Ana Sayfa İrtibat Amacımız    Ateist, Oryantalistlere Cevaplar       Biz Kimiz ? İlkelerimiz
  Hz Muhammed (sav) ümmi mi idi?


                                                               Ümmi  Peygamber

 

Ümmi, Anasından doğduğu gibi kalan; yeni bir bilgi edinmemiş olan; okuma-yazma bilmeyen gibi anlamlara gelir. "Ümm" kelimesinin ism-i mensubu "ümm"e mensup olan, Arap dilinde "ümm"; anne, bir şeyin aslı gibi anlamlara gelir (Firûzâbâdî, el-Kamûsu'l-Muhît, Beyrut 1987, 1891)Kuran’da bazen de mecaz anlamları ile; Anne, asıl (kaynak) dönülecek yer ve süt emziren anlamlarında kullanılmıştır (Abdurrahman İbnu'l-Cevzî, Nüzhetu'l A'yuni'n-Nevazır fî İlmi'l-Vücûh ve'n-Nezâir Beyrut,1985,141-142)

Rasûlüllah (sas)'in okuma-yazma bilmediği genel ulema tarafından kabul edilen bir görüştür: "Ey Resulüm! Sen vahyimizden önce kitap okuyan veya yazı yazan bir insan değildin; eğer böyle olsaydı, batıl iddia peşinde olanlar şüphe edebilirlerdi. (Ankebut, 48) ayeti de bu hususa işaret eder. Elmalılı Hamdi Yazır şöyle bir değerlendirme yapmaktadır: “ İlmî yüceliği ve kemâli, okuyup yazanları aciz bırakan bir peygamber hakkında "ümmî"lik, her türlü şüpheyi ortadan kaldıran ve onun doğrudan doğruya Allah'tan gönderildiğini her türlü şüpheden arınmış olarak ispat eden harikulade bir üstün özelliktir, yani başlı başına bir mucizedir. Bu bakımdan "o resul, o ümmî nebî" vasfıyla anılması, "O, risaleti ve nübüvveti açık olan mucize sahibi peygamber" demekten daha açık seçik bir belagat örneğidir.”  (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak dinî Kur'an Dili, İstanbul, 1979, IV, 2297; Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân; Beyrut, 1965, VII, 298-299)

Hz. Peygamber (a.s.)’ın ümmî, yani okur yazar olmayan bir zat olduğu halde Kuran-ı Kerimde çok çeşitli bilim dallarına ait bilgiler, ilmî prensipler, neticeler, atıflar veya işaretler vardır.Sadece Yahudi ve Hıristiyan dinlerine ve kutsal kitaplarına dair bilgileri göz önünde bulunduracak olursak büyük bir yekün teşkil etmektedir. Ümmi bir peygamberin tüm bu konuları içine alan bir kitap ile insanlığın karşısına çıkmasının birçok hikmeti vardırEn önemlisi de peygamberimiz yazı yazıp okuyabilseydi, Kureyşliler, “O, bu kadar bilgiyi eski kitapları okudu da, oradan öğrendi, Kuran’ı da eski bilgilerine dayanarak yazdı” diyeceklerdi. Zaten günümüz oryantalistleri de benzer iddiaları ileri sürmekte, bu oryantalistlerin yerli uzantıları olan ateistler de aynı görüşlerle efendimize iftirada bulunmaktadırlar.

 

                                   İlk inen ayet “Oku “ emrini nasıl anlamamız gerekir?

   Peygamberimiz tabii ki Kuran'ı okuyordu ama ezberinden! Cebrail ,her indirdiği ayeti O'na ezberlettiriyor ve her ramazan ayında da karşılıklı mukabele ile ezberler kontrol ediliyordu. Bu konuyu “Kuran’ın yazılması, aslı yakıldı mı?” adlı çalışmamızda ele aldık.

