da yok, kafa da kesmiyor. Benim gibi, sizin gibi, normal, sıradan insanlar. Bu ülkenin halkı işte.Üstelik de bazıları tankların önüne çıkma cesaretini gösteriyor; dünyanın başka herhangi bir yerinde olsa hayranlıktan küçük dilinizi yutacağınız bir kahramanlık sergiliyor.

Toplumu kitleler değiştirir: Sağ Kemalistlerin de, “sol” Kemalistlerin de Stalinistlerle ortak özelliği halkı küçük görmektir, yönetilecek bir koyun sürüsü olarak görmektir, “toplumu değiştirmek gerekiyorsa, onu da biz yaparız” inancıdır. Buna bir de orta sınıfların “kaba saba” kitlelerden duyduğu korkuyu eklersek, kendini “sol” zanneden kesimlerin epey bir kısmında son iki üç gündür yaşanan hezeyanı anlamak mümkün olur.Sosyalizm ise, toplumun ancak büyük emekçi kitlelerin eylemi sonucu değişebileceği inancıdır. Büyük kitleler harekete geçtiği zaman bir sosyalist ancak heyecan duyabilir.Kitleler her zaman haklı mıdır? Sağcı olamaz mı? Gerici olamaz mı? Ya kötü bir şey yaparlarsa?Evet, olabilir. Bu sorular elbette sorulacaktır, elbette analizler yapılacaktır, taktikler, stratejiler geliştirilecektir, filan fıstık.Ama önce heyecanla kitlelerin içinde, arasında olmak gerekir. Sosyalist bir örgüt önce tüm varlığıyla kitlenin bir parçası olur, hareketin, tartışmaların içinde yerini alır.Sonra? Sonra ne olacağını kimse önceden bilemez, belirleyemez. Hiçbir şeyin garantisi yoktur. Güçler dengesine bağlıdır; örgütlülük düzeyine bağlıdır; hatta tesadüfî gelişmelere bile bağlıdır.Ne olacağını önceden bilemeyiz. Ama şu kadarı kesin: Hareketin, kitlelerin dışında durup burun kıvıranlardan hiçbir nane olmayacaktır.Bu dediklerim genel. Daha somut bakalım. Cumartesi akşamı sokaklara dökülen kitle askerî darbeyi engellemek için döküldü. Amacı bu olan bir kitle, ister dindar olsun ister puta tapsın, gerici değildir. Haklarının bilincindedir, darbenin anlamını kavramıştır, kendini savunmaktadır. Yani haklıdır.Bu kitleyi küçük gören, desteklemeyen, içinde yer almayan hiçbir kişi veya örgüt sosyalist sıfatını hak etmez.  (Roni Margulies, 19.07.2016 )

 

 

 

 

 

 

                                                    

                      İstanbul'un fethi kutlamasına bakış ve namaz düşmanlığı, derisi demagoji ve yönlendirme

 

 

  

        ABD'CE KURULAN VE KONTROLLÜ BÜYÜTÜLEN SOLCULAR LAZIM OLUNCA KULLANILMAYA DEVAM EDİLİYOR!

 

                                                

 

 

                     Şeriatı bilme ve düşmanı ol, Kolej değil, İmam Hatipleri kapattırmak iste... Al sana Türk tipi sol!

 

 

             

            

 

                                            

 

 

 

      

 

 

 

 

 

 

                      SOL BASIN VE İSLAM KONULARINI ELE ALAN 'YALAN HABER DOSYASI' İÇERİKLİ  YAZIMIZA BAKILABİLİR!

 

 

 

                 

