Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
ÇIPLAKLIK VE TESETTÜR  ÜZERİNE NOTLAR


 
                                               "Tesettür, kemik erimesi yapIyor" -muş!-  (Sabah: 28.10.2005)

     Gazete akılları sıra, "sözde doktor"lardan delil de getirip, şöyle dediler:"Kadınların çoğunda, kapalı giyimden dolayı, güneş ışığından az yararlanmaya bağlı kemik erimesine rastlandı!"Hatırlarsınız; Aynı iddiayı, bir zamanlar "Netekim Evren" de dillendirmiş ve demişti ki; " Başını örten kadınların zekâsı gelişmez!"O da, "güneş ışığı"na dayandırmıştı iddiasını!..

                                           
                  SEFA HOCA'DAN SON NOKTA
    Ne var ki;"Hekim"liğine güvendiğim, "araştırma"larına itibar ettiğim Doç. Dr. Sefa Saygılı, oynanmak istenen oyunu, "tek cümlede" bozdu!..Dedi ki;"Kemik erimesinin oluşmaması için; bir cildin, haftada iki gün yarımşar saat el ayası büyüklüğünde güneş görmesi yeterlidir. Vücudun herhangi bir parçası güneşi görebilir. Yüz olabilir, eller ve ayak olabilir. Başını örten kişilerin yüzü ve ellerinin açık olması, kemik erimesini engellemeye yeterlidir."
      Ve sordu:"Kemik erimesi, insan hayatının tabii bir sürecidir.. İlaç firmaları, kemik erimesini özellikle abartıyorlar!.. Çünkü, ortada büyük bir pazar var ve bu pazarda büyük paralar dönüyor!.. Medya da, maalesef buna alet oluyor!..Ama, asıl sorulması gereken soru şu: Kemik erimesi olayını öne çıkaran medya; insanların çıplak olmasından dolayı oluşan cilt kanserleri hakkında niye yayın yapmıyor?"Evet, niye yayın yapmıyorlar?.."Plaj"larda oluşan ve son derece "itici bir görüntü" arz eden "kahverengi benek"leri niye yazmıyorlar?..Yazarlar mı hiç?..O zaman, kadınlar "örtünmeye" başlar!.. Örtününce de; "röntgencilik" biter!.. Dahası, "Soy oğlum soy!.. Daha çok kadın soy ki; tirajımız patlasın!" diyen Zafer Mutlu'lardan mahrum kalır Türkiye!..

                                    Kemik erimesinin sebebi kapalI giyim değil, kalsiyum eksikliği
    Kimi uzmanlar bunu bir hastalık olarak görürken kimileri de insan ömrünün doğal bir süreci olarak değerlendiriyor. Menopozla birlikte vücutta östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak kalsiyum eksikliği oluşması kemiklerde erime sürecini hızlandırıyor. Çünkü östrojen kalsiyumun kemiklerde tutulmasını sağlıyor. D vitamini de kalsiyumun bağırsakta emilimini kolaylaştırıyor. Güneş ışınları vücutta zaten var olan D vitamininin açığa çıkmasına yardımcı oluyor. Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Saime Demirci, gerekli olan D vitamininin sağlanması için vücudun herhangi bir yerinin güneşle doğrudan temas etmesinin yeterli olacağını söylüyor.El ve yüze temas eden güneş ışığının da D vitamini ihtiyacını karşılayabileceğini belirten Demirci, "Evde camları açıp içeri dolan ışıkla da güneşlenilebilinir...D vitamini ihtiyacı, kadınların inançlarına aykırı bir şey yapmalarını gerektirmiyor." diyor. 30 yaşından itibaren her kadında kemik kaybının başladığına dikkat çeken Dr. Demirci, kaybın azaltılması için yaşam tarzına bakmaksızın bütün kadınlara bu yaştan itibaren her gün kalsiyum takviyesi almalarını öneriyor. Demirci, ihtiyaca göre D vitamini de verdiklerini söylüyor.Kemik erimesinin tek sebebi D vitamini eksikliği değil. Sigara ve içki kullanan veya hareketten uzak bir yaşam tarzı süren kadınların, adet düzensizliği olan, ailesinde osteoporozlu hasta bulunan, özellikle 40 yaşından önce yumurtalıklarını aldırmış ve menopoza girmiş kadınların, hastalığa karşı daha duyarlı olmaları gerekiyor.
( Zaman:28 Kasım 2005 )
                                     Güneşten faydalanmak için, yüz ve ellerin açIk olmasI yeterli

   Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Dr. Mustafa Gürkan Taşkale, kadınların baş ve vücutlarını örtmelerinin güneş ışığından istifade etmelerine engel olmadığını söyledi. Dr. Taşkale, "Bilimsel olarak da ispatlanmıştır ki, sadece el ve yüzün günde 20 dakika kadar güneş ışınlarına maruz kalması D vitamini oluşması için yeterlidir." şeklinde konuştu. Türkiye'de D vitamini eksikliği görülme oranının yüzde 40 olduğunu belirten Dr. Taşkale, bu oranın genel olarak bütün kadınları kapsadığını vurguladı.( Zaman:05 Eylül 2007 )


                                 
                   

                       


                                                       Bronzlaşmayla deri erken yaşlanIyor
  Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Emel Erkek, "sağlıklı bronzlaşma" olmadığını belirterek, "Bronzlaşmak, deri yaşlanmasını peşin olarak kabullenmek ve deri kanseri riskini göze almak demektir." uyarısında bulundu.Doç. Dr. Erkek, bronz tene kavuşmak isteyenlerin aldıkları risklere ve bu risklerden korunma yollarına yönelik yaptığı açıklamada, deri yaşlanmasının büyük oranda güneşle ilgili olduğunu, bu nedenle yazın saat 10.00 ile 16.00 arasında mümkün olduğunca güneş altında kalınmaması, ayrıca sürekli güneşten koruyucu kremler kullanılması gerektiğini bildirdi. Deri yaşlanmasında başlıca rolü yüzde 80'lik bir oranla güneş ışınlarının oynadığını belirten Doç. Dr. Erkek, "fotoyaşlanma" adı verilen güneş ışınlarına bağlı yaşlanmanın, güneşe maruz kalan el üstleri ve yüz gibi bölgelerde belirgin olarak görüldüğünü, sık sık tatile gitme, solaryuma girme gibi son yıllarda değişen hayat tercihlerinin tehlikelerine işaret etti. (Zaman:14 Ağustos 2008)

                             
               
                                                            "ÇIPLAKLIK, APTALLAŞTIRIYOR!"
                                         
                                           
     Ne o, şaşırdınız mı?.."Dahasını" yazıyordu Sabah;"Aptal kadınlar çıplaklaşmıyor,Çıplak kadınlar aptallaşıyor!"Evet, aynen bunları yazıyorlardı!.. Hadi, tarihini de vereyim: 23 Nisan 1999'da... Yerini de söyleyeyim: "16. sayfa"larında!..
                              
                                        
      ÖRTÜN, PROBLEMİ ÇÖZ, YA DA SOYUN, GERZEKLEŞ!
     Bugün "Tesettür kemik erimesi yapıyor" diyen Sabah, bakın 23 Nisan 1999'da neler yazmış;"İnsanlık 2000'li yılların eşiğinde bir büyük meselesini daha çözdü.Bilim adamlarının bulgularına göre, sanıldığının aksine aptal kadınlar çıplaklaşmıyor, çıplak kadınlar aptallaşıyor.Bu sonuca, toplam 350 gönüllü kadın ve erkeğe zeka testleri uygulayan iki Amerikalı psikolog ulaştı. Barbara Frederickson ve Tomi-Ann Roberts adlı psikologlar deneklere, matematik sorularının ağırlıklı olduğu testler uyguladılar.Kadın ve erkek denekler bir defa tam giyimli olarak ve bir defa da mayo-bikini giymiş olarak testlere tabi tutuldular.Şok sonuç: Çıplak ya da çıplağa yakın derecede giyimli kadınların zihinsel yeteneklerinde ani bir düşüş görüldü. Giyimli halde en zor, girift denklemleri çözebilen kadınların, bikini giymiş haldeki performansları vitrin mankenlerini aratıyordu.Erkeklerin zeka seviyeleri ise giyimli olup olmadıklarından etkilenmiyor."
                                    