 Kuran'ı; Tevrat- İncil'i okuyup, onlardan alıntı yaparak Kuran’ın yazıldığı iddiasına en büyük cevap, efendimizin; Okuma yazar olmaması, Kuran'daki bilimsel ayetler , ayrıca Kuran'daki, Tevrat ve İncil'e zıt, muhalif birçok ayetin bulunması bu iddiaların mesnetsiz olduğunu ispat etmektedir. Yine bu konuda ”Kuran’ı Muhammed mi yazmıştır?” adlı çalışmamızı tavsiye edebiliriz. Efendimizin okuma yazma bilmemesi, bu kaynakları okuyup, derleme imkanından uzak olması bu tur iftiralara cevap verirken bizzat Kuran " Oku" emrini verdikten sonra başka ayetlerle " Onlar adını ellerindeki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları şu okuma -yazma bilmeyen - ümmi - peygamber'e uyarlar." ( Araf, 157 ) , " Geliniz Allah'a ve O'nun okuma yazması olmayan peygamberine, Allah'a ve o'nun sözlerine inanan peygamberine inanınız, O'na uyunuz ki, doğru yolu bulasınız." ( Araf, 158 ) efendimizin okuma yazma bilmediğinin altını çizmekte ve bir çok ayette okuma, düşünme, inceleme emredilirken efendimizin okuma bilmemesi Kuran’da bir eleştiri konusu olmaması dikkat çekicidir.  

Oku emrinin muhatabı efendimiz, - Ezberinden - okumuş, tebliğini yapmış ve insanlara Kuran'ı anlatmıştır. O ümmi ama görevinin bilincinde olan ve her anı günümüzde dahi didik didik edilen yüce bir insan idi.

 Hz Aişe'den rivayet edilen bir hadisi hatırlayalım:  "...Melek geldi ve oku ! dedi. Peygamber "ben okuma bilmem" diyerek cevap verdi. (Allah Resulü anlatmaya devam ediyor) Melek beni tuttu, gücüm tükeninceye kadar sıktı ve sonra bıraktı ve yine oku dedi. Yine “ben okuma bilmem" dedim. İkinci kez beni tuttu, gücüm tükeninceye kadar beni bir daha sıktı ve sonra bıraktı. Yine oku dedi, ben yine “okuma bilmem" dedim. Üçüncü kez beni sıktı ve bıraktı ve yaratan rabbinin adıyla oku..."  (Buhari, Bedu’l-Vahiy,3; Müslim, el-İman, s.152 )

 

                                  Efendimizin ümmi olduğunun delillerinden bazıları:
Ramazan ayında bir gün Hira dağındaki mağarada ibadet ile meşgul iken, bir kimse [Cebrail aleyhisselam] geldi. Elinde ipekten bir örtü vardı. Resulullah efendimiz şöyle buyurmuştur: O kimse bana “Oku” dedi. Ben okuma bilmem dedim. Elindeki örtüyü başımın üzerine koydu. Başımı ve yüzümü örttü. Sonra o örtüyü başımdan kaldırdı ve “Oku” dedi. Ben yine Okuma bilmem dedim. Yine önceki gibi, Alak suresinin " İnsanı bir “alak”tan- döllenmiş yumurtadan yaratan Rabbinin adıyla oku! Oku, insana bilmediklerini öğreten ve kalemle yazdıran Rabbin en büyük kerem sahibidir."  mealindeki âyet-i kerimeleri okudu. Ondan işittiklerim kalbime tamamen yerleşti. (Buhârî, Vahiy: 1)

 Resulullah efendimiz ile Kureyş arasındaki antlaşmayı Hazret-i Ali yazdı. Antlaşmanın başına Bismillahirrahmanirrahim, Muhammedün Resulullah yazdı. O sırada henüz iman etmemiş olan Süheyl bin Amr dedi ki: ( Bizim kitabımıza göre ben Rahmanı bilmem, onun yerine Bismike Allahümme yaz. Muhammedün Resulullah yerine de Muhammed bin Abdullah yaz. Eğer biz Onun Peygamberliğini kabul etseydik, zaten Onunla savaşmazdık.) Eshab-ı kiram ile Süheyl arasında konuşmalar devam ederken, Resulullah efendimiz buyurdu ki: Ya Ali, Onu sil, Süheylin dediği gibi yaz.Hazret-i Ali’nin, edebinden silmeye eli varmadı. Resulullah efendimiz, “Silinecek yeri bana gösterin de orasını sileyim” buyurdu. Gösterdiler ve orasını sildi. ( Müslim, Sahih, c. 3, s. 1411. Ayrıca; İbn Hişam, Tarih, c. 3, s. 332; Ahmed İbn Hanbel,Müsned, c. 4, s. 325 )  