                                       Sol... Korkarım bir "çıkış" yok!  
"Bir solcu; Marks'ı, Engels'i, Lenin'i tabii ki bilecek ama Gazali'yi, İbn-i Rüşd'ü de bilecek. Eğer bunları bilmiyorsanız, ben Kastamonuluyum, Kastamonu'da hiçbir şey anlatamazsınız. Bunları bilmediğiniz, 'bunlardan bana ne' dediğiniz takdirde, bu toplumda büyük bir kesim ile bağlantı kuramazsınız. Elbette Gazali'yi bilmekten çok Gazali'den bugüne uzanan o kültürel iklimi bilmek...Sol, Türkiye toplumunun kültürel köklerini bilmiyor değil, bilmek istemiyor. Dümdüz söyleyeyim...  Namaz kılan bir adam gördüğünde secdeye değen alına değil, çoraplarının tabanına bakıyor. Ezan onun için hayatın folklorik fon müziği; hayatı nasıl şekillendirdiğini öğrenmek istemiyor. Durduğu yeri (sol dünya görüşünü) yakınlaşmak için değil, "yabancılaşmak" için bir imkân olarak görüyor.Bizim solun Kemalist kesimi de, ortodoks sosyalist kesimi de aynı "baba"nın çocuğu.Yani "katı modernliğin" ürünü. Her iki kesim de "aydınlanma"yı terk edemiyor, "uykulu kitleleri mahmuzlayacak güçlere" ihtiyaç duyuyor. O yüzden politik çizgilerinde çekişseler bile gündelik hayatta anlaşıyorlar. İşte sonunda Murat Belge, Ömer Laçiner gibilerini de gördük.
Sıkıştıklarında bir TKP'liden farksız laflar etmeye başladılar; Vatan Partililer gibi darbeye göz kırpar oldular. Toplumlar için ne anlama geldiğini bir türlü idrak edemedikleri dinin yerini gitgide naylonlaştırdıkları "vicdan" kavramıyla doldurmaya çalışıyorlar ki, izlemesi bile acıklı.  (
H
aşmet Babaoğlu: Sabah:19.03.2015)

 

                  

 

                                        

                 Solun ne kadar yerli olduğunun delili bu haberde! Emperyalizmin tüketim çılgınlığına soldan şakşakçı!

 

               

                                                   Kutlu doğum, mescide karşı ol, sonra iktidar bekle...!!!


 

                                                  
                                                                                        
Ülkemin solcularına kapak olsun!

   

         

                                     



 

 

 

                                 
                                                         
              Ey Müslüman, ezik olma!



 

 

 

                                                             SOL BUNLAR OLMAMALI İDİ !


                
     

                                            Çin Proleter partisi çıktı en burjuva parti, iyimi ...!?

 

                              
 

          


 

     2010-2011-2012 devrimcileri fos çıktı. Daha önce Taksim'de kutlanamadığı için bu görüntüler ortaya çıkmıyordu. 2013'te 1 Mayıs Taksim'de - Kazı çalışmaları vardı - yasaklandı. Yeni  görüntüleri 2014'te görücez ancak :)

 

           Dedik ama yoldaşlar bekletmedi :) Sosyalist Enternasyonal yıllık toplantılarını Hilton otelinde yaparlar (12.11.2013)

                                  

 

 

                                                                     68  NESLİ VE ATATÜRK

                      

                                                          

 

                

                                   

 

                         
             Solcu (!) bu adam Cumhuriyet Ankara temsilcisi iken bile aşırı harcamaları nedeni ile gazetesince eleştirilmişti !

 

                                    Sosyalistlerin lideri...!

 

                            

                                  


                                            

 

 

       

 

 


 

 

                                                                               DÜNYADAN !


 

                

 

 

                               

 

    

   

                                   

                           - ÖNCE BOCALAMA DOLU BİR GİRİŞ, ALTYAPIYI HAZIRLAMA, SONRA BOMBA SORU -

     "Sosyalizm, iktidarın emekçi sınıflarda bulunduğu kapitalist toplumdan sınıfsız topluma geçiş sürecidir. Elbette her süreç gibi çelişmelidir; iniş çıkışlıdır... Her sosyalizm biraz kapitalizmdir. Lenin‘in de işaret ettiği üzere, sosyalizmin kuruluşu sürecinde, “hem ekonomi, hem devlet bir yönüyle kapitalist karakterdedir.” Sosyalizm uzun bir süreçtir. Her sosyalizmi kurma girişimi, kapitalizme geri dönüş tehlikesini içerir... Çin’in bu olağanüstü başarısını kapitalizme mal etmek isteyenler kapitalistlerdir. Onlara soralım: Sizin kapitalizminiz ABD, İngiltere, Yunanistan, Portekiz, İspanya, Bangladeş, Pakistan, Mali veya Somali’de niçin Çin’deki başarıyı gösteremiyor ve çöküş alâmetleri gösteriyor? 60 yıl önce başka geri kalmış ülkelerle Çin toplumu aynı düzeydeydi. Farkı yaratan ne?" 
 ÇÜNKÜ DÜNYA YAHUDİ SERMAYESİ PARALARINI ÇİN'DE DEĞERLENDİRMEYE BAŞLADI. O ANDAN İTİBAREN DE ÇİN UÇTU. ZATEN ÇİN'İN KAZANDIĞI PARA'DA ABD BANKALARINA YATIYOR!  BİLİYOR SAKLIYORSA YALANCI, BİLMİYORSA CAHİL....!