                       
           
 


                                                                 KADIN "APTAL" OLMALI Kİ ... !

      Noktasına ve virgülüne dahi dokunmadan, aynen aktardım haberi!..Gördüğünüz gibi;Kadınlar, "çıplaklaştıkları" oranda aptallaşıyor!.. "Giyimli" oldukları oranda ise, "en zor ve en girift problemleri çözebiliyor!"Evet; "çıplak" ya da "çıplağa yakın açıklıkta" olduğunda "zekâ erimesi" başlıyor!..Bu olay üzerinde, uzun uzun "tahlil"ler yapılması gerekir diye düşünüyorum!.. Bana göre; en önce kadınların "çıplaklığa isyan" etmesi lâzım!..Çünkü efendim;Çıplaklığı "özgürlük" diye sunan erkeklerin, aslında "aptal kadın" istedikleri gibi bir sonuç çıkıyor ortaya!..Öyle ya;Kadın "çıplak" olduğunda; aynı zamanda "aptal" da olacağı için merhum Osman Yüksel Serdengeçti'nin ifadesiyle "kafeslemek" kolay!.."Başörtüsü yasağı"nda niye ısrar ettikleri şimdi daha iyi anlaşılıyor!.. Çünkü, "başörtülü" kızlar, "zekâ kaybı" yaşamadıkları için; "başarılı" oluyorlar ve "derece" yapıp, "birincilik kürsüleri"ne çıkıyorlardı!..Oysa, "göz zevkleri bozulan erkekler" için; "kadın" dediğin "kürsüde" değil, "yatakta" olmalı!..Yaaa, şimdi anladınız mı "Vehbi'nin kerrakesi"ni?!?Adamların, "dinsel simge"ye saldırıp, "cinsel simge"ye kucak açmaları boşuna değilmiş meğer!..Sabah öyle yazıyor ha;"Çıplaklık, kadınları aptallaştırıyor!"Demek oluyor ki;Ortalıkta "aptal kadın" sayısı hayli azaldı!.. Bu yüzden de, "tesettür kemik erimesi yapıyor" iddiasını ortaya atıp; akılları sıra "aptal kadın sayısının artmasını" sağlayacaklar!..Onlar da haklı birader;"Çıplak" pozlar veren "aptal"lar olmasa, sayfalarını nasıl dolduracaklar?..Ve de "ne" satacaklar?!?En büyük "sermaye"leri, çıplak kadınlar!..Tiryakilere karşı şarapseverler!Şunu, bir türlü anlayabilmiş değilim: "Sigara yasağı yaygınlaştırılmaya" çalışılırken "alkol içme özgürlüğü" niye teşvik ediliyor!.."Laikliğin beşiği Fransa'da" bile, "şarap" şişelerinin üzerine "sağlığa zararlıdır" yazılması tartışılırken, "Fransa yoldaşı Türkiye"de, alkole gösterilen bu "sınırsız hoşgörü" acaba niye?..Öyle ya; alkol içenlerin çocukları ya "zekâ özürlü" ya da "beden özürlü" oluyor!.. Açıkçası, "sakat" doğumların çoğu, "alkol"den!.. İçenlerin çoğu da, zaten "ayyaş!"Ne yani; "sigara" zararlı da, alkol "faydalı" mı?.. Yoksa, medya kurmaylarının çoğu "şarapsever" olduğu için mi kopuyor bu curcuna?.. Anlayamadım gitti !
 

  
                                                  Demek ki dekolte ile akıl ters orantılı !
 