   Okuma yazma oranının çok düşük olduğu Arabistan’da, şiirin yazıya geçirilmesi oldukça geç bir dönemde gerçekleşmiştir. Uzun süre hafızalarda muhafaza edilmiş olan ve kulaktan kulağa nakledilerek İslami dönemlere taşınmış olan şiirin böylesine canlı olarak yaşama imkanı bulduğu Hicaz’ın en büyük kültür merkezi Mekke’de dahi okuma yazma bilenlerin sayısı, rivayete göre yirmiye ulaşmıyordu. Göçebe Araplar arasında okur-yazar bulmak hiç mümkün olmazken, diğer merkezlerde de bu rakam daha aşağılara inmekteydi. Yazmayı öğrenenler, yalnızca buna ihtiyaç duyanlardı. ( Dr. Nihal Şahin Utku, http://www.sonpeygamber.info/islam-oncesi-donemde-arabistan-i- )

  
 “Biz ümmî bir ümmetiz; ne yazı ne de hesap biliriz. ” (Buhârî, Savm 13, 5, 11, Talâk 29; Müslim, Savm 13-15, Hadis no: 1080; Ebû Dâvud, Savm 4, Hadis no: 23129-2321; Nesâi, Savm 17)
 

 “Peygamberiniz okuma yazma bilmeyen, hesapla iştigal etmeyen bir ümmî idi.” (Kurtubî, VII, 190)
 

   Hz. Abbas Mekke’de iken Efendimiz’e hitaben Kureyş’in toplanıp yola (Uhut muharebesi için) çıktığını bildiren bir yazı kaleme aldı. Abbas’ın Benû Gıfar’dan bir adamla gönderdiği mektup Medine’ye ulaştığında Efendimiz mührünü açtı, okuması için Übeyy b. Ka’b’a verdi. Übeyy, okuyunca da ondan mektubu sır olarak saklamasını istedi.” ( Eğer Allah Resulü okur yazar olsaydı stratejik önemi haiz bir mektubu Übeyy’e okutmaz sonrasında da ondan saklamasını talep etmezd. ( Muhammed Rıza, Muhammed Resulullah, Beyrut, ty. s. 80)

Allah Resulü’nün okuma yazma bilmemesi resül ve nebi gibi değişmez sıfatları arasında yer almaktadır. O peygamberler arasında ümmî sıfatıyla bilinmektedir. Nitekim Hz. Musa, Miraç Gecesi’nde onunla karşılaştığında ümmîlik vasfını öne çıkararak “Merhaba ümmî peygamber” diyerek onu selamlamıştır.( Ahmed, Müsned, I, 257)

Ömer Nasuh Bilmen: Bir kere düşünmeli, insaf etmeli, Kur’an-ı Kerim, yüce bir mucizedir. 0 ilâhi kitabı ümmetine tebliğ eden zat, vaktiyle asla okuyup yazmamış, öyle dinî meseleler ile uğraşmamış, sonra kırk yaşına girince o eşsiz belâgati, o hikmet ve hakikat mecmuasını bütün insanlığa tebliğe nasıl kadir oldu? İşte Cenab-ı Hak, bu hususta da inkarcıların dikkatlerini çekiyor (Ve) Yüce Peygamberine hitaben buyuruyor ki: (Sen ondan evvel) o Kuran-ı Kerim’i sana indirmeden önce (hiçbir kitap okur olmadın) hiç bir ilim ve fen ile meşgul bulunmadın (ve sağ elin ile onu yazmadın) o muazzam kitabı alışılmış şekilde yazmaya kadir, ve devam eder olmadın (öyle olsa idi) vaktiyle okumakla yazmakla meşgul bulunmuş olsa idi (elbette ibtale çalışanlar) hakikatları inkâr etmeye ve değiştirmeye cür’et edenler, (şüpheye düşmüş olurlardı) halbuki, Hz. Peygamberin hayat tarihi, ahlâki temizliği kavmi tarafından bilinmektedir. Artık onun aksini nasıl iddiaya cüret edebiliyorlar?  (Ankebut 48 tefsiri)