 

                                                      

 

 

 

                                                    ÜLKEM, SOL VE ABD!

24 Ekim 1945’de BM’ye girildi.

14 Şubat 1947’de Dünya Bankasına girildi.

11 Mart 1947’de İMF’ye katılındı.

22 Nisan 1947’de Truman Doktrini kabul edildi.

4 Temmuz 1948’de Marshall Yardım Planı kabul edildi.

 

 

 

 


                           Devamı >>
                                                                    Komünist, sosyalist ve Adidas !!!

                                        

                                                  

 

                        
                          ÜLKEMDE SOLCU, TATİLE GİTMEYİ REST ÇEKME OLARAK GÖSTERİP ŞOV YAPAR ANCAK!

 

                                  

Baba solcu (!) uşağunu ABD'de okutacak!

 

                  


                     

                                                               Emperyalist ABD kuklası 'Sosyalist' (!)

                                       

 

                                      

                         

                                    SOSYALİST YPG'NİN SINIRIMIZIN KARŞISINA ASTIĞI BAYRAK! - 16.9.2016 -

  
 

Che'ye göre abd li leşler şehit ...!              

                                        

 

                                              İki emperyalist ülke ve sosyalist hatta ateist PYD!

                                  
                                                 PYD safında geberen Hıristiyan Şehid (!)

 

                          

 

                          Yunan asıllı İngiliz vatandaşı Erik Konstandinos Scurfield adlı kafir teröristin cenazesi

 

         
 

                               ABD kucağına oturan sosyalist YPG, ABD düşmanı Castro ölünce pankart açar! - 27.11.2016 -
 

                  

 

 

                                                              YANDAN ÇARKLI ABD'CİLER!

                           

 

          FKF DARBEYİ ENGELLEYENLERE KARŞI! ABD'DE DARBECİLERLE İRTİBATLI, SONUÇ; AL FKF'Yİ VUR ABD'YE!
 

                          

 

 

 

  

 

 

 

 

        Devamı >>


 

  PKK’liler “Biz Kürtler kendi kurtuluş savaşımızı veriyoruz” diyorlar. Hatta daha da ileri gidiyorlar.“Kendi kurtuluş savaşımız” dedikleri savaşı, Anadolu’da 1919’da başlayan Kurtuluş Savaşımıza benzetiyorlar. Anadolu’da 1919’da başlayan Kurtuluş Savaşımız, yedi düveli karşımıza alarak yapıldı. Oysa PKK’lilerin “Kendi kurtuluş savaşımız” dedikleri savaş, yedi düveli arkalarına alarak yapılıyor!  Başta ABD ile Avrupa’nın önde gelen devletleri olmak üzere, dünyadaki güç odaklarını arkalarına alarak yapılıyor. Öyleyse nasıl bir kurtuluş savaşı bu? Yedi düveli arkasına alan, yedi düvele bağımlı olan bir kurtuluş savaşı olur mu? İşte bu noktada emperyalizm denen gerçeği hatırlatmak gerekiyor. Çünkü hem PKK, HDP hem de destekçileri olan ve kendilerine “Marksist, sosyalist” diyen partiler, örgütler, aydınlar emperyalizm  gerçeğini unutmuş görünüyorlar. Bunlar günümüzde emperyalizmden hiç söz etmiyorlar. Söz etmiyorlar; çünkü ABD ile Avrupa’nın önde gelen devletleri gibi emperyalist, sömürgeci güç odaklarıyla işbirliği yapıyorlar. Sıkıştıklarında “Kurtar bizi ABD”, “Kurtar bizi Avrupa” deyip ABD’ye, Avrupa’ya koşturuyorlar. Halbuki eskiden “Marksistim, sosyalistim” diyen partiler, örgütler, aydınlar emperyalizmi baş düşman olarak görürlerdi. Dünyadaki emperyalist güç odaklarına baş kaldırırlar; onların Türkiye’deki askeri üslerinin kaldırılması için gösteriler düzenlerlerdi. Dünyadaki emperyalist güç odaklarının başı olan ABD’nin 6. Filo askerlerini, 1968’de olduğu gibi Dolmabahçe’de denize dökerlerdi. Emperyalizme bağımlı olmayan bir ülke isterler; “Bağımsız Türkiye” diye yeri göğü inletirlerdi. Hatta işi daha başka boyutlara da götürüp emperyalist, sömürgeci ülkelerin ürettiği malları boykot ederlerdi. Emperyalistlere, sömürgecilere “Go home” derlerdi. Bir zamanlar durum böyleydi. Ne oldu da şimdi bunlar emperyalist ABD’nin Başkanı’na , “Biji Serok Obama”, “Yaşasın Başkan Obama” der hale geldi? Irak’ı işgal eden, Suriye’de konuşlanan ABD askerlerine sevgi gösterisinde bulunacak hale geldi. Hatta ABD bayrağını ellerinde kollarında taşıyacak hale geldi. Dün karşı çıktıkları emperyalist ABD ile sömürgeci Avrupa devletleri, bugün bunların en yakın müttefikleri, dostları. Dün baş düşmanları bugün baş dostları. Kurtuluş savaşı ille de yapacaksanız, yedi düveli karşınıza alan bir kurtuluş savaşı yapın da görelim sizi.  (Lütfü OFLAZ, Star, 09 Haziran 2016  )