                  MODACILAR, çIplaklIk unsurunu defIlelerInIn bIr numaralI unsuru halIne getIrdI
      İlk keşfedildiğinde büyük yankı uyandıran ve bütün defilerlerde kendine yer bulan transparanın artık fazla işe yaramadığını gören modacılar, artık mankenleri soyup soyup podyuma itiyor. Fransa'nın Paris kentinde 1999-2000 Sonbahar/Kış koleksiyonunu tanıtan Stella Cadente de aynı yola başvurdu. Üzerinde sadece minicik bir şort ve çizme bulunan mankene tasarladığı kürkü giydiren Cadente, doğal olarak hedefine ulaşmayı başardı. (Sabah: 09 MART 1999)

                                                  BazI kadInlar neden açIk, dekolte, teşhirci giyinir?
  Bence bu tamamen " özgüven eksikliği " ile açıklanabilir.Kendinde eksik gördüğü alanlardan dikkatleri farklı yöne çekmek için kadınlar soyunur. Aklı mı, bilgisi mi, görgüsü mü, fiziki bir yerini mi, ... eksik hissetmektedir bazı kadınlar bunu  perdeleme için göğüs-bacak açarak hile yoluna sapmaktadırlar. Yani kendi iç dünyalarında kendilerini huzursuz eden yönlerini başkalarının fark etmemesi için erkeklerin zaaflarından olan çıplaklığı kullanarak  hedef saptırdıklarını zannetmektedirler.
  Ayrıca modern (!) ortamda çalışan kadınlara bakalım. Çoğu mini türü giyinirken erkeklerde öyle şortlu- kapri giyinme zorunluluğu hiç hissedilmemektedir. Yüksek topuklar, aşırı makyaj,... Nedir bu kadınların çektikleri?! Sitemizden bir haber verelim: Avrupa'da kadınlar yaşları ilerledikçe estetiğe milyarla harcıyorlar, " İş yerlerinde kalabilmek için!". Neden, çünkü daha genç kızların ilgi ve işte daha fazla ön plana çıktıklarını ifade etmektedirler.
  Lütfen kimse " Kadın beğenilmek ister" lafı ile olayı saptırmasın. Beğenilme konusunun ucunun  iki taraf içinde hatalı, yanlış alanlara kapıyı açmamasına dikkat etmelidir.
  Etrafımıza bu gözle bakınca bir çok örnek göreceğimize eminim.
  Evli olup ta eşini yarı çıplak yanında dolaştıran erkekler için de aynı şey söz konusudur. Erkek (!) şu veya bu nedenle kendini bir noktada ezip görür. Kişiliği sorunludur. Kendinde bu eksik fark edilmesin diye eşini ön plana çıkarır. İlgi kendinden dağılır, o anı kurtarır koca...! " Bakın ben ne kız tavladım, sizin ağzınızın suyunu akıtan bu kadına ben sahibim" diye hava basar aslında eşini gözlere pazarladığının farkında değildir!
 Konu ile bağlantılı bir konu: Erkek karısını kıskanmaz mı? Ne zaman ki kıskanmaz artık ona değer vermiyor demektir. Eşin " Bana güvenmiyor musun?" sorusuna en uygun cevap: " Sana değil, çevreye, ortama güvenmiyorum." olmalıdır! Her gün 3. sayfa haberleri nasıl oluyor. Sapık, sadist, manyak doldu ortalık. Biz deli gibi çevremizde sapık aramıyoruz ama açık kadınlarında bu manyakları çektiği bir gerçek.Tabii ki tüm bunlar eşini hayattan soyutlayacak, ona baskı yapacak aşırı kıskançlığa neden olmamalıdır.
 Erkekte kadın da eğitilmeli, kişilik kazanmalı, maddi manevi donanımları tam olmalı, kadın da erkekte dış görünüş, maddi imkan...ile değil, kişilik, ahlak, bilgi ile değer kazanmalı. Yoksa bu ikilem sonsuza dek devam eder.
  NOT: Bu yazı dini- islami değil, şahsi bir yazı-görüş olarak yazılmıştır!

 

                                                                                      ZİHNİYET !
                                      

    


    

                                                                   Ve sonuç

                  

                      


       
Önemli  Not :
      Yazımızı  tamamlayan " İslam ve Kadın Hakları " baslığı altındaki yazıları okumadan kesin bir sonuca varmayınız lütfen. Asla kimseyi ne rencide ne itham etme niyetimiz var. Amacımız İslami görüşü O'nu anlayabildiğimiz ölçüde ifade etmek ve  kadınlar üzerine kurulan " Açılmadan değer kazanamazsın " propagandasını ifşa etmektir!