Kuran bunu açıkça söylerken, ( Ankebut, 48), ona düşman olanlarda Kuran’daki kıssaları kendisini yazdığını ( Ketebeha) söylememişler, Onu başkasına yazdırdı ( İktetebeha) ifadesini kullanmışlardır. ( Furkan, 5) Hz peygamberin diplomatik mektuplarından söz edilirken ‘ Ketebe ila fülan’ ifadesi kullanılmaktadır ki, bununla onun kâtiplerine yazdırmış olduğu mektuplar kast edilmektedir. ( Prof Dr. Abdülaziz Hatip, Kuran ve Hz Peygamber aleyhindeki iddialara cevaplar, s. 62) Hudeybiye anlaşması sırasında, bir metin üzerinde anlaşmazlık çıkınca, Hz peygamber, Hz Ali’ye kelimenin nerde olduğunu sormuş bizzat kendi eli ile silmiştir. ( Prof Dr. Abdülaziz Hatip, Kuran ve Hz Peygamber aleyhindeki iddialara cevaplar, s. 63) Kuran’da Hz Muhammed’in okuma yazma bilmediğini ifade eden ayetler doğru olmasa idi, o dönemdeki müşrikler kesinlikle susmaz, itiraz ederlerdi. (Prof Dr. Abdülaziz Hatip, Kuran ve Hz Peygamber aleyhindeki iddialara cevaplar, s. 65) Ankebut, 47. Ayet ( Sen Kuran’dan evvel bir kitap okumaz ve sağ elin ile onu yazmazdın. Eğer okuyup yazsa idin müşrikler şüphe ederleri.) ayeti inince hiçbir müşrik bu ayete itiraz edip, ‘Yazdın!’ dememişlerdir. Peygamberimizin okuduğunu daha önce çevresi görse idi, onun ilim ve kültürünü, vahiyden değil, başka kaynaklardan elde ettiğine inanılabilirdi. Fakat ümmiliği bu tür bütün imkânları ortadan kaldırmıştır. ( Mevdudi, Tarih boyunca tevhid mücadelesi ve peygamber II/240) Küçük bir kasabada ümmi bir kavmin arasında büyümüş, dağlarda koyun gütmüş, hiçbir eğitim almamış bir kimsenin ne kadar zeki olursa olsun, Kuran gibi mucizevi bir kitabı meydana getirmesi, topluma dönük kurallar koyması, ahlaki kurallar getirmesi mümkün değildir. ( İ F. Ertuğrul, Hakikat nurları, s. 53)

L. Caetani'nin bu husustaki yorumu ise oldukça ilginçtir: "Muhammed'in okuma-yazma bilip bilmediğini tayin etmeye kalkmak beyhude bir gayrettir. Çünkü Muhammed bunu muasırlarından bile saklamıştır. Bununla beraber kanaatimize göre okuma-yazma bilmesi muhtemeldir. Fakat bunu itiraf etmek istememiştir."   ( L. Caetani, İslam Tarihi, IX/163) Yani oryantalist yazar şunu demek istiyor, 'Boşuna uğraşmayın, biz kararımızı önceden verdik, O, okur yazardı. Hatta herkesten de bunu gizliyordu -Ama oryantalist 1400 sene sonra bunu ifşa etti, ortaya çıkardı!- İşin ilginci okuma yazma iddiasında oryantalistte emin değildir; Muhtemel'miş!' Richard Bell benzer ithamda bulunur: " Muvahhidlerden yani Yahudi ve Hıristiyanlardan aldı ama ilk dönemlerde onlardan tanınmamak için, onların arasında görülmedi." ( R. Bell, Who Were the Hanifs?, The Moslem World, XX/122) Saklandı, görülmedi... Halbuki tarihte O'nun hayatı kadar her adımı kayıt altına alınan başka bir lider yoktur!

İşin ilginci Hz Muhammed, "Biz Ümmî bir toplumuz yazmayı ve hesap yapmayı bilmeyiz." ( Buhari, Sahihu’l-Buhari, İstanbul 1982, C. II, savm 13; Ahmed b Hanbel, Müsned, İstanbul 1982, 3, 122,129; Ebu Davud, es-Sünen, İstanbul 1981, C. II, savm 3, er-Razi, Fahrüddin, et-Tefsirü’l-Kebir , C.XV. , s. 20) veya Ankebut 48. ayet okunduğunda her şeye itiraz eden o dönemin müşriklerinin buna itiraz etmemeleri! O dönemde zaten okuma yazma bilenler toplumda az sayıda idi ve tanınırdı: "Kureyşliler arasında yazı bilen 17 erkek bulunduğu şeklinde tarihi rivayetler söz konusudur." ( Belâzuri, Futuhu’l-Buldan, s. 663-664.)

