Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
ÜMMİ NEBİ
                           KUR'AN'IN ILK EMRI " OKU " IKEN, HZ,. RESUL NEDEN OKUMA YAZMA BILMIYORDU ?
   PEYGAMBERIMIZ KUR'AN'I OKUYORDU AMA EZBERINDEN ...CEBRAIL (AS) ,HER INDIRDIGI AYETI O'NA   EZBERLETTIRIYOR  VE HER 
RAMAZAN  AYINDA DA   KARSILIKLI  MUKABELE YAPIYORLARDI... YANI HZ. RESUL   " OKU "  EMRINI   YERINE  GETIRIYORDU AMA 
OKUMA  YAZMA  BILDIGINDEN  DEGIL , EZBERINDEN ! PEKI BUNUN SEBEBI NE?  NEDEN HZ. MUHAMMED  (SAV) OKUMA YAZMA 
BILMIYORDU, BUNUN  HIKMETI  NEDIR ?  ; CUNKU O  YUCE  INSANA  ISLAM  DUSMANLARI SU I FTIRAYI ATIYORLARDI  " SEN BU 
KUR'AN'I ;TEVRAT-INCIL'I " OKUYUP , ONLARDAN ALINTI YAPARAK BU KITABI -KUR'AN'I - YAZDIN !. "  HZ RESUL'UN :
1- OKUMA YAZMA BILMEMESI ,
2-KUR'AN'DAKI BILIMSEL AYETLER ,
3- AYRICA KUR'AN'DAKI ,TEVRAT -INCIL'E ZIT , MUHALIF BIR COK AYET... BU IIDDIANIN GERCEK OLMADIGINI ISPATLAMAKTADIR !
       HZ. RESUL'UN  OKUMA YAZMA BILMEMESI  , BU KAYNAKLARI OKUYUP , DERLEME IMKANINDAN  UZAK OLMASI BU TUR 
IFTIRALARA CEVAP VERIRKEN  BIZZAT  KUR'AN " OKU" EMRINI  VERDIKTEN SONRA BASKA  AYETLERLE "Onlar adını ellerindeki 
Tevrat'ta   ve İncil'de yazılı buldukları şu okuma-yazma bilmeyen - Ümmi -  Peygamber'e uyarlar." ( Araf:157 ) , "Geliniz
 Allah'a ve O'nun   o okuma yazması olmayan peygamberine, Allah'a ve O'nun sözlerine inanan Peygamberine inanınız, 
O'na uyunuz ki, doğru yolu bulasınız." ( Araf :158 )  
    HZ.RESUL'UN  OKUMA  YAZMA SAHIBI OLMADIGININ  BIZZAT ALTINI CIZMEKTEDIR VE OKUMA BILMEDIGI ICIN  BIR AZAR 
ILE MUHATAB OLMAMAKTADIR HZ. MUHAMMED (SAV) , YANI O YUCE INSAN KUR'AN'A AYKIRI BIR IS YAPMAMISTIR ....
OKU EMRININ MUHATABI HZ. RESUL , OKUMUS - EZBERINDEN -,TEBLIGINI YAPMIS VE INSANLARA KUR'AN'I ANLATMISTIR.
CUNKU   BIZZAT O   UMMI - OKUMA YAZMA  BILMEYEN , AMA GOREVININ IDRAKINE OLAN BIRI IDI.
          PEKI BIZ BU  " OKU " AYETI NASIL ANLAMALIYIZ ?:
         OKUMA YAZMA OGRENEREK VE HER TURLU MUSBET ILMI ZIHNIMIZDE TOPLAYIP , ONLARI IC ALEMIMIZDE YOGURUP, 
ILMI SONUCLARA   VARARAK... CUNKU BIZIM MUHATAB OLDUGUMUZ  CEBRAIL (AS) GIBI BIR MELEK VE HZ. ALLAH (CC) 
GIBI BIR   YONLENDIRICIMIZ YOK  !   AMA   BIZIMDE ELIMIZDE  GONDERILEN REHBER VAR ; KUR'AN- KERİM .
        

                    " Muhammed  bütünüyle ümmîdir."  (Charles Stuart Mills, History of Muhammadanism)


                        Objektif batılı anladı, önyargılı yerli gavur anlamadı (!)