 


               

 

                             

 

                        27 Mayıs 1960; gençler kıyma makinesine atıldı,  15 Haziran 2013;panzer altında kaldı... Sol!

 

    

 

                               

      Cumhuriyet'in başındaki Can Dündar, 15 yıldır sigortasız çalıştırdığı editörü Saim Tokacoğlu'nun işine son verdi.

 

                                                                        Sol basın (!)

 

 

                                               İlla ve sadece sol basın mı bir yalan haberde birleşir?

               

 

 

   Mursi’ye karşı darbe yapan generallerin ABD Savunma Bakanı Hagel ve Genelkurmay Başkanı Dempsey’le telefon görüşmesinden hemen sonra harekete geçtiği artık herkesçe biliniyorken emperyalist düşmanı geçinen solculara bakın!
 

 

          

 

 

                        

 

 

 

                                  

 

                    

                                  Asker anladı; AKİT TSK değil, darbe düşmanı, Çamuriyet hala aynı havada...!

 

                               

                               Namazla gericiliği bu kadar kolay kullanan sol sonra sorar, neden halka inemedik!

 

  

                                                                   Sol oldu PKK piyonu!

          

 

 

 

                                    Azıcık vicdan! Terörist; hayatını yitirirken, Başsavcı'yı kamyon 'biçiyor' !'
 

 

 

 

                                                  SAVUNMA BİLE İTİRAF + BİRGÜN GASTESİ ...!

 

                  

 

 

                       

      

 

 

                    
                                       Nobel, barış, darbe...! Bu adam darbenin 2. günü Başbakan atanır!

                                                                    Sol bunlara mı kaldı?

                  

 

 

 

 

 

    ABD'ye düşman iken, dünyayı en az ABD kadar sömüren İngiliz emperyalizmine ses çıkarmayan, hatta bunun farkında bile olamayan, zoru görünce İngiliz hakimiyetindeki Avrupa'ya kaçan, ABD ile mücadele ederken aslında ABD'nin rakibi İngiliz emperyalizmine hizmet eden ülkem solcuları: Askeri hapishaneden, herkesin haberi varken tünel kazıp kaçan (!), aranırken ve her yerde resimleri varken komiserce kimliğine el konulmuşken bırakılan, devrim diye dağ bayır gezerken her köyde devrim yapacağını ilan edip sonra tek tek katledilen, aralarındaki muhbirlerden habersizken, sadık olanları istihbaratçı diye katleden... solcular, bir ülkede devrim (!) ne kadar yapabilir ki....!?

 

 

 

                                                       Solcu (!) Alaton ve Kapitalizmin dibi Soros...!

                                   

 

                                                           

                                                          O yırtık (!) pantalon işçi olduğunun delili di mi, artist!!

 

 

                              

 

 

 

                    ÇAMURİYET! EMPERYALİST ABD CUMHURBAŞKANINI ELEŞTİRİYOR, BUNLAR SÜR MANŞET YAPIYOR!

 

   

 

                                                              Faiz solculukta da yasak diil mi idi?!

 

        

 

 

 

 

 

 

 

                                                     Tıkla   >>      PİYON - DERİN SOL      <<  Tıkla

 

 

                                         

 


                 

 

                                                 SOL, BARDAĞIN SADECE BOŞ TARAFINI GÖREN DADAİSTLER!

 

 

                       

 

 


 

Emperyalizmin merkezi Avrupa'daki istihbarat teşkilatlarının kuklası olan, vatan haini terörist dayı ise, babanız apodur.