 Hz. Peygamber, yazılı kültür ve ilahi kitap geleneğinden uzak bir çevrede doğmuş ve büyümüştür. Okuma-yazma bilmemesine rağmen bu kadar mükemmel bir hitap tarzı ile gelmiş ve geçmişi kuşattığı gibi geleceğe de ışık tutan ilahi kitabı getirmesi bu şartlarda onun peygamberliğinin en büyük mucizesi olarak alınmıştır. (Gazali, el-İktisad fi’l-İtikad , s.224; Razi, en-Nübüvvât, Kahire 1988, s.181. )

  Harvard Üniversitesi  eski öğretim üyelerinden Prof. Dr. Annemarie Schimmel'in “Hz. Muhammmed” adlı kitabında konu hakkında özet bilgiyi şöyle verir:  "Hz. Peygamber'in ümmî olması, yani 'okuma-yazma bilmemesi', O'nun aldığı ilhamın ve tebliğ ettiği mesajların gerçekliğini kanıtlayan harika bir delildir. Okur-yazar olmayan bir kişinin, Kuran'da zikredilen geçmiş ve geleceğe dair o kadar olay hakkında bilgi sahibi olması başka nasıl açıklanabilir? Hz. Peygamber'in ümmîliği, Kuran'ın Allah'ın kelamı; saf, bozulmamış ve hiçbir tahrifata uğramamış Allah'ın vahyi olduğunun en sağlam kanıtı değil midir? Yetim bir Arap çocuğunun, Kutsal Kitap'ın hemen her sayfasında anlatılan fen ve tarih bilgilerine vâkıf olması başka nasıl mümkün olabilirdi?" (Schimmel, Ve Muhammed O'nun elçisidir, s. 137 ) 

 "Muhammed  bütünüyle ümmîdir."  (Charles Stuart Mills, History of Muhammadanism)   M. Watt ise, Hz Muhammed’in ümmi olduğunu açıkça ifade etmektedir. ( Mohamet, s. 37) J. Schoeps, Hz. Muhammed'in okuma yazma bilmediği için Tevrat ve İncil'i kulaktan duyma bildiğini ileri sürer. (Ekrem Sarıkçıoğlu, Batı Dinler Ttarihinde İslam, s.222)  Renan, Muhammed'in ümmi olduğunu söyler. (Roger Arnaldez, Fransız kültüründe Muhammed peygamberin tasviri , s.74) Oryantalistlerin yazdığı İslam Ansiklopedisinde efendimizin 'Tevrat ve İncil'i okuyarak bilgi elde etmediği' açıkça ifade edilir. ( Muhammed maddesi, VIII/454)  "Hz Muhammed’in tahsili yok idi." ( Lord John Davenport, Hz Muhammed ve Kuran’ı kerim, s.10)  İslam düşmanı ünlü Toledo külliyatının baş mimarı Peter el Venerable, The Summa Totius adlı kitabında, Hz Muhammed'in ümmi olduğu yazar. (İngiliz ve Alman oryantalistlerin Hz. Muhammed Tasavvuru, s. 70) Nöldeke bu konuda şu sonuca ulaşır: Peygamber, her haükarda ne İncil-Tevrat’ı, ne de başka bir eseri okumuştur. ( Geschichte des Corans, s. 16) Hz Peygamberin okuma yazma bilmediğini başka oryantalistler de itiraf eder. Kazimirski, Edward Montet ve Michele Amari bunlardandır. ( Prof Dr. Abdülaziz Hatip, Kuran ve Hz Peygamber aleyhindeki iddialara cevaplar, s. 64)  "Muhammed medeni bir insan olmakla beraber ümmi idi. " ( Mr. Marmaduc Bicthall, Londra’daki Müslümanlık ve çağdaşlık adlı konferanstan nakleden, Ömer Rıza Doğrul, Kuran nedir? s. 107 ) "Peygamber, ümmi yani okuma yazma bilmez bir peygamber, ilahi kalemin önünde duran boş bir sayfadır." ( Gai Eaton, İslam Ve İnsanlığın Kaderi, s. 124)  Nöldeke, Hz Muhammed'in okuma yazması konusunun net olmadığını söyler. ( Zwemer, The Illiterate Prophet, s. 352)

 G. Weil,  Biblische Legenden der Müselmaenner adlı eserinde, Hz Muhammed'in okuyarak değil tamamen sözlü rivayetlerle Kuran'ı oluşturduğunu iddia eder. (274) Bu da dolaylı yönden Hz Muhammed'in ümmi olduğunun itirafıdır. Thomas Carlyle, Hz.Muhammed'in okula gitmediğini, okuma yazma bilmediği hakkındaki görüşün gerçek olmaması için hiçbir sebep yoktur demektedir.(Carlyle, kahramanlar, s. 48) 