      

                                                                  ÜMMİ RESUL
   Resulullah, peygamberliği bildirilmeden önce sahih rüyalar görürdü. Gördüğü rüyalar gündüz aynen çıkardı. Çoğu geceleri Hira dağındaki mağarada ibadet ile geçirirdi. Ramazan ayında bir gün Hira dağındaki mağarada ibadet ile meşgul iken, bir kimse [Cebrail aleyhisselam] geldi. Elinde ipekten bir örtü vardı. Resulullah efendimiz şöyle buyurmuştur: O kimse bana “Oku” dedi. Ben okuma bilmem dedim. Elindeki örtüyü başımın üzerine koydu. Başımı ve yüzümü örttü. Sonra o örtüyü başımdan kaldırdı ve “Oku” dedi. Ben yine Okuma bilmem dedim. Yine önceki gibi, Alak suresinin " İnsanı bir “alak”tan- döllenmiş yumurtadan yaratan Rabbinin adıyla oku! Oku, insana bilmediklerini öğreten ve kalemle yazdıran Rabbin en büyük kerem sahibidir."  mealindeki âyet-i kerimeleri okudu. Ondan işittiklerim kalbime tamamen yerleşti.
(Buhârî, Vahiy: 1)

   Resulullah efendimiz ile Kureyş arasındaki antlaşmayı Hazret-i Ali yazdı. Antlaşmanın başına Bismillahirrahmanirrahim ve Muhammedün Resulullah yazdı. O sırada henüz iman etmemiş olan Süheyl bin Amr dedi ki:(Bizim kitabımıza göre ben Rahmanı bilmem, onun yerine Bismike Allahümme yaz. Muhammedün Resulullah yerine de Muhammed bin Abdullah yaz. Eğer biz Onun Peygamberliğini kabul etseydik, zaten Onunla savaşmazdık.)Eshab-ı kiram ile Süheyl arasında konuşmalar devam ederken, Resulullah efendimiz buyurdu ki:- Ya Ali, Onu sil, Süheylin dediği gibi yaz.Hazret-i Ali’nin, edebinden silmeye eli varmadı. Resulullah efendimiz, (Silinecek yeri bana gösterin de orasını sileyim) buyurdu. Gösterdiler ve orasını sildi. (Şevahid-ün nübüvve)

  
“Sen (ey habibim) bu Kur’ân’dan evvel hic bir kitap okur değildin. Elinle de onu yazmadın. Böyle olsaydı (hak ve hakikati) iptal (ve inkar) edenler elbette şüphelere düşerlerdi.” (Ankebut: 48)

   Okuma yazma oranının çok düşük olduğu Arabistan’da, şiirin yazıya geçirilmesi oldukça geç bir dönemde gerçekleşmiştir. Uzun süre hafızalarda muhafaza edilmiş olan ve kulaktan kulağa nakledilerek İslami dönemlere taşınmış olan şiirin böylesine canlı olarak yaşama imkanı bulduğu Hicaz’ın en büyük kültür merkezi Mekke’de dahi okuma yazma bilenlerin sayısı, rivayete göre yirmiye ulaşmıyordu. Göçebe Araplar arasında okur-yazar bulmak hiç mümkün olmazken, diğer merkezlerde de bu rakam daha aşağılara inmekteydi. Yazmayı öğrenenler, yalnızca buna ihtiyaç duyanlardı. ( Dr Nihal Şahin Utku )

   “Biz ümmî bir ümmetiz; ne yazı ne de hesap biliriz. ” (Buhârî, Savm 13, 5, 11, Talâk 29; Müslim, Savm 13-15, Hadis no: 1080; Ebû Dâvud, Savm 4, Hadis no: 23129-2321; Nesâi, Savm 17)

   “Peygamberiniz okuma yazma bilmeyen, hesapla iştigal etmeyen bir ümmî idi.” (Kurtubî, a.g.e., VII, 190)