Okuma yazma bilmeden, başta ticaret olmak üzere hayatta başarılı olmak mümkün mü, uzağa gitmeden, günümüzden bir örnek verelim. Ülker şirketinin kurucusu Sabri Ülker'in hayatının anlatıldığı kitapta, Ülker firmasının Mersin distribütörlüğünü yapan ve bir de fabrika sahibi olan Hasan Yozgat bakın ne diyor:" Hiç okul hayatım olmadı. Okumam- yazmam yok, hâlâ da bir 'Ayşe' yazamam. Ama hesabım- matematiğim- var." ( Sabri Ülker'in Hayat Hikayesi, s. 595) Sıfırdan kurduğu ülkeyi yönetip, bunun yanında komutanlık, imamlık ( Önderlik ), vaizlik vb. görevler ifa eden bu büyük insanın okuma bilmemesinin hikmeti de ileri zamanlarda ortaya çıkmıştır. Bu ümmi sıfatı, ileride kendisine yapılacak saldırılara karşı, onu temize çıkaran bir vasıf-özellik olmuştur. Okuma yazma bilmeyen biri, başka kitap ve kaynakları tarayarak, onların yanlışlarını almayıp düzelterek ve o zamanlarda Arap yarımadasında olmayan tıp, astronomi, coğrafya, matematik gibi ilimleri özümseyip, yüzlerce yıl güncelliğini koruyacak ve milyonlara hitap edecek çok yönlü - inanç, ibadet, ahlak, muamelat, ukûbât, kıssa..vb. - içeriğe sahip bir kitabı 'yazması, derlemesi, toplaması' ve bunun kaynağının da - Mekke'de yazdı, Medine'de yazdı, Yahudilerden aldı, Hristiyanlardan aldı, Müşriklerden aldı, ortaya karışık yaptı, iç dünyasından üretti, hastalık sonucu ortaya çıktı ...vs.- bir türlü bulunamaması  mümkün değildir!

 

                                            Peki biz  " Oku " ayetini nasıl anlamalıyız?

Okuma yazma öğrenerek ve her türlü müspet ilmi okuyup, yorumlayacak seviyede kavrayarak “Kâinat kitabını” okumaya çalışmalıyız. Efendimiz gibi direk muhatap olduğumuz Cebrail gibi bir melek ve Yüce yaratan (cc) gibi bir yönlendiricimiz yok ama elimizde bizlere gönderilen rehber Kuran-ı Kerim var ve O’nun çerçevesinde tüm evrenin gerçek mahiyeti, anlamı ve tüm yaratılanların hikmeti de ancak ilim ile anlaşılabilir.


 

Soru-cevap: salam aleykum... Peygamber(s) okuma biliyordumu? Neden sordun derseniz neml(91-92)

w.a.s. kardeşim. Efendimiz hafız idi ama karşılıklı mukabele yolu ile - cebrail'e ezberlediğini okuma ile - hafız olmuştu, bu gizlenen bir şey değil aksine mukabele geleneğinin dayanağıdır bu durum  zaten. Geri kalanı yukarıda. muhabbetle.

Mukabele: Karşılıklı ezberden veya yüzüne okunan Kuran'ın dinleyenlerce takip edilmesi geleneğidir. Sünnettir. Kökeni: Her yıl ramazan ayında vahiy meleği Cebrail'in gelip, o zamana kadar gelen ayetleri Peygamberimizle karşılıklı okumalarına dayanır (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid Terc, VII, 316) Önce Cebrail okur, Peygamberimiz dinlerdi; daha sonra Peygamberimiz okur, Cebrail dinlerdi. Cebrail aleyhisselam'ın Kuran'ı getiren bu meleğin yazılı metinden Kuran'ı okuması ne kadar mantıklı ise, Her gelen ayeti önce ezberleyip sonra ümmetine okutan ve yazdıran ( Kuran'ın yazılması konusunda bu konu detayları ile ele alındı ) ve okuma yazma bilmeyen efendimizin de Kuran'ı ezbere değil de yüzünden Kuran'ı okuduğunu iddia etmek o kadar mantık dışıdır. Zaten günümüzde de devam eden mukabele geleneğinde hafız ezbere Kuran'ı okur, diğer dinleyenler Kuran'dan takip ederler.