   Hz. Abbas Mekke’de iken Efendimiz’e hitaben Kureyş’in toplanıp yola (Uhut muharebesi için) çıktığını bildiren bir yazı kaleme aldı. Abbas’ın Benû Gıfar’dan bir adamla gönderdiği mektup Medine’ye ulaştığında Efendimiz mührünü açtı, okuması için Übeyy b. Ka’b’a verdi. Übeyy, okuyunca da ondan mektubu sır olarak saklamasını istedi.” ( Eğer Allah Resulü okur yazar olsaydı stratejik önemi haiz bir mektubu Übeyy’e okutmaz sonrasında da ondan saklamasını talep etmezdi:  Muhammed Rıza, Muhammed Resulullah, Beyrut, ty., s. 80)

   Allah Resulü’nün okuma yazma bilmemesi resül ve nebi gibi değişmez sıfatları arasında yer almaktadır. O peygamberler arasında ümmî sıfatıyla bilinmektedir. Nitekim Hz. Musa, Miraç Gecesi’nde onunla karşılaştığında ümmîlik vasfını öne çıkararak “Merhaba ümmî peygamber” diyerek onu selamlamıştır.( Ahmed, Müsned, I, 257)

   Ömer Nasuh Bilmen: Bir kere düşünmeli, insaf etmeli, Kur’an-ı Kerim, yüce bir mucizedir. 0 ilâhi kitabı ümmetine tebliğ eden zat, vaktiyle asla okuyup yazmamış, öyle dinî meseleler ile uğraşmamış, sonra kırk yaşına girince o eşsiz belâgati, o hikmet ve hakikat mecmuasını bütün insanlığa tebliğe nasıl kadir oldu? İşte Cenab-ı Hak, bu hususta da inkarcıların dikkatlerini çekiyor (Ve) Yüce Peygamberine hitaben buyuruyor ki: (sen ondan evvel) 0 Kur’an-ı Kerim’i sana indirmeden önce (hiçbir kitap okur olmadın) hiç bir ilim ve fen ile meşgul bulunmadın (ve sağ elin ile onu yazmadın) o muazzam kitabı alışılmış şekilde yazmaya kadir, ve devam eder olmadın (öyle olsa idi) vaktiyle okumakla yazmakla meşgul bulunmuş olsa idi (elbette ibtale çalışanlar) hakikatları inkâr etmeye ve değiştirmeye cür’et edenler, (şüpheye düşmüş olurlardı) halbuki, Hz. Peygamberin hayat tarihi, ahlâki temizliği kavmi tarafından bilinmektedir. Artık onun aksini nasıl iddiaya cüret edebiliyorlar?  (Ankebut 48 tefsiri)

   Elmalılı Hamdi Yazır : “Bu üç nisbetin üçünde de ümmî okuyup yazmaya uğraşmamış manasına bir vasıftır. Ümmîlik sıradan insanlar hakkında kullanıldığı zaman genelde ilim eksikliğini ifade eden bir noksanlık sıfatı iken, bir ümmînin okuyup yazanlardan daha bilgili olması Allah tarafından olağan durumun aksine olarak, çalışıp çaba göstermeden ilâhî bilgilerle donatılmış olması ve vehbî ilimlere sahip olması peygamber için fıtrat yüceliğine delalet eder. İlmî yüceliği ve kemâli, okuyup yazanları aciz bırakan bir peygamber hakkında “ümmî”lik, her türlü şüpheyi ortadan kaldıran ve onun doğrudan doğruya Allah’tan gönderildiğini her türlü şüpheden arınmış olarak ispat eden harikulade bir üstün özelliktir, yani başlı başına bir mucizedir. Bu bakımdan “o resul, o ümmî nebî” vasfıyla anılması, “O, risaleti ve nübüvveti açık olan mucize sahibi peygamber” demekten daha açık seçik bir belagat örneğidir.” ( Bkz. Elmalılı Hamdi Yazır, Hak dinî Kur’an Dili, İstanbul, 1979, IV, 2297; Kurtubî, el-Cami’li Ahkâmi’l-Kur’ân; Beyrut, 1965, VII, 298-299)

   " De ki: “Ey insanlar, elbette ben, göklerin ve yerin hükümranı, Ondan başka ilah bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah’ın, hepiniz için gönderdiği resulüyüm. Allah’a ve Onun ümmi nebi olan Resulüne uyun ki doğru yolu bulasınız. "  (Araf: 158)